Bugün hava düne göre çok daha iyiydi.Soğuktu ama yine de yağmurlu değildi.Ya düne ne demeliydi?Herkes sıcacık evinde yatarken onlar bankın altına yatmış, üstüne karton sermiş yatıyorlardı.Banklar tepede olduğu için yağmur onları fazla (!) ıslatmıyordu.
"Lan Mahmud, yemekleri hazırla!"
O gün şanslılardı, dünkü yemekler fazla bozulmamıştı -gerçi yemekler zaten çürüktü ya, neyse-, üstelik 4 kişinin 4'ü de doyacaktı o gün -yani öyle umuyorlardı-.
Aralarında en büyüğü Tuğrul'du.17 yaşındaydı ve sokak kurallarını bilirdi.Sol elinin yalnızca baş parmağı ve işaret parmağı vardı.Bunu da sokak kuralı olarak öğrenmişti.
"Hadisene oğlum, Hasan geberiyor şurada, bugün az yiyecez, yemeğin çoğunu ona veriyoruz.İtiraz istemem."
Hasan dediği 14 yaşlarındaydı, en küçükleriydi, garibandı, 3 sene önce annesi de babası da ölmüştü, aslında yaşıyorlarken yalnızca tek göz bir ev sağlıyorlardı Hasan'a, fakat Hasan onlara yemek getiriyordu.Ayyaşın tekiydi zaten Hasan'ın babası.Ölmemiş, gebermişti Hasan'a göre.
Tuğrul yufka yürekli olduğundan 3 kişi doymadıkları hâlde 4. kişiyi almıştı çeteye.
Hiçbiri ne sigara içerdi, ne içki.Herhângi bir şey almıyorlardı, aslında Tuğrul çeteye Mahmud'u soktuğunda, Mahmud sigara hastasıydı -15 yaşında olmasına rağmen- fakat Tuğrul sigaraya verecek paramız yok, burada benim paramla sigara içirmem! diyerek bıraktırmıştı ona.
Hepsi sabahtan akşama -bazen akşamdan sabaha- kadar çalışıyorlardı.İri yarı çocuklardı.Hele hele Tuğrul 3 parmağını yaptığı bir kavgada kaybetmişti, dönerbıçak parmaklarını doğramıştı.Geriye iyileşmeyecek kemikler kalmış, doktorlar kesmişti.
Tuğrul ise bu sokaklara küçük yaşta katılmıştı.Kendisinden önce Hakan vardı, o da Tuğrul'u kendisi gibi yetiştirmişti.Sokak çocuğu olarak.
Hasan'ın hastalığı fenaydı.Yemekleri bile zebil ziyan ederek yemişti.Diğerleri aç kalacaktı, Hasan ise son günlerini tok yaşayacaktı.Kurtuluşu yoktu.Evvelsi günkü yağmur fena yapmıştı.
Hasan bankın üstüne uzandı o gece.Üstünde bir çuval örtülüydü.Tir tir titriyordu.
Ağacın altındaki banka değil de, açıktaki banka uzandı.Hava güzel olduğu için sabaha karşı güneş görmek istiyordu.Ağaç fazla büyük değildi ve yaprakları yerlere kadardı neredeyse, hem çok güzel gölge yapıyordu, hem de biraz da suyu tutuyordu.
Fakat o gece hesaplar tutmayacaktı.
Yemeğini yiyip yattı yatağa -artık ne kadar yataksa- Hasan.Hastalık yüzünden birkaç kere kustuktan sonra uyuyabildi.
Kabuslarında annesini görüyordu.Ölmeden önce, Hasan'ın babası tarafından bıçaklanmış, sonra Hasan'ın babası arkasını döndüğünde zorlukla ayağa kalkmış, boynuna saplamıştı ekmek bıçağını ayyaş adamın.Adam oracıkta ölmüş, birkaç dakika içinde annesi 10 yıl gençleşmiş gibi görünüm içinde ölmüştü.
Ve şimdi Hasan'ın kabuslarında annesinin elinde ekmek bıçağı vardı, Hasan'ı öldürmek için koşuyordu.Hasan kaçıyor, arada arkasına bakıyor, annesini göremeyince atlattım sanıyor, önüne döndüğünde bir anda dibinde annesini görüyordu.
"Benden kaçamazsın.Öleceksin.Ben ölümüm, sen de ölüsün."
Sıçrayarak uyandı.Yaşlar içindeydi.Altına yapmıştı.Üstelik o yaşta!Kendisinden utandı.Fakat çok geçmeden bir terslik olduğunu anladı.Yağmur yağıyordu ve çok fena ıslanmıştı.Ve şu an başı dönüyordu.
Ã?nce etraf kararmaya başladı, yağmur damlalarını göremez oldu, diğer herkes uyuyordu.Çok kötü olacaktı.
Daha sonra bir şekil gördü yağmur damlaları içinden, bir insan şekli ona doğru geliyordu, fakat o bir melekti sanki.Karanlığın içinden bir aydınlık gibi geliyordu.
Ardından başının dönmesi mide bulantısına döndü.Ã?ğürdü, fakat kusamadı.
Boğazına bir ağrı saplandı, fakat insan şekli kendisini iyice belli etmişti.Gözleri kapanıp kapanıp açılıyordu Hasan'ın.
"Oğlum, gel yanıma, artık mutlu olacağız, üşümeyeceksin, aç kalmayacaksın."
Hasan gözlerini tamamen kapatmadan önce tek bir kelime söyleyebildi.
"Anne....."
Ertesi gün arkadaşları Hasan'ın gülen cesedi başında, mutlu cesedi başında sahte gözyaşları döküyorlardı.
Sokakta
Sokakta
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
