Ölüm Zamanı: Karanlığın Tohumları! (Ortak

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Locked
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

Yeni asker Selim, hemen şimdi hayalet olup tüymeyi düşündü ama bu onun şimdilik bir işine yaramazdı.Beklemeliydi.

Aslında o esnada hayalet olmak hiç fena fikir değildi ama hayalet olurken yanına bir şeyler taşıyamıyordu, bu onu güçsüz kuluyordu.

Havayı yönetmeyi hatırladı.

Sakin olmalıydı.Daha önce yaptığı gibi yeniden bir basınç alanı oluşturarak hortum çıkartabilirdi.Evet, bunu yapmalıydı.

Hemen kalkanlardan birinde bir basınç alanı oluşturmayı denedi.Bütün gücüyle o noktaya yoğunlaştı.Sanki kendisi havaymış da o nokta kendi bedeninde bir yermiş gibi düşündü. Ve sonra..

Bir anda üstündeki ağırlığa dayanamayıp yere düştü.Anlaşılan bu gücü fazla ağırlıkla kullanamıyordu.Hayalet biçimine dönüşürken sorun olmuyordu ağırlık ama havayı kullanırken sorundu.

Yerde hemen üstündeki çelik yeleği ve silahları çıkardı.Bu esnada birisi yanına gelmeye çalışırsa hemen bütün gücünü kullanacaktı, ama zaten kimsenin yerde yatan birisine saldırmayacağını biliyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Julio helikoptere bindikleri sırada bulabildiği bütün kurşunları deri ceketinin ceplerine doldurmuştu. Bir de tabii çelik yelek giymişti; gerçi, gerek duymayabilirdi aslında. İhtiyacı olandan fazlasını aldığını biliyordu; ama kaynaklar sömürülmek içindi.

Sonunda pilotun niye koruma aldıklarını sordukları açığa çıkmıştı. Gerçekten, tarikat pilotun bu Kanatsızlar'la çalıştığını bilip de mi onları koruma görevi vermişti, yoksa sadece önlem olarak mı? Bilmemnin tek yolu sormaktı; ama Julio cevap alacağından kuşku ediyordu.

Kalkanlar büyük ihtimalle bir kurşunu önlerlerdi, yoksa ne işe yarardı ki sonuçta? Yine de; bu adamların şu silahları kullandıkları anda kendilerine tepmesini sağlayabilirdi. Basit olurdu: adamın biri bir saldırıya kalkıştığında kılıcı ters tarafa doğru hızlandırabilirdi, gerçi adamlar kılıçlarını sıkı kavrıyorlarsa durum değişirdi; ama denemek ona bir şey kaybettirmezdi.

Vücutsuz organa uzandı, onu silik bir şekilde hissetmeye başladı; sonra organ netleşti. Organa biraz daha yaklaştı; normal görünüşünü bulanıklaştırmayacak, ama nesnelerin hızlarını fark edecek kadar organın içine girdi.

Bir an düşündü; düşündüğü sırada organ soluklaştı fakat tam olarak kaçamadan Julio onu tekrar yakaladı. Hedefini gözüne kestirdi: kendisine pek de uzak olmayan bir Kanatsız...

İki eline de iki kurşun aldı ve organa yaklaştı. Nesnelerin hızı netleşti, ama gerçek görüşü bulanıklaştı. Hedefinin nerede olduğundan emindi. Organa daha çok yaklaştı ve gerçek görüşü sadece bulanık renklerden ibaret bir hale geldi sonunda. Ama göremese de, herkesin kalbinin nasıl attığını hissedebiliyordu. Kimi kalpler çok hızlı yön değiştiriyordu; kimisi daha sakince atıyordu. Hedefinin kalbinin nerede olduğunun farkındaydı, hedefin kendisinin nerede olduğunu sadece hatırlayabiliyordu.

Dört kurşun yukarı doğru hızlanırken ne kadar da yavaş olduklarını düşündü. Normal bir göze hızlı geliyorlardı belki; ama Julio çok daha iyisini yapabilirdi.

Organ önce ikisinin içindeki enerjiyi kavradı; o çok azıcık enerjiyi yoğurdu, ve sonunda enerjiyi genişletti. Eğer nesnelerin hızlarını fark ediyor değil de görebiliyor olsaydı, parlak ışığa bakmış gibi olurdu. İkisi havada yeteri kadar hız kazandığında, diğer ikisine sıra geldi. Bunlar aşağı doğru hızlanmaya başlamıştı; Julio umursamadı, bunların enerjisine odaklandı. Yukarı doğru çıkanlarınkinden daha hızlılardı. Enerjiyi sadece biraz büyütüp, yönünü belirledi.

Sonunda, organdan aniden uzaklaştı. Bir açıdan, derin bir nefes almak gibiydi; bir açıdansa sanki daha boğuk nefes alıyormuş gibi hissediyordu. Organ bu fırsaattan faydalanıp kaçacakken Julio onu yakaladı. Ona yaklaşmadı, sadece yakaladı. Kurşunların hedefe doğru gittiklerini görmek zordu, ama hissedebiliyordu. Neredeyse aynı anda, farklı yerlerine gelen dört kurşunu engelleyebilirse Kanatsız, Julio'nun el çırpmaktan başka seçeneği kalmazdı...

Kanatsızlardan bir hareket bekliyordu. Eline geçen ilk fırsatta kılıçlarını ellerinden uçuracaktı.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Gökçenin tam dibine geldi yanında bir gedik oluşturdu. "Ã?antayı gediğin içine at. Boyutsuz bir mekanda asılı kalır. Başka bir gedik açtığımda ben onu alabilirim. Orada hiç olmayacağı kadar güvende olur. Sonra çatışma bitince yeni bir gedik açarak alırım. Sen attıktan sonra kapanacak." dedi. Ã?antayı içine atmasını bekliyordu. Bundan sonra ise Gökçe hanımı korumak için bir şeyler bulacaktı.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Gökçe gülümseyerek Statham'a baktı: "Özgünüm, ama benim güven sorunum vardır. Daha yeni öğrendin bu yeteneğini, hem seni daha tanımıyorum bile. Kusura bakma, ama çanta benimle daha güvenli. Siz sadece şu adamlara odaklanın, beni düşünmeyin. Ben kendimi koruyabilirim."

Demin beni koruyun diyen birine göre garipti şimdiki davranışı ama Gökçe'nin anlaşılan son sözü buydu.

Julio'nun yolladığı dört kurşun adamın tuttuğu kalkana çarptığında kalkanın üstündeki elektronik sistem hasar görmüştü ve kalkanı tutan adama elektrik çarpmasına neden olmuştu.

Gökhan, Statham'a bakarak: "Siz bizim liderimiz olduğunuza göre bize taktik vermeniz gerekmez mi?" diye sordu ama o sırada düşmanlardan birinin fırlattığı küçük bir bıçak Gökhan'ın boğazına çarpıverdi. O anda aklına sadece içgüdülerine uymak gelmişti ve yeteneği kendiliğinden aktif olmuştu. Küçük bıçağı fırlatan casus pilottu ve birden boğazı kesilmiş bir biçimde yere yıkılıverdi.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Gökhan sanırım seninle savaşırken acı çekmeden öldürmek zorunda bir insan!"

Derken ağırlıktan kurtulmuştu ve düşmanlarının ortasında bir hortum patlatıvermişti.

"Hava soğudu galiba!"

Daha sonra Gökçe tarafından terslenen Statham'a baktı.

"Sanırım güven sorunu yalnızca sana karşı!"

Hafifçe gülümseyerek hortumun merkezine daha çok bastırmaya çalıştı.Bu düşmanlarının ilerlemesini güçleştirebilecek kadar büyüktü yalnızca.Fazla şiddetli olmasa da insanın suratına çarpabiliyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Eğer güven duymuyorduysanız bizi hiç sahiplenmemeniz gerekliydi. Sonuçta çantayı korumanın asıl amaç olduğunu sen söylemiştin. şimdi de bende bir güven sorunu oluştu. Acaba bu adamları buraya siz mi hortlattınız?" dedi. Bu arada da işini yapıyordu. Adamlardan daha yara almamıs birisinin sırt tarafında bir gedik açtı ve yere açtığı gediğe 2 kurşun sıktı. En son açılan iki gedik birbirine bağlı olduğundan kurşunları adamın sırtında görmeyi bekliyordu. Tam kurşunları sıktığı sırada Gökçeye dönüp "En azından boşuna gitmemiş oldu bu açtığım şey." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Gedikten giden kurşunlar hedefe vardığında düşman yere bir daha nefes almamasına düşmüştü. Gökçe sinsi gülümsemesini bozmadan: "Yeteneği olan sadece sen değilsin, o yeteneğini kaybetmek istemiyorsan bana saygılı olmanı öneririm." diye belirtti.

Helikopterin içine girip saklanmayı planlıyordu. O sırada Gökhan da yerdeki ölü düşmanlara bakarak: "Üçü gitti dördü kaldı." diye söyledi heyecanla.

Liderleri de savaşın gidişatını fark etmişti: "Haklılar, onları alt edemeyiz. Gidiyoruz." diye seslendi.

Ormanın gölgelerine sığındıklarında kanatlıları yakalamak imkansızdı. Gökçe helikopterin içinden: "Sanırım işi başarıyla hallettiğinize göre görevinizin ikinci aşamasına geçmeden bir müddet burada dinlenmenize izin veriyorum." diye seslendi.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Gökçe hanımın sinsi sırıtışına da karşılık olarak kendisi de sırıttı. "Tabii madam. Saygı her şeyden önce gelir." dedi. Eğilip reverans yaparak.

Göhan'a bakmadan söyledi. "Zaten taktik verilemeyecek kadar kısa sürdü." dedi. Acaba dediği şeyileri yerine getirirlermiydi. Onlara da askerlere verdiği gibi mi taktik ve emir vermeliydi?
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Bence taktik verseydin 7'si de gidebilirdi."

Durakladı. Bir sürtüşme görmüştü ve bu hoşuna gitmişti.Arkada kavgalar bırakmak her zaman iyiydi.

Daha sonra bıraktığı yeleğe ve silahlara baktı.

"Kendi silahlarımı yaptırmak istiyorum."

Onun silahları barutla çalışmazdı, rüzgarla çalışacaktı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Gökhan, Julio'ya yaklaşarak: "Sence kaçmaları normal mi? Madem eskiden meleklerdi, şimdi neden sonuan kadar savaşmaktan kaçındılar ki?" diye sordu.

Gökçe'ye de sorabilirdi ama ukalaca bir yanıttan ziyade yoruma açık bir yanıtı tercih ediyordu şu anda...
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

şu taktik meselesini umursamadı Julio; taktik olmadan da elinden geldiği kadarını yapmıştı, taktik olsaydı da elinden gelenden fazlasını yapamazdı herhalde...

Sonra Gökhan'ın bir şey sorduğunu duydu; konuşmadan önce elini saçlarından şöyle bir geçirip: "Eh, melekken ölemezlerdi, görünüşe göre şimdi ölebiliyorlar. Meleklerin acı çektiğini sanmıyorum, acıya yabancı oldukları için onu tatmaktan korkuyorlardır belki de. Hem meleklikten vazgeçtiklerine göre, kendilerini çok önemli bir şeye adamış olmalılar. Bu kadar fedakarlık yapmışken, sonucunun ölüm olması hoşuma gitmezdi benim... Ya da belki şu Gökçe'nin daha mantıklı bir açıklaması vardır?" dedi. Herhalde öyle olmalıydı.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Ha ha ha, sanırım kaçmayı seven bir bünyeleri var, belki de bu yüzden meleklikten düşmüşlerdi.Kaçmak melek yasalarına aykırıdır belki de!"

Pis pis sırıttı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Artık gidelim. Dinlenmemizi helikopterde de yapabiliriz." Sonra durdu. şuan komik bir durumla karşı karşıyalardı. "Bu arada helikopteri kim kullanacak?" dedi. Sırıtmış kafasını sallıyordu. Gökçe hanım çıkıpta ben kullanıyorum derse hiç şaşırmazdı.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Slicer gelenleri gördüğünde hemen helikoptere fırlamıştı. Silahını helikopterin bir köşesinde bırakmıştı ama bir türlü nerede olduğunu bulamıyordu. Onun yerine yedek olarak aldığı revolver marka tabancasını buldu. O kocaman yavruyu nasıl kaybedebildim ki!

Helikopterden dışarı baktı, hiç düşman görememişti. Takım arkadaşları ise helikopterden indikleri gibi öyle açıkta, hiç siper almak gibi bir düşünceyi akıllarına getirmeden öylece duruyorlardı. Helikopterden dışarı atladı, "Ne oldu?"

Ardından hemen ötede yatan cesetleri gördü "Aah! Hepsini öldürdünüz mü? Sanırım bu takımda ciddi agresiflik sorunu var. Kesin daha adamların konuşmasına bile izin vermeden ateş etmeye başlamışsınızdır!"

"Neyse madem... ben de cesetlerle ilgileneyim. Yani eşyalarını karıştırayım demek istedim, gömmekle uğraşmak isteyen varsa önden buyursun, hiç tutmayayım." Cesetlere bakarken bir tanesinin pilotları olduğunu gördü. "Aa! Hangi sivrizekalı öldürdü şunu? İşkence yapıp helikopteri gideceğimiz yere kadar götürmesini sağlayabilirdik. şimdi muhtemelen kimse helikopteri nasıl kullanacağını bile bilmediği için yürümek zorunda kalacağız. Aslında ... helikopter kullanmak pek zor olmasa gerek. Helikopteri kaldırdıktan sonra ve başarılı bir şekilde havada tutmayı başarabilirsem iniş dışında pek sorun olmayabilir. Yani, yürümek mi istersiniz yoksa benim helikopter kullanmayı öğrenmemi mi?"
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Ahh tabii ki yürümek yaşlı kurt. Bu yaşına kadar helikopter uçuramadıysan bilgin olmadan hiç yapamazsın. Sadece in-çık aç-kapa düğmeleri olsaydı hepimiz denerdik. Eğer kullanmayı bilen yoksa uçmuyoruz.". şimdi de aklından "O kadar şey biliyorsan sen uçur." diyeceğini geçiriyordu.

"Gökçe hanım siz biliyormusunuz acaba?" dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests