İçimizdeki druid ortaya çıksın...

Her türlü organizasyon, duyurular, davetler, etkinliklerimiz ile ilgili herşey...
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Yani doga bir sekilde aldigi fazla enerjiyi bir yerden azaltmaya calisacaktir.

Tabii olay bizden tamamen bagimsiz da degil. Buna yol acanlar bizleriz ve verdigimiz zararin etkileri gittikce daha sert bir sekilde doga atrafindan suratimiza carpilacaktir. Boyle gitmeye devam edersek eninde sonunda altimizdaki gezegen bizi oldurmeye baslayacak.

Yine anlatamadim ne demek istedigimi sanirim
Derslerden ara bulunca daha ayrintili bir sekilde fikrimi yazmaya calisacagim. Fakat genel olarak yazdiklarinin hepsine katiliyorum.

Raistlinin dediğini ben discoveryde ve Yarından Sonra adlı filmde duydum.

Olay şu anladığım kadarıyla:Doğal denge denen şey öyleki aşırı felaketlerde bile kendini toplamayı başarabiliyor.örneğin.Milyonlarca yıl önce dünya`ya çok büyük bir göktaşı çarptı.Zaten aşırı faaliyette olan volkanlara eklenen CO2 gazı üst atmosferi kapattı ve Tüm gezegene sera etkisi yaptı.Peki şu anda böyle bir durumdamıyız?(en azından 30 yıl önce böyle bir duruma mıydık?)hayır.Doğa kendi topladı ve eski haline döndü.tabii bu sırada koca bir tür yok oldu (Dİnazorlar).

Eğer öngerilen felaket gerçekleşir ve dünya aşırı ısınırsa, bu 100-150 yıl arasında sürebilir, belki daha da fazla sürebilir bu sıcaklık dönemi.Çok büyük bitkiler ytişecektir(bunlar susuzluğa ve kuruluğa karşı gelişmiş, diğer bitkilerin yetişmesine olanak tanımayan, birçeşit mutantlar olucaktır.evrim teorisindeki kendini şartlayan bitkiler, dünyanın çoğu bölgesinde yetişecektir.Ve ardından, dünyadaki pasifik okyanusu üzerindeki rüzgarların yollarının değişmesi,yani bir yarı kürede muazzam sıcaklıklar yaşanırken, diğer yarım kürede aksine müthiş soğuklar olucaktır, sonunda iki yarım küre de buzul çağına girer,ortalama elli yıl süren kısa bir buzul çağından sonra, güneş ışınlarının yansıtılması sonucu Dünya Sanayii inklabından beri hiç olmadığı kadar temiz bir duruma gelir.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ã?yle herşeyin düzeleceğine inanmıyorum açıkçası. O bitkiler oksijen döngüsüne yetecek mi acaba bir de o açıdan bakmak lazım. O yüzden çok zor şeyler bekliyor bizi. Hem ayrıca bunu doğa yapmıyor biz kendimize yapıyoruz, o tür bi açıklama pek suçsusuz gibi bir izlenim veriyor...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Murdoc
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 227
Joined: Tue Jun 27, 2006 10:00 am
Location: İzmir - Karşıyaka
Contact:

Post by Murdoc »

Haklısın hepimizde suç var ama bu teori doğru sayılabilir. Oksijen döngüsüne yetip yetmeyeceği konusunda ise şunu diyebilirim; İlk başlarda yetmeyebilir ama bitkiler adaptasyona devam edip kendilerini yeterli hale getirebilirler.

Ayrıca imkansız diye bir yoktur, neden buna inanmıyorsun ki? (bkz.Tamamen magmayla kaplı bir gezegenin soğuyup üzerinde canlı oluşması)
(<>_<>) -V ----- - ------I .....l l .J..( ) '''...J L Ben dostum. Ne kadar inandırıcı geldiyse!
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ben örneğine hiçbirşey demiyorumki, sonuçta biz tamamen yok olsak felaketten sonra başka canlılar meydana gelse kurtulmuş mu sayılıyoruz ki bana böyle bir örnek verdin?

Ayrıca oksijen döngüsüne yetip yetmediklerini bitkiler anlayamaz onlar kendilerine yetecek akdar oksijen üretirler sadece, diğer bitkilerin azlığından haberleri olmaz.
And i still wonder if you ever wonder the same!...
ulfgar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 612
Joined: Sat Mar 06, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by ulfgar »

İnsanlar kurtarılmayı hakederler mi ? Bireysel düşünüldüklerinde belki.. Elbette iyi ya da kötü insan vardır. Ancak ya insanoğlu kurtarılmayı hakeder mi ?

bir gotik karamsarlığı ile olaya yaklaştığımı düşünmenizi istemem, yine de insanoğlu kurtarılmayı haketmiyor benim fikrimce. Geldiğimiz şu gün, kibirin ve bencilliğin bizi getirdiği noktadır. Buraya sayfalar dolusu amerikan yerlilerinden özlü sözler yazılabilir ama siz aklınıza gelen ilk bir kaç tanesini seçip beğenin mutlaka tam olarak oturacaktır. Kibir ve bencillik..

Sistemin bir parçası olduğumuzu inkar edişimizden başlıyor herşey. Tanrının çocukları herşeyin o kadar üzerindedirler ki doğanın bir parçası olmalarının mümkünü yoktur. Haşerat, nebatat ve bilimum mahlukat insan soyuna hizmet için yaratılmıştır. İnsan çalar, gasp eder. İnsan öldürüp yok eder. Ve hepsi de bir hiç içindir. İnsan bu şekilde hayatta kalıyor diyebilecek iki tane gerizekalı çıkarsa aramızdan diye hemen belirteyim, bu gün hayatta kalmak için yoketmeye değil, becerdiğimiz haltları telafi etmeye çalışıyoruz.

Doğa bir anadır. Bizim her tür terbiyesizliğimize göz yumdu. Ona yaptığımız her tür saygısızlığı ve nankörlüğü hoşgördü. Lakin bu gün, herşeyin ve herkesin bir sabrı olduğunu görüyoruz. Doğa bizden sonra da ayakta kalmayı başaracaktır şüphesiz. Ancak bizim yeryüzünden silinmemizi ya da bu işlem sırasında insanoğlunun iyi vasıflarına sahip olduğu için hayatta kalması gereken "zenginler" dışında kalan soyumuzu kurtarabilecek fikir eylem veyahut umut yoktur. Ağaç dikebilir çimenlere basmayabiliriz. Ve çok iyimser ihtimallerle kurtuluşu hayal edebiliriz. Hepsini de yalnızca bu günler unutulduğunda Doğa yı yeni baştan taciz etmeye başlamak için yaparız.

Kendi toplumunun bile üyesi olmak da bu kadar aciz kalan bir yaratığın, kainatın bir parçası olduğunu kabul etmeye çalışmamız ne kadar anlamsız halbuki. Doğa ya verdiğimiz zarar telafi edilemez, diyeti ödenemez. Çok yakın zaman da paranın yenmeyen bişey olduğunu anlayacak biz beyaz adam. Halbuki biraz saygı ve alçakgönüllülük herşeyin çözümü olabilirdi. Gemiler ve uçaklar ne tatlı geldi. Bir düğmeyi çevirip koskocaman evi ısıtmak. Ama o da nesi soğuk için yalvarıyor yüce insanoğlu.

Bu doğanın adalet arayışıdır. Ve bir sebebi var boşuna değil. Her şeyi bir kenara bırakın dostlar. Herşeyi... Buz hapishanelerinden kurtulacak ve belki de çoktan kurtulmuş olan hastalıklar, salgınlar insanlığın belini kıracaktır. Katledilmiş her an için, geleceğimizden bir an yokedilecek. Ne ile dur diyeceğiz. Makinelerle mi ? Mümkün değil. Doğanın en büyük gücünü karşımıza aldık.. Doğanın kendisini ve artık bırakın bu rezillik bitsin. Bu sonu biz istedik. Bize göstermeye çalışanlar ile dalga geçip onlara güldük. Onları aşşağıladık. Ama bu gün o gülüşümüz için ağlıyoruz. Yıkılan her ağaç için ağlayan insanlar vardı. Ölen her hayvan için lanet yağdıran insanlar. Sen onu ne kadar önemsedin ? Filmlerden alıntı yaparsak, "Greenpeace'e yılda 20 dolarlık çek göndermeten başka doğa için ne yaptın"... Hiç.. şimdi ne yapabilirsin? Hiç... Umut yok. Doğa bizi terk etti. Artık yapayalnızız... İşte insanınz aczi...
Hani eski bir resme bakarken hani yılları sayar da insan hani gözleri dolar ya birden.. İşte öyle bir şey..
Par-Salian
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 184
Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
Contact:

Post by Par-Salian »

ulfgar wrote:İnsanlar kurtarılmayı hakederler mi ? Bireysel düşünüldüklerinde belki.. Elbette iyi ya da kötü insan vardır. Ancak ya insanoğlu kurtarılmayı hakeder mi ?

bir gotik karamsarlığı ile olaya yaklaştığımı düşünmenizi istemem, yine de insanoğlu kurtarılmayı haketmiyor benim fikrimce. Geldiğimiz şu gün, kibirin ve bencilliğin bizi getirdiği noktadır. Buraya sayfalar dolusu amerikan yerlilerinden özlü sözler yazılabilir ama siz aklınıza gelen ilk bir kaç tanesini seçip beğenin mutlaka tam olarak oturacaktır. Kibir ve bencillik..

Sistemin bir parçası olduğumuzu inkar edişimizden başlıyor herşey. Tanrının çocukları herşeyin o kadar üzerindedirler ki doğanın bir parçası olmalarının mümkünü yoktur. Haşerat, nebatat ve bilimum mahlukat insan soyuna hizmet için yaratılmıştır. İnsan çalar, gasp eder. İnsan öldürüp yok eder. Ve hepsi de bir hiç içindir. İnsan bu şekilde hayatta kalıyor diyebilecek iki tane gerizekalı çıkarsa aramızdan diye hemen belirteyim, bu gün hayatta kalmak için yoketmeye değil, becerdiğimiz haltları telafi etmeye çalışıyoruz.

Doğa bir anadır. Bizim her tür terbiyesizliğimize göz yumdu. Ona yaptığımız her tür saygısızlığı ve nankörlüğü hoşgördü. Lakin bu gün, herşeyin ve herkesin bir sabrı olduğunu görüyoruz. Doğa bizden sonra da ayakta kalmayı başaracaktır şüphesiz. Ancak bizim yeryüzünden silinmemizi ya da bu işlem sırasında insanoğlunun iyi vasıflarına sahip olduğu için hayatta kalması gereken "zenginler" dışında kalan soyumuzu kurtarabilecek fikir eylem veyahut umut yoktur. Ağaç dikebilir çimenlere basmayabiliriz. Ve çok iyimser ihtimallerle kurtuluşu hayal edebiliriz. Hepsini de yalnızca bu günler unutulduğunda Doğa yı yeni baştan taciz etmeye başlamak için yaparız.

Kendi toplumunun bile üyesi olmak da bu kadar aciz kalan bir yaratığın, kainatın bir parçası olduğunu kabul etmeye çalışmamız ne kadar anlamsız halbuki. Doğa ya verdiğimiz zarar telafi edilemez, diyeti ödenemez. Çok yakın zaman da paranın yenmeyen bişey olduğunu anlayacak biz beyaz adam. Halbuki biraz saygı ve alçakgönüllülük herşeyin çözümü olabilirdi. Gemiler ve uçaklar ne tatlı geldi. Bir düğmeyi çevirip koskocaman evi ısıtmak. Ama o da nesi soğuk için yalvarıyor yüce insanoğlu.

Bu doğanın adalet arayışıdır. Ve bir sebebi var boşuna değil. Her şeyi bir kenara bırakın dostlar. Herşeyi... Buz hapishanelerinden kurtulacak ve belki de çoktan kurtulmuş olan hastalıklar, salgınlar insanlığın belini kıracaktır. Katledilmiş her an için, geleceğimizden bir an yokedilecek. Ne ile dur diyeceğiz. Makinelerle mi ? Mümkün değil. Doğanın en büyük gücünü karşımıza aldık.. Doğanın kendisini ve artık bırakın bu rezillik bitsin. Bu sonu biz istedik. Bize göstermeye çalışanlar ile dalga geçip onlara güldük. Onları aşşağıladık. Ama bu gün o gülüşümüz için ağlıyoruz. Yıkılan her ağaç için ağlayan insanlar vardı. Ölen her hayvan için lanet yağdıran insanlar. Sen onu ne kadar önemsedin ? Filmlerden alıntı yaparsak, "Greenpeace'e yılda 20 dolarlık çek göndermeten başka doğa için ne yaptın"... Hiç.. şimdi ne yapabilirsin? Hiç... Umut yok. Doğa bizi terk etti. Artık yapayalnızız... İşte insanınz aczi...
İşte ben bu adamı seviyorum ya. Üstüne başka hiçbirşey ekliyemem helal olsun...
<div>In a time of crisis a hero must rise...from his sofa.</div><br>
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Doğanın şu anda yaptığını vücudumuzun hastalandığında yaptığına benzetiyorum... Vücudumuz bir mikroba karşı savaşırken ısısını yükseltir. Ã?ünkü yüksek ısı protein zincirlerini bozar ve vücud'da bu şekilde mikrobu etkisiz hale getirmeye çalışır. Ancak bu esnada vücudda değerli ve yararlı enzimler de yok olur. Terleyerek mineral kaybederiz. Kısacası vücud kötüyü yok etmek için iyiyide gözden çıkartır.

Biz de tıpkı bir mikrop gibi doğa'yı hasta ettik. Düzenini bozduk. Ve şimdi o da bizi yok etmeye çalışıyor. Bu uğurda beraberimizde pek çok türü de götüreceğiz.

Filozoflar hep insan hayattaki amacı nedir? diye sorarlar. Bireysel bakıldığında bu sorunun milyonlarca cevabı var. Ancak genele bakıldığında kendimizi o kadar da abartmanın alemi yok:

Hayatta ki tek amacımız karbondiyoksit üretmek... şu anda ekolojik sistemde bir yerimiz yok. Besin zincirinde absürd bir yerimiz var. Var olmamızın tek nedeni Karbondiyoksit üretmek. CO2 üretmek için aşık oluyoruz, yemek yiyoruz, işe gidiyoruz, para kazanıyoruz, kısacası yaşıyoruz...

Eğer biz de doğanın içinden geldiysek, biz de doğa ananın bir evladı isek bizdeki bu aykırılık nereden geliyor? Doğada kendini seven tek yaratık biziz ve bütün felaketimiz de buradan geliyor. Bana göre:

İnsan'ın tek gerçek ve mutlak duygusu kendine olan sevgisi...

Geri kalan hepsi bu duygunun farklı bir tasviri...

Pek çok mikrop, ki bizi bu şekilde ilk kez tasvir eden Ajan Smith değildir, varlığını sürdürmek için başka organizmalara bulaşır. Bu sayede DNA'sındaki kodu diğer jenerasyonlara aktarır. Ancak ölümcül hastalıklar bile bazen var olma savaşını kazanabilmek için içinde barındıkları vücudu öldürmezler... Veya beden bu hastalıkla başa çıkmanın bir yolunu bulur ve taşıyıcı olur.

Eğer o günleri görürsek dünya eninde sonunda bir gün insana yetmeyecek. Başka yerlere gideceğiz...

Grip çok uzun zamandır bizimle. Kendisini sürekli değiştirebilen bir mikrop. Bu yüzden onu alt edemiyoruz. Tıpkı bizim gibi. Bizimle beraber güçlendi. Artık bazı türleri bizi bir kaç günde öldürüyor. Grip mikrobunun bilinci varsa eminim bir gün yaşadığımız insanlığı yok edeceğiz diyerek hayıflanırdı...

O kadar bela bir mikrobuz ki, dünya ile beraber yitip gideceğimizi hiç sanmıyorum. Ancak tüm bunlara rağmen türümün dünyada geçirdiği süre onun tüm ömrünün 22500'de biri... Ve işte bu kadar da kibirliyim... Dünyayı 80 yıldır yaşayan bir insan olarak düşünürsek onu 1.5 günde öldürebilen bir mikrobum.

Umarım başka bir yere bulaşamadan burada ölür giderim...
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

İnsanoğlunun ayakta kalmasını sağlayan en önemli gücü zekasıdır. İnsan zekası gerçektende harkulade bir şey ve muhtemelende sınır tanımaz. Benim kanım dünya üzerinde en zeki yaratık olarak dünyanın sahiplerinin insanoğlu olduğu yönünde. Yaşadığımız yüzyılda hala doğayı kontrol edemememiz bir kaç yüzyıl sonra doğa anayıda hizmetkarımız yapamayacağımız anlamına gelmez.

İnsan oğlunun yapabileceği şeylerin sınırları yoktur fakat bu saaten sonra dünya için daha gerçekçi konuşmamız lazım. Dünyamız ömrünün sonuna yaklaşmakta olduğu çok açık; ozon tabakasındaki deliğin giderek genişlemesi, dünya çekirdeğinin giderek soğuması ve sonunda tamamen katılaşacak olması ve bunun sonucunda dünyanın etrafındaki manyetik alanın yok olacak olması, bunun gibi daha pek çoğu, bunlar en başlıca olanlarıydı. Bütün bilim adamları elimizdeki teknolojinin dünyayı kurtarma konusunda yetersiz olduğunda hem fikir; ne ozon tabakasındaki deliği onaracak teknolojiye sahibiz nede dünyanın çekirdeğinin soğumasını önleyecek teknolojiye.

Evet düyanın şimdiki bulunduğu haline gelmesinde, doğanın dengesinin bozulmasında insanoğlunun katkısının olduğu yatsınamaz bir gerçek, fakat bunun sorumlusunun %100 insanoğlu olduğunu belirtemeyiz. Her şeyin olduğu gibi dünyanında bir doğal ömrü var. Biz bu doğal ömrü biraz daha kısalttık sadece.

İnsanoğlunun başka gezegenlerde yaşaması konusunda ise bogus ile aynı görüşe sahibim, gerçi şuanda ne bize en yakın yaşanabilir gezegeni bulmuşuz nede bu araştırmayı çok hızlı ve kesin bir sonuca ulaştıracak teknolojiye sahibiz. Ama insanoğlunun zekasını asla küçümseyemeyiz, hepinizin bildiği gibi insanoğlunun zekası zor durumlarda daha iyi çalışır :) .
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Açıkçası en zeki biziz diye dünyanın efendisi olduğumuz görüşüne katılmıyorum.

Saygılarımla...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

SacoKhan, dünyayı en çok değiştirme ve dünyada en çok etkin olma yetisine sahip olman ırk insanoğlu değilmidir ? Bu dünyada güçlü olan insanoğludur ve güçlü olan yönetir. Ama dediğim gibi dünyayı %100 kontrol altına alabilme ve şekillendirebilme gücünede henüz sahip değiliz.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

O yetiye sahip olmamız yapmamız gerektiğini göstermez. Ona kalırsa aslanlar da gayet herksi öldürebilir, kendisine silah çekeni bile öldürmüyorlar bir çok olayda. Gücümüz var diye kullanmak zorunda değiliz, zaten buna alçakgönüllülük denir.

Dünyayı yönetmek bizim haddimize değil, zaten sonuçlarını görüyoruz hepimiz...

Saygılarımla...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

"Güçlü olan yönetir" SacoKhan FRP oyunlarıda bile bu böyle değilmidir ? Bizi aslandan daha üstün ve güçlü kılan şey zekamızdır, aslan yapacağı şeyin sonuçlarını düşünemez, hayal kuramaz, birşeyleri kullanıp silah yapamaz, sadece güdülerine göre hareket eder. Bizi diyer canlılardan üstün kılan şeyde beynimizin daha gelişmiş olmasıdır. Herzaman için zeka fiziksel güçden daha üstündür.

"Gücümüz var diye kullanmak zorunda değiliz" demek keşke insanlar ilk çağlardaki gibi ilkel yaşasaydı demek gibi bir şey değildir umarım. Önemli olan gücü kullanıp kullanmamak değil gücün nasıl kullanıldığı hangi amaca hizmet ettiğidir. Eğer insanlık adına yaşam adına bir şeyler yapılıyorsa insanlık gücünü bu yönde kullanıyorsa bu uğurda her yol mübahtır diye düşünüyorum.

SacoKhan wrote:Gücümüz var diye kullanmak zorunda değiliz, zaten buna alçakgönüllülük denir.
Bu gücümüzü kullanmasaydık insanlık şimdiki haline gelemezdi şimdiki teknolojiye sahip olamazdık her gün sevrek yaptığımız pek çok şeyden mahrum olurduk belkide.


Ben dünyayı insanlar için yapılmış bir futbol sahası olarak düşünüyorum, çimlerinde top peşinde koşarak çimlerini yıprattığımız, saha çizgilerini yavaş yavaş silmeye başladığımız, kale direklerini ve filelerini aşındırdığımız bir sağ, bu sağ doğal nedenlerden de aşınıyor, fakat bu aşınmaya eskimeye, tükenmeye olan katkımız diğer her şey den daha büyük.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

şimdiki teknolojinini doğru olduğunu kim söylüyorki zaten? Araba dediğimiz şey atmosfere inanılmaz büyük zarar veriyor, aynı şekilde bir çok örnek var. Yeraltı kaynaklarını bitiriyoruz, bir çok hayvan bizim yüzümüzden ya soyu tükeniyor ya da o raddeye geliyor. Bizim daha iyi yaşamamız için bunun gibi sonuçlar ortaya çıkıyorsa, varsın biz daha iyi olmayalım, eskisi gibi olalım. Ã?iftçiliğimizi yine orakla tırpanla yapalım, savaşacaksak eğer yine kılıç kalkan kuşanalım, güzel kokacaksak eğer ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddeli değil de arkasındaki topu bastırarak çıkan yağları kullanalım...

Yönetim konusuna gelecek olursak eğer, yönetmek iyi bir şey değildir. Ã?rnek olarak da Star Wars ve Orta Dünya evrenlerini veriyorum. Asıl güçlü olanlar ne yapıyor görün diye...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

İnsanların çevreye en büyük zararı vermesine sebep olan şey insaların kendi içerisinde ki rekabettir. Hayvanlarda da rekabet söz konusudur fakat insanlar arasında ki rekabet sınır tanımaz çünkü insanlar hayvanlardan hem daha kalabalık guruplar halinde yaşar ve malum sürekli geliştirdiği silahlar çevreye zarar verir. İnsanoğlu kendini tek bir ırk ve bütün olarak görememektedir. İşte doğanın dengesine zarar verende budur teknoloji değildir.

Teknolojinin herzaman yararlı amaçlar (insanlık ve doğa adına) için kullanılması mümkündür. Fakat sadece bu amaçlarla kullanamıyoruz işte sorunda burada icatların çoğu insanoğlunun birbiriyle olan mücadelesinin bir ürünüdür. İnsan bencil bir canlıdır önce kendini düşünür sonrada çevresindekileri bazı insanlar çevresindekilerini yine kendi çıkarları içinde düşünür.
Last edited by Yener on Fri Apr 13, 2007 11:58 pm, edited 1 time in total.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

şimdi bir bakalım, insanoğlu en güçlü mü? İnsanoğlu dünyaya tam anlamıyla hükmedebilir mi?

İnsanoğlunun gücü olarak zekası öne sürülüyor. Zekasını kullanarak geliştirdiği teknoloji ile dünyaya hükmedebileceğini, hatta daha materyalist olanları resmen tanrıcılık oynayabileceğini iddia ediyor.

şimdi pencereden dışarı bir bakalım ve teknolojinin bize neler getirdiğini, ve nelere hükmedebildiğimize bir bakalım.

İlk gördüğüm şey komşu apartmanın bacasından çıkan yoğun, kara bir duman. Bu duman havaya yükseliyor, atmosfere karışıyor. Atmosferdeki karbondioksitmiktarını arttırıyor ve ısınmaya katkı sağlıyor. Dünyanın her yerinde yükselen bu kontrolsüz dumanlar, atmosferi kirletiyor ve küresel ısınmaya neden oluyor. Sonuçta kutulardaki buzullar eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor. Pek çok kıyı sular altında kalıyor. Aynı zamanda bu eriyen buzulların suları, denizlerdeki tuz dengesini bozarak akıntıları bozuyor. Sıcak ve soğuk akıntıları bozulan denizler, iklimleri etkiliyor ve bugün bildiğimiz iklimler değişiyor. Pek çok hayvan ve bitki türü yok olurken insanoğlu yoğunluğunu bugünkü orta kuşaktan, soğuk kuşaklara yöneltiyor.

İçeride annemin oda spreyi sıktığını duyuyorum. Kloroflorokarbon havaya karışıyor, ozon gazı ile reaksiyona geçerek yapısını bozuyor. Ozon miktarı azalan atosfer, ultraviyole ışınlarına uygulaması gereken emici işlemi yeterince gerçekleştiremiyor. Artık radyoaktif etki taşıyan ışınlar dünyaya geliyor, tenimize değiyor. Sonra da aniden cilt kanseri olduğumuzu öğreniyoruz.

Ev yapmak, istihkâm kurmak gibi şeyler için ormanları tahrip ediyor, ağaçları kesiyoruz. şu anda oturduğum evde yaklaşık on beş senedir yaşamaktayım. Evim, Ã?amlıca Tepesi'ni çok net bir şekilde gören bir noktada. Bir zamanlar yemyeşil olan tepede geriye sadece birkaç küçük ağaçlık alan kalmış. Ağaçlar, neredeyse hepsi, villa gibi müstakil evler yapmak için itinayla yok edilmişler. Bir bakıyoruz ki bölgedeki oksijen-karbondioksit döngüsünde büyük bir yamukluk olmuş. Bacalarımızdan ve araçlarımızdan saldığımız karbondioksiti geri çevirebilecek yegâne şeyleri yok etmişiz. Soluyabileceğimiz havamız gitgide azalır, havadaki zehir ise gitgide artar olmuş.

Türkiye'de pek çok toprağın artık işe yaramadığını, erozyona gittiğini görüyoruz. Orman tahribatı ile toprağı rüzgâr, sel gibi etkenlerden koruyacak hiçbir şey kalmamış.

Göllerimiz çekiliyor, nehirlerimiz kuruyor. Bilinçsiz sulama ve havaya saldığımız karbondioksit sayesinde değişen iklimle artık gelmeyen yağışlar sayesinde sularımızı kaybediyoruz. Bir zamanlar susuzluk sıkıntısı çeken ülkelerin dermanı olan nehirlerimiz çok yakında birer çamur birikintisine dönecek. Çok sürmeyecek bu, muhtemelen ömrümüz bu mucizeyi görmeye vefa edecektir.

ABD donanması, yüzlerce mil ötesini algılayabilen süper sonik bir radar yaptığını söylemişti denizde inanılmaz yükseklikte desibel bir ses patlaması yaratan bu radar, yüz millerce ötedeki cisimleri saptayabiliyordu. Sonunda bu radarların yaptığı sonik patlamaların, balinalarda beyin kanamasına yol açtığını, onları sağır ettiğini, ve yön duygusunu kaybeden balinaların sürüler halinde, acı içinde karaya vurdukları ve burada öldükleri saptandı. Uzun süre balinaların neden son zamanlarda böyle toplu intihar (!!!) eylemlerine kalkıştıkları merak ediliyordu.

Bol miktarda, büyük boyutlarda besinlerden bahsedildi. Daha fazla verim vaad edildi ve tarlalardaki yiyeceklerimize hormon verildi, genleriyle oynandı. İlk başta her şey güzeldi, ta ki bu kimyasal maddeler insan bedeninde birikip sonunda kanserlere yol açana kadar. Son alınan haberlere göre Avrupa'da gömülen insanların bedenleri, vücutlarında biriken kimyasal maddelerin bolluğu sebebiyle artık çürümüyormuş.

İnsanoğlu tüm teknolojisine rağmen şu anda mahvettiği şeyi geri çevirmekten aciz. Bir ağacın, tek bir ağacın yapabildiği karbondioksit-oksijen dönüşümünü yapmaktan aciz. Depreme dayanıklı binalar yapabilirken depremlerin gerçekleşmesini engelleyememekte. İnsan genomu keşfedildiğinde klonlama yöntemiyle pek çok şey yapılacağı iddia edildi. Daha insanlara eklenecek olan klon organlar teorideyken, klonlanan koyunlar klonlanmalarından birkaç ay sonra çoğunlukla kanser sebebiyle ölüyorlar. Sizi temin ederim ki aynı sonuç insanlara verilecek olan klon organlar için de geçerli olacaktır. O organlar işlemez hale gelecek ve tüm umutlar-ve harcanan paralar-suya düşecektir.

Teknoloji gözümüzü körleştirdi. Teknolojimizle dünyaya hükmedebileceğimizi sandık. Güç bizi öylesine yoldan çıkarttı ki kendimizi tanrı sanıp bir şeyler yaratmaya bile çalıştık. Hayır, başarısız olduk. Hükmetmek bilgelik ister. O şeyin devamını getirecek, onun sürekliliğini sağlayacak büyük bir bilgelik gerektirir. Kendisini zeki sanan insanoğlu, içgüdüleri ile doğanın devamlılığını sağlayan hayvanlar kadar dünyanın güvenliğini ve sürekliliğini sürdüremedi. Teknolojik bir şeyler icat ettikçe bir şeyler yarattığını zanneden insanoğlunun tek yaptığı aslında her şeyi yok etmek oldu.

Biz mi hükmediyoruz? Hayır. Aslında sadece intihar ediyoruz, yanımızda dünyanın kalanını da götürerek...
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest