Anlatacak komik veya enteresan FRP anıları olanlar için. Geyiğin sınırları burada belirlenecektir...
Ayyaş Porsuk Hanı'nın bu güzide salonu, tüm ziyaretçilerimize açıktır.
Öncelikler herkese merhaba buradaki ilk mesajım bu.
Size acayip bir FRP geyiği anlatıcam ama biraz belden aşağı.
Arkadaşlarla OrtaDünya'da geçen bir oyun çeviriyorduk. DM'imiz Rohanlı bir arkadaşın üstündeki zırhı anlatıyordu. Dedi ki "Göğüsünün üstünde kocaman bir at başı var". Ciddi ciddi giderken böyle bir anda hepimiz koptuk. Baş, ne başı vs vs. Biraz toparlamaya çalıştık. DM devam etti: "Kılıcının kabzasının ucunda da at başı var"
Tahmin edebileceğiniz gibi gülmekten öldük ve toparlanamamız bir hayli zaman aldı.
göğüsteki at başına verilen tepkiden sonra DM niye hala kının ucundaki başta direnmiş anlamadım. herhalde onun da amacı partiyi gülmekten yarma olsa gerek
Karanlık yolumu gösterir, sessizlik gerçeği bana fısıldar. Onlar benim yoldaşım, ben onların parçası.
Hmm... Arkadaş uzuncaydı heralde. Kılıcı da büyük olmalı. Ben o Rohanlı arkadaşın yerinde olsam ilk savaşta kılıcı atar orc baltasıyla savaşmaya devam ederim sırf elimde güvenilir bir şey tutmuş olmak adına
Aynı tarz bir kılıç bizde de kanuşuldu ama gülmedik. Sanırım fesatlık derecesi ve sinir katsayısı ile alakalı bu tür patlamalar... Bir de DM'in niyeti tabii öncelikle...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Kaelthas wrote:Abi ben bizim oyunadılerı anlatsam, ki anlatamam ama orda olsaydınız eyer olmaz boylebır sey derdınız.
bencede...dm'in amacı güldürmekmis bence...bide söle bi olay var simdi oyunda birisi gülmeye baslayınca otomatikman bende gülüyorum nedense:)sora benden baslayıp zincirleme bütün party gidio....
- kapıdan giriyorsunuz odanın içinde bir masa var masanın üstündede üç tane kase biride kırık.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
DM ben iken bir savaş sahnesinde, kalenin surlarındaki okçulara kral şu şekilde bağırmıştı; "OKÃ?ULAR!! KILIÃ?LARINIZI Ã?EKİN!!"
ben ne kadar okçuların da kılıç taşıyabileceğini ve surlara tırmanan düşmana ilk onların gireceğini açıklamaya çalışsam da nafileydi, o cümle harbi komik gelmişti ve oyuncular etrafımda kahkahalarla uçuşmaktaydı...
Hah aklıma geldi bi de şunları yazayım çok komik bunnar (Kusura bakma Erinç bey )
Bahsettiğim şahıs DM iken; ormanda kamp kurmuştuk, klasik olaraktan nöbetteki kişi (ben) etraftan haşır huşur ayak sesleri duymuş ve fırlayıp bi kuytuya saklanmıştım. Beklemiş ve ne gördüğümü sormuştum, DM'den cevap; "2 tane şövalyeli zırhın yaklaştığını görüyorsun..."
önce ilk tepkim normaldi "Hımm..." diyerekten, o anda sanki bi time stop büyüsüyle zaman durdu ve "Bi dakka bi dakka sen ne dedin? şövalyeli zırh?" diye bi uğultu yükseldi oyunculardan. ve ardından tabi ki... POAAAAAAAAAAHAHAHAHAHAAAAAAAA!!!
2 tane zırhlı şövalye diyecekti ama artık çok geçti... her neyse bi tane daha var o da şöyle, yine aynı DM; biz oyuncular olaraktan bi şehre gitmemiz gerekmişti ben de DM'e şehir hakkında neler bildiğimi sormuştum. DM bişeler annatmaya başladı ve arada şöyle bi cümle geçti; "........Her ırktan insan var........."
!!!!!!!!!!!!!