Toprağın şarkısı Yeniden
Eh Edmond ask konusunda hepimizden tecrubeli sayilirsin. Yine de ben fikrimi yazayim. Bir insanin karsi cinse duydugu ask toplumlardan en yaygin olan ask bicimidir o nedenle daha rahat ifade edilir daha rahat yasanir.
Ancak mesela Yunus Emre'nin Allah'a duydugu "ask", ya da bir insanin yasadigi ulkeye duydugu "ask" gibi aslinda o en yaygin aska cok benzeyen bazi duygulari insanlarin cogunun kendileri hissederken bile algilamasi hele hele tum yogunlugu ile rahatca yasayabilmeleri zordur.
Ancak asik olunan insanin tek bir insan degil bir ulke bir toprak ya da Allah veya baska bir dinin baska bir tanrisi olmasi durumu degistirmez. Ne olursa olsun aski yaratan biraz da asik olunan sevilendir. Ve sevilen insan bazen oyle bir sey yapar ki o buyu bozulur ve ask sona erer.
O nedenle sevdigin kisiyi duzlemin disina atarak ask olmaz benim kanimca... Ve sevilen insan bunun farkinda olmasa bile hareketleri verdigi kararlar ve davranislari ile bir askin olusmasini guclenmesini ya da cokup yok olmasini saglar, ya da sebibiyet verir. Sevilenin insanin hayal ettigi bir sey olmasi da onemli degildir. Hayaller de yasarlar hareket ederler kararlar verirler hem de onlari yaratanin zihninin en azindan yuzeydeki bolumu tarafindan tam anlami ile kontrol edilmeden. O nedenle ben sevilenin askin cok onemli bir parcasi oldugunu dusunuyorum.
Ancak mesela Yunus Emre'nin Allah'a duydugu "ask", ya da bir insanin yasadigi ulkeye duydugu "ask" gibi aslinda o en yaygin aska cok benzeyen bazi duygulari insanlarin cogunun kendileri hissederken bile algilamasi hele hele tum yogunlugu ile rahatca yasayabilmeleri zordur.
Ancak asik olunan insanin tek bir insan degil bir ulke bir toprak ya da Allah veya baska bir dinin baska bir tanrisi olmasi durumu degistirmez. Ne olursa olsun aski yaratan biraz da asik olunan sevilendir. Ve sevilen insan bazen oyle bir sey yapar ki o buyu bozulur ve ask sona erer.
O nedenle sevdigin kisiyi duzlemin disina atarak ask olmaz benim kanimca... Ve sevilen insan bunun farkinda olmasa bile hareketleri verdigi kararlar ve davranislari ile bir askin olusmasini guclenmesini ya da cokup yok olmasini saglar, ya da sebibiyet verir. Sevilenin insanin hayal ettigi bir sey olmasi da onemli degildir. Hayaller de yasarlar hareket ederler kararlar verirler hem de onlari yaratanin zihninin en azindan yuzeydeki bolumu tarafindan tam anlami ile kontrol edilmeden. O nedenle ben sevilenin askin cok onemli bir parcasi oldugunu dusunuyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aşığın Güncesi 2
Bu Dünya haksızlıklarla dolu demiş bilge bir adam
Düşündükçe insana aklını kaybettiren haksızlıklar
Ama bazen bir an gelir
Bir müziğin sesi duyulur belli belirsiz
İnsan bir an için bile olsa bırakır tüm haksızlıklarını Dünyanın
O an için sadece ve sadece müziğe kulak verir.
Aşk da bu müzik gibidir
Etrafındaki her şeyi unutursun bir an
Dünya daha güzel daha umut dolu gelir insana
Değil mi ki öylesine güzel
Ã?ylesine muhteşem birini yaratmıştır Dünya
Kim kapılabilir ki umutsuzluğa
Onu izlemek duymak dinlemek
Bunlar yeter biz aşıklara
Bazen ömür boyu fark etmez hatta aşık olduğumuzu
Olsun ne önemi var
Bazen kızarız
Hatta pişman oluruz aşık olduğumuza ona
Yine de bırakmayız bırakamayız bu duyguyu
Sevdiğimiz insanın hep eskisi gibi muhteşem kalması
Ve de hep mutlu olması için dua ederiz
Bizli ya da bizsiz
Aslında korkar bir yanımız da hayatına girmeye
Ya bir zarar verirsek
Ya dokunduğumuzda bozulursa bu büyü
Bir aşık için zordur aşkını söylemek
Ama güzel bir andır
Ã?yle bir andır ki
Binlerce defa yaşanan hayal kırıklığına bile değebilir belki
Bir kumar hem de...
Ã?yle ki umudumuzu koyarız ortaya
Belki bu soruyu sormasak
Bir ömür boyu saklanacak bir umudu
Karşılığında beklediğimiz ise....
Bu Dünya haksızlıklarla dolu demiş bilge bir adam
Düşündükçe insana aklını kaybettiren haksızlıklar
Ama bazen bir an gelir
Bir müziğin sesi duyulur belli belirsiz
İnsan bir an için bile olsa bırakır tüm haksızlıklarını Dünyanın
O an için sadece ve sadece müziğe kulak verir.
Aşk da bu müzik gibidir
Etrafındaki her şeyi unutursun bir an
Dünya daha güzel daha umut dolu gelir insana
Değil mi ki öylesine güzel
Ã?ylesine muhteşem birini yaratmıştır Dünya
Kim kapılabilir ki umutsuzluğa
Onu izlemek duymak dinlemek
Bunlar yeter biz aşıklara
Bazen ömür boyu fark etmez hatta aşık olduğumuzu
Olsun ne önemi var
Bazen kızarız
Hatta pişman oluruz aşık olduğumuza ona
Yine de bırakmayız bırakamayız bu duyguyu
Sevdiğimiz insanın hep eskisi gibi muhteşem kalması
Ve de hep mutlu olması için dua ederiz
Bizli ya da bizsiz
Aslında korkar bir yanımız da hayatına girmeye
Ya bir zarar verirsek
Ya dokunduğumuzda bozulursa bu büyü
Bir aşık için zordur aşkını söylemek
Ama güzel bir andır
Ã?yle bir andır ki
Binlerce defa yaşanan hayal kırıklığına bile değebilir belki
Bir kumar hem de...
Ã?yle ki umudumuzu koyarız ortaya
Belki bu soruyu sormasak
Bir ömür boyu saklanacak bir umudu
Karşılığında beklediğimiz ise....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aşığın Güncesi 3
Sevilmek
Aşık olmadığın birinin bile hissedersen
Seni sevdiğini
Bambaşka olur Dünya
Hani birileri der ya
Her insan aslında yalnızdır diye
Bunun yalan olduğunu haykırmak istersin Dünyaya
Birisinin seni sevdiğini anladığında
Ama bir de aşık olduğun insan severse seni
Bu bambaşkadır.
Tüm acılarına dayanabileceğini hissedersin bir an
Tüm hayatın
Hiç olmadığın kadar kahraman gibi görürsün kendini
Kolay mıdır?
Sevgisini kazanmak bir insanın
Hele o en mükemmel insanın
Aşık olduğun insanın
Ya sevilmezsen...
Bu bir acıdır tabii
Bir reddediliş
Ã?yle ki aşkı hiç anlayamayan aşıklar
Ã?ıldıracak gibi olurlar böyle anlarda
O en sevdikleri insana bile
Nefret duyduklarını hissederler
Aslında kendileridir nefret ettikleri
Oysa
Reddedilme sınavından geçmeden gerçek aşık olunur mu?
Boşuna mıdır eski zamanlarda kızların hayır demeleri
En sevdikleri insanlara bile
Yüzünde acı da olsa bir gülümseme ile
Ve içinde yine o kıza duyduğu sevgiyle
Seyredemiyorsa her gün sevdiğini
Reddildiğini bile bile
Gerçekten sevmiş midir
Birçok duygu kandırır insanı
Bugünlerde özellikle
Aşk zannedilir aşk olmayan birçok duygu
Belki de bu nedenle en çok bu zamanda
Sınanmaya ihtiyacı var gerçek aşkı
Bir sahip olma istediği olmadığını
Ya da bir çeşit sevilme özlemi
Bunların çok ötesinde
Sadece öyle bir insan yeryüzünde var diye
İçinde bir sıcaklık hissetmeyi başarabildiğinde insan
O zaman işte
O zaman işte hakırabilir gökyüzüne
Aşığım ulan ben
Aşığım diye...
Ozan Firble
Güncelerin içerisinde kesinlikle en zoru buydu... Belki aşkı karşılıklı olarak hiç yaşamadığım için, belki aşk günümüzün en çok çarpıtılan duygusu olduğu için, belki de bir duyguyu anlatmak bir ozan için en zor işlerden biri olduğu için... Eksik kalan yanlar için sitemizin eski ve yeni tüm aşıklarından af diliyorum. Hayatınız ne kadar zor, ya da ne kadar hareketli olursa olsun aşka mutlaka zaman ayırın diyorum...
Ã?ünkü bazen yaşamın diğer seslerinden uzaklaşmak ve müziğe kulak vermek gerekir. Ve aşk müziklerin en güzelidir.
Sevilmek
Aşık olmadığın birinin bile hissedersen
Seni sevdiğini
Bambaşka olur Dünya
Hani birileri der ya
Her insan aslında yalnızdır diye
Bunun yalan olduğunu haykırmak istersin Dünyaya
Birisinin seni sevdiğini anladığında
Ama bir de aşık olduğun insan severse seni
Bu bambaşkadır.
Tüm acılarına dayanabileceğini hissedersin bir an
Tüm hayatın
Hiç olmadığın kadar kahraman gibi görürsün kendini
Kolay mıdır?
Sevgisini kazanmak bir insanın
Hele o en mükemmel insanın
Aşık olduğun insanın
Ya sevilmezsen...
Bu bir acıdır tabii
Bir reddediliş
Ã?yle ki aşkı hiç anlayamayan aşıklar
Ã?ıldıracak gibi olurlar böyle anlarda
O en sevdikleri insana bile
Nefret duyduklarını hissederler
Aslında kendileridir nefret ettikleri
Oysa
Reddedilme sınavından geçmeden gerçek aşık olunur mu?
Boşuna mıdır eski zamanlarda kızların hayır demeleri
En sevdikleri insanlara bile
Yüzünde acı da olsa bir gülümseme ile
Ve içinde yine o kıza duyduğu sevgiyle
Seyredemiyorsa her gün sevdiğini
Reddildiğini bile bile
Gerçekten sevmiş midir
Birçok duygu kandırır insanı
Bugünlerde özellikle
Aşk zannedilir aşk olmayan birçok duygu
Belki de bu nedenle en çok bu zamanda
Sınanmaya ihtiyacı var gerçek aşkı
Bir sahip olma istediği olmadığını
Ya da bir çeşit sevilme özlemi
Bunların çok ötesinde
Sadece öyle bir insan yeryüzünde var diye
İçinde bir sıcaklık hissetmeyi başarabildiğinde insan
O zaman işte
O zaman işte hakırabilir gökyüzüne
Aşığım ulan ben
Aşığım diye...
Ozan Firble
Güncelerin içerisinde kesinlikle en zoru buydu... Belki aşkı karşılıklı olarak hiç yaşamadığım için, belki aşk günümüzün en çok çarpıtılan duygusu olduğu için, belki de bir duyguyu anlatmak bir ozan için en zor işlerden biri olduğu için... Eksik kalan yanlar için sitemizin eski ve yeni tüm aşıklarından af diliyorum. Hayatınız ne kadar zor, ya da ne kadar hareketli olursa olsun aşka mutlaka zaman ayırın diyorum...
Ã?ünkü bazen yaşamın diğer seslerinden uzaklaşmak ve müziğe kulak vermek gerekir. Ve aşk müziklerin en güzelidir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Ã?ylesine Bir şiir
Ã?ylesine bir soru sorsalar
Bir anlamı olmayan
Neden sorulduğu bilinmeyen
Sadece o anda akıla gelen
Ã?ylesine bir soru
Ne cevap verirdim
Ã?ylesine bir söz söylemeye karar versem
Sevdiğimi
Uzun uzun planlanmamış
Bir anda içimden gelmiş
Nasıl anlaşılacağı
Ne karşılık bulacağını bilmediğim
Ne söylerdim
Ã?ylesine dolaşmaya karar versem bugün
Sokaklarda
Gidecek bir yer olmadan
Hangi sokağa girdiğime bakmadan
Ayağımla yürüyerek
Beynim yerine
Nereye giderdim
Ã?ylesine yaşasaydım eğer
Hiçbir günü düşünmeden önceden
Ne yapacağıma karar vermeden
Yıllar haftalar ya da günler önce
Bir anda alsaydım
Hayatıma yön veren tüm kararları
Nasıl olurdu hayat....
Ã?ylesine
İpleri gevşetip de
Biraz da nehrin götürmesini beklemek kendimi
Zaten hep ileriye taşıyan nehir değil mi bizleri
İpler ya da kürekler
Ne ölçüde değiştiriyor
Nehrin bizi sürüklediği yeri
Ã?ylesine bir soru sorsalar
Bir anlamı olmayan
Neden sorulduğu bilinmeyen
Sadece o anda akıla gelen
Ã?ylesine bir soru
Ne cevap verirdim
Ã?ylesine bir söz söylemeye karar versem
Sevdiğimi
Uzun uzun planlanmamış
Bir anda içimden gelmiş
Nasıl anlaşılacağı
Ne karşılık bulacağını bilmediğim
Ne söylerdim
Ã?ylesine dolaşmaya karar versem bugün
Sokaklarda
Gidecek bir yer olmadan
Hangi sokağa girdiğime bakmadan
Ayağımla yürüyerek
Beynim yerine
Nereye giderdim
Ã?ylesine yaşasaydım eğer
Hiçbir günü düşünmeden önceden
Ne yapacağıma karar vermeden
Yıllar haftalar ya da günler önce
Bir anda alsaydım
Hayatıma yön veren tüm kararları
Nasıl olurdu hayat....
Ã?ylesine
İpleri gevşetip de
Biraz da nehrin götürmesini beklemek kendimi
Zaten hep ileriye taşıyan nehir değil mi bizleri
İpler ya da kürekler
Ne ölçüde değiştiriyor
Nehrin bizi sürüklediği yeri
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
OZLEMEK
Ozlemek bir ates gibi zaman oluyor.
Icten ice yaniyor
Aslinda kanatiyor bir yanini
Fark etmiyorsun.
Ama an oluyor.
Bir sey goruyorsun
Bir cocuk
El ele tutusan iki sevgili
Bir esya belki bir dukkanin vitrininde
Bir anda ates alev aliyor
Icine attigin aci birden gizlenemez oluyor
Sariyor bedenini
Oyle ki bazen kacmak istiyorsun
Insan bazen kendini kandirmayi sever
Sen de istiyorsun o an
Yine de bir gun gecmise baktiginda
Sevdigine ozlemini ozguce yasadigin o anlarin
O tuhaf ulkede yasadigin en guzel anlar oldugunu anliyorsun
Ve gulumsuyosun kendi kendine....
Ozlemek bir ates gibi zaman oluyor.
Icten ice yaniyor
Aslinda kanatiyor bir yanini
Fark etmiyorsun.
Ama an oluyor.
Bir sey goruyorsun
Bir cocuk
El ele tutusan iki sevgili
Bir esya belki bir dukkanin vitrininde
Bir anda ates alev aliyor
Icine attigin aci birden gizlenemez oluyor
Sariyor bedenini
Oyle ki bazen kacmak istiyorsun
Insan bazen kendini kandirmayi sever
Sen de istiyorsun o an
Yine de bir gun gecmise baktiginda
Sevdigine ozlemini ozguce yasadigin o anlarin
O tuhaf ulkede yasadigin en guzel anlar oldugunu anliyorsun
Ve gulumsuyosun kendi kendine....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Biliyorum bu toprağın ozanları için ne kadar şiir yazsam yine az yine yetersiz. Ben kendi halinde bir ozan olarak yine de denemeye karar verdim. Bu bir borçtur. şiirlerimi yazarken zihnimde duyduğum şarkıları yaratan toprağa ve ozanlara....
Bu Toprağın Ozanları-1
AşIK VEYSEL
Hikayeler hep baştan başlar ya
Ben dedim ki sondan başlayayım.
Anlatacağım bir sonun hikayesidir bu topraklarda
Elinde sazla köy köy gezen son büyük ozan
Televizyonlar dev konserler henüz yayılmamışken Anadolu'ya
Son günlerini yaşarken binlerce yıllık bakirliğinin
Son bir ozan kapattı bir devri
Yüzlerce ozan vardı arkasında yaşamış
Binlerce ses yankılanıyordu gezdiği toprakların üstünde
Hepsi adına son bir defa söyledi
Sivas'ın bir köyünde doğru Veysel
Yıllarca aynı kalan
Daha yıllarca da öyle kalmayı uman bir köy
Annesi tek başına doğurdu onu
Hasta oldu küçükken
Gözlerini kör etti hastalık
Babasının verdiği sazı çalarak öğrendi ozanlığı
O kadar sevdi ki müziği
Taşısa da Dünyayı görememenin acısını hep içinde
İnadına yaşadı.
Söyleyecek sözü vardı kendisinden onun Dünyaya
Tıpkı önceki ozanları gibi aynı topraklar gibi
Söyledi de o sözleri
Yıkılan bir imparatorlukta kapamıştı gözlerine
Yeni kurulan bir devlette duyurdu şarkılarını
Yıllarca unutmuş olan insanlar Anadolu'yu
Onun şarkıları ile irkildiler ilk defa
Yıllarca duymadıkları ozanların sesleri
İlk defa ulaştı ilk defa kulaklarına
Ölkenin okumuşları tanımaya çalışıyordu
İçlerinden çıktıkları ülkelerini
İlk ürkek adımlarını attıklarında
Ait oldukları topraklara
Oradaydı Veysel...
Söyledi
Bize bizi yeniden anlatmak için
Savaşlardan, acıları ve mutlu olayları yaşarken ülke
Başbakanlar, partiler, İstanbul'un ünlü insanları geçip giderken o söyledi.
Taa ki bir gün geldi
Evlere televizyonların girmesinden
Yeni ozanların kamyonlar dolusu malzeme ile turladıkları günler gelmeden
Çok değil birkaç yıl önce...
Sustu Veysel...
Spot ışıklarının aydınlatmadığı son büyük ozanı Anadolu'nun
Terk etti bizi
Hayır onun son gerçek ozan olduğunu söylemeyeceğim
Biliyorum çünkü
Tüketmek istese de günümüzün nice büyük ozanı
Nice insan var hala bu topraklarda
İnatla söyleyen şarkılarını
Yine de o bir sondu...
Sahne ışıkları ile savaşması gerekmeyen
Kasetlerin CDlerin dünyasının bulaşamadığı
Eski sesleri bir defa duyuran şanslı insanlarını bu ülkenin
Son ozanı Anadolu'nun
Bu Toprağın Ozanları-1
AşIK VEYSEL
Hikayeler hep baştan başlar ya
Ben dedim ki sondan başlayayım.
Anlatacağım bir sonun hikayesidir bu topraklarda
Elinde sazla köy köy gezen son büyük ozan
Televizyonlar dev konserler henüz yayılmamışken Anadolu'ya
Son günlerini yaşarken binlerce yıllık bakirliğinin
Son bir ozan kapattı bir devri
Yüzlerce ozan vardı arkasında yaşamış
Binlerce ses yankılanıyordu gezdiği toprakların üstünde
Hepsi adına son bir defa söyledi
Sivas'ın bir köyünde doğru Veysel
Yıllarca aynı kalan
Daha yıllarca da öyle kalmayı uman bir köy
Annesi tek başına doğurdu onu
Hasta oldu küçükken
Gözlerini kör etti hastalık
Babasının verdiği sazı çalarak öğrendi ozanlığı
O kadar sevdi ki müziği
Taşısa da Dünyayı görememenin acısını hep içinde
İnadına yaşadı.
Söyleyecek sözü vardı kendisinden onun Dünyaya
Tıpkı önceki ozanları gibi aynı topraklar gibi
Söyledi de o sözleri
Yıkılan bir imparatorlukta kapamıştı gözlerine
Yeni kurulan bir devlette duyurdu şarkılarını
Yıllarca unutmuş olan insanlar Anadolu'yu
Onun şarkıları ile irkildiler ilk defa
Yıllarca duymadıkları ozanların sesleri
İlk defa ulaştı ilk defa kulaklarına
Ölkenin okumuşları tanımaya çalışıyordu
İçlerinden çıktıkları ülkelerini
İlk ürkek adımlarını attıklarında
Ait oldukları topraklara
Oradaydı Veysel...
Söyledi
Bize bizi yeniden anlatmak için
Savaşlardan, acıları ve mutlu olayları yaşarken ülke
Başbakanlar, partiler, İstanbul'un ünlü insanları geçip giderken o söyledi.
Taa ki bir gün geldi
Evlere televizyonların girmesinden
Yeni ozanların kamyonlar dolusu malzeme ile turladıkları günler gelmeden
Çok değil birkaç yıl önce...
Sustu Veysel...
Spot ışıklarının aydınlatmadığı son büyük ozanı Anadolu'nun
Terk etti bizi
Hayır onun son gerçek ozan olduğunu söylemeyeceğim
Biliyorum çünkü
Tüketmek istese de günümüzün nice büyük ozanı
Nice insan var hala bu topraklarda
İnatla söyleyen şarkılarını
Yine de o bir sondu...
Sahne ışıkları ile savaşması gerekmeyen
Kasetlerin CDlerin dünyasının bulaşamadığı
Eski sesleri bir defa duyuran şanslı insanlarını bu ülkenin
Son ozanı Anadolu'nun
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
BRODWAY'İN IşIKLARI
Işık daha iyi görmek içindir aslında
Etrafımızdaki Dünya'yı daha iyi anlamak için
Ancak an olur
Başka bir şeye dönüşür ışık
Ã?yle parlaklaşır ki
Kaçmak isteriz ondan
Eğer cesaret edip bakarsak
Yakar gözlerimizi kör eder.
Sanatın ışığı da böyledir bazen
Hafif bir ışığı evrenin farklı yerlerine tutarken sanat
Bazen daha önce görmediklerimizi gösterir bize
Bazen de yeniden anlatır bildiklerimizi
Biz ise bir an için unutur geçmişi ve geleceği müziği dinleriz
Ancak farklı bir sanat vardır.
Kilometrelerce öteden gözüken bir ışık saçan
Güçlü
Ancak gücünü aydınlatmak için değil
Kör etmek için kullanan
Hem hayran bıraktıran kendi gücüne
Hem nefret ettiren kendinden
Brodwaydeydim dün
Dünya'nın başkentinin
Tapınaklarının en güçlülerinden biri
Sadece birkaç dakika mesafede kaldığım eve
Ama öyle parlak ki ışığı
Hem çekiyor beni
Hem de korkuyorum
Ve orada geçirdiğim birkaç dakika
Ã?yle parlak geliyor ki baktığım ışık
Hep bakmak bir ömür boyu bakmak istiyor bir yanım
Bir yanımsa korkuyor kaçmak istiyor
Belki kaçtım hep bu nedenle
Brodway'in ışıklarından günlerce
Karanlığı seviyorum diyeceğimi ummazdım ya eskiden
Görünce o ışığın parlıklığını
Hissedince içimdeki o ürpertiyi
Sanırım seviyorum artık biraz karanlığı
Dümdüz giden bulvarın hemen ilerisinde parlıyorlar
Nice erkeği felakete sürüklemiş güzel kızlar gibi gel diyorlar bana
Onlar orada ben buradayım...
Gözümü kaçırmak istesem de
Bakıyorum her seferinde bulvarın yukarısında
Oradalar
Güzel ve acımasız
Belkiyorlar
Belki karar verebilirsem bir gün
Geçebileceğime içinden
Bir gün gözlerime güvenebilirsem
O zaman belki
Ama bugün değil şimdi değil.
Işık daha iyi görmek içindir aslında
Etrafımızdaki Dünya'yı daha iyi anlamak için
Ancak an olur
Başka bir şeye dönüşür ışık
Ã?yle parlaklaşır ki
Kaçmak isteriz ondan
Eğer cesaret edip bakarsak
Yakar gözlerimizi kör eder.
Sanatın ışığı da böyledir bazen
Hafif bir ışığı evrenin farklı yerlerine tutarken sanat
Bazen daha önce görmediklerimizi gösterir bize
Bazen de yeniden anlatır bildiklerimizi
Biz ise bir an için unutur geçmişi ve geleceği müziği dinleriz
Ancak farklı bir sanat vardır.
Kilometrelerce öteden gözüken bir ışık saçan
Güçlü
Ancak gücünü aydınlatmak için değil
Kör etmek için kullanan
Hem hayran bıraktıran kendi gücüne
Hem nefret ettiren kendinden
Brodwaydeydim dün
Dünya'nın başkentinin
Tapınaklarının en güçlülerinden biri
Sadece birkaç dakika mesafede kaldığım eve
Ama öyle parlak ki ışığı
Hem çekiyor beni
Hem de korkuyorum
Ve orada geçirdiğim birkaç dakika
Ã?yle parlak geliyor ki baktığım ışık
Hep bakmak bir ömür boyu bakmak istiyor bir yanım
Bir yanımsa korkuyor kaçmak istiyor
Belki kaçtım hep bu nedenle
Brodway'in ışıklarından günlerce
Karanlığı seviyorum diyeceğimi ummazdım ya eskiden
Görünce o ışığın parlıklığını
Hissedince içimdeki o ürpertiyi
Sanırım seviyorum artık biraz karanlığı
Dümdüz giden bulvarın hemen ilerisinde parlıyorlar
Nice erkeği felakete sürüklemiş güzel kızlar gibi gel diyorlar bana
Onlar orada ben buradayım...
Gözümü kaçırmak istesem de
Bakıyorum her seferinde bulvarın yukarısında
Oradalar
Güzel ve acımasız
Belkiyorlar
Belki karar verebilirsem bir gün
Geçebileceğime içinden
Bir gün gözlerime güvenebilirsem
O zaman belki
Ama bugün değil şimdi değil.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Artemis kardeş... Ne diyeyim? Ben hala ne kadar iyi olduğumdan emin değilim. Belki emin olmamak daha iyi ya... şiirlerim ne kadar anlatmak istediklerimi anlatıyor bilmiyorum....
Ama senin şiirlerini de özledik ve de hikayelerini bekliyoruz.
Ama senin şiirlerini de özledik ve de hikayelerini bekliyoruz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Ã?nceden atlamışım sanırım bu özellikle çok hoşuma gitti. layık olmasını dileyerek ben de bişeyler karaladım =)
Belki öylesine güzel olurdu ki:
Her anı çok özlediğin biriyle karşılaşmak gibi,
Ã?ylesine yürüken yolda.
Ã?ylesine güzel...
Ã?ylesine beklenmedik...
Belki öylesine bilinmez olurdu ki:
Göz gözü görmeyen bir dumanda yürümek gibi,
Ya da zifiri karanlıkta,
Bir şeylere tutunmaya çalışmak gibi...
Ã?ylesine korkunç olabilirdi yani...
Ama imkanı yok bilmenin.
Ã?ylesine garip ki hayat,
Ã?ylesine bilinmez ki....
--Efla
Ã?ylesine yaşanmış olurdu herşey o zaman.Firble wrote:Ã?ylesine Bir şiir
Ã?ylesine bir soru sorsalar
Bir anlamı olmayan
Neden sorulduğu bilinmeyen
Sadece o anda akıla gelen
Ã?ylesine bir soru
Ne cevap verirdim
Ã?ylesine bir söz söylemeye karar versem
Sevdiğimi
Uzun uzun planlanmamış
Bir anda içimden gelmiş
Nasıl anlaşılacağı
Ne karşılık bulacağını bilmediğim
Ne söylerdim
Ã?ylesine dolaşmaya karar versem bugün
Sokaklarda
Gidecek bir yer olmadan
Hangi sokağa girdiğime bakmadan
Ayağımla yürüyerek
Beynim yerine
Nereye giderdim
Ã?ylesine yaşasaydım eğer
Hiçbir günü düşünmeden önceden
Ne yapacağıma karar vermeden
Yıllar haftalar ya da günler önce
Bir anda alsaydım
Hayatıma yön veren tüm kararları
Nasıl olurdu hayat....
Ã?ylesine
İpleri gevşetip de
Biraz da nehrin götürmesini beklemek kendimi
Zaten hep ileriye taşıyan nehir değil mi bizleri
İpler ya da kürekler
Ne ölçüde değiştiriyor
Nehrin bizi sürüklediği yeri
Belki öylesine güzel olurdu ki:
Her anı çok özlediğin biriyle karşılaşmak gibi,
Ã?ylesine yürüken yolda.
Ã?ylesine güzel...
Ã?ylesine beklenmedik...
Belki öylesine bilinmez olurdu ki:
Göz gözü görmeyen bir dumanda yürümek gibi,
Ya da zifiri karanlıkta,
Bir şeylere tutunmaya çalışmak gibi...
Ã?ylesine korkunç olabilirdi yani...
Ama imkanı yok bilmenin.
Ã?ylesine garip ki hayat,
Ã?ylesine bilinmez ki....
--Efla
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Bu Toprağın Ozanları-2
Yunus Emre
Bir gün bir imparatorluğa dönüşecek beyliğin kurulduğu kasabaya çok yakındı
Yunusun Dünya’ya geldiği köy
Ã?yle bir zamanda açtı ki gözünü
Parça parçaydı Anadolu
Erkekler çift sürüp bakmak yerine ailelerine
Birbirlerini öldürüyorlardı meydanlarda
Ã?ocuklar ve kadınlar açtı köylerde
Yunus bu aç çocuklardan biriydi
Büyüdü yine de
Ã?yle bir yaşa geldi ki savaşmak için küçük
Yollara düşüp köyünü kurtarmak için açlıktan yeterliydi yaşı
Diğer tüm nimetlerinden toprağın vazgeçmişti köy
Sadece un bulsa şükredecekti her gün bir somun ekmek yemek için
Yunus da dolaşıp köyleri kasabaları un aradı günlerce
Yolu böylece düştü dergâha
Savaşmaya gitmemişti buradaki erkekler köyündekiler gibi
Daha farklı bir şey yapıyorlardı öldürmek yerine birbirlerini
Ã?yle bir amaçtı ki bu
Binlerce yıldır birbirini tanımayan onca insan farklı yerlerinde Dünya’nın
Uğraşıyorlardı bu amaç uğruna
Nirvana’ya varmak diyordu Budistler ona
Tanrı’yı aramak diyorlardı Hiristiyan tapınak şovalyeleri
Müslüman dergâhlarında ise BİR OLMAK deniyordu bu amaca
Bu kadar insan uğraştıysa bir hayat boyu bu amaç uğruna
Bir nedeni vardı elbet bunun
Köyüne dönerken karışıktı aklı Yunus’un
Ancak evine varıp düşününce yeniden karar verdi
Katılacaktı dergâha
Böyle başladı öğrenmeye
Ã?nce insanlarla
Düşmanı bile olsa karşısındaki
Bir olmayı
Paylaşmayı üzüntülerini mutluluklarını
Aynı bedeni ve ruhu paylaşır gibi
Kardeş gibi değil
Bunun daha ötesi
Sonra diğer canlılar ile yeryüzünü paylaşan
Kanadı yaralandığında bir kuşun
Kendi kolu kesilmiş gibi hissetmeyi mesela
Ya da anlamayı bozkırın ortasındaki tek bir ağacın yalnızlığını
Sonra canlı cansız tüm valıkları yeryüzünün
Rüzgârın esişinde bir parça bulmak kendinde
Nice olayların tanığı toprakla sohbet etmek
En sonunda ise tüm Evrenle bir olmak
Sanki ayrı bedeni yokmuşcasına
Sanki sadece bir an için
“Ete kemiğe bürünüp
Yunus diye gözüküp”
Sonra yerine bir parçası olacak gibi evrenin
Bir zaman geldi ayrıldı Yunus dergâhtan
Parça parça olmuş Anadolu’yu gezdi
Birbirlerini öldüren insanlara anlatmaya çalıştı
Bir olmanın güzelliğini
Kendi dergâhını kurmadı hiçbir zaman
Eğer bir dergâhı olsa
Bu kadar güzel anlatabilir miydi anlatmak istediğini?
Tek değildi elbet
Niceleri gelip geçti bu Dünya’dan
Yunus gibi anlatmak isteyen bizlere
Ancak hiçbiri bu topraklarda
Bu kadar güzel ifade edemedi
Bu kadar güzel söyleyemedi
Söylemek istediği sözleri
şimdi yüzyıllar kalmışken geride
Bir olun diyen binlerce sesin arasından
Birisi daha gür çıkar diğerlerinden Anadolu’da
O ses Yunus’un sesidir.
Yunus Emre
Bir gün bir imparatorluğa dönüşecek beyliğin kurulduğu kasabaya çok yakındı
Yunusun Dünya’ya geldiği köy
Ã?yle bir zamanda açtı ki gözünü
Parça parçaydı Anadolu
Erkekler çift sürüp bakmak yerine ailelerine
Birbirlerini öldürüyorlardı meydanlarda
Ã?ocuklar ve kadınlar açtı köylerde
Yunus bu aç çocuklardan biriydi
Büyüdü yine de
Ã?yle bir yaşa geldi ki savaşmak için küçük
Yollara düşüp köyünü kurtarmak için açlıktan yeterliydi yaşı
Diğer tüm nimetlerinden toprağın vazgeçmişti köy
Sadece un bulsa şükredecekti her gün bir somun ekmek yemek için
Yunus da dolaşıp köyleri kasabaları un aradı günlerce
Yolu böylece düştü dergâha
Savaşmaya gitmemişti buradaki erkekler köyündekiler gibi
Daha farklı bir şey yapıyorlardı öldürmek yerine birbirlerini
Ã?yle bir amaçtı ki bu
Binlerce yıldır birbirini tanımayan onca insan farklı yerlerinde Dünya’nın
Uğraşıyorlardı bu amaç uğruna
Nirvana’ya varmak diyordu Budistler ona
Tanrı’yı aramak diyorlardı Hiristiyan tapınak şovalyeleri
Müslüman dergâhlarında ise BİR OLMAK deniyordu bu amaca
Bu kadar insan uğraştıysa bir hayat boyu bu amaç uğruna
Bir nedeni vardı elbet bunun
Köyüne dönerken karışıktı aklı Yunus’un
Ancak evine varıp düşününce yeniden karar verdi
Katılacaktı dergâha
Böyle başladı öğrenmeye
Ã?nce insanlarla
Düşmanı bile olsa karşısındaki
Bir olmayı
Paylaşmayı üzüntülerini mutluluklarını
Aynı bedeni ve ruhu paylaşır gibi
Kardeş gibi değil
Bunun daha ötesi
Sonra diğer canlılar ile yeryüzünü paylaşan
Kanadı yaralandığında bir kuşun
Kendi kolu kesilmiş gibi hissetmeyi mesela
Ya da anlamayı bozkırın ortasındaki tek bir ağacın yalnızlığını
Sonra canlı cansız tüm valıkları yeryüzünün
Rüzgârın esişinde bir parça bulmak kendinde
Nice olayların tanığı toprakla sohbet etmek
En sonunda ise tüm Evrenle bir olmak
Sanki ayrı bedeni yokmuşcasına
Sanki sadece bir an için
“Ete kemiğe bürünüp
Yunus diye gözüküp”
Sonra yerine bir parçası olacak gibi evrenin
Bir zaman geldi ayrıldı Yunus dergâhtan
Parça parça olmuş Anadolu’yu gezdi
Birbirlerini öldüren insanlara anlatmaya çalıştı
Bir olmanın güzelliğini
Kendi dergâhını kurmadı hiçbir zaman
Eğer bir dergâhı olsa
Bu kadar güzel anlatabilir miydi anlatmak istediğini?
Tek değildi elbet
Niceleri gelip geçti bu Dünya’dan
Yunus gibi anlatmak isteyen bizlere
Ancak hiçbiri bu topraklarda
Bu kadar güzel ifade edemedi
Bu kadar güzel söyleyemedi
Söylemek istediği sözleri
şimdi yüzyıllar kalmışken geride
Bir olun diyen binlerce sesin arasından
Birisi daha gür çıkar diğerlerinden Anadolu’da
O ses Yunus’un sesidir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Olabildiğince farklı ozanları anlatmak istiyorum Edmond. Mevlana ile Yunus Emre'nin anlatmak istedikleri birbirlerine benziyor. Ancak neden Mevlana'yı da sen anlatmıyorsun? Eğer Mevlana'yı anlatacak bir şiir oluşursa aklında buraya yazman beni çok mutlu eder.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Nasıl başarıyoruz?
Bu kadar yakınken biribirimize
Bu kadar paylaşıyorken aynı Dünyayı
Gözlerimiz görüyor kulaklarımız duyuyorken
Nasıl bu kadar yalnızlığa mahkum ediyoruz kendimizi
Onlarca kişi ile aynı yatakhanede yatarken bazen
Binlerce insanla aynı meydanda yürürken
Nasıl bırakıyoruz yapayalnız birbirimizi
Bu kadar yakınken biribirimize
Bu kadar paylaşıyorken aynı Dünyayı
Gözlerimiz görüyor kulaklarımız duyuyorken
Nasıl bu kadar yalnızlığa mahkum ediyoruz kendimizi
Onlarca kişi ile aynı yatakhanede yatarken bazen
Binlerce insanla aynı meydanda yürürken
Nasıl bırakıyoruz yapayalnız birbirimizi
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
