Panın Flüdü Yeniden ( RP Ekranı )

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Slickblade ve Aspergrey İçin

Stuti düşerken bir an için neredeyse Agora kadar geniş yer kaplayan Nekropolisi ve akşam güneşinin parlayan mezar taşlarından yansıyan parıltısını gördü. Sonra duvar Nekropolisi kapattı. Düşerken vucudunun ivmesini olabildiğince azaltmaya çalışsa da mesafenin kısalığı ve aldığı kararın aniliği onun istediği gibi atlamasına engel oldu. Tahtaların iplerle birleştirilmesi ile oluşturulmuş çatıya çarptı. Ã?arptıktan hemen sonra bacağında Ã?atı sallandı ama dayandı.

Askerlerden biri pencerede göründü. Olası bir saldıraıya karşı tetikte gözüküyordu. Yüzü de biraz gergindi. Mızrağını adama doğru doğrultarak Sakın kımıldama diye bağırdı. Eğer kımıldarsan dedi. Devamını getirmedi. Güneş batıdan hanla duvarın arasından geçerek tam çatının üzerine vuruyordu. Duvar beş metre kadar ileride Nekropolisin duvarı ilerisindeydi otuz santim kdar yukarıdaydı. Stutinin bacağı burkulmuştu. Hala hareket edebilir hatta yürüyebilirdi. Ama bacağını istediği kadar hızlı ve çevik kullanması zor gibiydi.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıda kalıyor dedi hancı sıkıntılı bir sesle Elbetriye Aşağı geldiğinde onunla görüşebilirsiniz. Sizin bir şey ödemeniz gerekmiyor. Ares savaşçıları kimin adına savaşırlarsa savaşsınlar burada bedava kalabilirler. Ama hanımıza bağışlayacağınız bir şey varsa verebilirsiniz.

Yukarıdan gelen sesler üzerine hancı İnşallah sorun yoktur dedi söylenir gibi bir sesle. Sonra koşarak aşağı inen savaşçının zırhının çıkarttığı sesi duydular. Sonra metalin tahtaya çarpma sesi. Sonra savaşçı miğfer ayaklık ve ellik bölümleri eksik bir zırhla ve tahtanın üzerine yerleştirilmiş demir uçlu mızrakla aşağıya indi. Bir an Ares Savaşçısına baktı. Zırhındaki armayı görünce irkildi. Ozan dedi. Suç işledi ve kaçıyor. Ahırın üstünde yardım et dedi muhtemelen acelesinden doğru kelimeleri bulamayarak. Sonra anlatamayacağını anladı kapıya doğru zırhının izin verdiği hızla koşmaya devam etti.

Hancı gülümseyerek sizin ozanınız kaçıyor galiba dedi. Belki askerlere yardım ederseniz tanışmış da olursunuz. Sonra ilgisiz bir ifade ile Bir ihtiyacınız olursa belirtin çekinmeyin dedi. Elindeki bardakla ilgilenmeye devam etti.

Kapıdaki askerden çok daha güçlü olan ve üzerindeki zırh daha hafif olan Elbetri muhtemelen adama ahıra varmadan yetişebilirdi.

RP DIşI: Eğer takip edeceksen ahıra varana kadarki bölümü yazabilirsin Elberti kardeş. Eh Struti ve Elberti kardeşler ozan değilsiniz. Sanırım bu daha size uygun bir hareket oldu değil mi? Ama ozanlık da gerekecek yeri gelince. : )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
User avatar
aspergrey
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 28
Joined: Tue Nov 14, 2006 10:00 am
Location: bartın
Contact:

Post by aspergrey »

Elbetri cebinden üzerinde "iyilik,barış ve adalet sizinle olsun" yazan çok parlak bir maddeden yapılmış taşı masanın üstüne bırakarak,bu yemeğin karşılığı lütfen kabul edin diyerek neler olduğuna anlam veremeden hızlıca savaşcıyı takip etmeye başladı.Diğer taraftan bu ozanın pek iyi birine benzemediğini fakat her insanın hata yapabileceğini ve bu davranışının mutlaka bir sebebi olduğunu düşünüyordu.Ama suç işlediyse mutlaka cezasını çekmeliydi.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Elessar kente kuzay kapısının nisbeten küçük kapısından içeriye girdi. Uzun süre babası yada onu evlat edinen adam Dorleon da görev yapmış batı bölgesindeki isyanları daha batıya sürmüştü. Artık görev yeri daha doğudaydı. Diğer şehirlerde onun kim olduğunu bilecek insan sayısı söylese de inanacak insanları bulmak oldukça zor olurdu. Ama Dorleonda herkes onun General Firgus un oğlu olduğunu dikkatli bir bakıştan sonra anımsayabilirdi.

Yine de günün en hareketli zamanında o geçerken ne dokumacılar ne de çömlekçiler mahallesindeki insanlar onun önemli biri olduğundan şüphelenmedi. Bunda eski asker kıyafetlerinden çok farklı giyiminin de etkisi vardı.

Elessar hanın menteşesinden hafifçe çıkmış biçimsiz kapısından içeri girdi. Girişin hemen ilerisinde yukarı çıkan merdivenler vardı. Basamaklar oransız ve eğriydi.

İleride konuşan Dorleonluların sesi geliyordu. Uzun odun kütüklerinin ortadan kesilmesi ile oluşmuş masa ve sandalye yerine geçen sıraya oturduğunda hancı kavga eden iki Dorleonluyu ayırmaya çalışıyordu. İçerisi pazarlık yapan, bağıra çağıra sohbet eden, şarkı söyleyen insanlarla doluydu. Alkol ve yemek kokusu alışkın olmayan birini rahatsız edebilecek kadar yoğundu.

Hancı tartışma biraz yatıştığında yeni gelen adamı fark etti. Adama doğru yaklaştı. Sonra onu birden tanıdı. Yine de en başta emin olmayan bir sesle Elessar diye sordu. Sen burada.... Sonra Elessarın omzuna zayıf bir adamı devirebilecek bir şaplak vurdu. Kaç yıl oldu be? İki mi üç mü? Yine buraya gelmişsin. Tapınak hanının lüks masalarına gitmek varken. Sonra gülerek... Ama iyi tercih bence de... Ozan olduğunu duydum askerliği bırakmışsın. Benim sıpalarda büyüdü. Bir tane daha sıpam oldu. Beş etti. FEYNOOOOR diye bağırarak servis yapan on altı yaşlarındaki oğlanı çağırdı. Ã?ocuk koştu. Bak dedi hancı Elessar amcan. Ã?ocuk başını yere eğdi. Feynor da senin gibi asker olmak istiyordu. Sonra vaz geçti. şimdi o da şarkı söylemeyi seviyor senin gibi sıpa dedim adam. Ã?ocuk utangaç bir sesle meraba Elessar amca dedi. Kalacak mısın? Babasının şaplağı ile irkildi. Hadi işine dedi babası. Biralardan ikisini alıyorum dedi. Ã?ocuğun kucakladığını biralardan ikisini alarak. Ã?ocuk biraları dağıtmaya döndü.

Elessar a dönüp kalacak mısın? Yoksa geçerken mi uğradın? Eğer kalacaksan burada bana yardım et istersen... şarkı da söylersin. Bir ozan iyi olurdu. diye ekledi soru sorar gibi. Ã?ocuklara da toprak almak lazım. Han beşine de kalmaz. Sen de kendine alırsın. Sonra da seni evlendiririz diye ekledi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

Aradan uzun bir sure gecmesine ragmen unutulmamis olmasi ve handa sicak karislanmasi onu cok duygulandirmisti."Aslinda bu taraflara arayislarimin yonunu degistirdigim icin gelmistim ama buraya gelince ne kadar ozledigimi hatirladim buralari.Birkac gun zaten handa konaklayacaktim dostum bu sure icerisinde sana elbettteki yardim ederim elimden geldigince bilirsin bu eller sadece kilic tutmuyor"dedi gulumseyerek ve devam etti "Ozanlik meselesine gelince elbetteki aksamlari somine yani sarkilarimizi siirlerimizi okuruz ama dunyanin her kosesinden ozanin buralara dogru yola ciktigini duydum 1-2 sine yolda rastladim onlarda bu taraflara geliyorlardi nedenini bilmiyorum ama bu kadar gelise ramen ozan araman beni guldurdu ?"
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Hüzün gerçekten fazlaydı. Adeta maddeye bürünerek karşılarındaydı. Biliyordu aslında şarkılar sadece güzellikleri anlatmak için değildi. Sanat tamamen duyguların ifadesi için yapılırdı ve ortadaki şey çok sanatsaldı. Ã?nce karşı koymadı. Kendini hüzünlü şarkıya kaptırarak yürüdü. Etkilenmişti. Gerçekten duydupu şey sanatsaldı.

Fakat ortada kendini hüzne kaptırmış bir tanrı vardı. Hüzün öylesine kuvvetliydi ki. Bu denli neşeli bir tanrıyı ya hiç etkilemezdi. Fakat etkilerse etkilerini azbuçuk tahmin ediyordu.

Ve en sonunda Panı Gördü. Vay canına... Daha önce hiç bir tanrıyı yakından görmemişti. Yaklaştığında Saygıyla bir referans yaptı. Karşısında görüp gölebileceği en kuvvetli varlıklardan biri ve en iyi ozanlardan biri vardı. Normalde bir tanrının huzurunda bulunurken temsil ettiği duyguları hissetmesi gerekirdi. fakat Pan'ın kendi neşesi ölmüştü. Ã?evresine de bu yüzden neşe saçamazdı. Görüyordu ki Pan gibi bir tanrının neşesini kaybetmesi demek Appollonun güneşini kaybetmesi demekti.

şimdi ise yapmaları gereken bu hüznü yoketmekti sadece. Yoketmek ve bir soru sormak.

Bir insanın düşünceleri davranışlarını etkilerdi kuşkusuz. Fakat kimi zaman bunun tersinin de doğru olduğuna dair tartışmalarda bulunmuştu. İşte bu da filozof yanının bir meyvesiydi. Belki diye düşündü neşeliymiş gibi yaparsak gerçekten daha neşeli olabiliriz. Ve belki güzel bir anıyı düşünmeye çalışırsak... Düşüncesini paylaşmak faydalı olabilirdi.Ã?nce anlamsız bir şekilde gülümsedi.

"Arkadaşlar. Neşeli olunca gülüyorsak. Belki gülünce de neşeli olabiliriz. Neşeli olunca yaptıklarımızı yapalım. Belki tersi de işe yarar. Biliyorum zor ama güzel birşeyler düşünün."

Daha sonra lirini çıkarttı. Bu sefer hayret verici bir şekilde kolaylıkla bulmuştu. Ã?nce neşeli bir melodiyle başlayabilirdi. Zorladı kendini. Yeni bir melodi aklına gelmiyordu. En azından neşeli olanlar... O zman zaten bildiği birşeyi çalardı. Bu sefer hissederek çaldığı söylenemezdi. Fakat neşeli birşeyler duymak insanları neşelendirebilirdi belki de kendisi de sonradan hissederek çalabilirdi.

"Eşlik etmeye çalışın" diyerek tellere vurmaya başladı. SAdece ezbere bildiği için çalabiliyordu hangi telden sonra hangisine vuracağını hangisini çekeceğini biliyordu bu şarkıyı birço kez çalmıştı. Ve nihayet neşeli bir melodi gelen seslere tezat oluşturmuştu. Sadece biraz daha fazla ses çıakrtmaya çalıştı.

Arkadaki sesleri duymamaya gayret ediyordu. şimdi sırada güzel bir anı bulmak vard. İşte bu gerçekten sordu. şmdi birsürü ayrılık hikayesi alatmak ne koaly olurdu... İşte bir ozan için bir sınav daha. Kendi müziğine odaklanınca aklına birşeyler geliyordu. Belki güzel biriki şeyden bahsetmek onu da hüznünden uzaklaştırabilirdi. Çaldığı müiğin temasını da değiştirmeye başladığı artık yeni birşeyler çalabiliyordu ve de neşeli... Neşeyi tekrar anlatmak işe yarıyabilirdi. Ne ironikti neşe tanrısına neşeyi anlatmak....

ilkbaharda serin rüzgarın nefesi,
Bir berrak pınarın çağıldayan sesi,
şarkı söyleyen kuşun ciklemesi,
Hepsi bir gülümsemenin habercisi

Küçük bir çocuğun saf bir kelimesi,
Damda yürüyen kedinin kaybolan dengesi,
Bir handa anlatılan fıkranın neşesi,
Hepsi bir kahkahanın habercisi


Birkaç dize de diğer ozanların söyleyeceğini umuyordu. Ne de olsa onların davasıydı. Kendini kanıtlamak için şimdilik bu kadarını yapabiliyordu. Eğer söylerlerse birkaç dize daha söyleyebilirdi.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Günlük: Kayıtlarda yok

Düşününce ne kadar boş olduğunu, her insan kalbi doldurabilirdi koca bir ejder mağarasını.
Sığdırabilirdin ona her türlü hazineyi, birde koruyucu koyardın başına. Ama bazen, bazen
koruyucun geçiliyor ve hazinen çalınıyor öyle değil mi Batı. şimdi hissettiklerinde bunlar.
Güçlü olmaya çalışma, sadece söyle. Anlıyorsun değil mi? Anlamaya çalış Batı.

Özülüyorsun. Saklama.

Saklamaya çalışma.

Bu maskenin sebebi ne Batı? Zamanı gelmedi mi çıkarmanın? Yüzünü sokan suya sen
değil miydin? Peki amacın neydi?

Ama kahin dedi ki..

Boşver artık bunları. Seçim şansını sunuyorum sadece sana.

Bir şarkı söyle, yada söyleme...



Heyecanını yenemeyen bin bir tane ozan,
Senin için burdalar, sana söylüyorlar bestelerini
Ruhunu kutsamak için hepsi, hep bir ağızdan
Sana sunuyorlar saygılarını, özlemlerini..

Ve seni düşünüyorlar yalnız kaldıklarında
Her bir ezgide anıyorlar seni
Pan isimli çocuklarını büyütüyorlar,
Doğada bile seni görüyorlar..




Yeterince içten değilsin Batı... Ama zamanı gelince olacaksın. Zamanı gelince her şeyi anlatacaksın. Ve anlattığın zaman anlayacaksın gerçekte kim olduğunu.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Slickblade ve Aspergrey İçin

Masada oturan adam önüne fırlatılan taşa baktı. Çok güzel bir taştı. Kısa bir süre için de olsa hayranlığı gözlerine yansıdı. Sonra adamın nereye gittiğini görmek için baktı. Sadece açık kapıyı gördü ve sesleri duydu. Taşı yamalı giysisinin ceplerinden birisine koydu.

Elbetri askeri bir defa yakaladıktan sonra hiç zorlanmadan takip edebildi. Aslında koşmaya çalışsa da bir Ares Savaşçısı için epey yavaştı. Adam Elberti ile ahırın tapınağa bakan yanında döndü. Ve hanın arkasındaki yaklaşık bir buçuk metrelik pek de gözükmeyen ahırın yanına vardı.

Ahırın çatısı üzerindeki adamın başı ve gövdesinin bir bölümü gözüküyordu. Görübildiği tek özelliği kahverengi saçları ile ela gözleri idi. Ã?atıda başı açık başka biri mızrağını aşağıdaki adama doğrultmuştu. Elbetri ile gelen adam da mızrağını içgüdüsel bir hareketle yukarı kaldırdı. Sonra da etrafın sarıldı. Teslim ol.

------------------------------------------------

Struti arkasındaki sesi duyduğunda iki dakikadır hareketsiz duruyordu. Arkasına baktığında odasına gelen askerin yanında bir de üzerinde Gordeon şehrinden hatırladığı kadarıyla Savaş Tanrısı Ares e ait olması gereken bir arma olan bir zırh bulunan bir savaşçı görecekti. Bazağı hala sızlıyordu. Güneşse tam gözünün içine vuruyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hancı yüzünü buruşturdu. Gelen ozan olsa da genelde yabancı oluyorlar. Ya o soyluların takıldığı hana gidiyorlar. Ya da Nekropolis hanına. Bilirsin buranın müşterileri yabancıları sevmez. Ne yalan söyleyeyim ben de pek hoşlanmıyorum yabancılardan.

Bir süre düşünüp devam etti. Aslında evet buraya epey bi ozan gelmişti dün ama bugün hepsi gitti her halde bir köye gitmişlerdir. Uzağa gitseler tüccarlardan biri ile giderlerdi her halde. Yine de tanıdığım tüccarlara sorarım. Dün ya da bugün tüccar kafilesi ile uzaklara giden bir ozan grubu var mı diye. Varsa sen de onların gittikleri yere gidersin.

Onları arıyorsun sanırım. Merak etme bir arada gezen bir yığın ozanın kaybolması güç gittilerse bile onları rahatlıkla takip edersin. İki günden fazla kaldıkları anda sen de onları yakalarsın.

Hancı Elessar ın omzuna bir şaplak daha vurdu... O halde buradasın bugün değil mi? Eh senin gelişini kutlarız. Neler yemek ve içmek istersin. Müziği zaten senden ve Feynordan bekliyorum. Keratayı nasıl buldun? Büyümüş değil mi?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Edmond çok seviniyordu.Ã?ünkü tüm hayatı boyunca ilk kez bir işe yaracaktı.Normalde hep zırvayla uğraşırdı.Ama bu kez gerçekten bir işe yarayacaktı.Edmond tüm yolculuk boyunca hiç bir şeye bakmadı.Ã?ünkü bakması gerekmiyordu.İlk çayın akış sebebi ile mutluluğu azalmaya başladı.Sanki rüyasında ki Pan tekrar Edmond'un karşısına geçmişti.Edmond yıkılacak gibi oldu.Ã?nce dengesi bozuldu ancak sonra tamamen yıkıldı.Tekrar ayağa kalktığında ağlayacak gibiydi.Ve sonunda....Pan....İşte Edmond Pan'ın göründüğünü farkeder etmez ağlamaya başladı.Pan kendisine bakıyordu sanki.Rüyasında ki Pan canlanmıştı.Edmond son bir hamle ile dikkatini toparladı.Ardından sinirli sinirli gülmeye başladı çünkü gerçekten sinirliydi fakat daha sonra neşeli kahkahalara dönüştü bu derken edmond ağlayarak kahkahalar atmaya başladı.

*İşte bütün hayatlar neşe üzerine kurulu
Neşe olmadan olmaz hayatın anlamı
Mutluluk herkese gerekli
Haydi oyna sende Pan

Gel işte sen de bizimle
Gör hüznümüzü de kederimizi de
Yolundayız biz ölürcesine
sonunda ölmek gerekse bile

Sen hep neşeyle oynayacaksın
şu topraklarda yeniden koşacaksın
Biliyorum tekrar zıplayacaksın
Bu garip ozanları kırmayacaksın*


Edmond tüm o hüzünlü olaylara rağmen(aklından geçen) eğlenmesini biliyordu.Zaten hayatı çok sıradan geçtiği için acıklı ya da mutlu bir anısı yoktu.Bu da onun diğerleri gibi yıkılmasını engellemiyordu.Onun önündeki tek engel rüyasıydı.Ve Edmond karşıda ki Pan'ın kendisine minnettar baktığını farkediyordu sanki.Evet, belki Pan şu anda tamamen uyuyor olsa bile kendisini hissediyor olmalıydı ki Edmond bu sayede daha çok güç buldu
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
User avatar
aspergrey
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 28
Joined: Tue Nov 14, 2006 10:00 am
Location: bartın
Contact:

Post by aspergrey »

Elbetri, "kahraman savaşcı kardeşlerim bu zavallı ozanın suçu nedir bilmiyorum ama eğer suçu gerçekten büyükse eminim hakettiği cezayı vereceksiniz ama bana müsade ederseniz kendisiyle konuşmak isterim.Bakalım bir dinliyelim mutlaka bir açıklaması vardır."dedi.
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

"Ya sen nediyosun biraktigimda dizime gelmiyordu simdi aslan kesilmis baksana" dedi gulumseyerek ardindan biraz ciddileserek "bugun burdayim tabi yemekten sonra soyle guzel birseyler soyleriz artik su guzel birandan biraz daha alayim tadini ozlemisim ote yandan bu ozan toplulugu ilgimi cekti acikcasi inanilmayacak olaylar yasadim ve bu olaylar beni ozanliga biraz surukledi iste bakalim burlardayiz ozanlarda buralardalar biraz takilayim onlara belki birseyler ogreniriz onlardan bilemiyorum artik ama yakalarim herhalde nese bakalim yemek gelene kadar otturelim biraz demi ama" der ve hafif bir islikla siirine baslar

Cok yerler gordum
Cok yerler tanidim
Nice hanlar
nice hancilar
(eliyle masaya vurarak ritim tutmaya baslar)
En guzelllllllll biraaaaaaaaaaa
En guzelllllllll Sarapppppppp
Iste buradaaaaaaaaa
Su oturdugunuz sirin odada
............. handakilerin kendine eslik etmelerini beklercesine islik ve masa ritmine devam eder
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Grubun ilk birkaç dakika boyunca sessizliği Puk u da etkilemişti. Kendisi dışındaki hemen herkes çok üzgün görünüyordu. Sadece Herimes in ne hissettiği anlaşılmıyordu. Ama o bile mutlu gözükmüyordu.

Özellikle Oberon un bakışları anlamsızca akışı nerden geldiği anlaşılmayan melodiyi tamamlayan Porsuk Ã?ayına yönelmişti. Puk neler olduğunu anlamaya çalışarak herkese tek tek baktı. Hele Edmond un ağlamaya başlaması onu iyice sarsmış gibiydi.

Tini ise tüm insan ve elfleri sanki neşesini kaybettiği için onları suçlarcasına bakıyordu.

Özülmek onu öylesine sarsmıştı ki Solaron un şarkısını duyunca bu şarkıdaki neşeye sığındı. Zıplıyor dans ediyor. Ve Solaron a hadi çal biraz daha çal diye bağırıyordu. Tini de onunla birlikte zıplamaya devam etti. Herimes le Oberon kıpırtısızca yerlerinde durmayı sürdürüyorlardı.

Batı'nın melodisi Solaron unkine katılınca Puk un temposu daha da hızlandı. Tek başına belki de hüznü arttıracak bir melodiydi Artemis'in şarkısı ama Solaron un ezgisi ile birleşince farklı bir anlam kazanıyor, neşe ve umut veren bir melodiye dönüşüyordu. Herimes irkilmiş gibi sarsıldı. Bir iki saniye sonra Oberon da yavaşça dönerek şarkılarını çalan ozanlara ve dans eden Puk la Tini ye baktı. Hafifçe gülümsedi.

Yalnız ezgilerin yarattığı hüzün Novel oradaki herkesten çok etkilemiş gibiydi. Yüzü sapsarıydı. Muhtemelen doğru düzgün nefes bile almıyordu. Ancak herkesin neşesini korumaya çalıştığı o anda ne Herimes ne Oberon onu fark etmedi.

Edmond da kendi şarkısı ile diğer iki ozana katıldığında sanki bir çocuğun sesine benzeyen ince bir ses duydular. Sadece bir mırıldanmaydı. Herimes Pan a doğru baktı. Panın başını hafifçe oynatarak çevresindekileri görmeye çalışıyordu. Sonra hafifçe bir kadınınkini andıran bir sesle güldü. Hem Oberon hem de Puk sesi duymuştu. Puk dans etmeyi bırakmıştı. İkisi de Pan a bakıyordu.

Herimes kendini zorlayarak gülümsemeye çalıştı. Sonra hızlı adımlarla Oberona doğru ilerledi. Eline omzuna koydu ve hafif muzip bir sesle Sanırım artık sorabiliriz dedi.

Oberon da gülmeye çalıştı. Vucudunun tüm enerjisini kullanarak çayın kıyısına Pan ın yanına doğru yürüdü. Pan ın biraz uzağında durdu. Gülümseyerek Pan dedi Dostum flüdün dostlarım onu merak etmiş. Cümlelerin arasında bir iki saniye duraklayarak devam etti. Onları sana getirdim. Flüdü göstermek için. Flüt nerede?

Hediye ettim dedi Pan ve daha kelimeleri söylerken yaşadıklarının anısı ile bakışları tekrar donuklaştı. Oberon da tıpkı Novel gibi sapsarıydı. Yine de sapsarı kesilmişti. Yine de Kime? diye sormayı başardı. Midas'a dedi Pan fısıldar gibi bir sesle sonra yeniden kıpırtısızca önüne bakmaya başladı.

Oberon zar zor dengede duruyordu. Göz yaşlarını zorlukla engelleyerek Hoşçakal dedi. Geriye döndü. Herimese baktı. Bacakları onu taşımayı redderek titrediler ve sonra Pan başrahibinin tüm enerjisi bitti ve yere devrildi.

Herimes grubun diğer üyelerine baktı. Gitmeliyiz dedi. Ben Oberon u taşırım diye ekledi. Puk ve Tini şaşkın bir başışla Herimes e doğru adım attı. Herimes şaka yaptı dedi. Sonra zorlukla düşüncesini tamamlamaya çalıştı. Pan ona şaka yaptı. Uyandığında kendini tapınakta bulmalı. diye beceriksizce ekledi.

Puk inanmayarak baktı. Pan bu kadar basit bir şaka yapmış olabilir miydi? Ama belki de şakayı kendileri devam ettirmelilerdi. Neler yapabileceklerini düşündü ve muzipçe gülümsedi. Onun gülümsediğini gören Tini de zıplamaya başladı. Hadi gidelim dedi. Belki de içgüdüsel bir hareketlilikle hızla Porsuk Ã?ayının kıyısından uzaklaşmaya başladı.

Ã?ökerek Oberon u sırtına aldı. Herimes çok güçlü değildi ama elfler de çok ağır değillerdi. İleriye doğru bir iki adım atmıştı ki Novel i fark etti. Ã?ocuk dedi. Bilincini kaybetmiş sanırım. Birisinin onu taşıması gerekli.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Slickblade ve Aspergrey İçin

Pencereden mızrağını doğrultmuş askerin Elbetri yi duyması çok zordu. Ama yanındaki asker onu duymuştu. Yaklaşık beş dakikadır hareketsizce bekliyorlardı. Adamın bilincini kaybetmiş olması muhtemeldi. Dinleyecekler dedi. Ama biz dinleyemeyiz. Dorleon da kimin suçlu olup olmadığına kurul karar verir. Bir süre durakladıktan sonra devam etti Ama sanırım önce onu yakalamamız gerekiyor. Bilincini kaybetmiş sanırım. Sanırım çatıya çıkmam gerekiyor. Başını Elbetriye çevirip ekledi. Beni kaldırabilir misiniz?

Asker zırhlarının içinde ağırdı. Ama Elbetri de güçlüydü. Onu kaldırması çok zor değildi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Handa oturup handaki müşterilerin bir bölümü aniden söylenen şarkıyı duyunca ona baktılar. Elessar ın sesi ve şarkısı şarkı söyleyen diğerlerininin arasında dikkat çekmeyi başarıyordu. Bir grupsa hala kendi aralarındaki konuşmaya devam ediyordu.

Hancı Elessar a gülümsedi. Asıl ozanlar akşam ilgi çeker dedi. Eh gündüz adamların aklında bir sürü mesele oluyo.

Sonra FEYNOOOOR diye bağırdı. Ã?ocuk koşarak geldi. Yemek hazır mı diye sordu hancı. Evet dedi Feynor. Bize yemek getir o zaman dedi hancı. Açsan sen de ye.

Ã?ocuk yemekleri getirmeye gittiğinde aslan diyorsun ama bana daha çok eşşek gibi geliyor. dedi. Ã?ocuk içinde tek tük kıyma buluna patates yemeğini masaya koyduğunda hancı yüzüne bakarak istersen sen de bizle ye dedi.Aslında çocukları seviyordu hepsi anneleri babaları ölmüş evlatlık çocuklardı. Ã?ocuk söylediklerini duyunca gülümseyerek mutfağa gitti. Kendi tabağını da alarak döndü. Hancı ile Elessar ın yanlarına oturdu.

Hancı yemekten sonra dışarı çıkmam lazım dedi. Elessara hem senin ozanlara da bakarım. Genelde çok uzun dışarda kalamıyorum eşşekler yüzünden. Ama sen kalıp hana göz kulak olursan içim daha fazla rahat eder. dedi Elessar a. Tabii sorun olmazsa diye ekledi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
User avatar
aspergrey
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 28
Joined: Tue Nov 14, 2006 10:00 am
Location: bartın
Contact:

Post by aspergrey »

Elbetri adamı kaldırmaya çalışırken ne yapıp yapıp bu ozanla yalnız konuşması gerektiğini düşünüyordu ve sonra adama bana onu kendine getirmeme izin verirmisin .Sonuçta oda bir insan ne kadar suçlu olsada bu şekilde yargılanmayı haketmiyor....dedi.En azından yargılanacağını düşündü ve içi rahatladı.

Ayrıca bu kurul nerde diye sordu.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests