(Bu hikayeyi, Ilyra ile birlikte yazıyoruz.)
Drow , gözlerini kısıp dışarıya baktı. Henüz ulaştıkları, loş mağaranın karanlık kuytu köşesinden, birkaç yüz metre uzakta bulunan, kale, demir ve çeliğin uyumuyla yükseliyordu. Gökyüzündeki, ışıklar gözünü rahatsız etti. Geriye doğru yol aldı.
Yaklaşan erkeğin, önünde durması üzerine sinirleri zaten gergin olan kadın işaret etti:
"Yeri saptayabildin mi?"
"Evet, öldürmek söz konusu olunca işimi şansa bırakmam." ... "Rahibe."
"Diğerlerini getir, hemen." Wiira, kuşkulandığı iki erkeğin dışında diğerlerini tanıyordu. Evinin, savunucularından seçilmişlerdi.
Evin, en büyük kızı Wiira tam da, şu zamanda, bu görevin ona verilmesini tesadüf görmüyordu, göremezdi de. MatronAna zekiydi, şimdi şu iki erkeğin neden burda olduklarından oldukça emindi. Yan dururken, tetikte bekliyordu. Drowların, bunu bir kaza gibi gösterme emrini aldığından emindi , yine de hiç bir drow asla dikkatsiz davranmaz.
Beş savaşçı erkek, rahibenin önünde sıraya girdi.
"MatronAna, Kale hakkında bilgi edinmemiz için buraya gönderdi. Herhangi birisi, kalede olduğumuzu görürse, bizzat ben o aptal drowu , hatası yüzünden orda cezalandırmak zorunda kalabilirim. Böyle olmamasını umalım."
Drowların surat ifadelerinden tek bir anlam dahi, belli olmuyordu. Sessiz bir şekilde, rahibenin, komutunu aldılar.
Kahraman
Kahraman
drowlardan habersiz, kalenin suru dibinde kurulmuş bir kişilik küçük bir kamp vardı. kız korucu olmak istiyordu ve bu yüzden dışarıda geceliyordu. babası kalenin içindeydi, ne kadar kale bahçesinde kamp kurmasını önersede, kız inatla reddetmişti.
çocukluğundan beri doğaya aşırı bir sevgi besliyordu. ağaçlar bile onu büyülüyordu. doğaya en yakın olabileceği yer ise, şimdilik kalenin dibiydi.
her zamanki gibi güneş doğmadan uyandı. güzelce gerindi ve battaniyesini üzerinden atarak çadırın içinden çıktı. üzerinde zırh yoktu, zaten burada güvenli bir sınırdayken zırh giymeyede gerek görmüyordu.
hiç kullanmadığı uzunyay yanındaki sadağıyla yerde duruyordu.
Linue, her sabah yaptığı gibi kavı ve çakmaktaşını eline aldı, geceden istiflediği odun çemberinin üzerinde birbirine vurmya başladı. çok zaman geçmemişti ki, cılız bir alev dili çemberin içinde dolaşmaya başlamıştı. mutululukla gülümsedi ve küçük tencersinde yulaf lapasını pişirmeye başladı.
kokusu burnuna inanılmaz güzel geliyordu. ve ateş sayesinde ısınmıştıda, bu yüzden üstüne pelerinini giymedi, ve yemeğini karıştırmaya başladı.
Linue bu kadar erken kalkmasına karşın, kalede daha hayat belirtisi yoktu. herkez derin uykudaydı...
çocukluğundan beri doğaya aşırı bir sevgi besliyordu. ağaçlar bile onu büyülüyordu. doğaya en yakın olabileceği yer ise, şimdilik kalenin dibiydi.
her zamanki gibi güneş doğmadan uyandı. güzelce gerindi ve battaniyesini üzerinden atarak çadırın içinden çıktı. üzerinde zırh yoktu, zaten burada güvenli bir sınırdayken zırh giymeyede gerek görmüyordu.
hiç kullanmadığı uzunyay yanındaki sadağıyla yerde duruyordu.
Linue, her sabah yaptığı gibi kavı ve çakmaktaşını eline aldı, geceden istiflediği odun çemberinin üzerinde birbirine vurmya başladı. çok zaman geçmemişti ki, cılız bir alev dili çemberin içinde dolaşmaya başlamıştı. mutululukla gülümsedi ve küçük tencersinde yulaf lapasını pişirmeye başladı.
kokusu burnuna inanılmaz güzel geliyordu. ve ateş sayesinde ısınmıştıda, bu yüzden üstüne pelerinini giymedi, ve yemeğini karıştırmaya başladı.
Linue bu kadar erken kalkmasına karşın, kalede daha hayat belirtisi yoktu. herkez derin uykudaydı...

-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Karanlığın içinde, altı gölge rahibenin gizleyici büyüleriyle, koyu bir sis içinde, kaleye doğru yaklaşmışlardı. Sis Kalanin yanında, o kadar küçük ve doğal gözüküyordu ki, ağaçların kıpırdanışı ve esen hafif rüzgardan ormanın derinliklerinden sakınarak gelişi, uykunun ağırlığı üzerinde olan, muhafızların dikkatinde değildi.
Rahibe'nin, sakındığı adam parmağını birkaç kez oynattı.
Wiira, onayladı.
Savaşçılar, Karanlıkaltında öğrendikleri gibi mesafe bırakarak, ilerlemeye devam ettiler.
Kaledeki, büyük labaratuvarın içinde, kitabın sayfalarına gömülmüş olan cüppeli çırak, Son iki gündür Ustasının verdiği, sayfayı, anlamak için şafağa kadar durmaya alışmış gibiydi. Eğilmiş kitaptaki, son cümleyi inceliyordu.
"Teoriyi kavradım, Ya peki bu sonu nasıl birleştiricem. Bu noktayı bilerek, yazmamış olmalı."
Hasan, genç bir çıraktı, vazgeçip her gün yaptığı gibi ezberindeki tüm büyülü oyunları kullanmak için, sabırsızca kitabı bıraktı, ve laboratuvardan çıktı. Farketmemişti, ama odada onu izleyen drow arkasına dönse, hayatının sonunu görmesini sağlayacaktı.
Sessiz kalan laboratuvarda, görünür hale gelen drowlar, holde ilerlemeye başladılar. Dağılmış gruptan, kendisiyle gelenin, şüphelendiği kişi olduğunu gören, Wiira, hiç şaşırmadı. Zaman yaklaşıyordu. Wiira, önünde yürüyen erkeğe baktı, o anda düşündüğü tek şey şuydu: (Birazdan öleceksin,Zamanı geldiğinde.)
Holün ardından, boğuk bir insan sesi geldi. Demek ki, ilk temas sağlamıştı.
Rahibe'nin, sakındığı adam parmağını birkaç kez oynattı.
Wiira, onayladı.
Savaşçılar, Karanlıkaltında öğrendikleri gibi mesafe bırakarak, ilerlemeye devam ettiler.
Kaledeki, büyük labaratuvarın içinde, kitabın sayfalarına gömülmüş olan cüppeli çırak, Son iki gündür Ustasının verdiği, sayfayı, anlamak için şafağa kadar durmaya alışmış gibiydi. Eğilmiş kitaptaki, son cümleyi inceliyordu.
"Teoriyi kavradım, Ya peki bu sonu nasıl birleştiricem. Bu noktayı bilerek, yazmamış olmalı."
Hasan, genç bir çıraktı, vazgeçip her gün yaptığı gibi ezberindeki tüm büyülü oyunları kullanmak için, sabırsızca kitabı bıraktı, ve laboratuvardan çıktı. Farketmemişti, ama odada onu izleyen drow arkasına dönse, hayatının sonunu görmesini sağlayacaktı.
Sessiz kalan laboratuvarda, görünür hale gelen drowlar, holde ilerlemeye başladılar. Dağılmış gruptan, kendisiyle gelenin, şüphelendiği kişi olduğunu gören, Wiira, hiç şaşırmadı. Zaman yaklaşıyordu. Wiira, önünde yürüyen erkeğe baktı, o anda düşündüğü tek şey şuydu: (Birazdan öleceksin,Zamanı geldiğinde.)
Holün ardından, boğuk bir insan sesi geldi. Demek ki, ilk temas sağlamıştı.
güneşin doğmasına az bir vakit kalmıştı. hasan yavaşça balkona doğru yürüdü. gerisinde olanlardan habersizdi. ellerini havaya kaldırdı ve uzun günlerdir beklediği zamanın geldiğini hissediyordu. güzel bir büyü yapacaktı. biraz peltelesede heyecandan fısıltı halinde ejder dilindeki kozmik enerjiyi harekete geçiren sözleri söyledi. terliyordu. çünkü aynı zamanda iradesiyle kozmik enerjiyi istediği şeyi yapması için zorluyordu.
sonunda olmuştu! rengarenk danseden ışıklar ellerinden yayılarak kulenin balkonundan güneşten önce doğdu ve dışarıyı kendilerine has mistik ışınlarıyla aydınlattı. mutlulukla gülümsedi...
-------------------------------------
wiira sabırsızlanıyodu. ne olacaksa bir an önce olmasını istiyordu. sinirle dişlerini sıktı. beklemek onu yormuştu.
-------------------------------------
Linue erken doğan güneşe baktı. sonra bunun güneş olmadığını anladı. büyücü çırağı büyü yapmıtşı. sevinçle gülümsedi. sonra hasan ı tebrik etmek için aşınmış sur kenarlarına tutunarak rahatça yukarı tırmanmaya başladı. zırhsız kızın yukarı çıkması çok kısa bir zaman almıştı. parapete tutundu ve kendini balkona çekti. gülümsüyordu.
-------------------------------------
wiira ölen insan muhafıza baktı. sayıları beş olmuştu. şimdi ise iki vahşi erkek drow odaya girerek birbirleri ile kılıç yarıştırmaya başlamıştı. ayakları sessizdi, ama çınlayan adamantit kılıçlar şimşek gibiydi.
-------------------------------------
hasan şaşkınlıkla yukarı tırmanan kıza baktı. Linue yi genelde sabahları balkondan bakınca hep görürdü. ama onun böylesine bir rahatlıkla yanına tırmanabileceğini hiç tahmin etmemişti. göründüğünden daha güçlü olmalıydı. parapetten tırmanan kızı kollarından tutarak yukarı çekti. kız gülümserken, gözleri dondu ve kaldı...
-------------------------------------
Linue iki drowu görmüştü. arkasındaki dişi drow uda görünce haliyle ödü kopmuştu.ne yaptığını bilemeden balkondan geri geri adım attı. sırtı parmaklıklara yaslanmış, nefesi tıkanmıştı.
--------------------------------------
hasan da yavaşça arkasına dönüp baktı. verdiği tepki hemen hemen Linue ile aynıydı. ah keşke daha iyi büyüler bilseydi, o zaman balkondan zarar almadan Linue ile berbaer inebilir, veya drow lara karşı durabilirdi.
---------------------------------------
wiira odanın kapısından balkondaki iki siületi gördü. kendi dilinde kısa bir emir haykırdı.
ve savaşçılar durdular.. gözleri kırmızı bir alevle yanıyor ve kaynıyordu...
sonunda olmuştu! rengarenk danseden ışıklar ellerinden yayılarak kulenin balkonundan güneşten önce doğdu ve dışarıyı kendilerine has mistik ışınlarıyla aydınlattı. mutlulukla gülümsedi...
-------------------------------------
wiira sabırsızlanıyodu. ne olacaksa bir an önce olmasını istiyordu. sinirle dişlerini sıktı. beklemek onu yormuştu.
-------------------------------------
Linue erken doğan güneşe baktı. sonra bunun güneş olmadığını anladı. büyücü çırağı büyü yapmıtşı. sevinçle gülümsedi. sonra hasan ı tebrik etmek için aşınmış sur kenarlarına tutunarak rahatça yukarı tırmanmaya başladı. zırhsız kızın yukarı çıkması çok kısa bir zaman almıştı. parapete tutundu ve kendini balkona çekti. gülümsüyordu.
-------------------------------------
wiira ölen insan muhafıza baktı. sayıları beş olmuştu. şimdi ise iki vahşi erkek drow odaya girerek birbirleri ile kılıç yarıştırmaya başlamıştı. ayakları sessizdi, ama çınlayan adamantit kılıçlar şimşek gibiydi.
-------------------------------------
hasan şaşkınlıkla yukarı tırmanan kıza baktı. Linue yi genelde sabahları balkondan bakınca hep görürdü. ama onun böylesine bir rahatlıkla yanına tırmanabileceğini hiç tahmin etmemişti. göründüğünden daha güçlü olmalıydı. parapetten tırmanan kızı kollarından tutarak yukarı çekti. kız gülümserken, gözleri dondu ve kaldı...
-------------------------------------
Linue iki drowu görmüştü. arkasındaki dişi drow uda görünce haliyle ödü kopmuştu.ne yaptığını bilemeden balkondan geri geri adım attı. sırtı parmaklıklara yaslanmış, nefesi tıkanmıştı.
--------------------------------------
hasan da yavaşça arkasına dönüp baktı. verdiği tepki hemen hemen Linue ile aynıydı. ah keşke daha iyi büyüler bilseydi, o zaman balkondan zarar almadan Linue ile berbaer inebilir, veya drow lara karşı durabilirdi.
---------------------------------------
wiira odanın kapısından balkondaki iki siületi gördü. kendi dilinde kısa bir emir haykırdı.
ve savaşçılar durdular.. gözleri kırmızı bir alevle yanıyor ve kaynıyordu...

-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Wiira, Tanrıça Lolth'un bahşettiği kırbaçını çıkardı. Dikenli kırbaç canlanıp kıvrılmaya başladı.
" Lanet olsun. Herkesi, Öldürün! Kimse burda olduğumuzu öğrenmemeli. "
Ã?nündeki drow, Linue'ye saldırmak için ileri atıldı.
Rahibe, balkona kadar onu izleyip, kırbaçını şapşal drowun sırtına indirdi.
Kırbaç derisini yırtarken, inanılmaz acılar hissetti. Zemine takılıp,genç büyücüyle kadına çarptı. Onların da, aşağı doğru düşmesine sebep oldu.
Wiira, matronanasını da öldürmenin hayallerini kurarken, zevkten kahkahalar atıyordu.
-------------------------------------------------------------------
Askerler alarmı çalmak için koşturmaya başlamıştı. Drowlar bir sürü insan cesedinin ortasında duruyor, çapraz kılıçlarıyla katliam gerçekleştiriyorlardı. Birden, alarm sesi yankılandı.
" Lanet olsun. Herkesi, Öldürün! Kimse burda olduğumuzu öğrenmemeli. "
Ã?nündeki drow, Linue'ye saldırmak için ileri atıldı.
Rahibe, balkona kadar onu izleyip, kırbaçını şapşal drowun sırtına indirdi.
Kırbaç derisini yırtarken, inanılmaz acılar hissetti. Zemine takılıp,genç büyücüyle kadına çarptı. Onların da, aşağı doğru düşmesine sebep oldu.
Wiira, matronanasını da öldürmenin hayallerini kurarken, zevkten kahkahalar atıyordu.
-------------------------------------------------------------------
Askerler alarmı çalmak için koşturmaya başlamıştı. Drowlar bir sürü insan cesedinin ortasında duruyor, çapraz kılıçlarıyla katliam gerçekleştiriyorlardı. Birden, alarm sesi yankılandı.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Drowlar, toplanan insanlarla aralarında mesafe bırakarak balkona doğru geri çekilmeye başladılar.
-------------------------------------------------------------------------------
Wiira, düşmanının öldüğünden emin olmak için aşağıya baktı. Sinirlenerek kırbaçını havadan hafifçe yere doğru süzülen, büyücüyle kadına savurdu. Büyücü sonra anda, süzülme büyüsü yapıp, kadınla kendisini kurtarabilmişti. Ama drow yere çakılmış, kemikleri görünüyordu.
-------------------------------------------------------------------------------
Wiira, düşmanının öldüğünden emin olmak için aşağıya baktı. Sinirlenerek kırbaçını havadan hafifçe yere doğru süzülen, büyücüyle kadına savurdu. Büyücü sonra anda, süzülme büyüsü yapıp, kadınla kendisini kurtarabilmişti. Ama drow yere çakılmış, kemikleri görünüyordu.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests