“Anne, biz gerçek miyiz?” dedi küçük gnom, tombul vücuduyla annesine yönelerek. Annesi başını iki yana sallayıp iç çekti: “Kaçıncı söyleyişim Lkynt? Babanın illüzyon masallarını dinlemekten kafan bozuldu! Elbette gerçeğiz!”. Gnom çocuk meraklı yüzünü annesine kaldırdı: “Emin misin?” dedi. Annesi karşılık verdi, taşın taş olduğu kadar emindi kendisinin gerçek olduğundan. Ã?ocuğu yıldırmış görünmüyordu bu cevap, gözlerini iri iri açarak sordu: “Ya taş da bir illüzyonsa?”. Annesi gülümseyerek cevap verdi: “O zaman kolunda şu bereyi göremezdik!” dedi çocuğun kısa kolunu kaldırıp dirseğindeki yarayı işaret ederek.
Ã?ocuk bir süre yarayı inceledi, o bunla meşgul olurken kapıda bir anahtar döndü ve içeri biri girdi: “Lydronk, Thera! Ben geldim -hayır, bunu gördüğünüzü biliyorum- ! Yulos ve Plen nereye gittiler?” diyerek. Zaten gövdesi kadar olan çocuk gnomu zorlanarak kaldırdı –neredeyse yere yapışıyordu- ve yanağından öptü. Kadın cevap verdi: “Kulos ve Porbe mi yani? Odalarındalar, Lkynt’i getirdiler de, kolunu taşa sürtmüş sanırım. Gerçi bu numarayı hiç yapmıyor değiller! Haftada bir kez dedelerinin yanına gidiyorlar, iş yapmak için, geldiklerinde ise birinin kolunda nedense bir iki saat içinde yok olan bir yara oluyor. Hayır, yetenekleri çok güzel ama neden hep dirseğe 'yapıyorlar' bu yarayı ki?”. Adam da aynı düşüncedeydi: “Annen haklı Lydronk, ben olsam her hafta kolu -ve dirseği elbette- denemezdim. Büyük kardeşine daha iyi bir fikir bulmasını söyle!”
Gnom Tepeleri
“Nesini beğenmemiş ki?” diye yakındı Yulos. Lydronk bunu bir soru sanmıştı ki cevap verdi: “Ã?ünkü hep dirsek yaralanıyormuş, artık kanmayacaklarmış!”. Yulos gözlerini devirdi. “Bunu kaçıncı defa söylediğini biliyor musun?” dedi. Lydronk kafasını onaylayarak salladı: “Evet, on yedi. Neyse, Horen Teyze gelecekmiş, sizi haberdar edeyimmiş.”. Plen homurdandı: “O tombul şey ne diye geliyor ki!”. Lydronk ise gayet sevinmişti bu habere, Horen Teyze gelirse, Melkk Amca da gelecekti! Ki bu da içtiğinizde sizi ‘eriten’ iksirlerden tutun, patlayan şaka tornavidalarına kadar envai çeşit hediye demekti. Kardeşler bu hediyelere aşikardı ve hepsiyle birer deneyimleri olmuştu.
Geçen ay Melkk Amcaları patlayan tornavidalardan getirmişti. Bu üç kardeş için dedelerine yapacak mükemmel bir şaka oluşturuyordu. Patlayan tornavidayı dedelerinin kırmızı ve garip desenli –ki sonra bu tornavida Lydronk’un olmuştu- tornavidalarıyla değiştirmişlerdi. Elbette iki tornavida alakasızdı; ama ortanca kardeş Lydronk bir şeyleri bir şeylere benzetmek konusunda çok iyiydi, bu yüzden bir sorun çıkmamıştı. Dedeleri bir vidayı sıkacakken tornavida elinde patlamıştı. Buna rağmen üç kardeşin kahkahasına katılmaktan çekinmemişti, hep böyle yapardı dedeleri!
Geçen ay Melkk Amcaları patlayan tornavidalardan getirmişti. Bu üç kardeş için dedelerine yapacak mükemmel bir şaka oluşturuyordu. Patlayan tornavidayı dedelerinin kırmızı ve garip desenli –ki sonra bu tornavida Lydronk’un olmuştu- tornavidalarıyla değiştirmişlerdi. Elbette iki tornavida alakasızdı; ama ortanca kardeş Lydronk bir şeyleri bir şeylere benzetmek konusunda çok iyiydi, bu yüzden bir sorun çıkmamıştı. Dedeleri bir vidayı sıkacakken tornavida elinde patlamıştı. Buna rağmen üç kardeşin kahkahasına katılmaktan çekinmemişti, hep böyle yapardı dedeleri!
şimdi ise Melkk Amcaları geliyordu ve Lydronk hariç iki kardeş de memnun değildi! Delilik… Melkk Amcaları da üç kardeşe şaka yapmaktan geri kalmazdı. Zaten ailenin en neşelisi oydu. Gnom ailelerinde, her yeteneğin bir temsilcisi vardı. Bu temsilciler akrabalarına yeteneklerine göre isim verirdi. Mesela Melkk Amca Lydronk’a ‘Lex’ derdi. Bu onun sivri dilini ve konu ciddiyet olduğunda başarıdan uzak olan tavrını simgeleyen türetilmiş bir kelimeydi. Kimisinin ise bir yönü diğerlerinden çok daha kuvvetli gözükürdü. İşte bu durumlarda normal bir isme ek olarak, bir takma isim de alırlardı gnomlar. Lydronk’a takma ismini babası vermişti. O ailenin ‘hilebazıydı’ bir illüzyonistti! Bu yüzden ilk adını Lydronk seçmişi. Bu ‘kelime’ türetilmiş ve birleşmişti. ‘Lyro’ ve ‘Donk’, türetilip birleşince Lydronk oluyordu. Bu isim babasına göre tam Lydronk’u tanımlıyordu. Lyro kandırma, hile demekken ‘donk’ şaşırmak manasına geliyordu. Takma ismi ise gnom dilinde değildi, orak dilde verilmişti Lydronk’a. Kardeşi Yulos’un ismini anneleri vermişti, Plen’inkini de. Anneleri ailede simyagerdi. Biraz gözlem bir gnoma isimlerini verebilirdi ve Lydronk’un kardeşleri birer istisna değildi!
Melkk Amca sonunda kapıya varmıştı. Elinde parlayan bir pakete konulmuş bir hediye tutuyordu. Normalde getirdiği hediyelerin kutuları bile bir garip olurdu ama bu kutu düzdü, dümdüz. Gariplik olduğunu Lydronk kutuyu gördüğünde anlamıştı. Fakat Yulos ve Plen ilgileniyor gibi değillerdi, bu yüzden farkına varamamışlardı garipliğin. Ve aynı sebepten, Lydronk Yulos’tan kutuyu açmasını istediğinde hiç karşı çıkmamıştı Yulos. Gerçi bir ara duraklayıp bir koku aldığını söylemişti ama kutudan geldiğini düşünmemişti.
Yulos elini kutuya değdiği anda facia başladı. Ã?nce kapak açıldı, kendi kendine! Sonra ise havalandı ve kutuyu yerden kaldırıp içindekileri döktü. Her ne idiyse bu döktüğü şeyler, sizi mutlu eden şeylerden değildi. İlk şişe Yulos’un kafasına düştü ve oradan sekip yerde dümdüz durdu. Cam olduğu halde hiç canı yanmamıştı Yulos’un. şişede çatlak da yoktu. Neydi ki bu iksir? Yulos tam tıpayı açacaktı ki Melkk Amca seslendi, sesinde eğleniyormuş gibi bir hava sezinlemek hiç de zor değildi: “Yerinde olsam yapmazdım!” dedi ve kendi üzerine gelen şişeden eğilerek kaçtı, şişe duvara çarpıp oradan sekti, Melkk amcayı ikinci kez eğilmek zorunda bırakarak masaya çarptı ve oradan sekip yükseldi. Yere doğru iniyordu, büyük ihtimalle yere çarpıp orada düz duracaktı. Yine de şakacı Melkk Amca şişeyi yakalamaya yeltendi. Telaşlı bir hali vardı. şişeyi tek eliyle yakalayabilirdi; ama şişe gnomun eline çarpıp duvara tehlikeli bir hızla yöneldi.
Melkk Amca bağırdı: “KULAKLARINIZI TIK-!” derken lafları ani bir gürültüyle bölündü, şişe duvara çarpmış ve orada kırılmıştı, hem de bir şişenin çıkartacağı şangırtıyla değil, patlayan bir gülle sesiyle! Ses geçtiğinde Melkk Amca sözlerini bitirebildi: “-AYIN!”. Lydronk’un anne ve babası duyuyor gibi değillerdi, yüzleri anlamaz bir ifade almıştı. “Ne oldu onlara?” diye sordu Plen, sakince. “Ah, sadece bir süre boyunca dediklerimizi yanlış anlayacaklar!” diye cevap verdi Melkk Amca. Lydronk’un annesi bu laflar üzerine telaşlandı. “Bir sene boyunca yemeklerimizi yanmış mı alacağız! Olacak şey değil, Melkk, nasıl bir şaka bu?” dedi, gözlerini kısarak, sanki anlamasını kolaylaştıracakmış gibi!
Yulos elini kutuya değdiği anda facia başladı. Ã?nce kapak açıldı, kendi kendine! Sonra ise havalandı ve kutuyu yerden kaldırıp içindekileri döktü. Her ne idiyse bu döktüğü şeyler, sizi mutlu eden şeylerden değildi. İlk şişe Yulos’un kafasına düştü ve oradan sekip yerde dümdüz durdu. Cam olduğu halde hiç canı yanmamıştı Yulos’un. şişede çatlak da yoktu. Neydi ki bu iksir? Yulos tam tıpayı açacaktı ki Melkk Amca seslendi, sesinde eğleniyormuş gibi bir hava sezinlemek hiç de zor değildi: “Yerinde olsam yapmazdım!” dedi ve kendi üzerine gelen şişeden eğilerek kaçtı, şişe duvara çarpıp oradan sekti, Melkk amcayı ikinci kez eğilmek zorunda bırakarak masaya çarptı ve oradan sekip yükseldi. Yere doğru iniyordu, büyük ihtimalle yere çarpıp orada düz duracaktı. Yine de şakacı Melkk Amca şişeyi yakalamaya yeltendi. Telaşlı bir hali vardı. şişeyi tek eliyle yakalayabilirdi; ama şişe gnomun eline çarpıp duvara tehlikeli bir hızla yöneldi.
Melkk Amca bağırdı: “KULAKLARINIZI TIK-!” derken lafları ani bir gürültüyle bölündü, şişe duvara çarpmış ve orada kırılmıştı, hem de bir şişenin çıkartacağı şangırtıyla değil, patlayan bir gülle sesiyle! Ses geçtiğinde Melkk Amca sözlerini bitirebildi: “-AYIN!”. Lydronk’un anne ve babası duyuyor gibi değillerdi, yüzleri anlamaz bir ifade almıştı. “Ne oldu onlara?” diye sordu Plen, sakince. “Ah, sadece bir süre boyunca dediklerimizi yanlış anlayacaklar!” diye cevap verdi Melkk Amca. Lydronk’un annesi bu laflar üzerine telaşlandı. “Bir sene boyunca yemeklerimizi yanmış mı alacağız! Olacak şey değil, Melkk, nasıl bir şaka bu?” dedi, gözlerini kısarak, sanki anlamasını kolaylaştıracakmış gibi!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
