Yeni Dünya ( RP EKRANI )

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
calida
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 293
Joined: Mon Feb 27, 2006 10:00 am
Contact:

Post by calida »

İçinde bulunduğu durum hala hoşuna gitmiyordu, burda olan diğerlerinin de hoşuna gitmediğini biliyordu. Dev diye düşündüğü şeyin bir dev olmadığını anlaması uzun sürmemişti. Sessizce gollerin arasına saklanmış etrafta olanları izlemekten başka bir şey yapamayordu
Garip canavarın önce onu fark etmiş olduğunu düşündü ama hedefin yalnız kendisi olmadığını anlaması uzun sürmedi. Etrafında olanları gene izlemekle yetiniyordu, her ihtimale karşı kılıçları hala elindeydi, yakınında kimler var diye göz gezdirdi, parlaklığın sebebi paladini ve tam çaprazında da adinin Xyra olduğunu bildiği
drowu gördü.Harekete geçmeden önce yaratığın ne yaptığına baktı, hala ilerlemekteydi
Sessizce olduğu yerden fırladı ve soluğu Xyra`nin yanında aldı, kendisinin bile zor duyduğu bir ses tonuyla,`hiç birimiz yalnız kalmamalıyız ben Elanore, `diye fısıldadı.

//Efla tarafından düzenlendi
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Susy, saçlarındaki toz toprak ve kıyafetindeki beyaz ince kumlari selkelerken, Shruiak, piijek ve kathranis in olduğunu tarafa doğru yavaşça ilerlemeye başladı.

Meydan nın uzak köşelerinde, yanan canavarların alevleri sayesinde görebildiği büyük bir savaşın olduğunu farketti. Bu mağarada, henüz şeytanların saldırdığı varlıklardan gelmemişti.

Bu şeytani varlıklar her neyse, geçitten geçerken bize, neden saldırmamışlardı?
şimdi de, Toprak gibi kocaman varlıklar ile ilgileniyorlardı. Onlar olmasa bu koca mağara yada her ne boyutundalarsa kapkaranlıkta kalıcaklardı. Yukarı da süzülmekte olan Paladinin ışığı sayesinde, etrafı görebiliyordu. Bir kadının peşinden gelen koca toprak varlığından kaçmakta olduğunu gördü. Kaşları çatık, konsantre oldu, Susy. Sarı saçları şimdi beyazlamıştı , toz ve topraktan dolayı. İki eli belinin üzerinde, kadına(eldaril) yaklaşmakta olan koca topraktan oluşan varlığa baktı.

Gerçekten bir toprak elementi miydi? Peki burası, Toprak Boyutu muydu? Yerden bir avuç toprak aldı. (Knowledge planes check)

Toprak varlıklarına ilgisi sayesinde öğrendiği ağır tonlu dili evinde yetiştiği çiçekleriyle konuşurken kullanıyordu. Fakat onlar cevap vermiyordu.

Piijek,shruiak ve kathranis e doğru ilerledi.
Bu arada, şeytani varlıkları khedan ın neden çağırdığını ve neden bize saldırmadıklarını merak ediyordu. En çok da bu toprak lara neden saldırdıklarını?
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Amora karanlıkta yürürken bir şeyler hissetmeye başlamıştı. Hissettiği çok güçlü bir kötülük ve kadim bir sessizlikti. Bu duyular onu korkutuyor olsada bir şekilde neler olduğunu anlamak için yoluna devam etti... Bir süre sonra cehennem varlıklarının birer birer düştüklerini ve kara toprağa vuruşlarını gördü. Gariptir ama gördükleri garip bir hüzün vermişti, neler olduğunu bilmemek yeterince işkence çektiriyordu ve birde kötü olduğuna inandığı yaratıkların düşüşleri neden onu bu derece hüzünlendirmişti. Kafası öyle karışmıştıki nereye gittiğini fark etmedi bile... Bir süre rüyadaymış gibi yürümeye devam etti, ta ki biraz önce düştüğünü gördüğü bir cehennem yaratığının alevden kılıcını taştan bir bloğa sertçe vurduğunu ve bloğun da ona sanki canlıymış gibi dev parçasının çarpışını izledi... Bu inanılmaz bir görüntüydü, cehennem yaratığı acı çekiyordu bunu daha önce birisi söylese hayatta inanmazdı ama yaratığın çığlıklarını duyabiliyordu. Ve o anda anladı... Bir şeyler yapmalıydı ama ne yapabilirdi, cehennem yaratığı son bir atağa geçmişti, şimdi taş bloğ alevlerle kaplanmıştı, yavaş yavaş gerilemeye başlıyordu ve cehennem yaratığı son darbesini indirdi. Taş bloğ alevden yapılmış bir kılıç tarafından parçalara ayrılmıştı. Amora'nın kalbi deli gibi çarpıyordu yavaş adımlarla cehennem yaratığına doğru yürüdü. Etrafta başka kimse yoktu, ve yaratık ne kadar korkunç gözüksede yaralanmıştı.Amora yaratığa bakmak için hayatını riske atmaya karar verdi.
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Cody kendisi ile konuşan'a işaret parmağını kaldırdı.

'' Saklan ve yaratığın dikkatini dağıt.''

cody bir anda savaş ortamını analiz etti.
önünde bir yaratık ,hemen onun önünde kaçmaya çalışan biri,ve havadan onlara doğru gelen bir melek.!!!
Melek Acaba kızımı kurtaracak yoksa yaratığamı saldıracak Diye düşünürken
SAvaşçı içgüdüleri onu harekte geçirmişti, kınından çıkardığı Piç kılıcını Sağ Kalkanını sol eline geçirdi.

Ve yaratığın eğilerek AYak bölümüne doğru savurdu Amacı yaratığın dengesini bozmaktı,hedeflediği yer tam eklem gibi gördüğü yerdi...

Amacı yaratığın dengesini bozmaktı,hedeflediği yer tam eklem gibi gördüğü yerdi...

Kılıcını SAvurdu

Eyildiğinde ise sol elini kaldırak kalkanla kendini koruyordu yaratığın bir anda dönüp ona vurmasını istemiyordu. Zaten amacı Bu yerde onla savaşmak değil sağdece bir hayatın kurtulmasına yardım etmekti.

bunun gibi yüzlerce vardı. Lanet olası bu cehenlemden nasıl cıkacağız sorusuda sürekli aklını kurcalıyordu Cody'nin
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

(Haritaya baktıktan sonra)
Susy, Piijek, Kathranis, shruiak a doğru gitmek üzereyken, daha yakınında birini farketti. Xyra nın, toprak yarığın tam önünde durmuş meydani izlerken görmüştü.
Olaydan uzakta ve meydanın köşesinde kalmaya karar vererek Xyra nın yanına doğru yürüdü.

Ã?ğrendiği bilgi üzerinde düşündü.(Yaratığın gerçek doğasını öğrenmek ve bulunduğum boyutun ne olduğunu anlamak için attığım Knowledge planes check i kastediyorum)
EldariL
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 18, 2006 10:00 am
Contact:

Post by EldariL »

Kapana kısılmışlık hissi ağır basınca risk almak daha kolay olmuştu. Kendini hiç güvende hissetmediği delikten çıkmaya karar verdi.

Oraya girmeden önce gözüne çarpan, saklanmış insanlardan en yakın olana doğru koşmaya karar verdi. Bencilce davrandığı ve başkalarını da tehlikeye attığını düşünmemeye çalıştı. Eninde sonunda hepsinin hayatı tehlikeye girecekti. Tek tek avlanmaktansa beraber çalışmanın avantajını kullanmalıydılar.

Bu düşüncelerle yerinden fırladı ve benzer bir yarıkta saklanan drow kızına doğru koştu. En yakında bir drowun olması kaderin bir cilvesi olmalıydı. Ancak onlara olan kinini platforma atladığı andan itibaren geçici olarak da olsa gömmüştü. şimdi her türlü müttefiğe ihtiyacı vardı.

Kısa bir an için dönüp arkasına baktı ve bir adamın yaratığın ayağına doğru kılıcını savurduğunu gördü. Bu sırada hedefine varmıştı.

Nefes nefese, "Peşimde bir bela sürüklüyor olabilirim. Umarım senin için sorun değildir," dedi. Eski düşmanlıklarına karşı bu kadar kayıtsız olmak ona geçmişine ihanet ediyormuş gibi gelmesine rağmen, öfkesini saklayabildiğini umarak daha yumuşak olduğunu umduğu bir sesle ekledi: "Ben Alegria."

"Tanışmak için harika bir gün," diye düşündü içinden.
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

Siyah cüppeli büyücü, gün boyu yaşadıklarının beynini bulandırma çabalarına izin vermiyor, bulunduğu ortama konsantre olmaya çalışıyordu. Kumun içine battıktan sonra ona göre pek de ilginç olmayan bir mağaraya gelmişti. Düşünceler onu ne kadar yorsa ve kendini bırakıp pes etmesi için ısrar etse de, o direniyordu.
şu son birkaç ay, onun hayatını bütünüyle değiştirmişti. Eskiden bir kulede ölü çağırıcılık üzerine çalışmalar yapan usta bir necromancerın çırağıyken, şu meşhur ışık tanrılarına adanmış tapınaklardan birinin yolladığı paladinler ustasını öldürmüştü ve o da canını zor kurtarmıştı. Tanrılara inanmamak ve belki de köleleri olmamak, insanı kötü sonuçlarla baş başa bırakabiliyordu-ki ustasının ölümünün bir sebebi de buydu. Daha sonra kuledeki yaşayan ölüler denetimden çıkmış ve o da kuleden ayrılmak zorunda kalmıştı, ve kader onu buraya getirmişti.
Buraya Khedan'a güvendiği için gelmediğini kendisi de biliyordu. Gelmesinin tek sebebi, daha güçlü bir büyücüyü görmekti, kudretli olduğu söylenen birini, belki de ustası kadar kudretli biriydi kim bilir? Hem belki de Xardas'ın asıl amacı olan ölümsüzlük iksiri için bir şeyler bulmasına yardım edecek bilgilere sahipti? Sonuçta yüzlerce insanı başka bir boyuta sürüklemek, acemi büyücülerin yapacağı türden bir büyü değildi.
Xardas, düşünceleri kafasından uzaklaştırarak mağaradaki ilerleyişine devam etti. Siyah uzun saçları dağılmıştı, elleriyle her ne kadar düzenlemeye çalıştıysa da bir işe yaramıyordu. Bembeyaz teni kirle biraz kararmıştı ve az acıkan biri olmasına rağmen-zaten iskelet kadar zayıftı-şu anda kendini aç hissediyordu. İnce, uzun parmakları sürekli kasılıp gevşiyordu-tehlike belirtisi. Büyüye hazırdı, her an yapabilirdi ve muhtemelen gerekli olacaktı çünkü öyle hissediyordu. Kulaklarını dikti ve bir insanın yapabileceği kadar iyi duymaya çalıştı.
Belirsiz nefes alış veriş sesleri, ve dikkat edince biraz da ışık ve parlama. Biraz ilerde bir cehennem yaratığı olduğunu fark etti, yaralı gözüküyordu ama acınacak halde de değildi. Sonra dikkatini ilginç bir şey çekti sağ tarafında. Bir yaratık, savaşçı görünümlü kalkanını kaldırmış duran birine saldıracak gibi gözüküyordu. Sonra dönüp önündeki cehennem yaratığına yeniden baktı. Yaralanmış yaratığa yardım etmeye çalışan bal rengi kirlenmiş saçlara, kirden kararmış beyaz tene ve yıpranmaktan yırtık pırtık bir eteğe sahip olan bir kadın gördü. Bu yaratığa korkmadan yaklaşıp yardım etmeye çalışmak oldukça tuhaftı.
Xardas, sağındaki yaratıkla dövüşen savaşçıya yardım etmekle önündeki cehennem yaratığının kadına saldırma olsalığında kadına yardım etmek arasında donup kaldı. Yine de elleri, her halükarda savaşacağının bilinciyle kasılıp gevşemeye devam ediyordu...
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
haldor_goraxe
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 275
Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
Location: İstanbul, sen??
Contact:

Post by haldor_goraxe »

Piijek Kara Tenli'ye cevap verdi.

" Senleyim fakat aklında neler var. şu Kara Kız'ı mı kurtarıcaz? Planın nedir? "

Piijek etrafına bakındı insanlar coğalıyordu. Hatta tavana baktığında bir kaç bacak gördüğüne emindi. Gerçekten komik gorunuyordu.
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Bela ona doğru gelirken saklanmak artık işe yaramıyordu. Devasa yaratık izlediği savaşçı kadınla birlikte onun bulunduğu yerin çok yakınına gelmişti ve yaratığın kendisini de farketmesi an meselesiydi. İki seçeneği vardı; ya kaçacak ya da savaşacaktı ve kesinlikle ikisini de tek başına yapamayacağı ortadaydı.

Tam o sırada düşüncelerine cevap verir gibi yanına ranger olduğu belli olan bir kadın (Elenora) gelmiş ve oldukça kısık bir sesle kendini tanıtmıştı. Kısacık bir göz temasından sonra Xyra dikkatini yeniden dev yaratığa çevirip cevap verdi: “ Sanırım haklısın yalnız kalmasak iyi olur. Ben de Xyra.”

Bunları söylerken, büyünün yapılmasını bekledikleri sırada tanıştığı savaşçının dev yaratığa saldırdığını gördü. Bunun yaratığı ne kadar etkileyeceğini bilemiyordu ama fazla olmayacağı kesindi. Yine de bunu fırsat bilip tekrar çevresine baktı. Buranın kendi dünyaları olmadığı belliydi ve neresi olabileceğini de tahmin ediyordu ama yine de merakına yenik düşmüş ve incelemeye başlamıştı (Knowledge the planes check).

Gözünün ucuyla Susy'yi gördü ve savaşçı kadının da, arkasında ona doğru uçan paladinle birlikte kendilerine iyice yaklaştığını farketti. şatonun yanında kadının kendisini nefretle izlemesi drowun gözünden kaçmamıştı ama şimdi aynı beladan kurtulmak için belki de birlikte savaşacaklardı ya da kaçacaklardı. Ama zaten işine yaradığı sürece Xyra kiminle iş birliği yaptığını önemsemezdi.

Bunları düşünerek bakışlarını arkasındaki karanlık tünele çevirip oradan bir çıkış yolu bulmak umuduyla renk ve ısı spektrumlarının ona gösterdiği şeyleri algılamaya çalıştı.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Argay kadına yardım etmek istiyordu ama onun yanına gitmek için geç olduğunu fark etmişti, kadını yanına çağırdı ama herhalde o da bu tarafa dönmenin imkansız olduğunu düşünmüş olacak ki bulduğu ilk tünele kaçmayı yeğlemişti. Daha sonra Argay Balamir'e sessiz olmasını söylemişti ve beklemeye koyuldu.

Kathranis Pijek'e selam verdikten sonra Susy'i sordu, nerede olduğu konusunda endişeliydi ama tam o esnada drow kadının tehlikede olduğunu gördü. Durum gittikçe daha da tehlikeli bir hal alıyordu. Ama o daha drow dişisine yardım etmeyi düşünürken drow dişisi üzerine doğru gelen canavarın yolundan uzaklaşmıştı. Ayrıca ondan çok daha güç bir durumda olan insan kadını Kathranis'in dikkatini çekti. Dev canavardan kaçmak için bir tünele sığınmıştı ama canavar ona doğru ilerliyordu.

Kathranis'in gösleri Susy'i ararken Susy de içine sıkıştığı tabakadan kurtulmuş ve onlara doğru ilerlemeye başlamıştı. İlk başta saklanmak gelmişti aklına fakat daha sonra onların yanına gitmenin daha akıllıca olacağına karar verdi çünkü onu hayrete düşürecek büyüklükteki elementale benzeyen yaratık onun olduğu tarafa doğru geliyordu. Bu esnada tanıdık yüzler gördü Susy, demek herkes buraya gelmişti. O koşarken drow dişisi de onun biraz ilerisinde gidiyordu. Bu esnada nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu büyücü kadın ve bu dev şeyin ne olduğunu. Etraf toprak elementlerini diyarını andırıyordu, hatta büyük ihtimalle orasıydı çünkü herşey uyuyordu ama canavar konusunda çok fazla bir fikri yoktu. Hem karanlıktı hem de koşmak, etrafı gözlemekten kafasını tam toplayamıyordu. Ayrıca bu boyutlarda bişey de aklına gelmiyordu.

Amora bu gördüklerini yorumlamaya çalışıyordu. Bu ne demekti şimdi. Daha sonra yere düşen yaratığa yardım etmek geldi içinden ve hızla ilerledi ama o esnada birden çevresi değişti. Hayır... görü içinde görü mü yaşamıştı ? Ã?yle görünüyordu ama bunun anlamı ne olabilirdi ? Bu esnada olduğu tünelin çıkışından gelen ışığa doğru ilerledi ve mağaranın içini, ve oradaki kalabalığı gördü. Tabi biraz ilerisinde olan dev hareketli varığı da. Bunlar o yardım etmek istediği cehennem varlığını öldüren şeylerdi ve yavaş da olsa bir tanesi üzerine geliyordu.

Cody Eldaril'in durumunu farketmişti ve ona yardım etmesi gerektiğini hissetmişti. Savaşçı silahını kaptığı gibi hızla ilerlemeye koyuldu. Bu esnada yanına gelen kişiyi neredeyse farketmemişti. İçini savaşın heyecanı kaplamıştı. Ona saklanmasını ve dev varlığın dikkatini dağıtmasını söyleyip melekle birlikte ona doğru koşmaya koyuldu. Anlaşılan melek daha önce varacaktı ama Cody'de elinden geleni yapıyordu.

Shuriak Xyra'yı farketti, biraz önce yaptığı işareti anlamış olacaktı ki saklanıyordu ama daha sonra birden harekete geçti ve Shuriak bunun nedenini çok iyi anlayabiliyordu. Üzerine doğru gelen koca bir elemental bir insanı hatta drowu bile topuklatmaya yetecek bir motivasyondu. O yanına doğru gelse de Shuriak asıl sorunun drow dişisi değil de insan dişisi olduğunu farketti. Dev canavar hemen arkasından ilerliyorken dişi bir tünele kaçmıştı. Bu canavarın aynen arkadaşları gibi duvarlarda ilerleyebileceğine emin değildi Shuriak ama olmaması için aklına pek birşey gelmiyordu. İnsan dişisinin yardıma ihtiyacı vardı ve Shuriak'ın içindeki iyilik baskın gelmişti. Ama gidecek miydi ? Bu kararlılık ne kadar sürecekti, bir drow için yaptıklarını bir insan için de yapabilecek miydi ?

Edmond bu aralar kendinde değil gibiydi, hayatta yapmayacağı birşeyi yapıyor, kendisini tehlikeye atıyordu ama bir zamanlar birilerinden de duyduğu gibi, umutsuz zamanlarda çözümler de umutsuz yerlerden gelir. O da şimdi çözümü burada arıyordu. Kendisini batan toprağa bıraktı ve o bilgenin bu adı hak ettiğini teslim etti. Gerçekten de ölmemişti ama kafası çok karışıktı. hala büyücünün ne yaptığını merak ediyor, canını sıkan bu toprak taş yığınının içinden kurtulmak istiyordu. Aklına büyü yapmak geldi ama zaten zor hareket edebilirken büyünün ritüellerini tamamlamak imkansız gibiydi. O yüzden vazgeçti, önce buradan kurtulması gerekiyordu büyü yapmak için. İşte tam o esnada tüm dünya sarsıldı, sanki koca bir çekiçle yere vuruluyormuş gibi sesler gelmeye başladı kulaklarına.ve sarsıldı tüm çevre bir anda. Neler oluyordu?

Lineas bu lanet yere nasıl geldiğini bir türlü anlayamıyordu ama onun anladığı birşey vardı, yaşaması ve bu berbat durumdan kurtulması gerekiyordu. Çok güvenmese de bu durumda çevresindekilere güvenmesi gerektiğine karar verdi. Bunu tam Cody'e açıklıyordu ki "sessizce burda kal" dedi ve hızla ileriye ! manyak mıydı bu adam, doğruca canavara doğru saldırdı. şimdi ne yapacaktı ? Bu koca varlığa saldırmaya gitmişti savaşçı hiç düşünmeden.

Swain durumun ne kadar kritik olduğunu görüyordu. İnsan kadını çok zor bir durumdaydı ve ona yardım etmeliydi. Ayrıca düşmanlarının dikkatini üzerine çekecek olsa dahi çevredekilere yardım etmek için yok etmedi büyüsünü Paladin. O insanlar için savaşacaktı ve bu yolda fedakarlıklar yapılmalıydı. Kendisini hazırladı ve insan kadınına yardım edebilkmek için hızla canavarın önüne doğru uçtu. Bu esnada Cody'nin de hareketlendiğini gördü, o da aynen kendisi gibi kadına yardıma gidiyordu ama o canavarı öldürerek yardım etmeyi tercih ediyordu anlaşılan. Bu esnada kadın bir tünele atıverdi kendini. Tünel miydi ? Kovuk mu? kurtulabilir miydi kadın ? Cody bunu görmüş müydü ?

Ales kuma gömülecek olan atını hazırladı, gözlerini bağladı. Onun paniklemesini ve zarar görmesini istemiyordu ve kendisini toprağa teslim etti. Ama olaylar istediğinin aksine gelişmişti, at görmese de hissediyordu ve mutlak ölümün geldiğinden korkan at dehşetle çırpınamaya başladı. Can havliyle çırpınıyor ve kurtulmaya çalışıyor, onu sakinleştirmek için Ales'in yaptıkları yetersiz kalıyordu. At tamamen kuma gömüldüğünde artık onun için çok geçti. Bir süre daha battılar ikisi birlikte ama atının yaşadığını hiisetmiyordu Ales. Daha sonra ani bir düşüş yaşadı elf (reflex) ve kendisini mağara vari biryerde buldu ve sevinçle! ne kadar sevinebilirdi bilmiyordu ama başkalarını da gördü. Bu sevinç dev canavarı görene kadar devam etti, savaşçı ona saldırıyordu ? Neden ? ve ortamın tek ışık kaynağı melek de ona saldırıyordu diye düşündü ki ortamdaki tek ışık kaynağının melek olmadığını farketti.

Alegria hayatında bu kez heyecanlanmış mıydı ? Evet birkaç kez ama bu heyecanı, ölüm korkusunu yeniden yaşamak hatırlamaktan çok daha başkaydı. Var gücü ile koşuyordu savaşçı çünkü bu varlığa karşı tekbaşına şansı çok azdı. Bu esnada her nerede bir tanrı varsa onun lütfu olarak gördüğü bir girişe attı kendini ki diğerlerinin yanına gitmek için çok geçti. Bu canavar kendisini ne kadar takip edebilir bilmiyordu ama onun baya bir kaçmaya niyeti vardı. Daha sonra birkaç kişi ile işini görürdü ki bu esnada tünelin içinde birinin olduğunu farketti. Kadın savaşçı çelimsiz kişiyi ezip geçebileceğini hissetti. Ama bir anda bu simanın tanıdık olduğunu farketti ama nerden. Kafası nedense durmuş gibiydi.

"Sakin ol yavrum" dedi yaşlı adam, bu esnada ceplerini karıştırıyordu ki Eldaril bu adamı hatırladı. Bu kızıl cüppeli büyücüydü ki o anda tünel bir ada kararıverdi. Daha Eldaril ne oluyor demeye fırsat kalmadan bir ışık küresi yaşlı büyücü ile aralarında parlamaya başladı. Herifin suratında salakça bir gülümseme vardı.

Bu esnada dışarıda olan canaarı bir kez daha düşündü Alegria ve dışarı çıkmanın çok daha mantıklı olduğuna karar verdi bir anda. Ã?mitsiz bir durumda kalmaktan yeğdi bu durum onun için ve hemen çarketti. Geriye doğru depar atarken adamın ne olacağını düşünmek çok aklından geçmemişti ve canavar önünü kapamadan son anda sıyrılmayı başardı. Ama canavar onu takip etmek yerine mağaranın girişine vurmaya başlamıştı.

Clesnyé bulunduğu yeri hiç sevmemişti. Her ne kadar ölmediğine sevinse de bu durumda ölmenin çok uzun sürmeyeceğinden emindi. Bu yüzden zorla da olsa bu taş toprak yığının içerisinde hareket etmeye başladı. Ta ki tüm yer sallanıp yüksek tonda gmbürtüler duyana kadar. İleride birşeyler vardı, yani bir açıklık vardı ama o birşeyler çok da sevecen durmuyordu.

Elenora bu durumdan hiç hoşnut değildi ve hareket eden kocaman bir kaya da hiç hoşuna gitmemişti. Birtür elemental diye düşündü ve onlardan sakınmak gerektiğini iyi bildiğini hatırladı. Bu esnada ileriden koşan drow'u gördü. Drowlara güvenilir miydi? Peki toprağın içinde nefes alınır mıydı ? İkisine de cevabıu hayır olurdu ama durum farklıydı. Canavara fazla ilişmeden drow dişisinin yanına koştu.

Xardas kumun içinden kurtulmak için elinden geleni yapıyordu. Ölmediğine sevinmek bir yana dursundu bi kere, bu lanet yerden kurtulmalıydı. Bu büyücü ne yapmıştı böyle. Kudretli birşey olsa gerekti ama henüz anlayamamıştı kara cüppeli büyücü durumu. şimdilik kendini bu topra yığınından çıkarmaya uğraşıyordu ve çok az kaldığını hissedyordu.

Pijek adama destek vermeyi kabul etmişti ama bu pek dekolay görünmüyordu. Olsuuun dedi bir ses içinden ve ona neşe kattı bir kez daha. O kadar ki bu diyara geçiş yapabilenlerin hallerine bile gülebiliyordu. Ama birazdan onu savaşın beklediğini biliyordu. Ve kara tenli için değil de kendilerine doğru koşan kadın için olabilirdi ancak. Ama canavar kadının değil de tünelin peşinde gibi davrandı bi an. Ya da kadının çıktığını farketmemiş miydi ? Ya da biraz yavaş mı çalışıyodu kafası. Duvara birkaç kez vurduktan sonra tekrar Alegria ya doğru dönmeye başladı.

Xyra bir anda tericihlerin arasında buluvermişti kendisini. Ne yapması gerektiğine bir türlü karar veremiyordu. Ayrıca şu lanet ışık da karanlıkaltı görüşündeyken cidden sinir bozucuydu. Bu esnada yanına gelenlere bakıyordu drow, bu zor zamanlarda herkes yardımlaşıyor gibi görünüyordu ha ! Bu drowa da uyuyordu, kimin nasıl yardım edeceğinin onun için pek önemi yoktu. Arkasına baktı drow, mağaranın uçlarına doğru ve dev gibi görünen mağaranın çok da dev olmadığını farketti. şu anda diğer tarafta bir savaş süregeliyordu ve bu savaşın merkezinde de cehennem varlıkları ve de dev Kadahar'lar vardı. şimdi önlerinde olanın neden burada olduğunu bilemiyordu ama onlardan darbe yiyen cehennem varlıklarının bir anda yavaşladıkları gözünden kaçmadı drow dişisinin. Zaten pek de darbe yemek istenecek birşey değildi o koca balyoz gibi pençeler. şimdi bir karar vermesi gerekiyordu, ama gerçi zaten görülen o ki ileri tarafta savaş çıkmazı vardı. Bu mağaranın en korunaklı yeri gibi göründü oldukları yer drowa.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Argay
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 191
Joined: Tue Feb 21, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Argay »

Argay yanındaki insana kendisiyle gelmesini söyledi.çevresini süzdü bir kaç tünel var gibiydi gözleri onu yanıltmıyorsa.

devin peşinde olduğu kadında kendini bir tünele kapatmıştı.

kendiside bir oyuğa girmeli ve yarıtık ortadan kayboluncaya kadar saklanmalıydı ve yürümeye başladı.
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Xyra adindaki büyücü kadinin ve taş bloktan kaçmaya devam eden kadini bir kaç metre ötesinden hızlıca ilerliyorlardı. Arkasinda Omzunun üzerinden baktığında, toprak yaratığının hala yapabildiği en hızlı adımlarla ilerlemekte olduğunu farketti.

Yaklaştığında hiç bir avantajları olmayacaktı. Bir şey yapılması gerekiyorsa şimdi yapılmalıydı. Uzakta Paladin ve savaşçı insanın bir toprağa saldırdıklarını görebiliyordu.

Yerinde durdu, Susy. Ellerini oynatmaya başladı. Bileklerini döndürüyordu. Tabi, son kelimeleri ekledi. Uzun zamandır, büyü yapmak riskli olduğundan sadece kendini güvene aldığından emin oldu.

Konsantre oldu, denemek için ayaklarını toprağa sıkıca bastırdı.Ve itti. (Fly)
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

Swain yaptığı tüm fedakarlıkların bir mükafatı olacağını yaşayarak tecrübe etmişti. Kurtaracağı bu insanların iyi duaları ona ileriki mücadelelerinde yardım edecekti ve bunu bilmenin verdiği huzur ve kararlılıkla ilerliyordu hedefine.

İnsan kadın kendini bir kuytuya atıvermişti korkudan.. Artık onu yakalama gibi bir kaygısı kalmamıştı. Tek derdi Yaratığın dikkatini kadıncağızın üstünden çekmekti. Tekrar çekicini çekti Paladin bu sefer iki eliyle kavradı onu. Ã?nünde koşuşturan taştan bloğa arkadan yaklaştı ve omuzlarına kondu

“İyilik ve adalet adına kalpleri iyilikle atan bu insanları tehdit etmenin bedelini ödeyeceksin!”

Diye haykırdı. Sesinin mağarada yankılanması bitmeden bir çekicin, bir kayaya delice vurduğunu anlatan sesler yankılandı Mağara duvarlarında. Swain’in ilk darbesinde bir kıvılcım parlayıvermişti sürtünmeden dolayı. Ve bunu takip eden darbelerde ufalanan taşlar kendini göstermeye başladı. Yaratık omuzlarına yetişemeyecek kadar iri ve hantal gözüküyordu. Omuzlarında kalabildiği kadar kalacak, canını yakabildiği kadar yakacaktı bu mahlukatın.
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

Aşağıdakilere bir göz gezdirdi. Yaratıktan kendini kurtarmaya çalışanlar koşuştururken bir kısım da hala kayaların arkasına gizlenerek kurtulacağını zannediyordu. Swain bu yaratığı ne kadar oyalayabileceğini bilmiyordu. Tekrar sesi yankılandı paladinin:

KAÃ?IN!
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

İşte, yeni bir dünyada ilk savaşım diye düşündü shruiak.Bu lanet yaratılara karşı ne gibi bir şansım olabilir ki?
Hem insanı da kurtaramam.Artık çok geç diye düşündü.Bu sırada parlayan birşey yaratığın omzuna dokundu ve haykırdı.Kızıl ötesi görüşteki gözleri parlaklık nedeniyle oldukça kötü etkilenmişti drowun.Ama bu aynı zamanda zihninde bir berraklığa yol açtı savaşçının.Piijek`ten madalyonunu vermesini istedi:''İhtiyacım olucak.İyi çocuğu yalnız bırakmak hoş kaçmaz.'' dedi ve koşmaya başladı süratle.İlk olarak başka bir savaşçının karşılaştıkları insanın vurduğu yerleri düşündü ama hiç bir faydası olmazdı.

Madalyona baktı.Siyah bir duman görememeye korkuyordu.Ama gördü.Yapacağı şeyden daha da emindi şimdi.Elf şarkısının bilmediği bir kıtasının silik bir ezgisini hatırladı.Loganın yanına vardı.

Zıplayarak eklemin biraz daha üst ve zayıf görünen köşesine vurmayı amaçladı.Basit drow büyüsüyle kendini azıcık havalandırmayı denedi.Havadayken kılıçlarını çekti.Yaratığın bacağının arkasına vardı ve çift palalarını savurdu.Ardından düşmemek için de palalardan birini ekleme saplamayı denedi.Böylece belki orada asılı kalabilirdi.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest