Bir unutulmuş diyarlar fanatiği olarak elf şarkısı ile beraber aldım. Ama içindeki Matron Triel çok yaşa laflarını görünce hikayenin karanlığın kuşatmasından sonra geçtiğini anladım ve önce bu kitabı bekleyeyim dedim. Ama kitabın ilk bölümü çok hoşuma gitti. Salvotorecular alınmasın ama Cunnigham anayurtta sayfalarca tanıtılan drow geleneklerini daha giriş bölümünde çok güzel özetliyor kadının yazım stili çok hoşuma gidiyor benim.
haklısın bu arkabahçenin bir hatası gibi görünüyor
her ne kadar iki hikaye birbirileriyle kesişmese ve alakaları olmasa bile
kronolojik olarak bu kitabın çıkması için önce karanlık kuşatmasını beklemeleri gerekirdi bence
yeminerim senin vaktin bol, bir sonsuzluk var önünde
şaka bir yana vakit bulmak bazen gerçekten zor oluyor
hele hele kitabın ilk 10 sayfasını okuduktan sonra bitirmeden rahat edemeyen tiplerdenseniz . . .
Kesinlikle
Ukalalık olsun diye söylemiyorum;
Drizzt'in Yedi kitabını Miras dahil yazın 10 günde bitirdim .Kitap beni sarar4sa film gibi başından kalkamıyorum hiç 1-2 ayda okuduğum kitap olmamaıştır.
Hiç bir kötü varlık özgür olduğunu iddia edemez.
Ã?ünkü ''özgürlük ağacı'' zorba ve zalimlerin kanıyla sulanır.
he ne kadar ilk başta drizztten başka bir drowun yüzeye çıkması fikrini ilk başta sevmemiş olsam bile kitabı bitirince liriel ile drizzt arasındaki farkları gördüm
Kitap iyi hoş da Liriel'in güneş ışığına o kadar kolay alışabilmesi ters geldi bana! Yani Drizzt'in yüzeye çıkması fikrine daha doğumunda hazırlamışlardı bizi. Gözleri meşale ışığında rahatsız olmuyordu falan. Buna rağmen Drizzt aylarca uğraştı gün ışığına alışabilmek için. Ama Liriel hop diye çıkıp iki günde güneş ışığı altında yürümeye başladı. Bir de neden bir Drowun farklı olması için farklı göz rengine sahip olması gerekirmiş gibi davranıyor bu yazarlar? Eflatun, kehribar rengi... Daha neler görcez bakalım!
"Bir kitap nasıl iki ayda bitirilir?" sorusuna cevap vereyim. Yatmadan önce uyku ilacı niyetine iki sayfa üç sayfa okur gibi yaparsın. Kitap bittiğinde nasıl başladığını unutmuşsundur. Ama adın kitap okudu olur. Televizyon karşısında pineklemeye bolca zaman ayırabildiği halde bir türlü kitap okuyacak vakit bulamayan "çalışan" kimselerimiz bu yolu tercih etmektedir.
Ben de pek akıl sır erdiremiyorum adı geçen kimselere. Arada sırada yatmadan önce alıyorum kitabımı elime. Biraz okur yatarım diyorum. Uykum kaçıyor. Sabahın bilmem kaçında gözlerimi kaşımaktan okuyamayacak hale gelene kadar okuyorum sonra.