Bir hikaye

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Mustiman
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 55
Joined: Thu Jul 27, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Bir hikaye

Post by Mustiman »

...
Last edited by Mustiman on Tue Feb 12, 2008 10:05 pm, edited 1 time in total.
Mustiman
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 55
Joined: Thu Jul 27, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Mustiman »

Başlangıcın üzerine bunu da eklemek istiyorum. Ahmet'in önceki hayatında nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bununla. Ayrıca yorumlarınızı yapacak olursanız çok mutlu olacağım. Sanırım diğeri çok uzun oldu. :roll: Bu yüzden bunu çok kısa tutmaya çalıştım ki yorumlarınızı alabileyim.

-------------------------------------------------
Ahmet önündeki adama sinirle bakıyordu.

“şimdi buradan çık git!” Ahmet ayağa kalktı ve adama sinirle bakmaya devam etti.

“Sen kimi kovduğunu sanıyorsun?” Ahmet’in düşünecek hiçbir şeyi yoktu. Bıkmıştı artık olanlardan.

“Kes sesini ve çık!” adam bir anda eline bir telsiz aldı ve telsize bir şeyler mırıldandı. Ahmet orada durup adama bakmaya başladı. Artık başka şeyler istiyordu herkes. Gereksiz şeyler. Bunları onlara ödetecekti. Yaptıklarını bu herife ödetecekti.

Bir anda gelen tıs sesiyle arkaya döndü Ahmet. Beş kişi içeriye giriyordu. Üst düzey korumalar. Ellerinde birer ket vardı. Kol kadar silahların önündeki kol kadar bıçaklar Ahmet’in gördüklerinin üstüne küçük bir şeydi. Üstlerinde Hazderium zırhlar vardı. İğne şeklinde işlenmiş olması bunu belli ediyordu.

Yavaşça üstündeki ona yapışmış halde bulunan sekiz kat ayı derisini kollarından sıvadı. Parmaklarından yumruklarını sıkmasıyla birlikte iki büyük çat sesi geldi. Kara saçlarının altındaki kahverengi gözler, uzun yüzüyle birleşince bir korku makinesi haline dönüşüyordu.

Adamlar silahlarını Ahmet’e doğrulttular bir anda.

“Yavaş olun.” Yine o adam konuşmuştu. Kara şapkasıyla yüzünü belli etmeyen adam. Ahmet arkasına döndüğünde ise karşısında gördüğü kişi karşısında gülümsemeden duramadı. Daha önce hep oturmuştu o adam. İlk defa ayaktaydı. Ancak bunu belli eden tek şey önündeki masanın önünde duruyor olmasıydı. Yine aynı yükseklikteydi. O bacaklar Ahmet’in kolunun dörtte üçü kadar olmalıydı.

“Evet. şimdi ne yapacaksın, Kara Ayı? Görelim gücünü.”

Ahmet yavaşça gülümsedi. Tüm silahlarını kapıda bırakmıştı. Yavaşça arkasını döndü. O beş kişi şimdi tam onun üstüne nişan almıştı.Ahmet yavaşça sağ elini yan tarafa doğru açtı. şimdi o beş kişi yüzleri gözükmese de tedirgin olduğu belliydi. Onlarla arasında beş metre vardı. Yavaşça gözlerini kapadı. Kendini birkaç santim sağa eğdi. Bir anda gelen ateşleme sesiyle birlikte doğruldu, baş parmağını eline dik bir şekilde aşağı çevirdi ve birkaç salise sonra parmağını elinin ayasına kapadı. şu anda elinde bir soğukluk hissediyordu. Gülümseyerek gözlerini açtı.

Diğer dördü hala silahlarını ona doğru tutuyorlar, biraz önce ateş eden ise onların arkasına geçmiş, silahını doldurmaya çalışıyordu.

Ahmet bıçağın dibini dört parmağıyla sabitleyerek, omzuna doğru uzattı. Arkasına, o cüce adama döndü ve “Gücümü görmek istediğinden emin misin?” dedi eğlenceli bir ses tonuyla ve ardından ona doğru zıpladı. Tam onun üzerine çullanacakken sol elini onun sol omzuna dayadı ve ardından onun sağ kolunun yanından masaya ayaklarıyla yüklendi. O dört kişi efendilerine zarar gelmemesi için ateş edemiyordu. Dördüncüsünün silahı ise bozulmuş gibiydi.

Aralarında yedi metre kadar bir mesafe vardı. Efendilerinin şapkasını kafasından kaptığı gibi onların üzerlerine doğru attı. şimdi şapkada dört adet bıçak duruyordu. Ahmet gülümseyerek sol omzunu tuttuğu titreyen efendiye baktı. Kel kafasının altında küçük yuvarlak bir yüz vardı. Omzundan elini çekerek aşağıya doğru atladı. Silahını yenilemek isteyen o beş askere doğru yavaşça yürüdü.

Adamların yanına vardığında hepsi silahıyla uğraşıyordu. Sağ elindeki o bıçağı yavaşça döndürdü. Ardından dördünün boyun hizasında salladı.

Beşinciye bakınca gördüğü korku dolu gözler, işinin büyük ölçüde bittiğini gösteriyordu. Yavaşça beşincinin elindeki o silahı eline aldı. Silah sağlam gözüküyordu. Demek ki korkudan dolduramamıştı.

Hemen elindeki bıçağı silaha taktı. Silahı adama doğrultarak konuşmaya başladı.

------------------------------------

Yine bununla ilgili birkaç şey ekleyecek olursak o cüce dediğim kısa adam anlaşılabileceği gibi çok büyük bir iş adamı. Birkaç işinde Ahmet'i kullandıktan sonra (Ahmet bundan önce pek ünlü olmamasına karşın bunlarla ününü duyurmuş bir seri katildir.) vaad ettiklerini vermemiş ve bu duruma düşmüştür.

Son olarak, dediğim gibi, yorumlarınızı bekliyorum. Hem de büyük bir hevesle. İlk hikayeyi okuyamadıysanız bile bunu okursunuz her halde. Ayrıca ilk hikayenin de kısa bir bölümünü okuyarak yorum yapabilirsiniz.

Yazım yanlışları(varsa) ve mantık hatalarından dolayı özür dilerim.
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Mustiman hikayeni görür görmez okudum ve ilk birkaç satırdan sonra da beni hemen etkisi altına aldı.

15 yaşında bu kadar güzel yazabiliyor olman gerçekten harika bir şey, bundan sonra kendini geliştirebileceğin çok daha uzun bir yol ve zaman olduğu anlamına geliyor bu.

Ã?ncelikle anlatım tarzından başlamak istiyorum. Gerçekten çok hoşuma gitti. Çok kitap okuduğunu belli ediyorsun çünkü küçük yaşına rağmen anlatımda neredeyse hiç bocalamamış, başladığın çizgide devam etmişsin.

Tasvirlerin gerçekten güzeller ancak bazı yerlerde sanki onları yazmak seni sıkmış gibi hissettim. Aklında olan pek çok şeyi teker teker anlatmak zorunda kalıp bunu kağıda dökerken asıl anlatmak istediğin şeylerin beklemesi gerçekten de sıkıcı olabiliyor.

Bu konuda sana önerim her şeyi anlatmamak olacak. Bazen sadece neye benzediklerini söyle ve geç, bırak gerisini okuyucu kendisi düşünsün. Böylece okuyucun senin tasvirlerini birebir düşünmek zorunda kalmaz ve herkesin aklında başka bir görüntü oluşur.

Ã?rnek:

Sen nasıl tasvir etmişsin?

"Beni takip edin.” Dedi mızrağı pantolonun cebine sıkıştırırken. Bazlar ve Raly’nin kafa sallayışlarından sonra Fely’ye baktı. Fely de kafasını salladı. Yavaşça etrafa baktı. Yukarı nereden çıkılıyordu acaba. Arkasındaki dış kapı iki yana doğru büyüyen üçgen holün tepe noktasıydı. Yanlarda küçük küçük odalar vardı. Yatış kabinlerinin bulunduğu odalar. Ayrıca önünde motor odasının kapısı vardı. Onun yanındaysa iki adet merdiven vardı. Dikine uzanan iki kırmızı merdiven."

Nasıl olabilir?:

Ahmet'in şimdi içinde bulunduğu hol tam karşısında duran kapıyı saymazsa dev bir insan kalbine benziyordu. Kapının her iki yanında yukarıya çıkan iki merdiven atar ve toplar damarları, yanlardaki yatış kabinleri ise kalbin odacıklarını andırıyordu.



Senin tasvirini okuduğumda mustiman analitik düşünen birisi dedim. Ã?ünkü üçgen, üçgenin tepe noktası, iki yana genişleyen hol, dikine uzanan merdiven... Tam bir geometri dersi gibi... Okuyucu bazen arka arkaya gelen bu kadar tasvirden sıkılabilir. Bu yüzden sana örnek olarak gösterdiğim gibi tasvir yapmayı deneyebilirsin. Bu tür şeyleri bulmak hem yazmayı daha zevkli hale getiriyor, hem de tasvirin ucunu biraz açık bıraktığın için okuyucuya geri kalanları hayal etme zevkini bırakıyorsun.

Ancak yine de tasvirlerini çok başarılı bulduğumu söylemek isterim. Benimki sadece bir öneri, sonuçta herkesin kendi tarzları vardır.

Yarattığın karakterlere gelince... Kısa sürede çok fazla karakterle tanışıyoruz ve ben ilk okumamdan sonra hepsini kafamda tam olarak ayrıştırabilmiş değilim. Özellikle yumurtalar birbirine karışıyorlar. Anlatımın diyalog ve tasvir ağırlıklı, burada sana biraz da karakterlerin iç düşüncelerinin tasvirini eklemeni öneririm. Ahmet için bunu zaten yapmışsın, diğerleri için de ima yoluyla yapabilirsin.

Yumurtları biraz daha ayrıştırsan daha iyi olurdu. Kalın sesli olan dışında bu konu biraz yüzeysel kalmış. Mesela bir tanesi yürürken sürekli olarak kabuğundan bir çıtırtı çıkarabilir, bir diğerinin burnundan hırıltı benzeri bir ses gelebilir... Demek istediği bazen okuyucular bir karakterleri ilk kez tanıdıkları zaman yapılan tasvirleri unutabiliyorlar. Bu yüzden o tasvirlerden bir tanesi seçilip okuyucuya arada bir hatırlatılarak karakterin kafalarında iyice ayrışması ve yer etmesi sağlanmalıdır.

Mesela Raly'e ne kadar özen gösterdiğin belli oluyor...

Gelelim olaylar zincirine. Bu konuda neredeyse profesyonel olduğunu söyleyebilirim. Hikayen çok güzel bir yerden başlıyor. Bazen ilk anlatacağın olayı seçmek çok önemlidir. Tek başına o olay bile kendisinden önceki ve sonraki olayları anlatabilir çünkü.

Zaman mekan kavramında biraz tutarsızlıklar var. Anladığım kadarı ile zaten böyle de olması gerekiyor çünkü dünyanın dönmediğini söylemişsin. Ancak yine de zamanın geçtiğini -eğer aksini istemiyorsan- okuyucuya hissettirmenin pek çok yolu var. En sık kullanılanlar yemek ve doğal ihtiyaçlardır. Bunların dışında değişen ortam, hatta karakterlerin birbirine hitap şekli, vücud değişiklikleri (sivilce, yara, baş ağrsı, adet sancısı vs...) Bunları da kullanmak isteyebilirsin.

Son olarak çok fazla bilim kurgu ağırlıklı bir okuma zevkim olmadığı için yazdıklarının teknik boyutunu tam olarak bilemeyeceğim. Ama okurken insana güven verdiklerini söyleyebilirim. Bana kalsa ben böyle şeylerin hiç birini anlatmam ama bu sözüme sakın kulak asma, çünkü dediğim gibi zaten bilim kurgu ağırlıklı bir okuma zevkim yok.

Gerçekten çok gelecek vaad ediyorsun Mustiman. Hikayeni okurken acaba bazı kalıpları, bazı olayları bir yerlerden fazlaca esinlenmiş mi diye düşünmeden edemedim. Ama samimiyetine güveniyorum.

Son olarak bir tavsiyem daha var. Mutlaka ve mutlaka kendine orjial bir anlatım tarzı bulmaya çalış. Ben de eskiden okuduğum kitaplardaki anlatım tarzlarına sadık kalırdım, ve ortaya çıkan sonuç anlatacak iyi bir hikayem ve güzel bir olaylar zincirim de varsa oldukça profesyonelce gözükürdü. Kendi anlatım tarzını yaratmaya çalışırken oldukça bocalayacaksın ve pek çok yazdığın şeyi de beğenmeyeceksin. Ama inan bana sonunda bulduğun şey gerçekten sana ait olacak ve yazmak çok daha keyifli hale gelecek. şu anda senin kullandığın anlatım tarzı ayda bir yazılan fantastik kurgu kitaplarının, hatta burada forum üzerinde oynanan oyunlarda da kullandığımız anlatım tarzı. Bunu çok güzel ve tutarlı kullanmışsın, ama yine de önündeki uzun zamanda kendi anlatım tarzını bul derim.

İnan bana yazdıklarını beğenmesem bu kadar uzun bir cevap yazmazdım. Yeteneğine sahip çık. Bu hikayenin de devamını yaz lütfen. 8)
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Mustiman
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 55
Joined: Thu Jul 27, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Mustiman »

Ã?ncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla tüm hikayeyi okuşsunuz ve bu da beni çok mutlu etti.

Yorumlaranıza birkaç cevap vermek istiyorum bir mahzuru olmazsa.

Anlatım tarzımı beyenmeniz beni çok sevindirdi. Bu anlatım Zaman Ã?arkı'nı okumamdan sonra geliştiğini önceki yazdıklarımla kıyasladığımda anlayabiliyorum. Ama bu sizi yanıltmasın. Sadece bana yardımcı oldu. Hiç bir şekilde ondan konu veya anlatım hakkında bir esinlenme olmadı yazdıklarımda. Düşüncelerimi nasıl daha iyi bir şekilde anlatabileceğimi anlamamı sağladı. Ayrıca belirtmek isterim ki koonuda, ırklarda ve dünya hakkında bana tek yardımcı olan kişi kuzenimdir. Yardımları ise sadece küçük düşünceleri benim düzenlememle bir şekil alabilmiştir. O benden daha küçüktür.

Daha sonra belirtmiş olduğunuz tasvir sorununu gerçekten yaşamadığımı söyleyemem. Hatta sizin yaptığınız gerçekten hoşuma gitti. Ancak bu şekilde kendimi zorlayarak yazmak hoşuma gitmiyor da değil. Ã?ünkü yazımın bitiminde bunu okurken gerçekten büyük bir zevk duyuyorum. Ama bu zevki duymadan önce bunlar üzerinde birkaç oynama yapmam gerektiriyor ki bu oynamalar sürekli oluyor. Hikayeyi her okuyuşumda (birkaç günde bir okumaya çalışıyorum) bu değişmeler kaçınılmaz oluyor. Ama sizin yaptığınız gibi yapmayı bir denemek istiyorum. Bunu ikisini karıştırarak yazmayı planladım sizin yazdıklarınızı okuduktan sonra. Bu durumda iki türlü zevki de tatmış olurum hem. :D

Ayrıca demiş olduğunuz geometri dersi sözü de çok hoşuma gitti. bunları yazarken oks biteli çok olmuyordu. Kafamı boşaltmak için yazıyordum. Arada sırada aklıma bir soru da takılmıyor değildi. Bunları düşünürken yazıma da döküldüğünü fark etmemiştim. Bunu anca sizin dediklerinizden sonra fark edebildim ki bu çok hoş bir durum oldu benim için.

Yumuurtalara gelecek olursak. Biraz eksiklik olduğunun ben de farkındaydım. Hatta onları biraz daha açacaktım. Ama sonra düşündüm ki o anda Ahmet'in bu kadar şeyi incelemesi çok mantıksız. Yani bir uzaylı görseniz siz de onun ayrıntılarına değil, yalnızca dış görünüşüne bakar; iki tane görürseniz de aralarındaki farklar pek gözünüze batmaz diye düşündüm. Bunun için onların ayrıntılarından çok en bariz özelliklerini yazmayı tercih ettim.Fely'nin sesi, Bazlar'ın boyu gibi.

Raly'ye gelecek olursak Raly gerçekten Ahmet'e çok yakın gelen biri. Bunun nedenini söylemek istemiyorum ama öyle. Bu yüzden de Ahmet ve ben dahil okuyanlar büyük ihtimalle onu akıllarında daha çok tutacaktır. Ne de olsa bu kadar yutes arasındaki tek farklı şey. Ben de bu konuda daha fazla yoğunlaşmayı seçtim. Yani anlayacağınız yazdıklarım daha çok Ahmet'e göre. Bu da bazen eksiklik getirebiliyor ancak bu eksikleri de ilerleyen dönemlerde kapatabileceğimi umudediyorum.

Olay zincirindeki yorumunuz da beni tüm diğer durumlar gibi sevindirdi. Bu durum bekli de oyunlara çok düşkün iki kuzenim yüzündendir. Biri şu an yanımda oyun oynamak için başımın etini yiyor ama ben cevap vermeden edemedim. Her oyunda başka bir hikaye bulmak gerekiyor onlar için. Ã?yle saklambaç falan da oynamıyorlar. İllaha ben kral olcam. Ben komutan olcam (belki de bu birinin babasının komutan olmasındandır) dediklerinden ben de mecburen bol bol şey uyduruyorum. Ama bir yerden sonra bunların hangisinin daha etkili olduğunu düşünmeye başladığımda bana en etkili şey oyuna ortadan başlayıp öncesini ondan sonra kavramak ve oyuna devam etmek olmuştur. Sanırım yazıda da bunu kullanmışım. Tabi bütün bu olaylar biliçaltından hareketle oluşan şeyler. Anca yazdıktan sonra anlayabiliyor insan.

Zamana gelecek olursak şu ana kadar çok da zaman geçmiş değil. Zaten yumurtalar Ahmet uyanmadan önce de biliyorlardı geminin yerini. Onun bulup bulamayacağını sormalarıysa kendilerine güvenilmesini sağlamaktı. Ancak yine de dediklerinizi dikkate alacağım.

Son dediğiniz konuya gelecek olursak bu olay gerçekten çok zor birşey. Her zaman küçük küçük şeyler yazarak bana uygun olup olmadığını kontrol ediyorum. Ve yavaş yavaş bunu oluşturmaya çalışıyorum. Bu işin zorluğunu hepiniz biliyorsunuzdur zaten. Bana da bir orman dolusu meyve-sebzeden en çok seveceğiniz yemeği yapmak gibi geliyor bu. Bilmiyorum çok mu garip düşünüyorum ama bu arda yapmak gereken en önemli şey de yeni meyveleri ve sebzeleri bulmak heralde. Ve onu yemekte doğru şekilde kullanmak. Bu ormanın büyüklüğünü de açık bıraktım. Bakalım işe yarıyor muymuş? :D
Mustiman
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 55
Joined: Thu Jul 27, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Mustiman »

Evet gördüğüm kadarıyla kimse yorum yazmıyor. Sanırım okumuyorsunuz da. Ancak dediğim gibi. En azından küçük bir kısmını okusanız ve onun hakkında yorum yapsanız gerçekten çok sevinirim. Bilmiyorum bu şekilde yazmam yanlış mı ancak durumumu anlarsanız sevinirim. :)
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Ben hikayeni okudum ve çok beğendim Mustiman. Ama uzun uzun yorum yazamayacağım şu anda. Daha geniş bir zaman bulursam onu da yaparım. Ama hikayen güzel, etkileyici ve akıcı. Yaşına göre özellikle çok iyi bir hikaye. Tebrik ederim.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
Mustiman
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 55
Joined: Thu Jul 27, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Mustiman »

O geniş zamanı bulmanı dört gözle bekliyorum. Ayrıca diğerlerinin de yorumlarına açığım. Ne şekilde olursa olsun. Yeter ki okuyun ve yorumda bulunun.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests