Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Necros_Spellweaver wrote:"Vedui', dalharuk d'lil Olath Ilhar. Ol zhah bwael ulu kyorl jalbyr du'ased dalhar d' Lloth. Usstan assure dos, gaer zhah nau ssrig'luin ulu eszak bauth uns'aa abbil."
"ust dos an'yui ussta erg'lesen gajak mayoe usstan orn treat xuileb dos abbil"

Yilmax drow'un ne amaçla burada olduğunu anlayamıyordu. Genç büyücü çırağının da bulunması iyiydi ama Harbormm ve diğerleri hala Finrod hakkındaki sorusuna hala cevap vermemişlerdi.

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Squan
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 557
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Squan »

Salvador, insanların neden bu yaratığa saldırdığını anlamıştı sonunda. Ardından komutan Cervantes in bu durum karşısında ne yapacağına baktığında onu ağlarken görmeyi beklemiyordu. Bu bir an salvador un boşta bulunmasına sebep olmuştu. Acaba onu bu kadar duygulandıran yada üzen şey neydi. Bir anda bağırışları hatırlayarak insanlara geri döndü.

"Bu yaratığı linç etmek yerine muhafızlara teslim edebilirsiniz! Onlar daha adil şekilde davranacaklardır. şimdi herkes dağılsın. Bu yaratıkla bundan sonra biz ilgileneceğiz!"

Halkı dağıtarak koboltu bir muhafızlara teslim etmeyi düşünüyordu.Ardından Cervantes in yanına gidecekti...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon
Contact:

Post by Sylvos »

Yilmax, cücenin görüşlerine göre yeni gelen karaelf ile iyi anlaşıyordu galiba.

"Ha unutmadan.." dedi dalgınlık ve, "Finrod. 10 kasabaya orkların kurdukları kahrolası tuzaklardan birine_birkaçına çarptı. Görünmezdi, bir çukura düşmüş olabilirdi çünkü ortalıkta gözükmüyordu. Sanırım şu büyüleriniz üzerinizdeyken ölünce hep öyle kalmıyordur herhalde?"
"Gitmek ama nereye gitmek Harbormm? Nereye gitmemizi planladığını bir açıklasan daha iyi olurdu. Hem büyülerimi kullanmayı pek planlamadığımı itiraf etmeliyim. Bu çok fazla tehlike yaratır..."
"Buraya geliş amacımız 10 kasabayı kurtarmaktı. Cervantes doğrudan bu büyük ordu üzerine yürümüş olamaz. Geri çekilmiş olmalıdır. İçimden bir ses hala yaşıyor olabileceklerini söylüyor. Orklar bizden daha yavaş olmalı. Onları bulma ve savaşa bitmeden yetişme imkanımız var. şu böcüklere binersek daha fazlasını gözlemleyebiliriz havadan. Gerçi hiç böcük sürmedim ama başka şansım-şansımız yok galiba dedi umutsuzluk dolu bir sesle.

Birkaç saniye sabırsızla bekledi, hiçbir yanır alamayınca konuşmasını sürdürdü:
"Eğer bir an önce yola koyulursak daha fazlasını görebiliriz!"
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

V'ladhek herkesin konuşması bittikten sonra dalgınca konuşmaya başladı " Finrod malesef yolda hayatını kaybetti..Yetişemedik ona yardım edemedik.." dedi hüzün dolu bir sesle..

Sonra devam etti " yolda bir eve saklanmak zorunda kaldık ve o evde de işte gördüğünüz bu kara elfi bulduk. " sesindeki düzensizliği yok etmeye çalıştı..Biraz duraksamadan sonra " Sevgili drowdan güzel cevaplar bulduk.."

Derin bir nefes aldı " Halkın Kuzey e doğru gittiğini öğrendik.Kuzeyde bir yere oradaki dağların yamaçlarında bir yere.. " bir kaç dakika bekledi sessizce..

O dağ yamaçlarında bir yer bir şey vardı ve bilmedikleri bir yere gidiyorlardı..Ama orcların çok istediği..Biraz bunun üzerinde düşündü ve fikirler üretti kendince.

"Hah bu arada unutmadan sanırım benim atım hafif bir kişiyi daha taşıyabilir mesela..Hımm.Hastlich olabilir mesela istermisin dostum?" gülümseyerek gnomeye doğru baktı.

Sonra gözlerini Barra ya doğru çevirdi.." Sanırım drow yolculuğun burada bitiyor ha? "Horcoel e doğru baktı ve biraz düşünceli bir şekilde konuştu sadece onun duyabileceği şekilde " Drow un bizimle gelmemesini nasıl sağlayacağız? " dedi sinir bozucu bir tonda..

Arkadaki elf ve Yarı orcla konuşmamıştı .." Siz efendiler kimsiniz? " dedi ciddi bir şekilde ama konuşmasında aşşağılama yoktu sadece ciddi davrandı o kadar.

Yeterince zaman kaybetmişlerdi bir an önce karar verip gitmeleri gerekiyordu zaman geçiyordu ve şu an zamandan önemli bir şey yoktu..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
WereWolf
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Thu Sep 15, 2005 10:00 am
Contact:

Post by WereWolf »

Konuşmaları takip etti Kurtadam,anladığı kadarıyla bir dostlarını kaybetmişlerdi.
.." Siz efendiler kimsiniz? "
İlk başta bir half-orc a baktı daha sonra sakin bir şekilde konuşmaya başladı;

'' Adım Azazel ve bir kurtlorduyum,Dragonfly ın bir temsilcisiyim ben ''

Parçalanmış gözü bir an için gene sızladığında aralarında bir şifacının olması umuduyla devam etti;

'' [/i] Aranızda yaralarımı kapatabilecek bir şifacı var ise çok minnettar olurum,buraya gelmeden bir bölük orcla savaştım ve yaralarımın durumu pek iyi değil''

Konuşurken bile yaralarının verdiği acıyla titriyordu arasıra,Yeni gelenlerden bu konuda ona yardım edebilecek biri olup olmadığını görmek için göz gezdirdi.
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"Vith ulu jal shinduago xellased!Alu ulu l' ves charnag d' Rendan!" dedi Barra, Horcoel ve V"ladhek"e bakarak. Sonra da kısık bir öksürükle boğazını temizledi ve kendinden emin bir sesle konuştu.

"Çok basit SÃ?R V"ladhek." Dedi drow ünvanı vurgulayarak. Görünüşe göre V"ladhek"in söylediklerini işitmişti. Tabi, elf kulakları.. "Drowun sizinle gelmemesini sağlayamayacaksınız."

Drow sümkürür gibi bir ses çıkardı ve omuzlarını dikleştirdi. Sonra çevresine bakındı ve böcekleri gördüğünde kaşlarını çattı.

"Shinduago xellased lu' ninta xa'huuli shar! Beyler, acaba neden böceklere binip gitmeyi denemiyoruz?"
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"Uzun sürecek yargı istemiyoruz, şimdi verilecek cezayı istiyoruz!"

Halk tekrar galeyana gelip kobolda saldırmaya başladı. Cervantes"i hala fark eden olmamıştı. Salvador ise tek başına kimseyi durduramıyordu. Bir an gözlerine halkın arkasında muhafızlarının huzursuzca kıpırdandıklarını gördü. Herhalde harekete geçip geçmemek için emir bekliyorlardı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Kadından sadece iniltiler ve histerik çığlıklar yükseldi. Ilyamain"i duyduğu konusunda hiçbir tepkide bulunmadı. Ilyamain"in eli, kadının saçları yerine alnına gitti. Ateşi çok yüksekti ama...çok da terliydi. Bu tuhaftı çünkü ateş ve ter bir arada olmazdı.

Kadın nöbet geçirircesine titriyordu. Adam titrek bir sesle Ilyamain"in sorusuna cevap verdi.

"B-bana söylemediler. Sanırım daha ucuz bir otacı bulmamdan korktular. A-ama site anlatabilirim.

Birkaç gün önce karım Limerik Ormanı"na girmişti. Geldikten bir saat geçmemişti ki ateşi çıktı. Halsizdi zaten. Sonra...sonra terlemeye başladı. Ardından da bu nöbetler. Bilinci gidip geliyordu.

Hemen otacıları çağırdık ama...biliyorsunuz işte. Neler olduğunu bilmiyoruz."

Ama Ilyamain biliyordu. Ateş ve terin birlikte olması kesinlikle hastalıklardan kaynaklanmazdı. Kadın zehirlenmişti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

Yilmax a gitti gözü ve " şu lisanı ve dili azınıza almasanız çok sevinirim saklamak istediğiniz bir şey mi var? " dedi ciddiyetle sonra biraz düşünceli gibi durdu.

" Hımm..Barra yeterince düşünemiyorsun galiba..Arada aksilikler mi var?" sesi normal çıkmıştı sonra konuşmasına devam etti " sorabilirmiyim..Aaa neyse zaten farkedecekler " dedi önemli olup olmadığını umursamayarak..

Gözleri tekrar Barra nın boynundaki kolyeye kaydı..Boş boş biraz baktıktan sonra " evet böcekleri kullanabiliriz. HARBORMM haklı.. " Barra nın söylediklerini umursamadan sözlerine devam etmişti.

Ã?nündeki adamın elf in -Azazel- yanına doğru gitti " Hey sanırım burda ilgilenmemiz gereken biri var . Yaraları ciddi ha? " dedi gülümseyerek ..

Bu işi halledip hemen gitmeleri gerekiyordu çünkü vakit kaybedemezlerdi..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

Dekotta bir süre sessiz kaldı, iki gurup karşılaşmıştı ve ne yapacaklarını görüşüyorladı. İki drow buluşmuştu ve araları çok kötü görünmüyordu. Yeni gördüğü kızıl cüppeli drow oldukça kabul görmüş birisine benziyordu ve bu Dekotta'nın oldukça garibine gitti.

Rahip bu iki drow'un konuşmalarını dinledi, Loth'un çocuklarının arası pek de kötüye benzemiyordu ama yine de kızıl cüppelinin şüpheleri olduğu açıktı.

NOT: Drowların dilini bilmeme karşın yukarıda yazdığınız metinleri çözmekte güçlük çektim, birkaç drowca sözlükten çeviri yaptım ama bazen çok önemli sözcüklerin karşılığı olmuyo. Bu nedenle konuşmayı anlayamadım. Dm bu konuşmaları bana yollayabilir mi? ya da sözlük olarak kullandıkları şeyi yollarsa o da olur.

Gurupta yaralılar vardı ve bir ruhban bu çevrede olsa oldukça iyi olurdu. "İnsanları iyileştirmemekten haz almamam ne kadar da talihsizlik" diye içinden geçirdi Dekotta. Bu pislikler hala kendi tapınağından şüpheleniyorlardı. Buraya gelip ölüleri kaldıracaklarından. Lanet olası iyi tanrıları Oren'in de ölüm tanrısı olduğunu unutuyorlardı galiba." İyi insanlar hep bu kadar aptal oluyorlar işte " diye düşündü Dekotta gurubun birşey üzerine karar vermesini beklerken.

O zaman Dekotta kimliğini saklama kararının isabetli olduuna kesin kanaat getirdi, onların iyiliği için çalışsa bile bu adamların bunu kabul edeceğini hiç sanmıyordu.

"Ben Elemsar'ım, bu kasabaya aslında yardım almak için geliyordum fakat gördüğüm kadarı ile buranın benden daha çok yardıma ihtiyacı var." dedi Elemsar kendisini tanıtırken. Savaşçı olduğunu söylemesine gerek yoktu zaten, üzerindeki kaplama (fullplate) zırh ve elindeki dev kılıç(great sword) herşeyi ortaya koyuyordu.

Konuşurken Elemsar kılıcına hafifçe yaslanmış gurubun zekilerinin yapacakları şeyleri kararlaştırmasını bekliyor, bu esnada karşısındaki kişileri analiz ediyordu. Herkeisn ne yaptığı yaklaşık olarak ortadaydı ama en büyük düğüm bu iki drowda çözülüyordu.

"Keşke şu herif drowca konuşmamalarını istemeseydi" diye düşündü karanlık rahip ama olmuşa çare bulunmazdı. En azından bişeyler öğrenebilmişti.

Biryerlere sığınmaktan bahsetmişlerdi, bu yer neresi olabilirdi acaba ve arkalarındaki tehlikenin tam anlamıyla ne olduğunu bilmiyordu rahip. Guruptakiler arkasında Lord Yeminer'in parmağının olabileceğini düşünüyorlardı ama bu cahillerin laf salatasından öteye birşey değildi. Lord Yeminer'in basit bir kasabaya orcları saldırtmaktan kazanacağı fazla birşey olamazdı. Bu işin arkasında daha değişik şeyler olmalıydı ve Dekotta bunu çözmeye niyetliydi.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Zehir, ama hangi Zehir? Tam olarak teşhis koyamamıştı. Yine de... Yine de bunun için zamanı olmadığını düşünüyordu. Zavallı kadın bilincini kaybetmişti ve bu hiç de iyiye işaret değildi. Zehrin zamanını geciktirebilirdi. Ama bu da bir çözüm yolu değildi. Derhal bir şeyler yapmalıydı! Hem de hemen...

Derken aklına geldi.

Sırtında ki çantayı çıkartarak yere bıraktı ve artık her kıvrımını ezberlemiş olduğu çantanın ipini açarak kapağını araladı. Ã?antaya elini daldırdı ve içindeki ufak ceplere sabitlenmiş olan bir çok şişenin üzerinde, soldan sağa doğru elini gezdirdi.

Bir - İki - Üç- Dört - Beş

Evet Dört ve Beş...

Sırayı bozmamak için beş numaralı, ufak şişeyi aldı ve her şeye rağmen durumu riske atmamaya, açık yeşil olduğunu bildiği sıvıyı doğrulatmaya karar verdi.

Elinde ki ufak şişeyi yanında varlığını hissettiği genç adama doğru kaldırarak "Açık yeşil, değil mi?" diye sordu ve ekledi. "Son bahar yaklaştığında çimenlerin almaya başladığı o nahoş renk. En açığından?" Ruhundaki tüm heyecana rağmen gülümseyerek adamı rahatlatmaya çalıştı.

Bu şişenin açık yeşil olduğunu biliyordu. Kör olmadan önce pek çok kez iyileştirme gücüne sahip iksirler taşımıştı ve bu iksirleri de aldığı simyacıya doğrulatarak özellikle yerleştirmişti ve... ve özellikle de kokularını çok iyi biliyordu...

Adamın cevabını bekleyecek ve ardından ufak şişeyi kadının dudaklarının arasına boşaltacaktı. Eh tamam dudaklarını bulmak için biraz yoklaması gerekecekti ama... Yine de bir sorun olmaması için Tanrısına dua ediyordu. Bu kadının iyileşmesi için Tanrısına dua ediyordu ve adamın cevabını dinleyerek şişeyi kadının dudaklarının arasına boşaltmaya hazırlanıyordu. (Potion of Neutralize Poison)
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon
Contact:

Post by Sylvos »

WereWolf wrote:'' [/i] Aranızda yaralarımı kapatabilecek bir şifacı var ise çok minnettar olurum,buraya gelmeden bir bölük orcla savaştım ve yaralarımın durumu pek iyi değil''.
Harbormm sakalını sıvazlayarak kurtadama baktı.

"Hmm. Mmm.. Yaraların benim gücümle kapanacak gibi değil ama yine de bu acını azaltacaktır."

Kurtlorduna yaklaştı. Cücenin soğuk gözlerinin derinlerinde bir ışık belirdi. Konsantresini toparladı ve transa geçermiş gibi elini adamın yarasına yaklaştırarak gözlerini yumdu. Ve melodik, aynı zamanda yavaş bir sesle fısıltıyla Tanrısına dua etmeye başladı..

"Yüce Oren, Adaletin Tanrısı. Burada adaleti ve düzeni getirmek için savaşıyoruz. Ve bu uğurda alınan yaraların, dökülen kanların hepsi sizin bize verdiğiniz bu yüce görev uğrunadır. Eğer bu adamın alın yazısı tükenmediyse, eğer hala yapılması, savaşması gereken şeyler varsa ona sıhhat bahşedin..."
_______________________________________________________

RP DIşI NOT:

Kullanılan özellik: Cure Moderate Wounds
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
WereWolf
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Thu Sep 15, 2005 10:00 am
Contact:

Post by WereWolf »

Yanına yaklaşan cüceye dikkatlice baktı,cücelerin zırh giyminme sevdasını unutmadan edemedi zaten bu cüce de diğer bir örnekti
"Hmm. Mmm.. Yaraların benim gücümle kapanacak gibi değil ama yine de bu acını azaltacaktır."
Kurtadamın içinde artan yaşama arzusunu hissetti,bedeni sanki bu arzusunu karşılıyorcasına düzeliyordu.En azından artık zihni yaralarına değil görevine odaklanabilirdi.

Kurtadam cüceye döndü;

'' Sana minnettarım cüce efendi '' Saygıyla cüceye selam verdi.

Grubun vereceği kararı bekledi...
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Black_Rider
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 230
Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
Location: İst
Contact:

Post by Black_Rider »

Vladhek "Hah bu arada *Gülümseyerek* cevap vermeyi unuttum.Evet Eldarin i ve Yilmax ı tanıyoruz.. " dedi yumuşak bir ses tonuyla ve yüzünde bir tebessüm oluşturarak büyüceye cevap verdi.Diğer grupla karşılastıktan sonra Selemor Yılmaxı görmüştü ama başbüyücü Eldarin ortada yoktu.Ama bu sorusunun cevabı çok gecikmedi.Gnomun anlattığına göre başbüyücü Eldarin gaz bulutu olup ayrılmıştı.Gümüşyüz adındaki arkadaşlarının goblinlerle ile yapılan savaşta düştüğünü anlattı.Cüce konuşmasında bir öneri yaptı."Belki şu büyüleriniz.. Bize çabuk gitmemizde yardımcı olabilir mi?" dedi cüce.Bu cüceler ne kadar da kıt beyinli olabiliyorlar biz büyü ağının bozulduğunu söylüyoruz o bize büyüden bahsediyor diye içinden kırkırdadı.

Yılmax onu farkettiğinde gülümseyerek "sanırım çırak dostumuzu bulmuşsunuz." dedi.Selemor başıyla büyücüye selam verdi.Herkesin konusması bıttikten sonra Vladhek konuşmaya başladı.Vladhek halkın kuzeye doğru yol aldığını söyleyince büyücünün içine bir ferahlık gelmişti.Babasının yaşadığına dair bir umut doldu içinde bunu kesin olarak bilmesede gönlünden geçen buydu.Grupta iki drow bır yarı orc ve bır kurt lordu vardı.İnsanlar bu ırkları kotulugu temsil eden veya guvenilmez ırklardan gorurlerdi ama büyücüye gore hic bir kişi ırkına gore kotu muamalesi yapılamazdı .Önemli olan o kişinin içinde iyilik olmasıydı ve iyilik için savaşmasıydı.Hatta Selemor kotu kişilerin bile iyilik yapabileceğini düşünürdü.Bu yüzden kara cüppeli giymiş olan abisini hep iyi yola ikna etmek istemişti.Selemor abisini anınca kalbi hüzenle doldu bir an...

Kurt lordu yaraları icin yardım istedi.Cüce ona yardım edebileceğini soyledi ve dua etmeye başladı.Cüce Tanrı Orene dua ediyordu.Selemorun gözleri faltaşı gibi açıldı.Aralarında demek Lord Orenin inananları vardi.Bu demek oluyorduki Lord Oren bu şavasta yanlarındaydı.Selemor içinden Lord Orene teşekkür etti.

Büyücü cücenin kurt lordunun yaralarını iyileştirmesini izledikten sonra konuşmaya başladı"Ben Selemor Githalasım ve 10 kasabalıyım dedi diger gruba."Eger sakıncası yoksa hemen yola koyulalım .Burda cok zaman kaybettik.Kasaba halkının bize ihtiyaci olabilir.Böceklerimi kullanırız yoksa yayamı gideriz bilmiyorum ama derhal yola koyulmalıyız dedi büyücü.Büyücünün sesinde babası icin halkı icin telas vardı.
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Sylvos wrote:"Ha unutmadan.." dedi dalgınlık ve, "Finrod. 10 kasabaya orkların kurdukları kahrolası tuzaklardan birine_birkaçına çarptı. Görünmezdi, bir çukura düşmüş olabilirdi çünkü ortalıkta gözükmüyordu. Sanırım şu büyüleriniz üzerinizdeyken ölünce hep öyle kalmıyordur herhalde?"]
"Unutmadan mı? Hey kendine oren şövalyesi diyen cüce! Bu nasıl bir konuşma tarzıdır! Sen seninle birlikte gelen bir yoldaşının ki size yardım etmek zorunda değildi, hala da değiliz. ölümünün ardında alay eder gibi konuşursun sefil yaratık. O sefil beynine şunu iyi sok kendini şövalye sanan cüce! Bir şövalye benim bildiğim kadarıyla ölenlerin ardından bu kadar saygısızca konuşamaz. Ne üzgünlük belirtisi ne de bir mahcubiyet belirtisi göremiyorum sende. Sizinle birlikte size yardımcı olmak için bir konsey büyücüsü geliyor ve onun ölümüne izin vermenin dışında dalga geçer gibi konuşuyorsun. şimdi, ımmmh şimdi ya özür dilersin ya da usta Eldarin'e verdiğim sözü tamamladıktan sonra seninle bizzat ilgilenirim. (Alaycı bir konuşma tarzıyla) Oren şövalyesi..." Sinirden yerinde duramıyordu. Bu cüce nasıl olurda bir büyücünün ardından saygısızca konuşurdu? Bu kendini ne sanıyordu?
Sylvos wrote:"Buraya geliş amacımız 10 kasabayı kurtarmaktı. Cervantes doğrudan bu büyük ordu üzerine yürümüş olamaz. Geri çekilmiş olmalıdır. İçimden bir ses hala yaşıyor olabileceklerini söylüyor. Orklar bizden daha yavaş olmalı. Onları bulma ve savaşa bitmeden yetişme imkanımız var. şu böcüklere binersek daha fazlasını gözlemleyebiliriz havadan. Gerçi hiç böcük sürmedim ama başka şansım-şansımız yok galiba dedi umutsuzluk dolu bir sesle.

Birkaç saniye sabırsızla bekledi, hiçbir yanır alamayınca konuşmasını sürdürdü:
"Eğer bir an önce yola koyulursak daha fazlasını görebiliriz!"
"Yanındaki yoldaşının ve Aynı tanrıya inanan bir melek soyunun ölümü hakkında bu şekilde saygısızca konuşan bir kişiden on kasaba halkı hakkında endişelenmesini düşüneceğimi bekleme Harbormm. Bence sen sadece kendini düşünen bir ahmaksın. Sana şu anda katlanıyorsam sadece usta Eldarin'in sana güvendiği içindir, hoş bu iş bittikten sonra usta Eldarin'in düşüncelerini değiştirmek için elimden geleceğimi yapacağım. şimdi nereye gitmemiz gerekiyorsa bir an önce gidelim..." Sinirlerini yatıştırması gerekiyordu ki o sırada Selemor'un selam verdiğini görerek başıyla hafifçe selamına karşılık verdi ve

"Selamlar olsun Ak Cüppeli Selemor. Anlatman gereken birçok şey var ama bunları senden şuradan uzaklaşınca duymayı tercih ederim..."

Diğer drow hala sorularına cevap vermemişti ve gerçekten iğrenç görünüyordu. Bu kadar iğrenç görünüşlü biri nasıl olurda büyücü cüppesi giyerdi? Drow'sa sorularına hala cevap vermemiş fakat gruptaki diğer insanlara kendi kadim dilinde küfredip duruyordu. Bu drow'un matron ananın onu aramaları için gönderdiği drow'lardan olduğunu düşünüyordu. Birkaç hata daha yapması ile kendini açığa çıkarırdı nasıl olsa. En azından adını öğrenseydi belki...



Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest