Kayıp Hanın Yolcuları (Hikaye)
Dendria içeri girince arkasını dönük olarak çalışan Thorgan'ı gördü. Dev adam cüceleri kıskandıracak kadar disiplinli ve düzenli çalışıyordu. Dendria bir süre onu seyretti, dün handa üzerine kahveleri deviren şaşkının şu anda gördüğü kişiyle alakası yoktu.
Dendria farkedilmediğini anlayınca hafifçe öksürdü.
"Ã?höm, Merhaba."
Thorgan sesi duyunca hızlıca döndü, elindeki çekiç yan tarafında dikili duran demir çubuklara çarparak büyük bir gürültüyle devrildi. Thor gözlerine inanamıyordu;
"Ah, şey merhaba. Ben.. dün akşam için çok özür dilerim." cümlesini kurarken bilinçsizce kıza doğru bir iki adım attı. Yürürken kalçasıyla tezgaha çarptı, tezgahın üzerindeki örs düşüp yuvarlanarak Dendria'nın ayağının dibine geldi.
Dendria elleriyle onu durdurmak ister gibi yaparak;
"Dur dur, sanırım çok yaklaşmaman yararıma olacak. Ben bir kılıç bakmak için gelmiştim."
"Ben.. çok özür dilerim... etraf biraz dağınık, toplayamadım henüz." Bu arada çıplak vücudunun üzerinde sadece deriden demirci önlüğü olduğunu farketti, etrafa göz attı nereye koymuştu şu kahrolası gömleğini? Tekrar kıpkırmızı oldu. Beceriksizce önlüğüyle vücudunu gizlemeye çalıştı.
"Kılıç mı?" Thor'un yüzünde geniş bir gülümseme yayıldı.
"Ben de size kendimi affettirmek için dün geceden beri bir kılıç yapmaya uğraşıyordum. Umarım kısa kılıç kullanıyorsunuzdur."
Thor çalıştığı yere gidip kılıcı aldı sapı olacak kısmı ufak bir deri parçasıyla sardı.
"Daha henüz bitmedi, sapını elinize uygun şekilde ayarlamam lazım, ama buyrun bakın dengesini ve işçiliğini kontrol edebilirsiniz."
Dendria kılıcı aldı, elinde biraz tarttı, kınına koyar gibi yapıp bir kaç kez çevirdi. Kılıç elflerin ince ve süslü işçiliğinden uzaktı ama işçiliği olağanüstü, dengesi mükemmeldi, üstelik kendi kullandığı kıllıca göre oldukça hafifti.
"Mithralden yaptım, bu şekilde hem taşırken yorulmazsınız hemde hızınız artar. şurada bir kaç kabza boyu var, hangisi elinize uygunsa sapını da ayarlayayım."
Dendria farkedilmediğini anlayınca hafifçe öksürdü.
"Ã?höm, Merhaba."
Thorgan sesi duyunca hızlıca döndü, elindeki çekiç yan tarafında dikili duran demir çubuklara çarparak büyük bir gürültüyle devrildi. Thor gözlerine inanamıyordu;
"Ah, şey merhaba. Ben.. dün akşam için çok özür dilerim." cümlesini kurarken bilinçsizce kıza doğru bir iki adım attı. Yürürken kalçasıyla tezgaha çarptı, tezgahın üzerindeki örs düşüp yuvarlanarak Dendria'nın ayağının dibine geldi.
Dendria elleriyle onu durdurmak ister gibi yaparak;
"Dur dur, sanırım çok yaklaşmaman yararıma olacak. Ben bir kılıç bakmak için gelmiştim."
"Ben.. çok özür dilerim... etraf biraz dağınık, toplayamadım henüz." Bu arada çıplak vücudunun üzerinde sadece deriden demirci önlüğü olduğunu farketti, etrafa göz attı nereye koymuştu şu kahrolası gömleğini? Tekrar kıpkırmızı oldu. Beceriksizce önlüğüyle vücudunu gizlemeye çalıştı.
"Kılıç mı?" Thor'un yüzünde geniş bir gülümseme yayıldı.
"Ben de size kendimi affettirmek için dün geceden beri bir kılıç yapmaya uğraşıyordum. Umarım kısa kılıç kullanıyorsunuzdur."
Thor çalıştığı yere gidip kılıcı aldı sapı olacak kısmı ufak bir deri parçasıyla sardı.
"Daha henüz bitmedi, sapını elinize uygun şekilde ayarlamam lazım, ama buyrun bakın dengesini ve işçiliğini kontrol edebilirsiniz."
Dendria kılıcı aldı, elinde biraz tarttı, kınına koyar gibi yapıp bir kaç kez çevirdi. Kılıç elflerin ince ve süslü işçiliğinden uzaktı ama işçiliği olağanüstü, dengesi mükemmeldi, üstelik kendi kullandığı kıllıca göre oldukça hafifti.
"Mithralden yaptım, bu şekilde hem taşırken yorulmazsınız hemde hızınız artar. şurada bir kaç kabza boyu var, hangisi elinize uygunsa sapını da ayarlayayım."
Donaef yatagından kalkarken yeni günün siniriyle bir küfür patlattı.Yavasca yatagından kalktı ve tuvalete dogru gitti.Tuvaletin kapısını acarken kapı kafasına carpınca oldukca icten bir cıyaklama cıkardı ve bir sürü lanet okudu.Kapı oldukca hızlı carpmıstı.Belirgin bir bicimde kızarmıs ve sismisti.Kafasını tutarak tuvalette islerini bitirdi.Elbiselerini giydikten sonra salonun yolunu tuttu.Den hala bardakları siliyordu.Hic bıkmadan.Kafası acıdıgından pek bir sey sölemek istemedi.Masasına oturdu.Han bugün oldukca bos gözüküyordu.Cok erkendi ve sıcaktı hava.Donaef handa biraz oturdu.Bir kac gün icinde yola cıkmalıydı hem zaten buralardan uzaklasmak istiyordu.Düsünceler bir birini kovalamaya devam etti.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Dendria bu jest karşısında bayağı şaşırmıştı. Tabii ki parasını ödeyecekti ama özel bir silahtı bu."Teşekkür ederim ....."."Thorgan, bana Thorgan diyebilirsiniz." dedi tebessümle. Dendria'da buna karşılık verdi. "Bir ricam daha olucak. Bana bunun gibi bir de bıçak yapabilirmisiniz acaba? Maddi karşılığı neyse öderim ve ayrıca teşekkür ederim." dedi ve dikkatini kabza boylarına verdi. Sonra dikkatini silah kadar iyi işlenmiş bir kılıf çekti ama insan elinden çıkmışa benzemiyordu."Bu bir elf tasarımı mı?" dedi Dendria kılıfı göstererek."Aaa, evet o bir elf tasarımı ticaret yapan bir kaç cüceden almıştım. Onların nereden bulduğu ise meçhul." dedi Thorgan güler yüzlü görünmeye çalışarak. "Pekala, o zaman bunları alıyorum. Bıçağı da ne kadar kısa zamanda bitirirseniz o kadar minnettar kalırım size." dedi ve elli altın sikke çıkarmıştı. Tam Thorgan reddedip paranın fazla olduğunu söyleyecekti ki Dendria "Hayır, lütfen kabul edin. Bu para hem el işiçiliğinize, zamanınıza ve silahın maddiyatına. Benim için çok özel bir silah bu verdiğim az bile." deyip kapıdan çıktı ve Thorgan'ı şaşkın gözlerle orada bıraktı.
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Sakatha üzerindeki şaşkınlığı attıktan sonra şehire doğru ilerlemeye başlamıştı. Gördüğü kıza teşekkürlerini sunmalıydı, hatta hayatını kurtardığı için onu koruması gerekliydi. Bir şövalye olarak bu onun boynunun borcuydu. Tamam, pekâlâ, itiraf etmek gerekirse hâlâ bir şövalye olamamıştı, ama bu şövalye gibi davranmaması gerektiğini göstermezdi.
İlk önce hana gitti. Burada Den ile konuşup kızı görüp görmediğini soracaktı. Sakatha Den'in ilk defa bardak silmediğini, onun yerine tabakları kuruladığını görünce gözleri doldu. "Den," diye seslendi yıllar boyunca babası olarak addettiği adama. "şey kızı gördün mü...eee..." diye kala kalmıştı.
Hancı Den şaşkınlıkla ve hafif bir gülümsemeyle "Ney?" dedi. Sakatha'da zaten tam o sırada onu düşünüyordu. Sahidende o kız neyin nesiydi öyle? Heyecandan olsa gerek ne yüzünü hatırlıyordu ne de üzerindeki kıyafetleri. Aklında kalan tek şey sesiydi. "Ne diyorsun yahu, söylesene," diye devam etti Den öylece havaya bakmakta olan Sakatha'ya.
Sakatha düşünceler arasından sıyrılarak kızın sesini taklit etmeye çalıştı. "şöyle bir sesi vardı, eeee...ne demiştii... hah: 'Burada bekle sana yardım çağırayım! ' Evet sesi böyleydi, bunun gibi bir şeydi yani," sesi kızı taklit ederken çatlamış ve çok komik bir ses çıkartmıştı.
Hancı Den kahkahayı bastı, gülmekten gözünden yaşlar akıyordu "Demek böyle bir sesi vardı ha! Onun bir erkek olmadığından emin misin, hahahaha!"
Sakatha bunların bir işe yaramadığını görünce "Neyse boşver," dedi ve tabağı kurulamaya devam eden şaşkın hancıyı hızlı adımlarla geride bıraktı.
İlk önce hana gitti. Burada Den ile konuşup kızı görüp görmediğini soracaktı. Sakatha Den'in ilk defa bardak silmediğini, onun yerine tabakları kuruladığını görünce gözleri doldu. "Den," diye seslendi yıllar boyunca babası olarak addettiği adama. "şey kızı gördün mü...eee..." diye kala kalmıştı.
Hancı Den şaşkınlıkla ve hafif bir gülümsemeyle "Ney?" dedi. Sakatha'da zaten tam o sırada onu düşünüyordu. Sahidende o kız neyin nesiydi öyle? Heyecandan olsa gerek ne yüzünü hatırlıyordu ne de üzerindeki kıyafetleri. Aklında kalan tek şey sesiydi. "Ne diyorsun yahu, söylesene," diye devam etti Den öylece havaya bakmakta olan Sakatha'ya.
Sakatha düşünceler arasından sıyrılarak kızın sesini taklit etmeye çalıştı. "şöyle bir sesi vardı, eeee...ne demiştii... hah: 'Burada bekle sana yardım çağırayım! ' Evet sesi böyleydi, bunun gibi bir şeydi yani," sesi kızı taklit ederken çatlamış ve çok komik bir ses çıkartmıştı.
Hancı Den kahkahayı bastı, gülmekten gözünden yaşlar akıyordu "Demek böyle bir sesi vardı ha! Onun bir erkek olmadığından emin misin, hahahaha!"
Sakatha bunların bir işe yaramadığını görünce "Neyse boşver," dedi ve tabağı kurulamaya devam eden şaşkın hancıyı hızlı adımlarla geride bıraktı.
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Bütün şehirde onu arıyordu...
Her köşe bucağa bakmıştı ama bir türlü bulamıyordu, zaten tüm yüzler ona yabancıydı neredeyse. Düşüncelere o kadar dalmıştı ki yanından geçen çiftçiyi fark etmemişti bile. Tiz bir ıslıkla kendine geldi ve çiftçiye döndü "Bu ne hal Sakatha?" dedi çiftçi sırıtarak.
"Ah Hanek! Çok önemli bir şer sorucam sana, buralarda hiç yeni yüzler görüyor musun?"
Hanek gülerek "Son zamanlarda burdaki yabancıların sayısı arttı, hangisinden bahsediyon yahu?!"
"Bir kızı arıyorum, o...şey yaptı. Benden borç almıştı da, ama sarhoştum sanırım, yüzünü hatırlamıyorum," dedi yalan söyleyerek.
"Bir elf olabilir mi?"
"Hiç bir fikrim yok,"
"O zaman bi Thorgan'ın yanına uğrayı ver, onun dükkanına bi elf kadını gittiydi. Anlarsın ya," dedi sırıtarak. "Belki odur."
"Sağolasın Hanek, ilk defa bir işe yaradın," dedi Sakatha koşarak çiftçiden uzaklaşırken.
Hanek ise Sakatha'nın peşinden bir küfür savurarak havayı tekmeledi. "Gözüm görmesin seni eşşek herif!"
Sakatha Thorgan'ın dükkanına yaklaştığında ordan çıkan bir elf kadını görmüştü. Arkasından Thorgan'da dükkandan çıkmış hayran hayran kadına bakıyordu. Sakatha koşarak kadının yanına gitti ve önünde diz çöktü. "Siz! Orada benim hayatımı kurtaran hanımefendi misiniz acaba?" dedi heyecanla.
Her köşe bucağa bakmıştı ama bir türlü bulamıyordu, zaten tüm yüzler ona yabancıydı neredeyse. Düşüncelere o kadar dalmıştı ki yanından geçen çiftçiyi fark etmemişti bile. Tiz bir ıslıkla kendine geldi ve çiftçiye döndü "Bu ne hal Sakatha?" dedi çiftçi sırıtarak.
"Ah Hanek! Çok önemli bir şer sorucam sana, buralarda hiç yeni yüzler görüyor musun?"
Hanek gülerek "Son zamanlarda burdaki yabancıların sayısı arttı, hangisinden bahsediyon yahu?!"
"Bir kızı arıyorum, o...şey yaptı. Benden borç almıştı da, ama sarhoştum sanırım, yüzünü hatırlamıyorum," dedi yalan söyleyerek.
"Bir elf olabilir mi?"
"Hiç bir fikrim yok,"
"O zaman bi Thorgan'ın yanına uğrayı ver, onun dükkanına bi elf kadını gittiydi. Anlarsın ya," dedi sırıtarak. "Belki odur."
"Sağolasın Hanek, ilk defa bir işe yaradın," dedi Sakatha koşarak çiftçiden uzaklaşırken.
Hanek ise Sakatha'nın peşinden bir küfür savurarak havayı tekmeledi. "Gözüm görmesin seni eşşek herif!"
Sakatha Thorgan'ın dükkanına yaklaştığında ordan çıkan bir elf kadını görmüştü. Arkasından Thorgan'da dükkandan çıkmış hayran hayran kadına bakıyordu. Sakatha koşarak kadının yanına gitti ve önünde diz çöktü. "Siz! Orada benim hayatımı kurtaran hanımefendi misiniz acaba?" dedi heyecanla.
Huor her sabah yaptığı gibi dışarı çıktı, onu en kötü döneminde yalnız bırakmayan sevgilisinin yanına gittiğinde, onu her zamanki haliyle buldu.Sarı saçları hiç değişmiyordu, tam 3 yıldır güzelliğinden en ufak bir sapma bile yoktu.Huor yanına gittiğide yine konuşmaya başladılar.
Huor kız ile akşama kadar kimsenin olmadığı yerlerde konuşurlardı.Huor kızın nerede oturduğunu bile bilmezdi belki, ama onu çok seviyordu.
Huor kız ile akşama kadar kimsenin olmadığı yerlerde konuşurlardı.Huor kızın nerede oturduğunu bile bilmezdi belki, ama onu çok seviyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Silahçıdan çıktığı gibi karşısında bir adamın belirmesiyle şaşıran Dendria adamın sorusunu aldığı soluklar arasından toparladı "Neyden bahsettiğinizi bir bilsem?" dedi ve adam bu cevap karşısında dudaklarını büktü. "Hani beni kurtarıp sonra da kaçan bayan siz değilmisiniz?". Elf kadını gülümseyerek "Sence seni kurtarıp kaçmam için bir sebep var mı?" dedi. Sonra Sakatha kabalık ettiğini anladı ve toparlamaya çalıştı.
"Oh, çok özür dilerim bayan kendimi tanıtmadan sizi kendi aptalca sorumla meşgul ettim."
"Pekte aptalca değil, o bayana karşı bir şeyler hissettiğini düşünüyorum."
"şeyyy, nerden çıkardınız sadece beni kurtaran kişiyi bilmek istemiştim."
"Nedense buraya geleceğimi pek fazla kişi bilmiyordu. Bunu öğrenmek için çaba sarfetmişsindir. Ayrıca seni kurtaran ben değilim." dedi tebessümle.
"Tekrar özür dilerim, değerli zamanınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim ee..?"
"Dendria." dedi ve hana doğru yol tuttu. Sakatha da kadının güzelliğini şimdi farketmişti. Affallaması bittikten sonra "Sakatha, benim adım da Sakatha." diyebildi. Dendria'da arkasını dönüp gene o güzel tebessümüyle karşılık verdi.
"Oh, çok özür dilerim bayan kendimi tanıtmadan sizi kendi aptalca sorumla meşgul ettim."
"Pekte aptalca değil, o bayana karşı bir şeyler hissettiğini düşünüyorum."
"şeyyy, nerden çıkardınız sadece beni kurtaran kişiyi bilmek istemiştim."
"Nedense buraya geleceğimi pek fazla kişi bilmiyordu. Bunu öğrenmek için çaba sarfetmişsindir. Ayrıca seni kurtaran ben değilim." dedi tebessümle.
"Tekrar özür dilerim, değerli zamanınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim ee..?"
"Dendria." dedi ve hana doğru yol tuttu. Sakatha da kadının güzelliğini şimdi farketmişti. Affallaması bittikten sonra "Sakatha, benim adım da Sakatha." diyebildi. Dendria'da arkasını dönüp gene o güzel tebessümüyle karşılık verdi.
Last edited by CLiCKs on Mon Mar 17, 2008 1:23 am, edited 1 time in total.
Thorgan dükkanının kapısından bağırdı
"Hey Sakatha! Gel biraz sohbet edelim. Dün anlattığın maceralara doyamadım doğrusu."
Sakatha "Ya bırak maceraları da kızı gördün mü onu söyle?"
Thorgan'ın yüzünde o aptal gülümseme tekrar belirmişti.
"Gördüm mü? Tabii ki gördüm, onu görmemek mümkün mü? Gerçi bir an görmedim ve üzerine kahve döktüm ama..." Kendi kendine tekrar sinirlendi.
"Off... Nerden aklıma getirdin sanki. Bu gece de uyku yok bana."
Sonra durup ensesini kaşıdı, bir şey istemeye hazırlandığı zaman böyle yapardı hep.
"Sakatha sen bilirsin bir kızı etkilemek için ne yapmak lazım? Acaba handaki ozana söylesem benim için bir şiir yazar mı?"
"Hey Sakatha! Gel biraz sohbet edelim. Dün anlattığın maceralara doyamadım doğrusu."
Sakatha "Ya bırak maceraları da kızı gördün mü onu söyle?"
Thorgan'ın yüzünde o aptal gülümseme tekrar belirmişti.
"Gördüm mü? Tabii ki gördüm, onu görmemek mümkün mü? Gerçi bir an görmedim ve üzerine kahve döktüm ama..." Kendi kendine tekrar sinirlendi.
"Off... Nerden aklıma getirdin sanki. Bu gece de uyku yok bana."
Sonra durup ensesini kaşıdı, bir şey istemeye hazırlandığı zaman böyle yapardı hep.
"Sakatha sen bilirsin bir kızı etkilemek için ne yapmak lazım? Acaba handaki ozana söylesem benim için bir şiir yazar mı?"
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
"Handa bir ozan mı var?" diye şaşırarak sordu Sakatha. Ã?ocukluğundan beridir bir ozan dinlememişti. Thorgan kafasını evet anlamında salladı. "Neyse ona sonra bakarız, kız nereye gitti dediydin?"
"Sanırım hana gitti," dedi Thorgan. Sonra gözlerinde beliren bir ışıltıyla devam etti "Ne diyecektin? Eğer çok önemli değilse ben gidebilir miyim? N'ooluur..!"
"Özgünüm özel bir mesele. Neyse, ben gideyim artık. Kolay gelsin dostum, handa görüşürüz," diyerek hana doğru yürümeye başladı. Ardından arkasına dönüp "şiir çok hoş bir jest olabilir dostum, bir sor bakalım," dedi gülümseyerek. 'Vay be, Thorgan'da aşık oldu galiba, ' diye düşündü ve kahkahayı patlattı...
"Sanırım hana gitti," dedi Thorgan. Sonra gözlerinde beliren bir ışıltıyla devam etti "Ne diyecektin? Eğer çok önemli değilse ben gidebilir miyim? N'ooluur..!"
"Özgünüm özel bir mesele. Neyse, ben gideyim artık. Kolay gelsin dostum, handa görüşürüz," diyerek hana doğru yürümeye başladı. Ardından arkasına dönüp "şiir çok hoş bir jest olabilir dostum, bir sor bakalım," dedi gülümseyerek. 'Vay be, Thorgan'da aşık oldu galiba, ' diye düşündü ve kahkahayı patlattı...
Donaef handan cıkmıstı.Saşkın bir vaziyette buralarda bulunan bir demirci dükkanı arıyordu.Hava hafiften kararır gibiydi.Düz yolda yürürken az ilerde bir demirci dükkanı gördü.Adımlarını hızlandırdı.Dükkana yaklaşmıştı ki yanından oldukça güzel bir bayanın geçmesiyle irkildi.Bir iki adım daha attı ve arkasını ister istemez döndü.Giydigi elbiseden dolayı pek fazla görünmüyordu kadın.Vücut hatlarına göz gezdirdi ve bu da neyin nesi diye düsündü.Oldukça güzel olmasının yanı sıra fiziksel açıdan bakılınca da bir o kadar güzeldi.Arkasına bakarak yürürken birden sert bir cisime çarptıgını hissetti ve geriye dogru düştü.Ã?nünde iri yapılı birisi duruyordu.Kendisine göre oldukca yapılıydı.Adam da kendisine dik dik havadan bakıyordu.İlk başlarda yardım bekleyen Donaef bu yardımın gelmedigini görünce bir lanet okudu icinden ve ayaga kalktı."Selam ben... ben...ben Donaef..." dedi ve gözlerini kaçırarak devam etti "Sizi görmedim...Kusura bakmayın..." derken karsısında ki adam sözünü kesti.
"O sırada su kadına bakmakla mesgul oldugundan olabilir" dedi sert bir bicimde.O sırada yan taraftan demirci oldugunu sandıgı kişi geldi."Ne oldu Sakatha bir sorun mu var?" dedi.
"Hayır Thorgan bir sorun yok..." dedi adam.
Donaef o saniyeler icinde aklında ufak kıpırtıyla kafasını adama dikti.Bu bir refleksti.Bu kadın handa gördügüm kadın.Belki son yolculuguma cıkmadan bu aksam onunla sohbet edebilirim diye düsündü ve sırıttı.Adının Sakatha oldugunu duydu adam onun kendisine sırıtmış olacagını düsünmüştü anlasılan.
"O kadını tanıyor musun zibidi kılıklı?..." dedi adam kendisine.
"aaa...Sanırım Den'in hanında görmüstüm..." dedi ve eliyle adama bir isaret yaptı "simdi demirciye gitmem gerekiyor" dedi.
"Demirci benim" diyerek konusmaya katıldı Thorgan.
"Bana paslanmayacak cok iyi işlenmiş bir hancer lazım...Cok uzun süre kullanabilecegim...Özel bir sey arıyorum...Parası neyse vrebilirim" dedi ve Thorgan dükkanına buyurmasını söyledi.Hırsız yavasca dükkana girdi.Hic bir esyayı calmayacaktı.Nede olsa buradan gidecekti ve yeterli parası vardı.
"O sırada su kadına bakmakla mesgul oldugundan olabilir" dedi sert bir bicimde.O sırada yan taraftan demirci oldugunu sandıgı kişi geldi."Ne oldu Sakatha bir sorun mu var?" dedi.
"Hayır Thorgan bir sorun yok..." dedi adam.
Donaef o saniyeler icinde aklında ufak kıpırtıyla kafasını adama dikti.Bu bir refleksti.Bu kadın handa gördügüm kadın.Belki son yolculuguma cıkmadan bu aksam onunla sohbet edebilirim diye düsündü ve sırıttı.Adının Sakatha oldugunu duydu adam onun kendisine sırıtmış olacagını düsünmüştü anlasılan.
"O kadını tanıyor musun zibidi kılıklı?..." dedi adam kendisine.
"aaa...Sanırım Den'in hanında görmüstüm..." dedi ve eliyle adama bir isaret yaptı "simdi demirciye gitmem gerekiyor" dedi.
"Demirci benim" diyerek konusmaya katıldı Thorgan.
"Bana paslanmayacak cok iyi işlenmiş bir hancer lazım...Cok uzun süre kullanabilecegim...Özel bir sey arıyorum...Parası neyse vrebilirim" dedi ve Thorgan dükkanına buyurmasını söyledi.Hırsız yavasca dükkana girdi.Hic bir esyayı calmayacaktı.Nede olsa buradan gidecekti ve yeterli parası vardı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Sakatha bu gördüğü kişinin pek de tekin biri olmadığını sezinlemişti haliylen. Fakat üzerinde fazla durmadı ve hana doğru ilerlemeye başladı. Hanın kapısı açıldığında içeriden şarkılar söyleyerek çıkan sarhoş birisine rastladı. Adam elindeki şişeyle bir o yana, bir bu yana salınıyor ve aynı zamanda da neşeli bir şarkı çığırıyordu. Sakatha uzun zaman önceden çok sevdiği bu şarkıyı duyunca gülümsedi ve sarhoş adamın koluna girerek bir yandan onunla birlikte sağa sola ilerlerken, bir yandan ise şarkıya eşlik ediyordu.
Ahoy, ahoy, ahoy...
Kaptan gemi göründü.
Ahoy, ahoy, ahoy...
Asalım, keselim, yağmalayalım.
Hey!
Ahoy, ahoy, ahoy...
Kaptan kara göründü.
Ahoy, ahoy, ahoy...
İçelim, kusalım, zıbaralım.
Kazanırız servet dolusu,
Karada bir gün dayanmaz.
Biralar, kadınlar, sıcak yataklar derken,
Nasıl haycadık aklımız almaz.
Aman boşver, bak keyfine,
Ne zaman gebereceğin belli mi ki?
Hızlı yaşar çabuk ölürüz,
Kim takar? Boşveer bak keyfine.
Ye, iç, öldür,
Yat, kalk, öldür,
Her zaman öldür.
Teklikeyle dolu,
Boş hayatlarımız eğlenceyle süslü.
İşte budur korsanın yaşam öyküsü.
şarkının sözleri ona hiç mi hiç hitap etmiyordu, fakat bu şarkının melodisine hayrandı. Söylemesi o kadar eğlenceliydi ki duyduğunda yerinde duramıyordu.
Ahoy, ahoy, ahoy...
Kaptan gemi göründü.
Ahoy, ahoy, ahoy...
Asalım, keselim, yağmalayalım.
Hey!
Ahoy, ahoy, ahoy...
Kaptan kara göründü.
Ahoy, ahoy, ahoy...
İçelim, kusalım, zıbaralım.
Kazanırız servet dolusu,
Karada bir gün dayanmaz.
Biralar, kadınlar, sıcak yataklar derken,
Nasıl haycadık aklımız almaz.
Aman boşver, bak keyfine,
Ne zaman gebereceğin belli mi ki?
Hızlı yaşar çabuk ölürüz,
Kim takar? Boşveer bak keyfine.
Ye, iç, öldür,
Yat, kalk, öldür,
Her zaman öldür.
Teklikeyle dolu,
Boş hayatlarımız eğlenceyle süslü.
İşte budur korsanın yaşam öyküsü.
şarkının sözleri ona hiç mi hiç hitap etmiyordu, fakat bu şarkının melodisine hayrandı. Söylemesi o kadar eğlenceliydi ki duyduğunda yerinde duramıyordu.
Tekrar odasına çekilen Dendria kılıcıyla uğraşıyordu. Pürüssüz kaliteli metalini bir çocuk şevkatiyle okşuyordu. Kılıcı eline aldı ve alıştırma yapmaya başladı. Zarif bedeni mithralden yapılmış kılıçla bir olmuştu. Ã?ekici bir vahşilikle dövüşüyordu. Tam kendini kaptırmışken kapı çaldı. Hancı Den:
-"Girebilirmiyim bayan?"
-"Elbette hancı."
-"Sizi rahatsız ettiğim için kusura bakmayın ama aşağıda kara cüppeli biri sizi sordu. İsminizle hitab etmedi. 'Odalarından birinde bir elf kalıyormu? Sarı saçlı?' dedi. Bende tuvalete gider gibi yaptım ve size sormayı düşündüm. Geri göndermemi istermisiniz ya da kendiniz ilgilenirmisiniz?"
-"Hayır, ben ilgilenirim." dedi ve yavaşça merdivenleri inmeye başladı. Merdivenden görünür görünmez başının yanından bir bıçak gerisindeki rafa saplandı. Daha ne olduğunu anlamadan adamın üstüne doğru koştuğunu gördü. Yeni yapılma kılıcını çıkartarak adam üstüne atıldı. şaşırtarak yanında geçti ve daha geniş bir alana sahip olan hanın zeminine doğru inmeye başladı. Zemine ulaştığında adam bir bıçak daha fırlatmıştı. Geriye doğru sıçradı ve masayı devirerek siper aldı. Tekrar bir bıçak masaya fırlatılmıştı. Bıçağın diğer ucu siper aldığı taraftan çıkmıştı ve ucunda yeşil bir sıvı vardı. O an adamın neden uzaktan sadece bıçak attığını anlamıştı. Hızlı bir şekilde masanın üstünde atladı ve adama doğru koşmaya başladı. Bir kaç saniye sonra adamın boğazını kılıcıyla kesmiş ve yere kapaklanmıştı. Sonra farketmediği bir acı hissetti. Omzuna bir bıçak saplanmıştı, zehirli olduğunu anlamıştı. Başı dönüp bayılmadan önce adamın cüppesinin başlığını çıkardı ve karşısında ölü bir kara elf yatıyordu...
-"Girebilirmiyim bayan?"
-"Elbette hancı."
-"Sizi rahatsız ettiğim için kusura bakmayın ama aşağıda kara cüppeli biri sizi sordu. İsminizle hitab etmedi. 'Odalarından birinde bir elf kalıyormu? Sarı saçlı?' dedi. Bende tuvalete gider gibi yaptım ve size sormayı düşündüm. Geri göndermemi istermisiniz ya da kendiniz ilgilenirmisiniz?"
-"Hayır, ben ilgilenirim." dedi ve yavaşça merdivenleri inmeye başladı. Merdivenden görünür görünmez başının yanından bir bıçak gerisindeki rafa saplandı. Daha ne olduğunu anlamadan adamın üstüne doğru koştuğunu gördü. Yeni yapılma kılıcını çıkartarak adam üstüne atıldı. şaşırtarak yanında geçti ve daha geniş bir alana sahip olan hanın zeminine doğru inmeye başladı. Zemine ulaştığında adam bir bıçak daha fırlatmıştı. Geriye doğru sıçradı ve masayı devirerek siper aldı. Tekrar bir bıçak masaya fırlatılmıştı. Bıçağın diğer ucu siper aldığı taraftan çıkmıştı ve ucunda yeşil bir sıvı vardı. O an adamın neden uzaktan sadece bıçak attığını anlamıştı. Hızlı bir şekilde masanın üstünde atladı ve adama doğru koşmaya başladı. Bir kaç saniye sonra adamın boğazını kılıcıyla kesmiş ve yere kapaklanmıştı. Sonra farketmediği bir acı hissetti. Omzuna bir bıçak saplanmıştı, zehirli olduğunu anlamıştı. Başı dönüp bayılmadan önce adamın cüppesinin başlığını çıkardı ve karşısında ölü bir kara elf yatıyordu...
Thorgan yeni müşterisine elindeki hançerleri gösterdi.
"Eğer isterseniz adamantinden yapılmış bir hançerde var elimde. Büyük babamın dediğine göre bazı büyücülerin korunma büyülerini geçebiliyormuş."
Simsiyah hançeri gösterdi Donaef'e, Donaef alıp elinde hançeri bir denedi adeta eline oturmuştu hançer.
"Tamam bunu alıyorum."
Parayı Thorgan'a verirken sordu:
"Buralarda maceraya atılmaktan çekinmeyecek kişiler var mıdır acaba? Bir iş için yardıma ihtiyacım var."
Thorgan'ın gözleri parladı bir an.
"Macera mı? şeyy... Aslında kapıda çarpıştığınız Sakatha büyük bir savaşçıdır, hiçbir şeyden korkmaz üstelik."
"Sakatha demek? Bir deneyelim bakalım."
Thorgan çalışırken babası geldi,
"Ne haber nasıl gidiyor işler?"
"Çok iyi baba bir mitral kılıç bir de adamantin hançer sattım. Gerçi kılıcı hediye edecektim ama parasını verdi zorla."
"Mithral kılıç hediye edecektin demek? Etseydin de şu örsü kafana geçirseydim. Hayır bizim ailede salak yoktur, ebe mi karıştırdı seni nedir."
Thorgan oldum olası yalan söyleyemezdi, babasının azarlamasını başı önünde ses çıkarmadan dinledi.
"Baba bu gün biraz erken çıkabilir miyim? Önemli bir işim var da."
"Önemli işin var demek? Hah-ha. Hadi çık bakalım, bugünkü hasılat iyi zaten."
Hana girdiği anda kavga sahnesinin sonunu gördü. İsmini bile bilmediği Elf kızı donuk bakışlarla yere yuvarlandı. Hızla yanına koştu, saplanmış bıçaktaki keskin kokulu yeşil sıvıyı ve kızın ağzının köpürmesini farketti.
"Tanrım hayır olmasın, olamaz bu".
Sıkıca kıza sarıldı o an tek istediği onun kurtulmasıydı. Ellerinden bir an parlak bir ışık çıktı, bir saniye sonra Dendria gözlerini açtı.
"Ne oldu? Neredeyim?"
Thorgan şaşkınlıkla cevap verdi:
"B...be...ben bilmiyorum ki?"
"Eğer isterseniz adamantinden yapılmış bir hançerde var elimde. Büyük babamın dediğine göre bazı büyücülerin korunma büyülerini geçebiliyormuş."
Simsiyah hançeri gösterdi Donaef'e, Donaef alıp elinde hançeri bir denedi adeta eline oturmuştu hançer.
"Tamam bunu alıyorum."
Parayı Thorgan'a verirken sordu:
"Buralarda maceraya atılmaktan çekinmeyecek kişiler var mıdır acaba? Bir iş için yardıma ihtiyacım var."
Thorgan'ın gözleri parladı bir an.
"Macera mı? şeyy... Aslında kapıda çarpıştığınız Sakatha büyük bir savaşçıdır, hiçbir şeyden korkmaz üstelik."
"Sakatha demek? Bir deneyelim bakalım."
Thorgan çalışırken babası geldi,
"Ne haber nasıl gidiyor işler?"
"Çok iyi baba bir mitral kılıç bir de adamantin hançer sattım. Gerçi kılıcı hediye edecektim ama parasını verdi zorla."
"Mithral kılıç hediye edecektin demek? Etseydin de şu örsü kafana geçirseydim. Hayır bizim ailede salak yoktur, ebe mi karıştırdı seni nedir."
Thorgan oldum olası yalan söyleyemezdi, babasının azarlamasını başı önünde ses çıkarmadan dinledi.
"Baba bu gün biraz erken çıkabilir miyim? Önemli bir işim var da."
"Önemli işin var demek? Hah-ha. Hadi çık bakalım, bugünkü hasılat iyi zaten."
Hana girdiği anda kavga sahnesinin sonunu gördü. İsmini bile bilmediği Elf kızı donuk bakışlarla yere yuvarlandı. Hızla yanına koştu, saplanmış bıçaktaki keskin kokulu yeşil sıvıyı ve kızın ağzının köpürmesini farketti.
"Tanrım hayır olmasın, olamaz bu".
Sıkıca kıza sarıldı o an tek istediği onun kurtulmasıydı. Ellerinden bir an parlak bir ışık çıktı, bir saniye sonra Dendria gözlerini açtı.
"Ne oldu? Neredeyim?"
Thorgan şaşkınlıkla cevap verdi:
"B...be...ben bilmiyorum ki?"
Huor hana gelir gelmez böyle bir olayla karşılaşınca kendisini tutamayıp olaya karıştı, fakat yapabileceği hiçbir şey yoktu, handa doktor gibi birisinin olup olmadığını sorsa da cevap olumsuzdu.Mecburen hemen çıkıp yardım çağıracaktı, dışarı çıktı ve avazı çıktığı kadar DOKTOR diye bağırmaya başlad.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Sakatha sarhoş adamla uzun süre içip eğlenmişti. Ne garip biriydi şu adam yahu, dışardan bakılınca sanki sefil cahilin teki gibiydi ama o "cahilden" çok değerli şeyler öğrenmişti ve kendisini daha bilge biri gibi hissediyordu. Adamın muhabbeti çok sıkıydı ve eğlenceli şeyler anlatmıştı. Sonunda adamdan bir daha görüşme dileğiyle aydıldı ve hana doğru ilerlemeye başladı. Ne yapacağını unutmuştu, hana niye gidiyordu ki? Amaan, bazen olur böyle. Ya hana gittiğinde hatırlardı, ya da Thorgan'ı görünce muhtemelen hatırlardı zaten. Fazla umursamadan hana doğru yavaş adımlarla ilerledi.
Hana doğru yaklaştığında bir adamın dışarıda yardım çağırdığını duydu.
"Neler oluyor," diye sordu endişeyle, acaba Den'e bir şeyler mi olmuştu?
"Bir kadın, bir elf kadını yaralandı, bildiğin bir doktor var mı acaba?" dedi fakat Sakatha bu kadının onu kurtaran o kadın olduğunu düşünerek hızlıca adamı kenara itti ve hana girdi. Fakat kadın öğlene doğru karşılaştığı o elf idi. Başında ise Thorgar duruyordu, kadın kendine gelmiş gibi görünüyordu. Rahatlayarak dışarı koşar adımlarla çıktı, hâlâ bağırmakta olan adama "Tanıdığım biri var, tabii o da ölmemişse," dedikten sonra yola koyuldu.
Doktorun evine yaklaştığında düşünceler içerisinde yüzen Sakatha birisine çarptığını farkederek irkildi. Tam özür dilemek için dönecekti ki, çarptığı kişi hiç umursamadan ve arkasını dönmeden ilerlemeye devam ediyordu. Karanlık gecede saçlarının rengi belli olmasada uzun olduğunu belli edecek kadar ay ışığı vardı. Ve vücudu bir kadınınki kadar zarifti. Pelerini yere kadar uzanıyordu ve üzerinde bir hilal etrafına sarmalanmış sarmaşıklar ve ayın içerisinden geçen bir yay vardı.
"Bir korucu," diye mırıldandı Sakatha, acaba bu muydu onu kurtaran kadın? Bu da muhtemelen buranın yabancısıydı ama...
Kadının peşinden koşturan Sakatha yaralı elf kadınını unutmuştu bile, korucuyu her yerde aradı fakat bulamadı. Ve sonunda tekrar derin düşüncelere dalarak sokaklarda boş boş dolaşmaya başladı.
Hana doğru yaklaştığında bir adamın dışarıda yardım çağırdığını duydu.
"Neler oluyor," diye sordu endişeyle, acaba Den'e bir şeyler mi olmuştu?
"Bir kadın, bir elf kadını yaralandı, bildiğin bir doktor var mı acaba?" dedi fakat Sakatha bu kadının onu kurtaran o kadın olduğunu düşünerek hızlıca adamı kenara itti ve hana girdi. Fakat kadın öğlene doğru karşılaştığı o elf idi. Başında ise Thorgar duruyordu, kadın kendine gelmiş gibi görünüyordu. Rahatlayarak dışarı koşar adımlarla çıktı, hâlâ bağırmakta olan adama "Tanıdığım biri var, tabii o da ölmemişse," dedikten sonra yola koyuldu.
Doktorun evine yaklaştığında düşünceler içerisinde yüzen Sakatha birisine çarptığını farkederek irkildi. Tam özür dilemek için dönecekti ki, çarptığı kişi hiç umursamadan ve arkasını dönmeden ilerlemeye devam ediyordu. Karanlık gecede saçlarının rengi belli olmasada uzun olduğunu belli edecek kadar ay ışığı vardı. Ve vücudu bir kadınınki kadar zarifti. Pelerini yere kadar uzanıyordu ve üzerinde bir hilal etrafına sarmalanmış sarmaşıklar ve ayın içerisinden geçen bir yay vardı.
"Bir korucu," diye mırıldandı Sakatha, acaba bu muydu onu kurtaran kadın? Bu da muhtemelen buranın yabancısıydı ama...
Kadının peşinden koşturan Sakatha yaralı elf kadınını unutmuştu bile, korucuyu her yerde aradı fakat bulamadı. Ve sonunda tekrar derin düşüncelere dalarak sokaklarda boş boş dolaşmaya başladı.
Who is online
Users browsing this forum: Majestic-12 [Bot] and 1 guest

