Gördüğünüz En korkunç Kabus

Ben her konuda geyik yaparım diyorsanız…
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Bogus bu olaydan sonra bir daha bonibon yedin mi ? :D

Benimde aklımda kalan bir kaç tane var bir tanesi daha yeni oldu öbürü ise baya eski.

Bu ilk okula giderken gördüğüm bir rüya :

Bizim ufakken maç yaptığımız futbol sahasındayım rüyamda, arkadaşlarımla beraber futbol oynuyorum inanılmaz gerçekçi bir rüya çünkü her allahın günü yaptığımız şey ve her şey sıradan ve yolunda gidiyor taki ben arkadaşlarımdan birine faul yapıp düşürene kadar.

Arkadaşlardan birine top ayağındayken faul yapıyorum ve yere düşürüyorum sonra aramızda tartışmalar başlıyor. "Faul ! faul değil !" tartışmaları. Kısa süreli bir atışmanın ardından garip bir ses duyuyoruz her tarafta yankılanan ürkütücü bir ses sanki bir sur üflenmesi gibi bu sesin ardından arkadaşlarım ve ben garip garip etrafa bakınıyoruz çok geçmeden inanılmaz bir deprem başlıyor (bu rüyayı gördüğüm zamanlar daha 99 depremine çok vardı) ama inanılmaz bir deprem ayakta durmakta güçlük çekiyoruz yerlere düşüyoruz, tam futbol oynadığımız alanın ortasında bir sürü büyük büyük çatlaklar oluşuyor ve arkadaşlarım birer birer bu açılan yarıkların içine düşmeye başlıyor. Arkadaşlarımdan biri bir yarığın içine düşmeden önce şu sözü sarfediyor : "Dünyanın sonu geldi!" İşte o an ben bildiğim bütün duaları etmeye başlıyorum ve tam bir yarığın içine düşecekken uyanmıştım. Beni en çok etkileyen, ürküten rüyalardan biride buydu.

O zamanlar, dine karşı baya bir ilgiliydim ve din hocalarının anlattığı dünyanın sonu hikayeleri beni baya etkilerdi, bu rüyayı görmeme bu ilgim sebep oldu sanırım :) .

Bu anlatacağım ise yeni gördüğüm bir rüya.

Evdeyim ve televizyon izliyorum vakitte öğlen falan, televizyonda National Geographic 'de bir belgesel izliyorum belgeselin konusu ise tehlikeli ve zehirli böcekler. Belgeselde uçan simsiyah bir kaç cm büyüklüğünde bir böcekten bahsediyor, böcek acayip tehlikeliymiş ve soktuğu canlıları insanlarda dahil olmak üzere, iç organlarını içeriden eriterek ölümlerine sebebiyet veriyormuş. Belgeseldeki manyaklık ise bu böceğin sokması sonucunda iğrenç bir şekilde ölen canlıları gösteriyor olması. Ağzından bağırsaklarını kusan bir sığır, karnı parçalanmış bir kertenkele... sonrasında TV 'yi kapıyorum ve bardağıma çay doldurmak için mutfağa gidiyorum, tekrar TV nin bulunduğu salonun kapısını açtığımda ise karşılaştığım manzara şu : O manyak böceklerden bizim evin salonun da 3-4 tane var :-o , rüya işte nereden geldilerse taaaa afrikadan. Sonrasında ben panik halinde salonun kapısını tekrar kapamaya uğraşırken bir kaç tanesi kapıyı kapayamadan benim olduğum bölüme geçiyor ve işte o an ben evin içinde panik halinde koşuşturarak kaçacak delik arıyorum :D , sonrasında ise uyandım :) .
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Beynimiz gerçekten inanılmaz ve hala keşfedilememiş bir organımız...

Bir tane rüyamda sivri cam kırıklarının üzerine düşmüştüm... Ancak düşüşümü yavaşlatmak için sağ elimi kullanmış ve bütün gücümü oraya vermiştim. Elime binlerce cam batmıştı...

Sonra teker teker elime saplanmış cam parçalarını çıkartmaya başladım. Canım o kadar acıyordu ki... En sonunda kocaman bir parçayı çıkartırken canımın acısından bir anda uyandım!!

Sağ kolumun üzerine yatmışım... Ve kolum hissizleşecek kadar uyuşmuş... Aslında kolum hissiz ve uzun süredir kan gitmediği için bir şey de hissetmiyorum. Ama beynim bu şekilde beni uyandırdı ve kolumu kurtardı! :wink:

Bu arada evet uzun süre Bonibon'a dokunmadım... Ama sonra da Haribo'ya merak salmıştım. Neyse ki Turuncu Renkli bir "şeker Ayı" musallat olmadı... Ama onu da o kadar çok yemiştim ki idrarım mavi yeşil arası garip bir renkte çıkmıştı... (Gıda boyaları... O da güzel bir ders olmuştu bana.)
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Hmm. Aslında böyle çok rüyam var ama sadece bir tanesi geldi şu anda aklıma.

Sanırım lise 2'deydim bunu gördüğümde. Okul çıkışındadık bir arkadaşla. Arka kapıdan her zamanki gibi çıkıp servislere giderken gün boyunca olan biteni tartışıp hocaları çekiştiriyorduk. sonra o yokuştan aşağı inerken öğrencilerden birinin elindeki küçük bir kutudan diğer başka birkaç öğrenciye extasy dağıtıyordu. Zaten yeterince uyuşturucu karşıtı birisiydim, rüyalarda daha da duygusal olunduğundan iyice dellendim. O anda nereden estiğini bilmiyorum ama gözüme cebimden çıkarttığım bir güneş gözlüğünü karizmatik bir edayla taktım. Camda görebildiğim kadarıyla tüm giydiklerim siyaha dönüşmüştü, üzerimde uzun bir pardesü vardı, saçlarım da inek yalamış gibiydi.

Aniden tekme tokat girdim adamlara. Hem satıcı, hem de en az yirmi ilâ otuz arasında değişen rakamda alıcı yerde buldular kendilerini. Elimi ıslatıp saçlarımı cama bakarak düzeltirken "Vay be, Neo'ya benzedim amma. Ben böyle dövüşebilirmiymişim yav?" diyordum.

şimdi buraya her şey güzel. Asıl fena olan bundan sonraydı.

Arkamda bedenlerin kıpırdanıp kalktıklarını fark ettim. Geriye döndüğümde adamların hepsi de Agent Smith'e dönüşmüştü.

Benim tepki şu: :-o

Bir tanesi "Mr. Anderson welcome back. We've missed you." dedi.

Peki ben ne yaptım? Karizmatik hamlelerle onlarca Agent Smith ile dövüştüğümü mü düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır! 180 derece döndüm ve Süreyya Ayhan'ı kıskançlıktan çatlatacak bir koşuşa başladım. Eh, onlar da peşimdeydiler tabi.

En tuhafı da okulun bahçe kapısından çıktığımız anda olmuştu. Bir anda kendimi New York caddelerinde buldum. Ben kaçtıkça onlar kovalıyordu. Hele hele Central Park'ta örgü ören yaşlı bir ninenin önünden geçerken kadıncağızın bakışlarını unutamıyorum. :mrgreen:

İşin tuhafı vakit geçtikçe bunlar çoğalıyordu. Lordi klipleri misali herkesi kendilerine mi çeviriyorlardı neydi anlamadım.

En son Empire State Building ve-ne hikmetse hâlâ ayakta duran-World Trade Center arasında bir yerde bir taksinin motoruna çarpıp yere düştüğümde bana yetiştiler. Birisi elindeki sopayı suratıma hızla indirirken uyanıverdim.

O geceden beri Agent Smith'ten pek korkarım. :mrgreen:
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Vay be amma macera yaşamışsın keşke onlarla ilk karşılaştığında karşı koysaydın :) . Rüyaların kahramanları herzaman kazanır :D .
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Evet, hele hele onun bir rüya olduğunu anladıktan sonraki bölüm acayip dehşet.Osmanli Ordusu'dayım.Savaşın ortasındayız.Elimdeki kılıç bir havanda havaya fırlıyor ve jet hızıyla uçağa dönüşüyor.Olamaz bu bir rüya olmalı dedim kendi kendime, ve sonra farkettim, o bir rüyaydı.Sonra elimi havaya kaldırdım.O jet uçağı bazukaya dönüşüp elime geçti.savaşa asıl o zaman başladım.O rüya en zevkl rüyalarımdandı.Ama nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde, eğer rüya olduğunu anlarsam, her istediğim oluyor
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Evet gördüğünün rüya olduğunu anladığın an işin esas keyifli olan kısmı ozaman adeta yenilmez oluyorsun hayal et ve anında gerçekleşsin. Rüyada hayal edebilme gücüde gerçekten çok enteresan bir durum.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Arkadaşlar, aranızda rüyalarla ilgili TAM BİR BİLİMSEL AÃ?IKLAMA yapabilecek olan var mı.Gerçekten merak ettiğim bir konu.Made bilinçaltı, nasıl farkediyor.En merak ettiğim şeylerden diğeri ise KARABASAN lar.Ã?oook kötü oluyor.Bütün rüyalardan daha korkunç.Dikkat ettiyseniz bütün rüyalar Free Look hesabı çalışır.Yani dışarıdan izlersiniz kendinizi.Ancak Karabasanlarda 1 kişi'den izliyorsunuz.Ve acıyı hissediyorsunuz.Ayrıca bir soru daha.Rüya da zevkler tadılabiliyor.Yemek yerken mesela, yemeğin tadını hissedebiliyorsunuz.Madem bilinçaltı neden böyle oluyor.Bir soru daha, neden rüyalarda kitap vb. yazılar okunamıyor.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Fazla incelemedim fakat bildigim/duydugum kadariyla bilinc alti dedigimiz durum zihnin kendi icerisindeki bilgiler, supheler, korkular, ozlemler, istekler vs. gibi "cozulmemis" problemlerin ortaya cikariyor.

En basit anlamiyla yuzlesmediginiz ya da umursamadiginiz bazi hayat deneyimlerleri zihninizde depolanmis yuzbinlerce bilginin icerisinden rastgele secerek senaryolar yaratiyor. Ruyalarinizda hissettiginiz duygu/his daha once yasadiginiz deneyimlerin bir kopyasi. Yani siz o duygulari gercekten yasadiniz fakat belki unuttunuz belki umursamadiniz ama onlar kafanizin bir yerinde depolandi. Ruyalar size o duygulari yeniden yasatiyor.

Gordugunuz anlamsiz olaylarin icerisindeki her ayrinti aslinda daha once dusundugunuz ya da kurguladiginiz kafanizin bir kenarinda birikmis bilgiler.

Genel olarak uyumak insanlarin "resolve" denilen problemleri ile yuzlesip kafalarini bosaltmalarina yardimci olan bir olay. Eger ruyalariniz tekrar ediyorsa bu o problemi hala cozemediginiz anlamina geliyor. Genelde ruyalar hayatinizin sikinti ve stresin fazla oldugu donemlerinde yogunlasir.

Neden ruya / kabus / karabasan gibi farkli olaylarla karsilastigimizi bilemiyorum ama benim dusuncem:

ruya : ufak problemler
kabus: ciddi korkularin ortaya cikmasi
karabasan : trajedi, asiri stres, ya da etrafindaki olaylarin kontrolunuzun disinda oldugunu dusunmeniz (genelde karabasanlari en korkunc yapan da budur. Siz mudahale edemezsiniz ve uyanamazsiniz, kontrol elinizden alinmistir)

Kisacasi ruya goruyorsaniz (guzel bile olsa) bir problem var demektir ve siz bu problemi cozmeye calisiyorsunuz.

Buna ilaveten sunu unutmayin eger ruya sirasinda yasadiklarinizin ruya oldugunun farkina varirsaniz, ruyayi istediginiz gibi sekillendirip kontrol edebilirsiniz.
(Erkeklerde klasik olarak samanliga dogru gidip cisini yapacak yer arama sendromu sirasinda uyanmak ve tuvalete gitmek gibi :P)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Karabasan denen hadisenin özünün uyanamama olduğunu ben de duydum. Eğer yaşadığım duyguysa sanırım ne olduğunu biliyorum. Yatakta uzanıyorsundur. Bir yandan gerçek dünyayı duyar işitirsin. Bir yandan rüya devam eder. Asıl korkunç olan budur. Seni korkutan budur. Korkunç bir şeyler görürsün ama çevredekiler bunu anlamaz. Ve sen de hareket edemezsin konuşamazsın. Bunları yapmaya çalıştığın halde yapamazsın. Özel bir kabus türü sanırım bedenin yapısı ile ilgili de bir açıklaması vardı ama bilmiyorum doktorumuz var mı sitede?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Hmph... şu anda yatmak üzereyim. O yüzden her zaman yaptığım gibi kaynak bulup gösteremeyeceğim... Ama benim bildiğim şu şekilde. Bir kaynak olmadığı için lütfen kesin bilgi diye inanmayın.

Rüya beynin o gün edindiği bilgileri tasniflemesi. Uyku problemi yaşayan insanların hafıza problemleri çektiği bilinen bir gerçek. Olan olayları hatırlasalar bile ne zaman ve nasıl olduğunu net bir şekilde hatırlayamıyorlar.

Rüyalar konusunda kesin kabul edilmiş bir teori yok. (O yüzden adları teori.) Ama genel kabul edilenlerden birisi Hobson'un rüyaların REM (Rapid Eye Movement. Rüya görürken gözlerin gözkapakları altında hızlı hızlı oynaması. bkz. Holywood) uykusu sırasında oluştuğu. Ancak bu teorinin tahtının oldukça sallandırıldığını hatırlıyorum.

En son bir belgeselde dinlediğim ise rüyaların beynin gündelik hayatta aldığı bilgileri uzun süre dayanacak olan protein zincirlerine çevirmesi esnasında geçirmek zorunda olduğu bir proses olarak görüyordu. Aynı şekilde rüyalarınızda gördüğünüz De ja vu hissi de buna dayanıyor. Gün içersinde beynimiz milyonlarca veri alıyor 5 duyumuzdan ve bunları rüyalar sırasında tekrar yaşayıp kaydediyor. Bilinç altından bilincimize taşan rüyalarda biz bunları uyandığımızda hatırlarsak de ja vu hissi yaşıyoruz. Ã?ünkü beynimizin kaydettiği bütün veriler bilince taşınmıyor. Ancak rüyalarda fark ettiğimiz bu veriler ile karşılaşınca emin olmasak da bunları daha önce gördüğümüzü hissedebiliyoruz. Bilinç altımızda olan bilgiler rüyalarla bilince taşındığında De ja vu oluyor.

Ancak beyin mükemmel bir organ. İstemli ya da istemsiz vücudumuzu korumayı başarıyor. Rüya sırasında nasıl bir mantık güdüldüğünü çözen olmadı. Yani rüya tabiri biraz yalan. Ancak beyinin rüyalara karşı bazı önlemleri var.

Rüya sırasında vücudumuzun salgıladığı bazı enzimler sayesinde bir tür hipnoza giriyoruz. (İşte burada size bunların ne olduğunu da söylerdim ama maalesef yatma saatim çok geçti ve şimdi ne olduklarına bakamayacağım.) Girdiğimiz bu hipnozun sebebi vücudumuzun beynimize uyup rüyada gördüğü şekilde yürümesini, koşmasını, atlamasını düşmesini veya gerçek anlamda bir şeyi acı olarak yorumlamasını engellemek için. Yani beyin vücuda rüyada gördüklerini yapma ! Kıpırdamadan dur! emri veren enzimler salgılatıyor.

Karabasan da işte bu... Bazen yoğun stres, beynin özümseyemeyeceği sıkıntı, acı, keder gibi durumlarda, beyin gündelik hayatı özümsemeyi doğru şekilde başaramıyor ve "acil durum" moduna girerek vücudu uyandırıyor. Ancak daha önceden salgıladığı "vücud hareket etme!" enzimlerinin etkisi henüz geçmemiş oluyor. Rüya (Bu durumda bizim ülkemizde karabasan adını alıyor!) bir anda kesildiği için vücud bilinçli, istemli yönetime geçince rüya görürken hareket etmemizi engelleyen enzimlerin etkisi henüz geçmemiş oluyor.

Bu yüzden de karabasan da nefes alamıyoruz. Ã?ünkü o heyecanda istemli olarak daha derin nefes almak istiyoruz ve bunu başaramıyoruz. Hareket edemiyoruz, kıpırdayamıyoruz. Karabasanda ki bu çaresiz tutulma hissinin nedeni beynimizin rüya görürken yataktan düşmemizi, hareket etmemizi ve istemsiz olduğumuz bir anda kendimizi tehlikeye atmamızı engelleyen bir dürtüsünün çok istisnai durumlarda bize korkunç gelen bir şekilde ortaya çıkması aslında...

Yani rüya modundan çıkan vücudun istemli beyin tarafından verilen hareket et, derin nefes al kaç! komutlarına rüya görürken istemsiz beyinin vermiş olduğu hareket etme, yataktan düşme, kıpırdama komutlarını yürüten enzimlerin çatışması. (Bu arada beyin yattığınız yeri de "vücudu koru" hafızasına alıyor. Tanımadığınız yataklarda yatarken elinizi boşluğa atmanızın, yataktan düşmenizin, son anda düşmekten kurtulmanızın, yüz üstü dönüyorum sanırken duvara çarpmanızın nedenleri de bunlar. Uzun süre bir yatağa alıştıktan sonra insanların çoğunda bu sorunlar ortadan kalkıyor.)

Kaynak ve referans versem çok daha güzel olacaktı ama bu seferlik bununla idare edin. 5 saat sonra kalkacağım ve karabasan görmek istemiyorum :(
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Zaten nerde ilginç rüyalar var hep ben görüyorum...

Rüyamda bir sürü ceset saklıyordum. Evin her tarafı ceset doluydu üst üste hemde. Yatağın altı, yatak başlığı ile duvar arası, dolabımın arkası, duvardaki tablonun arkasında bile...üstüste yığılı. Ve çok ilginçtir ki cesetlerin hepsi çıplak. Ama ben öldürdüğümü hatırlamıyorum..Eve birileri geliyor, görecekler diye çok korkuyorum, ki gören de olyor ama ben yapmadım diyorum, buraya nasıl geldiklerini bilmiyorum diyorum...

Sonra uyanıyorum.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

daha dün gece gördüğüm kabus...

uyandığımda bir gemideyim, ama hava karanlık. yanımda bir yılan var rengarenk.. bana saldırmak istiyor ama yapamıyor, bir şekilde ısıramıyor, hırsından yastığı dişliyor, sonrada bana hiç zarar vermeden saçlarıma dolanıyor, toka gibi..

korkuyorum, yılandan olduğu kadar birilerinin beni öyle görüp medusa demesindende..

sonra geminin merdivenlerinden güverteye çıkıyorum, etraf paslanıyor, hava dahada kararıyor, zincirlere körlemesine takılıyorum, her yerde zincirler var.

ardından geminin başındaki odaya doğru ilerliyorum, hafif, puslu bir ışık görüyorum, odaya girdiğimde tanımadığım bir adam war, yüzünün yarısı kesilmiş, iğrenç bir şekilde gülümsüyor.. yılan uzun dili ile boynumun üzerinden ona doğru eğiliyor ve dilini gözüken kemkilerine değidiriyor..

çığlık atmak istiyorum, ama sesim yok...

yılanı başımdan atmak istiyorum ama, saçlarıma dolanmış durumda, bir yandan boynumu öpüyor.

sonra adam üzerime gelmeye başlıyor..

güverteye kaçıyorum, ama ağır ve kalın bir zinciri eline alarak bana doğru sallıyor...

güverteden karanlık suya doğru düşüyorum.. çığlık bile atamadan.. yılan çok sakin... ve o içimdeki uçus hissiyle uyandım...
Image
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Master'i bitirip Istanbul'a donuyorum. Evdekiler bunu kutlamak icin bir parti veriyorlar. Parti gayet ciddi bir davet havasinda, herkes smokin gravat, guzel elbiseler icinde. Partiye binlerce tanimadigim insan geliyor ve heps bir sekilde beni taniyor. Ve surekli olarak benim onlari hatirlayip hatirlamadigimi soruyorlar. Ben utanarak her seferinde hatirlamadigimi soyluyorum ve onlar surekli diretiyorlar yok soyle tanisiyoruz boyle tanisiyoruz, hatirlamiyor musun diyerekten.

Ben kizarip bozarirken arkadaslarimdan birini goruyorum partide. Sen nerden geldin diyorum, duvarin uzerinden atlayip iceri sizdigini soyluyor (ne alakaysa) Sonra bana sosyeteden bir kizi gosteriyor, "su kiz kim taniyor musun? cok guzel degil mi?" diyor.

Hangi kizi gosterdigini goremiyorum cok kalabalik oldugu icin ve o isaret aprmagiyla kizi gostermeye devam ediyor ama ben bir turlu goremiyorum

Sonra bizim aileden birisi beni cagiriyor ve beni birileriyle tanistiracagini soyluyor. Koy kiyafetleri giyen bir adam ve basi kapali bi karisiyla tanisiyorum. Bizimkiler bana diyor ki sen yokken biz bu ailenin kiziyla senin aranda soz kestik.
"Deli misiniz kim bu insanlar, ben kimseyle soz kesmedim" diyorum

Sonra ana karakter takke takmis ak sakalli dede ortaya cikiyor. Bu da kizin dedesiymis. "Bak ben yabancilara guvenirim, guveneceksen yabancilara guveneceksin. Sen bu kizi seviyor musun" diye soruyor bana

"Tanimiyorum bile" diyorum

Ak sakalli dede cevap veriyor: "Bak iste bu yuzden tanimadigin insanlara guveneceksin" diyor digerlerine bakarak "Bize yalan soylemek icin bir nedeni yok bu delikanlinin" diyor.

"Ben kimseyle evlenmem benim sevdigim beraber oldugum birisi zaten var" diyorum.
Bir anda kalabaligin arasindan silahli bes adam cikiyor. "Biz kizin agabeyleriyiz" diyorlar. "Sen bizim kiz kardesimizle beraber oldun ya evlenirsin ya da seni vururuz"

"Ya manyak misiniz. Ben sizi tanimiyorum kardesinizi de tanimiyorum, sizin kardesiniz kim?" diyorum bana daha once arkadasimin gosterdigi sosyetik kizi gosteriyorlar. 5 kisi parmagiyla ayni kizi gosteriyor ama ben bir turlu goremiyorum kalabaligin arasinda (nasi ya)

"Kiz her kimse nasil sizin kardesiniz olur siz koylusunuz o sosyetik" diyorum ve agabeylerin sigorta atiyor. Besi birden beni vurmaya calisirken ben kalabaligin arasina daliyorum kacmak icin. Agabeylerin silah nasilsa butun kalabaligi olduruyorlar ama beni bir turlu vuramiyorlar.

Hangi kose basini donsem tam ayagimin ucuna kursunlarin isabet ettigini hissedebiliyorum. Sonra bir anda kendimi bir haca baglanmis bir sekilde buluyorum. Etrafta bir kalabalik ellerinde silahlar bagirip cagisiyorlar, "Seytani yakin" diye.

Ben korkuyorum fakat ayni zamanda sinirleniyorum "Kardesim beni birisiyle karistiriyorsunuz! Ne seytani, ben insanim" diyorum. Kafama taslar yagiyor kalabaliktan. Sonra bes agabey sonunda beni buluyorlar ve beni kursuna diziyorlar. Onlar beni kursuna dizerken kalabalikla tartisiyorlar.

Kalabalik ates etmemelerini benim yakilmam gerektigini soyluyor, agabeyler dinlemiyorlar. Ben bu arada butun kursun yaralarinin acisini hissedebiliyorum. Sonra bir anda kendi kendime "bu bir ruya yeter daha fazla ugrasamicam" diyorum ve bir seytana donusuyorum. Kendimi kurtardiktan sonra oradaki herkesi olduruyorum ve butun bunlara neden olan kizi bulmak icin partiye geri donuyorum.

Tam bu sirada uyaniyorum ve lap topumu yatakta kucagima alip uzerinde calistigim projeye devam ediyorum.

Sonra gercekten uyaniyorum ve uyandigimda lap topumu kucagimda screen saveri acik bir halde buluyorum (yani en az 15 dakikadir kucagimda duruyormus lap top)

Yani buna ruya mi denir, kabus mu, karabasan mi bilemiyorum ama sanirim bende bir tur sosyal sinif ayrimciligi ve evlilik korkusu var :evil:
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Birazcık benzeri bende oldu.

Sabah uyanıyorum.Okula gidiyorum.İngilizce dersi var.Ã?ğretmenle bir güzel tartışıyoruz.Sonra öğretmen silahı çekip, beni vurcakken uyanıyorum.*Oh be rüyaymış* diyip okula gidiyorum.

Yine ders ingilizce.Yine bir tartışma.Yine bir silah, yine bir uyanış.

Aynı şekilde 10-15 kez tekrarlanıyor.Ağlıyorum artık, HAPSOLDUM diye.Sonra babam gerçekten uyandırıyor beni.

Ben sinirli sinirli *HAYIR BABA GİTMİCEM* diyorum :D :D :D :D :D
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
slickblade
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 182
Joined: Sun Dec 24, 2006 10:00 am
Location: Eskisehir
Contact:

Post by slickblade »

Bir rüyamdaki şahıslar beni yere pis peçete atmamam konusunda uyarmıştı. Ama yanlışlıkla düşürdüğümde çok berbat bir ses duymuştum, beni çok korkutan bir çığlıktı bu, şimdi hatırlayamıyorum o çığlığı tek hatırladığım korkunç oluşu - hatırlamak da istemiyorum zaten :(
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests