Yanlış saat

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Yanlış saat

Post by Edmond »

Yeni işinden gülümseyerek ayrıldı genç adam.Sonunda hayata atılmıştı.Artık kendi evi vardı.Henüz eşi yoktu belki, çocuğu yoktu, ama en kısa zamanda onlar da olacaktı.Artık yetişkin birisi olacaktı.

25 yaşındaydı Arthur.Ensesini geçen sapsarı saçları vardı.Masmavi gözleri, yakışıklı bir yüzü vardı.Ã?apkın olmamasına, romantik olmasına ve iyi kalpli olmasına rağmen henüz bir eş bulamamıştı.Kötü talihliydi belki de.Kim bilir, belki de tanrı -ki eğer varsa- henüz farkına varamamıştı genç mühendisin.şans eseri oluşanlardandı belki de Arthur.Eğer tanrı onu bilerek yaratmış olsa, Arthur iki sene önce hayata eşiyle beraber atılmış olurdu.

Evine girerken içinde inanılmaz bir mutluluk vardı, evinin kapısını açtığında içerideki mobilyaların -kendi ödediği mobilyaların- güzelliğini farketmişti.Tam evin rengine göreydi.Krem rengi duvarlarla da uyumluydu.Henüz televizyon veya bilgisayar almamıştı.Bu yüzden kitaplarının başına takılmıştı (zaten henüz yalnızca bir gün geçirmişti).Elektriği bağlatmıştı en azından.

İkinci gün de aynı şekilde kitapların başında saatleri unutarak geçecekti.

Bütün bunları düşünürken evinde henüz bir saatin bile olmadığının farkına vardı.Duvarların çıplaklığı çok kötüydü.Eve girdiği gibi tekrar dışarı çıktı.Bir saat almalıydı.

Dükkanda yaşlı bir adam duruyordu.Yaşlı olmasına rağmen boyu yaklaşık bir metre seksen santim civarındaydı ve sırtı dimdikti.Dişleri tamamen ilk günkü gibi gerçekti ve bembeyazdı.Yaşını yalnızca yüzündeki kırışıklıklardan ve saçlarındaki beyazlıklardan anlayabiliyordu insan.

"Buyurun." dediği zaman sesindeki hâl, adamın yaşını en fazla 60 civarında zanneden mühendisi şaşırtmıştı.Adam en az 70 yaşındaydı!

"Yeni evime bir saat alacaktım." Arthur olabildiğince sıcak davranmaya çalışıyordu.

"Buyurun, dilediğinizi seçebilirsiniz, yalnız bir şeyi unutmayın lütfen." adam gülümsemeye çalışıyordu.O yaşta bu bile adamı yoruyor olsa gerekti.

"Saatleri insan seçtiği zaman bırakamıyor, eski saatini atamıyor kolay kolay, hâliyle alınacağı zaman en güzelini almak lazım."

Arthur gülümsedi, adam bariz bir şekilde en pahalı olan saati satmak için çalışıyordu.

"Ben neyi alacağımı bilirim bay...."

"Micheal" diye tamamladı yaşlı adam.

"Bay Micheal."

"Umarım öyledir" diyebildi Micheal.

Arthur rafların arasında ilerliyordu.Saatler harikaydı fakat attığı her adımda çok daha güzel bir saate rastlıyordu.Saatlerin kimisini romen rakamlarıyla yazıldığı için almıyordu, kimisini ise renginden dolayı.Hatta çok güzel bir saati sırf daire şeklinde değil diye almamıştı.

Fakat öyle bir saat vardı ki rafların arasından parlıyordu.Saatin karşısında takılmıştı Arthur, öylesine maviydi ki, Arthur karşısına geçtiği zaman yansıyan ışıktaki kendi gözüyle saatin renginin aynı olduğuna yemin edebilirdi.Safir gibiydi saat, sayıların yerleşimi bile insanı hipnotize ediyordu.El işiydi diğer saatlerin aksine.

"Sanırım bunu alacağım, aslında eminim." diyebildi Arthur.

"Güzel bir saati seçtiniz, dün geldi, acıklı haber ile beraber.Saati yapan çok sevdiğim bir arkadaşımdı.Saat yapardı, dün öldüğü haberini aldım."

Adam gözyaşlarını zor zaptediyordu besbelli.Kim bilir o yaşlı gözlerden ne kadar gözyaşı akmıştı!

"Ailesi haberi getirdiklerinde, arkadaşım Adam'ın en son olarak bu saati bitirdiğini söylediler.Artık bu saate bakmak istemiyordu ailesi.Hâliyle bana hediye ettiler.Arkadaşım gece 3 sularında ölmüş."

Arthur gülümsedi, kesinlikle saatin değerini yükseltmek istiyordu bu adam.Saati kendisi için değerli gibi gösterecekti.

"Kesinlikle en güzel saati seçtiğime eminim, peki bu saatin ücreti ne kadar?"

Micheal başını hafifçe öne eğdi.

"Benim için o saati almak herhângi bir ücrete mal olmadı.Sanırım o saati size yalnızca 30 $'a vereceğim.Ã?ünkü saat bana ücretsiz gelmişti.Hakkımdan fazlasını almama lüzum yok.Gerisini bugün buradan çıktıktan sonra arkadaşımın mezarına giderek ödeyebilirsiniz."

Artık gözyaşlarını saklamıyordu.Ağlıyordu bariz bir şekilde.Sessiz ama etkili bir şekilde.

Arthur şaşırdı.Bu kadar düşük ücrete bu derece muntazam bir saat!Daha fazla konuşmaya lüzum yoktu.Gerçi saatte bir bozukluk vardı kesin, yoksa böyle ucuz olamazdı ama...

Böylesine güzel bir saat, çalışmıyor olsa da para ederdi.

"Pekâlâ"

Parayı ödedi ve çıktı Arthur.Sonunda evine gelmişti ve bu kez bir şey daha vardı elinde evine hediye edeceği.

Eve geldiğinde saat akşam 10'u 10 geçe olmuştu saat.Saati ayarlaması bittiğinde saat küt diye durmuştu.Saniye 30'da kalmış, akrep de yelkovan da 10'u gösteriyordu.Değişik bir şekilde ayarlaması bittikten sonra donmuştu saat.

"Lanet olsun, bir sorun olduğu belliydi.Off, yarına iş çıktı yine."

Biraz da küfür edip yattı Arthur.Saati yatağının karşısına -çalışmamasına rağmen güzelliği yüzünden- asmıştı.

Gecenin bir yarısı uyandı Arthur.Bir gürültü geilyordu ama ne olduğunu çözememişti.Bir çeşit "tık-tık" diye sesler geliyordu.Fakat Arthur sonunda bu seslerin nereden olduğunu çözmüştü.Doğru ya!Saat almıştı artık evine.

Fakat sonradan aklına geldi, saat akşam 10'da bozulmuştu.Ã?yleyse nasıl tık-tık ediyordu?Hafif korkarak -gecenin bir yarısı olmasının da etkisiyle- saate baktı.Sonunda içi rahatlamıştı.Meğerse saniye olduğu yerde tık tık ediyor ama yine de duruyordu.Korkulacak bir şey yoktu.Saat bütün kırmızılığı ile olağan bir şekilde parlıyordu.Üstelik inanılmaz güzel parlıyordu gecenin karanlığında.

Tekrar yatağa yatıp arkasını döndüğünde, bir terslik olduğunun farkına varıyor, fakat çözemiyordu.Uyuya kalmıştı tekrar.Fakat fazla uyuyamayacaktı.

Yeniden sıçrayarak uyandı.KIRMIZIYDI!SAAT KIRMIZIYDI! İşte sorun buydu, oysa saatin mavi olması gerekiyordu!

Tekrar saate bakındığında saatin kırmızı olmadığını, karanlıkta da parlamadığını farketti.Siyah bir şekilde -ki büyük olasılılıkla karanlık olduğu için siyah- çalışıyordu.Ardından somurtarak bir "Of!" çekti.Saat 1'i 13 geçiyordu.

Uyuyakaldı.Kabuslarında saati görüyordu.Ve saatin yapımcısını.

Son bir tersliği daha farketmişti.Saat çalışmış, uğursuz sayının üzerinde durmuştu.Ve saat gerçekten de siyahtı, karanlık olduğu için siyah görünüyor değildi.

Sonra kapının açıldığını duydu.İçeri birisi geliyordu.Ağır adımlarla -ve yaşlı adımlarla- geliyordu birisi.Aşırı derecede tok sesler çıkarıyordu.Ve Arthur kesinlikle yerinden kıpırdayamıyordu.Ve odasının kapısı açıldı.İçeriye birisi girdi.Rüyasında gördüğü kişi, "Adam" girmişti içeri.

"Söyler misin Arthur, ücretini neden ödemedin?Neden oradan çıktıktan sonra mezarıma gelmedin?Hatta mezarımı sormadın bile!"

Son gördüğü kişi Adam'dı Arthur'un.Ve Adam'ın arkasında bembeyaz bir şekilde parlayan saati görüyordu Arthur.O an saatin gerçekten doğru saati gösterdiğine emindi.3'ü, Adam'ın öldüğü saati.Ve şimdi o saatte, kendisi de can vermişti.

----------------------------SON----------------------
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests