Powerplay: Macera1: şeytan kuyusu
Torkil (Detect magic): 18+2 (Başarılı)
Torkil'in kulağına, her bir büyülü aletten gelen anlamsız sesler içinde Torkil özellikle broşa yöneldi. Diğerleri pek umrunda değildi. İnat değilmi diğerleri de duvarlar ötesinden dahi bağırıyorlardı. Ancak dikkatini dağıtmadı ve broşa dajha çok konsantre oldu.
Thorkil sadece broşun büyülü olduğunu anlamadı. Etrafındaki büyülü alanın tanımlamasını da yapmayı da başardı. Bunu pek yapabildiği söylenemezdi ve bu sebeple yüzünde bir tebessüm belirdi.
Broş, akan bir lav gibi etrafında süzülen büyülü rengarenk enerjisi ile sanki yanıyordu ve kulağına sessizce hemde oldukça sessizce fısıldıyordu.
"Abjuration, Abjuration..."
Sonra Torkil etrafına baktığında mağaranın etrafına dağılmış daha pek çok elyanın da varlığını fark etti. Bunlar sessizce fısıldamıyor gür bir sesle bir şeyler diyorlardı. Ancak Torkil hiç birine tam konsantre olmaığından mı yoksa spellcraft becerisindeki bilgisizliğinden mi (Tabiiki bundan dolayı!) bilinmez, hiç bir şey anlamıyordu.
Torkil'in kulağına, her bir büyülü aletten gelen anlamsız sesler içinde Torkil özellikle broşa yöneldi. Diğerleri pek umrunda değildi. İnat değilmi diğerleri de duvarlar ötesinden dahi bağırıyorlardı. Ancak dikkatini dağıtmadı ve broşa dajha çok konsantre oldu.
Thorkil sadece broşun büyülü olduğunu anlamadı. Etrafındaki büyülü alanın tanımlamasını da yapmayı da başardı. Bunu pek yapabildiği söylenemezdi ve bu sebeple yüzünde bir tebessüm belirdi.
Broş, akan bir lav gibi etrafında süzülen büyülü rengarenk enerjisi ile sanki yanıyordu ve kulağına sessizce hemde oldukça sessizce fısıldıyordu.
"Abjuration, Abjuration..."
Sonra Torkil etrafına baktığında mağaranın etrafına dağılmış daha pek çok elyanın da varlığını fark etti. Bunlar sessizce fısıldamıyor gür bir sesle bir şeyler diyorlardı. Ancak Torkil hiç birine tam konsantre olmaığından mı yoksa spellcraft becerisindeki bilgisizliğinden mi (Tabiiki bundan dolayı!) bilinmez, hiç bir şey anlamıyordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
.
Thorkil broşu cebe atar. "Ben sonra detaylı araştırırım bunu, şimdi ilgilenmem gereken başka şeyler var!" diyerek bütün tılsımlı aura yayan eşyaları toplamaya başlar. (zırh ve silah gibi ağır şeyleri en sona bırakacak ve çete arkadaşı Bela'dan yardım isteyecekti) "Pııssstt! Van der Wonder, gel de toarlamaya yardım et!"
.
Thorkil broşu cebe atar. "Ben sonra detaylı araştırırım bunu, şimdi ilgilenmem gereken başka şeyler var!" diyerek bütün tılsımlı aura yayan eşyaları toplamaya başlar. (zırh ve silah gibi ağır şeyleri en sona bırakacak ve çete arkadaşı Bela'dan yardım isteyecekti) "Pııssstt! Van der Wonder, gel de toarlamaya yardım et!"
.
"Senin mi?"

"Başkasının olsa olmaz mı?"
Aslında sıradan biri "o zaman sen tut lan!" derdi ama onun uyuyup Power Point'lerini geri kazanması gerekiyordu.Ayrıca şu STR'si için 7 uğursuz bir sayıydı.

"Başkasının olsa olmaz mı?"
Aslında sıradan biri "o zaman sen tut lan!" derdi ama onun uyuyup Power Point'lerini geri kazanması gerekiyordu.Ayrıca şu STR'si için 7 uğursuz bir sayıydı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Thorkil de dinlenmesi gerektiğini çünkü büyülerini tazelemesi gerektiğini hissediyordu. "hiç de uykum yok ama ne yaparsın büyülerimi tazelemem lazım; sleep büyüsü de bana işlemez en azından deep slumber filan okuması lazım birinin" diye söylene söylene cesetleri araştırırken birden o kokuşmuş bedenlerin arasında hint kumaşı gibi parıldıyan bir pelerin görür. Gözler faltaşı gibi açılmıştır "bu yoksa!.." silkeleyip üzerine taktığında, "o da ne! bedeni bedenime sayzı sayzıma uydu. Ben gördüm benimdir!" diye saçlarını ve pelerinini dalgalandırdı; artık çok daha karizmatikti, karizmanın dibine vurmuş gibiydi. "Keşke diplomasi class skilim olsaydı, memleketi ele geçirmem işten bile değildi!" dedi. Bir de yüzük bulmuştu parmağına, tökezleyip yere kapaklansa bile yumuşak bir iniş yapacaktı artık, bu yüzüğün tılsımı sayesinde. Arkadaşları str yerlerde sürünürken Thorkil yüzünde mutlu bir gülümsemeyle tılsımlı eşyalarını okşuyordu. "şimdi mışıl mışıl bir uyku çekebilirim" diye düşündü pelerinine sarılarak. "Yarasa başımda nöbet tut, bir şey olursa uyandırırsın."
.
Thorkil de dinlenmesi gerektiğini çünkü büyülerini tazelemesi gerektiğini hissediyordu. "hiç de uykum yok ama ne yaparsın büyülerimi tazelemem lazım; sleep büyüsü de bana işlemez en azından deep slumber filan okuması lazım birinin" diye söylene söylene cesetleri araştırırken birden o kokuşmuş bedenlerin arasında hint kumaşı gibi parıldıyan bir pelerin görür. Gözler faltaşı gibi açılmıştır "bu yoksa!.." silkeleyip üzerine taktığında, "o da ne! bedeni bedenime sayzı sayzıma uydu. Ben gördüm benimdir!" diye saçlarını ve pelerinini dalgalandırdı; artık çok daha karizmatikti, karizmanın dibine vurmuş gibiydi. "Keşke diplomasi class skilim olsaydı, memleketi ele geçirmem işten bile değildi!" dedi. Bir de yüzük bulmuştu parmağına, tökezleyip yere kapaklansa bile yumuşak bir iniş yapacaktı artık, bu yüzüğün tılsımı sayesinde. Arkadaşları str yerlerde sürünürken Thorkil yüzünde mutlu bir gülümsemeyle tılsımlı eşyalarını okşuyordu. "şimdi mışıl mışıl bir uyku çekebilirim" diye düşündü pelerinine sarılarak. "Yarasa başımda nöbet tut, bir şey olursa uyandırırsın."
.
Devrimk ve Dwaxer:
Karanlık tünellerde artık ayaklarını sürüyerek yürüyen Mathius ve burada olmaktan sıkılan ve daha ormanlık bölgelerde daha güzel maceralar bulacağından yakınan Yukarin ile birlikte ilerliyordunuz. Artık ışık sopanız söndüğünden tek ışık kaynağınız büyücülerin ışık büyüleriydi. Sadece bu biyi için dahi büyücülerin değeri artıyordu.
Mağaranın daha derinliklerinden gelen hayat dolu bir koro şarkısını işitmeye başladınız. Oldukça da başarılı bir şekilde söyleniyordu.
Sese yaklaştıkça bunların Torkil'in yakın ve Bela'nın uzaktan ırkdaşları deringnomlar'ı ve kayagnomlar oldukarını fark ettiniz. Derin gnomlar daha arkada durup somurtuyor ve kayagnomlarının hayat dolu şarkılarını dinliyorlardı. En öndeki gnom ise elindeki kazmayı bir orkestra şefi gibi sallayarak arkadakileri yönetiyordu. Arkası dönük olduğundan sizi en zon fark eden de kendisi oldu.
......
Hit me baby one more time!
....
"Siiiz. Burada ne arıyorsunuz. Burada olmamanız gerekirdi. Setimizi nasıl geçebildiniz?"

CLİCK's ve Edmond: (eski karakterleriniz kontrolünüzden çıkmıştır.)
Bu gnomlar ile oldukça uzun süreden beri seyehat ediyordunuz. Yer altında günler pek belli olmuyordu ne de olsa. İlk girişteki sümüksü varlıktan sonra oldukça yol katetmiş ancak yandaş ta yitirmiştiniz. Eğer bu gnomlar olmasa şu anda büyük ihtimalle ya bir gölge ya da bir zombi olarak etrafta dolaşıyor olurdunuz. Ancak şimdi onların hayat dolu şarkılarının eşlüğünde buradaydınız.
Gnomarın başındaki Tiberland'in dahice fikri üstüne gnomlar şarkı söylemeye başlamışlardı. Zombileri yakalamak sorun değildi. Ama duvarlardan geçen gölgeleri yakalamak çok daha zordu. Bu sebeple onlara gitmektense hayattan ve sesten nefret eden gölge varlıkları çekecek hayat dolu şarkılar söyleme fikrini öne attı lider. Tabii bu fikri beğenmese de aldıkları 3 ECL yüzünden lider olamaycak kadar düşük seviye derin gnomları da kabul ettiler. Ancak hüzünlü gnomlar hayat dolu şarkıyı dahi acıların çocuğu havasında söylediklerinden susturuldular.
Ne kadar da çok bilmediğiniz şarkı varmış meğer ve gnomlar ilüzyonistten barda geçtiklerinden beri ne kadar da çenesi düşük hale gelmişler.
Bir larkı daha bitti ve sessizlik oldu. İnsan bir süre sonra bu sessizliği arıyordu. ancak o kabus gibi sözleri yine duydunuz heyecanla konuşan bir gnom'un ağzından.
"oohh. şey vardı şeyi söyleyelim. Hani vardı ya..."
"şeyi mi diyorsun hani gece basmadan..."
"Yok yok! Hani vur bana bebeğim bir daha...."
"Oh baby, baby
Oh baby, baby
Oh baby, baby
How was I supposed to know..."
Bu arada arkada bir becerilerini dansa vermiş grupta dans etmeye başladı.

BU şekilde ilerlerken şarkılarını birden kestiler. Ardından grup liderirnden bir haykırış geldi.
......
Hit me baby one more time!
....
"Siiiz. Burada ne arıyorsunuz. Burada olmamanız gerekirdi. Setimizi nasıl geçebildiniz?"
Karanlık tünellerde artık ayaklarını sürüyerek yürüyen Mathius ve burada olmaktan sıkılan ve daha ormanlık bölgelerde daha güzel maceralar bulacağından yakınan Yukarin ile birlikte ilerliyordunuz. Artık ışık sopanız söndüğünden tek ışık kaynağınız büyücülerin ışık büyüleriydi. Sadece bu biyi için dahi büyücülerin değeri artıyordu.
Mağaranın daha derinliklerinden gelen hayat dolu bir koro şarkısını işitmeye başladınız. Oldukça da başarılı bir şekilde söyleniyordu.
Sese yaklaştıkça bunların Torkil'in yakın ve Bela'nın uzaktan ırkdaşları deringnomlar'ı ve kayagnomlar oldukarını fark ettiniz. Derin gnomlar daha arkada durup somurtuyor ve kayagnomlarının hayat dolu şarkılarını dinliyorlardı. En öndeki gnom ise elindeki kazmayı bir orkestra şefi gibi sallayarak arkadakileri yönetiyordu. Arkası dönük olduğundan sizi en zon fark eden de kendisi oldu.
......
Hit me baby one more time!
....
"Siiiz. Burada ne arıyorsunuz. Burada olmamanız gerekirdi. Setimizi nasıl geçebildiniz?"

CLİCK's ve Edmond: (eski karakterleriniz kontrolünüzden çıkmıştır.)
Bu gnomlar ile oldukça uzun süreden beri seyehat ediyordunuz. Yer altında günler pek belli olmuyordu ne de olsa. İlk girişteki sümüksü varlıktan sonra oldukça yol katetmiş ancak yandaş ta yitirmiştiniz. Eğer bu gnomlar olmasa şu anda büyük ihtimalle ya bir gölge ya da bir zombi olarak etrafta dolaşıyor olurdunuz. Ancak şimdi onların hayat dolu şarkılarının eşlüğünde buradaydınız.
Gnomarın başındaki Tiberland'in dahice fikri üstüne gnomlar şarkı söylemeye başlamışlardı. Zombileri yakalamak sorun değildi. Ama duvarlardan geçen gölgeleri yakalamak çok daha zordu. Bu sebeple onlara gitmektense hayattan ve sesten nefret eden gölge varlıkları çekecek hayat dolu şarkılar söyleme fikrini öne attı lider. Tabii bu fikri beğenmese de aldıkları 3 ECL yüzünden lider olamaycak kadar düşük seviye derin gnomları da kabul ettiler. Ancak hüzünlü gnomlar hayat dolu şarkıyı dahi acıların çocuğu havasında söylediklerinden susturuldular.
Ne kadar da çok bilmediğiniz şarkı varmış meğer ve gnomlar ilüzyonistten barda geçtiklerinden beri ne kadar da çenesi düşük hale gelmişler.
Bir larkı daha bitti ve sessizlik oldu. İnsan bir süre sonra bu sessizliği arıyordu. ancak o kabus gibi sözleri yine duydunuz heyecanla konuşan bir gnom'un ağzından.
"oohh. şey vardı şeyi söyleyelim. Hani vardı ya..."
"şeyi mi diyorsun hani gece basmadan..."
"Yok yok! Hani vur bana bebeğim bir daha...."
"Oh baby, baby
Oh baby, baby
Oh baby, baby
How was I supposed to know..."
Bu arada arkada bir becerilerini dansa vermiş grupta dans etmeye başladı.

BU şekilde ilerlerken şarkılarını birden kestiler. Ardından grup liderirnden bir haykırış geldi.
......
Hit me baby one more time!
....
"Siiiz. Burada ne arıyorsunuz. Burada olmamanız gerekirdi. Setimizi nasıl geçebildiniz?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Saçma. Bizim tercihli sınıfımız ozandır. Asıl ozanlık yapmayanlarda bir sorun var demektir."
"Evet"
"Hatta size bunu müzik eşliğinde izah edeyim ki bunca ozan bir aradayken olabildiğince çok +2 Aid bonusunu da alayım."
Kaya gnom birliğindekiler, lirlerini, banjolarını, flütlerini ortaya çıkarttılar. Sonra Ardından gereilerden dansçı gnomlarda geldiler ve sizi selamladılar.

"Ve bir, ve iki. Ve bir, ki, üç"
dediği anda arkadaki tüm müzik aletleri çalmaya, arka vokaller şarkı söylemeye, öndeki dançılar dans etmeye ve başkan ise hem dans edip hem de şarkı sçylemeye başladı.
"Gnomların tercihli sınıfıdır ozan. Bizden iyi orkestremı olur.
Elfler anca ormanda ok atar, cücelerse kayaya balta sallar
Hiç birinde yok bizdeki müzik aşkı, karizmaya almasakta elimde çalgı
..."
Onlar müzikallerine devam ederken Tikelde saymayı bitirmişti.
"Offf. burada en az +16 aid other var. Sevmemek elde değil. Birde zarı iyi gelirse yer altında da haftalık kazançlarını bizim üstümüzden kazanmaya devam edecekler gibi."
(Tikel yoksa bir NPC'ye mi dönmeye başlamıştı!)
"Evet"
"Hatta size bunu müzik eşliğinde izah edeyim ki bunca ozan bir aradayken olabildiğince çok +2 Aid bonusunu da alayım."
Kaya gnom birliğindekiler, lirlerini, banjolarını, flütlerini ortaya çıkarttılar. Sonra Ardından gereilerden dansçı gnomlarda geldiler ve sizi selamladılar.

"Ve bir, ve iki. Ve bir, ki, üç"
dediği anda arkadaki tüm müzik aletleri çalmaya, arka vokaller şarkı söylemeye, öndeki dançılar dans etmeye ve başkan ise hem dans edip hem de şarkı sçylemeye başladı.
"Gnomların tercihli sınıfıdır ozan. Bizden iyi orkestremı olur.
Elfler anca ormanda ok atar, cücelerse kayaya balta sallar
Hiç birinde yok bizdeki müzik aşkı, karizmaya almasakta elimde çalgı
..."
Onlar müzikallerine devam ederken Tikelde saymayı bitirmişti.
"Offf. burada en az +16 aid other var. Sevmemek elde değil. Birde zarı iyi gelirse yer altında da haftalık kazançlarını bizim üstümüzden kazanmaya devam edecekler gibi."
(Tikel yoksa bir NPC'ye mi dönmeye başlamıştı!)
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
