Belki bambaşka bir konu bahsedilebilecek şehir efsaneleri... Aslında bunlar açısında edebiyatımız daha zengin ancak ben yine de yeterli bulmuyorum. Bir de bu tarz edebiyatta bir sorun örneğin New York için yazılmış öyküyü alıp da arka planına İstanbul u yerleştirmek şeklinde oluyor. Oysa İstanbul un muhtemelen İzmir in Bursa nın kendine özgü ruhu var... Bu ruhu yakalayıp da bu ruhun yanına o şehre ait efsaneleri yerleştirmek daha başarılı çalışmalar yaratabilir bence....
şehirlerimiz de pek çok efsaneyi yaratabilecek yerler... Benim şehrim İstanbul mesela... Aslında bu aklıma bir fikir de getirdi.... : ) ) )
Turk Halk Edebiyati Ve Fantastik Kurgu
paladin örneği gerçekten olayı çok iyi açıklamış ancak olayı salt Türk kültürü olarak değerlendirmemeliyiz çünkü Türkler Anadoluya gelirken kendi kültürlerini getirirken zaten Anadoluda çok geniş bir kültür vardı örneğin Hititlerin 1000den fazla tanrısı vardı ayrıca Zerdüştlük ya da Romanın Mithra dini gibi öğelerin etkisi çok uzun süre etkili olmuştur
ancak sadece Türk kültürünü içeren öğeler arıyorsanız Yedi Uyurları bile kullanabilirsiniz.
mesela muazzam güzelliği olan gizemli bir geyiği avlamaya çıkan bir avcı(Cüneyt Arkının filmi vardı
)ve dağlarda başından geçen olayları anlatabilirsiniz. ya da kimsenin bilmediği bir köyden bir prensese olan aşkı için 7 kafalı ejderhalarla savaşan iyi yürekli birisi olabilir (Keloğlanın yeni versiyonu gibi düşünün). daha eskiler ait olarak bişeyler isterseniz tanrılara ait bir kılıcı aramaya çıkan farklı ırklardan oluşan bir grup (Tarkan öğesinde Romalı ve Germenler ile mücadelesi gibi). Göktürklerin demirden bir dağı eritmesi ya da Hunlarda olduğu gibi önemli bir yiğitlik yapmadan isim alamayan bir gencin isim alabilmek için çıktığı uzun bir yolculuk gibi. belki de tüm öğelerin birleştiği bir hikaye olabilir

ancak sadece Türk kültürünü içeren öğeler arıyorsanız Yedi Uyurları bile kullanabilirsiniz.
mesela muazzam güzelliği olan gizemli bir geyiği avlamaya çıkan bir avcı(Cüneyt Arkının filmi vardı
Yazdıkların aslında çok güzel kardeşim. Aslında bizim kültürümüzün iki farklı kanadı var. İlki bugünkü Anadolu kültüründe pay sahibi olan eski Türk kültürü. İkincisi Anadolu'nun 1071 öncesine dayanan kendine ait kültürü. Bu iki yapı 1071'de birleşip bugünkü Anadolu kültür yapısını yaratmış...
Benim kanımca ikincisi yani Anadolu kültürünün bugünkü yaşam tarzımıza etkisi daha fazla... En azından Anadolu'da yaşamış diğer devletlere baktığımızda onlara aslında ilk başta umduğumdan daha fazla benzerlikler görüyorum.
Hititler bu resmin parçalarından birisi... Frigya çoğu zaman unutulan ancak bence belki de en çok bugünkü Türkiye yi hissedebildiğim başka bir medeniyet hikayesi...
Sonra Lidya var.... ve Urartu... Uzuun bir Pers Hakimiyeti dönemi... Büyük İskender... Sonra parçalara bölünen Anadolu'nun küçük ancak o dönemde isminden çok söz ettiren devletleri... Aslında bugünkü Anadolu antik tarihinde en çok adı geçen devletler onlar...
Adıyaman da Komogene ( Hani şu meşhur Nemrut Dağındaki mezarları yaptıranlar) Kuzey Ege de Bergama, güneyde Aspendos, Trabzon'da Pontus....
Sonra parça parça ele geçirilen devletler ve yine uzuuun bir Roma dönemi....
İlginçtir ilk başta Roma Anadolu yu ele geçirmişken en sonunda Anadolu Roma'yı ele geçiriyor. Büyük Konstantin'in 300lerdeki hakimiyeti ile başlayarak Anadolu öncelikle Roma'yı temsil eden merkez haline geliyor. Sonra da Roma'yı 1000 yıl daha yaşatacak coğrafyaya dönüşüyor...
Ki bu dönem bizim için bence kahpe Bizans ın dönemi olmamalı... İlginçtir mesela Avrupa Yunanlıların en çok antik çağdaki dönemine hayrandır. Felsefenin geliştiği Atina nın öne çıktığı dönem... Ancak Yunanistan'ın en çok gurur duyduğu dönem bu dönem değil... 300lerle başlayan 1000li yılların ortalarına uzanan Bizans devri... Ã?ünkü antik çağda Yunan kültürü ile en azından kıyaslanabilecek Mısır, Mezopotamya, Hint ve elbette Anadolu kültürleri varken... Bu dönemin büyük çoğunluğunda bölgenin kıyaslanamayacak ölçüde büyük bir kültürel merkezi idi Anadolu... Yunanlılar o nedenle o dönemden başlayarak yer yüzünde tek bir şehrin var olduğunu düşünürler... O şehir de İstanbuldur... Zaten İstanbul adı da buradan gelir. Sta Boli... Biraz kurcalarsak... Sta Polis...
1071 de elbette yeni bir dönem başlıyor. Ancak bu dönem ilk başta bölük pörçük bir Anadolu yaratıyor. Bizans yine çok etkin ama ortada bir de Türk beylikleri var. Selçuklu nun da parçalanması ile belki Bizans zamanla kontrolü yine sağlayabilirdi. Ancak bu defa başka bir gücü, Bizans biraz da kendisi kaşınarak davet ediyor. Haçlılar...
Haçlılar Anadolu da bir fırtına gibi esip muazzam bir zarar yaratıyorlar. Ancak en büyük zararı 1204 de başkentini ele geçirdikleri Bizans a veriyorlar... Ki Bizans bir daha toparlanamıyor.
Böylece Anadolu Beyliklerinden birisi bir parça olsun kendini gösterip güçlenmeyi başarıp Anadolu Selçuklu Devletini kuruyor.... Ki bu dönem bence Anadolu'nun çok fazla söz edilmeyen ancak çok ilginç ve çok üzerinde durulması gereken başka bir dönemi... O büyük fırtına durulup biraz rahat bir ortam oluştuğunda Anadolu muazzam düşünürler çıkarıyor... Bunlardan en çok adı duyulan Mevlana... Ancak tek kişi o değil. Daha epey insan var... Bunun yanında çok farklı fikirler kurumlar ve devlet yapıları yaratıyor bu yeni devlet... Ne yazık ki başka bir fırtına bu devleti de deviriyor. Moğol İstilasına bu devlet dayanamıyor ve çöküyor...
1200lerin ortasına girilirken Anadolu da dört güç var... Bölgeyi kontrol altında tutumaya çalışan Moğollar, Anadolu Selçuklu Devletinin dağılması ile kurulan Türk devletleri, Bizans'ın dağılması ile kurulan Rum devletleri, ve de haçlıların kalıntıları olan bazı devletçikler...
Bunlardan Bizansı tekrar ele geçiren Rum Devleti ve Konya yı elinde tutan Karamanlılar öne çıkıyor... Ancak tarih bir defa daha eskiyi diriltmek yerine eskiden ders alıp yeni bir güç yaratmak isteyenlerin önünü açıyor. Ne Bizans ne de Anadolu Selçuklu yeniden dirilmiyor bunun yerine yeni bir devlet Osmanlı yükseliyor....
Osmanlı'nın dönemi Anadolu da ayrıca ilginç bir dönem... Ortada büyük bir imparatorluk var... Dev bir güç ancak bu güç ortaya çıktığı bölgede otoritesini zar zor koruyor... Yavuz, Kanuni gibi güçlü hükümdarların döneminde bile Anadolu durmadan isyan ediyor... Bu dönemde de Anadolu'nun özellikle de 1600ler boyunca Anadolu'nun çok ilginç bi dönem yaşadığını düşünüyorum....
Ve tabii Kurtuluş Savaşı, sanırım hepimiz biliyoruz. Anadolu'nun Dünya'yı şaşırttığı yakın tarih olayı... Bu dönem de ilginç hikayelere konu olabilecek başka bir dönem...
Benim kanımca ikincisi yani Anadolu kültürünün bugünkü yaşam tarzımıza etkisi daha fazla... En azından Anadolu'da yaşamış diğer devletlere baktığımızda onlara aslında ilk başta umduğumdan daha fazla benzerlikler görüyorum.
Hititler bu resmin parçalarından birisi... Frigya çoğu zaman unutulan ancak bence belki de en çok bugünkü Türkiye yi hissedebildiğim başka bir medeniyet hikayesi...
Sonra Lidya var.... ve Urartu... Uzuun bir Pers Hakimiyeti dönemi... Büyük İskender... Sonra parçalara bölünen Anadolu'nun küçük ancak o dönemde isminden çok söz ettiren devletleri... Aslında bugünkü Anadolu antik tarihinde en çok adı geçen devletler onlar...
Adıyaman da Komogene ( Hani şu meşhur Nemrut Dağındaki mezarları yaptıranlar) Kuzey Ege de Bergama, güneyde Aspendos, Trabzon'da Pontus....
Sonra parça parça ele geçirilen devletler ve yine uzuuun bir Roma dönemi....
İlginçtir ilk başta Roma Anadolu yu ele geçirmişken en sonunda Anadolu Roma'yı ele geçiriyor. Büyük Konstantin'in 300lerdeki hakimiyeti ile başlayarak Anadolu öncelikle Roma'yı temsil eden merkez haline geliyor. Sonra da Roma'yı 1000 yıl daha yaşatacak coğrafyaya dönüşüyor...
Ki bu dönem bizim için bence kahpe Bizans ın dönemi olmamalı... İlginçtir mesela Avrupa Yunanlıların en çok antik çağdaki dönemine hayrandır. Felsefenin geliştiği Atina nın öne çıktığı dönem... Ancak Yunanistan'ın en çok gurur duyduğu dönem bu dönem değil... 300lerle başlayan 1000li yılların ortalarına uzanan Bizans devri... Ã?ünkü antik çağda Yunan kültürü ile en azından kıyaslanabilecek Mısır, Mezopotamya, Hint ve elbette Anadolu kültürleri varken... Bu dönemin büyük çoğunluğunda bölgenin kıyaslanamayacak ölçüde büyük bir kültürel merkezi idi Anadolu... Yunanlılar o nedenle o dönemden başlayarak yer yüzünde tek bir şehrin var olduğunu düşünürler... O şehir de İstanbuldur... Zaten İstanbul adı da buradan gelir. Sta Boli... Biraz kurcalarsak... Sta Polis...
1071 de elbette yeni bir dönem başlıyor. Ancak bu dönem ilk başta bölük pörçük bir Anadolu yaratıyor. Bizans yine çok etkin ama ortada bir de Türk beylikleri var. Selçuklu nun da parçalanması ile belki Bizans zamanla kontrolü yine sağlayabilirdi. Ancak bu defa başka bir gücü, Bizans biraz da kendisi kaşınarak davet ediyor. Haçlılar...
Haçlılar Anadolu da bir fırtına gibi esip muazzam bir zarar yaratıyorlar. Ancak en büyük zararı 1204 de başkentini ele geçirdikleri Bizans a veriyorlar... Ki Bizans bir daha toparlanamıyor.
Böylece Anadolu Beyliklerinden birisi bir parça olsun kendini gösterip güçlenmeyi başarıp Anadolu Selçuklu Devletini kuruyor.... Ki bu dönem bence Anadolu'nun çok fazla söz edilmeyen ancak çok ilginç ve çok üzerinde durulması gereken başka bir dönemi... O büyük fırtına durulup biraz rahat bir ortam oluştuğunda Anadolu muazzam düşünürler çıkarıyor... Bunlardan en çok adı duyulan Mevlana... Ancak tek kişi o değil. Daha epey insan var... Bunun yanında çok farklı fikirler kurumlar ve devlet yapıları yaratıyor bu yeni devlet... Ne yazık ki başka bir fırtına bu devleti de deviriyor. Moğol İstilasına bu devlet dayanamıyor ve çöküyor...
1200lerin ortasına girilirken Anadolu da dört güç var... Bölgeyi kontrol altında tutumaya çalışan Moğollar, Anadolu Selçuklu Devletinin dağılması ile kurulan Türk devletleri, Bizans'ın dağılması ile kurulan Rum devletleri, ve de haçlıların kalıntıları olan bazı devletçikler...
Bunlardan Bizansı tekrar ele geçiren Rum Devleti ve Konya yı elinde tutan Karamanlılar öne çıkıyor... Ancak tarih bir defa daha eskiyi diriltmek yerine eskiden ders alıp yeni bir güç yaratmak isteyenlerin önünü açıyor. Ne Bizans ne de Anadolu Selçuklu yeniden dirilmiyor bunun yerine yeni bir devlet Osmanlı yükseliyor....
Osmanlı'nın dönemi Anadolu da ayrıca ilginç bir dönem... Ortada büyük bir imparatorluk var... Dev bir güç ancak bu güç ortaya çıktığı bölgede otoritesini zar zor koruyor... Yavuz, Kanuni gibi güçlü hükümdarların döneminde bile Anadolu durmadan isyan ediyor... Bu dönemde de Anadolu'nun özellikle de 1600ler boyunca Anadolu'nun çok ilginç bi dönem yaşadığını düşünüyorum....
Ve tabii Kurtuluş Savaşı, sanırım hepimiz biliyoruz. Anadolu'nun Dünya'yı şaşırttığı yakın tarih olayı... Bu dönem de ilginç hikayelere konu olabilecek başka bir dönem...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Birkac mekan onerisi yapayim bir de...
Klasik fantastik hikayelerinin cogunda olmayan ama bizim kendimizden edinlenerek hikayelere katabilecegimiz birkac mekan...
Hamamlar bir ornek... Orta Cag Avrupasinda yaygin bir temizlik kulturu olmadigi icin bunu onlarin hikayelerinde bulamazsiniz. Hatta karakterlerin nasil yikandiklarini gosteren sahne benim gordugum kadariyla cok az... Oysa hikayenin gidisatini etkileyecek olaylarin boyle bir anda gelismemesi icin hicbir neden yok sonucta...
Bizim kulturumuz, hem Turklerin oncesinde hem de sonrasinda ciddi bir temizlik kulturu yaratmis. Oyle ki kendi evlerinde yikanma olanagi bulunamayanlar icin yikanma olanagi saglayan mekanlar hamamlar Anadoluda bugun bile son derece yaygin...
Hamamlarin Romaya uzanan kendilerine ozgu bir kulturu var. Mesela Roma da hamamlarda kimin nereye oturacagi kentteki hiyerarsiye gore belirlenirmis. Bizim bugunku kulturumuzde de evlenmeden once gelinin hamama goturulmesi gibi bir adet varmis eskiden...
Bunlarin hepsinin bir hikaye yazilirken ise yarayabilecegini dusunuyorum.
Belki bir baska mekan da kahveler.... Bunlar daha sonra modern Avrupa da CAFE olarak bilinen mekanlarin atalari aslinda... Viyana kusatmasindan sonra Osmanli ordusunun biraktigi tonlarca kahve Avrupa "cafe"lerinin ilk orneklerinin acilmasini saglamis ki hala Viyana bu konuda Avrupada liderdir...
Bizim kahvelerimiz bildigim kadariyla Selcuklulara uzanan bir donemde varlar... Ozellikle koylerde ve kasabalarda cok onemli islevleri var. Ozanlarin tuccarlarin ve baska koylerden gelenlerin birbirleri ile iletisim kurabildikleri en uygun yerler bu mekanlar.... Ve bu mekanlarin da kendilerine ozgu bir kulturleri var... Cogu zaman kahve kulturu olarak da anilan bir kultur... Zaman zaman kucumsense de bence bizim kesinlikle esinlenebilecegimiz kulturlerden birisi...
Klasik fantastik hikayelerinin cogunda olmayan ama bizim kendimizden edinlenerek hikayelere katabilecegimiz birkac mekan...
Hamamlar bir ornek... Orta Cag Avrupasinda yaygin bir temizlik kulturu olmadigi icin bunu onlarin hikayelerinde bulamazsiniz. Hatta karakterlerin nasil yikandiklarini gosteren sahne benim gordugum kadariyla cok az... Oysa hikayenin gidisatini etkileyecek olaylarin boyle bir anda gelismemesi icin hicbir neden yok sonucta...
Bizim kulturumuz, hem Turklerin oncesinde hem de sonrasinda ciddi bir temizlik kulturu yaratmis. Oyle ki kendi evlerinde yikanma olanagi bulunamayanlar icin yikanma olanagi saglayan mekanlar hamamlar Anadoluda bugun bile son derece yaygin...
Hamamlarin Romaya uzanan kendilerine ozgu bir kulturu var. Mesela Roma da hamamlarda kimin nereye oturacagi kentteki hiyerarsiye gore belirlenirmis. Bizim bugunku kulturumuzde de evlenmeden once gelinin hamama goturulmesi gibi bir adet varmis eskiden...
Bunlarin hepsinin bir hikaye yazilirken ise yarayabilecegini dusunuyorum.
Belki bir baska mekan da kahveler.... Bunlar daha sonra modern Avrupa da CAFE olarak bilinen mekanlarin atalari aslinda... Viyana kusatmasindan sonra Osmanli ordusunun biraktigi tonlarca kahve Avrupa "cafe"lerinin ilk orneklerinin acilmasini saglamis ki hala Viyana bu konuda Avrupada liderdir...
Bizim kahvelerimiz bildigim kadariyla Selcuklulara uzanan bir donemde varlar... Ozellikle koylerde ve kasabalarda cok onemli islevleri var. Ozanlarin tuccarlarin ve baska koylerden gelenlerin birbirleri ile iletisim kurabildikleri en uygun yerler bu mekanlar.... Ve bu mekanlarin da kendilerine ozgu bir kulturleri var... Cogu zaman kahve kulturu olarak da anilan bir kultur... Zaman zaman kucumsense de bence bizim kesinlikle esinlenebilecegimiz kulturlerden birisi...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
