field of honor
field of honor
buyrun burası serbest savaş alanı
er meydanı
meydana giren gladyatörler özelliklerini belirtmelidir
dövüşler pek yakında başlayacaktır
arena sorumlusuna ismini yazdıran herkes (bileğine, ya da hünerlerine güveniyorsa) katılabilir.
ps: insan formunda ejderhalar katılamaz.
er meydanı
meydana giren gladyatörler özelliklerini belirtmelidir
dövüşler pek yakında başlayacaktır
arena sorumlusuna ismini yazdıran herkes (bileğine, ya da hünerlerine güveniyorsa) katılabilir.
ps: insan formunda ejderhalar katılamaz.
hmm galiba bişii buldum
"arena efendisi uzun sürelik bir bekleyişin ardından içeri giren ilk kişinin üzerine iki minotaur salar, minotaurlardan birisinin elinde bir double blade axe vardır, diğeri ise muazzam büyük bir kılıç taşımaktadır, minotaurlar scytheyi gördükleri anda dövüş formasyonu alarak ona iki yandan yaklaşmaya başlarlar, yüzlerinde gaddar bir bakışla hamle yaparlar . . ."
scythe şimdi ne yapacak?
(al sana, şimdi iş senin hayal gücüne kaldı!)
"arena efendisi uzun sürelik bir bekleyişin ardından içeri giren ilk kişinin üzerine iki minotaur salar, minotaurlardan birisinin elinde bir double blade axe vardır, diğeri ise muazzam büyük bir kılıç taşımaktadır, minotaurlar scytheyi gördükleri anda dövüş formasyonu alarak ona iki yandan yaklaşmaya başlarlar, yüzlerinde gaddar bir bakışla hamle yaparlar . . ."
scythe şimdi ne yapacak?
(al sana, şimdi iş senin hayal gücüne kaldı!)
Scythe kendisine yaklaşmakta olan iki minatoura acımasızca baktı. Yaratıkların aynı anda saldırmalarına müsaade etmemek için aceleci bir hamleyle tırpanını elinde ihtişamlı bir balta tutan yaratığa karşı savurdu.yaratık beklediğinden hızlıydı " hamlesinden kaçmasının yanı sıra baltasının diğer tarafıyla scythe"ın bir saniye önce durduğu yeri biçmişti. Scythe nefes almaya fırsat bulamadan güçlü bir kılıç darbesini savuşturmak zorunda kaldı , tıpkı bir nefeslik vakit sonrası baltaya karşı yapmak zorunda kalacağı gibi " hamleler gittikçe karşılaması daha zor hale geliyordu , hatta balta iki defa göğüs zırhını çizmeyi başarmıştı. Scythe dövüşün temposunu bir türlü kendi istediği gibi ayarlayamıyordu , yaratıklar yorulmak bilmez bir şekilde saldırılarına devam ediyorlardı" binlerce seyirci saldırıların ve savunmanın ihtişamına tezahürat yapmaya başladı" yaratıklar bir anlık bir şaşkınlık devresi geçirdiler , şimdiye kadar binlerce insanı nasıl da fark edememişlerdi. Bu şaşkınlık süreci scythe için ölüm kıskacından kurtulma süreci oldu"büyülü tırpan baltalı yaratığın bacağını doğrarken , zırhlı çizme diğer yaratığın kasıklarına acı bir darbe indirdi. Scythe sonunda ölüm makinelerinden uzaklaşmayı başarmıştı. İçinden arenanın adını "field of honor" koyana lanetler yağdırıyordu.. madem onurlu ve adil bir karşılama hazırlanmamıştı neden onurlu bir şekilde devam etsindi ki " dudaklarında büyünün karmaşık sözleri şekillendi , ve bir korku dalgası minatourları içine aldı" ancak minatourlar yabancı oldukları bu hisse direndiler, zira kaçmak demek yenilmek; yani bir daha özgürlüğünü elde edememek demekti. Yeniden dövüş düzenini almaya başladılar , çünkü mutlaka kazanmalıydılar" karşılarında ne türden bir canlı olursa olsun kaybetmeyeceklerdi . Ancak karşılarındaki bir canlı değildi "
Baltalı minatour bir anda hareketsiz kaldı. Ölüm rahibi kılıç kullanan arkadaşını kendisinden uzağa savurduğunda da hareketsizdi" ve tırpan kalbini asimetrik parçalara ayırırken de" artık ölüm rahibinin karşısında bir rakip kalmıştı. O da korkmuş , cesaretini kaybetmiş bir haldeydi. Az önce hiddeti gözlerinden fışkıran yaratık sinmiş, ilk darbenin rakibinden gelmesini bekliyordu" rahip artık kırmızı bir ışıkla parlamakta olan tırpanını geniş bir yay çizerek yaratığa doğru savurdu. Yaratık darbeyi karşılamak istedi ancak "büyüyle desteklenmemiş " zayıf metal buna karşı çıktı. Rahip silahı parçalamakla beraber yaratığın göğsüne hatırı sayılır bir yarık açmıştı. Yaratık sendeleyerek uzaklaşmaya çalıştı. Zira hayat özgürlükten daha tatlıydı"ölüm rahibi tırpanını yere indirdi ve dudaklarında karanlık bir ilahi belirmeye başladı. Bu minatour için çok fazlaydı " ve tabii seyredenler için de" yaratık yerde debelenmeye başladı, ölümün soğuk nefesi onu o kadar da kolay serinletmeyecekti"insanlar bu karanlık ilahiyi duymamak için kulaklarını tıkamaya çalıştılar.ancak bu onları korumayacaktı " Nerull onları lanetlemekteydi"
Artık arena yalnızca lanetlenmiş yaratıklara özgürlüklerini bahşetmek için varolacaktı , kendilerini izlemeye tutsak edilmiş binlerce lanetli ruh arasında" biri devasa bir kılıç diğeri çift ağızlı bir balta kullanan iki minatour içeriye hiçbir canlıyı sokmamakla görevliydiler ; kendilerine aksi buyrulmadıkça" Ve pyros dâimi karargâhına lanetli yaratıkların gelmesini bekleyecekti , bu bekleyiş asırlar sürse de"
***al sana pyros şimdi sen uğraş***
Baltalı minatour bir anda hareketsiz kaldı. Ölüm rahibi kılıç kullanan arkadaşını kendisinden uzağa savurduğunda da hareketsizdi" ve tırpan kalbini asimetrik parçalara ayırırken de" artık ölüm rahibinin karşısında bir rakip kalmıştı. O da korkmuş , cesaretini kaybetmiş bir haldeydi. Az önce hiddeti gözlerinden fışkıran yaratık sinmiş, ilk darbenin rakibinden gelmesini bekliyordu" rahip artık kırmızı bir ışıkla parlamakta olan tırpanını geniş bir yay çizerek yaratığa doğru savurdu. Yaratık darbeyi karşılamak istedi ancak "büyüyle desteklenmemiş " zayıf metal buna karşı çıktı. Rahip silahı parçalamakla beraber yaratığın göğsüne hatırı sayılır bir yarık açmıştı. Yaratık sendeleyerek uzaklaşmaya çalıştı. Zira hayat özgürlükten daha tatlıydı"ölüm rahibi tırpanını yere indirdi ve dudaklarında karanlık bir ilahi belirmeye başladı. Bu minatour için çok fazlaydı " ve tabii seyredenler için de" yaratık yerde debelenmeye başladı, ölümün soğuk nefesi onu o kadar da kolay serinletmeyecekti"insanlar bu karanlık ilahiyi duymamak için kulaklarını tıkamaya çalıştılar.ancak bu onları korumayacaktı " Nerull onları lanetlemekteydi"
Artık arena yalnızca lanetlenmiş yaratıklara özgürlüklerini bahşetmek için varolacaktı , kendilerini izlemeye tutsak edilmiş binlerce lanetli ruh arasında" biri devasa bir kılıç diğeri çift ağızlı bir balta kullanan iki minatour içeriye hiçbir canlıyı sokmamakla görevliydiler ; kendilerine aksi buyrulmadıkça" Ve pyros dâimi karargâhına lanetli yaratıkların gelmesini bekleyecekti , bu bekleyiş asırlar sürse de"
***al sana pyros şimdi sen uğraş***
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
kara zırhının içindeki karanlık şövalye arenaya adımını attı... meydan boştu ... ama biliyordu ki buraya çağrılan kişinin gelmeme gibi bir lüksü yoktu... er ya da geç rakibi karşısına çıkacaktı ... nice vakittir kılıcını güçlü bir rakibe karşı savurmamıştı... nice vakittir damarlarında kan dökmenin heyecanı dolaşmamıştı... beklemekse onu çılgına çevirmek üzereydi...
ama çok beklemeyecekti... kara zırhıyla tam bir tezat oluşturan parlak zırhlı şövalye karşısında belirdiğinde elleri kılıcın kabzasını daha bir sıkı kavradı...
ama çok beklemeyecekti... kara zırhıyla tam bir tezat oluşturan parlak zırhlı şövalye karşısında belirdiğinde elleri kılıcın kabzasını daha bir sıkı kavradı...
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
-
Quel-Shin
- Kullanıcı

- Posts: 2052
- Joined: Thu Jan 01, 1970 10:00 am
- Location: Ýstanbul
- Contact:
zırhı parıltılar içinde olan şovalye kara şovalyenin karşısına dikildi.kılıcına kınından sıyırdı ve küçük bir ayine başladı.çift elli kılıcını yüz hızasında dik tutarak "Tanrım,sana şükürler olsun onurumu geri kazanma şansını bana bahşettiğin için.Onurumu pisliğin arasından çıkaracağımı biliyordum ve işte karşımda o!onurlanmak için onursuz olanı öldüreceğim.Karımın intikamını alacağım." diye haykırdı.
karanlık şövalye kılıcını arenanın kumlarına sapladı... eski bir gladyatör adeti olarak avuçlarını kumla ovaladı... sonra kılıcını iki eliyle kavradı ve yerden çekti... gözlerini kısarak rakibini süzdü ... başını hafifçe eğdi... rakibi selam vermeye tenezzül etmemişti... ve bu yüzden artık selam verecek bir başı olmamalıydı...
*ben kara şövalye dezoul
diye başladı söze... *tanıt kendini şövalye ki kimi öldürdüğümü bileyim...
gözleri büyük bir nefretle tekrar kısıldı ve rakibinin cevabını beklemeye koyuldu...
*ben kara şövalye dezoul
diye başladı söze... *tanıt kendini şövalye ki kimi öldürdüğümü bileyim...
gözleri büyük bir nefretle tekrar kısıldı ve rakibinin cevabını beklemeye koyuldu...
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
dezoul hamleyi karşıladı... gözlerinin bir an için nefretle buluşmasına izin verdi , sonra tüm gücüyle şövalyeyi geri itti... şövalye hızlı bir hareketle kılıcını dezoulun göğsüne doğru savurdu... kara şövalye geri çekilerek bu hamleyi savuşturdu...ardından kılıcını üstten savururmuş gibi yaparak hızla savurdu , dev kılıç bir anda yön değiştirip şövalyenin dizlerine indiğinde güneş figürlü kılıç onu karşılamnayı başarmıştı... dezoul rakibinin bir şekilde kapasitesinin üstünde dövüştüğünü biliyordu... kılıçlar tekrar birbirinden ayrılırken rakibinin gözlerinde yanan duyguyu sonunda anladı... intikam... dezoul artık canının tehlikede olduğunu biliyordu...
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests