ÖÖL RÖZGARI HANI!
Dışarıdan birkaç şıkırtı gelir...kapı o anda sonuna kadar açılır. İçeriye Göbekli, beyaza boyanmış çirkin bir yüz, kocaman çengel bir burunlu, upuzun çenesi olan, kırmızı siyahlı bir elbisesiyle bir adam girer...köşedeki soytarı yaşlı gözlerini kırparak gelene bakar. Bu nasıl tiptir böyle
Etrafa yüznün yarısını kaplayan bir sırtışla bakar...İlk anda gözüne soytarı çarpar ama bunu farketmemiş gibi davranır. Dişleri sapsarıdır ve neredeyse kulaklarına kadar varan sırtışı ağzındaki nerdeyse bütün dişlerini ortaya çıkarmaktadır...sanki deyimin gerçeğe yansımasıdır bu sırıtış. Lakin bu hiç de içten bir sırıtış değil aksine oldukça rahatsızlık verici bir sırıtıştır. Yeterince dikkat çektiğini düşündüğünde elleri belinde bara gider. her hareket ettiğinde başındaki gülünç, saçaklı başlığından ve kıyafetinin bilimum yerlerindeki çanlardan şıkırtılar gelmektedir. İnsanların bakışlarının hala üstünde olduğunu görünce hafifçe kikirder. dikkat çekmek her zaman çok hoşuna gitmiştir...
"Evet? Huhuuu!!! Bir şey mi dilemiştiniz baylar bayanlar? Ne yapmamı bekliyorsunuz soytarılık mı? Hahahah!" isterik bir kahkaha atar. aynı zamanda yağlı göbeği aşağı yukarı oynamaktadır." İstediğiniz bu mu? havada bir kaç takla, bir kaç parande ve gülücükler!!! Ay ay ay. güldürmeyin beni insancıklar. soytarılık istiyorsanız köşedeki o sulugözü izleyin. pek bir melankolik ve zavallı gözüküyor. asıl soytarı orada."
Bakışlar aynı anda köşedeki soytarıya döner. İnsanların bakmadığı yönden ise:
"Hancı bana köpüklü bir bira getir." diyen diğer şaklabanın sesi duyulur duyulur.
Etrafa yüznün yarısını kaplayan bir sırtışla bakar...İlk anda gözüne soytarı çarpar ama bunu farketmemiş gibi davranır. Dişleri sapsarıdır ve neredeyse kulaklarına kadar varan sırtışı ağzındaki nerdeyse bütün dişlerini ortaya çıkarmaktadır...sanki deyimin gerçeğe yansımasıdır bu sırıtış. Lakin bu hiç de içten bir sırıtış değil aksine oldukça rahatsızlık verici bir sırıtıştır. Yeterince dikkat çektiğini düşündüğünde elleri belinde bara gider. her hareket ettiğinde başındaki gülünç, saçaklı başlığından ve kıyafetinin bilimum yerlerindeki çanlardan şıkırtılar gelmektedir. İnsanların bakışlarının hala üstünde olduğunu görünce hafifçe kikirder. dikkat çekmek her zaman çok hoşuna gitmiştir...
"Evet? Huhuuu!!! Bir şey mi dilemiştiniz baylar bayanlar? Ne yapmamı bekliyorsunuz soytarılık mı? Hahahah!" isterik bir kahkaha atar. aynı zamanda yağlı göbeği aşağı yukarı oynamaktadır." İstediğiniz bu mu? havada bir kaç takla, bir kaç parande ve gülücükler!!! Ay ay ay. güldürmeyin beni insancıklar. soytarılık istiyorsanız köşedeki o sulugözü izleyin. pek bir melankolik ve zavallı gözüküyor. asıl soytarı orada."
Bakışlar aynı anda köşedeki soytarıya döner. İnsanların bakmadığı yönden ise:
"Hancı bana köpüklü bir bira getir." diyen diğer şaklabanın sesi duyulur duyulur.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
İçeri giren ikinci soytarının göbeğine bakarken derin düşünceşere kapıldı.Acaba bugün çifçinin aradığı domuzu bu soytarı bütün olarak yutmuş olabilir mi?Belki...
Sonra boşalttığı tabağını ittirdi ve arkasına yaslandı. Sağ eliyle esneyen ağzını kaparken sol eliyle bardağını tutmaktaydı.Ağlayan soyatarıyı görünce bilinçsizce dudakalarından bir şiir döküldü.Hüzünlü ve bir damla yaş kadar elle tutulurdu.
Her damla göz yaşında
Aklıma sen gelirsin
Ã?ünkü gözyaşlarıyla sevdim seni
Ayrılışım gene göşyaşlarıyla oldu
Ölümüm de öyle olacak
Biri karşımda ağlasa,
Düşünürüm tanır mı seni acaba?
Bana olan mı olmuştur ona,
Yoksa var mıdır senin gibi bir başkası daha.
İşte biri daha hüzünlü
Benim gibi...
Acaba o da mı deli
Yoksa daha tatmadı mı en büyük hüznü
Tatsaydı tam benim gibi olurdu.
Deli ve kalabalığın ortasında yalnız
Yaşama sevincini tatmak için deliren...
Sonra boşalttığı tabağını ittirdi ve arkasına yaslandı. Sağ eliyle esneyen ağzını kaparken sol eliyle bardağını tutmaktaydı.Ağlayan soyatarıyı görünce bilinçsizce dudakalarından bir şiir döküldü.Hüzünlü ve bir damla yaş kadar elle tutulurdu.
Her damla göz yaşında
Aklıma sen gelirsin
Ã?ünkü gözyaşlarıyla sevdim seni
Ayrılışım gene göşyaşlarıyla oldu
Ölümüm de öyle olacak
Biri karşımda ağlasa,
Düşünürüm tanır mı seni acaba?
Bana olan mı olmuştur ona,
Yoksa var mıdır senin gibi bir başkası daha.
İşte biri daha hüzünlü
Benim gibi...
Acaba o da mı deli
Yoksa daha tatmadı mı en büyük hüznü
Tatsaydı tam benim gibi olurdu.
Deli ve kalabalığın ortasında yalnız
Yaşama sevincini tatmak için deliren...
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
-
jesterthedoommaker
- Kullanıcı

- Posts: 49
- Joined: Mon May 10, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
soytarı içeri giren "şAKLABANI" görünçe ani ve sert bir hareketle yaşları siler yüzünden biraz önçeki hüzünlü varlıkların içine işleyen bi o kadarda rag-hatsız ediçi görüntü yerini gözlerde meydan okumaya dudaklardaysa alaycı bir sırıtışa bıkakmıştır ayağa nazikçe kalkıp "yanıma buyurmazmısınız sevgili soytarıçık tabi kendinizden eminseniz yanım boştur!........................."
Jester cares not,
Whatever you live or not!...
Whatever you live or not!...
Birasını tek, kocaman bir yudumda bitiren kolları ile ağzını sildi. Arkasından kendisine güldüğünü farkettiği bir adamın zavallı sesini duydu; ama bunu umursamadı.
Dirseklerini bara dayıyarak arkasını döndü. Yüzündeki sırıtış bir anlığına yok olmuştu. Bir şeyden hoşnutsuzdu anlaşılan. Ardından yine ince uzun yüzünü büyük bir sırıtış kapladı. Saşklaban yaklaşırken masadakiler onu daha rahat görme fırsatını elde ettiler. Ã?sütündeki bütün kiyafetler pahalı kadifeden dikilmişti. Oldukça 'paralı' olduğunu anlaşılıyordu. Bu bazılarının dikkatini çekmişti...
Soytarının yanında geldi. Parmağını şıklatarak garsonu çağırdı.
"Bana bir bira daha getir çocuğum...hadi çabuk!" Koyu kahverengi gözlerinı soytarıya çevirirken "Ne demek kendinizden eminseniz?" sözleri duyuldu yarım yamalak ağzından...
Dirseklerini bara dayıyarak arkasını döndü. Yüzündeki sırıtış bir anlığına yok olmuştu. Bir şeyden hoşnutsuzdu anlaşılan. Ardından yine ince uzun yüzünü büyük bir sırıtış kapladı. Saşklaban yaklaşırken masadakiler onu daha rahat görme fırsatını elde ettiler. Ã?sütündeki bütün kiyafetler pahalı kadifeden dikilmişti. Oldukça 'paralı' olduğunu anlaşılıyordu. Bu bazılarının dikkatini çekmişti...
Soytarının yanında geldi. Parmağını şıklatarak garsonu çağırdı.
"Bana bir bira daha getir çocuğum...hadi çabuk!" Koyu kahverengi gözlerinı soytarıya çevirirken "Ne demek kendinizden eminseniz?" sözleri duyuldu yarım yamalak ağzından...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
jesterthedoommaker
- Kullanıcı

- Posts: 49
- Joined: Mon May 10, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Soytarılığı küçümsüyosun sözlerinde,beni umursamıyomuş gibi göstermeye çalışıyosun gözlerinde söyle şaklaban bu kadar eminmisin gerçekten benden üstün olduğuna!! Gel yanıma ve öğren bir soytarıyla bir şaklabanın arasındaki farkı!!!!!!!!!!!........................
Jester cares not,
Whatever you live or not!...
Whatever you live or not!...
RP dışı: yazdıklarım kayboldu!!!!!!! allah kahretsin!
RP içi...
Söylenen bütün sözleri duymazlıktan geldi. özellikle arkasından gelen o zavallı vızıltıyı...
"Bazı şeyleri açıklığıa kavuşturalım bir kere. Bir kendimi sizden üstün görüğümü nerden çıkardınız? İki benim şaklaban olduğumu nerden çıkardınız. Ağzımdan öyle bir söz çıktı mı? ve üç BENİM KAHROLASI BİRAM NERDE. HEMEN İSTİYORUM BİRAYI SENİ SEFİL HANCI!!!" adamın yüzünden gülümsemesi yok olunca adete farklı bir tipe bürünüyordu. pek tekin olmayan bir tip.
"Bu arada tabii ki şaklaban ile soytarı arasındaki farkı biliyorum. Ama buradaki zavallı insanlar bilmiyor olabilirler. onlarıı da bilgilendirmek lazım öyle değil mi?" çantasındna bir kitap çıkarır ve hızla karıştırmaya başlar. ayağa kalkıp gür bir sesle okumaya başlar.
"Soytarı- ki bu sen oluyorsun- sanat yönünden pek değeri olmayan söz ve davranışlarla seyircilkeri güldürüp eğlebdiren kimse ve diğer anlamı ise davranışları tutarsız, kendine güvenilmez kimse. şaklaban ise şen, şakacı, güldürücü -evet bu benim- ve diğer anlamı dalkavuk. aslında bu pek ben olmayabilirim. her neyse...bu arada..." sözünü bitirmeden birası gelmişti ve büyük bir iştahla içmeye koyuldu...
RP dışı: yazdıklarım tamamen karekterleredir ve bunları söyleyen yine hayali bir karakterdir...şahıslara herhangi bir şekilde hakaret amacaı asla gütmüyorum.
RP içi...
Söylenen bütün sözleri duymazlıktan geldi. özellikle arkasından gelen o zavallı vızıltıyı...
"Bazı şeyleri açıklığıa kavuşturalım bir kere. Bir kendimi sizden üstün görüğümü nerden çıkardınız? İki benim şaklaban olduğumu nerden çıkardınız. Ağzımdan öyle bir söz çıktı mı? ve üç BENİM KAHROLASI BİRAM NERDE. HEMEN İSTİYORUM BİRAYI SENİ SEFİL HANCI!!!" adamın yüzünden gülümsemesi yok olunca adete farklı bir tipe bürünüyordu. pek tekin olmayan bir tip.
"Bu arada tabii ki şaklaban ile soytarı arasındaki farkı biliyorum. Ama buradaki zavallı insanlar bilmiyor olabilirler. onlarıı da bilgilendirmek lazım öyle değil mi?" çantasındna bir kitap çıkarır ve hızla karıştırmaya başlar. ayağa kalkıp gür bir sesle okumaya başlar.
"Soytarı- ki bu sen oluyorsun- sanat yönünden pek değeri olmayan söz ve davranışlarla seyircilkeri güldürüp eğlebdiren kimse ve diğer anlamı ise davranışları tutarsız, kendine güvenilmez kimse. şaklaban ise şen, şakacı, güldürücü -evet bu benim- ve diğer anlamı dalkavuk. aslında bu pek ben olmayabilirim. her neyse...bu arada..." sözünü bitirmeden birası gelmişti ve büyük bir iştahla içmeye koyuldu...
RP dışı: yazdıklarım tamamen karekterleredir ve bunları söyleyen yine hayali bir karakterdir...şahıslara herhangi bir şekilde hakaret amacaı asla gütmüyorum.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Sırıtışını bozmadan arkasına baktı.Kimse yoktu.Demek ki ona diyordu."Komik bir şey mi vardı?.... Hayatın kendisi komik değil mi zaten? "Rahatça arkasına yaklaştı ve aklına gelen şeyle sırıtışı daha da arttı.Belki kavga ikisi arasında çıkardı.Eğer öyle olursa kesin burda olurdu, olması gerekirdi.Yoksa nasıl burda kavga edebilirdi ki?...
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests