Sonrasını da izninizle çarşambaya bırakacam.... : ) ) ) Söz verdiğim gibi her başlık ya da tam bir A4 sayfasını 12 font ve tek satır aralığı ile dolduracak kadar bir kısmı biraz daha uzun...
1) cadılar
Fantastik Edebiyatta Cadıların Yeri: Fantastik Edebiyatta cadılar çoğu zaman büyük burunlu çirkin, yaşlı, ince sesleri ile çoğu zaman dikkat çeken en azından cadı gibi tanımının rahatlıkla yapılabileceği kadınlardır. Ancak cadılar gerçek yaşamda da oldukça önemli yer etmiş bir kavramdır. Bu kavram 1300 ve 1400lü yıllarda Avrupa’yı 1700lü yıllarda Amerikayı karıştırmıştır ve bu yıllarda cadılıkla suçlananların birçoğu çirkin ya da biçimsiz insanlar değildir. Ancak belki bir noktadan bahsetmek gerekir, içlerinde erkek olanlar olsa da bu dönemde cadılıkla suçlananların çoğu kadındır. Bu belki de kadınların o dönemin erkeklerin bugünküne göre çok daha egemen olduğu Dünyasında çok daha anlaşılmaz olmasıdır. Nedeni ne olursa olsun o dönemde yakalanan ve yakılan insanlarla ilgili oluşturulan söylentiler ve bazen insanları cezalandırmak için kullanılan yöntemler daha ileride özellikle modern edebiyatta cadı ögesinin biçimlenmesinde önemli rol oynamıştır. Bugün hikayelerinde cadı ögelerine yer verenlerin belki de hep hatırlaması gereken bir şey bir zamanlar cadı hikayelerinin ciddiye alındığı ve bu nedenle masum insanların günümüzde ölüm cezası verilen kişilerden çok daha korkunç şekillerde öldürüldüğüdür.
Cadıların Diğer İnsanlardan Farkları: Ã?ncelikle cadılar büyü ile uğraşırlar ancak onların diğer büyücülerden de farklı olduğu söylenebilir. Onların büyü ile uğraşmalarının sebebi kendilerini kanıtlamak ya da bir şeyleri elde etmek değildir. Hatta cadıların diğer birçok insana göre çok daha fazla kendi hallerinde yaşadığı ve kendilerini uğraşlarına verdiği söylenebilir. Cadıların bu uğraşı sürdürmenin nedeni kimi zaman insanların acı çekmesini izlemekten zevk almaları ya da sadece büyü yapmanın ve büyünün etkilerini izlemekten hoşlanmalarıdır.
Cadıların Büyüleri: Diğer büyülere göre hazırlanışı çok daha görseldir. Ã?oğunlukla ilginç ve kolay elde edilmeyecek malzemeler kullanırlar. Bazen bu malzemelerden birisi çok zor elde edilen bir malzemedir ve o malzemenin elde edilmesi için verilen mücadele hikayede işlenen temalardan birisi haline gelir. Büyüler bir kazanın içinde yemek yapar gibi hazırlanır. Kazan karıştırılır, kimi zaman kazanın etrafında dans edilir ve şarkı söylenir.
Cadıların Süpürgeleri: Kuşkusuz önemli malzemelerden birisidir. Bir silahdır, kimi zaman büyü yapmaya yarayan bir araçtır. Bazen kazanın karıştırılmasına yarar. Bunun yanında elbette en meşhur özelliklerinden birisi de cadıların uçmasını sağlamasıdır. Cadılar normal yerleşim yerlerinde barınma şansı çok fazla olmayan insanlar olduğu için çoğu zaman insanların arasında yaşadıkları izbe yerlerden hızla gitmelerini sağlayacak bir araca ihtiyaç duyarlar, bunun da yollarından birisi süpürgelerdir.
Cadı Avları: Kimi zaman bir şehir ya da köyde bir cadının yaşadığı öğrenilip o cadının peşine düşülebilir. Yukarıda belirtildiği gibi bu durum sadece fantastik hikayelerde rastlanan bir durum değildir. Ancak fantastik hikayelerde de bu durumlarda cadıların oyunlar oynayarak cadı olmayan insanların cadı zannedilerek avlanması rastlanan bir durumdur. Bu durumu önlemek için bir insanın cadı olup olmadığını anlamaya yarayan methodlar da hikayeye dahil edilebilir. Yine gerçek yaşamda da böyle methodlar düşünülmüş ancak çoğu zaman suya atıp boğuluyorsa cadı olmadığına karar vermek, boğulmazsa cadı olarak kabul edip cezalandırmak gibi methodlar kullanılmıştır.
Edebiyatın Ã?nlü Cadıları: Hansel ve Gratel hikayesinin cadısı, ya da şekspir’in Machbeth hikayesinde Machbeth’i oyuna getiren cadılar örnek verilebilir. İki durumda da insanların heves ve hırslarını kullanıp onlara acı çektirmek isteyen cadılar vardır. İlk hikayedeki cadı iki çocuğun şeker yeme hevesinden faydalanırlar. İkinci hikayede ise Machbet’in güç hırsından onu kandırıp zarar vermek için faydalanırlar.
2) büyü
Fantastik Edebiyatta Büyü: Fantastik edebiyatta büyü en çok kullanılan bu edebiyatın en temel ögelerinden biridir. Büyü bir bakıma doğanın kurallarını ihlal eden bir olaya ya da insanlarda ya da başka canlılarda olan bir güce işaret eder. Fantastik edebiyatta büyü kimi zaman onun nasıl yapılacağını öğrenip bizzat yapan insanlar aracılığı ile kimi zaman da bazı nesnelerde ya da yerlerde var olan bir öge olarak girer. Büyünün fantastik edebiyatta kullanımının neredeyse sınırının olmadığı çok abartılı olmayacaktır.
Büyünün Kaynağı: Büyü çoğu zaman nereden geldiği çok belli olmayan bir şeydir. Ancak kimi kitaplarda bunun kaynağı ile ilgili de bazı ögeler ortaya atılır. Bazen insanların zihin gücü doğa kurallarının da ötesine geçebilen bir güç olarak büyünün kaynağı haline gelebilir. Bazen başka bir boyuttan gelen yaratıklar esir edilerek onların gücünden faydalanılarak büyü yapılır. Bazen de tüm Dünya’yı ya da evreni saran bir büyü ağı ya da bir çeşit ruh ya da güç adı verilen bir şeyle bütünleşilip onun gücü yardımı ile büyü yapılabilir.
Büyücüler: Büyülerin nasıl yapılacağını arayan, keşfeden insanlardır. Zaman zaman bilge ve yardımsever, zaman zaman da hırslı ve öfkeli olurlar. Büyüler genellikle sihirli bazı sözcükler söylenerek, kimi zaman bazı özel yazılar yazılarak, bazen de ellerindeki bir asanın yardımı ile yaparlar. Bir kısmı tek başına çalışır. Bazıları bir kral ya da bir ülke hatta kimi zaman kasaba adına büyüleri keşfeder ve kralın, ülkenin ya da kasabanın yararına büyüleri kullanır. Bazı hikayelerde aralarında büyük ve güçlü duellolar yapılır. Büyücüler yeni büyüleri keşfetmek ya da büyülü nesneler bulmak için çok tehlikeli yerlere de gidebilirler. Bu yolculuklar da bazı fantastik kitaplarda öykünün bir parçası olabilir. Tüm zamanların en ünlü büyücüsünden bahsetmek gerekirse muhtemelen bu Kral Artur Efsanesinin Merlin’idir. Modern edebiyatta Tolkien kitaplarındaki Gandalf da muhtemelen adı en çok duyulmuş büyücülerden birisidir. İki büyücü de hikayelerde en öne çıkan karakter değildir. Daha çok asıl sorumluluğu alan ana karakterlerin yanında bir çeşit rehber gibidirler. Zaman zaman da kaybolup ana karakterlerini kendi işlerini kendileri yapma mecburiyetinde bırakırlar.
Büyü Kitapları: Ã?oğunlukla büyücülerin büyüleri not aldıkları kitaplardır. Zaman zaman hayat bulup kendi kendilerini geliştirebilir ve insanları kendilerine çekebilirler. Ã?oğu zaman onları bulmak bulundukları zamanda açıp okumak kolay değildir. Kitapların bazıları ilk başta açılmayan bazı sayfalarında daha önemli ve güçlü büyüler de barındırabilirler. Shannara serisinin üçüncü kitabında geçen insanları sesi ile kendine çeken büyü kitabı büyü kitaplarına örnektir. Gerçek Dünyada da büyü olduğuna inanılan bölümler de içeren kimi kitaplar vardır ve bunlar kimi zaman fantastik edebiyatta da kullanılmıştır.
Özel Bazı Büyüler: Bazı büyüler diğerleri içerisinde daha öne çıkar. Bunlardan muhtemelen en çok öne çıkanı kehanettir. Kehanetin bugün bile kimi insanların sahip olduğu bir yetenek olduğuna kaydadeğer sayıda insan inanmaktadır. Kehanetler kimi zaman doğrudan kahinlerin çabası ile yaratılır. Kimi zaman da bazı insanlar kendileri bunu istemeden gelecekte olacak bazı olayları rüyalarında görür ya da bir şekilde anlar. Fantastik edebiyatta diğer büyülerin arasında öne çıkan başka bir büyü de ölülerle iletişim kurmaya dayalı büyülerdir. Bu tür büyülerin de yapabilen insanların olduğuna inanan günümüzde ciddi sayıda insan vardır.
Büyülü Nesneler ve Ortamlar: Fantastik edebiyatta sayısız nesne büyülü olabilir. Irmaklar, evler, giysiler, yüzükler, ormanlar büyülü olabilecek nesnelere verilebilecek birkaç örnektir. Büyülü nesneler kimi zaman dokunanı ya da kullananı büyülü ortamlar içine gireni de etkiler ve değiştirir.
3)elfler
Fantastik Edebiyatta Elflerin Yeri: Elfler farklı kültürlerde yer alan mitolojilerde çok eskiden beri yer alırlar. Tolkien’in meşhur Hobbit ve yüzüklerin efendisi kitapları onları modern edebiyat sahnesine taşıyan kitaplar olarak anılabilirler. Bu kitapların yazılması ve tanınmasınından sonra bu kitaplardaki elf bakış açısının başlıca referans olarak alındığı iddia edilebilir. Elbette Tolkien’in elfleri de mitolojideki elflerin bir çeşit yorumudur. Ancak bu yorumun Tolkien’in ya da onun ardılı modern Fantastik edebiyat yazarlarının yaptığından farklı yapılacağını da unutmamak gerekir.
Elflerin Genel Özellikleri: Elflerin belki de ilk akla gelecek özellikleri uzun ömürleridir. Bazı kaynaklarda bu birisi onları öldürmedikçe sonsuza kadar yaşayabileceklerinin belirtilmesine kadar varır. Bu özelliğin, başka bir değişle insanlara göre en azından on onbeş kat uzun yaşama özelliğinin elflere neler katacağı farklı eselerde farklı şekilde işlenir. Bazı eserlerde bir süre sonra insanların hiçbir zaman anlayamayacağı şekilde doğayı ve evrenin gidişatını anlamış, bir bakıma insanlara göre çok daha olgun elfler gözlenebilir. Bazen de hayatı ciddiye almayan, insanların çok büyük önem verdiği pek çok şeyle dalga geçen muzip ve şakacı elfler vardır. Bu uzun ömürün onlara hem bireysel hem de toplumsal birçok sorunla daha fazla başa çıkabilen bir toplum olma şansı da verebileceği düşünülebilir. Bu nedenle elfler bazı eserlerde de bir çeşit mükemmel ideal toplum olarak da gösterilirler.
Elfler Büyürken: Elflerin en ilgi çekici yanlarından birisi belki de onların büyüme süreçleridir. 1000 yıl yaşayan bir elf için 40 yaşında olmak bir çeşit çocukluk olarak görülebilir ancak elbette bu çocukluk insanın çocukluğundan farklıdır. Bu dönem belki de bir çeşit acelecilik, olayları ve yaşamı akışına bırakıp tadını çıkaramama dönemi olarak da görülebilir. Elbette 40 yaşındaki elflerin yakınlarında örneğin 500 yaşındaki büyükleri olduğu için bu özelliklerini daha fazla dengeleyebilirler. Bu bakıma 40 yaşında bir insan elflerin bakış açısına göre 40 yaşındaki elften daha çocuktur. Elflerin hayatlarındaki bir başka ilginç dönem de hayatlarının son dönemleri örneğin son 100 ya da 200 yılıdır. Elflerin ömürlerinin sonunun olmadığı öykülerde bu doğumlarından 1000 2000 ya da 3000 yıl sonrası olarak da düşünülebilir. Bu yaşlara gelen bir elf etrafındaki Dünya’nın özellikle 70 80 yıl ömre sahip insanların hızla gelip geçtiğini her şeyin değiştiğini görür. Bir gün artık eskisinden çok farklı olan bu Dünyada yaşayamaz hale gelip başka bir yere, kimi zaman belli bir yaşın üstündeki elflerin gittikleri bir yere, çoğu zaman bir adaya gitmek isteyebilir.
Elfler ve İnsanlar: İnsanlar açısından bakıldığında elfler çoğu zaman korkutucudur. Elbette modern fantastik edebiyatın bazı eserlerinde elfler ve insanların yan yana yaşadığı ortamlarda bu iki grup bir çeşit anlaşma imkânı bulabilir. Ancak bu eserlerde bile daha önce hiç elf görmemiş insanların ilk elflerle karşılaştığında korktuğu durumlar vardır. Bu korkunun nedeni, insanların çok öneml verdiği bir çok şeye önem vermemeleri ve insanların bu şeylere verdiği önemi anlamamalarıdır. Bunun yanında eğer aralarında her hangi bir sorun yaşanırsa elflerin genellikle zorlu bir rakip olacağı düşüncesi de bu korkuyu arttırır. Ancak zaman zaman elflerin de insanlara karşı benzer bir korkuyu paylaştıkları okunabilir. Bazı eserlerde insanlar çok daha kısa ömürleri sayesinde doğada ve Dünyada olan değişimlere çok daha çabuk uyum sağlar ve kendilerini çok daha hızlı geliştirebilirler. Böyle eserlerde tek bir elf tek bir insana göre çok daha bilinçli kalabilse bile, insan toplumları elf toplumları karşı karşıya geldiğinde çoğunlukla insanlar daha üstün gelirler. İnsanların elflere göre üstün kabul edilen bir yanı da daha kısa olan hayatlarının değerini daha iyi bilmeleri ve zamanlarını çok daha etkin değerlendirmeleridir.
4)gnomlar
Fantastik Edebiyatta Gnomlar: Fantastik öykülerde çoğu zaman cücelerle karışan bir halktır. Ancak modern fantastik edebiyat ikisini biraz daha ayırıp belirginleştirmiştir. Ansiklopedide de bu ayrımdan yola çıkarak gnomları tanımlayacağım. Özellikle bir şekilde yer altında geçen öykülerin önemli karakterlerinden birisi gnomlardır. Kimi zaman onlara ait dev yer altı şehirleri de hikaye konularından birisidir. Kendi doğalarını keşfetmeye uğraşmaları ya da bazen hayatlarını farklı aletler icat etmeye adamaları da hikâyelerde geçer.
Gnomların Genel Özellikleri: Zaman zaman sakallı da tasvir edilseler modern hikayelerde çoğu zaman sakalsız hatta aynı zamanda kellerdir. Boyları tıpkı cüceler gibi kısadır. Keşfetmek başlıca meraklarıdır. Bazen bu meraklarını büyü ile ilgili konulara ayırırlar bazen kendi doğalarını ve evreni keşfetmeye zaman harcarlar bazen de yeni aletler icat ederek hayatlarını geçirirler. Diğer halkların gündelik meselelere, kavgalara, özellikle insanlar söz konusu olduğunda güç oyunlarına çok daha az zaman ayırırlar. Bu açıdan bakıldığında belki buçuklukları andıran içine kapanık bir halk sayılabilirler. Bu durum gnom şehirleri için de geçerlidir. Ã?rneğin insanlara ait bir şehirde tek başına yaşayan bir gnom için de geçerlidir.
Gnom şehirleri: Başka şehirlerle bağlantıları sınırlı bile olsa genellikle büyük ve etkileyici şehirlerdir. Gnomların garip icatları ve değişik fikirleri bu şehirleri sıra dışı hale getirmiştir. Güvenlik, barınma, beslenme gibi ihtiyaçlar bile zaman zaman sıra dışı yöntemlerle çözülebilir. Gnomlar ne kadar hayatlarını keşfetmeye adamış olsalar da elbette çocukları vardır, bir toplumsal bilinçleri vardır. Ancak çevrelerindeki insanlarla ve özellikle çocukları ile paylaştıkları en değerli duygunun keşfetmenin verdiği heyecan olduğundan bahsedilebilir. Bu açıdan bir gnom için yeni bir ihtiyacını veya öğrendiği yeni bir bilgiyi anlatmak muhtemelen heyecan vericidir.
Diğer Gnomlardan Uzakta Yaşayanlar: Diğer gnomlardan uzakta yaşayan bir gnom, eğer çevresinde kendi duyduğu keşfetme heyecanını biraz olsun paylaşan bir insan yoksa genellikle çevresinde hafif deli olan belki kimi zaman işe yarayan, çoğu zaman da gereksiz aletler üreten biri olarak görülür. Ã?rettiği bir aleti ya da aklındaki fikirleri anlatırken genellikle muhtemelen heyecandan çok hızlı ve kelimelerin yerlerini çoğu zaman değiştirerek konuşur ki bu da çoğu zaman diğer halklar için onu anlaşılmaz kılar. Ancak eğer etrafında keşfetme heyecanını taşıyan farklı halklardan insanlar varsa, gnomun bu insanlar için bir çeşit öncü ya da lider olarak görülmesi de olasıdır. Bu durumda gnomda bilgilerini sevinerek etrafındakilerle paylaşır. Diğer halklardan insanların ona verdiği rolü gönül rahatlığı ile kabul eder. Bu açıdan fantastik hikayelerde okulların özellikle büyü ile ilgili olanların liderleri olmak için gnomlar iyi bir seçimdir.
Ã?nlü Gnomlar: Fantastik edebiyatın ve elbette sinemanın en ünlü gnomunun Star Wars adı verilen hikayenin Usta Yodası olduğu söylenebilir. Usta Yoda tıpkı elfler gibi uzun ömürlü olmuş bir gnomdur. Onun gençliğini ana hikayede göremeyiz. Ancak evren hakkında alabildiğince bilgi sahibi olduğunu ve bu bilginin ona sorumluklar yüklediğini söyleyebiliriz. Ã?te yandan bu bilgiyi sadece keşfetmenin verdiği heyecanı yeterli bulan bir halktan olmaının da onu o bilgiyi daha fazla güç elde etmek için kullanabilecek insanların içerisinde liderlik için daha öne çıkan bir karakter haline getirdiği de ortadır. Star Wars’un yazarı olan Terry Brooks Shannara serisinde de gnomlardan bahseder. Ancak bu defa ormanlara kısılı kalmış, geleneksel gnom tanımından farklı bir gnom halkı ve karakterleri vardır. Yine de bu hikayelerdeki gnomlar da heyecanlı, kimi zaman sabırsız bir halktır. Bu hikayedeki gnomlar ormanlara hapsolmuş eski insanların zamanla bedenlerinin değişmesi ile oluşmuştur.
5)buçukluklar
Fantastik Edebiyatta Buçuklukların Yeri: Özellikle modern edebiyatta en büyük yerini Tolkien’in kitaplarında bulmuş bir fantastik edebiyat halkıdır. Daha ileride başka hikayelerde kullanılmışsa da onlara ayrılan yer diğer fantastik halklara ayrılandan daha küçük olmuş ve genellikle ana karakter olamamışlardır.
Buçuklukların Genel Özellikleri: Kısa boyludurlar, evleri de küçüktür. Ufak köylerde yaşarlar. Çok fazla çalışmayı sevmezler, çok büyük şeyler yapmayı genellikle sevmezler. Genelde hayatlarını ufak şeylerden mutlu olarak ve bu ufak şeylerin tadını sonuna kadar çıkararak geçirirler. Kavgacılardır ancak bu kavgalar çoğu zaman bir kan davasına ya da şiddetli bir düşmanlığa dönüşmez. Bir buçukluk grubu eğer bir maceraya atılırsa genellikle bu maceradaki tehlikelerin farkında değildir. Ya da onları küçümsüyordur. Bu tehlikelerle karşılaştıklarında genelde en fazla korkan halklardan birisi buçukluklardır. Ancak korkmaktan ve bu korkuyu kendilerine itiraf etmekten çekinmemeleri herkesin aynı korkuyu paylaştığı çaresizlik anlarında onları içlerinde bulundukları ortamın en etkin kişileri haline getirir.
Buçukluk Köyleri: Evler genellikle küçük tek katlı bazen yer altındadır. Sık sık eğlenceler düzenlenir. Genellikle kendi hallerinde bazen etraflarındaki diğer buçukluk köylerinden bile habersiz köylerdir. Bu da onları kurban olarak seçen insanların işlerini kolaylaştırır. Bu nedenle fantastik hikayelerde buçukluk köyleri mistik ya da askeri güçlerini denemek isteyen kişiler için iyi bir ilk hedeftir.
Hırsız Buçukluklar: Boyları, elleri ayakları ufak olduğu için hırsızlıkta iyidirler. Bu da onların fantastik edebiyatta farklı bir rol de edinmelerini sağlamıştır. Bir buçukluk için hırsızlık belki cazip bir yaşam biçimi olmayabilir, ancak bir hırsız grubu için içlerine bir buçukluk katmak muhtemelen cazip bir fikirdir. Hırsızlığı bir tür oyun gibi görmesi halinde buçukluk hem öğrenmesi gereken her şeyi ayrıntılı olarak öğrenecek, hem de bu yetenekleri ile önemli bir yer ya da ödül hedeflemeyecektir. Ayrıca gerektiğinde onları korkutarak kontrol altında tutmak da mümkündür. Ancak hırsızlığı bir çeşit oyun olarak gören bir buçukluk zaman zaman başına bela açacak bir hırsızlığı da oyun gibi algılayabilir. Bu da başını belaya sokmasına neden olabilir.
İnsanlar ve Buçukluklar: İnsanların bakış açısı ile buçukluklar çocuk gibidirler. Benzer şekilde buçukluklar da insanları bir çocuğun yetişkin birini gördüğü gibi görebilirler. Bu açıdan bakıldığında insan ve buçukluğun karşılaşması bir tür sürekli çocuk kalan birinin büyüyüp yetişkin olmuş birisi ile karşılaşması gibidir. İnsanlar açısından buçukluklar sıkıcı sayılabilecek, çok da fazla zaman harcanmaması gereken bir halktır. Buçukluklar açısından da insanlar fazla bulaşılmaması gereken bir parça tehlikeli canlılardır. Bu açıdan aralarındaki iletişimin de çoğu fantastik hikayede geçerli bir neden olmadan çok güçlü olmadığı iddia edilebilir.
Ã?nlü Buçukluklar: Kuşkusuz fantastik edebiyatın en ünlü buçuklukları Tolkien’in buçukluklarıdır. Frodo Tolkien’in hikayesinde en öne çıkan buçukluk olsa da Gollum daha derinlemesine işlenmiş bir buçukluk karakterdir. Gollum için, bir çeşit gizemli nesne tarafından bir buçuğun doğasına aykırı şekilde bir nesne aşırı önem kazanmıştır. Böylesi bir bağlılığın bir buçukluğa nasıl zarar verdiğini hikayede en iyi Gollum’da kısmen de Frodo ve Bilbo da izleriz. Frodo Bilbo ve Gollum’un bu hikayede bu kadar öne çıkmalarının esas nedeni belki de söz konusu yüzüğün doğası ile en fazla çelişen halkın birer üyesi olmalarından kaynaklanmaktadır.
6)korsanlar
Fantastik Edebiyatta Korsanların Yeri: Korsanlık neredeyse medeniyetin kuruluşuna kadar giden süreçte hep var olmuştur. Korsanlıkla ilgili öyküler de neredeyse korsanların kendisi kadar eskidir. Günümüzde bu öykülerin fantastik edebiyatın dışına da taşan ayrı bir öykü grubu oluşturduğu da belirtilebilir. Tamamen gerçek bir hikayeye dayalı korsan öyküleri zaten o günün iletişiminin zayıf olduğu çoğu insana inanılmaz ve belki hayali geldiği için, bu öykülere zaman geçtikçe bazı fantastik ögelerin de eklenmesi zor olmamış, bu şekilde mevcud korsan öykülerinin önemli bir kısmı fantastik edebiyata dahil edilebilir hale gelmiştir.
Korsan Ã?ykülerindeki Genel Ã?geler: Muhtemelen en temel öge hazinelerdir. Korsanların bir bölümü yaşlanıp korsanlık yapamayacakları zaman geldiğinde kullanmak üzere ıssız yerlere hazineler gömerler. Fantastik olsun olmasın çoğu öyküde bu hazinelerden bahsedilir. Hatta kimi zaman korsan olmayan insanlar bu hazineleri aramaya çalışırlar. Bu arayışta genelde onlara haritayı çizen korsanın çizdiği bir harita ve haritadaki işaretler öncülük eder. Elbette hazinelerin bir bölümü lanetlidir. Bir bölümünün yakınında da onu koruyan bir yaratık, bir büyü ya da daha farklı bir şey vardır. Tabii korsanlar başka korsanların gömdükleri hazineleri de buluğ çıkarmak için uğraşırlar. Elbette gemiler korsan hikayelerinin en vazgeçilmez ögeleridir. Genellikle kadın ismi verilir gemilere ve onların yaşadığına kendilerine özgü bir ruhu olduğuna inancı fantastik olmayan öykülerde bile kullanılacak bir ögedir. Korsan gemilerindeki isyanlar ve bu isyanlarla kaptanların mücadelesi de fantastik olsun olmasın öykülerde bolca işlenen konulardır. Fırtınalar ve özellikle de denizdeki canavarlar korsan öykülerinde genellikle olan ögelerdir. Özellikle ilk çağlarda ama zaman zaman daha günümüze yakın zamanlarda da korsan öykülerinde deniz ve gökyüzü de kendi iradelerine sahip olan gerektiğinde korsanları cezalandırıp ödüllendiren bir öge olarak yerlerini alabilmektedirler.
Korsan Ã?ykülerindeki Fantastik Tehlikeler: Kuşkusuz bir korsan öyküsünü hareketli hale getiren ögelerden de bu tehlikelerdir. Bu nedenle zaman zaman öyküden kopuk sadece bir hareket sahnesi olarak da öyküye katılabilmektedirler. Bu tehlikelerin belki de en çok kullanılanı doğrudan gemiye saldıran yaratıklardır. Ancak bunun dışında örneğin sirenler yani korkunç derecede güzel ve bir kayanın üstüne çıkıp şarkı söyleyen ve tayfaların o an için her şeyi unutup sadece kendilerine bakmasını sağlayan denizkızları da tehlikedir. Ã?ünkü bu kızlar korsanların gemilerinin en tehlikeli yerlerde kayalıklara vurup batmasına neden olurlar.
Sıradışı Korsanlar: Zaman zaman öykülerde klasik korsanlara benzemeyen bir takım doğa üstü özelliklere sahip korsanlar da olabilmektedir. Korsan öykülerine en çok katılan sıradışı öge lanetlenmiş ve sonsuza dek bir yerlerde var olmaya mahkum olmuş korsanlardır. Bu korsanlara hayalet korsanlar da denebilir. Böyle bir korsan gemisi ile karşılaşmak doğal olarak ürkütücüdür. Uçan korsan gemilerinin olduğu hikayeler de zaman zaman korsan öykülerinin arasında yer alırlar. Belki günümüz Dünyasında fantastik korsan öykülerine eklenebilecek bir başka öykü türü de uzay korsanlarıdır. Elbette bu öyküler sadece fantastik ögelerle sınırlı olmayacaktır. Ancak uzayın farklı yerlerinde karşılaşılabilecek fantastik bazı ögeleri de hikayeye katmak bilimsel ögelerle fantastik ögelerin bir arada yer alacağı en güzel öykü türlerinden birisini oluşturabilir.
Korsan Karakter Ã?rnekleri: Muhtemelen fantastik hikayelerin içerisinde en meşhur korsan Peter Pan hikayesinin Kaptan Hook’udur. Gerçi kaptan Hook öykünün bir yan karakteridir ancak çocukların sürekli çocuk kaldığı bir adada yaşayan tek yetişkin grubunun sıradan bir hayatı olmayan, bir bakıma biraz vahşi şekilde çocukluklarını sürdürmeye devam eden bir korsan grubu olması anlamlıdır.
7) mitolojiler
Fantastik Edebiyatta Mitolojilerin Yeri: Mitolojiler farklı toplumların etraflarındaki doğa ile ilgili açıklayamadıkları olayları inandıkları dinle de harmanlayarak yarattıkları öyküler bütünüdür. Bu açıdan bakıldığında mitolojilerin her biri başlı başına bir fantastik edebiyat hareketi sayılabilir. Ancak bunun yanında mitolojilerdeki öyküler daha ileriki zamanlarda bir çok farklı fantastik öyküye de esinlenme kaynağı olmuştur.
Mitolojilerdeki Genel Ã?geler: Hemen her mitoloji bir yaratılış hikayesi içerir. Ã?oğunda ölümü ve ölüm sonrasındaki yaşamı anlatan bölümler vardır. Yine bir çoğu bir ya da birden fazla tanrıyı zaman zaman da onların çekişmelerini mücadelerini içerir. Birçok mitolojide insan dışında Dünya üzerinde yaşayan akıllı canlılardan ya da ırklardan söz edilir. Bu ırkların bir bölümü neredeyse insanın yanı başındadır. Benzer şekilde mitolojinin yaratıldığı bölgedeki önemli yer şekillerinin ırmakların, çöllerin ya da önemli dağların mitolojilerde genelde hikayelerine yer verilir.
Bazı Ã?nlü Mitolojiler: Kuşkusuz ilk akla gelen Yunan Mitolojisidir. Yunan mitolojisi belki de doğanın evrenin ve tanrıların arkasındaki gizemi en açık şekilde anlatan mitolojidir. Ã?yle ki tanrıların arasındaki evlilikler ve çekişmeler bile bu mitolojide takip edilebilir. Bölgedeki Mısır ve Mezopotamya mitolojileri de daha gizemli, içlerinde hikayenin sonuna gelindiğinde bile anlaşılmayan açıklanmamış ögeler barındıran ve bu nedenle bazen Yunan mitolojisine tercih edilen hikayeleri ile akla gelen mitolojilerdir. Belki de modern fantastik edebiyatın çıkış noktasına yakın olduğundan İskoç ve Kelt mitolojisi de günümüzde ilgi duyulan mitolojiler arasındadırlar. Bu mitolojiler dışında Orta Asya, Rus, Ã?in, Hint, Aztek ve Maya mitolojileri de daha az adı geçen ancak içlerinde esinlenilecek öyküler barındıran mitolojilerdir.
Mitoloji Kaynaklı Ã?yküler: Doğrudan mitolojilere dahil olmayan ancak mitolojilerden esinlenilerek yaratılan öyküler neredeyse mitolojiler kadar eskidir. Muhtemelen eski dönemlerde bu öyküler zamanla mitolojilere katılıp yeni öykülerin yaratılmasını sağlıyordu. Bu öykülerin bir bölümü mitolojide geçen bir hikayeyi daha ayrıntılı belki orjinal hikayede karanlıkta bırakılmış bazı noktaları hayal gücü ile tamamlayarak, hikayenin geçtiği şehirleri, dağları, köyleri ve hikayenin kahramanlarını daha ayrıntılı şekilde tasvir eden öykülerdir. Başka bir seçenek de daha önce hiç anlatılmamış da olsa mitolojilerin oluştuğu dönemde geçen ve içinde mitolojilerden alınmış ögelerin bulunduğu hikayelerdir. Bu zaman zaman o dönemde yaşanmış gerçek bir olayın, örneğin bir savaşın içine mitolojik ögeler katılarak yeniden anlatılması olabilir. Üçüncü bir seçenek ise mitolojik ögeleri ya tamamen günümüzde ya da mitolojilerin oluştuğu dönemden sonra geçen ya da mitolojilerin oluştuğu dönemde geçen bir olayı daha ilerideki geçen bir olaya bağlayan hikayelerdir. Bu hikayeler için esinlenilebilecek en önemli mitoloji kaynakları kehanetlerdir. Zaman zaman kehanetler günümüze kadar uzanan zaman diliminde olacakları anlatırlar. Günümüzde artık inanılmayan dinler tarafından yaratılmış da olsa bu kehanetlere de inanan dikkate değer sayıda insan vardır. Bir başka esinlenilecek kaynak da o döneme ait bir mezarı, bir tapınağı ya da bir şehri keşfetmek isteyenlerin öyküleridir. Günümüzde antik çağa ilişkin birçok keşifte belirli odaların, özellikle mezarların kapılarında içeri girenin lanetleneceğine dair yazılar bulunmaktadır. Bu lanetler de öykülere girebilecek olabilecek birer ögedir. Mitolojik hikayelerden esinlenilerek yazılabilecek başka bir öykü türü de mitolojilerde bahsedilen farklı akıllı canlıların örneğin cücelerin, elflerin, gnomların hatta deniz kızlarının ya günümüzde bir şekilde yeniden keşfedilmeleri ile başlayan, ya da mitolojilerden bağımsız, farklı bir Dünya’da geçen öyküleridir. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit kitaplarında Tolkien’in yazdığı hikayeleri bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
Fantastik Edebiyatta Kaleler: Kaleler ilkçağlardan başlayarak savunma konusunda neredeyse her zaman ihtiyaç duyulmuş yapılardır. Belki de bu nedenle en eski çağlardan çok uzak gelecekte geçen hikayelere kadar içinde savaş olan tüm öyküler için kaleler rahatlıkla öyküye eklenebilecek bir ögedir. Elbette 1700lerin ardından geçen hikayelerde kaleler giderek daha fazla çelik ve beton daha az taş kullanılarak yapılmış ve eski zamanların kalelerinden daha farklı görünmeye başlamıştır. Uzay çağı olarak da adlandırılan hayali gelecekte geçen öykülerde ise kaleler genellikle içlerinde kimi zaman onbinlerce insanın yaşayıp çalıştığı bir çeşit ufak gezegenler gibidir. Yine de klasik taştan yapılan Orta Ã?ağ kalelerinin fantastik edebiyatta ayrı bir yeri olduğunu belirtmek gerekir.
Klasik Orta Ã?ağ Kaleleri: Daha çok taş zaman zaman da tahtadan yapılırlar. Ana binanın yanı sıra aynı zamanda ele geçirilmesi daha zor kuleleri vardır. Zaman zaman iç içe birkaç tane kale yapılarak aşama aşama geri çekilerek savunma yapma şansı yaratılır. Genellikle altlarında kaçması kesinlikle istenmeyen mahkumların bulunduğu zindanlar vardır. Zaman zaman bu tür mahkumlar yüksek kulelerdeki odalarda da tutulurlar. Aynı zamanda gerektiğinde kalenin savunmalarını aşarak içeri girip çıkmayı sağlayacak tüneller de çoğu kalede vardır. Ã?ünkü her kale bir gün düşebilir ve düşen bir kaleyi gerektiğinde kolayca geri almak için bir takım yolların da olması gereklidir. Özellikle terkedilmiş, yıkık kaleler fantastik hikayelerde gizemlerin başlaması için çok uygun yerlerdir. Bu tür kaleler çok sayıda odaları, gizemli kule ve zindanları, gizli geçitleri ile gerçek yaşamda da birçok sırı barındırabilir. Bu tür kaleler doğa üstü bir takım olayların başlayacağı yerler olabileceği gibi, aynı zamanda gizli bir takım grupların, örneğin hırsız çetelerinin buluştuğu mekanlar olarak da öykü içinde yer alabilirler.
Kalelere Eklenen Fantastik Ã?geler: Elbette belki de ilk bahsedilmesi gereken fantastik öge kalenin genellikle duvarlarının önüne yerleştirilen fantastik savunma önlemleridir. Bu önlemlerin içinde en meşhur olanı kalenin önene yerleştirilen ve bir şekilde bilinç kazanıp kalenin savunmasına katkı sağlayan ormanlardır. Kalenin büyülü hale getirilebilecek bir yanı da duvarlarıdır. Duvarlar sıradışı malzemelerden yapılabilirler. Ã?rneğin kale tamamen sarmaşıklardan ya da alevden ya da ışıktan oluşan bir kale olabilir. Elbette zaman zaman da fantastik ögelerde zor olan kalenin içine girmek değil, girdikten sonra kaleden çıkmaktır. Gerek duvarlar gerek kalenin önündeki büyülü ormanlar gerekse içerideki karmaşık koridorlar ve odalar böyle durumlarda kalenin içine girilmesi yerine içeriden çıkılmasını zorlaştıran engeller haline gelirler. Bunun dışında bazı hikayelerde kaleler görünmez hale gelip bir çeşit büyü ile bu görünmezlik bozulana kadar ya da doğru zaman ya da doğru insan gelene kadar öyle kalabilirler.
Kalelerin Fethedilmesi: Muhtemelen fantastik hikayelerde en çok rastlanan ögelerden birisidir. Fetih kimi zaman doğrudan kaleye saldırıp duvarları yıkarak, kapıyı kırarak, ya da yukarıdan ya da tüneller kazılarak aşağıdan olabileceği gibi, zaman zaman da içeriden ihanetle de kale ele geçirilebilir. Kalelerin önlerinde verilen savaşlar doğrudan fantastik ögeler barındırabileceği gibi, kehanetler, doğa üstü kahramanlar, bir takım sıra dışı olaylar genel olarak fantastik olmayan bir hikayeye de dahil edilebilir.
Ã?nlü Kaleler: Pek çok hikayede geçen pek çok kale olduğu için içlerinden özellikle ünlü olanları seçmek çok da kolay değil. Muhtemelen Yıldız Savaşları Hikayesinin Death Star’ı (Ölüm Yıldızı) ünlü kalelerden birisi sayılabilir. Başka bir ünlü kale de Kral Artur Hikayesinin Kamelot’udur. Günümüz İran’ında bulunan Alamut da hem fantastik edebiyata hem de diğer edebiyat türlerine ilham veren bir kaledir. Ancak pek çok ünlü hikayede bazen ana öge olarak bazen de yan öge olarak kalelerin geçtiği görülebilir.
9) Savaşçılar
Fantastik Edebiyatta Savaşçıların Yeri: Savaş ve savaş veren insanlar belki de içinde yaşadığımız Dünya’nın durumu nedeni ile kuşkusuz günümüzün en çok ilgi duyulan ve o nedenle birbirinden farklı hikayelerde en çok yer alan ögelerinden birisidir. Fantastik edebiyatta gerek kendileri fantastik özellikler taşıyan ya da kazanan savaşçılar, gerek kendileri sıradan insan olsalar da fantastik özellikleri olan düşmanlara, bazen ordulara karşı savaşırlar. Elbette bazen bir ordunun tamamı fantastik bir hikayenin parçası haline gelebilir.
Fantastik Hikayenin Ortasındaki Savaşçılar: Bu tür savaşçıların mitolojilerde ve halk kültüründe oldukça geniş bir yeri vardır. İskoçya’da ejderha avlayan şovalyeler, Yunan mitolojisinde zaman zaman tanrılara bile meydan okuyup savaşan kahramanlar, Japonya’da Samuray hikayeleri bu tür hikayelerin arasında sayılabilir. Bazı hikayelerde savaşçılar için fantastik güçleri olan bir yaratığa karşı savaşmak gücünü ispatlamanın kimi zaman kendini diğer savaşçılara kabul ettirmenin bir yoludur. Zaman zaman da bu tür savaşlar ailelerini, köylerini ya da şehirlerini, masum insanları, kimi zaman tüm Dünyayı hatta evreni kurtarmak için gereklidir.
Savaşçıların Silahları: Kuşkusuz kılıç en önemli ve en etkili silahtır. Savaşçı olmakla o kadar bütünleşmiştir ki uzay çağı adı verilen hayali çağda geçen öykülerde bile kimi zaman kılıçlara rastlanır. Balta, gürz, mızrak, topuz gibi silahlar dağa ikincil, çoğu zaman hikayedeki kahramanın düşmanlarının ya da ikincil karakterlerin kullandığı silahlardır. Bazen de hikayenin ana karakteri bu silahları kılıcın yanında ikincil silahlar olarak kullanabilir. Ok daha
kılıçtan sonra akla gelen bir silah olsa da gerek fantastik hikayeler gerekse fantastik olmayan hikayelerde birçok ünlü okçu vardır. 1600leri izleyen dönemlerde geçen hikayelerde ateşli silahlar giderek daha fazla yer almaya başlamışlardır. Elbette bir çeşit savunma silahı olarak adlandırılabilecek bir silah da zırhlardır. Zırhlar da ilkçağdan başlayarak modern dönemlere kadar savaşlarda dolayısı ile fantastik olan ya da olmayan öykülerde de yer almışlardır. Bir savaşçı için farklı anlamları da olsa bir çeşit silah olarak adlandırılabilecek başka bir öge de atlardır. Atların hızları, çeviklikleri güçlerinin yanısıra savaşçı ile bütünlük içinde hareket edebilmeleri de onları önemli hale getirir. Sonuç olarak kılıç, ok, zırh ve atlar savaşçılar için dolayısı ile savaşçı öykülerinde olağnüstü öneme sahip dolayısı ile zaman zaman kendi isimlerini ve benliklerini kazanan savaş araçlarıdır.
Fantastik Özellikleri Olan Savaşçılar: Bir savaşçının ne tür doğa üstü özelliklerinin olabileceğine ilişkin de pek çok hayal kurulmuş ve bu hayaller de hikayelere yansıtılmıştır. Ã?rneğin yaraları zamanla kendiliğinden iyileşen savaşçılar farklı öykülerde yer ederler. İnsanüstü güç, çeviklik ve hız kazandıran belki de en çok hayal edilen özellikler olduğu için bu özelliklerin doğaüstü yollarla elde etmiş savaşçılar da fantastik edebiyatta yerlerini almışlardır. Zaman zaman savaşçıların kendileri değil kullandıkları silahlar da savaşçıya asıl insanüstü gücünü verebilir. Taşı, betonu, çeliği kısacası içinden geçtiği her şeyi kesen kılıçlar, ya da buzdan, ateşten, çelikten yapılmış kılıçlar, gölgeden, ışıktan bir bedene sahip atlar fantastik öykülerde savaşçıları sıra dışı hale getirebilecek birkaç ögedir.
Fantastik Dünyanın Ã?nlü Savaşçıları: Muhtemelen gelmiş geçmiş en ünlü savaşçı Yunan mitolojisindeki tanrılara bile meydan okuyan Herküldür. Ancak yunan mitolojisinin Aşil ve Hektor gibi ünlü daha birçok savaşçısı vardır. Bir diğer ünlü savaşçıda İngiltere’de kendisi hakkında hikayeler yazılmış olan Kral Artur’dur. Kuşkusuz tarih boyunca yazılmış Dünya’nın farklı yerlerinde anlatılan onbinlerce farklı hikayede birbirinden çok farklı şekillerde yer etmiş onbinlerce savaşçı fantastik edebiyat Dünyası tarafından keşfedilecekleri günü beklemektedir.
10) tapınaklar
Fantastik Edebiyatta Tapınakların Yeri: Tapınaklar kendi doğaları gereği içlerinde birçok gizemi barındırabilecek yapılardır. Ã?oğu inanış tapınakların tanrıların gücünün sürekli hissedildiği bazen bu güce doğrudan tanık olunan mekanlar olduğunu düşünür. İçlerinde yapılan ayinler, bu ayinler sırasında bazen tapınağı dolduran insanların anlamadığı dilde okunan dualar, tam olarak anlamı anlaşılmayan hareketler, bazen ayinler sırasında kullanılan nesneler bu mekanları fantastik hikayeler için cazip ögelerden birisi haline getirmiştir.
Tapınağın İçine Girmek: Bir tapınağın içerisine girdiğinizde bu tapınak eski ve yıkık da olsa orada duvarlarda görülen resimler, hatta bazen yazılar, tamamen sağlam kalamamış olsa da içerideki heykeller, hatta bazen binanın şekli bile o tapınağa bir zamanlar tapınağın adandığı tanrıya inanmış insanların ne hissettiği hakkında fikir verir. Muhtelen söz konusu tanrıya inançla içeri girmiş bir insan tapınağın içerisinde her yerde inandığı tanrıdan bir parça görür ve kendisini tanrısı ile iletişim kuruyormuş gibi hisseder. Tapınağın içerisinde bulunan rahipler de muhtemelen söz konusu tanrı ile iletişim kurma hissenin kuvvetlenmesine yardımcı olurlar. Ã?yle ki zaman zaman tapınağın içerisindeki kişi tanrının sözlerini gerçekten işitmiş olduğunu hatta zaman zaman doğrudan tanrının yarattığı küçük bir doğaüstü olaya örneğin önünde bir an beliriveren ve sonra kaybolan bir ışığı gördüğünü düşünebilir. Bu durum tapınakların fantastik hikayelerde tanrıların kendilerine inananlara görevler verdiği yasaklar koyduğu ve bazen muhtemelen içeridekilerin zaman zaman şahit olduklarını düşündüklerinden daha büyük mucizeler gösterdiği yerler olarak yer almalarına yol açmıştır.
Tapınağın Gizli Bölümleri: Pek çok tapınak zaman zaman sadece o tapınağın rahiplerinin girebildiği hatta zaman zaman sadece bazı özel günlerde açılan bölümler içeririr. Bu tür bölümler günümüzde inanılan bazı dinlerin bazı tapınaklarında da vardır. Bu tür gizli odalar geçitler fantastik hikayelerin içlerinde yer alabilecek en ilgi çekici ögeler arasındadır. Zaman zaman bu odalar özel ayinlerin yapıldığı, mucizevi şekilde insanların iyileştiği rahiplerin mucizevi güçler kazandıkları, ya da yaklaşan bir savaş ya da bir büyük felaket hakkında bilgi aldığı odalardır. Bazen bu odalarda başka boyutlara ve Dünyalara geçmeyi sağlayan gizemli kapılar da bulunur. Bu odalara özellikle girmek hikayelerde yer alan önemli ögelerden birisidir. Genellikle bu odalara girmek için bir sınavdan geçmek ve kendini kanıtlamak gerekir. Bu sınavları tapınağa yeni katılmış bir rahibin ya da yıllar sonra yıkık tapınağa gelmiş bir gezginin vermesi gerekebilir.
Sıra Dışı Tapınaklar: Muhtemelen bu tür tapınaklara verilebilecek ilk örnekler yasaklanmış zaman zaman da korkulan dinlerin şehirlere hatta bazen düzlük alanlara bile açıkça inşaa edemedikleri tapınakları mağralarda, ormanların kuytu köşelerinde kurdukları tapınaklardır. Böyle tapınaklara girmek bile zordur. Zaman zaman içeri girilmeden tapınağı fark etmek de imkansızdır. Elbette fantastik hikayeler söz konusu olduğunda tapınakları koruyan doğa üstü yollar da olabilir. Ã?rneğin tapınak sadece inanan insanların önünde açılacak bir sis perdesi ile çevrili olabilir. Ya da tapınağın etrafındaki ormanlar söz konusu tanrıya inanmayan insanların bir şekilde söz konusu tapınağı asla bulamamalarına yardım ediyor olabilirler.
Fantastik Edebiyata İlham Veren Tapınaklar: Mısır’daki Luksor ve Karnak tapınakları, Efes’teki Bergama tapınağı, Mayaların Orta Amerika’ya kurdukları tapınaklar, Atina’da antik Yunan inancının bütün tanrılarının hepsinin birden yer aldıkları Patheon fantastik Dünya’ya ilham veren tapınaklardan birkaçıdır. Günümüzde hala içlerinde ibadet edilen kilise, cami ve diğer dinlere ait mabedlerin de bir kısmı fantastik hikayelerdeki tapınaklar hayal edilen tapınaklara ilham kaynağı olmaktadır.

