Bir laf vardı tam hatırlayamadım. Hatırlayan çıkacaktır. Lütfen beni düzeltsin.
"Ã?niversite 30%mesleği 70% hayatı öğretir gibi bişeydi."
Bu aslında benim oldukça hak verdiğim bir söz. Oranlar biraz abartı da olabilir ama üniversite hayatım boyunca çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Ve gerçekten de hayat hakkında daha çok şey öğrendim.
Samsun'da oturuyoruz normalde. Ã?niversiteyi Hacettepe'de okuyorum Ankarada yani. Samsunda farklı türde insanlar olsa da okul hayatı çok daha fazlasını tanıma fırsatı sağladı bana. Ã?nceden yadırgadığım birçok şeyin aslında makul olduğunu gördüm. Olay bazen sadece farklı şartlarla karşılaşabilmek... Aynı zamanda önceden doğal karşıladığım şeylerin aslında doğal olmaması grektiğini öğrendim.
Bir kere yurt hayatı yaşamanın (tamam benimkisi biraz rahat bir yurt hayatıydı) epey faydası var bu bahsettiğim insanları tanıma mevzusunda. Ã?nceden kendime çok uzak gördüğüm insan gruplarından arkadaşlarım oldu. Ve toplumun kişilere yüklediği damgaların altındaki insanı görmeyi sanırım bu senelerde öğrendim.
Ã?nceden kendimi hiç düşünmeyeceğim şeyler de yaptım. Mesela müziğe olan alakam müzik derslerinde fena da blok flüt çalmamamdan ibaretken, yan flüt kursu aldım. Sonra daha başlardayken bişeyler yapabileceğime inanıp arkadaşlarımla beraber bir müzik grubu kurduk. Barlarda vesaire sahne aldık. Ankarada saklıkentte konsere çıktık İstanbul'a bile konsere çağrıldık.
Aslında üniversitedeki toplulukların gerektiği gibi birşeyler yapmadığı doğru ama bu dumu biraz farklı değerlendirdim ben. Birşeyler yapılmıyosa bu bizim denememiz için bi şanstı. Ortalıklara hiçbir şeyi gözükmeyen bi bilgisayar topluluğunu baştan kurduk. Topluluk sayesinde de topluluk önünde konuşmam gerekti. Alt sınıflardan arkadaşlara ders de anlattım. Dğerli tecrübeler bence..
şimdi buraya kadar okuyanlar diyebilir ki. Senin bu dediklerinin üniversiteyle ne alakası var. Doğru okuduğum üniversitenin ya da bölümün bir etkisi doğrudan olmasa da üniversite çoğu zaman göz ardı ettiğimiz birşey sağlıyor bize. Ã?evre ve zaman...
Ã?niversitede birşeyler yapmak isteyen ama buna vakt bulamayan kişilere pek de inanmıyorum açıkcası ben. Dersler çok yorucu olabilir. Sınav zamanları tam bir felaket olabilir. Projeler insanın günlerini yiyebilir. Ama yine de istedikten sonra zaman bulunur. Mesela ben Hacetepe Ã?niversitesinde Bilgisayar Mühendisliği okuyorum. Zorluk kısmını tartışmak mantıksız olur çünkü her bölümün kendine has zorlukları vardır. BEnim ilgi alanlarım ve yeteneklerim nedeniyle, daha kolay olduğu kabul edilen birçok bölüm bana daha zor gelebilirdi. Ama en çok vakit yiyen bölümlerden bir tanesi olduğunu söyleyebilirim. Bilgisayar mühendisliği bölümlerinin bu konudaki durumunun dışında bizim bölüme özel I-II.III. sınıfta verilen yazılım laboratuarı dersi vardır. Bir dönem içinde 5 tane proje verilir. 2 hafta süre verilir o projenin (2 haftada bir verilir 2 haftada 5 değil

) tamamlanması istenir. Ki bazen bu ödev bilmediğiniz bir programlama diliyle yazılmak zorunda olabilir bilmediğiniz bir konu ile ilgili olabilir. Neyse varmak istediğim nokta şu. Bizim bölümdeki birçok kişi başka hiçbirşey yapmaya vakit kalmadığından şikayetçidir. Ama ben bunun biraz işin kaçamağı olduğuna inanıyorum.
İş hayatının da kendine göre zorlukları ve koalylıkalrı var vardır ama öğrenci hayatının insana biraz daha "özgür zaman" sağladığı açık sanırım.
Aslında konu hayalimizdeki üniversiteydi ama ben hayalimdeki üniversitenin nası olması gerektiğinden ya da üniversitelerin öğrencilere ne sağlaması gerektiğinden bahsetmedim şimdiye kadar. Bunları anlatmanın sebebi. Bölüm ve mesleki açıcan birşeyler öğrenmenin dışında Ã?niversitenin size katabileceği birsürü şey olduğunu anlatmaktı.
Ã?niversitelerden beklentilerime gelince kısacık bi hikaye anlatayım. Kazandığım bölümü ilk görmeye geldiğimde tabii ki bölümü ve bölümdeki sınıfları laboratuarları gezmiştim. Sınıflar lisedeki sınıflardan farksızdı. Genel kullanım için olan bilgisyar laboratuarları da herhangi bir yerde bulabileceğinizden daha kötü bilgisyarlara sahipti doğrusunu söylemek gerekirse. Bu biraz moralimi bozmuştu. Ama Aslında gereğinden fazla şekle değer verdiğimi farkettim sonra. Bence Aradaşlarınla yemek yiyip sohbet ettiğin yerin ya da kaldığın yerin güzel olması buralardan daha önemliydi. Zaten Sınıflarda çok güzel sıraların olmasının da pek bir avantajı yoktu bakman gereken tahta genelde aynıydı. Bahsettiğim ortam açısından Hacettepe Ã?niversite'nin tavsiye edebilirim. Tabi daha çok pozitif bilim yapan bölümler için laboratuar durumu muhakak önemlidir onu bi nceleyebilirsiniz.
Ã?niversitelerde ve eğitimlerinde eksik olan nokta kesinlikle teorik ilgi eksikliği değil. Bunu hatta bazen abartılı şekilde edindiğimizi düşünüyorum. Ama eksiklik elimizi hamura bulaştırmamız gerekince ortaya çıkıyor. Yani birşeyler yapmak için elde ettiğimiz bilgileri birşeyler yapmak için nasıl kullanacağımız bilmiyoruz. Bu biraz Ã?SS alışkanlığı biraz da üniversitelerin eğitim politikasının hatası sanırım. Bence üniversite öğrencileri en geç 2. sınıftan sonra gerçek hayat koşullarına göre yararlı bilgi ya da ürün üretebilmeye bağlayabilmeli. Ancak böyle mezun olduklarında kendilerini sudan çıkmış balık gibi görmezler.
Ama benim bölümümün bu konuda bir avantajı olduğunu da iltiraf etmeliyim. Yani elinizi hamura bulamak için ihtiyacınız olan 10000$ lık alet edevatlar değil. Ã?oğu zaman önünüzdeki bilgisayar ve ona yükleniş birkaç yazılımdan fazlası değil. Bazı yazılımlar genelde pahalı olabilir ama öğrencilere bu konuda epey olanak sağlanıyor ya da daha iyisi ücretsiz alternatifleri de bulunabiliyor.
Toplamak gerekirse Ã?niversiteler öğrencilere hizmet sunarken öğrencilerin sosyal gelişimini de ve buna sağladıkları katkıyı da dikkate alarak imkan sağlamalı. Ve sınavdan sonra unutmak üzere öğrendiğimiz şeylerden ziyade derhal deneyip biryerlerde kullanabileceğimiz şeyleri öğretmeye öncelik vermeli. Belki de böylece öğrenciler kendilerini dünyada daha önemli hissedip. Ortalamalarından çok neleri başardığına önem verebilirdi. Ve o ideal diye tabir edilen ortama yaklaşabilirdik.
şimdilik bu kadar diyeyim =) Sabredip okuyanlara da teşekkürler.