Kupala'nın Gecesi (RPG)
"Hayır biliyorum haklısın." Uzun kara saçlarını taraması bitmek üzereydi.
"Ne yalan söyleyeyim bana da saçma gelmiyor değil, ne yapabilirim ama içimde kontrol edemedğim bir istek bir dürtü var. Ben buralara aidim. Nereye gidersem ne yaparsam yapayım bu iş hep böyle oldu ve olacak."
Tarağı özenle yanındaki bir kutuya koydu ve kapağını kapattı. Saçlarını taraması bitmişti. şimdi gür bıyığıyla oynamaya başladı.
Durdu.
Kafasını karşısında oturana doğru uzattı. Elini kulağına doğru götürerek; "Anlayamadım? Ama sen bu kadar alçak sesle konuşurken benim nasıl duymamı beklersin. Beni uğraştırmak mı istiyorsun. Zorlayayım mı yani kendimi seni duymak için!"
Hızla yerinden kalktı ve karşısında oturan kadının yanına oturdu. Temizlenmiş, pırıl pırıl bir hançer aldı karşı koltuktan, diğer eliyle de kadının hala taze olan dilini.
Pırıl pırıl, upuzun tırnakları olan ellerinin arasında kayıyordu dil. Ağzına aldı ve dili emmeye başladı. Bütünüyle sivriltilmiş dişleri ile parçalamaya başladı dili. Yavaşça kadınıa yöneldi eliyle çenesini tuttu; "Aç bakalım ağzını küçüğüm...AÃ? DEDİM! Açsana şu ağzını.!" Durdu ve geri çekildi. " Diğer kızlar evlerinde iken benimle olmak hoşuna gitmiyor mu? Tek başına değilsin işte. Ayrıca burda seninle çok güzel bir şeyler yakalıdığımıza inanıyorum. Korkuyor musun? Yoksa gülümsüyor musun? Sanırım ikisinden de azıcık ne dersin. Beraber heyecan verici ve güzel oyunlar oynuyoruz ne güzel. şimdi aşkım bana bir öpücük vermeni istiyorum." Kadın Zgismund'un güçlü elinin kuvvetine dayanamayıp ağzını açtı. Dili sökülmüş ağzını yaladı kadının ve dil parçalarını kadının ağzına bıraktı tek tek. Bu sapıklığa dayanamayan kadın kusmaya başladı. Zgismund buna çok kızmıştı.
"Ama arabamı pislettin. Oldu mu şimdi bu." Keçi sakalını tutup çekiştirdi. "Bak şimdi şöyle yapacağız sen öleceksin bende yapmam gereken şeyi yapıcam." Uzun tırnakları ile kadının boynunu yardı. Kapıyı açıp onu dışarıya fırlattı.
Çok güzel bir gece rezil olmuştu. Neden hep yanlış kadınları seçiyorum diye hayıflandı. Hiçbir zaman doğru kadını bulamaycaktı galiba. Arabadının içinden indi ve şöför koltuğuna oturdu.
"Haydi bakalım evlatlar gidelim şu güzelim tepeye."
şarkılar söylerek gidiyordu Zgismund. Güzel ezgiler, içini sevinçle dolduran kendi besteleri. Dolambaçlı yoldan ilerlerken şatonun kapısında bir kaç at gördü. Birileri mi var diye düşündü. Eğer öyleyse onların önüne şık çıkmalıydı.
Arabasını şatonun girişine yakın durdurdu. indi ve bir çömlek aldı. Buna yöresinin en güzel toprağını doldurdu ve tabutuna serpti hepsini. Bir kaç eşya aldı yanına. Bir kaç hançer, hep sevmişti onları, tırnak törpüsü, tarağı ve tabii ki eşsiz koleksiyonu. Kıyafetlerine baktı. Üstü başı kan lekeleri olmuştu ama olsundu, siyah, kırmızı ve beyazın mükemmel uyumu diye düşündü. Dikkatlice pelerinini düzeltti ve şatonun kapısından içeriye yürüdü.
Ne kadar da kalabalıktı. Aman ne güzel. İki tane de güzel kız. Ama yaşları çok büyüktü. Tek tek gözden geçirdi içerdekileri çabucak. En şıkı ve yakışıklı olanı Zgismund'du. Özellikle tepede duran o çirkine şeye oranla.
İçerde konuşulanlar garip ve anlamsızdı. Madem bir büyü yapılıyordu bundan neden Zgismund'un haberi yoktu. Pislikler diye düşündü. Ã?ekemiyorlardı onun yeteneğini tabii ki. Bu konuyu daha ayrıntılı anlamak için burdakilerle konuşması gerekiyordu beli ki. O da öyle yaptı:
"İyi geceler yıkık şatonun güzel insanları." tepedeki çirkin yaratığa bakıp iğrendi; ama çenesini tuttu. "Kulak misafiri oldum konuştuklarınıza. Neler olduğunu anlamayı çok isterim açıkcası."
Sivri dişlerinin arasında bir parça et kalmıştı. Uzun tırnağı ile onu temizlemeye girişti konuştuktan sonra.
"Ne yalan söyleyeyim bana da saçma gelmiyor değil, ne yapabilirim ama içimde kontrol edemedğim bir istek bir dürtü var. Ben buralara aidim. Nereye gidersem ne yaparsam yapayım bu iş hep böyle oldu ve olacak."
Tarağı özenle yanındaki bir kutuya koydu ve kapağını kapattı. Saçlarını taraması bitmişti. şimdi gür bıyığıyla oynamaya başladı.
Durdu.
Kafasını karşısında oturana doğru uzattı. Elini kulağına doğru götürerek; "Anlayamadım? Ama sen bu kadar alçak sesle konuşurken benim nasıl duymamı beklersin. Beni uğraştırmak mı istiyorsun. Zorlayayım mı yani kendimi seni duymak için!"
Hızla yerinden kalktı ve karşısında oturan kadının yanına oturdu. Temizlenmiş, pırıl pırıl bir hançer aldı karşı koltuktan, diğer eliyle de kadının hala taze olan dilini.
Pırıl pırıl, upuzun tırnakları olan ellerinin arasında kayıyordu dil. Ağzına aldı ve dili emmeye başladı. Bütünüyle sivriltilmiş dişleri ile parçalamaya başladı dili. Yavaşça kadınıa yöneldi eliyle çenesini tuttu; "Aç bakalım ağzını küçüğüm...AÃ? DEDİM! Açsana şu ağzını.!" Durdu ve geri çekildi. " Diğer kızlar evlerinde iken benimle olmak hoşuna gitmiyor mu? Tek başına değilsin işte. Ayrıca burda seninle çok güzel bir şeyler yakalıdığımıza inanıyorum. Korkuyor musun? Yoksa gülümsüyor musun? Sanırım ikisinden de azıcık ne dersin. Beraber heyecan verici ve güzel oyunlar oynuyoruz ne güzel. şimdi aşkım bana bir öpücük vermeni istiyorum." Kadın Zgismund'un güçlü elinin kuvvetine dayanamayıp ağzını açtı. Dili sökülmüş ağzını yaladı kadının ve dil parçalarını kadının ağzına bıraktı tek tek. Bu sapıklığa dayanamayan kadın kusmaya başladı. Zgismund buna çok kızmıştı.
"Ama arabamı pislettin. Oldu mu şimdi bu." Keçi sakalını tutup çekiştirdi. "Bak şimdi şöyle yapacağız sen öleceksin bende yapmam gereken şeyi yapıcam." Uzun tırnakları ile kadının boynunu yardı. Kapıyı açıp onu dışarıya fırlattı.
Çok güzel bir gece rezil olmuştu. Neden hep yanlış kadınları seçiyorum diye hayıflandı. Hiçbir zaman doğru kadını bulamaycaktı galiba. Arabadının içinden indi ve şöför koltuğuna oturdu.
"Haydi bakalım evlatlar gidelim şu güzelim tepeye."
şarkılar söylerek gidiyordu Zgismund. Güzel ezgiler, içini sevinçle dolduran kendi besteleri. Dolambaçlı yoldan ilerlerken şatonun kapısında bir kaç at gördü. Birileri mi var diye düşündü. Eğer öyleyse onların önüne şık çıkmalıydı.
Arabasını şatonun girişine yakın durdurdu. indi ve bir çömlek aldı. Buna yöresinin en güzel toprağını doldurdu ve tabutuna serpti hepsini. Bir kaç eşya aldı yanına. Bir kaç hançer, hep sevmişti onları, tırnak törpüsü, tarağı ve tabii ki eşsiz koleksiyonu. Kıyafetlerine baktı. Üstü başı kan lekeleri olmuştu ama olsundu, siyah, kırmızı ve beyazın mükemmel uyumu diye düşündü. Dikkatlice pelerinini düzeltti ve şatonun kapısından içeriye yürüdü.
Ne kadar da kalabalıktı. Aman ne güzel. İki tane de güzel kız. Ama yaşları çok büyüktü. Tek tek gözden geçirdi içerdekileri çabucak. En şıkı ve yakışıklı olanı Zgismund'du. Özellikle tepede duran o çirkine şeye oranla.
İçerde konuşulanlar garip ve anlamsızdı. Madem bir büyü yapılıyordu bundan neden Zgismund'un haberi yoktu. Pislikler diye düşündü. Ã?ekemiyorlardı onun yeteneğini tabii ki. Bu konuyu daha ayrıntılı anlamak için burdakilerle konuşması gerekiyordu beli ki. O da öyle yaptı:
"İyi geceler yıkık şatonun güzel insanları." tepedeki çirkin yaratığa bakıp iğrendi; ama çenesini tuttu. "Kulak misafiri oldum konuştuklarınıza. Neler olduğunu anlamayı çok isterim açıkcası."
Sivri dişlerinin arasında bir parça et kalmıştı. Uzun tırnağı ile onu temizlemeye girişti konuştuktan sonra.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Yaşanan atmosfere "gergin" demek az bile olurdu. muhtemelen yakın tarihinin en kalabalık gecesini geçirmekte olan bu yıkık dökük şatonun evsahibinin de boy göstermesiyle beraber nedense katılımcılar da birden artmıştı.
Evsahibinin konuşmasını ilgiyle dinleyen Leo, birden, boşta olan sağ elinin parmaklarını şıklattı:
"Biliyorum, o çantada bi gariplik olduunu biliyodum, ehihi...ehe.."
Suratında kocaman bir sırıtışla, çantasını hala tutmakta olan adama baktı; ancak sırıtışı, belirdiği hızla kayboldu ve bakışlarını tekrar evsahibine çevirdi. Toplantıya yeni katılanların farkındaydı; ama evsahibinin duruşunda, konuşmalarında, hareketlerinde, Leo'yu çeken bir şeyler vardı. Ya da belki sadece, evsahibinin çenesine yakın bir yerden akmakta olan iltihapa gözleri takılmıştı.
Ortam gergin olabilirdi; ama burası düpedüz sıkıcıydı, her ne kadar kendisiyle ilgilenen birini bulmuş olsa da... Sıkıntıdan oynamakta olduğu saç buklesi, Leo'nun ısrarcı çekiştirmelerine dayanamış, saçları tutmakta olan tokanın açılmasına ve serbest kalmasına neden olmuştu. Birden açılan saçın arasında yere düşmekte olan tokayı yakalayan Leo, yüzünde mahçup bir ifadeyle sahibine uzattı.
Evsahibinin konuşmasını ilgiyle dinleyen Leo, birden, boşta olan sağ elinin parmaklarını şıklattı:
"Biliyorum, o çantada bi gariplik olduunu biliyodum, ehihi...ehe.."
Suratında kocaman bir sırıtışla, çantasını hala tutmakta olan adama baktı; ancak sırıtışı, belirdiği hızla kayboldu ve bakışlarını tekrar evsahibine çevirdi. Toplantıya yeni katılanların farkındaydı; ama evsahibinin duruşunda, konuşmalarında, hareketlerinde, Leo'yu çeken bir şeyler vardı. Ya da belki sadece, evsahibinin çenesine yakın bir yerden akmakta olan iltihapa gözleri takılmıştı.
Ortam gergin olabilirdi; ama burası düpedüz sıkıcıydı, her ne kadar kendisiyle ilgilenen birini bulmuş olsa da... Sıkıntıdan oynamakta olduğu saç buklesi, Leo'nun ısrarcı çekiştirmelerine dayanamış, saçları tutmakta olan tokanın açılmasına ve serbest kalmasına neden olmuştu. Birden açılan saçın arasında yere düşmekte olan tokayı yakalayan Leo, yüzünde mahçup bir ifadeyle sahibine uzattı.
War, war never changes...
- buzdaglarininleydisi
- Kullanıcı

- Posts: 204
- Joined: Thu Sep 21, 2006 10:00 am
- Location: EskiÃ…?ehir
- Contact:
Sylvia hafif bir iğrenme hissi içinde konuşanı dikkatle dinliyordu, ainden aslında azda olsa bilgisi vardı ama kesinleşene kadar sesini çıkarmmakta kesin niyetliydi nede olsa nasıl gerçekleşeceğini ve nasıl engelliyeceğini bilmiyordu buda onun için konuşmanın dezavantaj olacağını açık ve net gösteriyordu malesef ve ortama yeni giren tipler burda önceden yerini almışlardan daha enteresan tiplerdi hatta en son ortama katılan üzerinde halen açık ve net kan lekeleri olan sapkın bakışlarla ortamı süzmekte olan siyah uzun saçlı bıyıklı tip midesinin iltihaplı tipten iki misli kasılmasına sebep olmaktaydı. Artık ne olacağı ve neyin nasıl önleneceği konusunun biran önce ortaya dökülmesi gerekiyordu. şuan konvoyuyla devam etmiş olsaydı mutlaka uygun bir kasabada vur patlasın çal oynasın eylencesinin içinde bir kaç taze yakışıklının kanının tadına bakmış olacaktı yani zaman kaybediyor ve zamanla açlığı artıyordu.
Kalbinin esiri bir bilge
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
Her geçen dakikayla birlikte toplantıya katılanların sayısı da artıyordu. şimdi de şık görünümlü ama üstü başı kan içinde, bıyıklı biri katılmıştı aralarına. Canı iyice sıkılmaya başlamıştı Anislav'ın. Daha kaç kişi gelecekti bu toplantıya çok merak ediyordu. Herkes bir şeyler söylüyordu, doğru ya da değil. Ve söylenen herşey zaten gergin olan ortama daha da kasvet katıyordu.
Anislav'ın kucağındaki çocuk, Anislav'ın saçıyla oynarken toka açılmış ve saçları dağılmıştı. Düşen tokayı yakalayıp kendisine uzatan çocuğa teşekkür edip, saçlarını tekrar düzgün bir şekilde toplamak için çocuğu kucağından indirdi. Saçlarını toplarken de daha fazla dayanamayıp "Artık bir sonuca varsak diyorum." şeklinde bir yorum yapmıştı.
Anislav'ın kucağındaki çocuk, Anislav'ın saçıyla oynarken toka açılmış ve saçları dağılmıştı. Düşen tokayı yakalayıp kendisine uzatan çocuğa teşekkür edip, saçlarını tekrar düzgün bir şekilde toplamak için çocuğu kucağından indirdi. Saçlarını toplarken de daha fazla dayanamayıp "Artık bir sonuca varsak diyorum." şeklinde bir yorum yapmıştı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Cüppeli adam girişini yapıp oradakileri süzdükten sonra hahifce yana doğru saparak kendisini iç güdüsel olarak duvara yapıştırdı. Bu arada ardından gelen tiplerede birer bakış atarak savaş esnasında hangisinin dişli bir rakip olacağını kestirmeye çalıştı. Ama bunu kestirmek mümkün değildi. En son gelenlerden haçlı olanı acaba bir şövalye, bir haçlı şövalyesi olabilirmiydi? Bu tipe herhangi bir iz, belki bir arma yada aile sembolü görmek amacı ile daha dikkatli baktı.
Bu arada savaş sırasında nasıl bir tatktik izlemesi gerektiğini düşünmeye devam etti. Hepsi üstüne saldırırsa kesinlikle şansı olamazdı ama tahminedilebilir şekilde en az iki yada üçünüde sonsuzluğa gömeceğine hiç şüphesi yoktu.
Ayrıca aklına takılan başka bir konu daha vardı. Bura girişinde hiç yadırganmamış, bekleniyormuış gibi bir hava vardı ortamda. Bu da demek oluyor ki; ya hiç kimsenin birbirninden haberi yok yada gerçekten bekleniyordu. Kendi hayırına ilkinin doğruluğu olası bir savaşta büyük bir avantaj demekti. İkincisinin doğruluğu ise muhtemelen Heyetelin bir ayarlamasıdır. Ah Heyetel gizemlerin efendisi.
Bu arada savaş sırasında nasıl bir tatktik izlemesi gerektiğini düşünmeye devam etti. Hepsi üstüne saldırırsa kesinlikle şansı olamazdı ama tahminedilebilir şekilde en az iki yada üçünüde sonsuzluğa gömeceğine hiç şüphesi yoktu.
Ayrıca aklına takılan başka bir konu daha vardı. Bura girişinde hiç yadırganmamış, bekleniyormuış gibi bir hava vardı ortamda. Bu da demek oluyor ki; ya hiç kimsenin birbirninden haberi yok yada gerçekten bekleniyordu. Kendi hayırına ilkinin doğruluğu olası bir savaşta büyük bir avantaj demekti. İkincisinin doğruluğu ise muhtemelen Heyetelin bir ayarlamasıdır. Ah Heyetel gizemlerin efendisi.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
kucaktan indirilmeye gönülsüz olsa da direnmeyen Leo yere indiğinde, biraz kırışmış olan tulumunu çekiştirmeye başladı. Bu sırada, çağrıya geç icabet eden, kan revan içinde olan adama gözü ilişti. Lanetli hayatlarının bilmem kaçıncı gecesini yaşayan bu kişilerden hiçbiri, kurbanlarının hayat özünü böylesine ziyan etmeyeceğine göre, yolda gelirken bir dövüşe tutuşmuş olmalıydı.
Gözlerini ondan ayırmadan, sol eliyle az önce kendisini kucağından indiren hatunun elini tutmaya çalıştı.
Gözlerini ondan ayırmadan, sol eliyle az önce kendisini kucağından indiren hatunun elini tutmaya çalıştı.
War, war never changes...
Juan çocuğun başındaki dövmeyi tanımıştı,nasıl tanımıyabilirdi onca zaman sonra...ama çocuğu hatırlamıyordu,halbuki görmüş olması gerekirdi tabi eğer....
Düşünceleri arkasından gelen sesle bölündü,onları buraya toplayan kişi ilginç terciher yapmıştı doğrusu...
Adama bir süre baktıktan sonra diğerlerininde dikkatinin muhtemelen bu tarafa çekilmiş olacağı aklına geldi nedense,arkasını döndüğünde sıkıntıyla tahmininde yanılmadığını farketti,birşeyler söylemek zorunda hissetti kendini
-İyi akşamlar dostlarım, isimsiz dostumuzun bahsettiği görev gerçekten önemli olmalı,bu kadar değerli kindred'i bir araya topladığına göre.Ama sanırım ev sahibimizde tam olarak bu görevi açıklamak üzereydi...
Daha sonra bakışları merdivenin başındaki kişiye yöneldi,oda bir vampir olmalıydı...
-Lütfen saygıdeğer efendi sözünüzü kestiğim için özürlerimi kabul edin,sanırım hepimiz merakla söyleyeceklerinizi dinliyoruz.
Düşünceleri arkasından gelen sesle bölündü,onları buraya toplayan kişi ilginç terciher yapmıştı doğrusu...
Adama bir süre baktıktan sonra diğerlerininde dikkatinin muhtemelen bu tarafa çekilmiş olacağı aklına geldi nedense,arkasını döndüğünde sıkıntıyla tahmininde yanılmadığını farketti,birşeyler söylemek zorunda hissetti kendini
-İyi akşamlar dostlarım, isimsiz dostumuzun bahsettiği görev gerçekten önemli olmalı,bu kadar değerli kindred'i bir araya topladığına göre.Ama sanırım ev sahibimizde tam olarak bu görevi açıklamak üzereydi...
Daha sonra bakışları merdivenin başındaki kişiye yöneldi,oda bir vampir olmalıydı...
-Lütfen saygıdeğer efendi sözünüzü kestiğim için özürlerimi kabul edin,sanırım hepimiz merakla söyleyeceklerinizi dinliyoruz.
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
'tarih boyunca süre gelen bir ritüeller dizisi bu, tek bir amaca hizmet ediyor. o da dünyanın sonu, adına her ne denirse densin. ve artık sınıra varıldı zamanımız son derece kısıtlı. yaklaşık 3 gün içerisinde halkanın son zinciride kırılacak.
bu bir pagan ayini. bu aşağılık mahlukatlar kendi kafalarına göre ritüeller yaparak aşağ dünyalardan varlıkları buraya çağıryor ve dünya üstünde hükümranlık kurmaya çalışıyorlar. yapmamız gereken bu ayin gerçekleşmeden onu engellemek. bu kadar telaş bu kadar yorgunluk bunun için.'
'sizlerde sevgili dostlarım ki , gerçekten dost gibi eski günlerdeki arkadaşlıklarımız gibi bir arada olmamız gerekiyor bu görev için. belkide... inanmamız gerekiyor bu amaca. sizlerde bu yolda görevlendirildinzi yada çağrıma kulak verdiniz'
damarlar şişip inmeisini tamamladığında konuşmada bitmişti. elleri sakinleşmiş kontrol altına alınmıştı... adam telaşlıydı gerçekten telaşlı idi....
bu bir pagan ayini. bu aşağılık mahlukatlar kendi kafalarına göre ritüeller yaparak aşağ dünyalardan varlıkları buraya çağıryor ve dünya üstünde hükümranlık kurmaya çalışıyorlar. yapmamız gereken bu ayin gerçekleşmeden onu engellemek. bu kadar telaş bu kadar yorgunluk bunun için.'
'sizlerde sevgili dostlarım ki , gerçekten dost gibi eski günlerdeki arkadaşlıklarımız gibi bir arada olmamız gerekiyor bu görev için. belkide... inanmamız gerekiyor bu amaca. sizlerde bu yolda görevlendirildinzi yada çağrıma kulak verdiniz'
damarlar şişip inmeisini tamamladığında konuşmada bitmişti. elleri sakinleşmiş kontrol altına alınmıştı... adam telaşlıydı gerçekten telaşlı idi....
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
- buzdaglarininleydisi
- Kullanıcı

- Posts: 204
- Joined: Thu Sep 21, 2006 10:00 am
- Location: EskiÃ…?ehir
- Contact:
Sylvia merak içinde izlemekten sıkılmıştı artık bu kadarını tahminen görevlendirilirken bişeyleri engellemek için gönderildiği ona söylenmişti fakat halen nasılın cevabı yoktu ve adama güvenemiyordu , birden kendi kendine konuştu içinden "pöh.. burda hangi birine güvenebilirdiki şu küçük çocuğamı oda vampirdi ve odahi lanetliydi bu toplum içindekilerle aynen."
"Evet bize güven öğütleyen ve bize kendine güvenmemizi belirten sen kimsin yada nesin , yada neydin acaba . Neden sana güvenelim bunu koy ortaya."
Bir an bu sesin kendinden çıktığına inanamamıştı. Sanırım artık sabrının son radesine yaklındı.Sesindeki keskinlik bunu ortama yansıtmıştı inşallah.
"Evet bize güven öğütleyen ve bize kendine güvenmemizi belirten sen kimsin yada nesin , yada neydin acaba . Neden sana güvenelim bunu koy ortaya."
Bir an bu sesin kendinden çıktığına inanamamıştı. Sanırım artık sabrının son radesine yaklındı.Sesindeki keskinlik bunu ortama yansıtmıştı inşallah.
Kalbinin esiri bir bilge
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
Küçük vampirle,diğer tarafdaki dişiye baktıktan sonra pelerinini öne çeken Vladimir birkaç adım daha yaklaştı iğrenç lanetliye; tanrım yakından çok daha iğrenç gözüküyor diye düşündü ve soğuk sesinin bu yıkık kalede çınlamasına izin verdi;
"Neden biz lanetli?Neden bizleri seçtin?Bizim diğer vampirlerden farkımız ne?Diğerlerini bilmiyorum ama tek ortak noktamız bu çevrede yaşamak mı?Keza benim evim çok yakın bu kaleye.Diğerlerinin burda olma sebebide mi bu özellikleri,yoksa bizim burda olmamamızda başka bir düşüncemi yatıyor?"
Eskiden kalma bir alışkanlıkla derin bir nefes aldı.Ã?ünkü oksijsene ihtiyacı olsa bu uzun cümleden sonra almak gerekirdi.Hala bazı olaylardan sonra bu tür şeyler yaşıyordu.Nede olsa 30-40 yıl insan olarak yaşamıştı.Bir eliyle geriye doğru olan saçını düzeltti ve ayağıyla yerde ritim tutmaya başladı.Sorusunun cevabını almak için iri ve donuk bakan gözlerini lanetliye çevirmişti...
"Neden biz lanetli?Neden bizleri seçtin?Bizim diğer vampirlerden farkımız ne?Diğerlerini bilmiyorum ama tek ortak noktamız bu çevrede yaşamak mı?Keza benim evim çok yakın bu kaleye.Diğerlerinin burda olma sebebide mi bu özellikleri,yoksa bizim burda olmamamızda başka bir düşüncemi yatıyor?"
Eskiden kalma bir alışkanlıkla derin bir nefes aldı.Ã?ünkü oksijsene ihtiyacı olsa bu uzun cümleden sonra almak gerekirdi.Hala bazı olaylardan sonra bu tür şeyler yaşıyordu.Nede olsa 30-40 yıl insan olarak yaşamıştı.Bir eliyle geriye doğru olan saçını düzeltti ve ayağıyla yerde ritim tutmaya başladı.Sorusunun cevabını almak için iri ve donuk bakan gözlerini lanetliye çevirmişti...
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
- şu ana kadar söylenen herşeye ek olarak, bizden bir ayini bozmamızı nasıl bekliyorsun? daha doğrusu hangi güçle bekliyorsun? bu iş için güçlü tremere evinden dahi en azından bir birlik ve onu komuta eden bir yaşlı gerekir.yani şayet bu işi yapanlar karanlık dünyalardan buralara yaratık çağırabilecek kudretteyseler burdaki zavalılar hangi güçle böyle bir işe girişecekler?
bize doğru düzgün bilgi ver yoksa burda daha fazla durmanın bir anlamı yok!...
dediklerini doğruluğuna sonuna kadar inanarak söylemişti. ayrıca o et parçasına benzer şeyin hala kendini tanıtmasını bekliyordu. handi güçle ve hangi güvenle buraya bu yaratıkları toplamıştı?
cevaplanması gereken sorular vardı aksi taktirde burdan gidip yapması gereken işlerle uğraşması gerekliydi...
bize doğru düzgün bilgi ver yoksa burda daha fazla durmanın bir anlamı yok!...
dediklerini doğruluğuna sonuna kadar inanarak söylemişti. ayrıca o et parçasına benzer şeyin hala kendini tanıtmasını bekliyordu. handi güçle ve hangi güvenle buraya bu yaratıkları toplamıştı?
cevaplanması gereken sorular vardı aksi taktirde burdan gidip yapması gereken işlerle uğraşması gerekliydi...
Stefan sessizce olanları dinlemekteydi, konu ayinin engellenmesine geldiğinde ise.. konuşma ihtiyacı duymuştu.. çevredekiler haklı olarak sorguluyorlardı fakat Stefan Tzimische'lerle uzunca bir süredir savaşıyordu.. ve neler yapabileceklerini biliyordu.. dikkati çekmek için bir adım öne atıp elini havaya kaldırdı..
"Irktaşlarım, ben bu civarda yaşarım ve Tzimische'lerle yıllardır savaşıyorum.. bu ülkede kendimize bir yer bulmak için çok savaştık.. bu savaşta onları tanıdım ve, size çekinmeden söyleyebilirimki, onlar bizim karanlık evrenimizin şeytanları.." Stefan'ın gözleri çevrede ona bakan herkesin üzerinde geziniyordu.. karşısındakileri etkilemeyi umuyordu böylece, ses tonunu biraz daha yükselterek devam etti..
"Tzimische'ler ne planlıyorlarsa.. sizlerinde bu olaydan etkileneceğinden eminim.. belkide pek çoğunuzun bu ölümsüz hayatı son bulacak kadar, bu nedenle bu adama katılmanızı öneriyorum.."
Stefan'ın sağ eli, şimdi arkasında kalmış biçimsiz adamı işaret ediyordu.. Tzimische'lerle savaşta kullanılabilirdi bu adamlar..
"Irktaşlarım, ben bu civarda yaşarım ve Tzimische'lerle yıllardır savaşıyorum.. bu ülkede kendimize bir yer bulmak için çok savaştık.. bu savaşta onları tanıdım ve, size çekinmeden söyleyebilirimki, onlar bizim karanlık evrenimizin şeytanları.." Stefan'ın gözleri çevrede ona bakan herkesin üzerinde geziniyordu.. karşısındakileri etkilemeyi umuyordu böylece, ses tonunu biraz daha yükselterek devam etti..
"Tzimische'ler ne planlıyorlarsa.. sizlerinde bu olaydan etkileneceğinden eminim.. belkide pek çoğunuzun bu ölümsüz hayatı son bulacak kadar, bu nedenle bu adama katılmanızı öneriyorum.."
Stefan'ın sağ eli, şimdi arkasında kalmış biçimsiz adamı işaret ediyordu.. Tzimische'lerle savaşta kullanılabilirdi bu adamlar..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Stefan Tremere'e döndü gözlerini onun gözlerinin üzerine dikti..
" Kupala ayini" dedi vurguyla.. "ölü ruhları bu dünyaya getirip onların güçlerinden faydalanacaklar, ve Transilvanyı bu şekilde ele geçirip, üzerinde var olan herşeyi kontrol altına almak amaçları.."
" Kupala ayini" dedi vurguyla.. "ölü ruhları bu dünyaya getirip onların güçlerinden faydalanacaklar, ve Transilvanyı bu şekilde ele geçirip, üzerinde var olan herşeyi kontrol altına almak amaçları.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests