Ölüm Labirenti

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Locked
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Yavaşça Safiel doğruldu ve grubu inceledi. O sırada uzun süreden beri yemek yemediklerini ve yanlarında da yiyecek bir şey olmadığını hatırladı.
"Yanımızda yiyeceğimiz yok ve yiyeceksiz ilerleyemeyiz. Kiba, Daylight, Miae ormanda yiyecek bulabilir misiniz? Belki avlanabilirsiniz ya da meyve toplayabilrisiniz. Ama hızlı olun. Burada fazla duramayız. Ama aç da ilerlemeyiz. Özellikle yaşlıların olduğu bir grubun varsa..." dedi özellikle son cümlede Adriana bir bakış attı imalı.
Sonra Thereon'a döndü: "Evet. Thereon sanırım kendini savunman için bir müddet süre verebilrim sana. Ama kibar ve mantıklı cümleler kurmaya özen göster. Ben Miar kadar kadar insaflı davranamayabilirim. şimdi seni dinliyorum. Grubu neden sattın?" diye sordu sert bir sesle.
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Adrian grubu adamın sattığını bildiği halde büyücünün neden birşey yapmadığını anlayamıyordu. Yavaşça ama tehtidkar adımlarla büyücünün arkasından Therona yaklaşıyordu. Büyücü arkası dönük olmasına rağmen adamı fark etmişti ve anlamıştı ki burda kavgadan çok daha ileri boyuta gidecek bir potansiyel vardı. Adrian tüm öfkesini büyücünün karşısındaki adama yöneltmiş yavaşça ilerliyordu.
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Kiba ışınlandıktan sonra ormanın yumuşak toprağında dizlerinin üstüne çöktü ve fırsatını bulmuşken dinlenmeye başladı. Köle kız da belki gidecek başka bir yer bulamadığından, belki de canı öyle istediğinden Kiba'nın yanına oturdu. Elinde ölmüş korsanlardan birinden aldığı palayı inceliyordu. Silahın harika bir işçiliği yoktu ama ağzı güzel bileylenmişti. Keserdi ve iş görürdü.

Genç kız göz ucuyla Rhuan usülüne göre toprağa oturmuş Kiba'ya baktı. Ã?ocuk, kız sanki orada yokmuş gibi ilerde bir noktaya bakıyordu ama aslında Kiba’nın dikkati de Daylight’a kur yapan Adrian’ın üstündeydi. Rhuan’lı denizci Deniz Kestanesi’ndeki korsanların kadınlar hakkında nasıl konuştuklarını anımsadı. Korsanlar ona A’dan Z’ye her şeyi anlatmıştı, Kiba işin teorik kısmını da anlamıştı anlamasına ama kadınların erkekleri nasıl olup da ağzına kadar dolu, kapağı açık bir hazine sandığı gibi etkileyebildiğini anlamıyordu.

“Hele bir de şu yanımda oturan vahşiye bak!” diye düşündü Kiba. “O bir kız, ben bir erkeğim. Üstelik kıyafetleri de fora! Ama belki de tüm şu insanlar arasında en çok da ona gıcık oluyorum.”

“Kagç yaçındasın cocug?” Köle kız konuşmuştu… Kiba dönüp şöyle bir baktı, sonra hiçbir şey söylemeden tekrar önüne döndü. Ama döndüğüne de pişman oldu çünkü kızın yemyeşil gözleri kralların gizli hazinelerindeki zümrütler gibi parlayarak kendisine bakıyordu. Kızıl saçları bakımsızdı ve bukle bukle yüzüne dökülmüştü ama kızın güzelliğini inkar edemiyordu. Kiba, bir anda durup dururken içinde ana yelken gibi yükselen sıkıntının ne olduğunu anlamaya çalıştı. Güzel bir ormandaydılar ve etrafta düşman yok gibi gözüküyordu. Peki öyleyse nereden gelmişti bu can sıkıntısı?

“Haddi… bag bana! İstergsen saga bir yumrug atarım. Gercekten!” Köle kız dostça arkadaşını omzundan ittirdi ama bu Kiba’yı sol tarafına düşürmeye yetti. Ã?abaladıkça her şeyi daha da berbat ediyordu.

“Bana COCUG demeyi kes tamam mı!! Ben senin hayatını kurtardım! Senin için kendimi öne attım. şu anda köpek gibi zincirinle kulübende oturuyor olabilirdin! Beğenmediysen 14 yaşındayım ama bir çocuk değilim!” Kiba sinirlenmişti ve ayağa kalkmıştı. Sesi aralarda yine cırtlamıştı ama artık bu umurunda bile değildi.

Köle kız sanki azarlanan kendisi değilmiş gibi çocuğun hiddetine hiç aldırmadı. Yeni bulduğu kılıcından destek alıp sakince ayağa kalktı ve Kiba’dan bir karış uzun boyuyla çocuğun yanında durdu.

“Cog ilginc! Benden bir yash da bügükmüssün üstelig! Acaba neden bu kadag kısasın?”

“Neee. Git işine… Sen 13 yaşında olamazsın!”

Kız cevap vermedi, bunun yerine evet anlamında başını salladı. Parmaklarını 13’e kadar saydı ve tekrar arkadaşına dönüp. “Tam 13 yasındagım!”

Kiba yıkılmadı. Rhuan’lılar biraz daha ufak tefek olurdu, bunu biliyordu ve kız da bir barbar olmalıydı ki bu iki gerçek aralarındaki bir karışı açıklamaya yeterliydi. Elbette zaman geçecek, Kiba’nın ergenliği zihnini ve bedenini saracak, onu çocukluktan erkekliğe taşıyacaktı. Bu arada boyu da uzardı elbet. Acelesi yoktu.

“Madem öyle bundan sonra bana saygılı olacaksın. Ben senin büyüğünüm.”

“Bir yaş bişey degil. Biz yasıtlardan gucluye saygı duyarız.”

“Neden her şeye bir cevap veriyorsun? Neden sadece peki tamam demiyorsun? Etrafta canımıza kast eden binlerce tehlike var ve sen her seferinde bana laf yetiştiriyorsun. Deli misin? Dost olamaz mıyız? İlle de seninle tepişmem mi gerekiyor?”

“Sen begnden daha cog konusuyorsun Kiba!”

“Bak gene aynı şeyi yapıyorsun. Offff.” Kiba arkasını dönmüştü. Safiel ve babasının konuşması bitmek üzere gibiydi. Kiba büyücüye ne yapacaklarını soracaktı ama derken hiç beklemediği bir şey oldu. Köle kız Kiba’yı omzundan tutup kendine çevirdi –bunu yaparken de zorlanmadı- ve becerebildiği kadar düzgün konuştu.

“Benim adım Wanga. Tanıstıımıza memnun oldum.” Ve Wanga tüm barbar bozkırlarından daha fazla sonsuzluk hissi veren zümrüt gözleri ile Kiba’ya gülümsedi.

Aslında kız sadece gülümsemişti ve ortada sonsuzluk falan yoktu ama Kiba bir yerlerde kaybolmuştu bile…

“Ben de memnun oldum. şey bu arada pandik için özür dilerim. Tabi şu goblin lafım için de… Aslında ben sadece bazen.. şey.” Kiba daha saçmalamaya devam edecekti ama arkasında büyücünün sesini duydu. Safiel onlardan ormanda yiyecek bulmalarını istiyordu. Kiba dönüp büyücüye üzgün olduğunu ve hayatında ormanda hiç avlanmadığını söyleyecekti -wakazashi iyi bir silahtı ama kesinlikle bir av silahı değildi- ama içine çektiği nefesi daha bırakamadan Wanga söze atladı.

“Elbette. Bugdan kolay ne vag? Gel Kiba, sana nagıl avlanıldıgnı gösterigm.” Wanga kimseden bir cevap beklemeden Kiba’yı kolundan tuttu ve insanların kokusunu alıp uzaklaşmış hayvanları bulmak için onu kalabalıktan uzağa sürükledi.

Kiba ipleri boşalmış, kıyıya doğru pupa yelken giden bir tekneye benziyordu…
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor elini çenesini dayamış ve ayaklarını çapraz birbirine dayamış hâlde düşünüyordu.Ne olmuştu ona?Neden dirilen ejderhalara yeniden ateş etmemişti.Oysa gücünü bilmiyor muydu?

Sonra başını kaldırdığı gibi gizlice ilerleyen Adrian'ı gördü.Zihnine ulaşmaya çalıştı, Teemieri'ye tam ulaşamamışa benziyordu.Temiz görmüştü oysa.

"Hayır Adrian!Dur!"

Adrian bunu kralın söylediğini farketmişti, ama başka kimse Huor'dan bir şey duymamıştı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

"Hadi bakalım Adrian, bana yardımcı olmalısın."

Dedi ve adam kendisni takip ederken alışmış adımlarla yaprakların üzerinden en ufacık bir çıtırtı bile çıkartmadan yürümeye başladı.

"Hem belki kendini temizleyebileceğimiz bir su kaynağı bile bulabiliriz."

Bargier ağaçların üzerinden süzülürken arada bir bağırarak sadece kızın anlayacağı bazı şeyleri anlatıyordu. Sonunda Daylight, Adrian'a döndü.

"Bargier diyor ki dümdüz az ileride küçük bir su kaynağı varmış. Onun az ilerisinde ise bir kaç semiz geyik. Evet ne diyorsun? Sen temizlenirken ben de geyikleri yemek için avlarım. O tatlı şeyleri vurmak pek hoşuma gitmesede, onlarla beslenmek doğanın bir parçası. Her neyse sen de arkasından onları taşımamda bana yardım edersin. Anlaştık mı?"

İlerlerken ekledi.

"Sen işine bak, ben seni bulurum."

Ve sessiz adımları ile ormanın içine karıştı.
Image
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Yerdeki ayak seslerini herkes duyuyordu adamın. Kendini saklamak gibi bir niyeti yoktu. İhanete uğramanın verdiği acıyı ta içinde hissetti bu hep hatırladığı bir sahneydi. Perde tekrar tekrar oynanıyordu. Hayatının her anında...

Kralın sesi geliyordu derinlerden hiç ilgilenmedi. Adam şu anda hiddetin kollarına bırakmıştı kendini ne konuşulanları ne başka birşeyi umursuyordu.

Büyücü adamın yaklaştığı yere döndü. Tam elini kaldırıp bir şeyler söylemek üzereydi ki.

Adam durdu...

Biri elini tutuyordu. Ã?ylesine yumuşak ve narin bir tutuştuki bu adamın öfkesini bastırmaya yetmişti.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Adrian'ı su kaynağının yanında bıraktıktan sonra ormanın içine karışmış, Bargier'in yardımıyla semiz geyiklerin ürkekçe otladığı alana gelmişti. Güneşi yansıtan yumuşak kürkleri ve kocaman açılmış gözleri ile öyle muhteşem görünüyorlardı ki, sanki bütün dünyanın odak noktası gibi tam oracıkta, Daylight'in yapacağından habersiz karınlarını doyuruyorlardı.

Kızın içini bir acı kapladı. Sadece insanların karınlarını doyurması için bu güzel ve masum hayvanların hayatına zor vermek kalbinde büyük bir ağırlık duymasına yol açıyordu. Onların hiç kimseye bir zararı olmamıştı ki! Neden sadece sebze yemekle yetinemiyorlardı? Kalbinde duyduğu büyük acıyla ilk okunu yayına geri. Geyiklerin neredeyse bir panter kadar sessizce gelen korucu kızdan haberleri bile yoktu.

Okun ucunu bir süre sürünün arasında dolaştı. Yaşlı bir erkek geyğie doğrulttu ama sonra elleri titreyerek vaz geçti. O sürüyü koruyordu. Dişi geyikleri ve yavruları hiç düşünmemişti bile. Sonra kenarda süzülen yaşlı bir geyiği gördü. Toplallıyordu. Üzerinde yaralar vardı. Kendini ve sürüsünü vahşi havyanlardan korurken yaralanmış olmalıydı. İçindeki acı az da olsa azalmıştı. Ok yaydan çıktığında kısa bir ıslık sesi ile yaralı geyiğin böğrüne saplandı. Hayvan gıkını çıkartamadan yığıldı. Diğerleri kaçmıştı bile.

Daylight üzgün gözlerle ilerleyerek geyiğin yanına geldi ve yanına eğildi. Fısıldarken sesi titriyordu.

"Özgünüm. Çok üzgünüm. En azından seni acı çekerek yaşamaktan kurtardım. Ölürken de acı çekmedin."

Başını iki yana sallayarak gözlerindeki yaşları sildi. Bu büyük bir geyikti ve başka bir tanesini vurmasına gerek olmadığını düşündü. Kalanları diğer şeyleri yiyebilirdi. Bu gün başka bir masum canlıyı öldürmeyecekti. Bargier geyiğin başında nöbet tutarken gerisin geri yola çıktı.

Adiran'ın yanına döndüğünde adam giyinmiş kendisini bekliyordu. Son bir kez gözlerindeki yaşları silerek içini çekti. Konuştuğunda hala sesi titriyordu. Ve suratında kendisinden tiksinen bir ifade vardı.

"Geyik az ileride. Onu benim için taşırmısın?"
Image
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Esmer adam kızın geldiğini duyduğunda uzun siyah saçlarını kurutmakla meşgüldü...

Arkasını döndüğünde kızın ağladığını gördü. Belindeki kılıcı yere yavaşça bırakıp kızın yanına gitti artık temizdi. Esmer adam kızın tam önünde durdu. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Eliyle kızın göz yaşlarını sildi. önce kızın yaralanıp yaralanmadığına baktı. Kızın hiç bir yerinde yara olmadığını görünce kızın gerçekten çok hassas olduğunu gördü.

Ardından arkasında bıraktığı kemerini alarak ormana daldılar. Az ilerde geyik ölü şekilde yatıyordu. Adrian durdu şimdi yapacaklarını kız hiç beğenmeyecekti bu yüzden

"Bence sen kamp alanına dönmelisin ben geyiği getiririm" dedi.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Sessizce başını salladı.

"Tamam ben önden gidiyorum. Bargier senin için yol gösterecektir. Sadece sini takip et."

Son kez ellerini gözlerinden geçirdi ve hafif adımlarla, diğerlerinin olduğu yere geri dönmek için ilermeye başladı.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Safiel'in ricasını susarak kabul etti. Ne yaptığını bilmeden hareket ediyordu. Sanki bilinci yerinde değildi. Ejderhayı öldürmeye çalışmak ona çok garip gelmişti. Kendisini bir boşlukta hissetmişti. Biraz kendini açmaya karar verdi. En azından birileriyle güzel yüzle konuşmalıydı. Bu yaşadıkları sıkıntılarda bile Daylight'ın yeni bir arkadaş bulması onu mutlu etmişti. Kendisiyle beraber onu da karamsar yapmaktan korkuyordu. Sonra av için ona gerek kalmadığını gördü. Daylight ya da yeni arkadaşı halletmişti. Kız kamp alanına geri dönerken gözleri yaşlıydı. Buradaki tek arkadaşı olduğu için sorması gerektiğini düşündü. Yanına gidip "Ne oldu bir sorun mu var?" dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Vantuz onu grubun kamp yaptığı alanın ortasına geçit açtı. Safiel ve diğerlerini Teemieri'nin onları aradığını suratından anlamışlardı. Hiç bir şaşkınlık yoktu ifadesinde.

" Arkanızda çok kızgın bir yarı tanrı bıraktınız. "
Zırhlı kızılelf, Huor'un ona telepatiyle bağlanmaya çalıştığını farketti. Ve ona Meher'in portalı açmaya çalıştığı görüntüyü yolladı.
" Esten'in güçleri Reks'in kontolü altına girdi. Mecburen size yardım etmek zorundayım. Kurallar değişti, Safiel. " Nefretle safiel'e baktı. " Senden hoşlanmıyorum. Yaptıkların bunlara sebep oldu. Eğer Burtha'yı kapatmamış olsaydın, Reks bu kadar güçlenemezdi. "

Çok önceden toplantıda gördüğü insanlar ordaydı.
" Size katılmamda sorununuz varmı? "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Gruba hoşgeldin." dedi Safiel nefret dolu bir bakışla. Ama şimdi daha önemli bir sorunu vardı. Thereon'dan gerekli yanıtları almak için yalnız kalacakları bir yere götürmeye gitti. Huor'un da gelmesini istedi.
"Madem geldin, Teemeri. Yaralı şövalyenin yanında dur. Az sonra tartışmamız gerekn bir sürü konu olacak." ded, Safiel ve gitti.
Thereon'un duygularını gizleyen bir bakışı vardı. Safiel:
"Aslında izin cerseydim de Adrian seni bir güzrl pataklasaydı." dedi sert bir sesle.
"Evet seni dinliyorum. Bize yardım edeceğine ceplerini ekmeklerle doldurma rahatlığını bulfuğuna göre korsanlarla aranın sıkı fıkı olduğunu belli ediyorsun. Kim ejderhaların kükremelerini duyp da hala midesi peşine düşebilir ki? Cevap ver ve cevapların tatmin edici olsun."
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

"Demin insanların yemesi için masum bir geyiği öldürmek zorunda kaldım ve bu kendimi bana iyi hissetirmedi. Sadece bir tanesinin katili oldum bu gün, sanırm Kiba ve yanındaki kızda avlanmak için gitmişlerdi. Herkes doyabilir en azından ama hepsi zavallı geyiğin ne lezzetli olduğunu düşünecekler sadece. Onun kendi sürüsün korumak için yaşadığnı, savaştığını ve sadece besin olmak için öldüğünü düşünmeyecekler."

Özgünce bir ağacın altına otrdu ve dizlerini kolları ile sararak başını olşuan boşluğa gömdü. Sesi çıkmıyordu.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Bende hayvanları avlamayı sevmiyorum. Et düşkünü hiç değilim. Aslında et yemem. Sebze beni yeteri kadar doyuruyor. Doğa içinde büyüdüm sayılır. Senin kadar olmasada..."dedi Miaé Daylight'a gerçeten ona çok acı evermişti bu av. Dizlerinin arasındaki boşluğa gömmüştü kafasını. Baktı. Yanına oturdu.

"Benimde yakın olduğum bir hayvanım var. Aslında benim değil. O tamamen doğanın. Larfell. Bir griffon. Onu çok özledim. Bir veda bile edemedim toplantıya gelirken. Aramızda bir bağ oluştu. Diğer griffonlardan çok daha farklı. Aynı senin bargierle arandaki bağ gibi. Ama tek ve büyük bir fark var. Onunla zihinsel iletişim kuramıyorum. Elf dilini anlayabiliyorlar." dedi. Gözleri Larfell'le olan anılarına daldı. O çok küçükken bile vardı. Hep yanındaydı.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

"Bir ruhun yanına olması hiç bir şeye benzemez."

Dedi başını kaldırmadan. Sesi boğuk geliyordu.

"Griffon'lar harikalardır. Larfell ile tanışmayı çok isterdim."

Sonra başını kaldırdı, gözyaşları kurumuştu ama burnu birazcık kızarmıştı sadece, yüzündeki ifade neredeyse küçük bir çocuğunki gibiydi.

"Acaba Adrian nerede kaldı?"

Sonra Miaé'ye dönüp hafifçe gülümsedi...
Image
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest