Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Horcoel"in görüşü anında değişmişti. Ã?evresindeki bazı kişiler normal görünürken, bazıları kırmızı bir şekilde parlıyor, bazılarında ise bu kırmızıya siyah tonları da ekleniyordu. Ama çok fazlalardı. Kalabalığın arasında azımsanamayacak kadar görünüyordu. Horcoel arkasına döndüğünde bu sefer de geride çok fazla sayıda, aynı şekilde parlayan minik şekiller gördü. Horcoel parlaklıkları yüzünden onları düzgünce görüp ne olduklarını anlayamasa da V"ladhek arkalarındaki bu şekillerin yüzlerce kobold olduğunu görebiliyordu.
Ama Barra"dan iz yoktu. Veya iz vardı ama Horcoel bu kadar şeklin arasından seçemiyordu. Ama Horcoel, kalabalığın arasında yayılan en güçlü aurayı tespit edebilmişti. Orada gerçekten de kötü birisi vardı. Ama çınlayan bir ses bir şey yapmalarını engelledi.
"Aaaah, çekilin beceriksiz herifler! Bir kuru kalabalığı kontrol altına alamadınız! Ã?ekilin! Ã?ekilin! Ã?EKİLİN!"
Görebildikleri kadarıyla yaşlı bir kadın kalabalığı bastonuyla yararak Cervantes"in yanına varmıştı. En sonunda da kalabalık içinde tuhaf bir hareketlenme yaşandı ama ne olduğunu göremiyorlardı. Kadın sonra Cervantes"in eğildiği yere eğildi.
Ama Barra"dan iz yoktu. Veya iz vardı ama Horcoel bu kadar şeklin arasından seçemiyordu. Ama Horcoel, kalabalığın arasında yayılan en güçlü aurayı tespit edebilmişti. Orada gerçekten de kötü birisi vardı. Ama çınlayan bir ses bir şey yapmalarını engelledi.
"Aaaah, çekilin beceriksiz herifler! Bir kuru kalabalığı kontrol altına alamadınız! Ã?ekilin! Ã?ekilin! Ã?EKİLİN!"
Görebildikleri kadarıyla yaşlı bir kadın kalabalığı bastonuyla yararak Cervantes"in yanına varmıştı. En sonunda da kalabalık içinde tuhaf bir hareketlenme yaşandı ama ne olduğunu göremiyorlardı. Kadın sonra Cervantes"in eğildiği yere eğildi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Azazel bu sırada kendisini teselli etmeye çalışıyordu. Ã?aresizce çevresine bakınıyordu ama gözleri kabilesinden başka hiçbir şeyi görmüyordu. Onların akıbetlerini bilmiyordu.
Sonra kendisine geldiğinde gözlerini diktiği yerde, dağlardan birinin yamacındaki bir yerde bir kurdun olduğunu gördü. Kurt, sessizce, kıpırdamadan orada duruyordu.
Sonra kendisine geldiğinde gözlerini diktiği yerde, dağlardan birinin yamacındaki bir yerde bir kurdun olduğunu gördü. Kurt, sessizce, kıpırdamadan orada duruyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Selemor ve Dekotta böceklerin yanlarından ayrılmışlardı ve evlerin arasındaki sokaklara girmişlerdi. Sokaklar bomboştu, bu yüzden caddelere yöneldiler.
Caddeye çıktıklarında artık insanların uyanmış olduklarını ve toparlanıyor olduklarını gördüler. Hepsi perişan görünüyordu. Küçük çocukların hemen hepsi ağlıyordu zaten. Baktıkları her insanın gözlerinde bir umutsuzluk ve bir yılmışlık ifadesi vardı.
Selemor sorabilecek kimse göremiyordu çevrede. Sonra caddenin epey ilerisinde cüppeli bir adam gördü. Emin değildi ama bir büyücü olabilirdi. Tabi her cüppeli de büyücü olacak değildi.
Caddeye çıktıklarında artık insanların uyanmış olduklarını ve toparlanıyor olduklarını gördüler. Hepsi perişan görünüyordu. Küçük çocukların hemen hepsi ağlıyordu zaten. Baktıkları her insanın gözlerinde bir umutsuzluk ve bir yılmışlık ifadesi vardı.
Selemor sorabilecek kimse göremiyordu çevrede. Sonra caddenin epey ilerisinde cüppeli bir adam gördü. Emin değildi ama bir büyücü olabilirdi. Tabi her cüppeli de büyücü olacak değildi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Slach, yanında Maximillian ile birlikte kalabalığı izliyordu. Zehiran onlara beklemelerini söyleyip kalabalığın arasına girdiğinde bile seslerini çıkarmamışlardı. Maximillian oldukça melankolik göründü Slach"a. Görünüşe göre tutuklanmak Maximillian"a epey koymuştu.
Sonra birden Maximillian öne doğru birkaç adım attı. Bakışları öfkeyle dolmuştu. Slach bakışlarını takip ettiğinde gerilerindeki caddedeki bir adamı gördü. İri yarı bir adamdı ve buyurgan tavrlıydı.
Maximillian kendisini toparladı ve kızararak Slach"a özür dilercesine "Denial"ı şehirde terk eden demirci." diye mırıldandı.
Slach tekrar o tarafa baktığında, demircinin hemen yanındaki sokaktan iki şeklin çıktığını gördü. Birisi beyaz cüppelere sarınmıştı, diğeri ise iri yarı zırhlı bir savaşçıydı.
Bir çatırtı, Slach"ın dikkatini tekrar kalabalığa çekti, ama neler olduğunu anlayamadı.
Sonra birden Maximillian öne doğru birkaç adım attı. Bakışları öfkeyle dolmuştu. Slach bakışlarını takip ettiğinde gerilerindeki caddedeki bir adamı gördü. İri yarı bir adamdı ve buyurgan tavrlıydı.
Maximillian kendisini toparladı ve kızararak Slach"a özür dilercesine "Denial"ı şehirde terk eden demirci." diye mırıldandı.
Slach tekrar o tarafa baktığında, demircinin hemen yanındaki sokaktan iki şeklin çıktığını gördü. Birisi beyaz cüppelere sarınmıştı, diğeri ise iri yarı zırhlı bir savaşçıydı.
Bir çatırtı, Slach"ın dikkatini tekrar kalabalığa çekti, ama neler olduğunu anlayamadı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Hastlisch mağaralardan birisinin önüne alçaldığında içinin tuhaf bir şekilde pürüzsüz halde silindirik olduğunu gördü. İçeri girmesi tehlikeli olabilirdi, ama Schön küçük olduğundan daha az tehlike altında olurdu.
Baykuş içeri girdiğinde Hastlisch de dışarıda onun gözlerinden görüyordu. Yukarı doğru dik sayılabilecek bir eğimi vardı mağaranın. Schön kenardan uçmaya devam ediyordu. Ama en sonunda tuhaf, kalın, demir parmaklıklara geldi. Parmaklığın arkasında mağarayla aynı boyutta dev bir kaya duruyordu. Hastlisch içgüdüsel olarak Pasteur"un üzerinde gözlerini kıstı. Görünüşe göre bu bir savunma mekanizmasıydı. Parmaklıklar bir yerden kaldırılıyor olmalıydı. Onlar kaldırıldığında kayalar hızla yuvarlanıp mağaradan çıkıyor, ve surların önündeki düşman ordusunun ön saflarını parçalıyorlardı. Aşağıda rampa gibi bir oluşu sayesinde mağaranın varlığı yerden bakan birinden gizleniyordu. Bu şekilde iki yanda da birer mağara vardı.
Schön, mağaradan geri dönerken Hastlisch de diğer şeyleri incelemeye başlamıştı bile.
Baykuş içeri girdiğinde Hastlisch de dışarıda onun gözlerinden görüyordu. Yukarı doğru dik sayılabilecek bir eğimi vardı mağaranın. Schön kenardan uçmaya devam ediyordu. Ama en sonunda tuhaf, kalın, demir parmaklıklara geldi. Parmaklığın arkasında mağarayla aynı boyutta dev bir kaya duruyordu. Hastlisch içgüdüsel olarak Pasteur"un üzerinde gözlerini kıstı. Görünüşe göre bu bir savunma mekanizmasıydı. Parmaklıklar bir yerden kaldırılıyor olmalıydı. Onlar kaldırıldığında kayalar hızla yuvarlanıp mağaradan çıkıyor, ve surların önündeki düşman ordusunun ön saflarını parçalıyorlardı. Aşağıda rampa gibi bir oluşu sayesinde mağaranın varlığı yerden bakan birinden gizleniyordu. Bu şekilde iki yanda da birer mağara vardı.
Schön, mağaradan geri dönerken Hastlisch de diğer şeyleri incelemeye başlamıştı bile.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Slach oldukça sıkılmıştı. İçinde bir hırs ve nefret giderek büyüyordu. Tutuklanmış olmak ona çok koymamıştı ama bu olayın sebepsiz olması işte içinde büyüyen nefret buydu. şimdilik olanlara itaat ediyordu fakat zamanı gelince birşeyler değişecekti. Slach etraftaki olaylara aldırış etmek istemiyordu. En azından bir yargılanma süreci umduğundan kaçarak kendini haksız hale sokmak istemiyordu.
Slach uzaklarda bir hedef kestirmiş gibi ileriye bakıyordu. Maximillanın kıpırdanamasıyla slach dikkatini yerden alıp maximillana verdi. Slach'ın gözleri ona ne yapacağını bilmez bir ifadeyle bakıyordu.İlk konuşan maximillan oldu. " Denial'ı şehirde terk eden demirci." dedi. Bu durum slach'ın hiç umrunda değildi. Bu yüzdem söyleyecek birşey bulamadı. Yinede her ne kadar meraksız da olsa demircini olduğu yöne baktı.
Ufak bir çıtırtı yine dikkatini bozmuştu. Etrafına tedirgince bakındı. Kendi kendine " Düşüyrsun uzun kulak. Bu kalakbalıkta bir çıtırtı normal." dedi fakat bu sesin neden ürküttüğünü düşünmeye çalışıyordu.
Slach uzaklarda bir hedef kestirmiş gibi ileriye bakıyordu. Maximillanın kıpırdanamasıyla slach dikkatini yerden alıp maximillana verdi. Slach'ın gözleri ona ne yapacağını bilmez bir ifadeyle bakıyordu.İlk konuşan maximillan oldu. " Denial'ı şehirde terk eden demirci." dedi. Bu durum slach'ın hiç umrunda değildi. Bu yüzdem söyleyecek birşey bulamadı. Yinede her ne kadar meraksız da olsa demircini olduğu yöne baktı.
Ufak bir çıtırtı yine dikkatini bozmuştu. Etrafına tedirgince bakındı. Kendi kendine " Düşüyrsun uzun kulak. Bu kalakbalıkta bir çıtırtı normal." dedi fakat bu sesin neden ürküttüğünü düşünmeye çalışıyordu.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
-
Black_Rider
- Kullanıcı

- Posts: 230
- Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
- Location: İst
- Contact:
Büyücü ile savaşçı evlerin arasındaki sokaklara daldı.Ama sokaklar ölüm sessizliğine bürünmüştü.Hiç bir kimse etrafta yoktu.Bu yüzden caddeye yöneldiler.Büyücü savaşçı ile caddelerde yürürken insanların yüzüne göz gezdirdi.Hepsi perişan haldeydi.Kaleye olan yolculuklarında bitkin düsmüs oldukları anlasılabilyordu.Hepsinin gozlerınde korku ve umitsizlik vardı aynı buyucude oldugu gibi.Hicbirsey iyiye gitmiyordu.Halkının bu orduya koyacak bir gücü yoktu.Birde büyü agının bozulması artık buyu yapmayı cok tehlıkeyı kılıyordu.Ã?mitsizlik içinde ümitsizlik diye düsündu büyücü.Selemor soru sorabılecek kımse goremedi çevresinde.Biraz ilerledikten sonra caddenin ilersinde cüppeli birisini gordu.Belki bir büyücü olabilirdi.Bir büyücü ise babasını tanıma ihtimali vardı.Selemor adımlarını hızlandırmıştı...
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
Kurtlordu hayallerine gömülmüş umut ve umutsuzluk arasında gidip geliyordu.Düşünceleri çok yoğunlaşmıştı ki ,
Gözleri yavaşça açıldı ,gördüğü görüntü karşısında Azazel halen düş kurduğunu zannetti ama hayır bir kurt görmüştü , bu bir mesaj , bu bir işaret olmalıydı bu onun için bir yol göstericiydi...
Diğerlerine birşey söliyip sölememek konusunda kararsız kaldı bi an için ama hayır bu işaret ona gelmişti , diğerlerine haber vermeden Kurt un yanına gitmeye karar verdi....
Gözleri yavaşça açıldı ,gördüğü görüntü karşısında Azazel halen düş kurduğunu zannetti ama hayır bir kurt görmüştü , bu bir mesaj , bu bir işaret olmalıydı bu onun için bir yol göstericiydi...
Diğerlerine birşey söliyip sölememek konusunda kararsız kaldı bi an için ama hayır bu işaret ona gelmişti , diğerlerine haber vermeden Kurt un yanına gitmeye karar verdi....
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Dekotta bir süre daha büyücüyü izledi, büyücü sorusuna cevap vermediği için dev savaşçı mecburen onu izlemek zorunda kalmıştı ama yapabileceği çok fazla şey de yoktu. Büyücü önde Dekotta arkada ilerlerlerken Dekotta çevreyi izliyor ve burası hakkında bilgi edinmeye çalışıyordu.
Kaçacak en ufak bir delik, bir arka kapı ya da saklanacak bir delik... Dekotta'nın bu ümitsiz savaşta ölmeye niyeti yoktu. Bu esnada önünde yürüyen büyücüye takıldı bir an gözleri. Çok yaşlı sayılmazdı, ne genç ne de yaşlı. Tam gençliğinin baharında, en verimli zamanındaydı. Dekotta istemsizce büyücünün boynuna odaklanıyordu. Kendine hakim olması gerektiğinin bilincindeydi rahip ama birisini öldürmeyeli o kadar çok zaman olmuştu ki ister istemez buna alışkın olan ölüm rahibi can almak istiyordu.
Lanet olası adamlar, lanet olası olaylar ! Herşey üstüste geliyor. Ahh, şu sersemin kafasını koparabilsem ne kadar güzel olurdu. Pehhh, babasını arıyormuş.
İstemsizce elinin dev kılıcına doğru yöneldiğini fark etti Dekotta, gerçekten de bu adamı harcamak istiyordu. Hem de hiç düşünmeden. şu anda çevrede kimse olmasa bunu kesinlikle yapacağına da emindi. Keşke onları birlikte çıkarken gören adamlar ya da şu anda görebilecek kişiler olmasaydı. Genç adamın sıcak kanının dev kılıcının kan oluklarını doldururken yayacağı sıcaklığı, tatmin hissini düşünemeden edemiyordu ölüm rahibi. Lord Yeminer her ne kadar uzakta olsa dahi hala kudretliydi, hala bu arzularını duyuyor olmalıydı.
Dekotta kılıcının kabzasına doğru giden elinin yönünü değiştirdi ve sadece kafasını kaşımakla yetindi. Sakin olmalıydı, şimdi düşüncesizce kan akıtmanın sırası değildi. Eğer bir savaş olacaksa o zaman belki fırsatı olabilirdi ama o zaman dahi Dekotta savaşmayı düşünmüyordu. Dekotta kesin olan savaşları severdi ve yanında Lordu olmadan hiçbir savaşa girmemeye dikkat ederdi.
Diyarın düzeninin bozulduğu aşikardı ve Lord Yeminer o kadar uzaktayken doğru düzgün büyü yapamayacağı da. O esnada üzeirndeki eşyaları düşündü Dekotta... ama onlarda bir sorun olmazdı, onların gücü depolanmıştı ve hala çevrede ilahi güçler vardı.
"Hey büyücü, sağda solda senin peder yok gibi ha ! " dedi Elemsar arkadan büyücüye...
"İstersen senin için babanın adını bağırabilirim meydanda, belki bir duyan olur. Görünüşe göre çoğu kişi meydanda ve çok fazla kişi de yok gibi ha ?"
Bu arada büyücünün biryere yöneldiğini gördü Dekotta, bi kişiyi görmüştü büyücü. Cüppeli birisi.
"Eh, sor bakalım!" dedi sessizce Elemsar ve büyücünün arkasından yürümeye devam etti.
Kaçacak en ufak bir delik, bir arka kapı ya da saklanacak bir delik... Dekotta'nın bu ümitsiz savaşta ölmeye niyeti yoktu. Bu esnada önünde yürüyen büyücüye takıldı bir an gözleri. Çok yaşlı sayılmazdı, ne genç ne de yaşlı. Tam gençliğinin baharında, en verimli zamanındaydı. Dekotta istemsizce büyücünün boynuna odaklanıyordu. Kendine hakim olması gerektiğinin bilincindeydi rahip ama birisini öldürmeyeli o kadar çok zaman olmuştu ki ister istemez buna alışkın olan ölüm rahibi can almak istiyordu.
Lanet olası adamlar, lanet olası olaylar ! Herşey üstüste geliyor. Ahh, şu sersemin kafasını koparabilsem ne kadar güzel olurdu. Pehhh, babasını arıyormuş.
İstemsizce elinin dev kılıcına doğru yöneldiğini fark etti Dekotta, gerçekten de bu adamı harcamak istiyordu. Hem de hiç düşünmeden. şu anda çevrede kimse olmasa bunu kesinlikle yapacağına da emindi. Keşke onları birlikte çıkarken gören adamlar ya da şu anda görebilecek kişiler olmasaydı. Genç adamın sıcak kanının dev kılıcının kan oluklarını doldururken yayacağı sıcaklığı, tatmin hissini düşünemeden edemiyordu ölüm rahibi. Lord Yeminer her ne kadar uzakta olsa dahi hala kudretliydi, hala bu arzularını duyuyor olmalıydı.
Dekotta kılıcının kabzasına doğru giden elinin yönünü değiştirdi ve sadece kafasını kaşımakla yetindi. Sakin olmalıydı, şimdi düşüncesizce kan akıtmanın sırası değildi. Eğer bir savaş olacaksa o zaman belki fırsatı olabilirdi ama o zaman dahi Dekotta savaşmayı düşünmüyordu. Dekotta kesin olan savaşları severdi ve yanında Lordu olmadan hiçbir savaşa girmemeye dikkat ederdi.
Diyarın düzeninin bozulduğu aşikardı ve Lord Yeminer o kadar uzaktayken doğru düzgün büyü yapamayacağı da. O esnada üzeirndeki eşyaları düşündü Dekotta... ama onlarda bir sorun olmazdı, onların gücü depolanmıştı ve hala çevrede ilahi güçler vardı.
"Hey büyücü, sağda solda senin peder yok gibi ha ! " dedi Elemsar arkadan büyücüye...
"İstersen senin için babanın adını bağırabilirim meydanda, belki bir duyan olur. Görünüşe göre çoğu kişi meydanda ve çok fazla kişi de yok gibi ha ?"
Bu arada büyücünün biryere yöneldiğini gördü Dekotta, bi kişiyi görmüştü büyücü. Cüppeli birisi.
"Eh, sor bakalım!" dedi sessizce Elemsar ve büyücünün arkasından yürümeye devam etti.
Barra yı arıyordu V'ladhek heryerde ama ondan bir tek bile iz yoktu..Dost..İnsanın en korkması gerektiği kişi..Düşmanından değil yakındakilerden korkmalısın..İnsanoğlunun sıkıştığı bir anda onlarca hayatın sana ve adamlarına bağlı olması ve başa çıkamazsan herkesin hayatının tehlikede olması..İşte bu bizim hayatımızın bir parçası..
Lanet olsun ki bundan kurtulamıyoruz.Ama benim malesef kurtulmak gibi bir çabam da yok.Ã?ünkü benim yaratılış nedenim,sebebim bu..Hayatta olduğum günden beri insanların hep birbirlerini para veya başka nedenlerle arkadan vurduğunu gördüm.Onların sadece kendi amaçları için başkalarının hayatlarını aldığını , onları mahvettiklerini gördüm..
Engelleyebildiğim kadarını engelledim ama bütün dünya ya ben yetişemem ve elbet bir gün yardım edemeyeceğim..Ama bu insanları veya diğer ırkları korumayacağım anlamına gelmiyor..Hayatımın sonuna kadar insanların ve iyi olan diğer ırkları korumak için kendimi harcayacağım.
İnsanların ölmeden önce akılları başına geliyor.Ama kurtulduklarında eskisi gibi oluyorlar..Ölüm neden onları bu kadar korkutuyor ki?Aslında doğru..İnsan bilmediği şeylerden korkar değil mi..İşte ben bu korkularını karanlıktan fışkıran kabuslarını yok etmek için varoldum..
Doğru olan neyse onu yapacağım..Asla bir adaletsiz tanrının esiri olmayacağım.Bir kez daha asla..Adaleti sağlıyacak olan onlarsa neden bizlere ihtiyaçları var?Neden kendileri yapmıyorlar neden?Bizi kıskandıkları için mi?Belki ama değil onlar kendilerini beğenmiş kişiler..Eğer bu kadar kolaysa onlar için kan dökülmesi can alınması orası adalet değildir.
Evet adaleti sağlayan ama gerçekten sağlayan hatta bunun için tanrılığından olabilecek bile Yüce Lordlar var .. Adlarını bilmiyorum ya da belki vardır..Eğer onlar iyiliğin gücünü dünya ya sarmaya çalışacaksa işte o zaman bir tanrının esiri olmayı kabul ederim..
Aslında esir demeyelim..O tanrı için iyiliğin kudretini tüm dünya ya yaşatmaya çalışırım..Umarım ben yok olmadan böyle bir unutulmuş tanrı veya Tanrılar çıkar umarım...
Barra yı aramaya devam ederken V'ladhek bakışlarını arkasındaki yüzlerce küçük şeye yoğunlarştırdı ve gördüklerinin ne olduğunu anlayınca şaşkınlığa uğradı.Karşısında yüzlerce kobolt vardı hemde yüzlerce."Horcoel burada yüzlerce kobolt var!!!" V'ladhek kılıçlarından bir tanesini çekmişti.Onlara şimdilik saldırmayı düşünmüyordu ama tedbiri elden bırakmamak gerekirdi...
Lanet olsun ki bundan kurtulamıyoruz.Ama benim malesef kurtulmak gibi bir çabam da yok.Ã?ünkü benim yaratılış nedenim,sebebim bu..Hayatta olduğum günden beri insanların hep birbirlerini para veya başka nedenlerle arkadan vurduğunu gördüm.Onların sadece kendi amaçları için başkalarının hayatlarını aldığını , onları mahvettiklerini gördüm..
Engelleyebildiğim kadarını engelledim ama bütün dünya ya ben yetişemem ve elbet bir gün yardım edemeyeceğim..Ama bu insanları veya diğer ırkları korumayacağım anlamına gelmiyor..Hayatımın sonuna kadar insanların ve iyi olan diğer ırkları korumak için kendimi harcayacağım.
İnsanların ölmeden önce akılları başına geliyor.Ama kurtulduklarında eskisi gibi oluyorlar..Ölüm neden onları bu kadar korkutuyor ki?Aslında doğru..İnsan bilmediği şeylerden korkar değil mi..İşte ben bu korkularını karanlıktan fışkıran kabuslarını yok etmek için varoldum..
Doğru olan neyse onu yapacağım..Asla bir adaletsiz tanrının esiri olmayacağım.Bir kez daha asla..Adaleti sağlıyacak olan onlarsa neden bizlere ihtiyaçları var?Neden kendileri yapmıyorlar neden?Bizi kıskandıkları için mi?Belki ama değil onlar kendilerini beğenmiş kişiler..Eğer bu kadar kolaysa onlar için kan dökülmesi can alınması orası adalet değildir.
Evet adaleti sağlayan ama gerçekten sağlayan hatta bunun için tanrılığından olabilecek bile Yüce Lordlar var .. Adlarını bilmiyorum ya da belki vardır..Eğer onlar iyiliğin gücünü dünya ya sarmaya çalışacaksa işte o zaman bir tanrının esiri olmayı kabul ederim..
Aslında esir demeyelim..O tanrı için iyiliğin kudretini tüm dünya ya yaşatmaya çalışırım..Umarım ben yok olmadan böyle bir unutulmuş tanrı veya Tanrılar çıkar umarım...
Barra yı aramaya devam ederken V'ladhek bakışlarını arkasındaki yüzlerce küçük şeye yoğunlarştırdı ve gördüklerinin ne olduğunu anlayınca şaşkınlığa uğradı.Karşısında yüzlerce kobolt vardı hemde yüzlerce."Horcoel burada yüzlerce kobolt var!!!" V'ladhek kılıçlarından bir tanesini çekmişti.Onlara şimdilik saldırmayı düşünmüyordu ama tedbiri elden bırakmamak gerekirdi...
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Lord Darcalus" un kavuniçi gözleri tehditkâr bir edayla tutuştu. Buna daha fazla tahammül edemezdi. şu an onu bu salak büyücünün kafasını uçurması için hiçbir neden yoktu."Sen nereden bileceksin ki Darcalus? Yeminer"le yıllardır uğraşan benim! Onun en büyük düşmanı olan da benim! Onun yollarını en iyi ben bilirim! Ben! Ben! BEN!"
Hayır. Sanırım vardı...
Ölüm şövalyesi karabasanının dizginlerini sıkarak bineğinin yavaşça ileri doğru hareket etmesini sağlarken, büyücünün yeni oyuncağının suratına bir tekme basarak olduğu yerde zıplaya zıplaya acıyla inlediğini gördü.
Ve büyücünün bu huysuz durumunda Lord Darcalus bir şeyi fark etmişti:
Büyücünün kontrolü altındaki ölüler dağınık bir düzende kıpırdanmaya başlıyorlardı.
Ve belli ki hiçte iyiye alamet gibi gözükmüyordu bu...
Belki de bu durum, Ölüm şövalyesinin karabasanının yönünü çevirmesine neden olmuştu.
Lord Darcalus dişlerini gıcırdatarak içinden bu aptal büyücüye lanetler yağdırarak bineğini kendi birliğinin olduğu tarafa sürmeye başladı...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
"Kittah? Adın Kittah mı?"
Cervantes Zehiran'ın gelişini henüz gözardı etmişti ki koboldun birşeyler söylediğini duydu. Etraftakiler onu fazlaca korkutuyor olmalıydı.
Cervantes koboldun cevap vermesini beklemeden ayağa kalktı, onu da omuzlarından tutup ayağa kaldırmaya çalıştı, önce ayakları üzerinde durabilip duramadığını denedi, kobold bir iki yalpalayınca kendisi omuzları kavramaya devam etti.
Paladin ardısıra dönüp Zehiran'a baktı.
"Onu da götürmemiz gerek sanırım. Burası onun için oldukça daraltıcı olmalı. Açıkçası burada ne arıyor çok merak ediyorum."
Bunu söylerken muhafızlardan birine işaret edercesine baktı ve tutması için önündeki koboldu gösterdi.
Cervantes Zehiran'ın gelişini henüz gözardı etmişti ki koboldun birşeyler söylediğini duydu. Etraftakiler onu fazlaca korkutuyor olmalıydı.
Cervantes koboldun cevap vermesini beklemeden ayağa kalktı, onu da omuzlarından tutup ayağa kaldırmaya çalıştı, önce ayakları üzerinde durabilip duramadığını denedi, kobold bir iki yalpalayınca kendisi omuzları kavramaya devam etti.
Paladin ardısıra dönüp Zehiran'a baktı.
"Onu da götürmemiz gerek sanırım. Burası onun için oldukça daraltıcı olmalı. Açıkçası burada ne arıyor çok merak ediyorum."
Bunu söylerken muhafızlardan birine işaret edercesine baktı ve tutması için önündeki koboldu gösterdi.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Gümüşyüz yüzüne gelen daha doğrusu kaskından burnuna yemiş olduğu tekmeyi sineye cekmeye calıştı, cok sinirlenmişti ama efendisine zarar vermezdi... hem çok güçlü hemde ,sağdık olmak zorunda hisediyordu kendini...
yerden kalktı efendisinden uzaklaşmak için bir ağaca doğru ilerledi... elini yumruk yaptı ,sinirini ancak bu şekilde cıkarta bilirdi...
ağaca yumruk attı... belkide bir güç gösterisi olarak algılana bilirdi ama gümüşyüz sinirini atmaya çalışıyordu...
Sonra arkasını döndü, sanki o adam gelip tekrar vuracakmış gibi kendini korumaya aldı, önceden böle korkutuğu şeylerden biri Lord Oren di, Babasını kaybedip sanki üvey kötü bir babanın kucağına düşmüş küçük bir cocuk gibi hisediyordu.
Eli kalkanına gitti... kalkanını eline aldı ve gözleri efendisinde etrafı izlemeye başladı...
Etraftaki diyer ölümiyenlere bakıyordu,şöle bir göz gezdirdi...
Belkide yanlış olan bir şeyler ararcasına...
yerden kalktı efendisinden uzaklaşmak için bir ağaca doğru ilerledi... elini yumruk yaptı ,sinirini ancak bu şekilde cıkarta bilirdi...
ağaca yumruk attı... belkide bir güç gösterisi olarak algılana bilirdi ama gümüşyüz sinirini atmaya çalışıyordu...
Sonra arkasını döndü, sanki o adam gelip tekrar vuracakmış gibi kendini korumaya aldı, önceden böle korkutuğu şeylerden biri Lord Oren di, Babasını kaybedip sanki üvey kötü bir babanın kucağına düşmüş küçük bir cocuk gibi hisediyordu.
Eli kalkanına gitti... kalkanını eline aldı ve gözleri efendisinde etrafı izlemeye başladı...
Etraftaki diyer ölümiyenlere bakıyordu,şöle bir göz gezdirdi...
Belkide yanlış olan bir şeyler ararcasına...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Azazel kurda ulaşmasının zor olacağını anladı.Ama belki onunla bir bağ kurabilirdi,birkaç saniyelik meditasyondan sonra kurdun zihnini kendisine açmasını bekledi ondan bilgi almak istiyordu,kurdun ona anlatacakları olmalıydı....
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Yilmax, yarı-ork'un sözleriyle düşüncelerinden sıyrıldıYener wrote:"Bir yarım insan, diyer yarımda ork, bunu hiç bir zaman inkar edemem fakat; şu zamana kadar ne insanları nede orkları anlayanbildim."
"Senin halinde zor tabii ki Nakh, iki taraf tarafından da kabul edilmemek. Benim durumum da böyle zor. Karanlıkaltına dönersem öldürülmek için peşime adam takacaklar. Hoş burada da peşimdeler. Diğer drow hala gizemini koruyor. Hala sorularıma cevap vermedi onu nereden bulup getirdiler acaba?"
"Kurtuluşları için savaşmak mı? Belki de yalnızca kendi yaşamamımızı kurtarmak için savaşıyoruzdur değilmi? Bu arada yurttaşımı gördün mü ortalarda? Etrafımda başka bir drow olmasını istemem, sırtımdan yiyeceğim bir bıçak ya da bir büyü hiç hoşuma gitmezdi. Bu arada fazla oyalandık Nakh bir an önce insanların karmaşadan kurtarılıp kaleye toparlanması gerek. (kalabalığın olduğu yeri göstererek)şuradaki kadın ve şövalye yetkili kişiler gibi görünüyor oraya gidip konuşmalıyız."Yener wrote:"Savaşçılara bak, bu kargaşa bastırılamazsa hepsi zırhlarıyla gömülecek."
"Tanımadığımız, belkide hiç tanıyamayacağımız bir ırkın kurtuluşu için savaşmaya, belkide ölmeye geldik. Herkesin içinde gizlediği bir nedeni var öyle değilmi ?"
Code: Select all
Lanet olası drow neredesin? Kahrolası yurttaşım arkamdan neler çeviriyorsun? Yanımda Kara Kraliçenin adını anarak bana gözdağı mı vermeye çalıştın? Ooof herşey bittiğinde lanet olası kafanı gövdenden ellerimle ayıracağım.Düşünceli bir şekilde etrafını izleyerek Harbormm'un ayrılışından sonraki kalan grubun neler yaptığını incelemeye başladı gözü Selemor ve Vladhek'i arıyordu. Ortalık yerde oyalanmaları pek hoşuna gitmemişti bir ordu buraya doğru yürüyordu. Daha sonra kalabalığa doğru yürüyerek lider olduğu anlaşılan şövalye ve kadının yanına giderek,
"Selamlar olsun şövalye ve Leydim, ben Büyü Konseyi Büyücülerinde Yilmax Z'yl Arnen. Usta Eldarin ile birlikte bir yolculuktayken Horcoel, Vladhek ve Harbormm ile birlikte buraya geldik yolda büyük bir ork ordusunun buraya doğru geldiğini gördük. Bu karmaşanın buradakilere pek bir faydasının dokunacağını düşünmüyorum. İnsanları kaleye alıp savunma için hazırlıklara başlamamız daha uygun olmaz mı?"
şövalye ve yaşlı kadının yüzüne bakarak konuşmuştu sözlerini. Bir an önce düzenin sağlanması hayatta kalmaları için bu gerekliydi. Kaos'un çocuğu olmasına rağmen analitik zekası onu düşündürüyordu...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests