5. Ödüllü FRPWORLD Kısa Hikaye Yarışması

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Hepsini okumadım ama süper hikayeler varmış be :D Dwaxer'ın hikaye de neden birinci olduğunu belli eden cinsten. Ailecek tebrik ederiz. Diğer yarışmacılar da alınmasınlar, son derece eğlenceli, sürükleyici şu ana kadar okuduklarım. Umarım ilerki yarışmalara da katılırlar, tatlı rekabet ortamı oluştururuz? Oluşturmaz mıyız?

Ayrıca yayında ve yapımda emeği geçenleri de(:P) tebrik ederim, onların işi de zor.
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

.
Teşekkürler. :D


Bogus, senin de giderayak sıkışık zamanlarında bir yandan yarışma etkinliğiyle uğraşmanı takdir etmemek mümkün değil. :clap: Hele de o tırnak işaretlerinin düzeltilmesi yok mu, "Can" mı dayanır ona yahu? :mrgreen: Askerlik hayatını bir frp senaryosuymuş gibi düşünürsek, umarım zarların 18 den aşağı gelmesin! :angel: Moradin kollasın seni!

.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Sevgili Bogus'un yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gidip daha kocaman bir gülümsemeyle geri dönmesini diliyorum...
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

ilk hikayeyi okuma fırsatı buldum.işte yorumlar:

Ölesiye Adalet; Dwaxer


Gizem, bulmaca, sürükleyicilik...

hepsini çok güzel barındırıyor.

Özellikle hikayenin başlarında komiserin kızla beraber vakit geçirme ile cinayet ile uğraşması arasındaki ikilem benim epey hoşuma gitti diyebilirim. Daha gerçekçi yapmış hikayeyi. Ve insan kendisi de böyle ikilemlere düştüğü için durumu anlamakta hiç zorlanmıyor.

Gerçekten ödül almasına şaşırılacak bir hikaye değil....

Ufak bulmacalar da ustaca hazırlanmış. Bundan sonraki yazılar için tavsiye vermek gerekirse bu tür bilmecelerin çözümünü bir sürece bağlamak zihindeki problemin gelişimini daha ayrıntılı anlatmak etkileyiciliği gerçekten arttırabilir.

Aslında hikayenin insanı şaşırtan bi şekilde bitmesini bekliyordum. Yani gidişat o şekildeydi. en sonunda vayy... nasıl yaaa dediğimiz hikayelerden biri olacağını düşünmüştüm.

Aslında hem yanılmış hem yanılmamışım:
Yanılmamışım cidden hikayenin o noktada bitmesi beni şaşırttı. Yani aslında kafada kalan soru işaretleriyle merak içindeyim hala. Tabii bu da bir tarz hatta hoş bir tarz ama yine de merak ediyor insan.
Yanılmışım çünküçok süpriz bi finalle karşılaşmadık. Neticede kız hikayeye karıştığı için kafamda iki ihtimal vardı biri bu şekilde tehdit unsuru olarak kullanılacağı diğeri de kızın olaylarla doğrudan ilişkisi olduğu yani aklıma kızın yabancı gizli bir örgüt üyesi olduğuna dair senaryolar bile gelmedi değil (sanırım çok şaşırmak istemişim =) )

Edebiyat uzmanı değilim ama tavsiye vermekten de çok çekinmeyeceğim neticede başarısını bi şekilde ortaya koymuş yazarlar dikkate alacakları ve almayacakları tavsiyeleri rahatlıkla ayıklayacaklardır.

Eğer karakterlere daha fazla kişisel özellikler yükleyip mümkünse zayıf yönleri de meydana çıkarılırsa gerçekten çok ilgi çekici oluyor. Eğer başka bir hikayede karşılaşsaydım süper yakışıklı, zeki miroğlu tipli polisimize daha antipatik yaklaşabilirdim. Her yönüyle iyi olan karakterlerle biraz sorunum var sanırım. Ama hikaye gerçekten iyi olduğu için bundan kurtuldu sanırım =)
-----------------------------------------------------------

Bütün jüri üyelerine özellikle bogusa teşekkür ediyorum bence gayet başarılı bir yarışma oldu bir dahaki sefere daha çok katılım umuyoruz. Bogusun yokluğunda ne kadar olur bilmiyorum ama ocakbaşının işlemesine özen göstermeye çalışacağız ama askerde olduğu sürece hepimiz onu arayacağız sanırım.

Tekrardan teşekkürler =)

Diğer yorumlar da zamanla gelecek arkadaşlar...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Ben de bir yerden başlayayım yorumlar sanırım yavaş yavaş gelişece...

Ã?LESİYE ADALET:

En çok hoşuma giden hikayelerden birisiydi. Özellikle kurgusunun ince planlandığını hissettim. Aynı anda cinayetin ve kızla ilişkinin içiçe olması güzel olmuş ve üstelik bu içiçelik hikayenin bir bütünlük sahibi olmasını engellememiş. Bir güzel yanda hikayenin arka planında İstanbul u da tanıtabilmesi... Gerek İstanbul u gerekse olayları zaten oldukça canlı tasvirlerle tanıtabilmiş hikaye... Ve bu tanıtma sırasında kızın yazdığı mektubun kullanılması da güzel olmuş...

Hikayenin güzel olan çok yanı var. Yukarıdakiler birkaç tanesi... Kötü yanı değil de belki daha iyi olabilecek birkaç yanı şunlar... Karakterlerin hiçbiri çok derin incelenmemiş. Belli duygu ve düşünceleri veriliyor. Ancak bu duygu ve düşünceler karakterlerden çok olayları betimliyor gibi... Sonuçta adımın kızla ilişkisi de olay bütünlüğünün içinde sayılır. Hikayenin sonu biraz boşlukta kalmış gibi... Bu daha önce de belirttiğim gibi açıktan farklı... Neler olmuş olduğu karanlıkta değil de tamamen boşlukta gibi. Ya da belki ben olabilecekleri tasvir eden sözcükleri tam çıkaramadım. Bir de olayların arka planı konusunda belki biraz dha ayrıntılı fikir verilebilirdi. Hani tüm arka plan bir anda açıklanmış... Açıklama sanki biraz daha renkli olabilirdi diye düşünüyorum.

Kızın mektubu ile olayların bağlanmasını doğrusu bekliyordum. Ancak belki beklenti bu kadar yüksek olduğu için olmaması daha iyi olmuş...

Güzel bir hikaye yazmışsın kardeş kutlarım... Ã?bür hikayeni en son değerlendireyim. : ) ) )

Ã?MİT:

Konusu beni hassas bir noktadan yakalayan bir hikaye idi... Konuyu da kurgusu ile oldukça iyi kavramış bir hikaye... Belli ayrıntılar da bunu destekliyor. Adamın adının Ã?mit olması mesela... Karakterin ayrıntıları ve geçmişini çok güzel anlatmışsın. Özellikle en son söylenen söz çok etkin olmuş... Geçmişin kendisi de özellikle hikayeyi ve hikayenin anlatmak istediğini çok güzel destekliyor.

Ancak etkilenmekle birlikte yine de hikayeyi okumayı bitirdiğimde bir boşluğun da olduğunu hissettim. İlk başta ne olduğunu tam anlamadığım bir boşluktu biraz daha düşününce kaynağını tahmin edebildim. Aslında asıl neden sanırım Ã?mitin geçmişinin hikayenin geri kalanını gölgelemesi gibi. Ã?rneğin ana hikayenin konusu olan karakterleri çok az tanıyoruz. Hasan ve Salih i hatta çocukları daha iyi tanımayı beklerdim. Zaten ilk başta çocukların toplanışını tasvir etmeye başlamışken sanki aniden Salih i öldürmeye karar verişleri hızlı olmuş gibi. Benzer şekilde olayın kendisini anlatan tasvirler sanırım Ã?mit in düşünceleri ve geçmişi tarafından gölgeleniyor. Kısaca karakter belki hikayenin anlamını da sırtlayarak öne çıkarken olay biraz geri planda kalıyor gibi. Bu da anlam güçlü olsa bile onun veriliş yönteminin çekiciliğini azaltıyor gibi..

Yukarıdaki bir ton garip dille yazılmış eleştiriye rağmen bunun da en sevdiğim hikayelerden olduğunu belirteyim. Belki de konusu bu kadar hoşuma gittiği için acaba nasıl daha iyi olabilir diye bu kadar düşündüm.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

O şEHİR

Bu hikayede ilk aklıma gelen nokta çok geniş bir arka plan dünyasına sahip olduğu... Çok farklı canlılar farklı yerleşim yapıları var. Arka planda ciddi bir planlamanın olduğunu hissettim. Ancak işin kötü yanı hikaye bu planlamayı en azından bana yeterince aktarmayı başaramadı. En basitini alırsak kurdumsu balığımsı gibi "canlılar"ı gözümde canlandırmayı başaramadım. Ã?yle olunca da hikaye gözümün önüne getiremediğim hayal gücümü aşan bir hikayeye dönüştü.

Bunun yanında her ne kadar anlaşılamayan noktaları yeterince aydınlatmadığını düşünsem de tasvirler güzeldi. Anlatımı belli bölümlere ayırmak da kesinlikle güzel bir anlatım denemesiydi.

Ancak nasıl desem olaylar arasında bağlantıyı kurmayı yeterince başaramadım. Adama aniden kurdun saldırması, gidip geldiği neresi olduğunu bilmediğimiz yer. Adamın aniden suya atılışı en sonunda kızla yapılan konuşma gibi olayları hikayenin bütünüyle birleştirmeyi başaramadım. Bu da hikayenin genel olarak ciddi bir şeyler anlatan ancak onları bana ulaştıramayan bir hikaye olarak algılamama neden oldu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

FELAKET TELLALI

Hikayeyinin ilk bölümünü okuyunca özellikle tasvirlerin ayrıntıları çok hoşuma gitmişti. Ancak ilerleyen bölümlerde anlatılan bölümler oldukça güzel anlatılmışken, eksik bırakılan bazı bölümlerin bu etkiye zarar verdiğini düşündüm. Doğrusu adamın uyarıyı yaptığı ana kadar hikaye etkisini korumayı başarıyor. Ancak uyarı yapıldıktan sonraki bölüm başka bir değişle şehrin yok oluşunu anlatan bölüm özellikle kafamda şu soruları uyandırdı. şehir neden yok oluyor. şehri yok eden güçler tam olarak neyin nesi? Uyarıyı yapan adam bunları nereden biliyordu ve neden bu uyarıyı yaptı... Bunlar açık kalmış gibi geldi ve bunlarla ilgili her hangi bir gizem hissetmemizi sağlayan bir bilgi kırınıtısını en azından ben bulamadım. şehrin yok oluşu ile ilgili tasvir de yine oldukça güzeldi. Kahinin İstanbul a yeniden gelişi ile ilgili tasvirin de... Ancak ilk başta şehrin yok oluşu ile ikinci uyarı arasında da kafamda beliren en ufak bir bağlantı olmadı... Bu da en azından hikayenin etksini benim açımdan azalttı.

Bir de amatör bir yarışmada çok önemli olmayabilir ancak tarih açısından biraz fazla titiz olduğum için dikkatimi çeken bir açıktan bahsedeyim. İstanbul ismi İstanbul şehrine Fatih İstanbul u aldıktan sonra verilmiyor. İstanbul kelimesinin aslı Yunancadır. Aslı Sta Poli den gelir. Sta Poli de Yunanca da şehir ya da İngilizcedeki şeklini yazarsak The City demektir. Bu biraz örneğin ODTÃ? lü birinin aynı okulda okuyan birine ODTÃ? ye giderken üniversiteye gidiyorum demesi gibidir. Türkiye de 70 küsur ( galiba arttı) Ankara da 10 kusur üniversite olsa bile nereye gittiğini bu şekilde anlatmayı başarır. Yunanlılar içinde İstanbul öyle önemliymiş ki İstanbul dan bahsederken şehir kelimesini kullanıyorlarmış... Bunu çok değişik kaynaklardan öğrendim. : ) ) ) Oldukça emin olduğum bir bilgi....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
devrimk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2082
Joined: Thu Feb 03, 2005 10:00 am
Contact:

Post by devrimk »

Değişik ve güzel hikayeler yazılmış, her hikayede farklı düşünceler ve dünyalar yaratılmış.
Yarışmayı düzenleyenlere, katılanlara, jüri görevi alanlara ve yorumlarını esirgemeyenlere teşekkürler.
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Bir de amatör bir yarışmada çok önemli olmayabilir ancak tarih açısından biraz fazla titiz olduğum için dikkatimi çeken bir açıktan bahsedeyim. İstanbul ismi İstanbul şehrine Fatih İstanbul u aldıktan sonra verilmiyor. İstanbul kelimesinin aslı Yunancadır. Aslı Sta Poli den gelir. Sta Poli de Yunanca da şehir ya da İngilizcedeki şeklini yazarsak The City demektir. Bu biraz örneğin ODTÃ? lü birinin aynı okulda okuyan birine ODTÃ? ye giderken üniversiteye gidiyorum demesi gibidir. Türkiye de 70 küsur ( galiba arttı) Ankara da 10 kusur üniversite olsa bile nereye gittiğini bu şekilde anlatmayı başarır. Yunanlılar içinde İstanbul öyle önemliymiş ki İstanbul dan bahsederken şehir kelimesini kullanıyorlarmış... Bunu çok değişik kaynaklardan öğrendim. : ) ) ) Oldukça emin olduğum bir bilgi....
Firble tamamen doğru demiş, bilgiyi ben de doğrulayayım. Istanbul'un cevresinde yaşayan insanlar Istanbul'u Sta Poli olarak çağırıyorlardı, Konstantinapolis adını pek kullanmıyordu cevre halk.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Dragon_Knight
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 165
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Sivas
Contact:

Post by Dragon_Knight »

Ben de bir yerden başlayayım yorumlar sanırım yavaş yavaş gelişece...

Ã?MİT:

Konusu beni hassas bir noktadan yakalayan bir hikaye idi... Konuyu da kurgusu ile oldukça iyi kavramış bir hikaye... Belli ayrıntılar da bunu destekliyor. Adamın adının Ã?mit olması mesela... Karakterin ayrıntıları ve geçmişini çok güzel anlatmışsın. Özellikle en son söylenen söz çok etkin olmuş... Geçmişin kendisi de özellikle hikayeyi ve hikayenin anlatmak istediğini çok güzel destekliyor.

Ancak etkilenmekle birlikte yine de hikayeyi okumayı bitirdiğimde bir boşluğun da olduğunu hissettim. İlk başta ne olduğunu tam anlamadığım bir boşluktu biraz daha düşününce kaynağını tahmin edebildim. Aslında asıl neden sanırım Ã?mitin geçmişinin hikayenin geri kalanını gölgelemesi gibi. Ã?rneğin ana hikayenin konusu olan karakterleri çok az tanıyoruz. Hasan ve Salih i hatta çocukları daha iyi tanımayı beklerdim. Zaten ilk başta çocukların toplanışını tasvir etmeye başlamışken sanki aniden Salih i öldürmeye karar verişleri hızlı olmuş gibi. Benzer şekilde olayın kendisini anlatan tasvirler sanırım Ã?mit in düşünceleri ve geçmişi tarafından gölgeleniyor. Kısaca karakter belki hikayenin anlamını da sırtlayarak öne çıkarken olay biraz geri planda kalıyor gibi. Bu da anlam güçlü olsa bile onun veriliş yönteminin çekiciliğini azaltıyor gibi..

Yukarıdaki bir ton garip dille yazılmış eleştiriye rağmen bunun da en sevdiğim hikayelerden olduğunu belirteyim. Belki de konusu bu kadar hoşuma gittiği için acaba nasıl daha iyi olabilir diye bu kadar düşündüm.
Firble öncelikle yorumun için teşekkür ederim. Bahsettiğin eksiklikler benimde dikkatimi çekti ama bunları düzeltmeye vaktim olmadı. Ã?eşitli sağlık nedenlerinden dolayı hikayemi yeteri kadar düzenleyemedim. Benim açımdan hikaye çok kötü bir zamana denk geldi :cry: ilerde bu hikayeyi tekrar ele alıp düzenlemek istiyorum.inş o zaman daha çok hoşuna gider
Neden insanlar bu kadar acımasız ?<br>Neden dostum düşmanımdan farksız ?<br>Neden kaybedilince değerler anlaşılır ?<br>Neden güçlü hep duygularla oynaşır?<br>
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: YalnızlıÄ?ın hüküm sürdüÄ?ü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Peki aynı halka ait diğer şehirler de yaşayan insanlar da kendi şehirlerine giderken Sta Poli demiyo mu?
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

İşte kırılma noktası burada... Aynı halk yani Bizans halkı ya da Yunanlılar adeta şehir denebilecek tek yerin Bizans olduğunu düşünüyorlarmış. Atina bile onlar için Bizans ın yanında şehir sayılmıyormuş. Bugün bile konuştuğum Yunanlılar İstanbul u Yunan tarihinin en önemli şehri olarak görüyorlar...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: Ýstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Dwaxer'ın hikayesini ve ardından kısa olduğu için DragonKnight'ın hikayesini okudum. Diğerlerini de bir ara okumayı istiyorum.

Dwaxer :

Bu yazıdan güzel bir çizgiroman çıkar bence. Çok güzel bir tarzın var ve bu, tamamen sana özgü bir tarz olarak kafamda yerleşti. Ã?yle ki bu yazıyı, senin olduğunu bilmeden okusaydım da muhtemelen ''Bu Kadir abinin yazısıdır.'' derdim. Birazcık Robert Ludlum'ı anımsattı okudun mu hiç bilmiyorum. Çok eğlendim okurken, ellerine sağlık.

Ancak şunu eklemem gerekir. İstanbul konulu bir hikayede, bazı anlarda durup bir düşünmek, ya da dalıp uzaklara gitmek isterdim. İstanbulu anlamaya çalışmak belki de. İstanbul içinde koşuşturmak yordu beni. Bir paragrafı dönüp dolaşıp 10 kere okumayı özlüyorum bazen. Eleştirmek her zaman kolay olmuştur. :)

Kızı sevmedim bu arada, pek karaktersiz biriymiş. İnsan kendisini biraz ağırdan satar. Hemen dedi senin eve gitmek istiyorum diye. Zaten ne geldiyse başlarına onun yüzünden geldi. Ama hikayenin sonunu çok beğendim. Bitmesi gerektiği yerde bitmiş.

Tebrikler tekrardan.

-----

DragonKnight:

Hikayenin, senin de dile getirdiğin gibi düzenlenmesi, çeki düzen verilmesi gerekiyor. Daha çok paragraf kullanabilirsin. Daha detaylı anlatabilirsin. Bazı kısa hikayeler çok kısa sürer ve öyle olması da gerekebilir. Ama seçtiğin bu özel ve güzel konu bu kadar kısa bir anlatımı hak etmiyor gibi geldi bana. Düşünce güzel, anlatım bence yetersiz kalmış.

Ã?mit, arkadaşı tarafından arkasından bıçaklandı. Bu beni şaşırtmadı. Neden? Biliyor muydum onun hain olduğunu? Aslında onun hakkında hiç birşey bilmiyordum. İşte sanırım sorun da burda. Ã?ncesinde Ã?mitin ona güvendiğini ve sebeplerini belli etseydin, ihanet daha etkili olabilirdi. Sonrasında adam da tartışıyor ve korumalar tarafından indiriliyor yere. Neden?

Güzel bir konu bu DragonKnight. Üzerine gitmelisin bence. Bu hikayeni düzenleyebilir ya da bir yenisi üzerinde çalışabilirsin. Ã?abaların için seni gönülden tebrik ediyorum. Saygılarımla...
Been there. Seen that. Got the scars.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Epey uzun zaman geçti farkındayım ancak dersler yeni müsait oldu. Kalan hikayeleri değerlendireyim.

İNTİKAMIN AYAğI

Hikayeyinin konusu oldukça farklı bir konu ve tasvirlerinle ortamı gözümde canlandırmayı da başardın.Anlatımından arkada tam anlamı ile kavrayamazsam da güçlü bir akademi yapısını ve olaylar zincirinin varlığını da hissettim. Bu yapıyı özellikle gerektiği noktalarda gerektiği kadar tasvir etmen güzel olmuş.

Hikayenin belli noktalarda anlatımın olaylara beni çok hazırlayamaması oldu. Ã?rneğin öldürülecek kişinin Bora karakterinin oğlu olması... Bir de akademi ile ilgili ilk başlarda yaratılan gizem duygusunun hikayenin koşuşturma sahnelerinde eksikliğini hissettim. Sanki o bölümler kopuk bir hikayenin parçası gibi geldi bana...

İSTANBUL YANIYOR

Fantastik Dünya ırklarını bu Dünyaya taşıman güzel olmuş. Ancak özellikle senin anlattığın Anadolu bugünkünde oldukça farklıyken bana bu bilmediğimiz ayrıntılar biraz hızlı geçiştirilmiş gibi geldi. Özellikle en sonunda ejderhalar geliyor ve şehir düşüyor. O sırada en başta tanıdığımız karakterlere ne olduğunu bile bilmiyoruz. Hikayeyi bu hali ile daha çok daha uzun bir öykünün ayrıntılardan arınmış özeti ya da bir romanın girişi gibi hissettim.

KUANTUM Ã?ARPMASI

Kesinlikle cesur bir öyküydü. Çok çok çok değişik bir konuyu çok çok çok değişik şekilde işlemiş... Dolayısı ile bu hikayede benim anlatılmak istenen birçok şeyi anlamamış olmam da olası... Adamın karakter yapısı ve gizemli kız karakter oldukça ilginçti. şatonun ya da evin duvarlarında görülen sahneler de öyle... Ancak canavarın çıkmasından sonra olanlar hele en sonunda teyzesi ile olan konuşmanıb hikayeye kattığı anlamı pek anlayamadım. O nedenle hikaye ana temayı bana hissettirse de veremedi. Tasvirlerinin çok güzel olduğunu ekleyeyim. Özellikle İstanbulla ilgili tasvirleri en güzel hikaye sanırım buydu. Bunun tek rakibi de sanırım senin öbür hikayen...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

Okuyan ve yorumlayan arkadaşlar tekrar teşekkür ediyorum.

Firble, yorumundan dolayı Kuantum Ã?arpması hakkında bir iki cümle yazma ihtiyacı hissettim. Tabii böyle biraz tuhaf oluyor, ancak tam anlaşılamamaktansa (nasıl olsa biz bizeyiz yabancı değiliz diye düşünerek :D ) bir iki açıklayıcı kelam etmeyi göze alıyorum.

Kuantum çarpması, Ersin Kav’ın birdenbire kendini (kendi bilinçaltı tarafından şekillendirilmiş) paralel bir evrende bulmasını konu ediyor. O ev, adamın etkisinden bir türlü kurtulamadığı geçmişini temsil ediyor. Kız ise geleceğe dair hayallerini temsil ediyor; zaten “ben de Hülya’yım” (hayal) diyor dikkat ettiysen. Ve paralel evrende yaşadıklarının zaman boyutu farklı olduğundan ona çok zaman geçmiş gibi geliyor ama aslında geçmemiş oluyor.

Genelleme yaparsak; geçmişimizde yaşadığımız travmalar, zamanla korku ve güvensizliğe dönüşen çeşitli baskılar, ihanet, kötülük, vs, sonunda kendini sevmeme hatta nefret etme duygularına dönüşerek; içimizdeki (ruhumuzda) en masum, cesur, saf hayallerimizi parçalayacak korku canavarları yaratıyor; demek istedim o öyküde. :D
.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests