Ölüme Öıkan Hayat (Hikaye)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Donaef'le oyun oynayan Truan'ın bu alayı karşısında Kerdox hiç istifini bozmadan cevap verdi "İblislerin muhabbetlerinin hoş olduğunu duymuştum. Olabilir, fakat bir bidonun yeteceğinden pek emin değilim işte, şunu yirmi bidon yapsak?" dedi sırıtarak. "Görevimide tam olarak bilmiyorum, hatta varlığından bile şüphe etmiyorum değil hani! şu Gimbell baş belasını bir bulsam, işte o zaman..." dedi sağ elini sol avuç içine vurarak.

Raegnek geldiğinde antilop biraz uzaklarda otlanmaya gitmişti. Antilop Kerdox'a doğru yaklaştığında kokusunu alan Raegnek kafasını kaldırıp, kulaklarını dikip havayı koklamaya başladı. Ardından kokunun yerini tespit edip ayağa kalktığında antilopu gören Raegnek onun üzerine doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladı.

Bunun üzerine antilop Kerdox'un onu koruyacağına güvenerek yanına gitti. Fakat Kerdox bu durumu hiç umursamamaya çalışarak oyuna konsantre olmaya çalışıyordu. Durmadan ayağa kalkıp ikisininde eline bakıyordu.

Antilop tam kaçmaya uğraşacaktı ki Raegnek ona yaklaşarak sol ön patisini dönmeye çalışan antilopun sırtına koyarak durdu. Antilop şaşkınlıkla kurda bakarken Raegnek ise patisini indirdikten sonra Donaef'e bakarak havladı.

Bir süre sonra Donaef kart oyununu kaybettiğinde Kerdox'a ettiği "Siz cüceler yeri geldiğinde gerçektende göz kamaştırıcı şeyler tasarlayabiliyorsunuz," küfürü karşısında cüce ne diyeceğini bilemedi.

Bir süre Donaef'e baktıktan sonra cüce "Yeri geldiğinde mi?! Ne demeye çalışıyorsun seni lağım faresi! Biz cüceler her zaman göz kamaştırıcı şeyler tasarlarız!"
Last edited by Alenthas on Tue Jan 29, 2008 11:52 pm, edited 2 times in total.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Senden şu anda istediğim tek şey şu lanet olası cücenin kafasındaki ayı burnunu alman. Zaten kendisi yeterince korkunç. Kabuslarıma girmesini istemem." dedi kıkırdayarak. Sonra Donaef'in kulağına fısıldayarak ."Gerçekten dalga geçmiyorum. şu postu şunun kafasından alırsan sevinirim." dedi tekrar tebessüm ederek. Ve sonra cüceyle birlikte diğerlerinin yanına gitti. Kerdoxla gene atışıyorlardı. Yol boyunca ayı postuyla dalga geçmişti Truan. Ve çıkarmasını şiddetle tavsiye ediyorud. Hem cüceyi olduğundan daha fazla kokutuyor hem de gerçekten bir hayvana benziyordu.
Last edited by CLiCKs on Fri Feb 01, 2008 9:25 am, edited 1 time in total.
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Donaef, Kerdox'la Truan'a onları biraz arkadan takip edecegini söyledi.Truan ve Kerdox biraz sasırsada Donaef'ın teklifini kabul ettiler.Donaef biraz önce duydugu kurt ulumasının geldigi yöne dogru kostu.Raegek coktan gitmisti.Bir süre sonra Raegek'in sesini ve diger kurtun sesini duydu.Neler oldugunu anlamayan Donaef Raegek ile diger kurtun yanına yaklastı.Raegek Donaef'a karsı hırlamıstı.Saldırı pozisyonuna gecmisti.Donaef ne oldugunu anlamamıstı.Raegek ona karsı hırlıyordu.Neler oluyor?dedi Donaef kendi kendine.Raegek neden böyle davranıyordu.Ne yapmalıydı Donaef.Neler oluyor?

"Dostum benim Donaef" dedi sasırarark Raegek'e.Kurt hala hırlıyordu.Donaef,Raegek'in diger kurtu korudugunu hissetmisti sanki.Ben tehlike altıydayken aynı seyi yapıyordu belki simdi de...Donaef sakince geri cekildi ve kayanın üstüne oturarak beklemeye basladı.Kurtları izliyordu.Raegek diger kurtun yaralı bacagını yalıyordu.Donaef durumu anlamaya calısmıstı.Raegek gercekten diger kurdu koruyordu.Sabırla bekledi.

Bir kac saat sonra Raegek, Donaef'a bakarak bir havlama cıkardı.Donaef simdi yanlarına gidebilecigini anlamıstı.Yavas hareket ediyordu.Raegek'in yanına geldi ve diger kurtun bacagında derin bir kesik oldugunu anladı.Diger kurt ona bakıyordu.Donaef'in icinden bir ürperti gecti.Cok kötü yaralanmıs dedi icinden ve sırt cantasından bir bez cıkardı.Bir tane de icki cıkararak beze döktü.Lanet olsun bunu ben mi yapıyorum."Bu biraz acıtacak, fakat dayanmak zorundasın" dedi Donaef kendi kendine.Elinde ki bezle kurdun yarasını temizledi.Bu sırada kurt acı cekmisti fakat Donaef'ın ona zarar vermedigini anlamıstı.

Donaef bir odun aldı ve temiz bir bezle kurdun bacagını.Anladıgı kadarıyla kurdun kemigide catlamıstı.Kurdun bacagını sıkıca tutturduktan sonra oturdu.Bekledi digerleri muhtemelen merak etmisti onu fakat bu durumda yapabilcegi pek bir sey yoqtu.[/i]
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Martranna'nın, alnından terler akıyordu. Taş gibi kıpırtısız orkun, etrafındaki oda yavaş yavaş silinmeye başladı. Karanlık içinde, kendinden başka, hiçkimse yoktu. Ses yükselmeye başladı. Toynak sesleri, demirin taşa sürterken çıkardığı gıcırtı sesini duyuyordu. Bu gelen, ani imgeye yerleşmek için düşüncesini yoğunlaştırdı, Martranna. Toz bulutu, karanlık görüsünü açmaya başladı. Askerler ilerliyordu, büyük bir keşif taburuna benziyordu. Üzerlerindeki armalara doğru, zihin gözünü çevirdi.

"Sen, de kimsin?",dedi korku dolu ses.

Martranna, görüntüyü bırakıp, mağaraya algısını çevirdi. Genç prens uyanmıştı.

Gözlerindeki, akı olmayan karanlık kaybolurken, prenste rahatlamış görünüyordu.
" Gözlerin... Nerdeyim ben?" şaşkınlıkla, yarasını tuttu. İyileşmiş olduğunu gördü. Etrafındaki, oda sinirlerini bozmuş olmalı ki, ayağa kalktı.

Oturduğu minderin yanında, kaynayan kazandan yükselen dumanın altındaki dişi orka yakından bakınca, tepede onu gördüğünü hatırlamıştı.
" Yaram, iyileşmiş. Kuzgun nerede?"

Martranna, derin bir nefes aldı.
" Tehlikedeyiz, karapençenin adamları buraya doğru geliyor. Bana yardım etmelisin." Ayağa kalktı ve karşı duvara sabitlenmiş küçük bir dolabın , beş köşeli yıldız şeklindeki topuzunu çevirdi, eğilmiş içindekileri karıştırıyordu. Bir kavanozu hızlıca, cebine atmıştı bile.

Alamuttu: " Büyücü olmalısın. Kuzgunu bulmalıyım." Kapıya doğru hareket etti.

Martranna; " Büyücü değilim, kahinim. Kuzguna yardım etmek istiyorsan, zamanımız az. Dediklerimi yapmalısın." Elindeki, altın kupayı yere yerleştirdi. Diğer elinde, gümüş bir hançer vardı.

Alamuttu durup, dişi orka şaşkınlıkla bakakaldı. Martranna, yere oturdu.
" Ã?nüme otur, hadi."
Denileni yaptı. Elini uzattı, güzel dişi ork ve adamın ellerini yavaşça tuttu.
" Sakin ol. Sesim kuzguna gidicek. Buraya gelmesi için yol göstericek. Onu düşün."

"Hızlı olmalıyız... ah aklımdan çıkmıştı." Kupaya seslendi, Martranna. İçinden, yükselen dişi gölgenin ırkı belli olmuyordu. Orka doğru konuştu.

"Evet, Sahibem"
"Eşyaları topla, Freida. Gidiyoruz." dedi, Martranna.
"Emredersin, Sahibe." Sesi, müzik gibi odada çınladı.
Gölge kupadan ayrılıp, aşağı inen tünellere doğru hızlıca süzüldü ve kayboldu.

Alamuttu ile Martranna tek başlarına yerde oturuyorlardı. Martranna, prensin sözlerini anlamadığı fısıltı halinde, konuşmaya başladı. Prens ve cadıyı ürpetti.
Alamuttu, kendine seslenen cadıyı duydu. Başını kaldırdı. Martranna, gel işareti yapıyordu. Alamuttu yükseldi ve cadının elni tuttu. Aşağıdaki bedenlerini, görebiliyorlardı. Süzülerek mağaradan çıktılar. Cadının eli onu tutuyor ve yönlendiriyordu. Aşağı ovalara indiler, ağaçların arasından geçtiler. Kuzgunu gördüler. Yaşlı büyücü ve yanındaki genç adam da hemen yakındaydı, işte. Cadı etrafa baktı. Ne kadar çok kalabalık vardı. Kuzgunun, büyücünün ve yanındaki adamın mağaraya gelmesi gerekiyordu, hem de hemen. Alamuttu, kuzgun onu duyucakmış gibi konuşuyordu. Cadı onu çekti, geri mağaraya döndüler.

Sarsılmış Alamuttu , kuzgunu gördüğünden cesaretle, üzerindeki tutukluğu çabucak attı.
" Bizi duymadı."

Martranna, Sol elini havaya kaldırıp gösterdi.
" Elimi orada bıraktım, onlara yol göstericek." Sanki, olağan birşeymiş gibi konuşmuştu.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Kuzgun, Magnus ve huufet konuşmaları sırasında. Havada kopuk bir el belirginleşmeye başladı. Onlara gel işareti yapıyordu, aceleyle. Bakımlı yeşin tenli elin bir ork eli olduğu belliydi. Sabırsızca, kuzguna, magnus'a ve huufete ileriyi işaret edip, gelin işareti yapıyordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Prens, hızlıca geriye çekildi. Martranna'nın, sol elinin bileğinden sonrası yoktu. Başını kaldırıp, kızın elindeki hançeri gösterdi.
"Peki o ne için?"

"Gerekirse diye almıştım." Gülümsedi, kız. Hançeri cüppesine kaldırdı.
"Bazen ruhlar eeee" Adamın rahatsızlığı anladı.

"Gelirler birazdan, çay ister misin?" Suratı kızardı. İki tane bardağa, çayı doldurmaya başladi.
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Kurtlarla beraber uzunca bir süredir oturuyordu Donaef.Raegek'le diger kurt (disi oldugunu anlamıstı) koklasıyordu.Donaef'ın gitmesi gerekiyordu.Digerlerinin yanında olması gerekirdi izlerini kaybetmek istemiyordu fakat nasıl olsa bulablirim düsüncesi vardı kafasında.Bir kac gün burda mı kalmalıyım yoqsa gitmeliyim diye düsündü.Raegek disi kurdu koruyabilirdi.Kendisinin de gruba yetismesi lazımdı.Yetismesi lazımdı cünkü buradan gitmesi gerekiyordu hemde derhal.Ne kadar fazla bu cevrede kalırsa yakalanma durumuda o kadar fazlalasırdı.Hemde digerlerini yapmaları gereken görev yerlerine bırakmıs olurdu.Ondan sonra ne olacaktı peki.Gittigi yerde yine aranan biri olmak istemiyordu.İslerini daha dikkatli yapmalıydı.Belki kraliyet icin calısan bir hırsız olabilirdi.O zaman aranmasına da gerek yoqtu.Donaef düsüncelere dalmıstı.Aradan uzun bir zaman gecmisti.Bir kac gün burada kalabilirdi.Yarın belkide yola cıkardı.Hava kararmaya baslamıstı.

Raegek diger disi kurtla beraberdi ve diger kurt da yavas yavas yürümeye calısıyordu.Bir süre sonra iki kurtta gözlerden kaybolmustu.Donaef uzun bir aradan sonra tekrar yanlız kalmıstı.Yine o eski yanlızlıklarına dönmek istemiyordu.Yine karamsar olmak istemiyordu fakat belki de en iyisi yanlız olmak diye düsündü.Raegek'in de disi kurtla beraber buralardan gidebilme durumu icine birden oturmustu."Raegek sende uzun bir aradan sonra belki mutluluguna kavusacaksın,yakında evet yakında kavusacaksın belki bende bu mutluluga kavusurum, yakında ahhh... belkide hic." diyerek düsümncelerine yenilerini katmaya devam etti.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Kuzgun, yaşlı büyücünün cevabını bekliyordu tüm istediği bu karmaşadan ve tanımadığı bu insanların yanından bir an önce gitmekti. Bunun için yerek insanlardan birazda olsa yardım alması gerektiğinin farkında olması, canını daha da çok sıkılmasına neden oluyordu. Bu rahatsız edici düşünceler kafasından geçerken birden bire havada belirmeye başlayan kopuk el şaşırmasına neden oldu. Kuzgun gördüklerinin bir hayal olduğunu, kendisinin aslında böyle bir şey görmediğini içten içe tekrarlarken, havada duran kopuk yeşil elin onlara gel işareti yaptığını, yalnızca kendisinin değil yanında bulunan insanlarında gördüğünü anladı. Son zamanlarda yaşadıkları düşünülürse bir an delirdiğini sanması pekte hoş bir iz bırakmıyordu. Havada beliren yeşil elin sabırsızca ilerleyin işareti yapması Kuzgunun kafasını iyice karıştırmıştı. Soran gözlerle yanında bulunan yaşlı büyücüye ve genç yerek insana baktı... Yaralı prensin bulunduğu tepenin yamacındaki mağraya gitmek için, yaşlı büyücü ve genç insana rehberlik yaparak adımlarını hızlandırdı.
Last edited by esen on Thu Jan 31, 2008 10:23 pm, edited 1 time in total.
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

.

“Hayatımda ilk defa havada uçan bir el görüyorum” demişti Huufet. Magnus Arcane, hayatını köle olarak geçirmiş bir köylü çocuğunun nasıl olup da böyle düzgün bir şiveyle konuştuğunu takdir ve merak ediyordu. Fakat şimdi bunları kurcalamanın sırası değildi. “Ben de evlat ben de. Elin bize yaptığı hareketin ne anlama geldiğinden tam olarak emin değilim ama sanırım bizi çağırıyordu” dedi Magnus.

Magnus ve Huufet, Essonya’nın tarif ettiği yere doğru (havadaki yeşil elin çağırdı yöne) nehir kıyısını takiben yürüyorlardı. Nehrin bir tarafı ova, diğer tarafı ise ormanlıktı. Buralarda su derin olmadığından karşıdan karşıya geçmek bir sorun teşkil etmiyordu. Genç kızın söylediğine göre yaralı arkadaşı ileride ormanın kıyısında, hatta biraz içinde bulunan tepelerin yamaçlarındaki bir mağaradaydı. O tarafa doğru hızlı hızlı yürüdüler. Essonya, Magnus ve Huufet’in yanından yürüyordu, müzisyen olan biri elf biri insan iki genç ise tepelere doğru neredeyse koşarak önden gitmişlerdi. Cüce, gnom ve hırsız çocuk ise ne zamandır ortada gözükmüyorlardı ama arada sırada nehrin diğer tarafındaki ormanın içinden yankılanan sesler duymak mümkün oluyordu ki buna çeşitli hayvan sesleri de dahildi. Magnus bu gürültüleri duydukça ağaçların üzerinden korkuyla havalanan kuş sürüleri görüyordu. “Bu grubun adı şamatacılar grubu olmalı” diye düşündü.

Sonunda tepelerin yamacındaki mağara ağzına vardıklarında; biraz ötedeki ağaçlardan diğerlerinin sesleri duyuluyordu, yakında olmalıydılar. Essonya’nın önderliğinde mağaraya girdiler. Magnus müzisyen gençlerin elleri yeşile çalan biriyle konuştuklarını gördü. Essonya ise diğer tarafta pahalı kıyafetlerine kan bulaşmış yorgun bir adamın yanına koşarak “iyileştin mi?” diye sormuştu heyecanla. Görünüşe bakılırsa yaralı arkadaşım dediği adam buydu ve artık yaralı değildi.

.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Mağradan içeri girdiklerinde Kuzgun, yorgun bir halde oturan prensin yanına koşarak gitti ve prensin artık iyileşmiş olduğunu gördünde yinede "iyileştin mi?" demekten kendini alamamıştı. Prens şimdi daha iyi gözüküyordu ama yinede yorgun olduğu her halinden belliydi. Bir anda omuzlarından büyük bir yükün kalktığını hissetti ve gülümseyerek prense

-"İyi olmana gerçekten sevindim, senin için bir hekim aramaya çıkmıştım, şansıma bir büyücü buldum yinede bunların hiç birisine gerek yokmuş. Bu arada seni kim iyileştirdi, yoksa dişi orkmu?"
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Martranna, ayağa kalktı. Siyah cüppesi, sönmeye başlayan ateşin ışığını yakaladı.

" Size hemen gitmemiz gerekiyor, desemde. Adımı sormaya devam ediceksiniz. " Kısa bir an, dudakları kıvrıldı, gülümsedi.

Huufet'e, Magnus'a ve Kuzgun'a yaklaştı. Gölgelerin arasından sıyrılmış, orku fark ettiler.

" Adım, Martranna. Geleceğin dalgalı akıntılarında, burada karşılaşmamız gerektiğini öngördüm. Dişi ork olarak mı, çağırıyordunuz beni. " Havadaki yeşil el, kıza doğru uçtu. Ve koluna bağlandı.

Alamuttu, kuzguna sarıldı. Rahatlamıştı. O da, Martranna'yı dinliyordu.
Huufet huzursuzca mağaradaki, eşyalara göz gezdiriyordu. Yerdeki altın kupaya bakıyordu, ara sıra.
Magnus, bir orkun bu nazik davranışını garip bulmuştu ki, kehanetten bahsettiğini anladı.
" Bizleri bir araya toplayan nedir, Bayan. "

Huufet, kıpırdandı.

Martranna, konuşmadı. Sanki birşey bekliyordu. Kuzgun, ayağa kalktı.
" Neden, bekledin. Hemen iyileştirebilirdin. " Birden sinirlendi.
" Onca yol... Biliyordun. "

Mağara sarsıldı. Tavandan, tozlar aşağı döküldü. Ayak sesleri, mağaranın içinde gümbürdemeye başladı.

Martranna: " Buraya doğru gelen bir asker taburu var. İkinizi arıyorlar. " Kuzgunu ve genç prensi gösterdi.

" Hepimiz tehlikedeyiz. Hemen aşağıdaki odama geçmeliyiz. " Yerdeki altın kupayı aldı, yenine kaldırdı.
" Beni izleyin. " Tünellerden aşağı doğru ilerledi.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor ve Lugtarias en sonunda bir mağaraya vardılar.Bu mağaranın prensin bulunduğuu mağara olduğunu düşündüler.Fakat mağaranın çökmekte olduğunu farkettiklerinde biraz geri çekilerek izlemeye koyuldular.Korkmuşları ve içeride neler olup bittiğini bilmiyorlardı.Beklemeye karar verdiler.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Donaef,düsüncelerine dalarken uykuya dalmıstı.Gözlerini actı ve pek fazla uyumadıgını fark etti.Gözleri Raegek'i aradı ve en sonunda ilerden disi kurtla beraber geldigini gördü.Raegek yanına geldiginde Donaef rahatlamıstı.Raegek, Donaef'a bakıyordu.Donaef da Raegek'e baktı ve sırıttı."Eglenmissinizdir umarım" dedi hafif bir gülümsemeyle.Raegek Donaef'a biraz daha yaklastı.Biraz daha yaklastı ve Raegek Donaef'ın yüzüne burnunu deydirdi.Donaef sasırdı."Raegek...Neden böy...?" dedi ve Raegek Donaef'ın yzünü kendi yüzüne dogru yumusakca sürttü.Donaef'ın icinden bir ürperti gecti."Yoksa bu bir veda mı dostum?" dedi icindeki ürpertiyle sesi hafif titrek cıkmıstı.Disi kurt ilerde bekliyordu ve Donaef'a bakıyordu.Donaef,Raegek'in kafasını yavasca oksadı.Vedalasmalarının bu kadar ani olacagını beklemiyordu Donaef.Raegek'in gözlerinin icine baktı ve "Seni anlıyorum dostum...Umarım mutlu olursunuz.Diger kurtun zaten senin yanında zarar görecegi aklımın ucuna bile gelmez" dedi aglamaklı bir sesle.

O anda icinde yine o ses cıktı.İlk basta pek anlayamadı fakat birden netlesti sesi.Bu.Bu Raegekti."Hoscakal insan dostum.Seni özleyecegim fakat bunu yapmak zorundayım." dedi ses ve daha önceden hic duymadıgı bir inilti kafasında cınladı."Raegek sen aglıyor musun?"dedi Donaef da aglayarak."Bende seni unutmayacagım dostum.Bende seni unutmayacagım" dedi ve Hıckıra hıckıra Raegeke sarıldı."Kendine iyi bak dostum.Her zman bu durumun olacagından korkmustum fakat sen mutlu olacaksan...Bende mutlu olurum" dedi ve yavasca Kurttan ellerini ayırdı.Ayaga kalktı hala aglıyordu Donaef.Bu hem üzüntü hemde sevincten kaynaklanan garip bir duyguydu.

Raegek yavas yavas disi kurtun yanına gitti.İki kurt birden Donaef dan uzaklasıyordu.Donaef aglayarak Raegek'e bakmaya devam ediyordu.Cok uzaklasmıslardı ve Raegek dönüp son bir defa Donaef'a baktı "Hoscakal insan dostum.Hoscakal..." dedi ve disi kurta yetismek icin hızlandı.Donaef olayınm etkisindeydi.Yerden sırt cantasını aldı ve Kerdox'la Truan'a yetisme arzusuyla yavasca yürüdü.Aklında hala Raegek'in aglaması vardı."yine yanlız kaldın Donaef.Eski günlerde ki gibi..."
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

"Askerlermi? Askerlerkimiarıyorlar? Alınmayınamasiziarıyorolmasınlar? Bildiğinizgibi..şey.sizorksunuzya." Glimbell tanımadığı bir orkun onları tuzağa çekebilme ihtimalini düşündü. Keşke Kerdox burada olsaydı diye düşündü.

"Hemaskerleriatlatabilirizistersek. Aradıklarıkişilerinkılığınıdeğiştirebiliriz. Tabiiaradıklarıkişilerkatilfilandeğilse. Birkatilikanundansaklamakhiçhoşumagitmezdoğrusu."

Magnus bu küçük yaratığı unutuvermişti ama yol boyunca yanlarında görmediğinden de emindi. "Sakın bu bızdık görünmezlik büyüsü kullanıyor olmasın?" diye geçirdi içinden.
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: Ýstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Huufet, arkasını dönüp ilerlemeye başlamış yaratığa bir an tereddüt içinde baktı. Sonra, ne düşündüğünü öğrenmek için büyücüye döndüğünde göz göze geldiler. Büyücü kaş göz hareketiyle düşüncelerini dile getirdi. Eee? şimdi ne yapıcaz? Huufet, Ne biliyim ben. dercesine ellerini iki yana açtı ve yıllardır hissetmediği bir duygu içinde kıpır kıpır ederken, garip canlıyı tünelin içine doğru takip etmeye koyuldu. Neydi bu duygunun ismi? Heyecan belki...

Tünele girerken kulağa garip gelse de kendisini bu soruyu sormaktan alıkoyamadı. ''Sen neden yeşilsin?''
Been there. Seen that. Got the scars.
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am
Contact:

Post by dwaxer »

Magnus Arcane, geçmişini ararken, geleceği görebilen bir ork ile karşılaşınca ironik bir heyecan duydu. Kararsızlığı fazla sürmedi ve grubu tünellere doğru takip etti. Kahin Martranna, eğer kendisine geleceği gösterebilirse, Magnus bu bilgilerle geçmişine dair çıkarımlar yapabilirdi.
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Lugtarias, yanında Huor ile beklemekteyken, başının derinliklerinde bir sızı hissetti, birden gözleri karardı, Sag.. Sagéa diye kekelemeye başladı. Huor'a yardım istercesine baktı. Huor telaşla ne oluyor diye feryat etmekteyken, genç insanın gözkapakları usulca kapandı ve Lugtarias baygın biçimde yere düştü.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest