Kara Toprak
Donaef uzun ve sancılı yolculuğunun ardından hanın yolunu tutmuştu. Tepede hanı gördügünde derin bir "oh" cekti ve sakin adımlarla yürümesine devam etti. Aksamüstü hana varcağını sanıyordu fakat aksam olmustu. Hanın kapısını aralarken, kafasını uzakta görünen tapınağa cevirdi "şu tapınakla ilgili konusulanlar hala gecerli mi acaba?" diye düsünmeden edemedi ve hana girdi. Tanıstığı ve gözgöze geldiği herkeze selam vererek tezgah başındaki köşesine gecti ve büyük çantasını yere bırakırken bir darbe sesi cıktı. Biraz sertce yere atmıştı anlasılan çantasını. Sırtından koca ve ihtişamlı uzun baltasını cıkardı ve yere koydu, kolunu baltasına koyarak düsmemesini ve dik bir sekilde dengede kalmasını sağladı.
Handa çalışanlara seslendi gür sesiyle "Bir bardak sıcak su ve ekmek, şu sancılı korsan için mükemmel olurdu doğrusu" dedi. Handan ayrılırken orada olan bir kaç kişi şu anda yoktu. Cok geç kaldım anlaşılan. Tapınağa bensiz gidenler olmuş olmalı. Ne kadar aptalca! eğer şu bahsi geçen dev örümcekler gercekten varsa, güçlü birisinin yardımına ihtiyac duyacaklar fakat ne yazıkki yardım anlarında güçlü birisi yanlarında olmayacak. Kendilerinin bileceği iş. Belki de bir kaç kişiyle beraber kahraman olmaya gitmişlerdir. düsüncelerinden sıyrıldığında kendi kendine güldü. Eğer gerçekten gittilerse biraz dinlenip tapınağın yolunu tutacaktı Korsan.
Handa çalışanlara seslendi gür sesiyle "Bir bardak sıcak su ve ekmek, şu sancılı korsan için mükemmel olurdu doğrusu" dedi. Handan ayrılırken orada olan bir kaç kişi şu anda yoktu. Cok geç kaldım anlaşılan. Tapınağa bensiz gidenler olmuş olmalı. Ne kadar aptalca! eğer şu bahsi geçen dev örümcekler gercekten varsa, güçlü birisinin yardımına ihtiyac duyacaklar fakat ne yazıkki yardım anlarında güçlü birisi yanlarında olmayacak. Kendilerinin bileceği iş. Belki de bir kaç kişiyle beraber kahraman olmaya gitmişlerdir. düsüncelerinden sıyrıldığında kendi kendine güldü. Eğer gerçekten gittilerse biraz dinlenip tapınağın yolunu tutacaktı Korsan.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Taerqhan hancının ses etmediğini duyunca gayri ihtiyari hancıya doğru döndü. Hancının olduğu yerde titreyerek sarsılmakta ve bir gözünün seyirmekte olduğunu farketti.
"Beyler yardım!"
Tezgahın üstünden atlayarak hancının yanına geldi fakat hancıyı tutamamıştı. Yere düşen adam debeleniyor ağzı köpürüyordu.
Adamın başını çarpmaması için elini koydu handa çalışan görevlilere doğru seslendi.
"Nöbet geçiriyor galiba sarmısak getirin."
"Beyler yardım!"
Tezgahın üstünden atlayarak hancının yanına geldi fakat hancıyı tutamamıştı. Yere düşen adam debeleniyor ağzı köpürüyordu.
Adamın başını çarpmaması için elini koydu handa çalışan görevlilere doğru seslendi.
"Nöbet geçiriyor galiba sarmısak getirin."
Tezgahın köşesinde oturan korsan, dalgındı. Kendi acısıyla ilgileniyordu ve tabii ki düşünceleriyle. Aç karnını doyurmak için fazlasıyla beklemişti ve açken oldukça sinirli olduğunun farkındaydı. O sırada birden irkildi. Tezgahın üzerinden atlayarak karşıya geçen adamı görünce onu hemen tanıdı, kendisine yardım eden Taerqhan değil miydi bu? Dikkatlice bakınca hancıya kötü bir şeyler olduğunu anlamasıyla tezgahın arkasından onlara doğru yaklaştı. Sarımsak getirmelerini söylemişti adam garsonlara fakat herkes oldukça meşguldü. Mutfak...Mutfak...Nerdeydi şu lanet mutfak... Aklına garson kızın sürekli girip çıktığı kapı gelince "Bekle beni Taerqhan!" diyerek hızla kapıdan içeriye girdi. İçeride oldukça malzeme vardı ve sarımsakları nerede bulacağını düşünüyordu. Elleriyle ve gözleriyle her yeri taradı ve yüksek bir rafta, bir kavanozun içerisinde buldu aradığını. İki iri diş sarımsak alıp kapıdan çıktı ve sarımsakları uzattı. "Yapabileceğim bir şey var mı Taerqhan Kardeş?" dedi, neler olduğunu da soracaktı fakat bunun sırası olmadığını farketti. Hemen arkasını dönerek garsonlara seslendi gür sesiyle..."Biriniz acilen buraya gelin!"
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Suala önünde yaşanan manzara karşısında biran dondu kaldı halbuki hancı daha bu sabah iyi ve sağlığı yerinde görünüyordu,bu kız için beklenmedik bir durumdu ve bir an eli ayağına karıştı tam mutfağa yönelicektiki korsan kızın yanından hızlıca koşup sarımsağı geitrmişti bile,yanında duran diğer garsona göz ucuyla baktı belliki o da şaşırmıştı..
Hancıyı tutan adamın yanına telaşla yaklaştı "Ölücekmi??" dedi nefes nefese ne kadar aptal bir soruydu, neden birden bire böyle bir soru sormuştu kendisi bile bilemedi.
"Siz,onu iyileştirebilirmisiniz??" cümleleri ağzından apar topar dökülüyordu şuanda napıcağını bilemez gibiydi,hasta insanlarla ilgilenmek pek onun işi değidli neyseki bu adam ve korsan burdaydı onlar napıcaklarını biliyor gibiydiler..
Hancıyı tutan adamın yanına telaşla yaklaştı "Ölücekmi??" dedi nefes nefese ne kadar aptal bir soruydu, neden birden bire böyle bir soru sormuştu kendisi bile bilemedi.
"Siz,onu iyileştirebilirmisiniz??" cümleleri ağzından apar topar dökülüyordu şuanda napıcağını bilemez gibiydi,hasta insanlarla ilgilenmek pek onun işi değidli neyseki bu adam ve korsan burdaydı onlar napıcaklarını biliyor gibiydiler..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Korsan garson kızın endişesini anlayabilmişti. Kim böyle bir zamanda, işinden bu gibi bir sebepten dolayı ayrı düşmeyi istedi ki... "Merak etmene gerek yok güzel bayan... Gördüğün bu adam bu konularda oldukça yetenekli, hatta bir ölüyü bile diriltebileceğini düşünüyorum." dedi gülümseyerek "Ayağımdaki sancılar için hazırladığı merhemi sürdüğüm zaman, ilk başta bacaklarımı yok edeceğini sansam da şimdi etkisini çok daha iyi anlıyorum."
"Taerqhan kardeş işine mani olmak istemem ama Hancı başını bir yatağa kaldırsak hiç fena olmaz. Bu halde onu taşıma görevini severek üstlenirim."
"Taerqhan kardeş işine mani olmak istemem ama Hancı başını bir yatağa kaldırsak hiç fena olmaz. Bu halde onu taşıma görevini severek üstlenirim."
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Korsanın sakinleştirici çabaları sayesinde biraz telaşı gitmişti,hatta yüzünde sıcak bir gülümseme bile olmuştu,gülümseyen bakışlarını korsandan ayırıp tekrar hasta patronuna çevirince yüzü tekrar endişeyle çarpıldı,anlaşılan sarmısakta fayda etmemişti...
"Patronu odasına taşıyabiliriz,hanın üst katındaki ilk kapı" dedi endişeli bir sesle..patronuna ne olmuştu böyle,kızın morali bir anlığına gerçekten fena bozulmuştu,eeğer bu insanlarda onu iyileştiremesse ne olucaktı?..kötü düşünceleri kafasından uzaklaştırmaya çalıştı,endişeye kapılarak hiç yardımcı olamazdı,tekrar soğuk kanlılığını ele geçirdi,iki adam hancıyı kaldırırken önden giderek yolu gösterdi..
"Patronu odasına taşıyabiliriz,hanın üst katındaki ilk kapı" dedi endişeli bir sesle..patronuna ne olmuştu böyle,kızın morali bir anlığına gerçekten fena bozulmuştu,eeğer bu insanlarda onu iyileştiremesse ne olucaktı?..kötü düşünceleri kafasından uzaklaştırmaya çalıştı,endişeye kapılarak hiç yardımcı olamazdı,tekrar soğuk kanlılığını ele geçirdi,iki adam hancıyı kaldırırken önden giderek yolu gösterdi..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Hancıyı yatağına kadar taşıdıklarında Donaef, adamın neyi olduğunu merak etmişti. Hancı iyi adamdı, muhabbeti de güzeldi hani. Aksam yine bir bira yudumlarken sohbet etmek fena olmazdı Hancı başı. düşüncelerinden sıyrıldığında gür sesiyle, hancının durumuna üzüldüğünü istemeden ve hafiften belli etmek zorunda kaldığı bir tonla "Handakilere bir soruşturuyum, hastalıktan, tedaviden, adam iyileştirmekten anlayan var mı diye?" dedi ve alt kata inmeye koyuldu.
Handa geçen geceye oranla insan sayısının azaldığını bir kere daha farketti. "Adam iyileştirmekten anlayan birisi var mıdır dostlar?" sesinin salondaki herkesin kulağına gitmesini sağladı.
Handa geçen geceye oranla insan sayısının azaldığını bir kere daha farketti. "Adam iyileştirmekten anlayan birisi var mıdır dostlar?" sesinin salondaki herkesin kulağına gitmesini sağladı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Hancıyı yatağa yatırdıktan sonra biraz daha kontrol etti, adamın her neyi varsa anlayamamıştı. Kıza dönüp:
"Arasıra alnına sirkeli suyla ıslanmış bez koyun ateşi çıkarsa haber verin düşürmeye çalışırız."
Elbisesini kürklerle süslemiş yabani kılıklı adam kafasını kaşıdı.
"Nesi var anlayamadım, bir süre hanı sen..." sonra karşısındakinin kadın olduğunu farketti.
"Yani... siz demek istedim idare edeceksiniz görünüşe göre."
"Arasıra alnına sirkeli suyla ıslanmış bez koyun ateşi çıkarsa haber verin düşürmeye çalışırız."
Elbisesini kürklerle süslemiş yabani kılıklı adam kafasını kaşıdı.
"Nesi var anlayamadım, bir süre hanı sen..." sonra karşısındakinin kadın olduğunu farketti.
"Yani... siz demek istedim idare edeceksiniz görünüşe göre."
Kürklü adamın söyledikleri üzerine yüzü sıkıntıyla buruştu,hancı başına ne olduğu belli değildi,belli bir müddet kendine gelemeyeceği açıkça ortaydı,adam haklıydı hanı kız idare etmek zorundaydı..Omuzlarına kocaman bir yükün oturduğunu hissetti,bu hana sadece biraz para kazanıp karnını doyurmak için gelmişti,uzun bir süre kalıcı olucağını düşünmemişti.
Ama şimdi han onun sorumluluğu altına girmişti ,macera dolu kısacık yaşamında hep sorumluluktan kaçmıştı,birşeylere bağlı olmayı sevmezdi..Özgün gözlerle yatağında ateşler içinde yatan hancıya baktı,iyi bir adamdı kıza hep iyi ve kibar davranmıştı.
En azından bu kadarını hancıya borçluydu onu yüz üstü bırakmak istemediğini farketti.
Derin bir iç geçirdi,neşesini biraz olsun toparlamaya çalıştı bakışlarını tekrar adama çevirdi
"Yardımlarınız için minnettarım,sizin içinde birşeyler getirmemi istermisiniz?"sesi eskisi kadar endişeli değildi,adamın cevabını beklerken korsanın aşağıda diğer insanlardan yardım istediğini işitti,keşke biri kalksa sihirli değneğini hancıya değdirse ve birden iyileştirseydi
Ama bu beklentisi hayalden başka birşey değildi..
Ama şimdi han onun sorumluluğu altına girmişti ,macera dolu kısacık yaşamında hep sorumluluktan kaçmıştı,birşeylere bağlı olmayı sevmezdi..Özgün gözlerle yatağında ateşler içinde yatan hancıya baktı,iyi bir adamdı kıza hep iyi ve kibar davranmıştı.
En azından bu kadarını hancıya borçluydu onu yüz üstü bırakmak istemediğini farketti.
Derin bir iç geçirdi,neşesini biraz olsun toparlamaya çalıştı bakışlarını tekrar adama çevirdi
"Yardımlarınız için minnettarım,sizin içinde birşeyler getirmemi istermisiniz?"sesi eskisi kadar endişeli değildi,adamın cevabını beklerken korsanın aşağıda diğer insanlardan yardım istediğini işitti,keşke biri kalksa sihirli değneğini hancıya değdirse ve birden iyileştirseydi
Ama bu beklentisi hayalden başka birşey değildi..
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Bir handa başı dönmüş, kendini kaybetmişti hancı. Onun gibi son derece sağlıklı bi adamın için hiç de olağan bir durum değildi ama bu bir anda bilincinin kapanıp yere kapaklanmasına hiç de mani olabilecek bir fizik kuralı gibi durmuyordu.
Bir anda yere kapaklanan hancının bilinci azcık açık olsa o çarpışta kaybettiği beyin hücrelerine muhakkak üzülürdü ama böyle birşey olmadı. Hancının kendine gelmesi bundan birkaç dakika sonra herkes başına toplanmışken gerçekleşebilmişti ama safi bilinç bir işe yaramıyordu. Ã?evresinde olanları duyabiliyor ancak vücuduna söz geçiremiyordu.
Fena halde başı ağrıyan hancı içten içe bir küfür savurdu. Onun gibi adamlar hasta olmazdı. Lanet olası bir manda kadar güçlü bir bünyesi, kalbi, dalağı böbreği vardı muhakkak ve bir çöp öğütücüsü kadar sağlam midesi. Peki bu da neyin nesi oluyordu...
Bilinci kapalı olmak hancı için çok yeni bir deneyimdi, sanki rüyada gibi hissetmiti kendini. Kötü bir rüya, lanet olası cehennemdeydi adeta. Ayrıntılarını unutmuştu sanki ama o arada hiç de hoş bir rüya görmediğine emindi.
Salea ve yanındaki patronlar onu odaya çıkarmıştı. Hancının kendine gelmesi anca bu arada olmuştu. Yavaş yavaş vücudu söz dinler olmuştu.
Patronlar odadan ayrılırken bir homurtu çıkartmayı başarabilmişti ve yerinden de biraz oynamıştı. Ve ardından herşey bir anda oldu. Lanet olası kasları yeniden çalışmaya başladı.
"Ne oldu bana yaa?" dedi hayret ve şaşkınlıkla...
"Saleaaaa, güzelim gelmedi hala değil mi şu lanet erzaklar" dedi hancı içine düştüğü utanç verici durumdan sıyrılmaya çalışırken.
Bir anda yere kapaklanan hancının bilinci azcık açık olsa o çarpışta kaybettiği beyin hücrelerine muhakkak üzülürdü ama böyle birşey olmadı. Hancının kendine gelmesi bundan birkaç dakika sonra herkes başına toplanmışken gerçekleşebilmişti ama safi bilinç bir işe yaramıyordu. Ã?evresinde olanları duyabiliyor ancak vücuduna söz geçiremiyordu.
Fena halde başı ağrıyan hancı içten içe bir küfür savurdu. Onun gibi adamlar hasta olmazdı. Lanet olası bir manda kadar güçlü bir bünyesi, kalbi, dalağı böbreği vardı muhakkak ve bir çöp öğütücüsü kadar sağlam midesi. Peki bu da neyin nesi oluyordu...
Bilinci kapalı olmak hancı için çok yeni bir deneyimdi, sanki rüyada gibi hissetmiti kendini. Kötü bir rüya, lanet olası cehennemdeydi adeta. Ayrıntılarını unutmuştu sanki ama o arada hiç de hoş bir rüya görmediğine emindi.
Salea ve yanındaki patronlar onu odaya çıkarmıştı. Hancının kendine gelmesi anca bu arada olmuştu. Yavaş yavaş vücudu söz dinler olmuştu.
Patronlar odadan ayrılırken bir homurtu çıkartmayı başarabilmişti ve yerinden de biraz oynamıştı. Ve ardından herşey bir anda oldu. Lanet olası kasları yeniden çalışmaya başladı.
"Ne oldu bana yaa?" dedi hayret ve şaşkınlıkla...
"Saleaaaa, güzelim gelmedi hala değil mi şu lanet erzaklar" dedi hancı içine düştüğü utanç verici durumdan sıyrılmaya çalışırken.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
"Haha" diye içten bir şekilde güldü hancı, hala başı biraz dönüyordu ama pek birşeyi yoktu anlaşılan.
"Can paradan gelir patron" dedi şakayla karışık. "Size hizmet etmeyi nasıl bırakabilirim."
şaka bir yana bu bayılma işi de nereden çıkmıştı yahu. Kesinlikle böyle alışkanlıkları olmazdı, belki de hancı olmanın heyecanı? Yok canım...
"Pek olmaz, büyütülecek birşey değil patron" dedi genç hancı ve bi gayret ayağa kalkmaya davrandı. Hımm, en azından fiziksel bir sorunu yoktu, biraz zorlansa da ayağa kalkmayı başarabilmişti.
"Can paradan gelir patron" dedi şakayla karışık. "Size hizmet etmeyi nasıl bırakabilirim."
şaka bir yana bu bayılma işi de nereden çıkmıştı yahu. Kesinlikle böyle alışkanlıkları olmazdı, belki de hancı olmanın heyecanı? Yok canım...
"Pek olmaz, büyütülecek birşey değil patron" dedi genç hancı ve bi gayret ayağa kalkmaya davrandı. Hımm, en azından fiziksel bir sorunu yoktu, biraz zorlansa da ayağa kalkmayı başarabilmişti.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Handakilerden pek bir ses çıkmayınca homurdanarak ve kendi kendine küfürler savurarak yukarı kata çıktı Donaef. Koskoca handa hastalıktan anlayan yok. Nasıl insanlar bunlar böyle... düşünceleri dışa vurum yapıyordu aynı zamanda, eh kendisi de hastalıktan anlamazdı zaten. Bir kaç adım daha attıktan sonra odanın kapısını açtı.
"Ehh aşağıdakiler pek yardım sever kişiler değil." üzülerek söylemişti cümlesini. İçinden hala küfürler saçtığı için hancının kendine geldiğini fark etmemişti ilk anda fakat gözlerini hancıya çevirdiğinde, Archi'nin gözlerini açmış ve bir şeyi yokmuş gibi görünmesi üzerine şaşırarak ve yüksek bir sesle konuştu.
"Diyarın üstadlarının ruhuna... Archi kardeş! bir şeyin yok ya?" dedi bir çırpıda gür sesiyle. Sonra lafını garson kıza yöneltti "Sana söylemiştim, bu adam bir ölüyü bile diriltebilir!" derin bir kahkaha attı.
"Ehh aşağıdakiler pek yardım sever kişiler değil." üzülerek söylemişti cümlesini. İçinden hala küfürler saçtığı için hancının kendine geldiğini fark etmemişti ilk anda fakat gözlerini hancıya çevirdiğinde, Archi'nin gözlerini açmış ve bir şeyi yokmuş gibi görünmesi üzerine şaşırarak ve yüksek bir sesle konuştu.
"Diyarın üstadlarının ruhuna... Archi kardeş! bir şeyin yok ya?" dedi bir çırpıda gür sesiyle. Sonra lafını garson kıza yöneltti "Sana söylemiştim, bu adam bir ölüyü bile diriltebilir!" derin bir kahkaha attı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
"Yok patron
saolasın ya.." dedi Archi ve ekledi. "Ben de anlamadım ne oldu ama sorunum yok. Hadi aşağıya inelim".
Hancı patronla konuştuktan sonra alt kata inmek için harekete geçti. Erzaklara bakması gerekiyordu artık. Yavaş yavaş alt kata indi hancı merdivenlerden ve alışıldık yeri olan tezgahın başına geçti.
Hancı patronla konuştuktan sonra alt kata inmek için harekete geçti. Erzaklara bakması gerekiyordu artık. Yavaş yavaş alt kata indi hancı merdivenlerden ve alışıldık yeri olan tezgahın başına geçti.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
