Ölüm Zamanı: Karanlığın Tohumları! (Ortak
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Slicer adamlar geldiğinde duvara yaslanıp tabancasını çekerken üzerine bir şey saplandı. Küçük bir kanca ve kancaya bağlı ince bir kablo. Kablo da silaha bağlıydı. Bunun bir zamanlar S.W.A.T. tarafından suçluları etkisiz hâle getirmek için kullanıldığını biliyordu. Hatta bir videoda evini basan S.W.A.T. ekiplerinden kaçan bir adamın peşinden koşup bu silahla vurmuşlardı. Tabii bu Taser / Stun gun tarikat tarafından geliştirilmiş, ölümcül hâle getirilmiş olabilirdi. Ama, eğer öldürmek isteselerdi normal silah kullanırlardı. Ã?ünkü bu silah bir atıştan sonra doldurulması gerekiyordu ve mesafesi de çok kısaydı.
Slicer bütün bunları vücudunda dolaşan elektrikten titrerken düşünmüştü. Bütün bunlar tam anlamıyla düşünce sayılmazdı, sadece vurulduğu silahın getirdiği hatıraların resimleriydi. İki saniyelik bir sürede bunlar kafasından uçup gitmişti. şimdi ise yere düşüyordu. Ve tek düşündüğü şey ise bundan daha büyük bir acının olmadığıydı. Yüz üstü yere kapaklandı, bu sırada yeni tanıştıkları adam gelip silahın kordonunu kesmişti. Yalnız Slicer'ın hareket edecek hâli kalmamıştı.
Acının ona verdiği nefret ile tabancasını çekti. Elleri titriyordu ama yerden destek alıp birilerini vurabilmeyi umdu.
Kafasını kaldırıp koridorun sonuna baktığında sırtı duvara yaslanmış bir adam gördü. Kana bakılırsa adam bu yeni tanıştıkları ucubenin ateşlediği pompalı tüfeğin etkisiyle duvara yapışmış ve sürünerek yere oturmuştu. İki tanesi ucubeyi vururken diğerlerinin kaçtığını düşündü. Tam birisine nişan almıştı ki o takım lideri tarafından egzantrik bir yoldan vurulmuştu. Namlusunu biraz aşağıya indirdi ki adam tam ateş ettiği zaman düşse bile bir şeyler vurmuş olacaktı. Neyseki Slicer adamı tam düşmeye başlamadan önce karnından vurmuştu. şansına küfretti. Karından vurulmuş bir adamın ölmesi yarım saat sürerdi. Bu da demek oluyordu ya bir kurşun daha harcayacaktı, ya da yarım saat bekleyecekti.
Slicer bütün bunları vücudunda dolaşan elektrikten titrerken düşünmüştü. Bütün bunlar tam anlamıyla düşünce sayılmazdı, sadece vurulduğu silahın getirdiği hatıraların resimleriydi. İki saniyelik bir sürede bunlar kafasından uçup gitmişti. şimdi ise yere düşüyordu. Ve tek düşündüğü şey ise bundan daha büyük bir acının olmadığıydı. Yüz üstü yere kapaklandı, bu sırada yeni tanıştıkları adam gelip silahın kordonunu kesmişti. Yalnız Slicer'ın hareket edecek hâli kalmamıştı.
Acının ona verdiği nefret ile tabancasını çekti. Elleri titriyordu ama yerden destek alıp birilerini vurabilmeyi umdu.
Kafasını kaldırıp koridorun sonuna baktığında sırtı duvara yaslanmış bir adam gördü. Kana bakılırsa adam bu yeni tanıştıkları ucubenin ateşlediği pompalı tüfeğin etkisiyle duvara yapışmış ve sürünerek yere oturmuştu. İki tanesi ucubeyi vururken diğerlerinin kaçtığını düşündü. Tam birisine nişan almıştı ki o takım lideri tarafından egzantrik bir yoldan vurulmuştu. Namlusunu biraz aşağıya indirdi ki adam tam ateş ettiği zaman düşse bile bir şeyler vurmuş olacaktı. Neyseki Slicer adamı tam düşmeye başlamadan önce karnından vurmuştu. şansına küfretti. Karından vurulmuş bir adamın ölmesi yarım saat sürerdi. Bu da demek oluyordu ya bir kurşun daha harcayacaktı, ya da yarım saat bekleyecekti.
Gökhan elektriği yemişti ama o elektriği yiyen bedeni ile ona bu saldırıyı gerçekleştiren kişinin bedeni arasında bir değiş tokuş yaşanması kaçınılmaz olmuştu. Kara cübbeli adam elektriğin etkisiyle yere düşmüştü.
Gökhan: "Bunlar bitecek gibi durmuyor. Hadi çıkışı arayalım..." diye seslendi.
Birden kara cübbelerin arasından bir kişi belirdi. İri yarı bir adamdı. Mahkum kıyafetini andıran bir şekilde giyinmişti. Gömleğinin üstünde adı Solo-13 yazılırdı. Kulağında ise bir kulaklık takılıydı.
Duvarlara takılı hoparlörlerden Hüsnü Bey'in sesi duyuldu: "Böyle bir projenin başına geçtiğimde başıma neler geleceğini az buçuk tahmin ediyordum. Bu yüzden bu proje ile beraber başka araştırmaları da yürüttüm. İnsan beynini uzaktan kontrol etmeye yarayan bir çip ne kadara mal olacaktı ki tarikat için? Bir insan böyle bir yetenek verdiğinde, onun elinden iradesini ve düşünme yetisine almamız gerektiğini en başından beri desem de tarikatın yönetim kadrosundaki insanlar bana inanmamışlardı. Ben de bu araştırmayı biraz gizlice yaptım. Sonuç mükemmel denilebilir, karşınızda solo-13, bunun gibi on altı tane daha elimde mevcut. Ama en güzelini size göstermek istedim, sizin gibi ona da yetenek kazandırttıl ama tek bir farkla. Düşünemiyor, kendi iradesi yok, korkusu yok. Sadece benim arzularıma göre hareket etmekten başka bir amacı yok."
Solo-13'ün kulaklığından ona yeni emirler veriliyordu. Solo-13 öfkeyle yerden ölmüş iki tarikat üyesini kaldırdı ve onları bir kaç saniyede iskelet haline döndürecek güçte elinden yeşil renkte buharlar saçan bir asit yolladı. Asidin etkisiyle de adamlar eriyiverdiler.
"Size iyi eğlenceler..." dedi Hüsnü Bey ve hoparlörün sesi kesildi.
Gökhan: "Sanırım asidine dikkat etsek fena olmaz." diye uyardı.
Solo-13 elinden yolladığı yeşilimsi buharı istediği şekilde kontrol edebiliyordu. Herkesin elindeki tüm silahlar, kurşunlar ve malzemeler erimişti.
Gökhan: "En iyisi kaçmak galiba..." dedi.
Gökhan: "Bunlar bitecek gibi durmuyor. Hadi çıkışı arayalım..." diye seslendi.
Birden kara cübbelerin arasından bir kişi belirdi. İri yarı bir adamdı. Mahkum kıyafetini andıran bir şekilde giyinmişti. Gömleğinin üstünde adı Solo-13 yazılırdı. Kulağında ise bir kulaklık takılıydı.
Duvarlara takılı hoparlörlerden Hüsnü Bey'in sesi duyuldu: "Böyle bir projenin başına geçtiğimde başıma neler geleceğini az buçuk tahmin ediyordum. Bu yüzden bu proje ile beraber başka araştırmaları da yürüttüm. İnsan beynini uzaktan kontrol etmeye yarayan bir çip ne kadara mal olacaktı ki tarikat için? Bir insan böyle bir yetenek verdiğinde, onun elinden iradesini ve düşünme yetisine almamız gerektiğini en başından beri desem de tarikatın yönetim kadrosundaki insanlar bana inanmamışlardı. Ben de bu araştırmayı biraz gizlice yaptım. Sonuç mükemmel denilebilir, karşınızda solo-13, bunun gibi on altı tane daha elimde mevcut. Ama en güzelini size göstermek istedim, sizin gibi ona da yetenek kazandırttıl ama tek bir farkla. Düşünemiyor, kendi iradesi yok, korkusu yok. Sadece benim arzularıma göre hareket etmekten başka bir amacı yok."
Solo-13'ün kulaklığından ona yeni emirler veriliyordu. Solo-13 öfkeyle yerden ölmüş iki tarikat üyesini kaldırdı ve onları bir kaç saniyede iskelet haline döndürecek güçte elinden yeşil renkte buharlar saçan bir asit yolladı. Asidin etkisiyle de adamlar eriyiverdiler.
"Size iyi eğlenceler..." dedi Hüsnü Bey ve hoparlörün sesi kesildi.
Gökhan: "Sanırım asidine dikkat etsek fena olmaz." diye uyardı.
Solo-13 elinden yolladığı yeşilimsi buharı istediği şekilde kontrol edebiliyordu. Herkesin elindeki tüm silahlar, kurşunlar ve malzemeler erimişti.
Gökhan: "En iyisi kaçmak galiba..." dedi.
"Hüsnü bey! İsyan mı istiyorsun?" dedi. Ã?ıldırmış bir şekilde. Sonra Julio'ya döndü. "Benim açtığım gediğe kurşun sıkmalısın. Bakalım bu aygır buna dayanabilecek mi. Ã?ğrenmemiz lazım." dedi. "Hazır olduğunda söyle ben gediği açarım." dedi. Hazırlandığı an zamanı biraz durdurup adamın kafasının arkasında ve Julio'nun öünde gedik açıcaktı. Umuyorduki kurşunlar çipi bulsun.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Selim, nihayet insan formuna dönüşebilmişti.Fakat bunu yaptığına bin pişman oldu. Özellikle önündeki kocakafayı görünce. O şey 1,85 vardı neredeyse ve Selim'i farkederse, bu Selim'in gördüğü son surat olacağa benziyordu.
Aslında normal şartlar altında o an hemen rüzgar formuna dönüşüp tüymesi gerekirdi ama o arkadaşlarını orada sap gibi bırakacak birisi değildi. O bütün bu olanlara rağmen iyi biriydi. Ve eğer rüzgar formuna dönüşürse o an düşmanına yapabileceği şeyi, arkadan vurmayı, dostlarına yapmış olacaktı.
Ã?yleyse en mantıklısı bu Solo'yu atacaktı.Ã?aresi yoktu.
Gökhan'ın "en iyisi kaçmak galiba.." dediğini duydu.En mantıklısı oydu zaten."
Daha sonra Statham'ın planını duydu.Hemen elemanın arkasından tüymesi gerektiğini farketti. Ama ardından o yaratığın arkasından Statham'a seslenebileceğini farketti.
Ardından aklına bir şey daha geldi ama yapabileceğinden emin olmadığından dolayı hiç denemedi.Yaratığın ağzına havayı tıkmak gibi.Muhtemelen becerisizlikle sonuçlaşırsa Solo adlı düşünemeyen insansı şey, onun ağzına asidi tıkayacaktı.
Ardından kafasını Solo'nun yanından hafifçe uzatıp arkadaşlarının kendisini görebilmesini sağladı. Bu durun demekti.
Daha sonra yaratığın asit atması için beklemeye başladı.Solo, Selim'in tayfasına attığı ilk asitte, aşırı rüzgar yüzünden kendi yüzüne gelen asitlerle uğraşmaya başlayacaktı.
Aslında normal şartlar altında o an hemen rüzgar formuna dönüşüp tüymesi gerekirdi ama o arkadaşlarını orada sap gibi bırakacak birisi değildi. O bütün bu olanlara rağmen iyi biriydi. Ve eğer rüzgar formuna dönüşürse o an düşmanına yapabileceği şeyi, arkadan vurmayı, dostlarına yapmış olacaktı.
Ã?yleyse en mantıklısı bu Solo'yu atacaktı.Ã?aresi yoktu.
Gökhan'ın "en iyisi kaçmak galiba.." dediğini duydu.En mantıklısı oydu zaten."
Daha sonra Statham'ın planını duydu.Hemen elemanın arkasından tüymesi gerektiğini farketti. Ama ardından o yaratığın arkasından Statham'a seslenebileceğini farketti.
Ardından aklına bir şey daha geldi ama yapabileceğinden emin olmadığından dolayı hiç denemedi.Yaratığın ağzına havayı tıkmak gibi.Muhtemelen becerisizlikle sonuçlaşırsa Solo adlı düşünemeyen insansı şey, onun ağzına asidi tıkayacaktı.
Ardından kafasını Solo'nun yanından hafifçe uzatıp arkadaşlarının kendisini görebilmesini sağladı. Bu durun demekti.
Daha sonra yaratığın asit atması için beklemeye başladı.Solo, Selim'in tayfasına attığı ilk asitte, aşırı rüzgar yüzünden kendi yüzüne gelen asitlerle uğraşmaya başlayacaktı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Julio Statham'ın planını deneyecekti; işe yarayabilirdi. Adamın derisi herhalde kurşun geçirebilirdi. Kurşun bulabilirse tabii. şoktan sonra her şey çok ani olmuştu; şok geldiği hızla bitmiş; bu Solo bilmem kaç gelmiş ve elinde tutmayı başarbildiği kurşunları eritmişti. Aklına bu Solo'yu etkisiz hale getirmek için bir şey gelmişti; ama Hüsnü Bey bunu duymasa iyi olur. Elinden geldiğince kapalı bir biçimde planını anlatmayı denedi; Slicer'ın duyabildiğinden emin olarak; ona doğru; ama Hüsnü Bey'e hitabenmiş gibi konuştu: "şimdi o Solo-13'ü sesinizle mi kontrol ediyorsunuz? Yani sizin, kendi sesinizle?" Bu durum onu zorluyormuş gibi kafasını kaşıdı; aklına yapacak bir şey daha gelmişti. Statham'a doğru; yavaşça: "İkincisini kulaklığa doğru aç" dedi. Gerçi adam bunu akıl etmiş olabilirdi; ama riske atmak istemezdi. Eline düzgün gidecekmiş gibi görünen tek kurşunu aldı. Bunun dışında kullanılabilir durumda sadece iki tane daha vardı.
Organa uzandı. Hız duygusunu hafifçe hissetti. Kendi bedeninden uzaklaştı. Bu gediklerin neye benzediğini biliyordu; ne kadar bulanık görürse görsün onlara hedef alabilirdi. Bedeninden uzaklaşmayı başı dönene kadar bırakmadı. Başını sallayıp hazır olduğunu fısıldadı. Adam gediği açtığı an kurşun inanılmaz bir hızla hedefe doğru yol alacaktı.
Organa uzandı. Hız duygusunu hafifçe hissetti. Kendi bedeninden uzaklaştı. Bu gediklerin neye benzediğini biliyordu; ne kadar bulanık görürse görsün onlara hedef alabilirdi. Bedeninden uzaklaşmayı başı dönene kadar bırakmadı. Başını sallayıp hazır olduğunu fısıldadı. Adam gediği açtığı an kurşun inanılmaz bir hızla hedefe doğru yol alacaktı.
Kurşunun gitmesini sağlayan gedikleri açmıştı. Tam hedefe gidiyordu. Bu arada ses taklit etme fikrine şunu söyledi. "Sadece ses için o şeye bir çip yapmazlar. Yani uzaktan kontrol etme mekanizması vardır. Bunun işe yarayacağını hiç sanmıyorum." dedi. Sonra "Eğer çok tiz bir ses çıkartabilirsen slicer, belki çipi zarar görebilir. Ama bundan bizde zarar görebiliriz." Biraz durdu. Kurşun solo'ya etki etmediyse tam o şeyin altında geniş bir gedik açıcaktı. Ve o içine düşerse onu kapatıcaktı. Boşlukta asılı kalması için.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Solo-13'ün cansız bedeni yere düşmüştü, sağ kalan tarikatın diğer adamları da silahlarını bıraktılar yere ve diz çöktüler. İçlerinden biri: "Lütfen bize zarar vermeyin, daha fazla kayıp vermek istemiyoruz." dedi.
"Arkamızdan saldırmayacakları ne malum? Statham, Slicer ne yapmalıyız? Belki de onları uzaya göndermeyi deneyebiliriz?" dedi Gökhan.
"Arkamızdan saldırmayacakları ne malum? Statham, Slicer ne yapmalıyız? Belki de onları uzaya göndermeyi deneyebiliriz?" dedi Gökhan.
*Engin*
Biraz fazla şok yemişti nefes alış verişi ancak düzene girebiliyordu. Fakat ayağa kalkmayı deneyebilecek kadar güçlü hissetmiyordu kendini.
Sadece gözlerini açabildi. Olanları izledi. İçeri o çam yarmasının girdiğini gördü. Bu sefer öleceklerini düşündü. İşte sona yaklaşıyorlardı ve hiç gücü kalmamıştı. FAkat görünüşe göre buradaki tek ucube o değildi...
Biraz fazla şok yemişti nefes alış verişi ancak düzene girebiliyordu. Fakat ayağa kalkmayı deneyebilecek kadar güçlü hissetmiyordu kendini.
Sadece gözlerini açabildi. Olanları izledi. İçeri o çam yarmasının girdiğini gördü. Bu sefer öleceklerini düşündü. İşte sona yaklaşıyorlardı ve hiç gücü kalmamıştı. FAkat görünüşe göre buradaki tek ucube o değildi...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Biraz düşündü sonra ekibine döndü. "şunları esir alalım. Eğer öldürürsek kesin düşman gözüyle bakarlar. Ama öldürmezsek düşünmeleri için bir neden vermiş oluruz. Elektrik kablolarından elektriği kesip ellerini öyle bağlayabiliriz." dedi. "Ve çıkış için aşağıya gitmeliyiz. Ama sanıyorumki aşağıda da bizi bekleyenler vardır." taktiksel açıdan düşünüyordu. Sonra Selim'e döndü. "Sen gidip bir kontrol et. Gerçekten bizim için bir şeyler hazırlamışlar mı öğrenmeliyiz. Arkandan ben ve Slicer geliyoruz."
" Gökhan sen Julio'yla beraber esirlere göz kulak ol. Eğer tehdit edici bir şeyler yaparlarsa" Julio'ya baktı. " ne yapacağını biliyorsun." dedi. Selim'in arkasından Slicer'la beraber gidicekti. Son olarak tekrar arkasını döndü. "Ve nolur nolmaz bir elektrik akımını kesmeyin ya da bozmayın. Adamlara doğru tutun. Zor durumda kalırsanız kurşunları kullanırsınız." dedi.
" Gökhan sen Julio'yla beraber esirlere göz kulak ol. Eğer tehdit edici bir şeyler yaparlarsa" Julio'ya baktı. " ne yapacağını biliyorsun." dedi. Selim'in arkasından Slicer'la beraber gidicekti. Son olarak tekrar arkasını döndü. "Ve nolur nolmaz bir elektrik akımını kesmeyin ya da bozmayın. Adamlara doğru tutun. Zor durumda kalırsanız kurşunları kullanırsınız." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Selim neler olduğunu anlayamadan, önce Solo ölmüştü, daha sonra askerler teslim olmuştu.Hâlbuki daha savaşmamışlardı.
"Kendi kendilerine ölebilen düşmanlarımız var, tetikte olalım!"
Diye söylendi kendi kendine.
"Tamam, gidiyorum!"
Diyerek hava formuna dönüştü, bu kez kıyafetleriyle dönüşmesine rağmen, kıyafetle denize girmiş gibi hissetmemişti kendisini.
Ardından koridorlarda tura başladı, neyle karşılayacağını bilmeksizin.
"Kendi kendilerine ölebilen düşmanlarımız var, tetikte olalım!"
Diye söylendi kendi kendine.
"Tamam, gidiyorum!"
Diyerek hava formuna dönüştü, bu kez kıyafetleriyle dönüşmesine rağmen, kıyafetle denize girmiş gibi hissetmemişti kendisini.
Ardından koridorlarda tura başladı, neyle karşılayacağını bilmeksizin.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
*Engin*
Yavaşça ayağa kalkmaya çalıştı. Ã?nce sağ ayağını bastı ellerinden de destek alarak doğrulmaya çalıştı.
"Daha kötü olabilirdim sanırım."
Ardından ayağa kalkabildi. Adım atabilmişti. En azından şimdilik koşacak durumda olmasa da yürüyebiliyordu. Kalıcı bir hasar olup olmadığına emin değildi. Ama şıkun etkisi giderek azalıyordu üstünde.
Yavaşça ayağa kalkmaya çalıştı. Ã?nce sağ ayağını bastı ellerinden de destek alarak doğrulmaya çalıştı.
"Daha kötü olabilirdim sanırım."
Ardından ayağa kalkabildi. Adım atabilmişti. En azından şimdilik koşacak durumda olmasa da yürüyebiliyordu. Kalıcı bir hasar olup olmadığına emin değildi. Ama şıkun etkisi giderek azalıyordu üstünde.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest



