SON NESİL

Genel olarak Fantastik Edebiyatla ilgili tartışmalar için…
Post Reply
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

SON NESİL

Post by esen »

> 80'li Yıllarda İlk Gençliğini Yaşamış Olmak"
>
> 1980li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş,
> Kenan Evren´i, Erdal İnönü´yü, Özal'ı tanımış olmak,
> Ajda Pekkan´ın Alo, Michael Jackson´ın Pepsi reklamlarını hatırlayacak
> kadar şanslı
> olmak demek.
>
> Big in Japan, The Final Countdown, Eye of The Tiger demek.
> İcraatın içinden demek, "Semra koy bir kaset de neşemizi bulalım"
> demek.
> Köprü demek, ödediğiniz her kuruş verginin yol, su, elektrik olarak
> size geri dönmesi demek
>
> Voltran Voltran Voltran demek , depozito toplamak adına kola şişesi
> biriktirmek demek , Adile Naşit`ten masal dinlemek demek.
>
> Debbie Gibson, tiffany, Jason Danovan, Sandra, Modern Talking. vb.
> dinliyor olmak...
> Comanchero´nun ve life is life'ın sözlerini ezberlemeye çalışmak
> demek...
> Michael Jackson, Madonna, Samantha Fox demek
>
> Korhan Abay, Cenk Koray, Metin Milli, Ersen ve Dadaşlar demek.
> Clementine, He-man, She ra, Transformers demek.
>
> Okula siyah önlükle gitmek demek. Kayahan, Nilüfer, Sezen Aksu, Barış
> Manço ile büyümek demek.
>
> İhtilal çocuğu demek, Köle İzaura demek, Ziyaretçiler demek!!!!
> Acidçi misin metalci mi demek...
>
> Moruk demek,
> Herild yani demek,
> Hey corc versene borc demek,
> olmaz maykil bende de yok cevabını işitmek demek,
> geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demek...
>
> Yüzyıl içindeki en iyi, en kıyak kuşak. Hem eski hem yeni olmak demek.
> Biraz gözü açık bir 80'li, yüz yıllık nesil kültürünü bir porsiyonda
> almış demektir.
>
> edi mörfiiiiiii huuuuuuuuuuuuuu şörli makleeyynn yeeeeeee diye bağırıp
> en az bir technotronic kasetine sahip olmak demek.
>
> Mahalle çeşmelerinden su içmek, bayramları iple çekmek, cumhurbaşkanı
> denince Kenan Evren'i hatırlamak demek
>
> Koltuk altında topla okul bahçesine yalnız giderken "nasılsa oynıycak
> birileri vardır" diyebilmek demek
>
> Eti kemik geçiyor demek;
>
> Evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocukluğunu
> yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak,
>
> Ne sorusuna zonk cevabı vermekten zevk duymak, büyüteç ile kağıt
> yakmak ve siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını
> keşfetmek, 9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak,
>
> Televizyon konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen
> susturmak, 23 nisan çocuk şenliğinde gelen yabancı çocuklara 5
> dakikada aşık olmak demek
>
> Son dersin son 5 dakikasında parkeleri giyip zilin çalmasını beklemek,
> hurraa kapıya doluşmak, dışarıya pestil olarak çıkmak demek, sinek
> ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak
> demek.
>
> Kutu kolayı açtıktan sonra kapağını çekip çıkarıp atmak demek
>
> Tipe bak demek,
>
> Fon müziği Laura Brannigan'dan Self Control olan günler.
> Bakkala gitmenin, sokakta oynamanın, harçlık toplamanın geçerli
> sayıldığı,
> Havuç´un olmadığı yıllar demek... her şeye rağmen temiz ve el değmemiş
> bir hayat demek...
> Sonrasında biz büyüdük ve kirlendi dünya demek.
>
> Pazar akşamları mecburen yıkanmak ve erken yatmak demek
>
> Sesi açıp kısmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki
> düğmelere basmak zorunda olmak demek
>
> şehirlerarası yolculuklara çıkarken otobüsün 302s olması için dua
> etmek. Bilet alırken arka kapının önü ve tekerlek üstü olmasın demek.
>
> Resimli futbolcu kartları demek, süper babaanne demek, fantayla kolayı
> karıştırmak demek, mahalle kavramı demek.
>
> Ã?avuşevsku ve karısının kurşuna dizilişini TV'den seyretmek demek, o
> görüntülerin yıllar sonra bile kafadan hala çıkmamış olması demek.
>
> Anket ve hatıra defterlerinin olması bunlara seviyorum ama kimi diye
> başlayan maniler yazmak,önünde tek arkasında 2 çizgi olan külotlu
> çorapların havada sallanarak giydirilmesi, içinde biri sabunlu iki
> ıslak bez olan mustili beslenme çantası, dantel yaka, yenen kokulu
> silgi, leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri, hulohop, ayak
> bileğine takılarak çevrilen top, sek sek oynamak, bayramda mahalleye
> dağılıp şeker toplamak, müsaitseniz annemler size gelecek demek.
>
> TRT´nin yayın akışının bitmesiyle çalan İstiklal Marşı için ayağa
> kalkıp, marşı hazır olda bangır bangır söylemek ve marşın bitiminden
> sonra çıkan tiz "biiiiiiiiiiiiip"sesine rağmen televizyonu kapatmamak
> demek.
>
> Zerrin Üzer demek. Nasıl da geçmişti bütün bir yaz demek.
> Bu şarkıya kafanda klip çekmek demek.
>
> Annelerin Ã?ernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..
> Challenger'ın olduğu günkü haberleri hatırlamak demek..
> PKK saldırılarında her gün mutlaka birilerinin öldüğünü duymak ama
> anlamamak demek.
> Veronica Castro'yu güzel zannetmek demek.
> Kenan Evreni Atatürk zannetmek demek.
>
> Yazlık diskolarda içeri alınmamak demek, bunun için ağlamak ve içeride
> - her nedense- You are in the army now- şarkısında sarmaş dolaş dans
> eden abi ve ablalara bakıp özenmek demek
>
> Gorbaçov´un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek, anneye
> "Zeki Müren´e teyze mi diyim amca mı diyim" diye sormak,
>
> Kenan evren´in cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılırken Ã?ankaya köşkü
> basamaklarından yavaş yavaş inip sekreteriyle vedalaşmasını
> hatırlamak.
>
> "Hayat Bilgisi" kitabında Kenan Evren´in resmi olması, her yere
> modern cami inşa etme furyasına anlam verememek, batman ve şirnak´ın
> henüz il olmadığı günleri hatırlamak, Özal'ın çenesinin enteresan
> yapısına anlam veremeyip, "acaba benim çenem de ilerde böyle olur mu"
> kaygısıyla aynaya bakmak demek...
>
> breyk breyk arkadaş arıyorum demek
> Eve lazım olur diye fazlaca pul almak demek
> ho ho ho hoover demek
> Zeki Müren'in size alo diyoruuuum demesi demek
>
> İlkokulda Halley, Petrol ve Komancero şarkılarını uydurma sözlerle
> söyleyerek dans eden Tolga Han özentisi sefil dans grupları kurmak
> okul sonrasında ise her gün koşturarak eve gidip; bu toprağın sesi
> programında kımıl zararlısı ile mücadele yöntemleri, orman köylüsünün
> sorunları ve yüksek randımanlı durum bugdayı türleri ile ilgili
> verilen faydalı bilgilerin ardından Kamber ağa ile uyanık skeçlerini
> büyük bir ilgi ile izlemek demek küçük yaşta bilinçli bir çiftçi kadar
> ziraat bilgisine sahip olmak demek sinemalarda the Lord of the rings,
> Harry Potter vs. izlemek yerine Jules Verne romanları okumakla
> geçirilen bir çocukluk demek
>
> Aldım çantamı kolumaaa,
> çıktım Dallas yoluna,
> ben Babi´yi beklerken
> Ceyar girdi koluma
> şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek.
>
> Kimler geliyo kimler?
> sana ne, sana ne?
> Ama bunu söylemenize gerek yok ki,
> ben yapınca alışverişi, zaten alıyorum satış fişi replikleri
> barındıran Ali-Ayşegül Atik reklamı ve bakkal amca, bir pergel, bir
> kalem, bir de çikolata alacağım.
> Erooooolll, Eroooolll (mahallede çocuklardan biri) buraya gelin dedim
> size buraya !
> fişini de al oğlum´daki Meşhur Erol,
> hadi hep birlikte, hep birlikte,
> biz biz olalım
> yemeklerden önceeee,
> lavaboya koşalım,
> hafta da bir kere tırnakları keselim,
> fırçalayıp onları tertemiz olalım diye şarkılar ezberleyen bir nesil
> olmak
>
> İcraatın içinden izleyip Özal´ın kalemine bakıp hipnotize olmaya
> çalışmak
>
> Videocudan American Ninja, Kartal, Kan Sporu ve Evil Dead gibi filmleri
> kiralamak demek
>
> Analogtan dijitale geçiş devrini yaşamış birey olduğunu anlamak ve
> ikisinden de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek
>
> Çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da
> çivisinin çıkışını görerek büyümek demek
>
> Hava durumlarının eksi değil de "sıfırın altında bilmem kaç"
> denildiğini bilmek demek
>
> Apartmanın çatısına 5 metrelik anten takıp üstüne de tencere kapağı
> bağlayan bir abinin sizi TV önüne oturtması ve çatıdan oldu mu diye
> bağırıp anteni ayarlamaya çalışması . Yunanistan kanallarını
> görüntülemek adına .. oldu oldu diye camdan kafayı çıkarıp bağırmak ve
> kimsenin buna şaşırmaması demek. Siyah beyaz ve karlı bir görüntü de
> olsa ..
> Üstelik Yunanca tek kelime anlamasanız da gündüz vakti çizgi film
> izlemek için az debelenmemiş olmak demek...
> Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel 10 yıl demek...
>
> TRT 1´de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde
> ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz
> bakabilmek demek,
>
> Türkiye'de yaşamış son mutlu kuşak olduğunu hüzünle hissetmek demek




Not: Bir arkadaşım tarafından bana mail atılan bu yazı beni tekrardan cocukluğuma geri götürdü ve çok etkiledi o yüzden sizinle paylaşmak istedim umarım sizde benim gibi geçmişi yeniden yaşarsınız
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

90'ların çocuğuyum ama yukarıdakilerin %80'ini yaşadım diyebilirim :) Mutluyum...

Saygılarımla...
Türklider...
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Ya Esen ben sana ne diyebilirim ki şimdi. Hakkaten eskileri hatırlattın bana ya. Ben ilk televizyonu Sİyah-Beyaz seyrettim, şimdiki gençlik bilgisayarla büyüyor :) Ama kimse elindeki olanakların farkına vararak daha başarılı, daha mutlu olmaya çalışmak yerine her gün biraz daha bunalıma giriyor. Her köşe başında yozlaşma, cinnet, uyuşturucu, küfür, kavga, rezillik :( Hakkaten çok fazla yozlaştı ülkemiz. Canım ülkem 10 yılda ne hale geldi. Neyse bu günleri bana hatırlattığınız için sana da, maili atan arkadaşının da klavyesine sağlık. Keşke insanlarımız eskisi gibi iyi olsalar...

Saygılarımla...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Eklenebilecek başka şeyler de var. 82 doğumlu biri olarak ben bunların bazılarını yaşadım bazılarını yaşamadım.

Belki o yılların daha güzel gelmesinin bir nedeni de bizim yaşımızın küçük olmasıydı...

Burnunu kaldıran uçak kelimesi de mesela benim aklımda kalanlar. Özal ın ölümü de aklımda. Bizim okulun önünden geçmişti. Kenan Evren i hiç hatırlamıyorum ne tuhaf.

Ama birinci körfez savaşında şu meşhur uyarı yazıları aklımda.... Hey Corc falan çok sonra duyduğum bir şeydi. Ama Ayşegül ve Arda ( sonra Arda yı bıraktığı için çok sinirlenmiştim) He-Man Geleceğe Dönüş, Gülten Dayı Oğlunun muhteşem kitapları.. henüz kirlenmemiş denizler.... Daha huzurlu kendimi sıkışmış hissetmediğim bir Dünya hatırlıyorum.

Durmadan başarılı daha başarılı daha da başarılı ve daha da başarılı olmak için zorlanmadığımız bir Dünya...

Bunu daha zengin daha zengin daha zengin ve daha da zengin olarak da söyleyebiliriz.

Belki bunları sadece ben yaşıyorum bilmiyorum ama bazen boğuluyormuşum gibi geliyor.. Bilmiyorum bunu aşabilecek miyim bir gün...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

hayır bende 82 doğumluyum ama bir çok şeyi gördüm yada duydum inanılmaz güzeldi cocuktuk belki hayat bize acımasız gelmiyordu ama bir şeyi biliyorsam oda bu zamana ait olmadığımdır. Yılbaşlarında Nesrin Topkapı çıkacak diye evdekilerin pür dikkat Televizyona baktığını hatırlıyorum... Sonra Coco Cola'nın büyük cam şişede tadının daha güzel olduğunu hatırlıyorum. Sonra tombala oynadığımızı hatırlıyorum artık oynanmıyor :cry: Sonra ilk özel Televizyon olan Star'ın test yayınındayken Uzay yolunu verdiğini hatırlıyorum ( Resmen dünyam değişmişti ) Sonra Her yerin çimen olduğunu hatırlıyorum Mahalledeki çocuklarla saklambaç,uzun eşşek, yakartop,elim sende, ip atlama ( bu kızlarla oynanıyor ) uzun eşşek :oops: sonra ortada şıcanve
:lol: ve izlediğimiz pezbol filimlerinden etkilenip bezboy oynayışımız. Elbiselerle su birikintilerine girişimiz sonra güneşin altında kurumalarını bekleyişimiz. Komşuların meyve ağaçlarına dalışımız ve belkide en önemlisi Ã?OCUK oluşumuz bunları ve daha anlatamadığım nice şeyleri yaşadım ve şanslıyım çünkü 80 kuşağının cocuğuyum :wink:
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Ben bunları daha az oynadım... 80lerin kuşağı şanslı mı bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki bu tam da bizim çağımız bundan beş yıl sonrasından başlayarak artık Dünyayı 80liler şekillendirmeye başlayacak. 68li olup da gençliklerinde efsane kuşak ismini almış kuşak asıl işlerini bizim çocukluk yıllarımızda yaptı şimdi sıra bizde.. Bakalım biz bizden sonraya nasıl bir dünya bırakacağız?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

Bunların hepsini okuyabilirsem bir cevap yazabilirdim ehehehe...Neyse kafaya takmayın..Bugun biraz deliyimde..Ama Firblenin dediklerini okursak(ne de olsa en kısası) :D (sarhoş gibiyim ya..Ayrıntı içn bkz Shoutbox..) Dünyanın şekillenmesi 90 lılara(86 lıyım şahsen ama..) yada 80 lilere değil dünyayı şekillendirebilecek hayal gücüne sahip olanlara kalacaktır..Bunun en büyük örneği ise zaten türkiye olmalı..Zira Atatürkün şekillendirdiği bu ülkeyi neredeyse bir yüzyıldır hala bir adım ileri attırmayı beceremedik..Helal olsun..Umarım biri çıkarda artık bir şekil verir bu ülkeyede dünyayada..Artık 80 limi olur 60 lımı..yoksa şu an doğan bir çocukmu bilemem..Ama birinin şekil vermesi gerektiği kesin...

Bu sırada atom bombasına hayır :lol:
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

He-man ve Voltron'dan etkilenipte sürekli olarak cetvelimizi yada bulduğumuz dalları sırtımıza geçirip sonra çekip gölgelerin gücü adına diye bağırışımız.

Okulda ara verildiğinde gazoz kapağı ile 30 kişilik maçları kalabalık okul bahçelerinde yaptığımız zamanlar.

Küfürlü konuşmanın daha az olduğu zamanlar.

Ya bende gittim o zamanlara. Ama en acaip olay bütün aile olarak ilk özel kanalı arayıpta bulunca sevinç çığlıkları atışımızdı. ShowTVnin ilk açılışında dubdubu dubdubu gibi saçma sapan şeyleri nasılda izlerdim. Hemen arkasında çizgifilm gelecek diye buna bile katlanırdım.

Birde hava daha temizdi sanki o zamanlarda yada bana öyle geliyordu. Garaj tepelerinde askercilik oynadığımızda ciğerlerime bukadar CO çekmezdim.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
seraphima
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 120
Joined: Wed Apr 12, 2006 10:00 am
Location: Maraspulla
Contact:

Post by seraphima »

Ben hepsini çok iyi hatırlıyorum.. Evet bilgisayarımız yoktu, ama topumuz, ipimiz vardı..Lastik, seksek oynar, sonra da şeker KIz Candy'nin Antony ile evlenip evlenmeyeceği üzerine uzun sohbetler ederdik..Özel İngilizce dersi alma günlerim hep Voltran'ın başlama saatine denk gelirdi, sinir olurdum..Kemal Sunal filmi çıktığı zaman bayram ederdik.. İstiklal Marşı ile açılıp İstiklal Marşı ile kapanan, Tüm gündemi İran Irak savaşı olan, hemen ardından soğuk ve itici bir spikerin ''CUmhurbaşkanı Kenan Evren yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü'' diyerek okuduğu haberleri dinlerdik..Bayramlarda annemizin avaz avaz bağırnasına rağmen üçer üçer ağzımıza attığımız şekerleri yiyerek her bayramın birinci günü çıkan Tosun Paşa filmine bakardık..Tipitip sakızı için kavga ederdik..
Ah ah...nereden hatırlattınız bunları bana yav..Yaşlanmışız bre....
Vox populi vox dei....
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest