Kırık Aynadan Yansımalar (RP Ekranı)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
eragon
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6
Joined: Fri Aug 25, 2006 10:00 am
Contact:

Post by eragon »

Bu hatası için kendine lanet okuyodu.Böyle bişey olmamalıydı.O kadar yıl ve o kadar eğitimden sonra bmyle bir hata yapmamalıydı.Ve sırf onun yüzünden 3 kişi ölmüştü.Bu yüzden kendini hiçbir zaman affedemeyecekti belki de.
Ama şimdi bunları düşünmemeliydi.Karşısında ona doğru gelen bir hidra varken asla.Ve sonunda bu düsünceleri bir kenara itmeyi basardı.Hidraya konsantre olmalıydı yoksa onun sonu olacaktı.
O bunları düşünürken hidra çok yaklaşmıştı.Erathorn'un çok az zamanı kalmıştı.Ve konsantre olmaya çalışarak ve bu büyünün işe yaramasını umarak belki de hayatını kurtarcak olan büyüye odaklandı.Ve azında büyü sözleri çıktı:
"Estra ful to hidra thyra olnya acid"
Bu sözler ağzından dökülürken aklında arkadaşlarının görüntüsü vardı.Bu onu daha da hiddetlendirmişti.Sözler gittikçe daha tempolu ve yüksek sesle düküldü ağzından.En sonunda büyüyü saldı hidra kalbine doğru işe yarayacağına inanarak...
Eğer işe yaramazsa arkadaşlarına katılcaktı.Belki de öyle olmalıydı onun hataları yüzünden arkadaşları hayatlarını yitirmişlerdi.İşte bunları düşündü bir anlık sürede.Her ne kadar sönük olucak olsa da hayatı devam mı etcekti,yoksa ölücek miydi.......
Ve büyü yaratığın kalbine doğru gidiyordu....

Rp dışı:Yapılan büyü Lesser Orb of Acid
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

Nöbetçiler hiddetle üzerine geldiklerinde Dekotta şok oldu.

"Nasıl yani ? Bu adamlar kaosun lordunun 10 kasabadaki birliklerinden haberdar değiller miydi ? " düşüncesi karanlık rahibin aklından hızla geçti ve bu bilgisiz, akılsız köpeklere içinden küfür etti.

"Saçmalamayın ! " dedi Dekotta hiddetle, "LANET OLASI BİR TAPINAK şÃƒ?VALYESİ! gibi mi görünüyorum ? " dedi kapkara zırhını adamlara gösterirken. "Daha yeni bir savaştan çıktım, Lordumun adına kan döktüm, katliamlar yaptım. Siz burda duruken ben *O*na düşmanlarımızın kanlarını içerek ibadet edeyim, sonrada gelip beni LANET OLASI BİR TAPINAK şÃƒ?VALYESİ! ile karıştırın. " dedi Dekotta. Bir tapınak şövalyesi sanılmak gerçekten gururunu incitmişti ve söylediği cümlede noktası virgülüne kadar samimiydi.

"Ben Zalim Ã?Ã?LRÖZGARI, *O*'nun adına savaşan bir savaşçı ve bilgeyim!"
Squan
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 557
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Squan »

Estebin arkasındaki adamın kendisine saldırdığını farkettiğinde hanı inletecek bir şekilde bağırarak çift taraflı baltasını yerden -arkasından- havaya kaldırıp karşısındaki adamın kafasına doğru yukarıdan aşağı geçirmeye çalışacaktı.

Bu ara Elrach’ın da tahmininden daha az yara bere içinde olduğunu fark etti. Bunun için kendisine küfür etti...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
demarch
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 63
Joined: Fri Oct 07, 2005 10:00 am
Location: kimsenin bulamayacağı cennetimden
Contact:

Post by demarch »

Son şövalye de ölünce, artık iş kaçmaya ve saklanmaya gelmişti.Arkasından gelen öfke bağırışları da bunu acilen yapması gerektiğini hatırlattı Celdar'a..


Hızla belirlediği yoldan sokağa daldı. Sokağın sonuna vardığında yıkık evlerle dolu bir yola çıktı. Acilen karar vermesi gerekiyordu.Arkasından gelenler eğer çok yakın değillerse bu yarı yarıya yıkılmış evlerden birinde saklanabilirdi. Tabii yolu aşıp arayı iyice açmak da mümkündü..Ama bu sefer de koşarken başka birileriyle karşılaşabilirdi ki bu birilerinin şövalye olma ihtimalleri yüksekti.Ã?abuk karar vermeliydi..


Arkasındakilere hızla bir bakış attı.Belki de yolun yarısına kadar koşmalı ve sonrasında saklanmalıydı..Bu sefer de arkasındakiler yola çıkmış olabilirdi.Yani her şey arkasındakilerle mesafeye bağlıydı.


Eğer arkasındakiler o bir eve girip saklanana kadar yola çıkacaklarsa koşmaya devam edecekti. Belki sokağın sonlarına doğru evin birine dalmak zorunda kalabilrdi ama bu o zaman düşüneceği birşeydi..Ancak eğer yeterince arayı açmışsa ilk gördüğü eve dalıp saklanacaktı.Belki buralarda bir yerde olması gerektiğini düşünüp araştırmaya başlarlardı ama bu alması gereken bir riskti..
quidquid latine dictum sit, altum videtur
(anything said in latin sounds profound.)
Murdoc
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 227
Joined: Tue Jun 27, 2006 10:00 am
Location: İzmir - Karşıyaka
Contact:

Post by Murdoc »

Murdoc sakinliğini bozmadan ama temkinli bir şekilde etrafı süzdü görebildikleri hep aynıydı, cesetler ve kaçışan gnollar.

Ama bu şekilde neydi? Ã?iftçi saldırdığına göre çiftçiye zarar vermişti.Yani birilerini tehdit ediyordu.Ama ya gnollar önce saldırdıysa...Ne de olsa gnollar vahşi ve agresiftiler, koruma olmak için pek iyi değildiler.

İyi düşünmeliydi, hata yapmamalıydı.Ama suçlu kimdi?

Ã?iftçinin de kötü biri olma ihtimali vardı ne de olsa gnolları besliyordu.Ya da gerçekten başı belada olan biriydi ki gnollarla çalışıyordu.

Bir süre bekledi,durdu ve kendi "tanrısın"a tek olduğuna inandığına dua etti hata yaparsa affedilmesi için.

Biraz daha bekledi ve doğru olanın bu işi önce diplomatik yollarla çözmeye çalışmanın, daha sonra son çare olarak güç kullanmaya başlamalıydı.Ama şu an kiminle konuşabilirdi ki?

Karar vermek zordu,birşeyler yapmazsa da masum birilerinin canı yanacaktı.

Seçmeliydi ya bekleyip görecekti ya da harekete geçecekti.Ve seçimini yaptı, dikkatli ama emin adımlarla çiftçinin yanına doğru gitmeye başladı.

Ã?iftçiye seslendi;"Ben Murdoc, Etnod Manastırı keşişiyim ve burada olanları öğrenmek istiyorum."dedi tok bir sesle ve çiftçinin cevabını bekledi.
(<>_<>) -V ----- - ------I .....l l .J..( ) '''...J L Ben dostum. Ne kadar inandırıcı geldiyse!
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Elrach darbelerinin yarattığı yıkımı gördükten sonra hızla kılıcını zırhlı savaşçının ölü bedeninden kurtararak kalan son savaşçıya döndü ve adamın göğsünü sol omzundan sağ uyluğuna doğru paralel bir çizgi oluşturacak şekilde savurdu. Estebinle birlikte omuz omuza savaşmayalı uzun zaman olmuştu. Her ne kadar ölenlere üzülse de savaşmanın nahoş sarhoşluğundan aldığı zevki de inkar edemezdi...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Peter Max in sözlerini bir süre düşündü. Birkaç saat gecikme sorun olabilir miydi? Ama karanlıkta yola çıkmakta daha yavaş yol almalarına neden olacağından zaten bu süre de azalmayacakmıydı.

Max e döndü. Bekleyelim o zaman dedi. En azından bu sürede belki kafasındaki şiiri yazabilirdi. Onkasabanın son savaşı ile ilgili destanı böylece bitirmiş olacaktı.

Max e istersen sen uyuyabilirsin ben uyanık kalıp gördüklerimi yazmak istiyorum dedi.

Bir kayanın üstüne oturup kağıdını ve kalemini çıkarıp yazmaya başladı.

KIYAMETİN AYAKSESLERİ

Ejderhanın korkusu çekip gittiğinde diyardan
Pek az asker sağ kalmıştı iki ordudan
Düşünmedi hiçbiri yine de
Savaşın kaybettirdiklerini kendilerine
Geri gelmişti kör eden delilik gözlerine
Korkak ejderhaya korkuları geçtiğinde

Son kalan askerlerde saldırdılar böylece birbirlerine
Delice vurdular öldürdüler.
Boru sesleri duyuldu savaşın en keskin anında
Yeni askerler gelmişti onkasabada savaşmaya
Dördüncü bir ordu da takip etmişti onları
Artıyordu onkasabada ölmek ve öldürmek isteyenlerin sayısı

Bir kıyamet gibi saldırıyordu ordular birbirine
Bilmeden artık ne için savaştıklarını
Kıyamet öncesi delilik sarmıştı insaları
Savaşın en delice anında nehir de katıldı boğuşmaya
Ã?nce çekilip boğdu sonra bir çoğunu askerlerin

Ardından tepeler sarsıldı isyan ederek
Kadim dağlar parçalardı kumdan tepeler gibi
Ã?öktü toprak on kasabanın sığındığı son kaleye
Savaşanlar bırakıp silahları izlediler doğanın öfkesini
Umutsuzca kaçtılar yememek için toprağın sillesini

Komutanlarıyla yok oldu dört ordudan biri
Diğerleri de kaybettiler savaşma hevesine
Kendilerine geldi az sayıda sağ kalan
Fark ettiler yarattıkları kıyameti o an
Kısa bir sessizlik kapladı ovayı
Bitmişti son onkasaba savaşı

Diyar kurulduğundan beri saldırılan o insanlar
Yüzyılların sonunda artık yoktular
Bitmiş görünse de o an felaketler dizisi
Duyulmuştu onkasabada o gün kıyametin ayak sesi.

Peter bittiğinde ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu. Bir ara mümkünse kaleye döndüğünde destanı toparlayıp tüm şiirlerini birleştirmek istiyordu. Ama şimdilik önündeki göreve bakmalıydı. Havanın aydınlığına ve Max in uyuyup uyumadığına bakmak için kalktı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

Xanthroat gerildi ve çiftçiye baktı yarı ejderha sesini kalınlaştırdı ve gürlemeyle çıktı bütün sözleri " demek korumaların ha?İnsanlara zarar vermek suçsuzları öldürmesi için yapılmış bir koruma mı? Nedensiz yere bana saldırmaları için yapılmış bir koruma birliği mi? " dedi sorgularcasına.

Sesindeki öfke gnolların neler yapabileceği aklına gelince artmıştı." Benimle böyle konuşamazsın insan! " dedi kanatlarını sonuna kadar gererek.Adalet yerini bulacaktı ve olmalıydı da sonra kenardan merak dolu gözlerle yaklaşan adama garip bir ifade ile baktı..

" Burda korumak istediğin tarlansa Gnollardan daha iyisini bulmalıydın ve bir daha asla o okunu bana doğrultma. Amacım kimseye zarar vermek değildi ta ki..Böceklerin bana saldırana kadar.. " dedi gözleri parlarken adama bakıyordu.

Gecenin karanlığını ok gibi geçen sesiyle yeni gelen adama baktı sonra ekledi " Kimseye zarar vermek gibi bir niyetim yoktu ama şu gördüklerin adalete teslim olmak zorundalar. " dedi ve diğer bir gnoll e doğru giderek tırpanının keskin olmayan yanıyla o kadar sert kafasına vurdu ki kafasının kırılabileceği vea çatlayabileceği durumu ortaya çıktı.Amacı o gnoll u bayıltmaktı..

Ama elinden biri uzaklaşırsa acıyamazdı.Samurayların ihanet,onur, disiplin ve adalet konusunda kesin cevapları vardı.Bunlardan birine uyulmadığı takdirde adam ölümle cezalandırılırdı..Kim olursa olsun ne olursa olsun..Ama bu gnolların kimseye zarar vermesine katlanamazdı.Bu yaşlı adamla ilgilenecekti..Eğer o okunu bir daha atarsa hapishanede yatacağı günleri saymaya başlasa çok iyi olacaktı.

Geceyi yaran sesiyle adama tekrar bağırdı " Sakın kaçmaya kalkma seninle konuşacaklarım var insan! " dedi genzinden homurtular yükselirken.
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

“Acemi bir şövalye ha?” dedi dudak bükerek şövalye. “Hem de Maltyr Kasabası’ndan. Karargâh ve tapınak oradayken, sen burada ne arıyorsun peki? Eğer gerçekten bir şövalye yamağı olsaydın burada bir hanı değil, tapınağı arıyor olurdun.”

Setsuna’nın gözünden kaçmamıştı. şövalyeler son derece gergin görünüyorlardı. Bunun yanında da şüpheci davranıyorlar ve üsteliyorlardı. Gözlerinden bir tedirginlik okunabiliyordu ve ağızlarının çevresindeki kaslar sık sık endişe ve sıkıntıyla kıvrılıyordu. Maltyr’den yola çıkarken şövalyelerin durumu hiç de böyle değildi. Bu, buradakilere özgü bir şey miydi, yoksa o yola çıktıktan sonra bir şey mi olmuştu?

Issız sokakta şövalyeler çemberi daraltırken, biri son kez konuştu. “Son kez soruyorum yabancı, kimsin ve burada, bu saatte ne arıyorsun?”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

“Tabi beyim, odaların hepsi zaten temizdir. Üç tane boş oda var. İstediğinize gidebilirsiniz. Tüm odalarım aynı kalitededir. Hepsinde yıkanabileceğiniz birer küvet bulunmaktadır ve odalara sıcak su servisimiz vardır. Aynı zamanda diyarın hemen her yerinden gelen içkilerim de mevcuttur. Yemekler için ise Sorpigol’ün en iyi aşçılarından birisi çalışmaktadır.” Hancı bariz bir şekilde hanının reklamını yapıyordu. Ama söylediği son cümle, gerçekten de hanın bariz bir özelliğini vurguluyordu. “Burası, Sorpigol’de huzur barındıran son yerlerden birisidir beyim.”

Hancı, Gredix’e beklentiyle bakıyordu. Belli ki müşteriyi kaçırmak istemiyordu. “Sorpigol’de yeni misiniz beyim?”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Yeşil, minik bir topçuk havada vızıldayarak yaratığa doğru giderken, hidra da öfkeyle ileri atılıp koşmaya başladı. Bölünen uykusu yüzünden gözlerinden nefret okunuyordu. Akıllı bir yaratık olmaması, Erathorn’un avantajına olmasına rağmen, Erathorn artık tek başınaydı.

Yaratık yeri gümbürdeterek Erathorn’a birkaç adım atmışken yeşil topçuk göğsünde patladı ve acı dolu bir çığlık koyuverdi. Erathorn, dolunay ışığı altında yaratığın etinin nasıl da eriyip kavrulduğunu görebiliyordu. Ama sonra yaralar, Erathorn’un dehşet dolu bakışları altında hızla düzelmeye başladı.

Aynı anda hidra öfke dolu bir çığlık patlattı ve beş kafasıyla birden Erathorn’a saldırdı.

Beş kafa aynı anda Erathorn’un bedenini kavradılar. Ustura gibi dişler, Erathorn’un zırhını delip etini deşerken genç savaşbüyücüsünün yapabildiği tek şey çığlık atmaktan ibaretti. Beş kafa da bedeni farklı yönlere çekerek parçalamaya çalışıyorlardı. Erathorn vücudundaki pek çok kemik gürültüyle kırılırken kıpırdayamıyor, hidranın dişleri altında parçalanıyordu. (Erathorn--> 47 damage) Nefesi kesilip çığlığı, kanlı bir gurultuya dönüştüğünde hatırladığı son şey hidranın kırmızı gözleriydi.

Sonrası ise karanlıktı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Dekotta’nın dedikleri karşısında muhafızlar bir an durakladılar ve birbirlerine baktılar. Tedirgin olmuşa benziyorlardı. Durdular ve birbirlerine bakıp öylece beklediler. Yine de mızraklarının uçları Dekotta’ya çevriliydi.

En sonunda bir tanesi konuştu. “Pekâlâ, ama bizimle tapınağa geleceksin ve rapor vereceksin.”
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Elrach kılıcını savurduğu anda, şövalye bir ayağını arkasına atarak dengesini sağladı ve kılıcını iki eliyle önünde kavrayarak saldırıları durdurmaya hazırlandı. Ama aynı anda hem Estabin’in baltası, hem de Elrach’ın kılıcı ona doğru savrulduğunda, şövalyenin yapabileceği bir şey yoktu.

Elrach’ın kılıcı, şövalyeyi boydan boya biçerken şövalyenin ağzından zorlukla bir “Ore-” sözcüğü çıktı. Estabin’in baltası da kafasını parçalarken tek duyulan kırılan kafatasının ve ezilen beynin çıkarttığı, iç gıdıklayıcı sesti.

Estabin ve Elrach, kanlar içindeki et yığınından silahlarını kurtardılar ve birbirlerine baktılar. Bu kesinlikle planladıkları gibi bir buluşma olmamıştı. Dahası, Sorpigol’de iktidarda olan Oren Tapınağı’na bağlı üç tapınak şövalyesini öldürmüşlerdi. Bu kesinlikle bela demekti çünkü şövalyeler mutlaka onları arayacaklardı.

“Eee...şey...sanırım başınız biraz dertte bayım, öyle değil mi?” dedi Estabin’i buraya getiren çocuk. Bir anda handaki herkesin bakışı, dehşet dolu gözlerle cesetleri izleyen çocuğa döndü. “şövalyeler sizi asla rahat bırakmazlar. Sorpigol’den kaçamazsınız, çünkü tüm çıkışlar tutuluyor. İçeride de kalamazsınız çünkü sizin gibi adamlar asla gözden kaçmaz.” Bir an sustu. “Ben size yardım edebilirim bayım, eğer isterseniz. Sorpigol’de tapınak şövalyelerinden başka güçler de mevcut. En azından sizleri onların dertlerinden koruyup, sorun çıkmadan sizi şehir dışına çıkartabilecek güçler.”

Onu buraya kadar getiren ve koruyan, nazik şövalyelerin hunharca biçilmelerini dehşet içinde izlemişti Mathan. şimdi hepsi öldürülmüş, ve minik bir çocuk, katillere sığınma teklif ediyordu. Sanki ölenlerin hiçbir kıymeti yokmuş gibi!

Estalus, keyifli bir sessizlik içinde önündeki katliamı izlemişti açık kapının dışından. Bu ikisi gerçekten de çok iyi dövüşüyordu, buna şüphe yoktu. Burada böyle tiplerin olacağını düşünmemişti Estalus. Ama görünüşe göre barındırdığı tüm tehlikelere rağmen, Sorpigol de diyarın dört bir yanından insanları çekiyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

“BENİ BENİM TARLAMDA TEHDİT EDEMEZSİN AşAğILIK KERTENKELE!” diye haykırdı çiftçi ve Xanthroat uzaklaşırken arbaletini yeniden doldurmaya başladı. Bu sırada oğlanlardan genç olanı koşarak kaçmaya başladı. İstikameti evi değildi.

Murdoc ona yaklaşırken çiftçinin gözleri faltaşı gibi açıldı. “Bu gnollar bir halta yarayıp yabancıları uzakta tutamadı mı?! Neler olduğunu öğrenmek mi istiyorsun? Ã?evrene bak! O sarı kertenkele benim tarlamı yaktı!”

Xanthroat’ın darbesi, gnollu sendeletse de, kararlı gnoll başını ovuşturarak tekrar ayaklandı ve koşmaya devam etti. Gnollerin çoğu ağaçların arasında kaybolmuşlardı. Geriye sadece birkaç tanesi kalmıştı.

Bu sırada arbaletini doldurmuş çiftçi, arbaletini Murdoc’a çevirdi. “Yabancıların tarlama verdiği zarar yeter! İkiniz de defolacaksınız!” Ve ardından çiftçi tekrar Xanthroat’a döndü, nişan aldı ve tetiğe bastı.

Ve bir ok, vızıldayarak Xanthroat’ın yakınından geçti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
User avatar
mikael
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 692
Joined: Fri Apr 07, 2006 10:00 am
Contact:

Post by mikael »

Setsuna'nın aklına, çember gitgide daralırken yeni bir fikir geldi. Sesini yükselterek, "Yeter artık, bana bir sokak serserisi muamelesi yapmayı kesin." dedi kızgın bir ses tonuyla . "Bana inanıp inanmamanız umrumda bile değil, ama Oren adına, eğer kaderimde kendim gibi bir tapınak şövalyesi tarafından hapse atılmak veya onunla savaşmak yazılıysa," belindeki bıçağı şimşek gibi çekti ve kendi gırtlağına dayadı, "bu kaderi yaşamak yerine ölmeyi tercih ederim.". Gözlerinin yaşarmasını sağlamak ve ciddiyetini göstermek için bıçağın ucunu hafifçe bastırıp bir damla kan akıttı. "Umarım bunu yutarlar." diye düşündü gözleri yalandan duygulanıp yaşarırken.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest