Sessizlik, doğanın özünden fışkıran bir gürültü gibi geliyordu kulağa, o sakin bahar sabahında. Bir kuş sürüsünün kanat çırpışı pamuksu gökyüzünü dolduruyor, vahşi bir hayvanın uzaktan duyulan tiz çığlığı, birbirine kenetlenerek büyümüş ormanın derinliklerinde yankılanıyordu.
Hafiften esen yelle kıpırdanan ağaçlar birbirlerine ya da kendi kendilerine kah geçmişten, akıllarında kalmış birkaç mısrasını mırıldanıyordu masalların kah şarkılarını okuyorlardı kahramanların.
Sessizlik ve tedirginlikle ilerliyorlardı el değmemiş ormanın kalbinde. Geçmişlerinde yollarını bu unutulmuş diyara sürükleyen hatıralar ve geleceklerinde tedirginliğiyle hayatın. Ancak hatıraların eziciliği ya da geleceğin kaygısı değildi nedeni kalplerinde taşıdıkları duyguların. Bu uyumdu onlarınki. Ormanda ve varlığında kaybolmaktı dilekleri. Bir parçası gibi görünmek ve hissettirmemekti kendilerini bu yaşamın halisinin sürdüğü ancak yaşam dediğimizden çok uzakta görünen, yabancı topraklarda.
Tüm çıplaklıklarıyla sahnede kala kalacaklardı sanki soğuk metalle bir dalı kesseler ya da minik bir yapak ezilse ayaklarının altında. Hissedecekti topraktaki solucan, ya da uçan kuş, belki de meyvesinde ağaç"
Sustular.
Sadece, sustular o sabah.
Ne gökyüzünün hiç o ana kadar görmedikleri kadar mavi olduğunu fark ettiler, ne de ormanın şarkısını duydular kulaklarında. Belki de dünya hiç bu kadar yeşil olmamıştı gözlerinde. Ve hayvanlar hiç bu kadar yaklaşmamıştı onlara hayatlarında. Fark etmediler.
Gözlerinden yansıyan yeşilin tonlarıyla, içlerinde büyüyen tedirginlikle, sadece ilerlediler.
Kimileri farına bile varmadı dostlarının yanlarında devrildiğini. Hatırlamakta güçlük çektikleri, silik bir andı ama batan minik bir iğneninki gibi sızladı içleri. Varlıklarıyla beraber büyüyerek ve ilerleyerek devam ettiler, sessiz bahar sabahında, o uzun yollarında.
Diğerleri, düşenler, son bir acı kasırgasıyla devrildiler; bir sonraki andaki yokluklarının ve acıların farkındalığıyla.
Yol, devam etti kalanlarla. Kimileri, düşmeye devam etti. Kimileri, ilerlemeye. Ve bir gün gelip yol bittiğinde, orman kendini kapadığında, ağaçlar bıraktığında şarkı söylemeyi kulaklarında ve hayvanlar uzaklaştığında ve çığlıkları artık duyulmadığında, hissedemediklerinde artık ağacın duygularını" işte, o anda fark ettiler gökyüzünü; lakin artık ne mavi, ne de pamuksu, eskisi gibi"
GÖÖ
GÖÖ
<div>isin felsefesi felsefenin olmamasi yani dusunmek de olmayabilir. kisacasi anlasilmaz kisacasi anlamsiz kisacasi anlamazsiniz ve anlayamazsiniz. sacmalik gorunen sacma olmayabilir ya da sacmadir zaten ya da sacmalik da yoktur belki de yoksundur belki
Tombul ufak kanatlarını pır pır çırpan Xilearnaghtranathruan rüzgardan etkilenmiyor gibiydi. Arkadaşları isminin ön ekini telaffuz edemediği için ona Xile derlerdi. Göç için yola çıkmış onlarca büyülü yaratıktan biri olan yumru yumru yanaklı ufak kısa bacaklı yeşil çizgiler ve mavi noktalarla bezenmiş kırmızı PseudoDragon Xile. Yorgunluk bilmeyen büyülü vücuduna rağmen bal dudaklarını büzmüş fiziksel değil ama psikolojik bir tembellikten dolayı yakarırcasına yanında uçmakta olan periye seslendi. Ufacık bir çocuğa benzeyen sesiyle:
"Squvaaaaa... Daha ne kadar var gideceğimiz yereeeeee..."
Squva sürekli şikayet edip bildiği soruların cevabını kendisine tekrarlayıp onu yoran dudaklarını büzmüş şirin Pseudodragon'a baktı...
"Squvaaaaa... Daha ne kadar var gideceğimiz yereeeeee..."
Squva sürekli şikayet edip bildiği soruların cevabını kendisine tekrarlayıp onu yoran dudaklarını büzmüş şirin Pseudodragon'a baktı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Narin kanatlarının göz alıcı kızıllığından ve ırkının narin özelliklerini taşıyan küçük Luma Squva-Mithrol, tombul Xile"ı anlayışlı bakışlarla süzdü.
Ã?evrelerinde dönen onca olaya ve çoğunu fark edememelerine rağmen belki hala içlerinde taşıdıkları büyünün ince ağlarından ne Xile ne de Squva-Mithrol göçün yaşattığı yıkıcı etkiden çevrelerinde sızlanan ve bir çeşit sarhoşluk hastalığının kurbanı olmuş insanlar kadar derinden etkilenmiyorlardı. Onlar için bu "Göç" sıkıcı bir yolculuktan ibaretti; büyülerini bile çok az kullanabildikleri ve belki de bu yüzden sıkıcı olan bir yolculuk. Ve belki de büyüleri olmadan aşmaları bir yolculuk"
Squva-Mithrol fazladan harcayacakları en ufak bir enerji kırıntısının bile ileride onlar için büyük nem taşıdığının bilinciyle hareketlerine özen gösteriyordu. Küçük Pseudo Dragon"unun da aynı bilince sahip olmasını dilerdi. Lain devrilmeye başlamış insanlar gibi olabilirdi yol ilerledikçe, çetinleştikçe ve farkında olmasa da büyüleri belki de kendilerini kurtarmak için tutunabilecekleri tek dal olacaktı.
Bir parça hoşuna gitmesinden, bir parça da enerjisini saklamak istemesinden, küçük Xile"ın kendisine sadece Squva demesine aldırış etmedi. Ve onu her zamanki gibi yanıtsız bırakmadı;
"bir bakış, bir dokunuş,bir his"
istediğinde sen uçurmasını seni
diyarlara, başka diyarlara,
bitecek yolun,
sen sona ulaştığında""
Luma= bir çaşit peri türü. Elfcesi= miskala
Squva=insan dinde kizil, kırmızı anlamına gelir
Mithrol ise lumaların ozelliklerini nitelendiren buyulu yaratık anlamına gelen insan dilinde bir sozcuktur.
(neden insan dili farklı diye sorarsaniz; bu benim dunyam!! )
Ã?evrelerinde dönen onca olaya ve çoğunu fark edememelerine rağmen belki hala içlerinde taşıdıkları büyünün ince ağlarından ne Xile ne de Squva-Mithrol göçün yaşattığı yıkıcı etkiden çevrelerinde sızlanan ve bir çeşit sarhoşluk hastalığının kurbanı olmuş insanlar kadar derinden etkilenmiyorlardı. Onlar için bu "Göç" sıkıcı bir yolculuktan ibaretti; büyülerini bile çok az kullanabildikleri ve belki de bu yüzden sıkıcı olan bir yolculuk. Ve belki de büyüleri olmadan aşmaları bir yolculuk"
Squva-Mithrol fazladan harcayacakları en ufak bir enerji kırıntısının bile ileride onlar için büyük nem taşıdığının bilinciyle hareketlerine özen gösteriyordu. Küçük Pseudo Dragon"unun da aynı bilince sahip olmasını dilerdi. Lain devrilmeye başlamış insanlar gibi olabilirdi yol ilerledikçe, çetinleştikçe ve farkında olmasa da büyüleri belki de kendilerini kurtarmak için tutunabilecekleri tek dal olacaktı.
Bir parça hoşuna gitmesinden, bir parça da enerjisini saklamak istemesinden, küçük Xile"ın kendisine sadece Squva demesine aldırış etmedi. Ve onu her zamanki gibi yanıtsız bırakmadı;
"bir bakış, bir dokunuş,bir his"
istediğinde sen uçurmasını seni
diyarlara, başka diyarlara,
bitecek yolun,
sen sona ulaştığında""
Luma= bir çaşit peri türü. Elfcesi= miskala
Squva=insan dinde kizil, kırmızı anlamına gelir
Mithrol ise lumaların ozelliklerini nitelendiren buyulu yaratık anlamına gelen insan dilinde bir sozcuktur.
(neden insan dili farklı diye sorarsaniz; bu benim dunyam!! )
<div>isin felsefesi felsefenin olmamasi yani dusunmek de olmayabilir. kisacasi anlasilmaz kisacasi anlamsiz kisacasi anlamazsiniz ve anlayamazsiniz. sacmalik gorunen sacma olmayabilir ya da sacmadir zaten ya da sacmalik da yoktur belki de yoksundur belki
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Tüm gökyüzünün ahenkini bozan bir duman tabakası yükseliyordu ağaçlar arasından. Bu dumanın kaynağı geniş bir kayın ağacının dalına yaslanmış olan İmp'in şekilli piposundan geliyordu. Yaklaşan peri ile ejderciği kısık gözlerle incelerken buldu kendisini.
Piposundan derin bir nefes çekti ve üflediği duman şekil alamaya başladı. şekil yavaşça bir peri ve onu takip eden bir ejderğe büründü.
Kırmızı gözleri parlamaya başlayan İmp sivri dişlerini gösterecek şekilde gülümsemeye başladı.
"Hoş geldiniz."
Piposundan derin bir nefes çekti ve üflediği duman şekil alamaya başladı. şekil yavaşça bir peri ve onu takip eden bir ejderğe büründü.
Kırmızı gözleri parlamaya başlayan İmp sivri dişlerini gösterecek şekilde gülümsemeye başladı.
"Hoş geldiniz."
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Uzun süre hiç konuşmadan uçtular sessizliğinde ormanın. Aşağıda, yürüyen insanların düşmesine aldırmadan, içlerindeki büyüyü kullanmamanın verdiği sıkıntıyla sadece minik kanatlarnı çırptılar sessizlikte.
Küçük ejderha sıkıntı içinde başını kaldırdı. Bıkmıştı artık ifadesiz ağaçları seyretmekten ve konuşmayan Squva"nın söyleyeceği bir tek sözcüğü beklemekten.
Kaldırdı başını ve gördü" uzaklarda ama erişilemeyecek kadar değil, göçün hissettirdiği gibi, bir kara duman yayılıyor berrak mavi ancak boş, hissiz, saydam gökyüzüne.
Merakla inceledi dumanı. Acaba nereden geliyordu. Yoksa ileride orman mı yanıyordu. Ã?yleyse haber vermeliydi Squva"ya.
Ve minik sesiyle ; "Squvaaaa!!! Bak! İlede duman bulutu var. Acaba yangın mı var bir yerlerde?" ve içinden etkiledi. Yanan şu kuru ağaçlarsa üzülmem aslında"
Squva göçün verdiği sıkıntılı düşüncelerinden sıyrıldı bir an için ve kızıl kanatlarını biraz daha çırparak, bir iki adımla döverek havayı, biraz daha yukariya doğru çıktı, görebilmek için kaynağını dumanın.
Küçük ejderha sıkıntı içinde başını kaldırdı. Bıkmıştı artık ifadesiz ağaçları seyretmekten ve konuşmayan Squva"nın söyleyeceği bir tek sözcüğü beklemekten.
Kaldırdı başını ve gördü" uzaklarda ama erişilemeyecek kadar değil, göçün hissettirdiği gibi, bir kara duman yayılıyor berrak mavi ancak boş, hissiz, saydam gökyüzüne.
Merakla inceledi dumanı. Acaba nereden geliyordu. Yoksa ileride orman mı yanıyordu. Ã?yleyse haber vermeliydi Squva"ya.
Ve minik sesiyle ; "Squvaaaa!!! Bak! İlede duman bulutu var. Acaba yangın mı var bir yerlerde?" ve içinden etkiledi. Yanan şu kuru ağaçlarsa üzülmem aslında"
Squva göçün verdiği sıkıntılı düşüncelerinden sıyrıldı bir an için ve kızıl kanatlarını biraz daha çırparak, bir iki adımla döverek havayı, biraz daha yukariya doğru çıktı, görebilmek için kaynağını dumanın.
<div>isin felsefesi felsefenin olmamasi yani dusunmek de olmayabilir. kisacasi anlasilmaz kisacasi anlamsiz kisacasi anlamazsiniz ve anlayamazsiniz. sacmalik gorunen sacma olmayabilir ya da sacmadir zaten ya da sacmalik da yoktur belki de yoksundur belki
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
- Contact:
Küçük perinin gördüğü tek şey; Kocaman sırıtışı ve ilginç piposu ile kırmızı bir imp'ti. Ã?flediği duman yine şekil alıyordu ve bu sefer net bir şekilde küçük perinin bir eşini üflemişti.
İmp bir nefes daha aldı ve beklemeye devam etti.
İmp bir nefes daha aldı ve beklemeye devam etti.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
