Evrim teorisi

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

1cm yörüngeden sapmayla yok oluyorsak bile-bu konu hakkında bir görüşüm yok yanlış anlaşılmasın-bu, ilahi bir varlığın gerçekliğini doğrulamaz. Ã?ünkü eğer sapsaydı sadece biz yok olacaktık, tüm evren değil ve bizden başka bir sürü şey var, kendimizi bu kadar anlamlı görmenin doğru olmadığını düşünüyorum.
Sonsuz evrende bir kitabın üzerine düşen bir toz parçasından daha değerli değiliz... Sanki biz olmasak evren olamayacakmış gibi konuşuyoruz. Kim bilebilir belki daha keşfedilmemiş sistemlerde bazı gezegenler yörüngelerden saptı ve yok oldular? Onlar yok olunca bir şey olmuyor ama değil mi, biz yok olunca önemli sadece...
Bu olayı bir insanın gözünden tartışırsak eğer bilime göre değil bize göre doğruyu buluruz. Bence bilimin gözünden görelim ve diğer gezegenlerden daha üstün saymayalım dünyayı, biraz objektif yaklaşalım.
Bir de şöyle düşünün, eğer o ilahi varlığa inanıyorsanız, o isteseydi sizi başka bir gezegende yaşamaya uygun bedenlerle yaratırdı... Yani böyle 1cm kaysa şöyle olur 3cm kaysa böyle olur gibi şeylerle tanrının varlığının kanıtlanacağına inanmıyorum. Ã?ünkü, burası bize uygun olsun diye var olmadı, biz buraya uyduğumuz için burada meydana geldik. Eğer susuz bir gezegende meydana gelseydik de buna göre bedenimiz olurdu.
Bilmem anlatabildim mi?
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Dreamscape
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 718
Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
Location: Kuzeyden Nordland'den...
Contact:

Post by Dreamscape »

1cm yörüngeden sapmayla yok oluyorsak bile-bu konu hakkında bir görüşüm yok yanlış anlaşılmasın-bu, ilahi bir varlığın gerçekliğini doğrulamaz
Zaten bunu ilahi varlığa bağlayanda yok.bir fizik kuralı.
eğer o ilahi varlığa inanıyorsanız, o isteseydi sizi başka bir gezegende yaşamaya uygun bedenlerle yaratırdı...
Ama o istemedi ve bizi burada Yani Dünyada yarattı.Ve bundan sonrada inanca göre başka bir boyutta yaşayacağız.(tabi siz inanıyorsanız(kimsenin inancına karışmam))
Eğer susuz bir gezegende meydana gelseydik de buna göre bedenimiz olurdu.
Bilemiyeceğim ama şu anki bilgiler susuz bir yerde yaşamın olmayacağı yönünde.
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Doğrusunu belirteyim konuyu kesin sonuçlar verecek kadar iyi bilmiyorum. Biz mühendislerin bazen bilgiyi işimize yaradığı kadar alma gibi kötü bir huyumuz vardır. Ancak şu da vardır ki söz konusu olan 150 milyon kilometre olunca değil bir santimetre bir milyon kilometrenin bile önemsiz olacağını mühendis duygun söylüyor bana. Bunun yanında Dünya nın güneşe bir santimetre yaklaşması sadece ağırlık merkezinin bir santimetre güneşe doğru kayması gereklidir. Bu uzaklık Dünyanın büyüklüğü yanında öyle küçüktür ki bu kaydırmayı biz de rahatlıkla yapabiliriz diyor içgüdülerim bana...

Dünya ya yörüngede bulunduğu yıllar boyunca birçok göktaşı çarptı. Ay a daha da fazla çarptı. Böyle hassas bir oynamadan çok daha fazlasını gerçekleştirmiş olmaları gerekir. Ancak ne Dünya Güneşe ne Ay Dünya ya düşmedi. Dünya nın çevresindeki yapay uydular da oradaki çok ufak hava monekulleri ile sürtünüyor ve hızları azalıyor. Ancak belli bir düzeyin altına inmedikçe Dünya ya çarpmıyorlar.

Tüm bunların ötesinde tam hatırlamıyorsam da şöyle bir fizik kanununu anımsıyorum. Eğer Dünya Güneşe bir şekilde daha fazla yaklaşsa daha eliptik bir yörüngede daha hızlı hareket edecek. Ancak kritik bir mesafeye girmedikçe Güneşe düşmeyecektir. Yanlış hatırlamıyorsam Güneşe olan mesafenin yarısından daha fazlasını kat ettirsek bile yine de Dünya Güneşin çevresinde dönmeye devam edecektir.

Kısaca içgüdülerim, mantığım ve çok güçlü bir şekilde bana gerçeği anlatmasa da hafızam bu bilginin yanlış olduğunu bağırıyorlar....

Yine de elbette bilim illa mantık, içgüdü ve ahlak duygumuzun istediği sonuçları vermiyor. Bununla ilgili deneyler yapmak çok zor değil. ( İpe bağlanmış bir top modeli Dünya nın etrafında dönen güneşten mekanik olarak farklı değildir.) Araştırmak hiç zor değil. Bunu araştırmak da zor değil. Meşhur dört sınavı atlattıktan sonra bu konuyu araştırırım. Ancak öncesinde araştıran ya da zaten araştırmış olup buraya yazan olursa çok çok çok ve çok mutlu olurum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Narq wrote:
Edmond wrote:
İşin içine şeytan karışır lafına gelince, o mesele ile ilgili yani şeytandan bahsettiğimi hatırlamıyorum.
Bilim,araştırma,geliştirme özellikle ve özellike SORU-CEVAP ''sorgulama da diyebiliriz'' sistemi sadece islam da değil hristiyanlık,yahudilik etc. gibi diğer inançlarda da kabul görmüyor.
İlk başta bu lafı tartışalım.Ã?ncelikle İslam'ın asıl inancında kesinlike bir çok somut delil geçiyor.Ã?rneğin Kuran'ı Kerim'in Türkçe Meali'ni okursanız birçok bilimsel gerçek görürsünüz.Soru-Cevap ise günümüzdeki islam ALİM'lerinin burada Zekeriya Beyaz'ı kastetmiyorum, islam Alimlerinin sık sık tartışma yaptıklarını da görüyoruz.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Argay
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 191
Joined: Tue Feb 21, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Argay »

konuya geç girdim ama bir iki şey söylemek istiyorum.burda söyleyeceklerim sadece kendi düşüncelerimdir.

öncelikle soru-cevap olayı dinsel açıdan bakarsak zaten islamın temelini oluşturuyor,bunu ayetlerden görmekte mümkün zaten.dinler arasında bilime en çok değer veren bana göre islamdır.

yaratılma konusuna gelince bu bence dinsel açıdan bile bir sır.biz allah ın büyüklüğünde düşünemeyeceğimiz için bu sır olarak kalmaya devam edecektir.bana göre o insan hayallerinin çok ötesinde üsütündedir.

galiba bu başlık evrimi dinsel açıdan değerlendirmek için açılmamış.bence evrim teorisi bilimsel açıdan çok boşluk içeriyor.en azından ben böyle düşünüyorum.belkide koca evrende yanlız olmaktan korkuyorum ve belkide bütün bu gelişimin tesadüfler sonucu oluşmuş olmasından korkuyorum.

saygılarımla...
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

Uzay, bir düzlemdir der Einstein, ve böyle demekle de şu an derslerde öğretilen yerin merkezindeki manyetik alandan doğan yerçekiminin yerine, kütlelerin sebep olduğu farklı bir yerçekimi kavramı sunar.
Buna göre, uzay bir düzlemdir, tıpkı bir yatağın yüzeyi gibi. Yatağın ortasına büyük ve ağır bir top koyarsanız, orada içeriye doğru bir çöküntü meydana gelecektir. Daha sonra etrafına ona göre daha hafif ve çekimine kapılacak kadar yakın toplar koyun, hafif topların ağır top tarafından çekildiğini göreceksiniz.
İşte Einstein'a göre yerçekimi de böyleydi. Güneş diğer gezegenleri ağır topun hafif olanları çekmesi gibi çekiyor, dünya da bizi aynı şekilde çekiyordu... Bu durumda yatağa koyduğunuz toplar, ağır topa yaklaştıkça, daha da hızlı hareket edecektir, yani ona doğru olan hareketleri hızlanacaktır. Bu durumda, güneşe yaklaşırsak hem çekim gücünü daha fazla hissederiz, hem de dönüş hızımız artar, bu doğru.

Ayrıca Galathiniol, ben zaten şu ankilerden değil, olasılıklardan bahsettim. şu anda susuz yaşayan canlı yok demek, bu sonsuza kadar böyle gidecek demek değildir. Bizim hayal edemeyeceğimiz biyolojik yapıları olan canlılar da ortaya çıkabilir ve ben orda zaten olası bir şeyden bahsettim, olan değil. Yani ordaki örneğin susuz bir ortam olması da gerekmiyor, ama neyse. Anladığınızı umuyorum.
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Kuran-ı Kerimin türkçe mealini okudum. İçinde çok zeki bir insanın cevaplayamayacağı tarzda bir soru cevabıyla da karşılaşamadım. Bilen varsa ve söylerse sevinirim. Bence Hz. Muhammed ve bazı arkadaşları, bu Dünyaya gelmiş en zeki insanlardan biridir. Onları tebrik etmek ve daha önemlisi teşekkür etmek isterdim.

Rhalazarn yazdıklarını okudum ve sonuç olarak hem Einsteinın söylediklerine inanan hem de tanrı inancı olan birisin. Yazılardan bu sonucu çıkardım yanlış olabilir. Ama eğer durum böyleyse sana bir de Einstein'ın inancı konusunda yazdığı yazıları okumanı tavsiye ederim. Gerçekten çok akıllıca şeyler söylemiş. Nerde okuduğumu hatırlasam da sana bir link verebilsem keşke ama biraz araştırırsan bulursun heralde.

Bir de şunu eklemek istiyorum: "İspat, ispattan yola çıkarak yapılmazmış." Benim kafamda evrimle ilgili hala bir çok soru var ve ne yazık ki burda dönen tartışmalar cevap bulmaktansa sorun üretmeye devam ediyor. Umarım gerçekten bilgili birisi, ürettiği sorunlar kadar cevap çıkartabilir bu başlığa. Saygılarımla...
Been there. Seen that. Got the scars.
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

Evet Artemis Entreri, hem Einstein'a hem de tanrıya inanan biriyim ama yaratıcı bir tanrıya değil ve bilinen tanrı kavramıyla değil. Bence hepimiz onun parçalarıyız, hepimiz oyuz, yaşadığımız yer o, ama yaratıcı bir tanrı yok benim inancımda...
Neyse böyle konuşursak bu konu din tartışmasına döner ve bunu istemiyorum. Ama bir şey öğrendim ki evrim teorisi içine din sokulmadan tartışılmıyor anlaşılan yeterli kanıt yok?
Bir de teşekkür ederim Artemis Entreri, linkini yollamasan da mutlaka okuyacağım Einstein'ın dinle ilgili görüşlerini...
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Narq
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 290
Joined: Mon Jan 10, 2005 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Narq »

Artemis Entreri wrote:Bence Hz. Muhammed ve bazı arkadaşları, bu Dünyaya gelmiş en zeki insanlardan biridir. Onları tebrik etmek ve daha önemlisi teşekkür etmek isterdim.
Tamamen aynı fikirdeyim seninle Artemis.

Aslında söylenecek tartışılacak çok şey var bu konuyla ilgili fakat bu tartışmayı başka yere doğru çekecek ve daha derin rahatsızlıklara yol açacaktır.

Benim prensiplerime göre de bir tanrı yok.Rhalazarn'ın dediği gibi biz aslında ''o'''yuz,her yerdeyiz.

Dinler;evrim teorisinin önündeki keskin dik duvarı oluşturyor.Bilmiyorum ama hem evrim teorisine inanıp hem de bir dine bağlılık göstermek,kaybolmuşluk ile aynı anlama gelir.
It's always darken as before the dawn;If Its not meant to be Its not meant to be www.bizkackisiyiz.com
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Tartışma sırasında yeni soruların ortaya çıkması ve yeni cevaplar bulunması bence güzel. Ancak tartışma bilim ekseninde yürüdüğü sürece bu güzel. Başka eksenlere kayması bence de sakıncalı...

Din hakkındaki tartışmalara girmemek sanırım daha doğru bu konuda bir son görüş bildirip din tartışmasından çekileyim. En azından bu başlıkta.... Din kitapları bana göre Evren'e, Dünya'ya, hayata ve kendimize ait farklı bakış açıları getiren kitaplardır. ( Başka başlıklarda bunları seve seve tartışırım. ) Onlara başka anlamlar yüklemek bence yanlış... Benim inancım (dinsel bir düşünce olduğuna göre inanç) Kuran ya da başka bir dini kitapta bir bilimsel bilginin olmadığı yönünde.

Evrim konusuna gelince Bu konuda soruları olanlar sorabilirler en azından beraberce cevaplamaya çalışırız. Bir ayrımı bir daha hatırlatmak istiyorum. Evrim bugün artık teori değil. Yasadır. Darvinin bulgularına bildiğim kadarıyla evrim yasaları deniliyor. Ancak ilk insanın oluşumu ilk canlıların oluşumu bir teori, doğal olarak teori çünkü bunu kanıtlama şansımız yok. Eğer başka bir gezegende ilk canlıların oluşumunu izleyebilseydik o zaman kanıtlanabilir di ki bu milyonlarca yıl sürerdi. Ancak cansızlardan evrimleşilerek canlıların oluşumu canlıların oluşumu için, primatlardan evrimleşerek insanların oluşumu da bizim oluşumumuz için en kuvvetli güçlü açıklamalar.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Bu noktada sana biri dur demeli Firble :P

Ortaya önce bir hipotez atarsın. Sonra üzerinde deneyler ve gözlemler yaparsın. Hipotezini ispatlarsın. Ardından senelerce beklersin hipotezin yasa olması için. Adından da anlaşılabilineceği gibi Evrim TEORİSİ, bir teori olarak kalmaktadır. Hatta size şu kadarını söyleyebilirim ki, son zamanlarda bilim adamları Evrim teorisini araştırıp bilimselliğini reddetmiştir.

Organizmanın normal gelişimine zarar veren mutasyonların sakatlıklara ve eksikliklere yol açtığı bilimsel deneylerle labroatuarlarda kanıtlanmış. Böyle değişikliklerin evrim görüşünün temelinde olması teoriye hiç de yardımcı olmuyor sanırım.

Yaptığım araştırmalardan yola çıkarak konuşuyorum. Ara cins denen olayı belki siz biliyosunuzdur. İnsan maymundan gelmişse eğer, insanla maymun arasında bir de ara cins olması gerekiyor. Yalnız bulunamamış. Bu bulunamayan ara cins için Piltdown adamı diye bir kafatası çıkarmışlar ortaya. Bilim adamları ispat etmek için evrim teorisini insanlara bu piltdown adamının foisilini göstermişler. 1953 te Oxford da bilim adamları ciddi bir araştırmaya tabi tutmuş kafatasını ve sonuç olarak bunun evrim teorisini ispat etmek için uydurulmuş yapay bir kafatası olduğunu ispat etmişler.

Evrim teorisi için söylenecek binlerce şey var. Ama bir yasa olmaktan çok uzak. Haklı ve doğru olduğu noktalar olabilir, ama kanıtlanamamış pek çok noktası mevcut. Zaten evrim teorisi bilimsel bir geçerlilik kazanırsa, din-bilim kavgasında bilim 100-0 öne geçer. Bu durumda Dünyanın hali ne olur bilemiyorum.
Been there. Seen that. Got the scars.
arres
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 110
Joined: Tue Aug 23, 2005 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by arres »

hadi diyelim insan,maymundan gelmiş?...peki ruh nerden gelmiş? :plotting: yani maymunlarında bir ruhu var ve öldükten sonra ruh yaşamaya devam mı ediyor?yoksa biz de ruhsuzuz ve öldükten sonra yok mu oluyoruz? :plotting: :-o

(ara tür olayını ben de duymuştum..henüz kanıtlamamış sanırım...)
"hiçbirşey net değil bende...belki de bu yüzden hiçkimse net değil benim gözümde..."<br>
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Pek çok memelinin anne karnında ki embriyoları gebeliğin ilk haftalarında birbirlerine tıpatıp benziyorlar. Yaşadıkları ortama göre farklılıklar ileriki haftalarda şekillenmeye başlıyor. Mesela yunusların burnu tıpkı bizimki gibi iki gözünün önünde belirip gebelik ilerledikçe uzayan burunla kafanın üst tarafına kayıyor.

Embriyoların birbirlerine olan benzerliğinden yola çıkarak kök hücrelerimizin içindeki kodların birbirine ne kadar benzer olduğunu düşünebiliriz.

Doğada yaşadığı yerle çelişen hiç bir canlı yok. Bütün canlılar yaşadıkları ortama adapte olmuş durumdadırlar. Ã?ünkü doğa zayıfı beslemez.

Diyeeksiniz ki insan yaşadığı yerle çelişiyor. şu an için doğru, ama geçmişte durum böyle değildi.

Bundan 200.000 yıl önce Afrika' da ilk Homosapienslerin ortaya çıktığı düşünülüyor.

Neandertallerin ise ilk izleri 300.000 yıl önce Avrupa'da görülmeye başlanmış. Tüm özelliklerini gösterdikleri hallerine ise yaklaşık 150000 yıl önce ulaşmışlar. Bundan 24000 yıl önce de türleri tükenmiş.

Afrika'da ortaya çıkan Homosapiens'lerin aksine Neanderhallerin anatomisi soğuk Avrupa ikliminde hayatta kalmak üzere gelişmiş. Geniş kafaları, kısa kolları ve bacakları, güçlü gövde yapıları var. Bunun aksine daha sıcak Afrika'da ortaya çıkan Homosapiensler daha uzun boya, kolalra, bacaklara ve daha küçük bir kafatasına sahipler.

(Uzun kol ve bacaklar dolaşım yolunu uzattığı ve vücudun yağlı kısımları tarafından korunmadığı için soğuğa karşı vücudu savunmasız bırakırlar. Ayrıca küresel bir cismin (kafatası gibi) boyutu büyüdükçe yüzeyi hacmine oranla daha az büyür. (Kafatasının küre olduğunu var sayalım.

Yüzey=4 x r x r x pi;
Hacim= 4/3 x r x r x r x pi;

r büyüdükçe hacim yüzeye oranla daha çok artar. Böylece soğuğa karşı kalan yüzey büyüse bile hacim çok daha fazla büyüdüğü için ısı korunumu daha fazla olur.)

Yukarıda bahsettiğim teori aynı türe ait bireylerin farklı çoğrafyalarda geçirdiği değişikliği anlatma amacını taşır. Tıpkı ayılar, penguenler, tilkiler, kurtlar gibi farklı iklimlerde farklı türleri yaşayan hayvanlardan bir farkı yoktur insanında. Bugün Neanderthal'lerin ve Homosapienslerin tarihte karşılaştıkları hatta kısır olup olmadığı bilinmeyen bir metis yani melez ortaya getirdikleri ispatlandı. Hem Neonderthal, hem de Homosapiens özellikleri gösteren bir çocuğun mezarı bulundu. Ancak bu elbette bir ara tür değil, bir melezdir. Burada bundan bahsetmemin sebebi şudur... Bu gün insan bir maymunla eşleştiğinde dünyaya bir çocuk gelmiyor. Ancak mesela bir at ve bir eşşek eşleştiğinde kısır bir katır dünyaya geliyor.

Bu melez çocuğun kısır olup olmadığı bilinmiyor ama mezarına büyük bir sevgiyle gömülmüş çünkü mezarı oyuncaklar ve hediyeler ile doluymuş. Bugün bilim adamları iki türün çiftleşmesinden ortaya çıkan melezlerin kısır olduğunu düşünüyorlar. Homo Sapienslerin Neanderthal'leri katlettiği hemen hemen kesin gibi. Ayrıca Avrupa'nın ısınması ile Neanderthaller anatomi avantajlarını da Homosapienslere kaptırıyorlar ve sonuçta Homo Sapiens'ler yaygın olarak Avrupa'ya yerleşiyor.

Daha önce Firble'ın da dediği gibi bir şempanzenin bir gün ayağa kalkıp, berberde tıraş olup buradan bir iki dönüm kapamak lazım ilerde acaip değerlenecekler demesi gibi olmuyor evrim. Yukarıda ki tarihlere bakarsanız kuzenimizi katledeli daha sadece yirmi küsür bin yıl geçmiş. Kaba hesap son 40.000 yılımızı kestirebiliyoruz desek, hiç bir fikrimizin olmadığı 160.000 yıllık bir zaman var geçmişimizde. Sadece Homo Sapiens'in 200.000 yıllık bir geçmişi olduğunu düşünecek olursak sudan çıkan ve bugün hala anne karnında suda büyüyen aynı embriyonun bir insana, bir file, bir zürafaya, bir balinaya farklılaşması için gereken zamanı siz hesaplayın.

Sonraki kuşaklara bilgi aktarımını en iyi ihtimal ile son 30.000 yıldır yapıyoruz. Ve bu bizim için o kadar uzun bir zaman ki artık dünyanın başından beri burada olduğumuzu düşünmeye başladık.

Yukarıda size pek çok bilgiden bahsettim. Bunlar kanıt özelliği taşıyorlar ama hiç biri suç üstü değil. O yüzden hiç biri yüzde yüz güvenilir değiller. Cinayet mahalinde katili elinde hançeri, bileğinde süzülen kanla cesedin başında yakaladık. Ama onu öldürürken görmedik. Sorun bu. O yüzden de evrime teori diyoruz. Bu bilgi aktarımını bir 100.000 sene daha götürebilirsek belki çocuklarımız kısa baş parmaklarımıza, olmayan 20 yaş dişlerimize güçlü bacaklarımıza bakarak bizi farklı bir tür sanacaklar.

Lafı bitirmeden bir şey daha söyleyeyim. Canlıları değiştiren hep coğrafyanın doğal şartları oldu. Ancak bugün insan kendisini değiştirmemek için coğrafyasını değiştirmeyi başarabiliyor. İnsanın evrimi nereye gidecek tam olarak belirli değil. Doğaya adapte olamayan insan doğayı kendine adapte ediyor. Bu yüzden daha önce Yener'in de söylediği gibi ya onsuz yaşamayı öğreneceğiz, ya da ona yenik düşeceğiz.

Kısa bilgi: AB kan tipi bundan 700 yıl önce yoktu... Bu kan tipi yer kürenin doğusundan ve batısından gelen insanların buluşması ile ortaya çıktı. Et ve tahıl tüketiminin dengelendiği şehir toplumlarında oluştu. Son bir kaç yüzyıldır aramızda damarlarında daha önce hiç olmayan kanın dolaştığı insanlar var. :wink:
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Rhalazarn
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 148
Joined: Mon Feb 05, 2007 10:00 am
Location: Nordmar
Contact:

Post by Rhalazarn »

Bilgiler için teşekkürler Bogus. Ama burda arrese söylemek istediğim bir şey var:

Eğer maymunların ruhu olmadığını düşünüyorsan arres, büyük bir yanılgı içindesin. bana sorarsan öte hayat diye bir şey yok, bu öldükten sonra yok olduğumuz anlamına gelmiyor, enerjimiz ve bedenimiz yeniden doğaya karışıyor ve önceden bahsettiğim ve inandığım tanrının parçası olmaya devam ediyoruz. Yani tanrı bir okyanus ve biz damlalarıyız. Bu sadece insanlarla sınırlı değil tabii, canlı ve cansız herşey bu okyanusun birer parçası-hayaller bile...

Yani eğer ruhu ölümden sonra öte hayata geçecek bir şey olarak görüyorsan, bence öte hayat olmadığı için, bu soruya bu açıdan cevap vermem senin için ikna edici olmaz diye düşünüyorum. Ama duygularımızın beyinden geldiğini belirtmek isterim ve eğer beynin duygularımızı hissetmemizi sağlayan bölümüne "ruh" diyorsan, ki bence ruh bundan ibarettir, bu ruh onlarda da var ve her canlıda var.

Duygular, yaşanan olaylara verdiğimiz farklı tepkilerdir ve bu farklı tepkiyi oluşturan kısma ruh diyoruz varsayalım-şahsen ben böyle diyorum. Bilimadamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kesilmekte olan bir ağacın kesiliş sırasında henüz hormonları çalışabilecek haldeyken bile, çalışmadığı, ya da normal bir şekilde ilerleyebilecek olduğu halde ilerlemediği görülüyor. Yani, ağaç kesildiğini hissederek farklı bir tepki veriyor.

Yani, ağaç öleceğini hissederek duygulanıyor...
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Bir solucanı yüzlerce parçaya böldüğümüz de ruhunu da bölüyoruz o zaman ?
Yaşamaya ve tepki vermeye devam ediyorlar çünkü..
Been there. Seen that. Got the scars.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest