MASK'ın Yokoluşu

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
MASK
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 276
Joined: Tue May 20, 2003 10:00 am
Contact:

MASK'ın Yokoluşu

Post by MASK »

Gölgeler ve ilüzyonlarla dolu evinde MASK yarattığı hançere baktı. Burası ona sadık olanların güce ve gerçek bilgeliğe ulaştıkları yerdi ölümlü yaşamlarının sonunda içlerindeki ve çevrelerindeki gerçekle ilüzyonlarla kaplı bu dünyada karşılaşıyorlar ve bunun üstesinden gelebilenler hiç sahip lmadıkları bir güce kavuşuyorlardı. Gölgelerin ilüzyonların ve hırsızlık kavramının vucud bulduğu diyardı. Hançer elbette kazanana verilecek büyük bir güç olancaktı dengenin sembolü olacaktı ama ondan önce yapılması gerekenler vardı. Kesin bir güce hırsızlığı kesin bir zafere ulaştırmak için. MASK varoluşunun onbinlerce yılının ciddi bir bölümünde hep bir yükseliş yaşamıştı. Yalanlar Prensi ve Hırsızların kralı idi ve gücü hep artmıştı. Ama Kargaşalar Zamanı adı verilen o süreç onun için gerileyiş döneminin başlangıcı olmuştu. Godsbane adlı avatarının yok edilişi yalanları kontrol gücünün elinden alınışı ve sonra tanrılık gücünün büyük bölümünü kaybedişi. Bu inişi durdurmak için uğraşmış ama önünü kesememişti. şimdi son bir çaba harcanacaktı. O gücünü kaybettikçe güç kazanan tanrı Malovan savaşın barbarlığın ve adaletin tanrısı ve onun temsil ettiği kavramların zıddı. MASK inişin sonlarına doğru çok sayıda düşman edinmişti. Ancak bu düşmanlardan onun için kilit derecede öneme sahip olanın Malovan olduğu açıktı onun gücünün azalması gerekli idi. Ve kılıç MASKın hançerini tehtid edecek güç. Tek başına hançer kılıçla başa çıkabilecek güçte idi ama MASK Malovanın bununla yetineceğini sanmıyordu. O zıddını yok etmeye çalışacaktı ve bunu önlemenin tek yolu da iki güç arasındaki dengeyi sağlamanın tek yolu kılıcı ve onu taşıyanı yok etmekti. Engüçlü tanrılardan biri de olsa ölümlüler arasındaki olaylara doğrudan müdahale edemeyecek Malovan için bu dev bir darbe olacak diye düşündü MASK. Aslında MASK ın da böyle böyle bir şeyi yapmaya hakkı yoktu ama şimdi özel bir durum söz konusu idi ve MASK bunu kullanacaktı evet bu fırsatı kaçırmaya niyeti yoktu.

Corax Tigerhearth kılıcın güçlerini keşif için giriştiği maceraya devam ediyordu. On kasabayı fetih için giriştiği mücadeleden kalbi kırık ayrılmıştı. şimdi sadece tanrısını dinlemek ve onun çağrısına kulak vermek istiyordu. Yaklaştığını hissettiği felaketi mümkün olduğunca unutmaya çalışıyordu. Savaş onun diğer tanrıları anlamasını sağlamıştı hatta zamanında nefret ettiği MASKla bile anlaşmaya çalışmış ve ona saygı duymak için çaba göstermişti. Ama hayır. Kendisi ile yalnız kaldığı süre boyunca aslında bu çabasının onu tanrısından uzaklaştırdığını anlamıştı. MASK'a duyduğu nefret geçebilecek gibi değildi. Bu insani bir duygunun ötesinde bir şeydi belki de onu MASK'ın zıddına Malovan'a bu yaklaştırmıştı.
Kendisine yöneltilmiş fısıltıyı duyduğunda Corax bu düşünceler içinde idi. "Corax Tigerhearth" Ses fısıltı gibi idi. Bir an Corax bunu hayal edip etmediğini düşündü ama hayır iç güdüleri bunun hayal olmadığını söylüyordu onu pek az yanıltan içgüdüleri.
Corax Tigerhearth sesi tekrarlandı. Nereden geldiği belli olmayan ses.
Corax kimsin sen diye haykırdı kendini göster. Bir anda önünde belirdi. Bir elf kızı. Ona sevdiği kızı hatırlatıyordu ve onun yarattığı acıyı. Bir an bu kızın o olup olmadığını düşündü sonra hayır dedi içinden o değil. Ve kimsin sen diye tekrarladı.
"Beni tanımadın mı?" dedi elf kızı. "Doğrusu şaşırdım. "
"Böyle oyunlarla kaybedecek vaktim yok. Ya ne istediğini söyle ya da defol."
"Peki şanlı savaşçı" dedi kız istediğimi söyleyeyim. Gölge gibi belirsiz siyah bir kılıç çekti. Corax da tanrısının veridiği kılıcı içgüdülerine uyarak çekti.
Kız devam etti. Çok eskiden Corax hatırlar mısın bilmiyorum? Meydan okuduğun biri vardı. " Söylediklerinin etkisinin hissedilmesi için iki saniye kadar sustu. "O kişinin meydan okumana cevap verdiğini söylesem."
Corax bir anda hırsla titredi." MASK Hırsızların sefil tanrısı" diye cevap verdi. Karşısındaki tanrıya içinde bir yerlerde nefret duyuyordu ama o anda hissettikleri bundan öte idi MASK ona sevdiği kadın gibi görünmüştü bu............. Bu ona yapılabilecek en büyük hakaretti.
MASK gülümsedi. Eğer Corax meydan okumayı tekrarlamasa bu dövüş olamayacaktı ama artık bu barbar tuzağa düşmüş gibi idi. Ve tanrısı ya da hiçbir tanrının doğrudan yardımı artık mümkün değildi. Ancak kılıcı kesin olarak ele geçirebilmek için MASK oyunu daha eğlenceli hale getirme niyetinde idi.
Corax kendine zorlukla hakim oluyordu. "Evet MASK dedi demek sonunda karşılaştık evet. Sonunda senin ve senin uşaklarının sonunu getirebileceğim."
Elf kızı gülümsedi. " Evet Corax sonunda bunu gerçekten başarabileceksin. Ã?yle ise neden başlamıyoruz ? Yoksa sefil tanrından onay mı bekliyorsun?"
Bu Corax ın kaldırabileceğinden fazla idi. Haykırarak ileri atıldı. Elf kızı o yaklaşana kadar yerini korudu. Ve ona vurmaya bir kaç saniye kala Corax sırtında bir acı hissetti. Ve sonra hızla bir hançerin çıkarılışını önündeki kız yok oldu ve Corax hızla arkasını döndü. Elf kızı arkasında idi ve elindeki hançer yavaşça uzadı. Bu MASK ın efsanevi kılıcı Gölge Fısıltısı idi. Corax çıldırırcasına bir hız ve kuvvetle saldırdı. Elf kızı onun saldırılarını imkansız bir hızla savuşturuyordu. Ancak aynı şekilde saldırılara karşılık vermesi kolay değildi. Her ne kadar bir tanrı da olsa ve Madde Düzlemin de öldürülmesi mümkün olmasa da. Avatarının gücünün zayıf bedeni ile sınırlı olduğunu biliyordu aslında MASK için avatarının yok olmasının önemi yoktu elde edeceği kazancın yanında bir avatarın kaybı o kadar da önemli değildi. Ama oyun uzamalı idi.
Elf kızı Coraxın kılıcının yolundan çekilmekte başarılı idi ancak ne zaman kılıcı Corax'a bir darbe vuracak kadar yaklaşsa Kılıcının gücü ile Corax bunu hissediyor ve kılıcın önünden çekiliyordu. Gölge Fısıltısı sadece iki defa Corax'ın vucudunda iki kesik açmayı başardı ancak bunların çıldırmış durumdaki barbarı durdurması imkansızdı. Uzun bir süre dövüş iki tarafında birbirine darbe indiremediği bir kılıç dansı görüntüsünde idi. Sonra elf kızı Coraxın şiddetle indirdiği bir darbe ile tökezlemesi sonucunda barbarın arkasına adım atmayı başardı. Elde ettiği bariz üstünlüğün tadını çıkararak kılıcı Malovanın seçilmişinin sırtına doğru indirdi. Corax ani bir dönüşle kızla yüzyüze geldi ve kılıcı ile göğsüne çok yakın olan gölge fısıltısının önünü kesmeye çalıştı. Bir saniye sonra kılıç göğsüne girmişti. Ancak kendi kılıcı da kızın kılıcı daha fazla ilerletmesini engelliyordu. Sonra Corax insan üstü bir güçle kılıcını hareket ettirdi ve Gölge fısıltısı kızın elinden düştü. Elf kızı çok kısa bir süre bu darbenin sarsıntısını yaşadı saniyeden de kısa bir süre ancak bu süre barbarın kızın kalbine darbe indirmesine yetti. Elf kızı darbenin şiddeti ile titredi. Corax bir anda yaptığı şeyin şokunu yaşadı. Bu MASK ın ona hazırladığı başka bir işkence idi sevgilisine benzeyen o kızın ölümünü ona izletmek. Kız ölmeden önce Corax ın yüzüne baktı ve "Bunu bana neden yaptın?" dedi. Sonra bitti kız ölmüştü. Ruhunda açılan büyük bir yaranın acısını duydu Corax bu bedenindeki dört ağır yaranın acısını yok eden bir acı idi. Corax bir defa daha MASK'a bir daha asla dinmeyecek bir nefret duydu. Bu da zaten MASK'ın o anda istediği şeydi.
Kızı hala yaşadığı olayın yarattığı sarsıntıyı duyarak taşıyan Coraxın Hırsızların tanrısının sesini bir defa daha duydu. Eğlenceli dövüştü Corax. Kıza karşı iyi dövüştün seni kutlarım.
Corax karşısındaki tanrıya karşı kükredi: "Seni cehenneme kadar izleyeceğim MASK ve orada seni yok edeceğim."
MASK alaylı bir sesle "Beni yok etmeyi bu kadar istiyorsun demek.......... Özülerek söylemek zorundayım ki Bunu yapabileceğin tek yer hırsızların ve gölgelerin krallığının kalbidir.Tabii oraya gitmekten kork muyorsan?"
"Bana korkudan bahsetme MASK o sana tapan köpeklere yaraşan bir duygu" diye cevap verdi Corax.
"Demek öyle dedi Corax öyle ise ikinci bir dövüşe hazırsın demek ki benim krallığımda." dedi MASK.
"Seninle nerede istersen dövüşebiliriz" dedi Corax ve bu sözü ile aniden kendini bambaşka bir yerde buldu sislerle kaplı. Ã?evresinde hareket eden bir şeyleri hissettiği bir yer. Tüm içgüdüleri bu yerde olmaması gerektiğini söylüyordu. Burası onun için en berbat cehennemden bile daha korkunç bir yerdi. Burası onun inandığı ve uğruna savaştığı her şeyin tersinin hüküm sürdüğü yerdi. Gölgelerin ve hırsızlığın hüküm sürdüğü yerdi.
Yaşayan bir canlı ancak kendi isteği ile buraya gelebilirdi ve Corax bunu istemişti.
Dört bir yandan yankılanıyormuş gibi gelen bir ses duydu. "Umarım krallığımı beğenmişsindir Malovanın seçilmişi " dedi hırsızların tanrısı " Ve umarım yıllardır beklediğin dövüşe hazırsındır."
Corax çevresinde her yönde beliren şekilleri gördü yaklaşıyorlardı. İnsana benzer bir şekilleri vardı. Ancak Corax ın durumunda bu ayrıntı ikinci derecede önemli idi. Asıl önemli olan şey şuydu bunlar her ne ise dost değillerdi ve sayıları çok fazla idi.
(Ã?yküyü bitirmeye zamanım yetmedi Pazartesi akşamı öyküyü bitireceğim.)
Hiç bir ışık aynaya baktığınızda gördüğünüz karanlığı yok edemez.
MASK
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 276
Joined: Tue May 20, 2003 10:00 am
Contact:

Post by MASK »

Corax hızla kılıcını çekti. Ã?evresini kuşatanlar farklı şekillere
bürünüyordu. Bazıları insan elf orc gibi bildik canlıların suretine
bürünürken. Diğerleri Coraxın hiç bilmediği yaratıklara bürünüyordu.
Corax korkusunu bastırmaya çalışıyordu. Bunların yalan olduğunu
hiçbirinin gerçek olmadığını düşünmeye çalıştı. Ancak hepsinin sesleri
o kadar gerçek gibi görünüyordu ki. Corax kılıcını çekti ve "Bu berbat
oyun her neyse onu sonlandıracağım MASK " diyerek şekilllere saldırdı
ve kılıcını çılgınca savurarak ilk şeklin kafasını kesti onun yere
düşüşünü izledi ve tehtitkar bir şekilde sol yandaki cüceye döndü.
Arkasında bir ses duyunca içgüdüsel olarak tekrar geri baktı. Orc un
kafası ve vucudu hareket ediyordu. Corax şok içinde orcun
parçalarından iki yeni orcun ortaya çıkışını izledi. Ve en sonunda da
vucud uzvu gibi yaratıkların ellerinde beliren kılıçları. Böylece
sırtına doğru yapılan balta hamlesi onu tamamen hazırlıksız yakaladı.
Barbar içgüdüleri onun aniden geri çekilmesini ve dövüşü sonladıracak
kadar ağır bir darbe almasını önledi. Yine de kolunda boydan boya yeni
bir yara açıldı. Geri dönüp arkasındaki cücenin kalbine kılıcını
sapladı ve sonra kılıcı hızla aşağı hareket ettirip cücenin göğsünü
boydan boya yardı. Kılıcı çıkardı. Artık tamamen hareket etme
kabiliyetine erişmiş orclara baktı. Karnın üzerinde ağzı olan ve
elleri kafasının yerinde olan bir yaratık yaklaşıyordu. Yaratığın
ellerinde sadece tahta bir sopa vardı. Ama geriden gelenlerden biri
idi sadece. Corax. orclardan birinin saldırısını durdurup kılıcın
düşmesini sağladı sonra ikinciye doğru döndüğ üzerine gelen kılıçtan
kaçarak kılıcını orcun sırtına sapladı. Sonra çekilip orcun düşmesini
bekledi ancak artık orcun ölmeyeceğini biliyordu. Ancak bir süre
oylanacaktı. Yan tarafta cücenin tekrar canlandığını görebiliyordu.
Hızla o yöne koşup Cücenin iyileşmiş karnını tekrar yardı. Tam da
garip görünüşlü yaratığın arkasında belirdiği anda. Saldırıdan ancak
bir ayağı üzerinde eğilerek saldırıdan kaÃ?abildi. Bu aynı zamanda
sağlam orcun da darbesinin sırtının içine gömülmesi yerine sırtını
çizmesini sağladı. Acının da verdiği güçle kılıcını geriye savurup
orcun bacağını kesti. Orcun saldırısını durdurmuştu. Ancak bu Coraxın
baş etmek zorunda kalacağı yeni bir düşman demekti. Az ilerde altın
renkli bir elf savaşa katılmak için yaklaşıyordu. Corax Ã?nündeki
yaratığın sopasını durdururken artık tamamen umutsuzluğa kapılmıştı.
Yaratığın yüzünü yardı ve geri çekildi.
Kendilerine gelen ve yaklaşan yaratıkları izledi. Kazanılması
imkansız bir dövüştü bu. Kendisine saldıran yaratıklar iyi
dövüşmüyorlardı. Aksine hareketleri kimi zaman bir zombinin ki kadar
hantalca idi. Ama sayıları başa çıkılabilecek sayıları çok fazla idi.
Ve sadece sorun sayı olsa Malovanın seçilmişi belki bir şekilde bunu
hallederdi ama bu yaratıklar ölmüyorlardı. Hiçbir şekilde
ölmüyorlardı. Corax bir kabusun içindeymiş gibi hissetti kendisini.
Ã?ıldırmış gibi bir sesle "MASK "diye bağırdı "rezil tanrı daha ne
kadar bu köpeklerine güveneceksin. Ã?ık karşıma ve dürüstçe dövüş."
Corax bir kahkaha sesi duydu. Bir an iyileşen ve kendisine doğru gelen
düşmanları durdu sonra her yer karardı. Corax arkasındaki bir sesi
duyup döndü ve sonra sırtına saplanan soğuk metali hissetti. Metal
Gücünü ona ait bir şeyleri içinden alıyor gibi idi. Sonra metal
çekildi. Corax hareket edemiyordu sonra her yer aydınlandı ve
karşısında duran gnomu gördü. Bu gnomu hatırlıyordu. Kendisine
yüzyıllar öncesi imiş gibi gelen bir süre öncesinde ona macerasında
eşlik etmiş olan gnomdu bu. Utrik. şimdi MASK ona o macera sırasında
ölen dostu gibi görünüyordu . Konuşmak hareket etmek ve karşısındaki
yalancı görüntüye vurmak istedi ama yapamıyordu. Utrik gülümsedi. Beni
tanıdın demek sana belki sana düşündüğünden de yakınım demiştim. Demek
benimle dövüşmek istiyorsun Malovanın seçilmişi ama ben bir tanrıyım
bunu unutmadın her halde buradaki her şeyim ya da hiçbir şey Madem
istiyorsun dövüşü alacaksın. Sonra Corax kendisini tekrar yarım kalan
dövüşün ortasında durdu. Arkadan gelen onlarca düşman hesaba katılmasa
bile yakınında artık altı düşman vardı. Corax kendini toparlamak için
zaman kazanacağı bir noktaya gerilemek istedi. Bir iğnenin yerden
hızla fırlayıp bacağına saplanışını hissetti. Bir zehir vucuduna
yayılıp damarlarını yakmaya başladı. MASK dövüşü keyifle izliyordu. Bu
dövüş yıllar boyunca hatırlanacak bir ibret olacaktı. Kendi savaş
kabiliyetine güvenen birisinin kendisinin altında çok altında dövüşme
kabiliyetine sahip olanlarca yenilgiye uğratılması. Bu sahneyi
yaratmak Malovan gibi güçlü bir tanrının kılıcınıa rağmen yaratmak
MASK için çok büyük bir güç harcayarak mümkün olabilmişti. Üstelik de
Coraxı daha kolay da yok edebilecekken ama buna değecekti. MASK
biliyordu ki güç geri gelebilirdi ve bu sahnenin yaratacağı yenilgi
Malovana büyük bir darbe indirecek ve MASK ve onun inanaları ve
hırsızlar bin yıl sonra tekrar bir yükseliş dönemi yaşamaya
başlayacaklardı.
Corax acının beynine doğru ilerleyişini hissetti. Bitti diye düşündü
her şey bitti. Yaklaşan düşmanlarını yok etmesi çok zordu gerilemesi
ise muhtemelen imkansızdı. Damarlarındaki zehrin onu ne derece
etkileyeceğini bilmiyordu ama etkisi geçse bile ki bu gerektiği kadar
çabuk olabilecek miydi bu da soru idi onu bekleyen düşmanlarla
yüzleşemeyeceği açıktı. Kılıcını kaldırdı ve "Malovan" diye bağırdı. "Bu adil değil. Bu dövüş adil değil............... Bana yardım et."

Barbarların ve adaletin tanrısı kendisinden çok aşağı bir güce sahip tanrı ile seçilmişinin dövüşünü izliyordu. Gücü MASKla yapılacak adil bir dövüşte onu çok çok kısa bir sürede malum edecek kadar fazla olan tanrı şimdi seçilmişinin kaybetmeye mahkum olduğu dövüşü izliyor ve bir şey yapamamanın çaresizliğini yaşıyordu. Dövüş Corax tarafından istenmişti. Her ne kadar MASK onu kandırmış da olsa. Hem de olabilecek en aşağılık yollardan biri ile. Ve Malovan ın böyle bir dövüşe müdahale etmesi mümkün değildi. En azından direk olarak. Malovan seçilmişinin çağrısını duyduğunda bu düşüncelerle dolu idi. O çağrının tanrıya hissettirdikleri hissettirdikleri Malovanın tanrı olarak sorumluluklarını dahi unutturacak kadar güçlü idi. Tanrı MASKın krallığına inmeyi ve onu yerlebir etmeyi düşündü ama bu seçilmişinin de kendisinin de sonu olurdu. Başka bir yol olabilir mi idi? Adaletin tanrısının ve onun ötesinde düzenin efendilerinin itiraz edemeyecekleri bir yol.
Corax kafasının içinde o sesi duyduğunda artık çaresizdi. Umutsuz çağrısının ardından sadece birkaç saniye geçmişti ama bu süre onun için çok uzundu. ve dümanları da yaklaşmayı sürdürüyordu.
Sonra Malovanın sesini duydu. Cesur ol seçilmişim. Tanrına ve bileğine güven karşında onursuzluğun ve düzenbazlığın efendisi olabilir ama sana kazanmak için bir şans verilecek. " Sonra Corax kılıcına dolan gücü hissetti. Bir an sonra kılıç kırmızı bir ışık saçarak parlıyordu. Kılıcın tüm güçleri geri gelmiş ve Malovanın tanrısal gücünün önemli bir kısmı daha bu kudretli silaha aktarılmıştı. Artık Corax ın kazanmak için bir şansı vardı.
Hiç bir ışık aynaya baktığınızda gördüğünüz karanlığı yok edemez.
MASK
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 276
Joined: Tue May 20, 2003 10:00 am
Contact:

Post by MASK »

Corax haykırarak önündeki onlarca düşmana karşı haykırarak saldırdı. Zehirin etkisi saldırının ilk dakikalarında kılıcın gücünün bir bölümünün Corax a aktarılması ile yok olmuştu. İlk saldırsı cüceyi vurdu. Ve nerden geldiği bilinmeyen bir yıldırım cücenin üstüne düştü. Cüce saniyeler içinde yok olmuştu. Sonra arkasından gelen orc saldırısını savuşturdu. Geriye dönüp ikinci orcu durdurdu eğilip üçüncü bir kılıcın üstünden savrulmasını sağladı ve sonra ayağı üstünde dönerek arkasındaki orca darbe indirdi. Elleri kafasının üstündeki garip yaratık sopayı savurdu. Corax kılıcı yaratığın boş kalan sırtına indirdi. Elfin kılıcı bir saniye sonra koluna indi ama Corax ın hafifçe dönmesi onun sadece bir çizik bırakmasına neden oldu. Bu arada MASKın diğer yaratıkları yaklaşıyorlardı. Sonu gelmeyecek gibi gelen bir ordu ama sonu vardı. Bunu dövüşü kaygı içindeki MASK izliyordu. Malovan dövüşe müdehale etmişti. Bu kadar ileri gitmemesi gerektiği açıktı. Malovan'ın seçilmişini bu kadar küçük düşürmemeli idi. Ordunun sonu gelmiyecek gibi görünse de yine de bu ordu MASKın gücü ile sınırlı idi. Ve Hırsızların tanrısının gücü azalıyordu. Ã?te yandan Corax'a aktarılan güç Malovan'ın gücü onun çok alt seviyesinde bir tanrı için sınırsız gibi idi. MASK Corax'ın bir orcu daha kesişini izledi. Artık Coraxın her yok olan hasmı için nerde ise üç yeni düşman beliriyordu ama Corax kılıcının ona verdiği refleksleri insanüstü gücü ile birleştirdiğinde sayı çok da önemli gibi görünüyordu. MASK gülümsedi ama sayı önemli idi. Malovan her ne kadar kendi gücünü seçilmişine aktarsa da güç ancak Corax'ın bedeni var oldukça oradaki varlığını koruyabilirdi. Corax'ın zayıf insan bedeni eğer o beden yok edilirse MASK kendisinin en büyük düşmanı olan o tanrıyı altedebilecekti. Malovan var oluşunun en büyük acısını yaşayacaktı.
Corax tanrısının ismini haykırarak saldırmayı sürdürüyordu. Ã?evresi yanmış cesetlerle dolu idi. Tanrısının ismini haykırarak saldırıyordu. Vucudundaki yaraların üçte biri bile en güçlü kuzey barbarını bayıltmaya yeterdi ama Corax Malovanın seçilmişi idi ve şimdi bedeninde tanrısının gücü dolaşıyordu. Sonra çevresini saran grup giderek azalmaya başladı. Derken Corax son bir gnomu ardından da bir goblini biçti. Sonra bitti. İçinde o korkunç öfke varlığını koruyordu ama kendine hakim olmaya çalıştı. "Evet MASK" dedi "yapabileceğinin hepsi bu mu? "
Ã?nünde tekra o tanıdık gnom belirdi ve Corax'a güldü sonra ona "Bunu tekrar desene barbar " diye seslendi. Corax haykırarak saldırdı. "Sefil tanrı köpeklerini öldürdüm sıra sende. Bir anda bir alev çemberi etrafını kapladı. Koşarak çemberden çıkmaya çalıştı ama alevler bitmeyecek gibi idi. Bedenini kaplayan korkunç acıya dayanmaya çalıştı ve tam teslim olacakken alevler yok oldu. Corax'ın bedeni ciddi şekilde yanmıştı yine de dimdik ayakta durmayı ve kılıcını kaldırmayı başardı. "Bunun seni eğlendirdiğini umuyorum." dedi nerden geldiği belli olmayan bir ses. "Neredesin?" diye bağırdı Corax.. Arkasından gelen "burada" diye bir ses duydu. Vucudunun sınırlarını zorlayarak sese doğru gitmeye başladı. Ses arada tekrarlanıyordu. "Buradayım barbar barbar buradayım." Gelsene." Bu sözler Corax'ın öfkesini arttırıyor ve yeni bir güçle ilerlemesini sağlıyordu artık tüm sağduyusunu kaybetmişti aklında sadece MASKı nefret ettiği tanrıyı yok etmek vardı.
MASK Malovanın seçilmişinin hazırladığı tuzağa yaklaşmasını izledi. Yavaş korkarak ama yine de durmadan yaklaşmasını.... Yeni bir ilüzyon hazırlayacaktı öncekinin sarsıntısını yaşayan Coraxı irkiltecek bir iluzyon ve onun sınırlarının sonuna gelmiş bedenini bizzat yok edecekti. Tıpkı Malovanın hoşlanacağı gibi diye düşündü. Kılıçla... Sessizce efsanevi kılıcı Gölgefısıltısına baktı.
Corax sesi takip etmeyi sürdürüyordu. Sonra bir anda ses sustu. Corax bir defa daha neredesin diye bağırdı. Ve etrafında dört bir yandan aynı sesi duymaya başladı. Buradayım buradayım buradayım. Corax çevresine dört bir yana baktı hiçbir şey yoktu. Ve ses gittikçe hızlanıyordu. Corax aklını kaybedecek gibi hissediyordu. Bir adım geriye attı ve ayağının bir tuzağı çalıştırışının sesini duydu. Tepesinden yağan kılıçlara bakakaldı. Artık sonu gelmiş gibi idi. Kılıçların sayısı çok fazla idi. Ve çok geniş bir alan boyunca aşağı düşüyorlardı. Coraxın kaçabileceğinden daha geniş bir alanda. Sonra herşey iki saniye kadar bir sürede gelişti bir anda arkasında bir şey hissetti. İçgüdüsel olarak döndü. Ve garip gölgemsi şekli gördü. Ve o anda onun ne olduğunu anladı kılıcı ile tüm savaş boyunca atmadığı bir haykırışla atıldı. Malovanın kılıcı gölgenin içine girdi.
MASK ne olduğunu anlamadı Corax'ın kendisini görmemesini gerekiyordu sonra o acıyı duydu yüzyıllar önce Cyricin ona tattırdığı acı... şimdi bunu tekrar hissediyordu tanrısal gücü yavaş yavaş çekiliyordu. "Hayır" diye haykırdı. "Beni farketmemen gerekiyordu. Benim iluzyonumu farketmiş olamazsın."
MASK içinde ince bir kadın ses duydu: " Bir daha o rezil ilüzyonlarına güvenmeden tekrar düşün. " "Mystra" dedi MASK bir zamanlar henüz bir ölmlü olduğu sırada sevgilisini öldürdüğü kendisini de öldürmeye çok yaklaştığı tanrının adını anarak "Hayır Mystra ilüzyonlar bana aittir onları elimden alamayacaksın." Mystra nın kahkahası yankılandı: Ã?yle mi düşünüyorsun MASK onları aldım bile."
MASK yüzünü kaldırıp kendisine nefretle bakan barbarla yüzleşti. Bu sondu herşeyin sonu. Tek bir ümit belki diye düşündü. Ve basit bir büyüyü söylemeye başladı. Corax MASK ın mırıldandığını duyuyordu ama Mystranın büyüsü bile MASKın İlüzyonların efendisinin sesinin ve görüntüsünün tamamen ortaya çıkmasını sağlayamazdı. Corax önündeki acı çeken tanrıya baktı iindeki nefret başka bir duygunun yaşanmasını engelliyordu kılıcı biraz daha bastırdı. "Son duanı et sefil tanrı" dedi. "Tabii dua edebileceğin birisi varsa" dedi. Sonra bir an sonra MASK gözleri önünde yok oldu.
(bugün hikayenin sonunu getireye çalışacağım yoksa yarın)
Hiç bir ışık aynaya baktığınızda gördüğünüz karanlığı yok edemez.
MASK
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 276
Joined: Tue May 20, 2003 10:00 am
Contact:

Post by MASK »

Corax şaşkınlık içinde idi. Tam elinin altında iken kaçmış olamazdı. Ama gitmişti işte. Kendi kendine ne yapacağım şimdi dedi buradan nasıl çıkacağım dedi. Etrafındaki sisle kaplı gölgelere bakarak bir çözüm aradı. Ã?özüm yoktu sonra bir kadın sesi duydu. Bir kadın sesi sessizce konuşan insan olamayacak kadar güzel bir kadın sesi. Kadın mırıldanıyordu ve sesi gittikçe artıyordu. Corax çevresine baktı hayır ses beyninde idi. Sonra sesin söylediği cümleleri duydu "MASK kaçmadı. Hala yakınlarda.... Onu ara." Sonra ses durdu. Corax sözlerin doğruluğundan belki de tam da umduğu sözler olduğu için şüphe etmedi. "Peki öyle ise MASK" diye bağırdı. Seni bulacağım. Her yere her gölgeye bakacaktı. Ve bulunduğu yerin çevresinde daireler çizerek aramaya başladı.

MASK Coraxın birkaç metre ilerisine gidebilmişti. Gücü sınıra çok yakındı. Kendi boyutundan Fearuna kaçmak ve yeniden gölgelerin ve hırsızların gücünü toplamak istiyordu ama çok geçti. Coraxın şaşkın bakışlarını ve onu arayışını seyretti. Onu bulması kolay değildi. Kılıç onu büyük oranda tuzaklardan koruyacaktı özellikle tuzakları örten büyü etkisini yitirdikten sonra. Ama MASK'ı eninde sonunda bulacaktı. Vucudun kalan güç hareket etmesine bile zar zor müsade ediyordu. MASK kendi gölgesinin gücünü kullanarak son bir kurtulma şansına kavuşabilirdi ama bu ufak çok ufak bir şans olurdu. Ve çok şeyi riske atacak bir şans. Onun temsil ettiği ve hissettiği herşeyi.

Yaratılışından beri bencil bir tanrı olarak biliniyordu. Ã?yle olması gerekirdi. Toril denen evrenin yaratıcısı Ao sistemin ancak iyi ve kötü arasındaki denge korunursa varolacağına inanmıştı. Bu nedenle sistemi kurarken onun koruyucusu olan tanrıların bazılarının içinde iyi hiç bir özellik olmamalı idi çünkü Aoya göre bu tanrılar temsil ettikleri kavramarı ve bunun da ötesinde düzenin devamını ancak böyle sağlayabilirlerdi. Ancak Ao'nun birçok tanrıyı gerektiği gibi yaratmada başarılı olamadığı da biliniyordu. Birçok tanrı yaratılışların kendilerini mahkum ettiği ahlak yapısına isyan etmiş ve cezalarını bulmuşlardı.

Mask böyle bir şeyi asla yapmamıştı. Daima gerektiğinde en acımasız hükümleri vermekten çekinmeyen bir tanrı idi. Diğer tanrılarla çatışmış ancak bunu hırsızlığın ve temsil ettiği diğer değerlerin yücelmesi için yapmıştı. Ancak Ao MASK ı yaratırken içinde iyi bir yanın filizlenmesini de engelleyememişti. MASK bu yanı hep bastırmayı başarmıştı. Büyük şehirlerin ıssız sokaklarında, engin ormanlarda, kurak çöllerde kaderine terkedilmiş olanların çığlıkları her zaman tanrının kulaklarında idi. Bu çığlıklar varoluşundan beri susmayan çığlıklar onu bazen onbinlerce yıldır onları duymasına rağmen çıldırma düzeyine getiren çığlıklar bir konuda kendinden emin olmasını sağlamıştı. Gücünü aldığı ve hizmet edeceği bu insanlara bir var oluş şansı vermenin tek yolu acımasız olmaktı hem onları bu halde bırakan diğer tüm varlıklara hem de bu insanlardan yaşamaya devam etmeleri için gerekli disiplin ve ahlaki yeterliliği (bazıları buna ahlaksızlık da diyordu) gösteremeyenlere.
Ancak bu yok oluş durumunda MASK hele Coraxtan kaçsa bile diğer düşmanlarının kendisini bulabileceğini bilirken temsil ettiği kavramlara ve hizmet ettiklerin nisbeten büyük bir şans vermeyi kendisini kurtarmak için umutsuz bir deneme yapmaya tercih etti. Kendisi yok olacaktı artık bu kesindi. O zaman hırsızların gölgelerin ve ilüzyonların mirası ancak bir kişiye kalabilirdi. MASK gülümsedi bir an seçilmişini bir daha büyük ihtimalle geri dönemeyeceği bir yola sokmakla kendini suçladı. Sonra hayır dedi seçim kendisine hiç bir zaman sunulmamış olan seçim seçilmişinin olacaktı. Gerekli sözleri sözlerken gölgesinin yok oluşunu izledi. Sonra hançeri çıkarttı ve gerekli hareketleri yapmaya başladı. Hırsızların gölgelerin ve ilüzyonun varlığının kendi varlığında birleşmesini sağlayan o tılsım MASKın bedeni denebilecek varlığın çıkarak siyah bir sis kümesi şeklinde toplanmaya başladı. "Quel Shin eğer gerekenleri yapabilirse şimdikinden kat kat fazla olan eski gücüme bile kazanabilir diye düşündü." Cyricin saldırısının ardından MASKın güç toplama yeteneği diyarın yaratıcısı tarafından sınırlanmıştı. Ancak bu şekilde Cyricin kölesi olmaktan kurtulmasına izin verilmişti. Ama Quel Shinde böyle bir sınırlama olmayacaktı ve MASKın şimdiki gücünden onlarca kat fazla bir güce kavuşması mümkün olacaktı.
Corax önündeki sisle kaplı gölgeye ilerledi. Kılıcını dikkatle gölgeye soktu. Bir ses duyup iç güdüsel olarak yana çekildiğinde uçan oku gördüü. Kahretsin diye düşündü burada da bir şey yok. Bedeni savaşın tüm izlerini taşıyordu ama MASKı yok edebileceği duygusu onun kendini bırakmasını engelliyordu. Yine de arkasındaki siyah daireyi gördüğünde bu arama sonsuza kadar sürecekmiş gibi geliyordu. Yavaşça ilerledi ve daha önce gittiği yolu kullanmaya dikkat etti böylece siyah dairenin altındaki şekle hiçbir tuzağa yakalanmadan yaklaşmayı başardı.
MASK bir an sonra hareketleri tamamladı ve siyah küme hançerle birlikte yok oldu. Corax gülümsedi. "Büyün başarısız oldu yalanların tanrısı" MASK yorumu duyduğunda kahkaha attı hiç durmayacakmış gibi olan bir kahkaha ve sonra "yapacağını yap" dedi "Malovanın seçilmişi" Corax kılıcı kaldırdı ve Maskın kalbinin olması gereken yere sapladı. Tanrının gücünün son kalıntıları yok oluyor gibi idi. Sonra kılıçtan yayılan bir ışık kümesi Corax'ın etrafını sardı. Ve Corax nefret ettiği tanrının bir patlama ile yok olmasını izledi. Patlama Corax ın hüç görmediği kadar güçlü idi. Büyük bir bölümü yok olmuş bile olsa kılıcın sağladığı koruma Coraxı yok etmeye yetecek kadar güçlü Corax kendinden geçmiş şekilde tanrının yok oluşunu izledi ve ağzından şu sözler çıktı "Hoşçakal Hırsızların Tanrısı..."
Birkaç dakika sonra Fearunun dört bir yanında MASK rahipleri güçlerini yitirecekti. Gölgeler düzensizleşmeye başlayacak ilüzyon büyüsü kısmen dengesizleşecek. Hırsızlar yeteneklerinin bir bölümünün zayıflamaya başladığını hissedeceklerdi. Ve değişikliğin ilk olarak hissedileceği loncalardan ve MASK tapınaklarından o haber Tüm Fearun a yayılacaktı. Hırsızların Tanrısı İlüzyonların Efendisi Gölgelerin Kralı yok olmuştu. Sadece birkaç tanesi bir şansın olabileceğini anlayacaktı.
Mask acı dolu o anlar bittiğinde kendini tanrıların mezarlığında astral düzlemde buldu. Artık onbinlerce yıllık varoluş süresinde olduğun aksine güçsüz, şekilsiz sadece basitçe süzülmesine izin veren varlıktı. Ve sislerin arasında kaydadeğer hiç bir şeyin olmadığı bir düzlemdi burası. Yine de MASK bu şekilsiz beden ve boş düzlemde uzun süren varoluşu boyunca hiçbir zaman yaşamasına izin verilmeyen bir duyguyu ilk defa hissediyordu. Bu duygu özgürlüktü.
Corax Tigerheart patlama bittiğinde kendini bambaşka bir boyutta buldu. İlerde yükselen kale ve çevresini saran güçlü savaşçılar kendisini tam da olması gereken yerde hissetmesini sağlıyordu. Bu bir rüya gibi idi. Sonra uzun zaman önce gördüğü o varlıkla tekrar karşılaştı.
Malovan elini seçilmişinin omzuna koydu. "Kutlarım." dedi "Bugüne kadarki en büyük savaşında başarı ile çıktın."
"Hayır " dedi Corax "Lordum Mask ı yok eden siz ve sizin gücünüzdü ben değil."
Malovan Corax a azarlarcasına baktı. Güç onu doğru kullanan biri olmadıkça hiçbir şeyi yok edemez Corax. MASKı yok eden de güç değil onu kullanan kişi idi. Bu da sendin seçilmişim. Bugün bir tanrıyı yok ettin. Bu senin başarın."
Corax o an tanrısına layık olmanın gururunu yaşadı. Ncak bunun yanında başka bir duygu da vardı. Bir çeşit olgunlaşma gii bir duygu ya da başka bir bakış açısı ile görebilmenin şaşkınlığı. Ne olursa olsun Corax bir daha asla eski Corax olmayacaktı.
Düşüncelere dalmış Malovanın seçilmişi düşüncelere dalmışken tanrısının sesini hayal meyal duydu. "umarım boyutumu sevmişsindir seçilmişim. Bir süre burada kalırsan beni onurlandırırsın." Coraxın dalgın zihni bu sözleri onayladı. Bir süre dinlenmeye hiç olmadığı kadar ihtiyacı vardı.
Quel Shin tüm gece gördüğü korkunç rüyalardan sonra tabutunda irkilerek uyanmayı başardı. Tanrı MASK onunla konuşmuştu. Eğer gördüğü doğru ise MASK yok olmuştu ve kendisi hırsızların ve gölgelerin mutlak yok oluşunu engelleyebilecek tek umuttu. "Hayır olamaz." dedi kendine " Bin yıllarca var olmuş bir tanrı yok olmuş olamaz" her ne kadar bunun olabileceğini bilse de. Sonra hançeri gördü MASKın hançeri aynı rüyada söz verildiği gibi oradaydı. Sonra üzerindeki giysinin kol bölümünü parçalarcasına sıyırdı. Dövme orada idi göz alıcı kırmızı maske dövmesi.. İlk bakışta çok güzel ama normal bir dövme gibi görünse de vampir bunun böyle olmadığını biliyordu. Bu dövme MASKın güçlerine ulaşmanın anahtarı idi. Sadece onu taşıyanın başka bir değişle Quel-Shinin kullanabileceği anahtar. Ve o anahtarın nasıl kullanılacağı Quelin zihnine aktarılmıştı sadece onun zihnine ve hiçbir zihin okuyucunun ulaşamayacağı kadar derinlere. Sonra hançere baktı. MASKın tanrısal gücünü aktardığı o muhteşem hançer. Onu kazanmayı çok istemişti ve şimdi hançer onundu. Ama yüklediği sorumluluk.... Hançer ve dövme hırsızların tanrısının gücünün varlığını sürdürebilen son parçaları ikisi de Quele emanet edilmişti. Hayır MASKın gücünün son bir bölümü daha vardı o da Quelin kendisi idi MASKın seçilmişi olarak onun temsil ettiklerinin güçlerinin bir bölümü MASKın varlığından bağımsız olarak Quelde idi. Quel-Shin birden diyarlardaki tüm hırsızların kaderinin ona bağlı olduğunu hissetti bu zor bir seçimdi. Ama yine de karar ona aitti.
(Devamı kulaktan kulağa da MASK ın mirası adlı bölümde)
Hiç bir ışık aynaya baktığınızda gördüğünüz karanlığı yok edemez.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests