5. Ödüllü FRPWORLD Kısa Hikaye Yarışması
İstanbul denen, kalbi gümbür gümbür atan, dişleri sivri, tırnakları toz pembe ojeli şu üstü başı yosun ve kabak kızartması kokan dev hatunu da hikaye konusu yaptınız ya...
Pek âlâ!!!
Müstesna bir konu, katılımcılardan çıkan da bir o kadar müstesna olur diliyorum.
Bu yarışmada olmayacağım lakin olmadığımdan mütevellit rahat rahat değerlendirme yapar, yorumlarımı yazarım naçizane.
Başarlar efendiler, başarılar!
Pek âlâ!!!
Müstesna bir konu, katılımcılardan çıkan da bir o kadar müstesna olur diliyorum.
Bu yarışmada olmayacağım lakin olmadığımdan mütevellit rahat rahat değerlendirme yapar, yorumlarımı yazarım naçizane.
Başarlar efendiler, başarılar!
<strong>“I reject your reality and substitute it for my own.”</strong> <br>Adam Savage
Yalnızca öykünün istanbulda geçmesi ve İstanbul'dan bahsedilmesi yeterli değil mi? Yani polisiye olur, fantastik olur, bilim kurgu olur. Farketmez yani değil mi? Ben emin olmadan yazmak istemiyorum da. Biraz da jüri üyelerinin hangi tarz öyküleri sevdiğini bilirsin yarışma daha bir garanti olur. Yo, son cümleyi ben yazmadım. İkinci kişiliğim yazdı yani del tuşu bozuldu. Neyse ilham gelirse yetiştirmeye çalışırım da yine de sayın bogus en sevdiğiniz tatlı nedir acaba?
(Bu arada gereksiz yazıların varlığı dolayısıyla özür dilerim.)
Aslında evet, beğeni örtüşmesi önemli bir nokta! Gerçi sevgili LeSorcier'in ne kadar ihtişamlı yazdığını göz önüne alırsak bizim öykülerimizi beğenmesi biraz zor.
şaka bir yana ben de henüz bir şey yazamadım, çünkü hala bir şehri öyküme nasıl konu edebilirim diye düşünüyorum. Yani öykü İstanbul'u nasıl temsil edebilir? Orada geçen bir olayı yazmakla oluyormu bu işler? şüphelerim var bu konuda. Ben İstanbul'da yaşıyorum, koskoca şehir yaa!
Ã?ncelikle bir şey söyleyeyim.
Benden sonuçlar açıklanana kadar gönderdiğiniz hikayeler ile ilgili hiç bir yorum, kritik, ön bilgi duyamazsınız. Ser veririm, sır vermem.
Ne tür hikayeler beğendiğime gelince, geçen yarışmada en beğendiğim hikayeye en çok puanı vermedim. Ã?ünkü yeni yeni oturtmaya çalıştığım puanlama sisteminde hikayeleri biraz daha teknik açıdan değerlendiriyoruz. Bu yüzden anlatım, kurgu, karakter gibi ayrı ayrı unsurların hepsinde iyi bir standart yakalayan hikaye birinci oluyor, ki geçen yarışmada neredeyse tüm Jüri üyeleri bu konuda hem fikirdi. LeSorcier'in hikayeleri teknik açıdan oldukça üstün olduğu için yarışmayı kazanması da kolay oldu.
Bu yarışmada kendisi jüri üyesi olduğuna göre ben sizin yerinizde olsam sabah akşam yazardım
Tabi hediyeleri beğendiyseniz, ki size şunu söyleyeyim bu güne kadar verilen hediyelerle kıyaslandığında maneviyatta aynı olsalar da maddiyatta kesinlikle daha ağır hediyeler.
Kısacası bir önceki yarışmada olduğu gibi bu yarışmada da size en önemli tavsiyem hikayelerinizi kurgu-anlatım-karakter-ortam gibi konularda güçlü oluşturmanız.
Gelelim İstanbul ile ilgili sorulara...
Bu kadar lafı anlatmamın sebebi aslında bu soruyu cevaplamak içindi. Tek kelime ile özetlemek gerekirse yarışmanın teması İstanbul. İsterseniz onu ortam (setting) olarak kullanırsınız, isterseniz onu bir karakter yaparsınız, hatta iddalıysanız kurgunuzu ve anlatımınızı bile İstanbul'a benzetebilirsiniz. (Mesela kurgu'da ortaya derin bir boğaz koyup sonra onu minicik bir köprüyle bağlayabilirsiniz, iki yarısı olan ve iki yarısı birbiri ile dar bir olayla bağlanan bir hikaye... Anlatımda da bir anda Taksim'in keşmekeşinden sadece bir yokuş inip Tophane nargilecilerinin dinginliğine inebilirsiniz...)
Demek istediğim biz hikayenizi okuduğumuzda "Bu hikaye İstanbul!" diyebilelim...
Fatih Akın'ın özellikle "Crossing the Bridge" olmak üzere diğer filmlerini, Eşkiya'yı, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları isimli kitabı başta olmak üzere diğer İstanbul'u içeren kitaplarını, Duman'ın İstanbul şarkısını, Orhan Veli'nin o meşhur şiirini sizlere bir fikir vermeleri açısından kendi adıma "yol gösterici" olarak niteleyebilirim.
Benden sonuçlar açıklanana kadar gönderdiğiniz hikayeler ile ilgili hiç bir yorum, kritik, ön bilgi duyamazsınız. Ser veririm, sır vermem.
Ne tür hikayeler beğendiğime gelince, geçen yarışmada en beğendiğim hikayeye en çok puanı vermedim. Ã?ünkü yeni yeni oturtmaya çalıştığım puanlama sisteminde hikayeleri biraz daha teknik açıdan değerlendiriyoruz. Bu yüzden anlatım, kurgu, karakter gibi ayrı ayrı unsurların hepsinde iyi bir standart yakalayan hikaye birinci oluyor, ki geçen yarışmada neredeyse tüm Jüri üyeleri bu konuda hem fikirdi. LeSorcier'in hikayeleri teknik açıdan oldukça üstün olduğu için yarışmayı kazanması da kolay oldu.
Bu yarışmada kendisi jüri üyesi olduğuna göre ben sizin yerinizde olsam sabah akşam yazardım
Kısacası bir önceki yarışmada olduğu gibi bu yarışmada da size en önemli tavsiyem hikayelerinizi kurgu-anlatım-karakter-ortam gibi konularda güçlü oluşturmanız.
Gelelim İstanbul ile ilgili sorulara...
Bu kadar lafı anlatmamın sebebi aslında bu soruyu cevaplamak içindi. Tek kelime ile özetlemek gerekirse yarışmanın teması İstanbul. İsterseniz onu ortam (setting) olarak kullanırsınız, isterseniz onu bir karakter yaparsınız, hatta iddalıysanız kurgunuzu ve anlatımınızı bile İstanbul'a benzetebilirsiniz. (Mesela kurgu'da ortaya derin bir boğaz koyup sonra onu minicik bir köprüyle bağlayabilirsiniz, iki yarısı olan ve iki yarısı birbiri ile dar bir olayla bağlanan bir hikaye... Anlatımda da bir anda Taksim'in keşmekeşinden sadece bir yokuş inip Tophane nargilecilerinin dinginliğine inebilirsiniz...)
Demek istediğim biz hikayenizi okuduğumuzda "Bu hikaye İstanbul!" diyebilelim...
Fatih Akın'ın özellikle "Crossing the Bridge" olmak üzere diğer filmlerini, Eşkiya'yı, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları isimli kitabı başta olmak üzere diğer İstanbul'u içeren kitaplarını, Duman'ın İstanbul şarkısını, Orhan Veli'nin o meşhur şiirini sizlere bir fikir vermeleri açısından kendi adıma "yol gösterici" olarak niteleyebilirim.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
-
Dragon_Knight
- Kullanıcı

- Posts: 165
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Sivas
- Contact:
İstanbul'da yaşamayan insanlar için İstanbul yazmak daha zor bence.Mesela ben tanıdık bir yer olmadığı için karakterin yaşadığı yerleri,olayların geliştiği yerleri İstanbulla benzer şekilde anlatamam
Eğer hikayemi yazabilirsem çok saçma bir şey olur bence 
Neden insanlar bu kadar acımasız ?<br>Neden dostum düşmanımdan farksız ?<br>Neden kaybedilince değerler anlaşılır ?<br>Neden güçlü hep duygularla oynaşır?<br>
Belki bu günkü İstanbul'u yazmakta zorlanırsın Dragon_Knight. Ama geleceğin İstanbul'unu yazabilirsin, ya da geçmişin. Sene 1453, top sesleri ile uyandığın bir sabah vs vs...
İstanbul bir dünya şehri, adına hikaye yazmak için illa ki içinde yaşamak gerekmiyor.
Biz belki şu anda nasıl bir yer olduğunu biliyoruz ama bizim bildiğimiz kısmı tarihinin yaklaşık olarak 500'de biri. O yüzden için rahat olsun.
İstanbul bir dünya şehri, adına hikaye yazmak için illa ki içinde yaşamak gerekmiyor.
Biz belki şu anda nasıl bir yer olduğunu biliyoruz ama bizim bildiğimiz kısmı tarihinin yaklaşık olarak 500'de biri. O yüzden için rahat olsun.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
-
Dragon_Knight
- Kullanıcı

- Posts: 165
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Sivas
- Contact:
Ben bugünü yazmak istiyorum
.Artık uydurma sokak adlarını ve saçma sapan diğer şeyleri mazur görün 
Hikayem inş 30 una kadar yetişir :plotting:
Böyle giderse devrimk yarışma olmadan alacak ödülleri
Hikayem inş 30 una kadar yetişir :plotting:
Böyle giderse devrimk yarışma olmadan alacak ödülleri
Neden insanlar bu kadar acımasız ?<br>Neden dostum düşmanımdan farksız ?<br>Neden kaybedilince değerler anlaşılır ?<br>Neden güçlü hep duygularla oynaşır?<br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
