Özellikle böyle bir sıraya dizilmelerinin bir nedeni var. Dikkat ettiyseniz her bir hikayeden sonra dünyanın konsepti hakkında daha fazla bilgi alıyorsunuz. Burock'un bahsettiği eksik olan kurgu da zaten son hikayede tamamlanıyor

ama tadı kaçmasın diye daha fazlasını söyleyemem.
Bu hikayeleri büyük hevesle "Yazarız!" dediğimiz oyunun corebook'unun içine en başta ve en sonda olacak şekilde serpiştirecektik. O yüzden asla bir roman olmayacaklar ne yazıkki. En fazla kahramanları bu karakterler olan bir roman olur.
Esinlenme ksımına gelince... Zaten yaratmaya çalıştığımız dünya daha çok bir kokteyl gibi. Etraftaki hoşumuza giden şeyleri aldık, kafamızdaki size çok bahsetmediğim bir konsepte oturttuk ve istediğimiz yönlerini kırpıp değiştirdik. Bu tıpkı karışık meyva suyunu içip,
"hmm bunun içinde portakal, vişne çilek ve tam anlamadığım başka meyveler var ama tadı gerçekten çok güzel"
demek gibi bir şey. Kısacası farklı eserlerden, filmlerden ve kitaplardan beğendiğimiz şeyleri bir araya getirdik. Özgün olmaktan önce güzel bir şey yapmaya önem verdik. Ama içinde bize özgün şeyler de yok değil.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>