Bir türü takip ettiğim dizi var benim. Sırayla bir söylemem gerekirse: Prison Break, Lost, Heroes, Kyle XY, Supernatural, Gossip Girl ve Clone Wars. Bu kadar diziyle haşır neşir olduktan sonra doğal olarak bu diziler benim rüyalarımı da şekillendiriyor. Ben de size gördüğüm rüyaları öykü formatında aralarına yeni diyaloglar ve olaylar ekleyerek sunmak istiyorum. Tabi bahsi geçen rüyada hangi dizi etkisini göstermişse başlangıçta onun hakkında kısa bir yazı yazacağım.
Rüya 1-) "Büyüyünce ne olacaksın, evladım? Bu da soru mu baba, tabi ki de avcı olacağım!"
Supernatural: Babaları John Winchester'ın ölümünün ardından onun mesleği olan sıra dışı varlıkları( hayalettir, vampirdir, kurt adamdır, iblistir, cindir, melektir ellerinden hiçbir av kaçamamıştır taa bugüne kadar) avlamaya yemin etmiş Dean ve Sam'in maceraları. Dean çapkın, esprili ve atak bir insanken, Sam mütevazi, hayatı sorgulayan ve iyi niyetli biridir. İki kardeşin en büyük yardımcısı ise ölen babalarının dostu olan Bobby'dir. Bobby hem yaratıklar konusunda bilgilidir, hem de baba figürü özelliğiyle kardeşlerin hayatta kalan tek tanıdıklarıdır. (şu anda dördüncü sezon bölümleri yayınlanmaktadır.)
Sezon 2 Bölüm 12,5: Ben Büyüyünce....
Ã?NCE:
"Babamın kaldığı yerden devam etmeliyiz." demişti Dean babalarının mezarı başında.
"İnsanları kurtarmaya ve o pisliklerden avlamaya devam etmeliyiz."

şİMDİ:
Bobby, şişman parmaklarıyla sakallı yüzünü sıvazladı. Bugün yapması gereken mühim bir iş vardı sanki ama hatırlayamıyordu. Mutfak tezgâhının üstündeki bıçaklarını kolaçan etti. En sevdiği mutfak bıçağı kayıptı, tutma yeri kırmızı renkli olan.
Hemen cebinden çakısını çıkardı ve banyoya doğru yürüdü. Banyodan gelen garip seslerden anladığı kadarıyla ya karşısında bir kurt adam vardı ki diğer cebine koyduğu gümüş kurşunlu tabancası onun işini hallederdi, ya da bir hırsız vardı ki onların bir türlü zayıf noktalarını anımsayamamıştı. Bu yüzden bir elinde çakısı, diğer elinde tabancası banyoya daldı.
"Thomas! Banyoda elinde benim favori mutfak bıçağımla ne yapıyorsun?" diye inledi Bobby. Karşısındaki ne bir kurt adamdı ne de bir hırsız. Onlardan daha beter bir tehlike olma potansiyeli içeren yeğeniydi.
"Senin haftaya üniversiten başlamıyor mu? Babanın haberi var mı? Hem hala o bıçakla ne yapmaya çalıştığını idrak edemedim."
Thomas (Tabi ki de rüya olsa da burası yabancı bir ülke, kendi adımı kullanmazdım. Rüya hiç inandırıcı olmazdı ve kendim bir rüyanın içinde olduğumu hemen anlardım çok zeki olduğumdan.) amcası Bobby'e en masumane bakışını attı ve mutfak bıçağını sıkıca tutarak: "Sadece sana kahvaltı hazırlamak istemiştim." dedi.
"Burası bir banyo ve insanlar genelde banyoda yemek hazırlamazlar. Belki koku mide bulandırıcı bir etki yapabilir veya ahlaki yönden bu pek doğru bir davranış olmayabilir."
"Yine felsefe yaptın sabah sabah, be Bobby Amca! Sana sürpriz yapacaktım, ama banyodan gelen takırtıları duyunca kendimi tutamadım ve kendime bir av bulma umuduyla buraya geldim."
"Benim banyomda karşılaşabileceğin şeyler koca sıçanlar ve şişmanlamış hamam böceklerinden başkası olamaz."
"Doğru dedin! Avlaya avlaya üç sıçan ki biri hamileydi ondan dört sayıyorum ve sekiz de hamam böceğiydi, ikisi uçuyordu hem de."
"Hey, onları ben besliyordum. Burada bir biyoloji deneyi yapmaya çalışıyordum ve her zamanki gibi yeğenim Thomas işlerime karışmaya devam ediyor." diye homurdandı Bobby.
"Özür dilerim ya amca, sormam gerekirdi tabi ki de sıçana. Kobay işiyle burada ekmek parası kazandığını bilsem avlamazdım ben de."
"Saçmalama! Sen burada ne arıyorsun?"
"Dedim ya, tıkırtılar duydum...."
"Hayır, evimde ne işin var?"
"Sana kahvaltı..." dese de amcası Bobby'nin bakışıyla bunu yemediğini açıkça anlayarak doğruyu söylemeye karar verdi:
"O üniversiteye gitmek istemiyorum. Babam beni zorluyor, ama ben kararlıyım. Senin gibi avcı olacağım."
"Baban beni araba tamircisi sanıyor ve böyle de kalmalı. Bu yalanıma ortak olduğun için teşekkür ederim, ama seni asla yanıma çırak olarak almam hele güzel bir bölümde okuma fırsatın varken."
"Biyoloji bölümü! Kalsın, ineklerin süt üretme potansiyellerini hesaplayarak hayatımı harcayamam."
"Neyse madem bu mesleğin inceliklerini öğrenmek istiyorsun. O zaman ben de seni benim gibi avcılarla tanıştırmaya karar verdim. Beni dinlemiyorsun, ama diğer avcıları dinlediğinde bu işin o kadar da eğlenceli olmadığını kavrayacaksındır."
(2 saat sonra)
"Bu işte pek para yok, ama bir sürü kız arkadaşı edinebilir ve fahişelere para vermene de gerek kalmaz."
"Dean! İşin cinsellik yönünden ziyade zorlu koşullarını anlatman daha faydalı olmaz mı?" diye uyardı Bobby.
“Bir kere üniversitede kendine bir çevre edinirsin. Dostların olur. Sonra üniversiteyi bitirdiğinde hayata daha farklı gözlerle bakmayı öğrenirsin."
"İşte böyle, Sam! Hukuk okuyan bir gençle, liseden terk sapık bir gencin farkını görerek eğitimin ne kadar güzel bir olay olduğunu gösteriyorsunuz. Aferin ikinize çocuklar!" dedi Bobby keyifle bu sefer.
"Bir kere Sam'e katılmıyorum bu konuda. Gerçek dostluklar asıl avcılar arasında olur ve dünyayı dolaştığında bir sürü çevre edinirsin."diye anlattı Dean.
Bobby elindeki tabancanın kabzasıyla Dean'in ensesine hafifçe vurdu: "Sersem!"
Dean yavaşça ensesini ovalarken: "En iyisi biz böyle gevezelik edeceğimize Thomas'ı işe götürelim ve o kararını öyle versin." dedi.
Thomas hevesle zıpladı ve amcasına yalvaran bir bakış attı: "Lütfen, amca!"
"Başına bir şey gelebilir, bu çok tehlikeli olacktır. Hem babana seni ikna edeceğime söz verdim." diye olumsuz yanıt verdi Bobby.
Sam, sakince Bobby'e baktı: "Bence de ağabeyim bu konuda haklı, Bobby. Tabi ki de en doğru olan Thomas'ın üniversiteye gitmesi, ama doğruya kendisinin ulaşmasına izin vermemiz gerekiyor. Onu yanımızda götürmemize izin ver, hem merak etme onun başına bir şey gelmesine izin vermeyeceğiz."
"Pekâlâ. Sen bir şey diyorsan haklılık payı vardır, ama yüzde yüz doğru olduğunu göstermez bu. Neyse ben içeri gidiyorum." dedi homurdanarak Bobby ve uzaklaştı.
"Eh, maceraya hazır mısın ufaklık?" diye sordu Dean gülümseyerek.
"Hazırım, Deannie!" dedi alaycı bir şekilde Thomas ve amcası Bobby'nin yanına gitti.
"Arada Bobby olmasa gösterirdim ona. İki gözüne de mor iyi yakışırdı." dedi Dean yumruklarını sıkarak.
"Sakinleş, Deannie." dedi Sam gülerek.
(Devam edecek...)
