Hayalinizdeki Öniversite

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Artemis Entreri wrote:İtüde 3. senemi okuyorum ve hayatımdan çok memnunum. Fakat hayattan bıkmış pek çok arkadaşımın aksine üniversiteye gelirken çok hayaller kurmamıştım. Hayattan fazla beklentisi olmayan birisi için üniversite bana pek çok şeyin kapısını açtı. Ã?devler, sınavlar, projeler artık canımı sıkmıyor gerçekten. Alınmaca yok ama bizim üniversitede bu tarz şeylerden canı sıkılan adamların tembel olduklarını düşünüyorum. şimdi illa ki karşı çıkanlar olacaktır bu söylediğime. Yok efendim ben akıllı ve çalışkanım sadece ödevleri sevmiyorum vs. vs. Ama gerçekten çalışkan olan adamın ödev denen şeye afedersiniz g.tüyle gülmesi gerekir.

Bazılarının unuttuğu bir gerçek var. Ã?niversite oyun parkı değildir. (Bu sözüm henüz orta ve lisede olanlara) Ã?niversite, size lise hayatınızı başarılı geçirdiğiniz için size sunulan bir ödül değildir. Ã?niversite, size kendinizi geliştirmeniz için bir fırsat, olgunlaşmanız için bir basamak, en önemlisi bir eğitim kurumudur. Ã?niversite okumak, kesinlikle bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı iyi değerlendirmenizi öneririm.
Bana göre hiç de öyle değil. Benim yaşamım şu anda zehir, lanet ederek geçiyor günler. Bana çok ters bir şeymiş bu üniversite olayı. Eğitim meğitim yok, yalan. Kendini geliştirdiğin de yok. Eğer üniversite okuyarak zamanımı boşa harcamasaydım şu anda kendimi çok daha geliştirmiştim.

Ben hiçbir zaman çalışkan olmadım. Çok zeki de olmayabilirim. Ki zaman zaman zekamın yetersizliğini hissediyorum. Artık inançlarımı da yitiriyorum. Bu saatten sonra hiçbir işte sivrilemem ben. Geleceğim yok benim.
Ne kadar komik.. Tanrı demek adamına göre ağırlık yüklüyor. Ne para, ne şöhret, ne lüks hayat... Ben boş zaman dışında hiçbir şey istemem hayattan. Kitap okuyup resim çizmek dışında hiçbir şey istemiyorum. Bunu iki şeyi bana çok görüyor birileri. Bana bu üniversite hayatı uymuyor.

Özellikle hocaların aşağılamaları ve kötü muameleri de bıktırdı beni. Eskiden ciddiye alırdım, artık kıs kıs gülüyorum. Derslerde ya yaptığımız projeleri bozup bize hakaret ediyorlar ya da slayt gösterip altındaki yazıları okuyorlar. Zevk olsun diye derste bırakan hocalar var. Hiçbir şey öğrenmiyorum, öğrenecek bir durum yok ortada. En önemli ders artık monotonlaşmış, her ders siz bir şeyler yapıp gidiyorsunuz, hoca bir şeyler bozuyor sizin yaptıklarınızdan, sonraki ders gene aynısı gene aynısı. Bugün de aynı şey oldu derste, biraz doluyum o yüzden, fazla olumsuz yazıyor olabilirim. Artık adam gibi ne ödev ne de proje yapıyorum. Minimumda çalışıyorum ve bu sayede biraz boş zaman yaratıp kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Kulüplermiş.. Peh, hepsi ayda bir toplantı yapıyor, o kadar. Etkinlik yok. Bir iki kulüp çalışıyor, onlar da ilgim dışı.

Ã?niversite ayrıcalıksa istemez, kalsın. Başka ülkede olsaydım üniversite okumazdım herhalde...
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Bir laf vardı tam hatırlayamadım. Hatırlayan çıkacaktır. Lütfen beni düzeltsin.
"Ã?niversite 30%mesleği 70% hayatı öğretir gibi bişeydi."

Bu aslında benim oldukça hak verdiğim bir söz. Oranlar biraz abartı da olabilir ama üniversite hayatım boyunca çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Ve gerçekten de hayat hakkında daha çok şey öğrendim.

Samsun'da oturuyoruz normalde. Ã?niversiteyi Hacettepe'de okuyorum Ankarada yani. Samsunda farklı türde insanlar olsa da okul hayatı çok daha fazlasını tanıma fırsatı sağladı bana. Ã?nceden yadırgadığım birçok şeyin aslında makul olduğunu gördüm. Olay bazen sadece farklı şartlarla karşılaşabilmek... Aynı zamanda önceden doğal karşıladığım şeylerin aslında doğal olmaması grektiğini öğrendim.

Bir kere yurt hayatı yaşamanın (tamam benimkisi biraz rahat bir yurt hayatıydı) epey faydası var bu bahsettiğim insanları tanıma mevzusunda. Ã?nceden kendime çok uzak gördüğüm insan gruplarından arkadaşlarım oldu. Ve toplumun kişilere yüklediği damgaların altındaki insanı görmeyi sanırım bu senelerde öğrendim.

Ã?nceden kendimi hiç düşünmeyeceğim şeyler de yaptım. Mesela müziğe olan alakam müzik derslerinde fena da blok flüt çalmamamdan ibaretken, yan flüt kursu aldım. Sonra daha başlardayken bişeyler yapabileceğime inanıp arkadaşlarımla beraber bir müzik grubu kurduk. Barlarda vesaire sahne aldık. Ankarada saklıkentte konsere çıktık İstanbul'a bile konsere çağrıldık.

Aslında üniversitedeki toplulukların gerektiği gibi birşeyler yapmadığı doğru ama bu dumu biraz farklı değerlendirdim ben. Birşeyler yapılmıyosa bu bizim denememiz için bi şanstı. Ortalıklara hiçbir şeyi gözükmeyen bi bilgisayar topluluğunu baştan kurduk. Topluluk sayesinde de topluluk önünde konuşmam gerekti. Alt sınıflardan arkadaşlara ders de anlattım. Dğerli tecrübeler bence..

şimdi buraya kadar okuyanlar diyebilir ki. Senin bu dediklerinin üniversiteyle ne alakası var. Doğru okuduğum üniversitenin ya da bölümün bir etkisi doğrudan olmasa da üniversite çoğu zaman göz ardı ettiğimiz birşey sağlıyor bize. Ã?evre ve zaman...

Ã?niversitede birşeyler yapmak isteyen ama buna vakt bulamayan kişilere pek de inanmıyorum açıkcası ben. Dersler çok yorucu olabilir. Sınav zamanları tam bir felaket olabilir. Projeler insanın günlerini yiyebilir. Ama yine de istedikten sonra zaman bulunur. Mesela ben Hacetepe Ã?niversitesinde Bilgisayar Mühendisliği okuyorum. Zorluk kısmını tartışmak mantıksız olur çünkü her bölümün kendine has zorlukları vardır. BEnim ilgi alanlarım ve yeteneklerim nedeniyle, daha kolay olduğu kabul edilen birçok bölüm bana daha zor gelebilirdi. Ama en çok vakit yiyen bölümlerden bir tanesi olduğunu söyleyebilirim. Bilgisayar mühendisliği bölümlerinin bu konudaki durumunun dışında bizim bölüme özel I-II.III. sınıfta verilen yazılım laboratuarı dersi vardır. Bir dönem içinde 5 tane proje verilir. 2 hafta süre verilir o projenin (2 haftada bir verilir 2 haftada 5 değil :D ) tamamlanması istenir. Ki bazen bu ödev bilmediğiniz bir programlama diliyle yazılmak zorunda olabilir bilmediğiniz bir konu ile ilgili olabilir. Neyse varmak istediğim nokta şu. Bizim bölümdeki birçok kişi başka hiçbirşey yapmaya vakit kalmadığından şikayetçidir. Ama ben bunun biraz işin kaçamağı olduğuna inanıyorum.

İş hayatının da kendine göre zorlukları ve koalylıkalrı var vardır ama öğrenci hayatının insana biraz daha "özgür zaman" sağladığı açık sanırım.

Aslında konu hayalimizdeki üniversiteydi ama ben hayalimdeki üniversitenin nası olması gerektiğinden ya da üniversitelerin öğrencilere ne sağlaması gerektiğinden bahsetmedim şimdiye kadar. Bunları anlatmanın sebebi. Bölüm ve mesleki açıcan birşeyler öğrenmenin dışında Ã?niversitenin size katabileceği birsürü şey olduğunu anlatmaktı.

Ã?niversitelerden beklentilerime gelince kısacık bi hikaye anlatayım. Kazandığım bölümü ilk görmeye geldiğimde tabii ki bölümü ve bölümdeki sınıfları laboratuarları gezmiştim. Sınıflar lisedeki sınıflardan farksızdı. Genel kullanım için olan bilgisyar laboratuarları da herhangi bir yerde bulabileceğinizden daha kötü bilgisyarlara sahipti doğrusunu söylemek gerekirse. Bu biraz moralimi bozmuştu. Ama Aslında gereğinden fazla şekle değer verdiğimi farkettim sonra. Bence Aradaşlarınla yemek yiyip sohbet ettiğin yerin ya da kaldığın yerin güzel olması buralardan daha önemliydi. Zaten Sınıflarda çok güzel sıraların olmasının da pek bir avantajı yoktu bakman gereken tahta genelde aynıydı. Bahsettiğim ortam açısından Hacettepe Ã?niversite'nin tavsiye edebilirim. Tabi daha çok pozitif bilim yapan bölümler için laboratuar durumu muhakak önemlidir onu bi nceleyebilirsiniz.

Ã?niversitelerde ve eğitimlerinde eksik olan nokta kesinlikle teorik ilgi eksikliği değil. Bunu hatta bazen abartılı şekilde edindiğimizi düşünüyorum. Ama eksiklik elimizi hamura bulaştırmamız gerekince ortaya çıkıyor. Yani birşeyler yapmak için elde ettiğimiz bilgileri birşeyler yapmak için nasıl kullanacağımız bilmiyoruz. Bu biraz Ã?SS alışkanlığı biraz da üniversitelerin eğitim politikasının hatası sanırım. Bence üniversite öğrencileri en geç 2. sınıftan sonra gerçek hayat koşullarına göre yararlı bilgi ya da ürün üretebilmeye bağlayabilmeli. Ancak böyle mezun olduklarında kendilerini sudan çıkmış balık gibi görmezler.

Ama benim bölümümün bu konuda bir avantajı olduğunu da iltiraf etmeliyim. Yani elinizi hamura bulamak için ihtiyacınız olan 10000$ lık alet edevatlar değil. Ã?oğu zaman önünüzdeki bilgisayar ve ona yükleniş birkaç yazılımdan fazlası değil. Bazı yazılımlar genelde pahalı olabilir ama öğrencilere bu konuda epey olanak sağlanıyor ya da daha iyisi ücretsiz alternatifleri de bulunabiliyor.

Toplamak gerekirse Ã?niversiteler öğrencilere hizmet sunarken öğrencilerin sosyal gelişimini de ve buna sağladıkları katkıyı da dikkate alarak imkan sağlamalı. Ve sınavdan sonra unutmak üzere öğrendiğimiz şeylerden ziyade derhal deneyip biryerlerde kullanabileceğimiz şeyleri öğretmeye öncelik vermeli. Belki de böylece öğrenciler kendilerini dünyada daha önemli hissedip. Ortalamalarından çok neleri başardığına önem verebilirdi. Ve o ideal diye tabir edilen ortama yaklaşabilirdik.

şimdilik bu kadar diyeyim =) Sabredip okuyanlara da teşekkürler.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Efla'nın dediklerine kısmen katılıyorum ancak ne bileyim şu andaki üniversiteler eğitim olarak cidden birşeyler katmakta sıkıntı çekiyor. Yani bunu bilgisayar mühendisliği için konuşmuyorum çünkü derslerinizde gördüğünüz şeyleri uygulamak yine bilgisayar kullanarak olacağı için farklı bir tecrübeye gerek kalmıyor. Ama mesela ben İnşaat müh. okuyorum. Derslerimiz Static, Strenght, Survey falan filan. Hepsi cidden gerekli dersler ama işin pratiğe geçme kısmı neredeyse yok denecek kadar az. Eminim çoğu üniversitede okuyan arkadaşımız, işin nasıl olduğunu derslerde değil, yazın yaptıkları STAJda olduğunu anlıyorlardır.

İşin sosyal kısmına geçmicem çünkü bu üniversitenin doğasında olan bir şey. Evet farklı insanlar görüyoruz, farklı bir ortamda ve tek başımıza bir birey olarak yaşamaya çalışıyoruz. Ama bunu bir şans olarak görmüyorum ben.

Saygılarımla...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Makine ve İnşaat mühendisliğinde zorluklar var Sacokhan... Birincisi disiplin daha zor öğrenilen bir disiplin... Mühendis mantığı denen mantığı cidden kafama vura bura öğrettiler bana... Bakın bu da bir örnektir.. Sınavlar tam soruları çözecek kadardı. En ufak bir hatada hatayı düzeltme olanağı yoktu. Aslında sorular çok basitti. Ancak bu şekilde çözülünce bölümün en zor derslerinden birisi çıkıyordu ortaya...

Ben mesela bazen bir basamağı atlamaya çalışıyordum, bazen soru ile ilgili başka bir mesele aklıma geliyordu. Tüm bunlar pozitif bilim dersi için yanlış değil. Ancak mühendislikte sorular çözülürken takip edilmesi gereken bir sistematik var. Bu sistematik sorgulanabilir. Ancak soru çözerken değil.

İkincisi üniversitelerin mesela bir üretimi yaptırmaları ya da son sene bir tasarım projesi vermeleri mümkün. Ancak şirketlerdeki üretim farklı türlü oluyor. Gerçek yaşamda akla gelmeyecek sorunlar ortaya çıkıyor. Bilgisayar programlayanlar bilir bazen her şey mükemmel yazılır ama program bir türlü çalışmaz. Sonunda bir virgülün konmadığı anlaşılır. Gerçek üretimde de her şeyi teoriye uygun mükemmel tasarlarsın. Bir türlü göremediğin küçük bir hata yaptığın şeyi işletmeyebilir.

Gerçi üniversitemin en son sene de olsa bu pratiği de yine kafama vura vura öğrettiğini söyleyebilirim son proje ödevimizi yaparken.

Mühendislikte ama tartışmamız şunun üzerine dönerdi. Mukavemet, Dinamik, Akışkanlar mekaniği, Isı gibi dersler alınmadan pratik bir yanı olan bir dersi öğretmek ikinci ya da üçüncü sınıftan mümkün müdür? Ben şunu iddia ediyordum. Ã?ğrendiğimiz bilgilerle çok çok basit düzeyde de olsa bir pratik ders konulabilir her dönem.. Eğer ders halinde konulması ağır gelecekse belki isteyenlerin katılacağı bir çalışma şeklinde de olabilir. Ã?rneğin ikinci sınıfta bir dönem atölyede çalışıp torna tesviye, çekiç vesaire ile eşyalar üretiyorduk haftada bir saat ki en çok zevk aldığım derslerden biri idi.

Bu dersin içine bir tutam tasarım katılmış hali ikinci sınıfın diğer dönemi ile üçüncü sınıfa da konulabilir.

Yalnız ODTÃ?de bu konuda kendini geliştirmek isteyen makine mühendisi olursa Robot Topluluğuna girmesini kesinlikle öneririm kesinlikle pratik alanda kendini geliştirmek için iyi bir topluluktur.

İşte bunları tartışmak lazım. Biz zaman zaman hocalarla da tartışırdık derslerde...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

şimdi Posessed, hiçbir üniversite bulamazsın ki sana "Al sana boş zaman, kitap mı okuyacaksın resim mi çizeceksin ne yapacaksan yap" demez. Eğer senin hayattan beklentin bunlarla sınırlıysa üniversite hayatını boş bulman ve hayattan tiksinmen son derece normal. Ama bu üniversitenin problemi değildir, senin yanlış yaptığın hayatla ilgili tercihlerindir.

Hayatım boyunca farklı farklı üniversitelere gitmediğim için yorumlarımı sadece kendi üniversitem üzerinden yapabilirim. Ama diğer üniversitelerdeki durumu da az çok tahmin edebiliyorum. Asıl problem, milletimizin girişimcilik konusunda korkunç eksik olması. Ã?niversite bunu ne yazık ki öğretmiyor size. Eğer dışardan baktığınız projelere kulüplere, ya o da proje mi, ya o da kulüpmüymüş gözüyle bakarsanız baştan oyun bitmiştir. Ã?evremde böyle insanlar var benim de, arkadaşlarım bunlar. Tembeller, girişken değiller sanırım biraz da korkuyorlar. Halbuki geçenlerde 2.sınıf kontrol öğrencisi, gemi inşaat fakültemizde dalga üreten cihazın tasarımını yaptı ve tüm fakülte onu ayakta alkışladı. İstek olunca o teorik bilgileri pratiğe dökmek o kadar mümkün ki... Bakın kolay demiyorum, mümkün.

Kulüp olayına gelirsek. Kulüpler iş yapmıyor demek son derece saçma bir genelleme olur. Benim 3 senedir devam ettiğim OTOKON kulübünden biliyorum, o kadar çok iş yapıyoruz ki aklınız hayaliniz durur. Bir kulübü elinden tutan kişi öğrencidir zaten. O yüzden de kulübe b.k atmak üniversiteyi suçlamak değil, kendini suçlamaktır. Para mevzusuna girecek olan olursa diye şimdiden belirteyim. İTÃ?'nün köpeklerine bile yıllık 20 milyar gibi bir bütçe ayrılırken, 2 senedir İTÃ?'nün en büyük organizasyonu olan itüro (robot olimpiyatları) 'yu gerçekleştiren OTOKON'a ayrılan yıllık bütçe = 0 ytl. Hatta okul, destek değil köstek oluyor.

Ama insan isteyince herşeyi yapabiliyor. Ha bunu gerçekleştirmek için üniversite şart mı? bilemem. Ama ben yaşıtımdan insanlarla, aynı ortamda birlikte çalışmayı, yeni fikirler ve projeler üretmeyi, mühendis olduğumu hissetmeyi seviyorum. Sevince oluyor gerçekten.

Abim inşaat müh. okuyor o da itüde 4.sınıf. Pratiğe dökmek bu bölümde de zor değil abimden biliyorum. Kulüplerinin olanaklarından faydalanıp yıllardır deneyler yapıyorlar yarışmalara katılıyorlar. Böyle olaylar etrafta var yani. Sadece gözümüzü açıp bakmak gerekiyor. Birsürü teknik gezileri, laboratuvarları vs. var. Açıkçası bir aralar bu bölüme özeniyordum bile. :D
Been there. Seen that. Got the scars.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Vay be :-o Possessed'ın dediklerini duyunca kendimi yuvamda hissettim.Ortaokulda da aynı sorunları çekip hocalarla tartışmıştım ve derslerimden birisi ilk dönem 2 düşmüştü, ikinci dönem 4 alıp zor bela takdir almıştım.85'ten o da.

Lisede de muazzam bir eksik var.Galiba bütün devlet liselerinde aynısı geçerli.

Acaba üniversite ne vardır.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Edmond üniversite Dünyanın neresinde olursa olsun mükemmel bir kurum değildir. Birçoğunun eksiği ve daha iyi olabilecek birçok yanı var. Bir öğrenci olarak elbette içinde okuduğun bu kurumun nasıl daha iyi bir kurum haline geleceğini düşünmek gerekiyor. İmkanın varsa bunu hocalarla tartışıp; ben bu açıdan şanslıydım birçok hocamızla bunu saatlerce tartışırdık; hatta üniversite buna imkan tanıyorsa olası bir değişimde bizzat da rol alabilirsin..

Ancak öncelikle insanın her şey gibi elbette kusurlar içeren bu kurumda mümkün olan en faydalı ve zevkli öğrencilik hayatını nasıl geçireceğini düşünmesi ve bulmasıdır. Başka bir değişle değişimi öncelikle üniversitede değil kendi hayatında yaratmalı bir insan...

Elbette basamakları tırmandıkça içinde bulunduğunuz kurumları değiştirme şansınız da artıyor. İşte tam bu noktada değişim olanaklarını tartışmak, mümkün olan değişimleri gerçekleştirmek bir sorumluluk haline geliyor. Asıl işte o gün geldiğinde değişim konusundaki fikirlerin daha önceden tartışılmış ve olgunlaşmış olması insanın işine yarıyor...

O nedenle bir sorunla karşılaşıldığında insanın hem evet bu sorun var. Bu sorun yakın zamanda ortadan kalkmaya da bilir. kim bilir belki de kalkar ama kalkmazsa ben bu sorunla yaşamımı nasıl devam ettirebilirim diye düşünmesi, bir yandan da hemen bugün olmasa bile ilerleyen aylarda ya da yıllarda bu sorunun ortadan kalkması için ne yapılabilir diye düşünülmesi gerekir.

Ã?rneğin üniversite klüpleri... Evet üniversiteler engeller de çıkarıyor önünüze ama bu ortamlar işte aklınızda oluşan bir şeyi yaratmak, ya da yaratılmış bir şeyi devam ettirmek için mükemmel yerlerdir. Her zaman bu kurumların içinde başarılı da olmazsınız. Ancak başarısızlık da size bir şeyler öğretir. Ve öyle gün geliyor ki o yaşadığınız başarısızlığı da özleyebiliyorsunuz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Edmond wrote:Ortaokulda da aynı sorunları çekip hocalarla tartışmıştım ve derslerimden birisi ilk dönem 2 düşmüştü, ikinci dönem 4 alıp zor bela takdir almıştım.85'ten o da..
Hatırladığım kişi mi Edmond yoksa bana mı öyle geliyor :D

Eğer oysa ona bende gıçıktım. Bana her ay 0 veriyordu. Bir dönemde 6 sıfır aldığımı biliyorum ben ama nedense karneme hep 5 geliyordu. Bir kere aynısını banda yaptı. şimdi rahatım artık oyle gıcık hoca tipleri yok pek. Kırk yılllık arkdaşlarım sanki bazıları :D
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Contact:

Post by SacoKhan »

Ã?niversite kulüplerine diyecek pek bir lafım yok. Ã?niversiteler kendi işlerine gelen klüplere yardım ediyorlar en azından bizim okulda bu böyle. FRP topluluğu olarak afedersiniz herşey kendi k.çımdan çıkmadığı sürece işler ilerlemiyor. Bi keresinde bir yarışmada ödül vericem diye bir restoran sahibine resmen dilendim, adam acımış olacakki geri dönüş yolunun yarısında aradı gelin işte kazananlara bedava yemek yediricem dedi. Daha ne olsun :/
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Firble okullardaki etkinliklerin bizim milli eğitim sistemimizde kotu olması sence neden yan neden bir türlü adam gibi bir şey düzenlenmiyor( azda olsa düzenlelenlerde var ama)

Geçe sene bir gezi düzenlendi mesla milli eğitim bakanlığı onaylı ya istanbulda bir üniversiteye bile giremedik. İzin alınmamış. Böyle birşey olabilir mi ya?
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Zordur be Sacokhan, hele sıfırdan kuruyorsan daha da zor.

Size tavsiyem size destek verecek kurumlara onların işine yarayacak bir şeyler önerin... Tabii örneğin öneriniz reklam yapmaksa adamlar kaç kişilik topluluğunuz diye soracaklardır. Yeni kurulmuş bir topluluksanız sayınız muhtemelen kayda değer bir destek almaya yetmeyecek... Bu durumda ilk başta sınırlı bir bütçe ile olabilecek en etkileyici etkinliklerle üye sayınızı arttırıp hem de topluluğunuzun iş yapabildiğini göstermek olabilir.

Mezunlarla iletişimi sakın ama sakın koparmayın. Mezun olduğunuzda da vaktiniz yettiğince ve tabii yeni gelenler bağlantıyı koruyorsa iletişimi sürdürün. ODTÃ?nün bütün köklü toplulukları neredeyse zamanında oraya üye mezunlar sayesinde ayakta...

İkincisi belli bir çizgiyi oturtmuş yine de üye sayınız azsa, başka topluluklarla ortak organizasyonlar düzenleyip öyle daha sağlam destekler alabilirsiniz. Ya da başka üniversitelerdeki benzer topluluklarla ortak etkinlikler düzenleyebilirsiniz.

Ne olursa olsun bir topluluğu yürütmeye çalışmak hep streslidir. Köklü bir topluluksa ve oturmuş bir düzeni varsa da bir şeyleri devam ettirmenin stresi olur insanın üzerinde... Ancak yine de insana çok şey öğretiyor ve ayrıca eğer tadını almaya başlarsan eğlenceli hale de geliyor.

Aegron... Senin soruna gelince bu soruyu olabildiğince siyasete gitmeden cevaplamaya çalışacağım. Lise ortaokul ve ilkokullarda öğretmenlerin üzerinde üniversitelerde ya hiç olmayan ya da çok sınırlı olan bir sorumluluk daha vardır. Bu okullarda okuyanlar reşit olmadıkları için onlara izin verdikleri her etkinlik aslında hocaların kafasında bir tehlikedir. O etkinlik sırasında çocuğun başına bir şey gelirse sorumlu olan öğretmen olacaktır... Bu tehlikeden dolayı birçok öğretmen ve bazen müdürler bazen kolay yola sapıp öğrencilerin yapmayı istedikleri hiçbir etkinliğe izin vermeye biliyor.

Bu arada eğer isteyen olursa belki liseli Frpworldlüler için Ankara ve İstanbuldaki üniversiteleri görmelerini sağlayacak bir amatör organizasyon kurabiliriz. Ama sizi İstanbula ya da Ankaraya getirmek zor olur diye tahmin ediyorum. Ancak en azından üniversiteleri gezdirebiliriz, bir ihtimal kalacak yer de ayarlayabiliriz. ODTÃ? konusunda meraklı arkadaşlara ben sonuna kadar yardımcı olurum bu arada... Hem iyi hem kötü yönleri ile üniversitemi anlatabilirim. Ayrı ayrı bölümlerini de bildiğim kadarı ile anlatırım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Aslında fena olmaz ama hepmizin toplanması zor olur :D
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
lightflarer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 639
Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
Contact:

Post by lightflarer »

ya teoride de gösterilmesi lazım derslerin ama türkiye'deki okullar bokunu çıkartıp ne deney ne başka birşey yapıyor. derse ha girmişsin ha girmemişsin aynı bir yerden sonra, neyse ki bizim okul şu son senelerde kendini aştı iyi oldu.
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Ya bizim okulda bir şeyin bıokunu çıkarma konsunda üzerine okul tanımıyorum. Müdüre gidip hocam derslerde aktif olabilmek için etkinlik deneyler felan diyoruz. Adamın direk tepkisi şu ya:

'' Siz once okul için para toplanması lazım onları verin sonra bakarız etkinkiğe''

Adama kafayı bozmuş ya parayla.

*Uyanık bu sene sırf okula para gelsin diye ayda bir kermes yaptırıyor.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!
:mrgreen: :-P
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Aegron wrote:Ya bizim okulda bir şeyin bıokunu çıkarma konsunda üzerine okul tanımıyorum. Müdüre gidip hocam derslerde aktif olabilmek için etkinlik deneyler felan diyoruz. Adamın direk tepkisi şu ya:

'' Siz once okul için para toplanması lazım onları verin sonra bakarız etkinkiğe''

Adama kafayı bozmuş ya parayla.

*Uyanık bu sene sırf okula para gelsin diye ayda bir kermes yaptırıyor.

Ama abi bir okulun gelişebilmesi için gereken mali desteği gerçekten devlet sağlamıyor.Harbiden o paralara ihtiyaç var ya.Yani okulun spor klubünde çalışınca gerçekten devletin gönderdiği para kaynaklarına ve giderlere baktım, dağlar kadar fark var.Ve bizim okul yatılı.Hâliyle devlet hiç para yetiştiremiyor desek yeridir.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest