Astronomi Bölümü

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
AlfTheMud
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Tue Sep 01, 2009 10:00 am
Contact:

Post by AlfTheMud »

Benim de düşüncem şu yönde;

Aya belki de inilmiştir fakat çok daha sonraları apollo 17 gibi mesela.O zaman anca o teknolojiye sahip olabilmişlerdir.Yoksa apollo 11 falan yalan.Zaten duyduğuma göre nasa onların stüdyo çekimi olduğunu kabul etmiş. Ve diğer feci şey ise bir profesör adını tam hatırlayamıyorum bu aya indiklerindeki kaseti incelemek istemişti.Nasanın cevabı da şu oldu: arşivlerde kaseti bulamadık . kusura bakmayın ama OHA. Nasan bence acele edip bir çuval inciri berbat etti.Sonra hatasını anlayıp gelişerek daha sonraları gerçekten de çıktı aya.

Ve bir kitapta yazıyordu.Devrimk dostun bahsettiği gibi van allen için 4m kurşun ile kaplı olması gerekirmiş bu modülün. Ama değildi.Bunu nasıl açıklarız?

Mythbusters konusuna gelince , son yıllarda bu aya çıkılıp çıkılmama konusu bayağı gündeme geldi cidden. Bu yüzden buna şaşmamak gerek.

İyi Günler...
devrimk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2082
Joined: Thu Feb 03, 2005 10:00 am
Contact:

Post by devrimk »

Bu teoriler hepsi için geçerli. Sahte olduğu iddia edilen fotoğraflar sadece ilk aya inişe ait değil.

Konuyla ilgili yazıları okumaya başladım ben de burada yazılınca. İlginç bir şey farkettim, Amerikalılar bu konuda çok hassas ve aya gidilmediğini savunan insanlara hakaret ediyorlar. "İnanmıyorsanız Amerikalılara güvenmiyorsunuz" gibi bir tavır içine girmişler. 1960'ları altın yıllar olarak kabul eden Amerikalıların o yıllarda da yalancı olduğunun söylenmesi çok zorlarına gidiyor sanırım.

Van Allen ile ilgili bölgeden geminin çok hızlı geçtiği ve astronotların çok az radyasyon aldığı üzerine savunmalar da buldum.

Bir de unuttuğum ama tekrar rastladığım bir bigi:
Bundan bir kaç yıl önce ayda çekilen filmlerin ve fotoğrafların incelenmesi için NASA'ya başvuruldu: Orjinallerinin kaybolduğu bildirildi.
AlfTheMud
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Tue Sep 01, 2009 10:00 am
Contact:

Post by AlfTheMud »

Bu teoriler hepsi için geçerli. Sahte olduğu iddia edilen fotoğraflar sadece ilk aya inişe ait değil.

Konuyla ilgili yazıları okumaya başladım ben de burada yazılınca. İlginç bir şey farkettim, Amerikalılar bu konuda çok hassas ve aya gidilmediğini savunan insanlara hakaret ediyorlar. "İnanmıyorsanız Amerikalılara güvenmiyorsunuz" gibi bir tavır içine girmişler. 1960'ları altın yıllar olarak kabul eden Amerikalıların o yıllarda da yalancı olduğunun söylenmesi çok zorlarına gidiyor sanırım.

Van Allen ile ilgili bölgeden geminin çok hızlı geçtiği ve astronotların çok az radyasyon aldığı üzerine savunmalar da buldum.

Bir de unuttuğum ama tekrar rastladığım bir bigi:
Bundan bir kaç yıl önce ayda çekilen filmlerin ve fotoğrafların incelenmesi için NASA'ya başvuruldu: Orjinallerinin kaybolduğu bildirildi.
Müthiş :clap:

Nasanın her devirde yalan söylediğini halkı kandırdığını görebiliriz rahatlıkla. Bkn: Roswell Faciası . Duydunuz mu?
Lord_Feanor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 628
Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
Location: Miklagaard
Contact:

Post by Lord_Feanor »

AlfTheMud wrote:Nasanın her devirde yalan söylediğini halkı kandırdığını görebiliriz rahatlıkla. Bkn: Roswell Faciası . Duydunuz mu?
senin roswell e inanmanı sağlayan nedir peki?
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
AlfTheMud
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Tue Sep 01, 2009 10:00 am
Contact:

Post by AlfTheMud »

Yanlış anladınız. Roswell a inanıyorum demedim. Bu olayı derinlemesine araştırdım ve çok ilginç şeylerle karşılaştım. Bunu kendileri de itiraf ettiler zaten.Halktan özür dilerdiler yanıttıkları için.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Benim açımdan komplo teorisinin en zayıf yanı SSCB gibi ABDnin o dönemde rakibi olan bir ülkenin böyle bir yalanı ortaya çıkaramaması, sonuç olarak uzayı gözleyip gerçekten de Ay'a giden bir araç olup olmadığını inceleme olanakları olabilir.

Bunun dışında elbette Dünyada kullanılan filmler, arabalar, giysilerle gidersek filmler bozulur, arabalar çalışmaz, biz de muhtemelen yaşamaya devam edemeyiz. Elbette Aya hatta uzaya giderken her şey oradaki koşullara uygun yapılacak.

Uzaydaki kozmik radyasyon ( Birbirinden çok farklı radyasyon tipleri var ama sanırım en zararlısı bu ) benim ODTÃ?de aldığım seçmeli fizik dersinde araştırma konumdu. Bu radyasyonun astronotları ciddi bir zarar verme potansiyeli var. Ama tam olarak ne kadar sürenin sonunda kalıcı hasar verdiği ve öldürdüğü araştırdığım kadarı ile bilinmiyor.

Yine okuduğum kadarı ile astronotlar Ay yolculuğunun sonrasında bu radyasyonun olası etkileri ile ilgili teste tabii tutulmuşlar ama çok ciddi bir hasar görmedikleri anlaşılmış. Tekrarlamak gerekirse bunun mümkün olmayan bir şey olduğunu ispatlayan bir şey bildiğim kadarı ile yok.

Bütün bunlara rağmen elbette Aya gerçekten gidilmemiş de olabilir, ancak benim bu konuda okuduğum yazıların ve konuştuğum kişilerin en azından beni ikna edecek kanıtlar öne süremedi.

Komplo teorileri güzeldir gerçekten ama gerçek kanıtlar içermezler çoğu zaman. Bu konuda gerçek kanıt ancak arşivlerden çıkabilir diye tahmin ediyorum. Bir de elbette Apollo 11 inşaa edilirken sürece şahit olan onlarca insanın sahip olduğu parça parça bilgiler bir şekilde birleştirilip e yine belli sonuçlara ulaşılabilir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
AlfTheMud
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Tue Sep 01, 2009 10:00 am
Contact:

Post by AlfTheMud »

Ama bilemiyorum.Bu kadarı tesadüf olabilir mi? Adamlar resmen dünyayı kerizlemişler eğer ki öyleyse :D
Lord_Feanor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 628
Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
Location: Miklagaard
Contact:

Post by Lord_Feanor »

-kara deliklerin oluşumuyla ilgili bir not-

bu günlerde kara deliklerin oluşumu konusunda konuştuğum insanların bilgilerinin çok dağınık olduğunu farkettim. konuştuklarımın bilgilerini elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım burada da yanlış bilgisi olan var mı bilmiyorum ama yazalım bakalım. burada kara deliklerin tüm yaşam döngüsünü yazmayacağım, sadece oluşumla ilgili bir ayrıntıyı belirtmek istiyorum.

kara delik olayının yıldızın kütlesiyle ilişkili olduğunu çoğu kişi bilir, bilmeyenler için hatırlatalım; çekirdeğinin kütlesi güneşin için kütlesinden 2,5 kat fazla olan tüm yıldızlar kara deliğe dönüşmeye mahkumdur.

güneş kendi kendine çok büyük bir basınç uygular; bu basıncı dengeleyen, güneşin kendi üzerinde çökmesini engelleyen ise çekirdekteki hidrojen tepkimesidir. çekirdekteki hidrojen bittiğinde güneş çökmeye başlayacak, artan basınç ve sıcaklık bir süre sonra aynı şekilde hidrojen yanmasının artığı olan helyumun tepkimeye girmesine neden olacak. bu sırada çekirdeğin dışında da hidrojen yanması devam edecek(ki yıldızın dev,süperdev falan olmasının nedeni bu çift katmanlı termonükleer tepkimeler zinciridir). neyse konudan uzaklaşmayalım, helyum da tükendiği zaman(helyumun artıkları karbon ve oksijendir) yıldız tekrar büzüşmeye başlarçekirdek ve dış katman arasındaki helyum ve hidrojeni arada bir kabara kabara tüketir ve sonunda oksijen, karbon ve yakmayı başaramadığı helyum ve hidrojen atomlarıyla beraber çökmeye başlar. bu geriye kalan kütle chandrasekhar sınırı(güneş kütlesinin 1,40 katı) denilen limitin altındaysa, çökme "yoz elektron basıncına" toslayana kadar devam eder. basınç çok büyük olmasına rağmen daha fazla çökmesi elektronların birbirlerinin içine(veya protonların) itileceği anlamına geleceğinden büzüşme durur(pauli dışlama ilkesi). beyaz cüce dediğimiz durum işte budur.

eğer yıldız artığının kütlesi chandrasekhar sınırının üstündeyse çökme devam eder. elektronlar önce birbirlerinin sonra da protonların içine itilirler ve nötron oluşturlar. ne var ki nötronlar proton ve elektronlardan çok daha az yer kaplar ve koca yıldız bir kaç saatte kendi üzerine çöker. ortaya çıkan boşluk büyük bir şok dalgası meydana getirir ve süpernova oluşur. hatta kara delik olması muhtemel yıldızların bazıları süpernovada çok kütle kaybeder ve fırsatı kaçırır. geriye kalan çekirdek bir nötron yıldızıdır. onu ayakta tutan da "yoz nötron basıncı"dır. bu kural güneş kütlesinin 2,5 katı kütlesine kadar olan basınçlar için geçerlidir.

ve nihayet asıl konuya geldik. eğer kalan çekirdeğin kütlesi güneşin 2,5 katından fazlaysa nötronlar bu kütlenin çökmesini durduramaz. bu saatten sonra herhangi bir fizik kuralından bahsetmek yersiz olacaktır. orada bizim için geçerli olan kurallar anlamsızdır. yıldızın tüm kütlesi sonsuza kadar çöker. ve görülür evrenden ayrılır. bu arada bir sınır daha vardır; olay ufku, kütlenin ışığın kaçmasına izin vermediği limite kadar çöktüğü yerdir. örneğin kütlesi güneşin 10 katı olan bir yıldız çapı 60 km ye dek çöktüğünde ışığın kaçmasına izin vermez fakat çökmeye devam eder, biz o 60 km nin içini göremeyiz. yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur. bu noktada(ki aslında nokta falan yok) sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...

çok uzattık yine. neyse konu kaçmadı en azından :D anlatmak istediğim buydu.
Last edited by Lord_Feanor on Sat Jan 23, 2010 4:35 am, edited 1 time in total.
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Dura
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 281
Joined: Tue Jan 27, 2004 10:00 am
Location: Derfas
Contact:

Post by Dura »

Lord_Feanor wrote:yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur... ...sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...
cehaletimi mazur gör..

sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?
Aurë entuluva...!!
Dura
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 281
Joined: Tue Jan 27, 2004 10:00 am
Location: Derfas
Contact:

Post by Dura »

Lord_Feanor wrote:yıldız en son tekilliğe ulaşıncaya kadar çöker ve yok olur... ...sonsuz kütle sıfır hacme sıkışmıştır. kara deliğimiz hazır...
cehaletimi mazur gör..

sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?
Aurë entuluva...!!
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Lord_Feanor wrote:-kara deliklerin oluşumuyla ilgili bir not-

bu günlerde kara deliklerin oluşumu konusunda konuştuğum insanların bilgilerinin çok dağınık olduğunu farkettim. konuştuklarımın bilgilerini elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım burada da yanlış bilgisi olan var mı bilmiyorum ama yazalım bakalım.
şimdi ben birkaç şey yazarsam sanırım yazdıklarımı yanlış bilgi diye düzeltme gereği duyacaksın. O yüzden ben hiç yazmayayım, sen yazdığın şeyi tekrar okuyup birkaç noktayı düzelt istersen...
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
Lord_Feanor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 628
Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
Location: Miklagaard
Contact:

Post by Lord_Feanor »

WizardOfQuarks wrote:şimdi ben birkaç şey yazarsam sanırım yazdıklarımı yanlış bilgi diye düzeltme gereği duyacaksın. O yüzden ben hiç yazmayayım, sen yazdığın şeyi tekrar okuyup birkaç noktayı düzelt istersen...
o konuda en son x ışını ve kızılötesi kaynakları konusunda anlaşmıştık sanıyorum..

sonuçta bu bilgiler bana vahiy gelmiyor ben de sağdan soldan-olur olmaz yerlerden değil tabk- okuduklarımı yazıyorum. ayrıca öyle evrenin sırrını falan vermedim hepsi bu konudaki genelgeçer şeyler(diye biliyorum). ama yine de yanlış bildiğim şeyler olabilir elbette, belki beni gıcık biri olarak görmekte kararlısın ama öyle birşey yok. yazarken de farkettiğim anlatımdan kaynaklanan bazı hatalar var ama önemli olanın anlaşılması olduğunu düşünüp önemsemedim. ha şu parçacıklarla ilgili bölümde bazı sorunlar vardır belki, okuduklarımın hepsi çok güncel olmayabilir. düzeltirsen sevinirim.
Dura wrote:sıfır hacim ne demektir..? o yıldızı oluşturan tüm malzemenin atomlarının içindeki boşlukların azalmasını, nötronların, protonların yörüngelerinin çekirdeğe yaklaşmasını anlayabilirim belki korkunç çekim gücü dolayısı ile (yok onu da çok anlayamam, çünkü atomun geneline nasıl bir etki edeceğini bilemem)

ancak sıfır hacme ulaşmak biraz fazla teorik bir tanımlama.. ve tüm açıklamalar da ne yazık ki bu minvalde karadelikler hususunda.. hadi geçtim yıldızın bütününü, çekirdeğin hacmi nasıl "sıfır" oluyor acaba..?
Lord_Feanor wrote: bu saatten sonra herhangi bir fizik kuralından bahsetmek yersiz olacaktır. orada bizim için geçerli olan kurallar anlamsızdır.
burada etki-tepki yasası çuvallıyor işte. güneşin 2,5 katının üzerindeki bir kütlenin basıncını dengeleyebilecek bir güç yok ve bu yüzden ortada tek bir atom bile kalmıyor. kütleçekimi bir kuvvet olmadığından herhangi bir cismin ayaklarından tutulup çekilmesi gibi bir durum yok ortada. yıldız yok olmadan önce uzayı çok fazla büküyor ve olay ufkunun altında kalan uzay-zaman kendi üzerine katlandığı için(ne demekse artık) o bölgeyi göremiyoruz. sadece tıpkı bir uçurumdan kayar gibi tekilliğe düşüyoruz ve olay ufkunun ötesinde kapı kapandığı için çıkacak bir yol bulamıyoruz.
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Lord_Feanor wrote:o konuda en son x ışını ve kızılötesi kaynakları konusunda anlaşmıştık sanıyorum..
Anlaştığımız konu nedir, anlamadım?
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
Dura
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 281
Joined: Tue Jan 27, 2004 10:00 am
Location: Derfas
Contact:

Post by Dura »

Lord_Feanor wrote: burada etki-tepki yasası çuvallıyor işte. güneşin 2,5 katının üzerindeki bir kütlenin basıncını dengeleyebilecek bir güç yok ve bu yüzden ortada tek bir atom bile kalmıyor. kütleçekimi bir kuvvet olmadığından herhangi bir cismin ayaklarından tutulup çekilmesi gibi bir durum yok ortada. yıldız yok olmadan önce uzayı çok fazla büküyor ve olay ufkunun altında kalan uzay-zaman kendi üzerine katlandığı için(ne demekse artık) o bölgeyi göremiyoruz. sadece tıpkı bir uçurumdan kayar gibi tekilliğe düşüyoruz ve olay ufkunun ötesinde kapı kapandığı için çıkacak bir yol bulamıyoruz.
ve biz hala çocuklarımıza fizik, kimya vs ilimleri öğretmek için onların yıllarını çalıyoruz değil mi..?

yalan dolan hepsi, hiç bir halt bildiğimiz yok..

son 150 senede bilmek hususunda oldukça ileri gitti insanlık.. pek çok veri topladı, bilgiyi yüceltti, gözlemde bulundu, kuramlar üretti.. ama sanırım bir noktayı atlıyoruz sanki.. bildiğimiz herşey, bir üst seviye bilgiye ulaştığımızda geçerliliğini yitiriyor.. yada hadi o kadar sert olmayalım, tanımı değişiyor..

seviyeler arası kabuller var netice itibarı ile.. bizim seviyemizde evet hiçbir şey varken yok, yokken var edilemez.. bu en temel kuraldır.. ama bir üst seviyeye ulaştığımızda başka bir gerçeğin katı duvarına tosluyor bu bilgimiz de.. şu an içinde bulunduğumuz bu seviyede bunu kabul etmek durumundayız.. gerçekten de hiçbir şey varken yok edilemez.. belki dönüşebilir, ya da çok küçük zerrelere ayrılabilir.. ama yok olmaz.. fakat biraz ufkumuz genişleyip evreni daha net izleyecek aletler ve hesaplama metotları kullandığımızda ışığı bile dışarı salmayan bir "şey" görüyoruz..

bu şeyi açıklamak için binbir türlü senaryo yazıyoruz..

ama gerçekte ne kadarını biliyoruz..?

hiç..

evrende saklı bilginin yanında bildiğimiz miktar hiç üssü sonsuz kere hiç..

yalnızca bildiklerimizle, bilgi kapasitemiz ve tecrübemizle gördüğümüzü açıklamaya çalışıyoruz.. sınırlı bilgiyle açıklamaya çalıştığımız bu gibi "şey" lerde de tek kelime ile çuvallıyoruz..

................

neyse, bu zaaf beni sinirlendiriyor.. içinde yaşadığımız ortamı bile doğru düzgün açıklayamazken gerçekten niye yaşıyoruz acaba..?

şimdilik buna bulabildiğim en geçerli cevap ise "anlamaya çalışmak için"

en azından deniyoruz ha..?
Aurë entuluva...!!
Lord_Feanor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 628
Joined: Mon Jun 11, 2007 10:00 am
Location: Miklagaard
Contact:

Post by Lord_Feanor »

Dura wrote: en azından deniyoruz ha..?
aynen öyle. evrendeki tüm bilgiye(hepsine değilse bile) ulaşmak için bir yerden başlamamız gerekiyor değil mi? :D

uzaya bir araç gönderilirken yörüngesi, hareketi, hızı vs konularında newton fiziği son derece kesin sonuçlar veriyor. ancak iş dört boyutlu uzay zamana geldiğinde özel göreliliğe ihtiyaç duyuyoruz. sürekli birikimimize yeni bilgiler ekliyoruz, belki ilerde olay ufkunun içine de gireriz :D
Ne kanun, ne sevgi, ne de çatılmış kılıçlar
Dehşet, yaralar, felaketin kendisi bile olsa
Koruyamayacaktır Fëanor ve Fëanor'un soyundan
Saklayan, kendine alan, ellerinde tutan,
Bulan ya da kaçıran kişiyi, bir Silm
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests