Astronomi Bölümü

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Lord_Feanor wrote:evet uzay-zaman düz, kanıtlandı
Anlamadım, biraz açar mısın? Ne demek düz?
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

O kadar da değil be Feanor kardeş... Gökyüzüne baktığında doğrudan yıldızın kendisini görüyorsun çekilmiş fotoğrafını değil... Evet uzaktan görüyorsun ama sonuçta kendisini görüyorsun... Resimli kataloğa bakmak diyeceksek sonuçta çok daha güçlü teleskoplarla çekilmiş resimler var ki bazen çıplak gözle gözlemin bile yerini almıyor.

Bu işten daha çok anlayanlar için elbette daha da ayrıntılı gözlem olanakları doğar mesela gözlemevlerinden gözlem yapmanın apayrı bir zevki de vardır sanırım.

Eninde sonunda da zaten Güneş Sistemi dışındaki gökcisimleri ile ilgili tüm bilgilerimiz gözleme dayanıyor. O nedenle bana astronomi biraz da gözlemdir gibi geliyor.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Başlık durgunlaşmış... Ben birkaç yazı yazmaya devam edeyim... Özellikle Güneş Sisteminin en hoşuma giden iki cismi var. Onlardan ilkini yazayım...

AY Hakkında...

Ay... Nereden bakarsam bakayım, belki bir gün giderim diye düşünebildiğim iki gök cisminden birisidir. Havası yok denecek kadar azdır. Suyu birkaç kraterin içindeki kırıntılarla sınırlıdır, ki onu bile yeni öğrendik. Gecesi de gündüzü de uzundur bunaltır insanı... Ama Dünyaya yakındır. En önemli olan yanı da o... Belki bir güzel yanı da şu... Eğer Dünya ya bakan yüzündeyseniz hep Dünyaya bakıyorsunuz. Ã?ünkü Ay Dünya'ya göre hiç dönmeden duruyor. Bu nedenle de bize bakan yüzünde hala düzlük alanlar var. Arka tarafında ise göktaşları neredeyse hiç düzlük bırakmamış.

Ay'ın bu mucizevi sabitlenmesi Gelgit Etkisi ile ilgili... Gelgit etkisi eğer bir gökcisimi ötekinin etrafında dönüyorsa, iki cismin birbirlerine göre dönüşlerini sıfırlıyor. Elbette dönüşü önce sıfırlanan küçük olan oluyor. Bizim durumumuzda Ay. Ancak Dünya'nın da dönüşü sonuç olarak yavaşlıyor ve teorik olarak günün birinde Dünya'nın kendi etrafında bir tur dönüşünün tam bir ay süreceği savunulabilir. Ancak bunun tam ne kadar zaman alacağını bilmiyorum.

Ay'daki düzlüklerin deniz zannedildiğini zamanında belki okumuşsunuzdur. Aslında bu düzlükler neredeyse en beklenmedik şekilde oluşmuşlar. Volkan patlamaları ile... Patlamaların sonucunda yüzeye yayılan lavlar o kadar hızlı yayılmış ki daha soğumadan AY'ın yüzeyinde dev düzlükler oluşturabilmişler. Bu düzlükler öbür yüzeye göre az da olsa göktaşları ile ve sanıyorum az sayıda dağı andıran yerşekli ile bölünüyor. Göktaşların görünüşleri çok ilginç... Bir göktaşının çarpışından sonra havaya kalkan sonra da kraterin çevresine düşen toprak parçalarını görebiliyorsunuz...

Dünyaya yakınlığı sanırım onu idaal bir ilk yerleşim yeri yapıyor... Ne olursa olsun bir sorun çıktığında üç günlük mesafede... İkinci en mantıklı yerde bu süre altı aya çıkıyor.

Üstelik de Dünya ile iletişim sürekli sağlanabiliyor, bir yüzü sürekli Dünyaya dönük olduğu için. Sanıyorum radyasyon, sıcak, soğuk ve göktaşı çarpmalarından bir nebze korunmak için yerin makul miktarda altındaki yerleşim yerleri en sağlıklısı... Belki de acil durumda gidilebilecek farklı yerlerde ek yerleşim yerleri ya da sığınaklar da yapılması doğru olur.

Ne olursa olsun insanlığın farklı bir yerde yaşama deneyimi kazanmak için sanırım birebir bir yer... Koşulları çok daha iyi de olsa Mars sanırım bir ikinci seçenek olarak kalacak... İlk denenecek yer AY olacak muhtemelen.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Lord_Feanor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 628
Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
Location: Miklagaard
Contact:

Post by Lord_Feanor »

Possessed wrote:
Lord_Feanor wrote:evet uzay-zaman düz, kanıtlandı
Anlamadım, biraz açar mısın? Ne demek düz?
evrenin düz olması veya olmaması pratikte bizi hiç mi hiç ilgilendirmeyen birşey aslında. evrenin düz olmasının anlamı, yolladığınız birbirine paralel iki ışının bir zaman sonra aralarındaki paralelliğin bozulmamasıdır. aslında düz çok doğru bir ifade değil, bunun yerine evren daha çok açık veya kapalı diye belirtilir. kapalı bir evren modeli, yakın zamana kadar genel olarak kabul gören, sokaktaki adamın bile hakkında az çok bilgi sahibi olduğu, tipik zamanla genişlemesi sona eren ve kendi üzerine çöken modeldir. bu modele ait tezler ortaya atıldığında karanlık enerji çok ciddiye alınmıyor veya anlaşılması zor olduğu için üzerinde fazla uğraşılmıyor(teoriyi ortaya atan einstein bile kanıtlanmasının imkansız olduğunu düşünüp savunmaktan vazgeçmiş) ve bu nedenle oturaklı bir sonuca ulaşılamıyordu. ancak evrenin yaşının hesaplanmasıyla bu düşünce bilimsel çevrelerde ortadan kalktı.

evren en az 13,5 milyar yaşında ve bu da evrenin açık olduğunu gösteriyor. birbirinden 1 milyar ışıkyılı uzaklıktaki iki galaksiyi incelediğinizde bunların birbirlerinden uzaklaşma hızlarındaki değişim sizi evrenin genişleme hızıyla ilgili verilere götürüyor. hubble sabitine göre galaktik kümeler birbirlerinden ne kadar uzaktaysa, uzaklaşma hızları da o kadar yüksek oluyor. hubble sabitini kullanarak evrenin bugünkü halinden geriye bir eğri çizdiğinizde tüm maddenin tek noktada toplandığı zaman bundan yaklaşık 13,7 milyar yıl öncesine denk geliyor.

hepsi bu da değil. yapılan son araştırmalarda (son dediğim en az 5-6 yıllık) evrenin genişleme hızının zamanla azalacağı yerde arttığı farkedildi. zaten karanlık enerjinin kanıtı da bu oldu. evrenimizdeki görünür ve karanlık maddenin kütlesi evrenin genişlemesini durdurup, bir büzülme başlatacak oranda değil. karanlık enerji evrendeki kütleçekim enerjisinden daha güçlü. sonsuza kadar genişleyen bir evrende yaşıyoruz ve sonumuz "big crunch" la değil , "big rip" yani büyük yırtılmayla gelecek.

not: evrenin geometrisini açıklayayım derken nerelere geldim. aslında aralarında önemli bağlantılar var ama ben gece gece bu kadarını toparlayabildim :D yarın daha açık birşeyler yazmaya çalışırım, bu başka bir sorunun yanıtı oldu gibi..
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Venüs Gezegeni Hakkında Birkaç Not 1

Bu gezegenin küresel ısınmanın Dünyayı ulaştırabileceği nokta ile ilgili bir örnek olduğundan bahsedilir.

şöyle ki Dünyada sıcaklığı denetleyen mekanizmalar vardır. Sıcaklık artarsa denizlerde daha fazla karbondioksit çözer, çözülen karbondioksit atmosferdeki karbondioksit miktarını azaltır ve sıcaklık azalır. Bunun tersi durumda da mekanizma tersine işler ve sıcaklık artar. Kısacası Dünya öyle bir durumdadır ki sıcaklık arttıkça bir güç mevcud sıcaklığı aşağıya azaldıkça da yukarıya çekmeye başlar.

Ancak bu mekanizmalar bozulabilir. şöyle ki sıcaklık çok artarsa bir takım başka etkenler devreye girmeye başlar. Bu etkenler sıcaklığın çok artması engelleyen mekanizmaların gücünü önce azaltır sonra tamamen yok eder ve öyle bir nokta gelir ki biz hiçbir şey yapmasak bile gezegendeki sıcaklık durmadan artmaya başlar.

Bu Dünyaya zarar verici etkilerden en önemlisi suyun etkisidir. Su bir tür sera gazıdır. Tıpkı karbondioksit gibi. Nemli yerlerde sıcaklığın çok fazla düşüp çıkmamasının nedeni budur. Sıcaklık arttıkça denizlerdeki su buharlaşmaya ve havadaki su buharı artmaya başlar. Su buharı arttıkça sera etkisi artar sıcaklık da artar, sıcaklık arttıkça daha fazla su buharlaşır. Bu döngü havadaki karbondioksiti azaltan öbür döngüden daha güçlü hale geldiği anda sıcaklık artışını durdurmak imkansızdır. Süreç tüm okyanuslar buharlaşana kadar sürer.

Sonra başka bir bela gerçekleşir, atmosferdeki su buharı güneşin ışınları tarafından parçalanır. Hidrojen ve Oksijen oluşur. Hidrojen gezegenden uçar gider ve geride sonsuza kadar o şekilde kalmaya mahkum bir cehennem bırakır.

Venüs tam olarak böyle mi tabii bilmek mümkün değil. Ancak kesinlikle Venüs gezegenlerin içerisinde bu sürecin sonucunda ortaya çıkacak cehenneme en çok benzeyecek gezegendir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Venüs Gezegeni Hakkında Birkaç Not 2:

Dünyadan gökyüzüne bakıldığında muhtemelen en çok dikkat çeken gökcismi, elbette Ay ve Güneş'ten sonra Venüstür.

İstanbul ya da başka bir büyük şehrin ışıklarından uzakta mesela otobüste giderken gökyüzüne bakanların Venüs e baktığından yok bu bir yıldız değil, başka bir şey dediklerini çok defa işittim.

Elbette haklılar, o bir yıldız değil başka bir şey. Ama başka bir şey derken zannediyorum akıllarına gelen gezegen de değildi.

Venüs Güneş ve Aydan sonra tüm yıldız ve gezegenlerden daha parlaktır. Bu parlaklık onun en güzel yıldız olarak isimlendirilmesine neden olmuştur. Roma ve Yunanistan'ın Güzellik Tanrıçası Venüs gezegenidir. Ve aslında bu parlaklığın en önemli nedeni gezegenin üzerinin beyaz ve sarı bulutlarla kaplı olmasıdır. Bu açıdan Venüs dışarıdan bakıldığında güzelliği ile büyülenip asıl içinde sakladığı niyetini anlayamadığımız bir kadın gibidir.

Zamanında ben de sonuçta parlak bir yıldız nesi güzeldir diye düşünüyordum, ama gece karanlığında onu görmek gerçekten insanı etkiliyor.

Bu gezegenin bir özelliği de Güneş'i takip etmesi ya da onun öncüsü olmasıdır. Bazen Güneş battıktan sonra Güneş'in hemen arkasından belirir. O batana kadar da ben gözümü ondan alamam.

Bazen de özellikle bir nedenle sabahladıysanız, Güneşin doğmasına bir iki saat kala Güneşin doğacağı yerden doğar. Ki özellikle sabahı bekliyorsanız onun doğuşunu görmek insanı çok mutlu eder.

Rivayet olur ki dağ başında sabahlayan çobanlar da gece boyu Venüsün doğuşunu izler, o doğduğunda hava hala çok karanlık olsa bile sabahın yakın olduğunu düşünüp mutlu olurlarmış. Bu nedenle de Venüsün bir adı da Ã?oban Yıldızıdır.

Venüs ayrıca Ay ve Güneş dışında bir teleskopla baktığımda farklı bir şeyi görebildiğim ilk gök cismi idi. Özellikle en parlak zamanlarında Venüs ipincecik bir hilal şeklinde gözüküyor. Oldukça dandik olan teleskopunda bile o incecik hilali gördüğüme göre birçok dürbünde bile sanırım Venüsün hilal şekli görülebilir.

Peki neden Venüs en parlak olduğu zaman hilal şeklinde görünür bu da merak edenlerin araştırabileceği bir konu olarak yazmış olayım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Venüs Gezegeni Hakkında Birkaç Not 3:

Diğer iki yazıda gezegenin içi hakkında çok az yazdığımı farkettim. Biraz da gezegenden bahsedeyim dedim. Elbette bildiğim kadarı ile.

Venüse cennet görünümde cehenneme benzetilir. İlk uzay aracı gezegenin bulutların içinden girdiğinde kısa sürede bozuldu ve hiçbir bilgi gösteremedi. İkinci de aynı akıbete uğradı. Üçüncü yere indikten sonra kısa bir süre zannediyorum Baykonura bilgi yollayabildi. O bilgi gezegenin korkunç bir sıcaklıkta olduğunu anlamaya yetti.

Daha sonra edinilen bilgiler daha da beterdi. Muazzam bir basınç, Dünya standartlarında zehirli sayılabilecek bir hava, asit yağmuruna benzetilebilecek yağmurlar. Gökyüzü hep bulutlu ve karanlık, yer neredeyse erimiş gibi. Merkürde ve Ayda bile Güneşin tam batmak üzere olduğu yerlerde sıcaklık nisbeten normal olurken orada sıcaklık hep çok fazla.

İşin en ilginç yanı boyutları ile Venüs neredeyse Dünyanın kardeş gezegeni idi ve de hayatın olabileceğinin en fazla umulduğu yerlerden biri idi. Aslında gezegeni kaplayan bulutlar bir tropikal orman hayal ettirmişti insanlara.

Ama olmadı işte.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

MARS Hakkında Birkaç Not:

Kızıl gezegen, savaş tanrısının evi isimleri ile de bilinir. Zaman zaman gökyüzündeki diğer tüm yıldızlardan parlak kıpkırmızı bir yıldız görürseniz Marstır, hatta ondan daha parlak yıldız olsa da en parlak olan Mars olabilir.

Kendisi Dünyayı yerinden eden gezegen olarak da bilinir. Malum eskiden Dünyayı Güneş Sisteminin ortasında zannediyorlardı. Ancak Tiko Brahenin başlatıp, Keplerin bitirdiği araştırma bunun doğru olmadığını kesin olarak ispatladı. Ki bu araştırma temel olarak Mars ın gökyüzündeki hareketini izleyerek yapıldı.

Mars kuşkusuz insanları en çok heyecanlandıracak gezegendir. Ã?ncelikle bir atmosferi vardır. Bu atmosfer Venüs'ünki gibi zehirli, yüksek basınçlı, korkunç sıcak hani olmasa daha iyiydi denecek bir atmosfer değildir. Soğuktur, ama Aya göre çok daha az soğuktur, basıncı azdır ama insanı hemen öldürecek kadar değildir. Gezegendeki oksijen toprakta demirle oksitleni pasa dönüşmüş, havada da karbonla birleşip karbondioksit oluşturmuştur.

Bir başka güzel nokta şudur ki su vardır. Kutuplarında sürekli orada kalan su buzları gibi bir kaynak vardır, ayrıca zaman zaman eriyip tekrar oluşan karbondioksit buzulları vardır ki bu buzullar oluştuğu zaman basit bir teleskopla bile çok dikkatli bakıldığında ufacık bir beyaz nokta olarak da olsa görülebiliyormuş diye duydum ama göremedim. Bu arada yerin altında da dev okyanusların olabileceği şekilde bir fikir de vardır. Bildiğim kadarı ile henüz ne çürüdü ne ispatlandı.

Yerçekimi idare eder, Dünyanın üçte biri, katı bir toprağı vardır. Kısacası Ay ın yerinde olsa rahat rahat yerleşilebilecek bir yerdi. Neylersiniz ki mesafe bugünkü teknoloji ile bildiğim kadarı ile 6 ayda gidilmesini mümkün kılıyor. 6 ay hava dahil her şeyi bir uzay aracına depolamak sanırım çok zor. Uzay aracı kendi kendini idare etmeli ve çok iyi idare etmeli. Zannediyorum henüz bu kadar iyi idare edebileceğinden çok emin değil insanlar. Elbette gezegenler arası yolculukta Aya yolculuk sırasında karşılaşılmayan bazı tehlike ya da risklerin olmasından da korkuluyor. O nedenle su hava vesaire ihtiyacı olmayan robotlardan bol bol döndermişiz Marsa.

Peki Marsın ilginç iç özellikleri var mı? Aslında var. Mesela iklim bir tuhaf. Bir dönem kuzey ve güneydeki sıcaklıklar benzer. Sonra aradaki sıcaklık açılıyor, fark artıyor artıyor artıyor en sonunda tüm gezegeni kaplayan bir fırtına başlıyor ki o sırada yüzeye inmek sanırım mümkün olmuyor, yüzeyde insanlar olsa muhtemelen onlar açısından da hoş olmayacaktı.

Bunun dışında Güneş Sisteminin en yüksek dağı Olimpos Dağı burada. Jupiter Satürn vesairede değil çünkü onların yüzeyi katı değil ama Dünyada da değil. Ã?ünkü Dünya hepsi sıvı bir yüzeyin üzerinde yüzer gibi hareket eden kıta parçalarından oluşuyor. Dolayısı ile bir yanardağ oluşmaya başladıktan hemen sonra bu parçalar hareket ediyor. Eski dağın biraz ilerisinde yeni bir dağ oluşuyor. Marsta bu hareket olmadığından Olimpos Dağı 20 kilometrenin üstünde bir yükseklikte olabiliyor. Bizim Everestimiz yani en yüksek dağımız ise ola ola 8 kilometre, Ağrı mesela daha da ufacık.

Aynı zamanda Dünyadakinden kat kat büyük kanyonlar var. Hatırlayamadığım başka şekiller de var. Yer şekilleri açısından tam bir cennet olduğundan bahsediliyor kısaca...

Ama sanırım en güzel yanı fırtına mevsimi olmadığı zamanlar da gökyüzünde Dünyada da görebileceğimiz Ã?oban Yıldızının hemen üzerinde gözüken Mavi Yıldız.

Eh onun da ne olduğunu tahmin edersiniz. : ) ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
NocturnaL_Soul
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 287
Joined: Fri Aug 04, 2006 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by NocturnaL_Soul »

Firble izin verirsen bende Venüs hakkında birkaç bilgi daha ekleyeyim :)

Günbatımı ve gündoğumu sırasında ortaya çıkması nedeniyle Venüs'ün diğer isimleri arasında Akşamyıldızı ve Sabahyıldızı'da yeralmaktadır.

Atmosferinin müthiş yoğunluğu yüzünden içeride oluşan sera etkisiyle, Güneş'e kendinden daha yakın olan Merkür'den bile daha sıcaktır. Yüzeyi genel olarak yarı erimiş halde olsa da, sanırım kızılötesi kamerayla çekilmiş resimlerinde kıta şeklinde yükseltilerin olduğu ortaya çıkmış. Ve kızılötesinden ortaya çıkan renk spektrumunda normal kıta-deniz gösteriminde olduğu gibi yeşil-mavi çok güzel bir görüntüsü var.


Bu arada Venüs'ün diğer gezegenlere göre çok önemli farklarından biri de yörünge ve dönüş hızıyla ilgili. Venüs, Güneş Sistemi'ndeki diğer bütün gezegenlerin aksi yönünde dönüyor ( yani güneş orda batıdan doğuyor denebilir), ve Venüs'ün kendi etrafında dönme süresi Güneş'in etrafındaki yörüngesini tamamlama süresinden daha yavaş. Bu nedenle bir Venüs günü, bir Venüs yılından teknik olarak daha uzun. Tabi Venüs yüzeyinde bulunan bir kişinin göreceli bakış açısına göre iki gündoğumu arasındaki süre bikaç ay sürüyor.


Dünya'yla bu kadar benzer gibi görünüpte bu kadar farklı olan Venüs bence Güneş Sistemi'ndeki en ilginç gezegendir. Muhtmelen de keşfedilmesi bizi en çok zorlayacak olandır.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Ne demek kardeş izin senin. Ama ben yine de Venüsü bir kelime ile anlatmak istesem. Hayal kırıklığı derdim. ( İki kelime de olmuş olabilir )

Açıkçası Dünyanın etrafına bakılınca insan yaşamın olduğu ya da en azından mümkün olduğu bir gezegen görmek istiyor. Sanırım bunun için elimizde Mars var.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Bu gece güya meteor yağmuru olacaktı, en iyi şartlarda 100 meteor gözlenebilecekti. o kadar heves ettim ama ben bir şey göremedim. Hiç gören oldu mu? :D
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Merkur Hakkinda Birkac Not:

Aslinda Merkur pas da gecilebilirdi ama gonlum razi olmadi. Neyse bildiklerim i yaziyorum.

Merkur aslinda gorunus itibari ile Ay a cok benzer bir gezegendir. Kraterlerle dolu, yuzeyinde dikkate deger bir atmosfer olmayan, eger uzerinde ayakta durabilsek muhtemelen bizi etkileyecek tek yani ileride parlayan dev Gunes olacak olan bir gezegen.

Elbette Merkur un bunlarin otesinde bir yani daha var. Gunese fevkalade yakin olan bu gezegen ayni zamanda yuksek enerjili isinimlarin ( bizim radyasyon diye bildigimiz ) yogun sekilde hissedildigi bir gezegen.

Bu gezegenin uzerinde yasam olabilir mi? Belki size tuhaf gelecek ama okudugum bir kaynakta zamaninda Merkurun uzerinde yasamin olabileceginin hayal edildigini okumustum.

Peki hangi insan oglu nasil boyle bir hayal kurabilmis.?

Soyle olmus. Zamaninda Merkurun kendi etrafinda donus hizi ile Gunesin etrafinda donus hizinin ayni olabilecegi dusunuluyormus. Tipki Dunya-Ay ikilisinde oldugu gibi. Eger boyle olsaydi Merkurun hep bir yuzu Gunese donuk olacakti. Arka yuzu kapkaranlik ve buz gibi olacak, Gunese donuk yuzu ise cehennem gibi olacakti.

Bu iki yuzun ikisinde de yasamin olmayacagi acik. Ama bu iki yuzun tam arasinda sonsuza degin bir alacakaranligi yani Gunbatimi-Gundogumu anini yasamaya mahkum olan bolumde sicakligin ve diger kosullarin yasami barindirmaya uygun olmasi mumkun olabilir miydi?

Belki en azindan hayal boyle imis. Hatta okudugum kitap alacakaranlik kusagi oykulerinin ilk olarak Merkur hayali uzerinden basladigini yaziyordu. Ancak Merkurun durumu boyle degil. Yani gezegenin Gunesin etrafinda donus suresi ile kendi etrafinda donus suresi ayni degil. Kisacasi hayal hayal olarak kalmis ne yazik ki....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Cidden ilginçmiş hoş okurken zevk aldım
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Begenmene sevindim kardes. Devami gelecek.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aegron Linwelin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2614
Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Aegron Linwelin »

Hadi bakalım bekliyoruz o zaman
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest