Kırık Aynadan Yansımalar (RP Ekranı)
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Estabin tam kılıcını savururken Mathan’ın sözlerini duydu ama nafileydi. Nasıl anlaşılmış olursa olsun, ok artık yaydan çıkmıştı ve iki taraf da dövüşü bırakacağa benzemiyordu.
Estabin’in kılıcının şövalyenin kılıcıyla çarpıştığı anda Elrach’ı tutan şövalyenin bakışları tekrar oraya yönelmiş ve Elrach da geriye sıçrayıp kılıcını var gücüyle şövalyeye savurdu. Kılıç, şövalyenin göğsünde ve omzunda çok derin bir yarın açarken aynı zamanda şövalyenin kılıcı tutan sağ kolunu da koparıp attı. Bir anda daha fazla kan Elrach’ın üzerine boşalırken canhıraş bir çığlık atan şövalye yere düştü.
Yoldaşlarının yere düştüğünü gören diğer ikisi öfke içinde Estabin’e saldırılarına devam ettiler. Estabin’in saldırdığı şövalye öfke dolu bir çığlıkla kalkanını ittirerek Estabin’in kılıcını geriye savurdu ve kılıcını iri barbarın göğsüne sapladı. (Estabin--> 14 damage) Aynı anda diğeri de Estabin’in sırtına doğru kılıcını savurdu ve Estabin’in sol arka omzunda bir kesik açtı. (Estabin--> 7 damage)
Görünüşe göre işe yaramamıştı ve artık konuşmak için çok geçti. şövalyelerden birisi kopmuş kolunun omzundaki derin yarayı tutarak kan kaybını önlemeye çalışıyor, acı içinde çığlık atarak tepiniyordu.
Estabin’in kılıcının şövalyenin kılıcıyla çarpıştığı anda Elrach’ı tutan şövalyenin bakışları tekrar oraya yönelmiş ve Elrach da geriye sıçrayıp kılıcını var gücüyle şövalyeye savurdu. Kılıç, şövalyenin göğsünde ve omzunda çok derin bir yarın açarken aynı zamanda şövalyenin kılıcı tutan sağ kolunu da koparıp attı. Bir anda daha fazla kan Elrach’ın üzerine boşalırken canhıraş bir çığlık atan şövalye yere düştü.
Yoldaşlarının yere düştüğünü gören diğer ikisi öfke içinde Estabin’e saldırılarına devam ettiler. Estabin’in saldırdığı şövalye öfke dolu bir çığlıkla kalkanını ittirerek Estabin’in kılıcını geriye savurdu ve kılıcını iri barbarın göğsüne sapladı. (Estabin--> 14 damage) Aynı anda diğeri de Estabin’in sırtına doğru kılıcını savurdu ve Estabin’in sol arka omzunda bir kesik açtı. (Estabin--> 7 damage)
Görünüşe göre işe yaramamıştı ve artık konuşmak için çok geçti. şövalyelerden birisi kopmuş kolunun omzundaki derin yarayı tutarak kan kaybını önlemeye çalışıyor, acı içinde çığlık atarak tepiniyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Bomboş, ıssız sokakta yankılanıyordu demir sesleri. Gittikçe yaklaşıyor, beraberinde de Setsuna’ya gitgide artan bir huzursuzluk getiriyordu. Karanlık gökteki yoldaşının huzursuzluğunu hissedebiliyordu. Gelenler hoş kimseler değildi.
Ve caddenin sonunda on metreden fazla kala, aniden beş tane zırhlı kişi göründü. Uygun adım yürüyorlardı, ta ki Setsuna’yı görene kadar. O anda bir tanesi elini kaldırdı ve “Oren adına emrediyorum, dur!” diye bağırdı. Sonra hepsi de koşabildikleri kadar hızla Setsuna’ya yaklaşmaya başladılar.
Tapınak şövalyeleri! Hem de Sorpigol’de! Setsuna’nın burada tapınak şövalyeleri olduğu konusunda en ufak bir fikri bile yoktu. Burada ne arıyor olabilirlerdi ki?
şövalyeler gitgide yaklaşıyorlardı.
Ve caddenin sonunda on metreden fazla kala, aniden beş tane zırhlı kişi göründü. Uygun adım yürüyorlardı, ta ki Setsuna’yı görene kadar. O anda bir tanesi elini kaldırdı ve “Oren adına emrediyorum, dur!” diye bağırdı. Sonra hepsi de koşabildikleri kadar hızla Setsuna’ya yaklaşmaya başladılar.
Tapınak şövalyeleri! Hem de Sorpigol’de! Setsuna’nın burada tapınak şövalyeleri olduğu konusunda en ufak bir fikri bile yoktu. Burada ne arıyor olabilirlerdi ki?
şövalyeler gitgide yaklaşıyorlardı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Kalçasındaki yara yüzünden topallayarak saldırıya geçen Edmond, bir anda çalıların içinden vızıldayarak gelen okların hedefi oldu. Pek çok ok, sivillere çarptı ve çeşitli yerlerinden mıhlanan siviller iniltilerle yere düştüler. Pek sağ kalan olma ihtimali yoktu belli ki onların arasından. Ama Edmond öncelikle kendisine bakmalıydı.
Aniden gelen bir ok, Edmond’un sol göğsüne, diğeri ise sağ göğsünün biraz altına saplandı. Acıyla titreyen Edmond birkaç adım çekilirken, bir ok da sağ baldırına saplandı ve Edmond sağ bacağının üzerine, yere kapaklandı. (Edmond--> 25 damage)
Goblinlerin ilk atışı noktalanmıştı belli ki. şimdi piyadeleri, on kadar goblin, Edmond’a doğru ilerlemeye başlamıştı. Geride bir tane hobgoblin göze çarpıyordu. Muhtemelen bu yeni goblinler onun komutasındaydı.
Aniden gelen bir ok, Edmond’un sol göğsüne, diğeri ise sağ göğsünün biraz altına saplandı. Acıyla titreyen Edmond birkaç adım çekilirken, bir ok da sağ baldırına saplandı ve Edmond sağ bacağının üzerine, yere kapaklandı. (Edmond--> 25 damage)
Goblinlerin ilk atışı noktalanmıştı belli ki. şimdi piyadeleri, on kadar goblin, Edmond’a doğru ilerlemeye başlamıştı. Geride bir tane hobgoblin göze çarpıyordu. Muhtemelen bu yeni goblinler onun komutasındaydı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
şövalyelerin yüzlerindeki ifade kararlılıktı. Arkadaşları ölmüştü, ama pes etmeyeceklerdi. Ve kesinlikle de aptalca hamlede bulunmayacaklardı.
şövalyeler iki yana açılırken, Celdar da böyle olduğunu anlamıştı zaten. şövalyeler iki yana geçerek onu sıkıştıracaklardı. Yavaş yavaş ona yaklaşıyorlar, iki elleriyle tuttukları kılıçlarını hazırlıyorlardı.
Celdar sağdakine saldırdığı anda soldaki şövalye de hücuma geçti. Celdar’ın palası, saldırdığı şövalyenin kılıcının savunma hamlesini aşarak şövalyenin bedenine saplandı. şövalyenin gözlerindeki ifade anlamsızlaşırken, Celdar aniden sol göğsünde bir acı hissetti. (Celdar--> 8 damage) Diğeri onu yaralamayı başarmıştı.
RP Dışı: Piyadelerin ulaşmasına son bir tur
şövalyeler iki yana açılırken, Celdar da böyle olduğunu anlamıştı zaten. şövalyeler iki yana geçerek onu sıkıştıracaklardı. Yavaş yavaş ona yaklaşıyorlar, iki elleriyle tuttukları kılıçlarını hazırlıyorlardı.
Celdar sağdakine saldırdığı anda soldaki şövalye de hücuma geçti. Celdar’ın palası, saldırdığı şövalyenin kılıcının savunma hamlesini aşarak şövalyenin bedenine saplandı. şövalyenin gözlerindeki ifade anlamsızlaşırken, Celdar aniden sol göğsünde bir acı hissetti. (Celdar--> 8 damage) Diğeri onu yaralamayı başarmıştı.
RP Dışı: Piyadelerin ulaşmasına son bir tur
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Yardıma muhtaç birilerinin olduğunu duyabiliyordu Murdoc. Daha oraya varırken bile çeşitli viyaklamalar duymuştu. Bir de birisinin öfke dolu bağırışları. Neyin nesiydi bu böyle?
Uzun bir mesafe koşmuştu Murdoc, ama onun eğitimi için hiçbir şeydi. Yoldan çıkıp çalıların arasına dalarak ilerledi ve en sonunda yangın mahalline ulaştı.
Burası bir tarlaydı ve alev alev yanıyordu. Ortalıkta koşturan gnollar vardı. Bazıları alevler içindeydi, bazıları ise kaçıp canını kurtarmaya çalışıyordu. Bunun dışında Murdoc’un tek görebildiği şey havada kanatlarını çırpan koca bir şekildi.
Uzun bir mesafe koşmuştu Murdoc, ama onun eğitimi için hiçbir şeydi. Yoldan çıkıp çalıların arasına dalarak ilerledi ve en sonunda yangın mahalline ulaştı.
Burası bir tarlaydı ve alev alev yanıyordu. Ortalıkta koşturan gnollar vardı. Bazıları alevler içindeydi, bazıları ise kaçıp canını kurtarmaya çalışıyordu. Bunun dışında Murdoc’un tek görebildiği şey havada kanatlarını çırpan koca bir şekildi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Tırmanmak mı? O mu? Peter fiziksel olarak daima güçsüz birisi olmuştu. Ve şimdi bir ağaca tırmanmaya çalışıyordu! Böyle bir şeyi becermesine imkân yoktu, olamazdı!
Ama...Peter tuhaf bir şekilde tırmanabildiğini fark etti. Evet,yine çok zorlanıyordu ama tırmanabiliyordu. Bu tuhaftı çünkü ağacın yapısı tırmanışı kolaylaştıracak bir şeye sahip değildi. Ama Peter yine de tırmanmayı başarabiliyordu.
Yukarı çıktıkça ağacın dalları sıklaştı, iğne yapraklar her yeri sardı. Artık aşağısı bile düzgün görünmüyordu, bırakın çevreyi görebilmeyi. Her yer karanlıktı artık.
Ama...Peter tuhaf bir şekilde tırmanabildiğini fark etti. Evet,yine çok zorlanıyordu ama tırmanabiliyordu. Bu tuhaftı çünkü ağacın yapısı tırmanışı kolaylaştıracak bir şeye sahip değildi. Ama Peter yine de tırmanmayı başarabiliyordu.
Yukarı çıktıkça ağacın dalları sıklaştı, iğne yapraklar her yeri sardı. Artık aşağısı bile düzgün görünmüyordu, bırakın çevreyi görebilmeyi. Her yer karanlıktı artık.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Dekotta açığa çıktığı anda kapıdaki nöbetçilerde bir gerilme oldu, ama istiflerini bozmadılar. Sanki Dekotta’yı dikkate değer birisi gibi görmüyora benziyorlardı. Kara rahip kapıya doğru yaklaştıkça, şekli daha iyi geçmeye başladı sancaklardı. Ve işte o anda aklına dank etti o işaret.
Kaos Lejyonu. Katliam, yıkım ve kaos tanrısı Apocaylpse’in sembolü.
“Dikkatli ol.” dedi ruh sessizce “Diyardaki büyü ağı bozuldu ve bu ağ, tahmininden çok daha fazlasına gebedir. Sana bahşedeceğim güçler, tıpkı büyücülerin güçleri gibi çarpılacaktır şüphesiz. Ama korkma. En azından diğer aciz rahiplerden çok daha şanslısın.”
Ruh bir kez daha sessizliğe gömüldü. Görünüşe göre ancak ihtiyaç anında konuşuyordu.
Dekotta, kapıya iyice yaklaştığı zaman, girişteki askerler mızraklarını kara rahibe yönelttiler. “*O*’nun adına, olduğun yerde kal yabancı! Buraya, bu saatte hangi cüretle gelerek *O*’nun hükmettiği yere girme çalışırsın?!”
Kaos Lejyonu. Katliam, yıkım ve kaos tanrısı Apocaylpse’in sembolü.
“Dikkatli ol.” dedi ruh sessizce “Diyardaki büyü ağı bozuldu ve bu ağ, tahmininden çok daha fazlasına gebedir. Sana bahşedeceğim güçler, tıpkı büyücülerin güçleri gibi çarpılacaktır şüphesiz. Ama korkma. En azından diğer aciz rahiplerden çok daha şanslısın.”
Ruh bir kez daha sessizliğe gömüldü. Görünüşe göre ancak ihtiyaç anında konuşuyordu.
Dekotta, kapıya iyice yaklaştığı zaman, girişteki askerler mızraklarını kara rahibe yönelttiler. “*O*’nun adına, olduğun yerde kal yabancı! Buraya, bu saatte hangi cüretle gelerek *O*’nun hükmettiği yere girme çalışırsın?!”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Kadim yaratıkların her biri..Yüce olanlar.Gredix uzun bir süre boyunca bunları aklından geçirmişti..Eski ejder binicileri geldi aklına.Güçlü ve yenilmez biniciler..Gredix dikkatle hana baktı birisi var gibi gözüküyordu muhtemelen gecenin bu saatinde herkes uyumuş olmalıydı ama biri ayakta gibi gözüküyordu..
İçeri girmeden önce eli kapıda asılı kaldı Gredix'in kalbi hızla atıyordu nedenini bilmiyordu ama heyecanlanmıştı..Gredix içeri girdi ve etrafa bakıp duyulacak ama rahatsız etmeyecek bir ses tonu ile konuşmaya başladı.
"Hancı?Kimse yok mu?Hancı oda gerekli."
Gredix eski hatıralar aklına gelirken yüzünü buruşturdu.Hepsini aklından atmak istiyordu şimdilik.Bir de bunlarla uğraşıp bedenen yorgunken zihnini de yormak istemiyordu.Gredix biraz ısrarcı bakışlarla etrafına baktı ve hancıyı aramaya çalıştı.
İçeri girmeden önce eli kapıda asılı kaldı Gredix'in kalbi hızla atıyordu nedenini bilmiyordu ama heyecanlanmıştı..Gredix içeri girdi ve etrafa bakıp duyulacak ama rahatsız etmeyecek bir ses tonu ile konuşmaya başladı.
"Hancı?Kimse yok mu?Hancı oda gerekli."
Gredix eski hatıralar aklına gelirken yüzünü buruşturdu.Hepsini aklından atmak istiyordu şimdilik.Bir de bunlarla uğraşıp bedenen yorgunken zihnini de yormak istemiyordu.Gredix biraz ısrarcı bakışlarla etrafına baktı ve hancıyı aramaya çalıştı.
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Havadaki uçan şeyde neydi? Bunu anlamak zordu,ama daha önemlisi vardı,yanan bir tarla,gnollar ve yardıma ihtiyacı olan kişiler.
Karar vermeliydi uçan silüeti takip edebilirdi ama o zaman yardıma ihtiyacı olanlara yardım edemezdi.Yardım ederse de uçan şeyin ne olduğunu öğrenemeyecekti.
Sorular sorular.
Bunun üstesinden gelmeliydi çünkü o bir "Keşiş"ti.
Aldığı eğitimlere göre önce yardım etmeliydi.O zaman önce hayatı pahasına da olsa alevlere gidip yardım için çığlık atanlara doğru daha fazla tereddüt etmedin gitmeliydi.Daha sonra herşey bittiğinde eğer hala yaşıyor olursa o zaman uçan şeyle ilgilenebilirdi.
Karar vermeliydi uçan silüeti takip edebilirdi ama o zaman yardıma ihtiyacı olanlara yardım edemezdi.Yardım ederse de uçan şeyin ne olduğunu öğrenemeyecekti.
Sorular sorular.
Bunun üstesinden gelmeliydi çünkü o bir "Keşiş"ti.
Aldığı eğitimlere göre önce yardım etmeliydi.O zaman önce hayatı pahasına da olsa alevlere gidip yardım için çığlık atanlara doğru daha fazla tereddüt etmedin gitmeliydi.Daha sonra herşey bittiğinde eğer hala yaşıyor olursa o zaman uçan şeyle ilgilenebilirdi.
(<>_<>) -V ----- - ------I .....l l .J..( ) '''...J L Ben dostum. Ne kadar inandırıcı geldiyse!
Elrach yaptığı saldırının verdiği haz ile boğuşurken karşısında arkadaşına daha sert saldırdıklarını ve Estebin'in iki savaşçı tarafından yaralandığını görünce gözünü iyice hırs bürümüştü. Bir nara kopartarak Estebin'e saldıran şövalyelerden soldakine doğru hamle yaptı. Attığı nara belkide yerini ve atağını belli edecekti ancak bu Estebine saldıran savaşçıların dikkatini biraz olsun dağıtarak Estebin'e hamle şansı tanıyacaktı.
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
-
demarch
- Kullanıcı

- Posts: 63
- Joined: Fri Oct 07, 2005 10:00 am
- Location: kimsenin bulamayacağı cennetimden
- Contact:
Vücudu yaralara alışkındı Celdar'ın ancak yine de sağından solundan kılıç darbeleri alması onu yavaşlatacaktı. Neyse ki bacaklarında herhangi bir yara yoktu ve azami hızında koşabilecekti. Ancak yaraları bu koşunun süresini kısaltacaktı...
Son kalan şövalyeye baktı.Elindeki kılıç Celdar'ın kanıyla ıslanmıştı ve tekrar aynı şeyi yapmak için can atıyordu..şu ana kadar palaları iyi iş görmüştü Celdar'ın ve son bir hamle ile şövalyeyi de safdışı etmeliydi.Piyadeler neredeyse yetişmişti ve onlarla savaşmaya hiç niyeti yoktu...
İki palasını, biri alttan biri üstten olacak şekilde, şövalyeye savurdu.Mutlaka onu öldürmeli, en kötü ihtimalle yaralamalıydı. Ama zamanı azdı ve bu çok büyük bir sorundu. şövalyeye kılıçlarını savurduktan sonra hızla dönüp kaçması gerekliydi. şövalyelerle kapışırken nereden kaçacağını belirlemişti ve o yöne koşacaktı.
Son kalan şövalyeye baktı.Elindeki kılıç Celdar'ın kanıyla ıslanmıştı ve tekrar aynı şeyi yapmak için can atıyordu..şu ana kadar palaları iyi iş görmüştü Celdar'ın ve son bir hamle ile şövalyeyi de safdışı etmeliydi.Piyadeler neredeyse yetişmişti ve onlarla savaşmaya hiç niyeti yoktu...
İki palasını, biri alttan biri üstten olacak şekilde, şövalyeye savurdu.Mutlaka onu öldürmeli, en kötü ihtimalle yaralamalıydı. Ama zamanı azdı ve bu çok büyük bir sorundu. şövalyeye kılıçlarını savurduktan sonra hızla dönüp kaçması gerekliydi. şövalyelerle kapışırken nereden kaçacağını belirlemişti ve o yöne koşacaktı.
quidquid latine dictum sit, altum videtur
(anything said in latin sounds profound.)
(anything said in latin sounds profound.)
Edmond ilk gelen ok darbeleriyle ile öleceğini anlamıştı.Ancak ölümü beklemek ona dokunuyordu.Anlamıştı.Başka çaresi yoktu.Ancak zaten önemli olan ne zaman değil nasıl öleceği idi.Ya kaçarken mutlak ölümü tadacaktı.Ya da uğruna canını verecekti savaşın.Amacı da bu değil miydi zaten.
İlk gelen okla sarsılamadan ikincisi çarptı göğsüne.Sendelerken bile rahat bırakmadı onu acı.Zaten hafif yaralı olan bölgesine bir ok daha saplanmasıyla o yerle bir oldu.Yapıştı yere.Anlaşılmıştı.Okçular görevlerini başarmıştı.Sıra piyadelerde idi.İleriden yaklaşık olarak 10-15 kadar goblin yaklaşmaya başladılar.En arkalarındaki hobgoblin göze çarpıyordu.Edmond u ya esir alıp köleleştireceklerdi ya da.....
Edmond lanet saymaya başladı.Ölüm üzerine üzerine geliyordu.Sıra ondaydı.En arkadaki büyük ihtimalle Komutan dı.Ooo ölüm en arkadan geliyordu.Acaba Edmond'un dilini biliyorlar mıydı.Önemi var mıydı zaten?Edmond ne yapacaklarını merak ediyordu bu yüzden bekleyecekti.Ancak saldırırlarsa o zaman savaşacaktı.Zaten başka ne yapabilirdi ki.İçinden bir ses direk öldüreceklerini söylüyordu.
Aklına güzel bir fikir geldi.Yere yüzüstü uzandı ölü taklidi yapmaya başladı.Nefesi bile az alıyordu.Başını onlara doğru farkedilmeyecek şekilde çevirdi.Gözlerini açık olduğu farkedilmeyecek şekilde kıstı.O vaziyette gerçek bir ölü sayılabilirdi.Onlar dibine gelselerde ses çıkarmayacaktı.Ancak ani bir hareket yaparlarsa kılıcını savuracaktı.Beklemeye başladı
İlk gelen okla sarsılamadan ikincisi çarptı göğsüne.Sendelerken bile rahat bırakmadı onu acı.Zaten hafif yaralı olan bölgesine bir ok daha saplanmasıyla o yerle bir oldu.Yapıştı yere.Anlaşılmıştı.Okçular görevlerini başarmıştı.Sıra piyadelerde idi.İleriden yaklaşık olarak 10-15 kadar goblin yaklaşmaya başladılar.En arkalarındaki hobgoblin göze çarpıyordu.Edmond u ya esir alıp köleleştireceklerdi ya da.....
Edmond lanet saymaya başladı.Ölüm üzerine üzerine geliyordu.Sıra ondaydı.En arkadaki büyük ihtimalle Komutan dı.Ooo ölüm en arkadan geliyordu.Acaba Edmond'un dilini biliyorlar mıydı.Önemi var mıydı zaten?Edmond ne yapacaklarını merak ediyordu bu yüzden bekleyecekti.Ancak saldırırlarsa o zaman savaşacaktı.Zaten başka ne yapabilirdi ki.İçinden bir ses direk öldüreceklerini söylüyordu.
Aklına güzel bir fikir geldi.Yere yüzüstü uzandı ölü taklidi yapmaya başladı.Nefesi bile az alıyordu.Başını onlara doğru farkedilmeyecek şekilde çevirdi.Gözlerini açık olduğu farkedilmeyecek şekilde kıstı.O vaziyette gerçek bir ölü sayılabilirdi.Onlar dibine gelselerde ses çıkarmayacaktı.Ancak ani bir hareket yaparlarsa kılıcını savuracaktı.Beklemeye başladı
2-3 saniyelik zaman ona saatler gibi gelmişti.Sonunda dikkatini topladı ve gözlerini kapattı ardından büyü sözlerini tekrar etmeye başladı büyüyü yapmalıydı hiç bir yanlış olmamalıydı ve söylediklerini kısık sesten sesini yükselterek bağırdı.
"Eustra Vom Veltus nerublaın lam Fres!"
Büyünün işe yarayacağını umuyordu yoksa işi çok zordu.
"Eustra Vom Veltus nerublaın lam Fres!"
Büyünün işe yarayacağını umuyordu yoksa işi çok zordu.
Xanthroat gerildi ve yaşlı adamın gözlerine dikkatle baktı.Daha sonra kaçan böceklere.." İndir silahını insan. " dedi içten gelen bir gürlemeyle."Tarlanı isteyerek yakmadım,tarlanın üzerindeki böcekleri temizlemeye çalışırken oldu. " dedi samuray sonra bir kaç saniyelik duraklamanın ardından ekledi " açıkcası bu kadar hızla küle dönüşeceklerini tahmin edemezdim. " dedi tarlaya tekrar bakarak.Başını tarladan kaçan yaratıklara döndürdü.
Eğer buradan kaçarlarsa ne kadar insana zarar verebileceğini düşündü samuray ve bundan hiç memnun olmayarak kaşlarını indirdi.Onların kaçmalarına izin veremezdi onursuzların kaçmasına izin veremezdi..Savaştan kaçmışlardı ve birşey yapmamasına rağmen ona saldırmışlardı..
Diğer insanlara yapacaklarını bile düşünmek istemedi Xanthroat.Tırpanını doğrultup bir tanesine doğru kanat çırpmaya başladı.Her kanat çırpışında rüzgarın esen sesi kulaklarında çınlıyordu ve gnoll a doğru uçarken birden önüne indi ve karnını hedef alarak bir saldırı yaptı.Ölümcül ve sağ çıkmaması gereken bir saldırı yapmıştı.Ölmesini bekliyordu ama herşey olabilirdi.
Xanthroat yaşlı adamın yanına sonra da gidebilirdi bu o kadar da önemli değildi.İşini bitirmesi gerekiyordu bu kadar onursuz yaratıkların dünyada barındırılması bizimle aynı yerde yaşamaları bile kalbinde bir parça,onur taşıyan varlıklara hakaret olarak görüyordu.Savaştan kaçmaları kesinlikle onursuzluktu.
Xanthroat düşündü savaşın başında bile onları uyarmıştı ama hiçbiri dinlemedi.Bir uyarıyı göz ardı etmenin neler doğuracağını görmüşlerdi..
Rp Dışı:Horcoel'in bir süre olmaması nedeniyle rplerde aksaklık yaşanmaması için bir süre onun rpsini benim devam ettirmemi istedi bilgilerinize.
Eğer buradan kaçarlarsa ne kadar insana zarar verebileceğini düşündü samuray ve bundan hiç memnun olmayarak kaşlarını indirdi.Onların kaçmalarına izin veremezdi onursuzların kaçmasına izin veremezdi..Savaştan kaçmışlardı ve birşey yapmamasına rağmen ona saldırmışlardı..
Diğer insanlara yapacaklarını bile düşünmek istemedi Xanthroat.Tırpanını doğrultup bir tanesine doğru kanat çırpmaya başladı.Her kanat çırpışında rüzgarın esen sesi kulaklarında çınlıyordu ve gnoll a doğru uçarken birden önüne indi ve karnını hedef alarak bir saldırı yaptı.Ölümcül ve sağ çıkmaması gereken bir saldırı yapmıştı.Ölmesini bekliyordu ama herşey olabilirdi.
Xanthroat yaşlı adamın yanına sonra da gidebilirdi bu o kadar da önemli değildi.İşini bitirmesi gerekiyordu bu kadar onursuz yaratıkların dünyada barındırılması bizimle aynı yerde yaşamaları bile kalbinde bir parça,onur taşıyan varlıklara hakaret olarak görüyordu.Savaştan kaçmaları kesinlikle onursuzluktu.
Xanthroat düşündü savaşın başında bile onları uyarmıştı ama hiçbiri dinlemedi.Bir uyarıyı göz ardı etmenin neler doğuracağını görmüşlerdi..
Rp Dışı:Horcoel'in bir süre olmaması nedeniyle rplerde aksaklık yaşanmaması için bir süre onun rpsini benim devam ettirmemi istedi bilgilerinize.
Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests