Kader...
Onu değiştirebileceğini düşünüyorsan eğer, bil ki ona sebebiyet vermek üzeresin. Ancak, "Yapacağın şeyden şu an vazgeç." Diyemem, çünkü kader, vazgeçmenin sebebiyet verdikleri de olabilir. Bu yüzden kader, seni derin bir çaresizliğe hapseder. Umudunu kaybetmene yol açar. Sana asla açık bir kapı bırakmaz. Kader, oyunun sonudur.
Ya da başlangıcı...
*****
Hatırladığım en eski anım, onunla ilk tanıştığım zamana ait. 4 yaşındayım. Elimdeki sıcaktan erimiş çikolatanın yarısını ona uzatıyorum ve bana gülümseyip alıyor. "Merhaba. Benim ismim Dilek. Ya seninki ne?" Dilim tutuluyor. Ona ismimi haftalar sonra söyleyebiliyorum.
*****
Artık yorgunluktan titreyen ellerim, makinenin üzerinde son ayarlamaları yapıyor. Son arızadan bu yana 2 sene geçti ve bu zaman içerisinde her şey tekrar yapılandırıldı. Arıza çıktığı zaman tek bir parça olan ana gövde, şimdi altı parçadan oluşuyor ve bu parçalar, mekanik kollarla yan parçalara tutturuluyor. Makine çalıştırıldığı zaman, gövdedeki altı parça simetrik olarak dönmeye başlıyor. Makineye girecek olan kişinin akıl sağlığının yerinde kalabilmesi için bilincini koruması ve saniyede otuz tur atan gövde sebebiyle, sağlam bir mideye sahip olması gerekiyor.
Zaman yolculuğu yapacak kişi, üç aylık sıkı bir disiplinle eğitimden geçiriliyor.
*****
Okulu astığımız zamanlardan birinde, deniz kıyısında oturuyoruz. Bu anı önemli benim için. "Hadi gel, iki bira kapalım." diyorum ona, bana burnunu kıvırarak bakıyor. "Bira mı? Meyve suyu alsak?" O gün, onun alkol kullanmadığını öğreniyorum ve sebebini soruyorum. Bana şöyle diyor. "Ben uzun yaşamak istiyorum. Yaşadığım süre boyunca da insanlara yardım etmek. İçki içerek bunu başaramam değil mi?" Evet, haklı. Ve bunu ispatladı. Hayatı boyunca her türlü fedakarlıkta bulunarak insanlara yardım etti.
*****
Liseden arkadaşım Cihan yanıma geliyor. "İstersen biraz dinlen. 3 gündür uyumuyorsun." 3 gün oldu mu yahu? "Az kaldı Cihan. Yapzekden geldiler mi?" Yapzek, Türkiye'nin en uzman kadroya sahip yapay zeka şirketiydi. Zamanda yolculuk makinesinin, işlem başlatıldıktan sonra herhangi bir sorunla karşılaşması durumunda, yapay zeka duruma müdahale edebilecekti. "Onlar dün gelmişti." diye cevap verdi Cihan. İşte o anda, biraz dinlenmem gerektiğini anladım.
Yaşlanmıştım.
*****
Gençtik. Ama o biraz erken yaşlanmıştı. Her gün okula giderken görüyordum onu. Artık eskisi kadar konuşamıyorduk. Sürekli çalışıyordu. Gönüllü olarak pek çok yardım kuruluşuna başvurmuştu. Ona yardım etmek istiyordum. Bir gün sabah her zaman oturduğumuz Gönül Ã?elen isimli kafe de bunu önerdiğimde bana şöyle söyledi. "Benim yardıma ihtiyacım yok. Ama yardıma ihtiyacı olan çok insan var. İstersen bunları bulmana yardımcı olabilirim." Kabul etmemiştim. Sadece kendisine biraz daha dikkat etmesini söylemiştim. O ise gülümsemişti.
"Merak etme, ben ikimize yetecek kadar insana yardım ederim."
*****
Çalışma masama kafamı yaslayıp biraz kestiriyorum. Ama bu o kadar zor ki. Düşünceler asla bırakmıyor beni. Henüz bağlantısı yapılmamış kablolar kafama giriyor, manyetik alan çizgileri beynimin içinde kesişiyor, bir programda eksik kalmış satırlar aklımı kurcalıyor. Tam vazgeçtim diyorum...
Neden sonra orada bir kadın görüyorum. Esmer uzun saçlarını geriye atıyor, şöyle bir başını çevirip bana bakıyor puslu camın ardından. Ah o gözler... Bir an daha görebilmek için her şeyi verebileceğim gözler. Sonra arkasında bir ışık parlıyor ve benden uzağa götürüyor gözleri. Terler içinde uyanıyorum. Masanın üzerindeyim hala. Cihan karşımda duruyor.
"İyi misin?"
"Elbette, neden sordun ki?"
"Gözlerin kan içinde. Ayrıca bazı sesler duydum."
"Her zaman ki o rüyayı gördüm Cihan."
"Biliyor musun, bu yolculuğu yapacak doğru kişi olduğunu düşünmüyorum."
Sinirleniyorum.
"Ne halt etmeye 25 senedir çalışıyorum zannediyorsun?"
"Bak, çabaların boşa gitmeyecek ki. Sadece senin yerine başkasını yollarız."
"Olmaz." Diyorum. "Risk alamayız."
*****
Her sabah yaptığım gibi saat 7'yi 10 geçe, Gönül Ã?elen kafede kahvemi yudumluyorum. Yine her sabah olduğu gibi Dilek'in işe gitmek üzere kafenin yakınlarından geçmesini bekliyorum. Böylece onun tatlı yüzünü görebileceğim. İşe başladığından beri neredeyse hiç görüşemiyoruz. Benim için önemli değil. Sabahları burada onun yüzünü görmek, tüm günümün güzel geçmesini sağlıyor. Dilek, o sabah bir değişiklik yapıyor ve kafeye giriyor. Bir kapuçino alarak yanıma oturuyor.
"Bak" diyor, "Seninle fazla görüşemiyoruz son zamanlarda. Ama bu seni umursamadığımı göstermez. Aksine, seni çok özlüyorum."
Hayatımda ikinci defa dilim tutuluyor. Neyse ki, Dilek konuşmaya devam ediyor.
"şey, bu gece yemeğe gidelim mi? Ne dersin?"
*****
Akşam yemeğimi özenle yiyorum. Koca bir tabak salata. İçinde mısır, domates, aysberg, ismini bilmediğim başka sebzeler ve çeşitli soslar var. O gece Dilekle yediğimin aynısı. Tek fark, onun yanımda olmaması. Özenle yiyorum çünkü bu benim teknik olarak son akşam yemeğim olabilir. Teknik olarak diyorum çünkü son 25 senedir yediğim yemeklerin hiçbir tadı yok.
Yarın sabah ilk iş geçmişe, o güne döneceğim. Ve tüm hayatımı değiştireceğim. Dilek ile beraber sonsuza kadar mutlu yaşayacağız.
*****
Saat 7'yi 10 geçiyor. Gönül Ã?elen kafede kahvemi yudumluyorum. Dün akşam hayatımın en güzel gecesini Dilek ile beraber geçirdim. Bu kadar mutlu olduğum başka bir an yoktur belki de. Sonra Dilek geçiyor yanımdan. Esmer uzun saçlarını geriye atıyor. şöyle bir başını çevirip bakıyor bana puslu camın ardından. Karşıdan karşıya geçmek için yaya geçidinin önüne geliyor. Birden irkiliveriyor. Yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıya koşarak geçmeye çalışan yaşlı adamı görüyor. Böyle devam ederse adama çarpacak kamyonu görüyor. Zaman o anda duruyor. Yaşlı adam o anda duruyor. Sanki bir şeylerin farkına varmış gibi. Dilek'in koşuşunu görüyorum.
Adamı kurtarıyor...
Sonrası karanlık...
*****
"Bunu yapmak istediğine emin misin?" diye soruyor Cihan son bir kez.
"Daha önce de söylediğim gibi dostum. Beni bu kararımdan hiçbir şey geri döndüremez."
"Pekala. Yolculuk sırasında o zamanı düşün. İyi hatırlayıp hatırlamadığını sormayacağım bile. Unutma, bir şeyleri değiştirebilmek için yalnızca 5 dakikan olacak.Bu zamandan sonra makine seni geri getirecek. O yüzden elini çabuk tut. Ve biliyorsun, bu makineyi tekrar çalıştırma olanağımız olmayabilir. İşini hallettiğinden emin ol."
İşte o anda her yanımı bir heyecan kaplıyor. Düşünemez oluyorum. Onunla ilgili her anı birer birer aklıma geliyor. Titreyerek konuşuyorum. "Her şey için sağ ol dostum." Omzuna dokunuyorum, o da kemerimi takıyor.
"Her şey hazır. İşlem başlatılsın."
Gözlerim kararıyor.
*****
Neredeyim ben? Etrafıma bakınıyorum. Eski bir sokak. Sokağın başında bir saat kulesi var. 7:07'yi gösteriyor. Bu demek oluyor ki yalnızca birkaç dakikam var. Koşuyorum. Tanıdık bir şeyleri görene kadar koşuyorum. Sokaklardan dönüyorum ve bir kavşağa geliyorum. Kalbim gümbür gümbür atıyor. İşte o sokak. İşte ışıklar. İşte kafe, az ilerde duruyor. İşte ben.
İşte o. Az önce 25 sene önceki bana bir bakış attı.
Tüm bunları durdurmak için tek bir şansım var. Karşıya geçmesini engellemeliyim.
Karşıya geçmek için duruyor. Buna izin vermemeliyim. Etrafıma bakınıyorum. Gelecek adamı arıyor gözlerim. Bir yandan da sürekli Dilek'e bakıyorum. Geçmek için yelteniyor sanki. Kalbim bu kadarını kaldıramaz. Yola atlıyorum onu durdurmak için. Bağırmaya çalışıyorum. DUR! SAKIN KARşIYA GEÃ?ME diye. Ama sesimi bir tek kendim duyabiliyorum. O, beni görünce yola atlıyor. O an, her şeyi anlıyorum. Ve boğazıma takılan düğüm sebebiyle olduğum yerde kalıyorum. Beni ittiriyor ama kendisini kamyondan kurtarmak için zamanı kalmıyor.
O güzel yüzü, yorgun ama mutlu bakışları, eşsiz siması... Hepsi, bir ışığın altında yok oluyor.
*****
Ben, bugün, bir zaman makinesi icat edip, yıllar boyu sürecek çabalar sonucu, bugüne dönerek onu kurtarmanın hayallerini yaşıyorum.
Ben, bugün, lanetlenmiş kaderimin son zincirini tamamlıyorum.
Ben, bugün, gençliğimi kurtarmaya çalışırken aslında onu yok ettiğimi fark ediyorum.
Kendime tüm bu yaşananları haykırmak istiyorum.
Zaman makinesini parçalıyorum.
Yaşadıklarımın hiddeti içinde kendi hayatımı, tekrar ve tekrar yok ediyorum.
*****
Kader...
Onu değiştirebileceğini düşünüyorsan eğer, bil ki ona sebebiyet vermek üzeresin. Ancak, "Yapacağın şeyden şu an vazgeç." Diyemem, çünkü kader, vazgeçmenin sebebiyet verdikleri de olabilir. Bu yüzden kader, seni derin bir çaresizliğe hapseder. Umudunu kaybetmene yol açar. Sana asla açık bir kapı bırakmaz. Kader, oyunun sonudur.
Ya da başlangıcı...
Gönül Öelen ( hikaye ve yorumlar )
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
Gönül Öelen ( hikaye ve yorumlar )
Been there. Seen that. Got the scars.
.
Daha önce okumuş ve beğenmiştim bu öyküyü, ama tekrar okudum. Ve tekrar beğendim.
Eline sağlık.
Özellikle sırayla bir geçmişe bir geleceğe dönmendeki ustalık, bütünlük, anlatımdaki dinamizm ve sonlara doğru tırmanan heyecan, beni etkiliyen unsurlar oldu. Ve birbirini tekrarlayan ilk ve son paragraf özellikle çok çarpıcıydı.
.
Daha önce okumuş ve beğenmiştim bu öyküyü, ama tekrar okudum. Ve tekrar beğendim.
Özellikle sırayla bir geçmişe bir geleceğe dönmendeki ustalık, bütünlük, anlatımdaki dinamizm ve sonlara doğru tırmanan heyecan, beni etkiliyen unsurlar oldu. Ve birbirini tekrarlayan ilk ve son paragraf özellikle çok çarpıcıydı.
.
Çok güzel bir hikaye insanı epey düşündürüyor. Aslında sanki maymunlar cehennemindeki gibi bir çember içine yerleşmiş bir hayat söz konusu sanırım.... Ancak çemberin nasıl başlamış olabileceğine ilişkin hiçbir fikir yok... Ancak çok güzel bir hikaye...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Mükemmel
Gerçekten tam kaderi yansıtmışsın.Kader değiştirilemez, zaten o en son halindedir.En sondur.Tabi başlangıç denebilir mi bilmiyorum.Gerçi bütün hayat belirlidir, tabiri caizse alın yazısıyla.Gerçekten harikasın 
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests