Kupala'nın Gecesi (RPG)
- buzdaglarininleydisi
- Kullanıcı

- Posts: 204
- Joined: Thu Sep 21, 2006 10:00 am
- Location: EskiÃ…?ehir
- Contact:
sylvia şaşkın ve tetikte yerinden kıpırdayamadan beklemekteydi. Lanetliler birbirlerine düşmüştü , ve ateş topuyla korkuları açığa çıkan kaçışanlar dan biri düşürdüğü kılıcı için geri dönmüştü şimdi ateş topu ortamda olmadığı için etrafını rahatlıkla izliyordu. Az önce merdivende gördüğü adam tekrar aşağıya inmişti biran görünüp yokolan yaratıkların peşinden ne oluyordu acaba şimdide garip sesler geliyordu o taraftan . İlerideki kapıdan içeri dalan iki lanetlidende bir haber yoktu Zlatandanda acaba neler oluyordu bu lanetli şatoda böyle. Neden kendini bu göreve gönderdiklerini anlamıyor ve küfrediyordu şuan. Evet gittiği yerde onun dışında başka lanetlilerle karşılacağını söylemişlerdi doğruydu ama gerçekten burada herhangi bir görevi önemsiyecek veya en azından bu Lanetli yerdeki işi biran önce bitmesi için olumlu yaklaşan yoktu ne olacaktı bu karmaşanın sonucu , hepsi birbirini öldürecek ve güçlü olanın tek kalacağı bir oyunun ortasındamıydı anlamak istiyordu artık bunu. Ã?ileden çıkmak üzreydi ama kıpırdıyamıyordu çünkü yapabileceği bir hamlesi veya bir işi yoktu sadece bekliyordu ve beklemekle yetinmek zorundaydı. Sadece sinirle hançeri tutuğu elinin yerinden kıpırdatmadan diğer eliyle saçlarıyla oynuyordu.
Kalbinin esiri bir bilge
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
Anislav, Zlatan öldü diye çok rahatlamıştı. Nefreti biraz daha geçeceğine iyice kabarmıştı. Büyük bir zevk almıştı.
Anislav'ın dikkatini çeken bir şey vardı. Zlatan'ın saklandığı kayanın hemen sağında, aşağıya doğru inen yıkıntı halinde bir yol vardı. Anislav bir kaç adım attı ve içeriden gelen rutubetli havayı farketti. Yolu takip edecekti içeriye bir kaç adım attı sonra vazgeçti. Bilmediği bir yola tek başına gitmek istemiyordu. İçerdekilere haber vermeye karar verdi. Geldiği yoldan geriye içeridekilerin yanına gitti.
Kimbilir neler olmuştu içeride..
Anislav'ın dikkatini çeken bir şey vardı. Zlatan'ın saklandığı kayanın hemen sağında, aşağıya doğru inen yıkıntı halinde bir yol vardı. Anislav bir kaç adım attı ve içeriden gelen rutubetli havayı farketti. Yolu takip edecekti içeriye bir kaç adım attı sonra vazgeçti. Bilmediği bir yola tek başına gitmek istemiyordu. İçerdekilere haber vermeye karar verdi. Geldiği yoldan geriye içeridekilerin yanına gitti.
Kimbilir neler olmuştu içeride..
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
-
Eldarin
Zlatan'ın bedeni küllere dönüşerek ortadan kaybolurken Anislav nefretini bir lanetlinin yokoluşuyla sonlandırmanın verdiği habislikle kıpırdamadan onun karşısında durdu ve ölümünü izledi.
Daha sonra arkadan Jeremiah'ın onun bulunduğu tarafa yaklaştığını gören lanetli, onun gerisingeri döndüğünü gördükten sonra tekrar başını önüne çevirdi, bu sırada hemen sol tarafından, yerin dibine doğru inen dar boşluğu ve bu boşluktan yukarı doğru gelen rutubet kokusunu kokladı.
Vampir daha sonra geriye döndü, tekrar salona girdi.
Caine'in düşmanlarından biri böylesine ironik bir şekilde altedilmişti...
**********
Zgismund aşağıdan yukarı çıkmakta olan Prometheanları gördü. Hepsi birden tiz bir kreşendo sesini andırırcasına çığlık atıyorlar ya da inildiyorlardı.
Zgismund'u gördüklerinde ona karşı hiçbir tepkide bulunmadılar.
Fakat Zgismund biliyordu ki bu simya yaratıklarının zihinleri yoktu ve onun yanına yaklaşana kadar saldıracaklarını belli etmezlerdi.
Ve Zgismund biliyordu ki onlar kontrol edilemedikleri sürece saldırgan birer hilkat garibesiydi.
**********
Jeremiah ve Anislav tekrar salona döndüklerinde ortamdaki huzursuzluğun ve bekleyişin artık bariz belli olduğunu farketmişlerdi. Herkes beklenti içersindeydi ve huzursuzluk hat safhadaydı.
Daha sonra Pavel Saenko gruba tekrar baktı. Yüzüne bakılarak seçilebilecek tek ifade acıydı. Acının Bahçesinden inmiş melezlerden farkı yoktu sanki.
"Fazla zaman kaybetmemizin artık bir anlamı yok. Ceoris'in kuzeyine gitmemiz gerekiyor. Yola hemen çıkmalıyız" dedi kalın ve etkileyici ses tonuyla. Bir taraftanda merdivenlerden aşağı doğru inmekteydi. Bedeni öyle çürümüştü ki attığı adımlarla beraber erimşi kemik uçları kaslarına batıyor, tüm vücuduna dalga dala acı veriyordu.
Ve dışarıdan görülebilen tek şey çürümüşlük ve bunun getirdiği acıydı.
"Yalnız" diye devam etti Pavel. "Dağları aşmak bizim için oldukça güç olacaktır. Onlar oldukça keskin ve sarplar. Ve kış kapıda. Karpatlar, yalçın rüzgarları omuzlarından silkemezler.
Ve yeraltındaki gizli mabede birarada gitmemizde fayda var. Bunun için at arabaları ile yolculuk etmemiz gerekiyor.
Dağlardan inip doğumuzdaki şehirden atarabaları almamız gerekecektir. Ve gerekli mühimmatları da oradan alabiliriz. şehir insanların gözünde olduğu kadar lanetlilerin gözünde de pek fevri bir intiba bırakmıyor olsa da, başka bir seçenek yok."
Pavel merdivenlerden aşağıya inmişti. Diğer lanetlilerden çekiniyor gibi bir hali gözükmüyordu. Keskin sözleri diğer lanetliler üzerinde adeta buyururumuşçasına bir anlam bırakıyordu. Pavel bu lanetlileri tek bir lider etrafında toplamadığı sürece birbirlerini tüketene kadar savaşmaya devam edeceklerini düşünüyordu.
Ve sonrasında Pavel holün ve diğer lanetlilerin ortasına kadar yürüdü. Ellerini havaya kaldırdı ve iki yana açtı. Ã?ürümüş derisinin sıyrılmış olduğu kollarında kasların, kemiklerin ve damarların birarada görülebiliyordu. Ve Pavel Saenko tüm holde yankılanan şu sözleri haykırdı.
"Ve şimdi siz lanetliler!
Söyleyin bakalım, hangileriniz Caine ve düşmanları gelip bizi tüketmeden evvel benimle yola çıkmayı kabul ediyor!"
Daha sonra arkadan Jeremiah'ın onun bulunduğu tarafa yaklaştığını gören lanetli, onun gerisingeri döndüğünü gördükten sonra tekrar başını önüne çevirdi, bu sırada hemen sol tarafından, yerin dibine doğru inen dar boşluğu ve bu boşluktan yukarı doğru gelen rutubet kokusunu kokladı.
Vampir daha sonra geriye döndü, tekrar salona girdi.
Caine'in düşmanlarından biri böylesine ironik bir şekilde altedilmişti...
**********
Zgismund aşağıdan yukarı çıkmakta olan Prometheanları gördü. Hepsi birden tiz bir kreşendo sesini andırırcasına çığlık atıyorlar ya da inildiyorlardı.
Zgismund'u gördüklerinde ona karşı hiçbir tepkide bulunmadılar.
Fakat Zgismund biliyordu ki bu simya yaratıklarının zihinleri yoktu ve onun yanına yaklaşana kadar saldıracaklarını belli etmezlerdi.
Ve Zgismund biliyordu ki onlar kontrol edilemedikleri sürece saldırgan birer hilkat garibesiydi.
**********
Jeremiah ve Anislav tekrar salona döndüklerinde ortamdaki huzursuzluğun ve bekleyişin artık bariz belli olduğunu farketmişlerdi. Herkes beklenti içersindeydi ve huzursuzluk hat safhadaydı.
Daha sonra Pavel Saenko gruba tekrar baktı. Yüzüne bakılarak seçilebilecek tek ifade acıydı. Acının Bahçesinden inmiş melezlerden farkı yoktu sanki.
"Fazla zaman kaybetmemizin artık bir anlamı yok. Ceoris'in kuzeyine gitmemiz gerekiyor. Yola hemen çıkmalıyız" dedi kalın ve etkileyici ses tonuyla. Bir taraftanda merdivenlerden aşağı doğru inmekteydi. Bedeni öyle çürümüştü ki attığı adımlarla beraber erimşi kemik uçları kaslarına batıyor, tüm vücuduna dalga dala acı veriyordu.
Ve dışarıdan görülebilen tek şey çürümüşlük ve bunun getirdiği acıydı.
"Yalnız" diye devam etti Pavel. "Dağları aşmak bizim için oldukça güç olacaktır. Onlar oldukça keskin ve sarplar. Ve kış kapıda. Karpatlar, yalçın rüzgarları omuzlarından silkemezler.
Ve yeraltındaki gizli mabede birarada gitmemizde fayda var. Bunun için at arabaları ile yolculuk etmemiz gerekiyor.
Dağlardan inip doğumuzdaki şehirden atarabaları almamız gerekecektir. Ve gerekli mühimmatları da oradan alabiliriz. şehir insanların gözünde olduğu kadar lanetlilerin gözünde de pek fevri bir intiba bırakmıyor olsa da, başka bir seçenek yok."
Pavel merdivenlerden aşağıya inmişti. Diğer lanetlilerden çekiniyor gibi bir hali gözükmüyordu. Keskin sözleri diğer lanetliler üzerinde adeta buyururumuşçasına bir anlam bırakıyordu. Pavel bu lanetlileri tek bir lider etrafında toplamadığı sürece birbirlerini tüketene kadar savaşmaya devam edeceklerini düşünüyordu.
Ve sonrasında Pavel holün ve diğer lanetlilerin ortasına kadar yürüdü. Ellerini havaya kaldırdı ve iki yana açtı. Ã?ürümüş derisinin sıyrılmış olduğu kollarında kasların, kemiklerin ve damarların birarada görülebiliyordu. Ve Pavel Saenko tüm holde yankılanan şu sözleri haykırdı.
"Ve şimdi siz lanetliler!
Söyleyin bakalım, hangileriniz Caine ve düşmanları gelip bizi tüketmeden evvel benimle yola çıkmayı kabul ediyor!"
Leo, kıyametin habercisi sözlerini bitirir bitirmez konuştu:
"Madem yolculuğumuzu at arabalarıyla yapacağız, sizi benim arabama davet ediyorum. Sürücüm derhal aracı hazırlayabilir."
Konuştuğu sürede hilkat garibesine doğru birkaç adım atmış, laflarını desteklercesine sağ elini çıkışı gösterecek şekilde yana açmış, yanıt beklemekteydi.
"Madem yolculuğumuzu at arabalarıyla yapacağız, sizi benim arabama davet ediyorum. Sürücüm derhal aracı hazırlayabilir."
Konuştuğu sürede hilkat garibesine doğru birkaç adım atmış, laflarını desteklercesine sağ elini çıkışı gösterecek şekilde yana açmış, yanıt beklemekteydi.
War, war never changes...
-
Eldarin
"Transilvanya'da başka hiçbir yerde duyamayacağım denli sözler duyuyorum sizden. Yüksek nezaketinizden ötürü teşekkürler ve at arabanızla gelmeyi kabul edebilirim.
Fakat bütün grubun birarada olabilmesi açısından herkesin at arabalarına binmesi daha tutarlı olacaktır.
Elimizde yeterince araba var mı? Sanmıyorum, bunun için şehre doğru yol alınması gerek."
Pavel ellerini tekrar indirdi ve diğer lanetlilerin yüzlerini bir bir okumaya başladı.
Aralarında kendisiyle beraber gelmeyi reddecek birileri çıkacak mıydı, gerçekten merak ediyordu...
Zamanında çıkmıştı çünkü. Ve şimdi onlara karşı yapılacak savaşın arifesindeydiler...
Fakat bütün grubun birarada olabilmesi açısından herkesin at arabalarına binmesi daha tutarlı olacaktır.
Elimizde yeterince araba var mı? Sanmıyorum, bunun için şehre doğru yol alınması gerek."
Pavel ellerini tekrar indirdi ve diğer lanetlilerin yüzlerini bir bir okumaya başladı.
Aralarında kendisiyle beraber gelmeyi reddecek birileri çıkacak mıydı, gerçekten merak ediyordu...
Zamanında çıkmıştı çünkü. Ve şimdi onlara karşı yapılacak savaşın arifesindeydiler...
Leo, pek vazgeçecek gibi değildi. açıkça reddedilmemenin verdiği yüzsüzlükle sırıtarak konuştu:
"En azından şehre kadar yolculuğumuzu paylaşalım. Eminim birbirimizle... konuşacak çok şeyimiz vardır."
Suratına yerleştirdiği şeytani gülümseme, bebek suratına hiç yakışmıyordu.
"En azından şehre kadar yolculuğumuzu paylaşalım. Eminim birbirimizle... konuşacak çok şeyimiz vardır."
Suratına yerleştirdiği şeytani gülümseme, bebek suratına hiç yakışmıyordu.
War, war never changes...
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Gabriel durumu göz önünde bulundurarak kafasını sallamaya başlamıştı. Oldukça tok bir sesle (ki ilk kez konuşuyordu) Yan yana durmaktan rahatsızlık duyacağımız kişilerde olabilir. Gerekli mühimmatı ve yolculuk için at arabalarını sadece bir kişi hallederse daha iyi olur. Grup şu hali ile güven vermekten çok komik ayrıcada ürkütücü duruyor.
Gabriel güvensizliğini belirtmek istermişcesine kılıcını daha sıkı tuttu ve hafifce önünde salladı. Tehditkar görünmesede kıyafetleri ve yapısı onu heybetli gösteriyordu.
şimdi görelim bakalım kimler umursuyor kimler umursamıyor. Ben şahsım adıma en azından gidip bir göz atmakta fayda var derim
Gabriel güvensizliğini belirtmek istermişcesine kılıcını daha sıkı tuttu ve hafifce önünde salladı. Tehditkar görünmesede kıyafetleri ve yapısı onu heybetli gösteriyordu.
şimdi görelim bakalım kimler umursuyor kimler umursamıyor. Ben şahsım adıma en azından gidip bir göz atmakta fayda var derim
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
- buzdaglarininleydisi
- Kullanıcı

- Posts: 204
- Joined: Thu Sep 21, 2006 10:00 am
- Location: EskiÃ…?ehir
- Contact:
Sylvia saçlarıyla oynamayı kesmişti , konuşulanları dinliyordu . Hele şükür birileri harekete geçiyordu birden bu kahrolası bekleyişin bitmesine karşı hissetiği sevinçle;
"Ben varım , efendiler nereye gideceğimiz ve nasıl gideceğimiz açıklığa kavuşunca en önden gidenlerin içinde yerimi alacağım,tabi kabul edilirsem."dedi Sylvia.Ve etrafı süzmeye başladı yine ayrılmak isteyenler olacakmıydı acaba.
"Ben varım , efendiler nereye gideceğimiz ve nasıl gideceğimiz açıklığa kavuşunca en önden gidenlerin içinde yerimi alacağım,tabi kabul edilirsem."dedi Sylvia.Ve etrafı süzmeye başladı yine ayrılmak isteyenler olacakmıydı acaba.
Kalbinin esiri bir bilge
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
Anislav sözlerine bulduğu yolu anlatarak girdi. "Az önce girdiğim koridorda aşağıya doğru inen yıkıntı haline bir yol buldum. Ve içeriden de rutubetli bir hava geliyor. Belki oradan başlanabilir" dedi. Sesi kararlıydı ve ne olursa olsun bu yolculuğu kaçırmayacaktı. Ne de olsa Ceoris, onun da eviydi..
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
-
Eldarin
Pavel önce Leo'ya baktı. Konuşacak birşeyler olması onu da memnun etmişti.
"Pekala Leo. Dediğin gibi yaparız."
Daha sonra önce Gabriel'i sonrada Anislav'ı dinledi.
"O halde ben ve Leo şehre gidelim ve at arabaları ile geri gelelim. Bize katılmak isteyenler katılabilirler."
Pavel sözlerinin sonuna geldiğinde etrafına dönerek bir bakış attı, gözleri şişip pörtleyerek göz yuvalarının dışına taşmıştı, fırladı fırlayacaktı.
"Geri kalanlar ise burada kalsınlar. Hiçbir yere kaybolmasınlar.
Uygun mudur?"
"Pekala Leo. Dediğin gibi yaparız."
Daha sonra önce Gabriel'i sonrada Anislav'ı dinledi.
"O halde ben ve Leo şehre gidelim ve at arabaları ile geri gelelim. Bize katılmak isteyenler katılabilirler."
Pavel sözlerinin sonuna geldiğinde etrafına dönerek bir bakış attı, gözleri şişip pörtleyerek göz yuvalarının dışına taşmıştı, fırladı fırlayacaktı.
"Geri kalanlar ise burada kalsınlar. Hiçbir yere kaybolmasınlar.
Uygun mudur?"
ısrarına karşılık bulan Leo, küçük bir zafer kazanmanın verdiği keyifle ellerini ovuşturdu. Sonra birden, ellerini cübbesinin kollarının içinde kavuşturarak şatoya girdiği yerden dışarı çıkmaya yeltendi. Yanından geçtiği Caine evlatlarına bırakın selam vermeyi, kafasını kaldırıp suratlarına dahi bakmıyordu. bir çeşit trans içinde şatodan çıktı ve bakışları, kendisini buraya getiren arabanın sürücüsü Sebastian'ı aradı.
War, war never changes...
Leo, sebastiandan evvel, yaptığı haddinden hızlı yolculuk nedeniyle hafiften çamura bulanmış arabayı gördü. O yöne doğru bikaç adım attıktan sonra Sebastian'a arabayı hazır etmesini buyurduktan sonra çıktığı kadar hızlı adımlarla şatoya girdi ve müstakbel yol arkadaşının yanındaki yerini aldı.
"Araba hazır."
"Araba hazır."
War, war never changes...
-
Eldarin
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests