Ölüm Labirenti

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Thereon aylak aylak dolaşırken Gulthar'ı odasını terkederken yakaladı. Hemen yanına koştuğunda muhafızlar önünü kesmişti. "Efendim sizinle konuşmamız gerektiğini söylemiştim, şimdi sırasıdır."
"Boş konuşmalara ayıracak vaktim yok!"
"Fakat bu ilginizi çekecek bir mesele. Saldırı sadece Reks'ten gelmeyebilir."
Gulthar Thereon'a doğru döndü "Ne biliyorsun?!"
"Yalnız konuşabilir miyiz?"
Gulthar kafasını salladı ve askerlere Thereon'u işaret etti. Askerler Thereon'un üzerini saray güvenliğinde silahından birini saklamayı başarmış ya da sarayın içerisinde silah sayılabilecek bir cisim bulmuş olabileceğine karşın aradılar fakat üzerinde hiç bir eşya yoktu. Muhafızlar bu rahatsız aramayı bitirdikten sonra kenara çekilip Thereon'un geçmesine izin verdiler, o içeri geçerken Gulthar içerideki koltuklardan birine oturduktan sonra Thereon'a karşısındaki koltuğa oturması için işaret verdi. Thereon içeri girip kapıyı kapattı ve işaret edilen koltuğa oturdu.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Boş boş oturmak yerine hazırlanabilirdi. Ama bu gece çok rahat uyumak istiyordu. Dallight'ıda rahatsız etmek istemiyordu sorunlarıyla.

"Yavruyuda alda gidelim." dedi gülümseyerek Daylight'a. Elinden tutup onu yerden kaldırdı ve odaya doğru yola koyuldular. Daylight'a yine o siyah cüppeyi giydirmişti. Kendiside giymişti. Yavru griffonuda biraz açık bir şekilde sarmışlardı. Sessizce odaya vardılar.

"Ne yapmak istersin prensesim." dedi Daylight'a sırıtarak.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Kiba kokuyordu... Ama artık bu koku üstünde katmanlaşmaya başlamış kir tabakasından değil, elflerin banyosunun etrafına ve içine bıraktıkları onlarca bitkiden geliyordu.

"Ölmeden önce bizi mumyalıyorlar!" diye düşündü Rhuanlı denizci ve iki elini birleştirip küvetin dışına su fışkırtacak şekilde minik bir su pompası yaptı. Etraf biraz kirleniyordu ama en kötüsü su da eninde sonunda buharlaşıp uçardı.

Küçük çocuk artık pörsümeye başlamış parmak uçlarına baktıktan sonra banyodan çıkma vaktinin geldiğine hükmetti.

"Bu suyun içinde biraz daha kalırsam bitki özü toplayan bal arıları tepeme bir kovan yapacaklar!" diye düşündü ve kendi düşündüğüne kahkahalar atarak bir kaç defa suyun altına girip çıktı.

Kiba demin minik el pompası ile dışarı fırlattığı sudan çok daha fazlasını dışarı dökerek küvetten çıktığında yanındaki tabureye temiz eşyaların bırakıldığını fark etti. Oysa o bu banyoya girdiğinde bunların hiç biri orada yoktu ve buraya nasıl geldikleri hakkında da hiç bir fikri yoktu. Melez denizci iç geçirip büyü ile geldiklerini ummakla yetindi ve yeni giysilerini incelemeye koyuldu. Yüzüğü, kılıcı ve meşe palamudu bir arada, taburenin altına konmuştu. Başka da bir şeysi yoktu zaten. (Babasının verdiği mektubu ne zaman kaybettiğini hatırlamamasından ziyade kaybettiğinin bile farkında değildi.)

Elfler Kiba için son derece hafif, dışı ipek, içi pamuktan iki katmanlı bir kıyafeti uygun görmüşlerdi. Kıyafet Rhuan'lıların alışık olduğu tarzda giyiliyordu ama küçük detayları bunun bir elf giysisi olduğunu gizlemiyordu. Bele doğru incelen, omuzlarda ve diz üstünde biten eteklerinde genişleyen, kısa boyu olduğundan biraz daha heybetli gösteren bir tarzı vardı. İpeğin aldatmacılı dokusu kıyafeti geceleyin siyah, gündüzleyin ise gecenin koyu mavi renklerine bürüyordu.

Taburenin arkasında ise ceylan derisinden botlar vardı. Botlar hafif ama son derece sağlam gözüküyorlardı. Kiba'nın görebildiği kadarıyla botun dışarıdan fark edebilen hiç bir dikişi yoktu ve bu da su geçirmez olduğunu gösteriyordu. Botların içi keten dolgularla sağlamlaştırılmış, teri emen, hareketleri yumuşatan bir hale getirilmişti. Kiba botların baldırını saran kısımlarının Rhuan'lıların ayakkabılarını baldırlarına bağlarken kullandıkları sargılara benzediğini fark etti. Kıyafetinin altına giyebileceği rahat iç çamaşırları ve wakazashi'nin parlak siyahını kıskandıran siyah ipek bir pantalonu da vardı. İnce beyaz gömlek kıyafetin son parçasıydı ama koyu mavi, yakası kalkık, boğazı kapatan elf kıyafetinin altında görünmüyordu bile.

Son olarak kılıcı için kıyafeti ile aynı renkte bir bel bağı bırakılmıştı. Kiba kılıcını Rhuan işi kıyafetinin altında saklayabiliyordu ama bel kısmında incelen bu kıyafetin altına kılıç falan saklamak imkansızdı. Bundan sonra kılıcını açıkta taşıması gerekecekti. Elfler kendi bildiklerini okumuş, melez çocuğa melez bir kıyafet uygun görmüşlerdi ama tasvip etmedikleri şeylerin altını çizmekten de geri kalmamışlardı.

En sonunda Kiba giyinme faslını bitirdiğinde kendisine yatıp uyumasını söyleyen şeytanları kovaladı ve beni bu hale getirdilerse Wanga'yı ne hale getirmişlerdir acaba diye düşünmeden edemedi. Tam kapıyı açıp Wanga'nın tarafına geçecekti ki barbar kızın sesi kapının öteki ucundan duyuldu.

"Kiba bunu görmen lazım!"

Kapı açılıp da Wanga ortaya çıkınca Kiba küçük dilini kaçtığı yerden çıkarmak için neredeyse kusmak zorunda kalacaktı.

"Kutsal Rom Fıçısı Adına!"
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Üzerindeki cüppeden silkinerek kurtulan kız uyuyan yavruyu yavaçşa yatağının üzerine koydu. Yavru hala uyanmamıştı. Yavaşça yanına oturarak onu izlemeye başladı. Sonra dönüp arkadaşına gülümsedi.

"Sanırım sen ne yapmak istersen onu yapabilirim. Ne de olsa gerçek prenses sensin..."

Sesinden ve gözlerinden dalga geçmediği ama ne olursa olsun Miaé ile geçirdiği zaman içinde eğleneceği belliydi. Bu sırada Bargier Miaé'nin omzuna uçarak tünedi.
Image
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Adrian odasına çıkarken ona 2 tane elf hizmetçisi eşlik ediyordu.

"İyiki sizin yanınızda ilerliyorum. Yoksa burda kaybolmam içten bile değil." Elfler diye geçirdi içinden hizmetçide olsa hepsi güzeldi,inceydi. Adrian ne tür bir kadın avcısı olduğunu göstermeye yavaştan başlamıştı. Ağzı sürekli laf yapıyordu ve çabaları meyve vermeye başlıyordu. En azından soğuk elflerin suratında ince bir gülümseme yakalayabilmişti.

Adam koridorlardan geçerken sabırsızlanıyordu. Bir aan önce odasına gitmeliydi.

3 kişi kapının tam önünde durdu. Kadınlardan biri kapıyı açıp içeri girdiğinde diğerleride onları takip etti. Adrian odayı süzdü. Küvet, geniş bir yatak. İri adam için bunlar yeterliydi. Kendini yatağın üzerine bıraktı. Gayet yumuşak ve rahattı. Adamın suratında bir gülümseme belirmişti.

Yazının bundan sonrası tarafımdan kesilmiştir. Bu hikayede ve Ocakbaşı'nda cinsellik tabu değildir ama bayağılık ayıklanır. Bogus
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

EDIT: İri adam yatağından kalkıp cama doğru yürüdü. Birden camdaki yansımasıyla geçmişine döndü.
Last edited by Starfell on Thu Sep 04, 2008 5:33 am, edited 1 time in total.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Bu odada ne yapabiliriz ki?." dedi gözlerini havayı kaldırıp çenesini eliyle tutarak. Aklına pek bir şey gelmiyordu. Yapmış olduğu sürpriz ona yetmiş gibiydi. Sonra birden gülümsedi." Yavruyla oynamaya ne dersin? Biraz çocukluk olur ama şimdiden onu eğitmeye başlamalısın. Bugün bir ayrıcalık yaparak bende yardım ederim. Eğlenmek... Bu sözcük pe uymadı yapacağımız işe."

Yavaşça yatakta uyuyan yavrunun yanına gitti. Kuyruğuyla oynamaya başladı. Yavru gözleri kapalı bir biçimde mırıldanmaya başladı. Bu huysuzluğun mırıldanmasıydı. Gözlerini kocaman açtı. Miaé'ye baktı. Sonrada kuyruğuna. Ağlar gibi bir ses çıkarmaya başladı. Daylight hemen telaşlanmıştı. Miaé güldü.

"Onu kucağına al ve dikkatlice gözlerine bak. Seni uyanıkken görsün ki daha çabuk alışsın. Böylece seni hiç unutmaz. Sana alışırsa kucağında uyuklamaya başlar. Belkide uyur. Eğer kendini rahat ve güvende hissederse." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Hafifçe güldü.

"Acaba uyurmu ki?"

Sonra yavruyu yumuşakça kucağına aldı ve gözlerinin en derinlerine bakmaya başlamıştı. Aynı zamanda yavrunun kendisini tanıyabilmesi için ruhundaki, zihnindeki ve kalbindeki tüm kapıları açmıştı.

Bargier bu anın önemini anlamışçasına Miaé'nin omzunda kıpırtısız duruyor ve ruh eşi ile yavru griffonu izliyordu.
Image
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

şövalye oturduğu yataktan kalkıp hıhladı: "şaçmalık! Gizli bir şehri nasıl ele geçirirler ki!". Drui gözlerini yere indirdi: "Anlatacak olsam, kulaklarınızı yerlerinden çıkarmak isterdiniz...". Bu lafların üzerine Kerrae gülse mi, ağlasa mı bilemedi. Bu tarz yıkımlara şahit olmuştu. Bizzat içinde de bulunmuştu.

"Peki..." dedi ve söyleyeceği şeyi biraz düşündü Kerrae: "şimdi Reven'e saldıracaklarını söylüyorsun... Druidler orduyu zayıflatmış olmalı, değil mi? Yani Reven'e geldiklerinde alt edilebilirler!". Druid'in başı sanki daha da yere yaklaşmıştı. Kafasını iki yana salladı. "Keirmeri buldular, ele geçirdiler! Böyle kudretli bir ordunun Reven'i ele geçirmesi de mümkün!". şövalye başını onaylarcasına salladı. Ağır ağır konuşuyordu: "Kudret demişken.. Ne kadar güçlü bir ordu bu?". Druid, sinirlenecek bir şey olmadığı halde hırsla konuştu: "Dev gibi! Reks, bütün yaratıklarını toplamış! Çok güçlü. Ordunun adım attığı yerler titriyor..."

Kerrae bu sefer başını iki yana salladı. Druid kendi şehrinin yıkımını görmüştü. Abartması çok normaldi... Kendisi de öyle yapardı ara sıra. "Peki... Siz burada dinlenin, savaşın yaralarını atın. Ben diğerlerini bulayım. Nerede kaldıklarını biliyor musunuz?". Druid başını salladı.

Bir süre sonra, Kerrae kapılara dayanmış, sesleri dinliyordu. Tanıdık bir ses duymuştu sonunda: Daylight ve Prensesin sesi!

"Kapıyı açabilir misiniz, ben Kerrae!" diye hafifçe kapıya vurdu şövalye.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Ã?nce biraz şaşırdı Miaé kapıya gelenin ismini duyunca. Ã?ünkü pek konuştuğu biri değildi. Bir haber vermeye geldiğini düşündü. Kapıya gitti ve onu gülümseyerek karşıladı.

"Evet, bir şeymi oldu?" dedi ve içeri davet edercesine kapıyı sonuna kadar açıp yana çekildi. Kerrae'de yavaş adımlarla içeri girdi.

"Yatak geniş olduğu için oraya oturabilirsin. Birde küçük bir misafirimiz var"." dedi yavru griffonu göstererek. Sonra kendisi de oturup bir haber vermek için mi yoksa sohbet etmek için mi geldiğini anlamaya çalışarak konuşmasını bekledi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Yavru griffona baktı. Gerçekten, şu an ciddi bir mesela olmasa hemen onu sevmeye başlayabilirdi. Sonra bakışlarını griffondan ayırıp prensese döndü: "Biliyorsunuzdur belki, ama Reks'in ordusu... Keirmer'i ele geçirmiş. Biğr sonraki hedefleri ise burası..." dedikten sonra bir süre drdu. Lafları çok ikna edici olmamış gibi ekledi: "Korkarım o yavru ve pekçoğu daha tehlikede!".
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

İçinde bir şeyler hisseti adam ardıdan yatağının yanındaki eşyalarını alıp hızlıca toparlandı. Kapıyı arkasından hızlıca kapattı. Sarayın dışına doğru hızlı adımlarla ahır kapısına ilerledi. Gözüne kestirdiği bir atı eğerlerken arkasında bir gölge belirdi. Adam arkasını döndü. Saygıyla selam verdi ve diz çöktü. "Hizmetinizdeyim efendim" Ardından büyülü bir şekilde iki bedende kayboldu.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Gulthar, dik bakışlarla Thereon'u süzüyordu. Konuştuğunda sesi kuruydu.

"Peki... Neler biliyorsun... Ne demek saldırı Reks'ten gelmeyebilir? Nasıl emin olabilirsin..."

Thereon rahatsızca kıpırdandı...

Bu sırada Reven'de hayat, halkı ve misafirleri ile rutinlerini devam ettirirken, hava aniden soğumaya başlamıştı. Bu mevsim noramallerinin bile dışında, insanın kemiklerine kadar işleyen mezar benzeri ürpertici bir soğuktu. Gökyüzü griden siyaha doğru bir mürekkep lekesi gibi yayılarak kararıyor, herkesin içine bir umutsuzluk tohumu serpiliyordu.

Dünya ölüyor gibiydi, içinde yaşayan insanlar olmasına rağmen...

Siyah çığlık atan kuşlar gökyüzünde halkalar çizmeye başlamıştı....

Bargier bir anda mutsuz bir çığlıkla kendisini Miae'nin omzundan atarak ruh eşinin ellerine indi ve neredeyse korkuyorcasına ona iyice sokuldu.

Bu sırada Daylight, Miaé ve Kerrae ile birlikte aniden çıkan soğuğa kuş çığlıklarına karşın şaşkınca birbirlerine bakıyorlardı...

Ve bir elf askeri koşarak saraya ilerliyordu. Rüzgar çıktığından ve aşırı güçlendiğinden herkez bulabildiği ilşk yere giriyordu. Gerçekten büyük bir fırtına geliyordu... Elf askeri buna rağmen yılmadan sataya gidiyordu.

Sonunda Kral Gulthar'ın kapısı önüne geldi.

"Kralım..."

Diye bağırabildi sadece kapının önünden. Ardından dışarıdan duyulan insan üstü bir çığlıkla kulaklarını tıkadı. Ã?ığlık bir koro gibiydi ve Reven'de ki herkes tarafından duyulmuştu. Ã?ığlık herkesin içinin taş kesilmesine sebep olmuştu. Bir çok çağlarca acı çeken kadınların ızdırapları gibi...

Elf askeri önemli olan her ne biliyorsa, bunu asla söyleyemedi. Sadece yere düşmüştü... Ve düştüğü yerde hafifçe taşlaşmış bir ciltle nefes almıyordu...
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Ã?ığlık odadaki herkesi epeyce rahatsız etmişti. Kulaklarını olabildiğince tıkadı.

"Bu da nedir? Rahat bir gün geçiremeyecekmiyiz?" dedi ve koridora doğru koşturmaya başladı. Dedesinin odasın yöneldi. Ulaştığında ise yerde yatan taaş beden onu adeta dehşete düşürmüştü. Bir beden durup dururken taşlaşmazdı. Başka bir saldırı mı oluyordu. Yoksa Reks saldırısına başlamışmıydı. Odaya bakmaya kabullenemedi. Dedesini de aynı halde göremezdi.

Odasına doğru öneldi. Gözlerinden yaşlar damlıyordu. Odaya ulaştı ve gözyaşlarına destek verirmişçesine bir sesle konuştu. Bundan emin değildi ama yüreğinde bunu hissediyordu.

"Saldırı başladı." dedi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Daylight huzursuzca kıpırdandı. Kuzgununu ne yaptığını bile bilmeden bağrına bastı.

"Ne yapacağız peki?"

Bu kararsızlık kızın yapısına hiç uyuyormuş gibiydi. Zaten dışarıdaki havanın insana verdiği etki buydu; umutsuzluk, korku, kararsızlık"

Üç bayan ne yapacaklarını bilemez bir şekilde odanın içinde bocalarken, soğukluk yavaş yavaş geçmeye başladı ve dışarıdan elf askerlerinin savaş çığlıkları duyuldu. Gulthar hemen toparlanmış, askerleri hizaya sokmuştu. Herkes meydanda toplanıyordu. Miae yavru griffonu kucaklayarak, dışarı çıkmıştıi Kerrae"de onu izlemişti. En son pek kendisinde gözükmeyen Daylight izlemişti onları.

Miae büyükbabasın yanına koştu.

"Büyükbaba""

"Git saklan Miae""

Tam o sırada Daylight elf savaşçılar içinde tanıdığı birisini gördü" Kucağındaki kuzgunla koşarak Dellanor"un kolunu çekişti.

"Dellanor ne yapıyorsun burada?"

Elf korucu kızın kemiklerini kırarcasına ona sarıldı. Bargier aralarında sıkışıp kalmıştı, kuş cikleyince hızla geri çekildi ama ellerini kızın omuzlarından çekmemişti.

"Asıl sen burada ne yapıyorsun?"

"Yolculuğum beni buraya getirdi" Reven"e saldıran nedir?"

"Hiçbir fikrim yok""

Tam o sırada Miae, yanındaki Kerrae ile kıza seslendi.

"Buraya, buraya!"

Daylight ve Dellanor el ele iki kadının arkasından koştular. Miae bir ağacın arkasına geçip kızı ve arkadaşını süzdü. Sonra yavruyu alması için uzattı.

"Reven"e ne saldırıyor biliyormusunuz?"

Herkes Kerrae"nin sorusuna başını olumsuz anlamda sallayarak cevap verdi.

Tam o sırada Daylight ve Dellanor, duymayı en son bekledikleri kişinin sesini duydular. Arkadaşları koşarak yanlarına geldiğinde nefesi tükenmişti ve uzun yolculuk yüzünden perişan olmuştu. Dellanor arkadaşının omuzlarını tuttu.

"Camru, ne oldu?"

Ufak tefek adam birkaç saniye nefeslendi.

"Daylight, hemen Ferre"ye geri dönmelisin!"

"Ne oldu, neler oluyor Camru?"

"Bunu" şimdi söyleyemem. Anlaman için görmen lazım""

Camru"nun yüzünden bir an pişmanlık ifadesi geçer gibi oldu. Daylight arkadaşına baktı ve üzgün bir sesle mırıldandı.

"Gelemem" Reven"e saldırı var, burada kalıp arkadaşımla savaşmalıyım!"

Miae"nin melodik sesi bir anda havada çınladı.

"Hayır!"

Daylight dönüp şaşkınca prensese baktı.

"Sizi bırakıp gidemem" Yanınızda olacağım""

"Hayır, Daylight gitmelisin, burada saldırıyla başa çıkacak kadar kişi var. Arkadaşının söylediği acil şeyin ne olduğunu bilmiyorum ama bir an önce gidip bakmalısın!"

"Ama saldırı""

"Saldırıyla başa çıkabiliriz. Hadi git çabuk, saldırı başlamadan, unutma bizim bağımız asla kopmayacak!"

Kız üzgünce başını salladı, sonra tek kolu ile griffon yavrusunu tutarken diğer kolu ile elf prensesine sarıldı, gözleri yaşlarla dolmuştu.

"Her şey için çok teşekkür ederim Miae, seni tanıdığım için çok mutluyum""

"Bende" Lütfen kendine dikkat et!"

"Sende""

Daylight ardından Kerrae"ye içten bir şekilde sarıldı.

"Seni de tandığıma çok sevindim, Olevia şövalyesi."

Geri çekildiğinde gülümsüyordu.

"Hoşçakalın dostlarım! Umarım bir gün yeniden görüşürüz!"

Bir kolunda girffon yavrusu, diğer eli Dellanor"un avcunun içinde, Bargier üstlerinde halkalar çizerken, Camru en yakın patikaya girmek için kendilerine yol gösteriyordu.

Daylight dönerek son kez yaşlı gözleriyle arkadaşlarına baktı. Ardından orman patikasının içinde kendi macerasını yaşamak üzere gözlerden kayboldu"

SON

Not: Ölüm Labirenti hikayesine iki yıl sonra getirdiğim bu sonun nedeni önceden de yazdığım Daylight'in kendi hikayesine devam etmek istememdir. Gelecek hikayeleri de olduğu için, bu kısım boşlukta kalıyordu. Kimsenin fikrini bilmediğim için oldukça muğlak bir şekilde bitirmeye özen gösterdim.

Ölüm Labirentine yazan herkese binlerce teşekkürler.

Catboy & Illyra
Image
Locked

Who is online

Users browsing this forum: Majestic-12 [Bot] and 1 guest