Ufak bi Öadır

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Just_wiN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 690
Joined: Wed Mar 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Just_wiN »

bunun doğru şey olduğunu biliyordu çünü kapı kulu askerlerinin en keskin kulaklı kişilerden seçildiğini duymuştu tam geçmesine hazırlanırken onu öldürmeye çalışan bir askerle uğraşırken herkesin bu sesi duymasıyla birlikte oraya doluşacağını kestirmişti yürümeye dewam etti ta ki kulağının hemen yanından geçen bir okun wızıltısını duyana kadar bir tuzağı harekete geçirmiş olmalıyım derken çıkış kapısının oradan gelen bir asker bölüğünün oku attığını farketti ardından koşmaya başladı zira arkasından gelenler ona hiçde dostça dawranmıyorlardı
çok zaman geçti çok şey değişti...
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

Palisdan bu sefer olan bitenden geç haberdar olduğu için kendini azarladı. Tamam bu bir yolculuk sırasında olmasından dolayı olabilirdi ama gene de bir Gölge Lord takipçisinin böyle bir olaydan bu kadar geç haberi olması kabul edilebilecek gibi bir şey değildi.

Geç veya değil yapması gereken işler vardı ama. Tapınaklar arası anlaşmalar gereği yükümlülükleri vardı. Diğer tapınakların temsilcilerinden daha geç -hatta en son!- varacağının bilinci onu rahatsız ediyordu. Belki de şu an bu anlaşmaları ihlal ettiğim düşünülmeye başlamıştır diye düşündü ve adımlarını hızlandırdı.

Renkli ufak çadırı gördüğünde kapıya kadar yavaşlamadı. Kapıdan da şaşırarak rahatlıkla geçti; bu acaba anlaşmalardan dolayı gelişinden mi, iyi niyetli gelişinden mi yoksa her zaman için açık olduğundan mı kaynaklandı bilemedi ama aklına yoldaşların bir sözü geldi "şansını sorgulamak yarar sağlamıyorsa boşver gitsin".

Ã?adıra girdiğinde Dragonfire inananları haricinde başka kimse yoktu, artık herkes gitmişti demek. "Bu kadar" gecikmiş olmayı beklemiyordu doğrusu. En iyisinin kendisine bakanlara niyetini açıklamak olduğuna karar verdi.

"Merhaba arkadaşlar ben Lord Quel-Shin'in başrahibi ve Brogel Okulu'ndan çıkma yarımelf ozan Palisdan" gülümsedi ve gerek dostane amaçlardan geldiğinden gerekse yeni başrahibin şimdilik protokol ve diplomasi kuralları içinde rahat edemeyeceğini tahmin ettiğinden araya biraz daha samimiyet katmanın zarar getirmeyeceğini düşündü, "Belki zaten bunları biliyorsunuzdur ama başka bir tapınağa girince bunu söyleme refleksim depreşiyor." Gülümsedi ama karşısındaki rahibin yüzünde yaptığı gafı farkedip hoşgören bir gülümseme yerleşince şaşkınlığını gizlemek için uğraşması gerekti -tahmin ettiğinden daha iyi eğitilmişlerdi. Buranın ününün haklı olduğunu düşündü, en sistematik ve modern yöntemlerle rahip yetiştiren tapınak. Biliyordu ama daha ilk aşamadan bu kadarını beklememişti.

Biraz daha karşılıklı gülümsenirse tapınaktakilerin nasıl gülümsediğini görmek için geldiğimi sanacaklar diye düşündü. Asıl amacını belirtmesinin uygun olacağını düşünüp yüzündeki gülümsemeyi sildi ve boğazını temizleyip konuşmaya başladı. "Lord Dragonfire ilk başrahibi ve tapınak kurucusu değerli ozan üstat Firble'in ölümünden dolayı kendim ve temsil ettiğim Gölge Lord tapınağı adına taziyelerimi sunmaya geldim."

Durdu, bu olayı yeniden hatırlatmış olduktan sonra yüzlerindeki hüzün ifadesine biraz zaman tanıdı. Firble üzerine bir konuşmaya başlamayı düşündü ama daha tam nedenlerini açıklamadan olmazdı.
"Fakat üstat Firble'nin ölümünden sonra taziyeden daha fazlasına ihtiyacınız olacaktır. Biliyorum geç kaldım ve bunun için sizlerden özür dilerim."

Özre karşılık baş sallamalar görse de gözlerde hafif anlayamama alametleri okumak Palisdan'ın garibine gitmişti. Gene de devam etti.

"Belki zor zaman gelince sözümü tutmayacağımı düşünmeye başlamışsınızdır ama işte burdayım ve anlaşmaya sadığım. Tapınaklar arası anlaşmaların gerektirdiği şekilde size yardıma hazırım.

Gözlerde olanları anlayamadığını belirten ifadeleri bu kadar açık sözlere rağmen görünce artık Palisdan dayanamayıp diplomasinin gereklerini biraz bozmayı göze aldı.

"Tapınaklar arası yapılan anlaşmalardan haberiniz var, değil mi?

Tapınaktakiler başlarını salladılar. Palisdan şaşırdı ama kabullendi, anlaşma gizli kanallardan yapılmıştı ve üstat Firble'nin tapınaktakilere bunu detaylarıyla anlatma fırsatı bulamadan ölmüş olması ya da basitçe gizli kalmasını tercih etmiş olması mantıklıydı. Gene de bu başka bir soruyu getiriyordu.

"Peki ya üstat Firble'nin ölümünden sonra gelen diğer tapınakların temsilcileri ne amaçla geldiklerini söylediler?"

"Hiç kimse gelmedi." dedi bir rahip.

İşte hiçbir şey Palisdan'ı buna tam olarak hazırlayamazdı, yüzündeki şaşkınlığı gizleyemedi de zaten. Diğer tapınakların anlaşma görüşmesini yaptıkları kişi öldü diye bir anlaşmayı yokmuş varsaymasını düz bir mantıkla açıklamak çok zordu, ahlakla açıklamak imkansızdı.

Palisdan acı acı gülümsedi, "Demek ki ne zaman doğru konuşulması gerektiğini en iyi bir Yalanlar Prensi rahibi biliyor."

Cevap gelmeyince devam etti, "Tapınaklarımız arası bir ittifağın varlığını ve gereklerini bildiğinizi varsayıyorum, bilmiyorsanız elbette yeniden görüşebilir, konuşabiliriz. Temel olarak her iki tapınağın da kendi iyi olduğu alanlarda birbirine yardım etmesi prensibine dayandığını söyleyebilirim. Hatta aslında her ne kadar geç kaldığımı söylemiş olsam da o kadar geç kalmış da değilim. Anlaşmanın gerekleri şimdiden yerine getirilmeye başlandı."

Majenta bir an için Palisdan'ın elinde bir joker kağıdı gördüğünü sandı, ima edilenin karşısıdna gözleri şaşkınlıkla açıldı. Bir daha baktığında yoktu, belki de yanlış görmüştü.

Palisdan majenta'ya gülümsedikten sonra devam etti, "Anlaşmanın devamı olarak sizin neye ihtiyacınız olduğunu görmeye geldim. Sizi açıkçası daha büyük bir karmaşa içinde göreceğimi sandığımı itiraf etmeliyim, üstat Firble tapınak sistemine ve eğitimine verdiği önemin meyvelerini topluyor anlaşılan. Emin olun sizin şu anki durumunuzu görseydi göğsü gururla kabarırdı. Her neyse ihtiyacınız olan şeyleri belirtmekten çekinmeyin.

"Gene de madem esas olarak söyleyeceklerimi bitirdim." dedikten sonra bir nefes alımlık süre içinde devam etti Palisdan, "Bırakın da üstat Firble hakkında biraz konuşayım. Onun düzene benim dengeye hizmet etmeme rağmen düzenin devamı için dengenin gerekliliğini anlayan birisiydi. Tapınağımdan olmamasına hatta belki rakip sayılabilecek olmamıza rağmen saygı duyduğum birisiydi üstat Firble. Kendisinin davanızdaki önemi ve gücü büyüktü, bunu kendisinin ölümü üzerine karanlık güçlerin bayram yapmasından da anlayabilirsiniz zaten. Bir rakiplerine bundan daha büyük bir onur verebilecekleri bir yol düşünmekte zorluk çekiyorum, saltanatları üzerindeki en büyük tehlike, korkuları kalkmış gibi davranıyorlar. Oysaki ben onların gözden kaçırdığı bir şeyi görüyorum burda; Bir Firble giderken yerine bin Firble bırakıp gitti! Hepinizin onun adını ve uğrunda öldüğü inancı layıkıyla yüceltip yükselteceğinize dair bir şüphesi olan kişinin burayı gördükten sonra aynı şüpheleri devam ettirmesi imkansız gibi."

"Üstat Firble Dragonfire inancındaki ilk şehidiniz oldu ve şehitlerinizin anılarını yüceltin, yüceltin ki yolunuzda giden diğer insanlar da gerektiğinde inançları yolunda seve seve şehit olabilsinler! şehitleriniz tanrınızın gözünde en yüksek yerlere gideceklerdir ve diyarda da en saygı gören kişilerden olmaları beklenir tanrınızın gözdesi olan şehitlerin."

Bir büyünün sözlerini söyleyip eliyle ilerdeki bir yere bir toz serpti Palisdan. Bu kutsal yerde yanlış bir büyü yaparsa büyünün gerçekleşmesinin Dragonfire tarafından engelleneceğini biliyordu ve o açıdan rahattı, yanlış bir büyü yapmıyordu. Tozlar yere düşerken bir madde biçimi alarak altın bir duvar oluşturdular, altın duvarın en üstünde gökkuşağında bulunandan bile çok renkte yazılmış "Üstat Firble - Dragonfire Başrahibi ve Tapınak Kurucusu, Değerli Ozan" yazıyordu.

"şehitlerinizi bundan böyle buraya yazarsınız ve onları hatırlayıp anarsınız. Anılarınız sizinle olsun. Bu bilgiler size davanızda ilerde güç verecektir."

Konuşmasına devam edecekti ama önce susup tapınaktakilerin konuşmasını bekledi, belki de söyleyecek bir şeyleri vardır diye düşündü.
Taşlar unutana dek...
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

Rahip Palisdan tüm konuşmasını yaparken Tapınağın Gölgelerinde onu izleyen siluet sakince bekledi. Palisdan konuşmasını bitirdiğinde sakin bir tavırla ilerlemeye başladı. Sesi donuk ve duygusuz bir ses tonuydu. Zamanın değildi taşıdığı ezgi ses tonunun ölümündü.

- Anlaşma yok...

Ziyah Ejderha Pulundan yapılmış zırhının üzerinede kırmızı kısa bir cübbe vardı. Cübbesinin üzerindeki motiflerde Altın bir Ejderha pençesi bir Kumsaatini tutuyordu. Cübbesinin kukuletasının gölgesi ardında gizlenmiş kafasını kaldırdığında parıldadı. Biri Altın bir diğeri Kırmızı renkte olan gözler.

- Eski Başrahip bu anlaşmayı yaptı ve gizli tuttu ise bu anlaşma onun ile sizin aranızdadır. Artık geçerli değildir. Yeni Başrahip sizinle bir anlaşma yapmak ister ise bir anlaşma olacaktır. Fakat ben Tapınağın Koruyucusu Lord Dragonfire'in sadık askeri... Bu anlaşmanın 'Yalanlar Prensi'nin Başrahibi ile yapılmasına karşıyım...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
majenta
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 633
Joined: Sat Mar 06, 2004 10:00 am
Contact:

Post by majenta »

"Sakin ol" dedi ve şovalyenin yanından geçerek rahibin yanına geldi. "Anlaşmanın şartlarını ve sonuçlarını tam olarak bilmedikçe bu anlaşmayı ne sürdürebilirim ne de yeni bir anlaşma yapabilirim." Rahibin gözlerinin içine bakarak bekledi. Rahibe tam olarak güvenmedikçe, ki bunun nasıl olacağını bilmiyordu, hiçbir anlaşma yapmama fikrindeydi.
Sıkıntılarla dolu hayat, yer kalmıyor yaşamaya.
Just_wiN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 690
Joined: Wed Mar 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Just_wiN »

bu konuda ben de arkadaşım majentaya katılıyorum şartlar we anlaşma nedir
çok zaman geçti çok şey değişti...
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

başrahibin kafası bir anda lordunun sesi ile doldu:

"diyarda yeni yükselen gücün merkezi belli oldu.

10 towns un güneyinde hafif bir yükselti üstüne kurulmuş, içindeki çığlıklar nerdeyse her yerden duyulan bir kale, her yerden görülebilen bir kale... "
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

İçeri Kırmızı cübbeli bir büyücü girdi. Ã?nceden olsa belki gördüğüne şaşırabilirdi ama zaten içeride olanları biliyordu. Parmağındaki yüzüğü okşadı. Herkesi başıyla selamladı. Rahip Majentanın yanında durdu. Ne ilginç bir karşılaşma diye düşündü içinden. Ama ilişkilerin handakiyle alakası olmadığını biliyordu sadece komik gelmişti. Ama ciddiyetini hiç bozmadan anlaşmayı merakla dinledi.
Just_wiN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 690
Joined: Wed Mar 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Just_wiN »

eflanın yanına yürüyen zamanın rahibi onu buyur etti we haşgeldiniz sayın büyücü dedi eğer arzu ederseniz bir sandalye yaratayım size belki yolculuğunuz sizi yormuştur
çok zaman geçti çok şey değişti...
User avatar
ZorinFerador
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 33
Joined: Sun Jun 06, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by ZorinFerador »

Tek istediği şey bir parça huzurdu,Zorinin.Vatanında çıkan ve ülkesinin yenilmesine neden olan savaştan yeni dönmüştü ve şimdi bu yabancı topraklarda sanki bir güç onu içine çekiyordu.Ne düşünürse düşünsün bu gücün ona huzur verdiğini biliyordu.En sonunda küçük ve insanı mutlu eden çadır karşısına çıktı, içerden hoş bir sıcak hava dalgası onu ısıtıyordu bu rüzgarlı günde. Ã?adırın o küçük ama insanı neyin beklediğini anlatan kapısını kenara ittiğinde karşısına içeride konuşan bir gurup insan ve dışarıdan küçük görünmesine ramen geniş bir salon çıktı."Buraya ne için geldin yabancı" dedi içeriden biri ,şüpheli bir tavırla,"Gelmedim getirildim,bu çadırın kutsal havası çekti beni buraya ve şimdi sizden bana önderlik edecek, en azından ne için çağırıldığımı ve bütün bu yüce gücün nereden geldiğini anlatacak bir açıklama istiyorum,yüce rahip" dedi Zorin
önünde duran kukuletalı rahib'e...
Just_wiN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 690
Joined: Wed Mar 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Just_wiN »

rahip onu içeri dawet etti buyur zorin seni aramızda görmekten çok mutlu oldu bu güç lordumuzun limitsiz gücünün küçük bir yansımasıdır bu gücü sen de hissedebildiysen eğer içindeki iyilik kayda değer olmalı o zaman sana şunu sormalıyım lordumuzun bir sawaşçısı olmak istermisin onurlu sawaşçı
çok zaman geçti çok şey değişti...
User avatar
ZorinFerador
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 33
Joined: Sun Jun 06, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by ZorinFerador »

"Elbetteki"dedi Zorin "tabi eğer dediğiniz kadar iyilik doluysanız, hırs,kötülük ve düşmanlığı aranıza almıyacaksanız,kötülüğü bu dünyadan silip atacaksanız,neden olmasın yüce rahip"
Just_wiN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 690
Joined: Wed Mar 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Just_wiN »

kukuletasını çıkaran rahip sıcak bir gülümseme gönderdi o zaman senin Dragonfire'a olan inancını yeterli buluyorum we seni bir Dragonfire inananı ilan ediyorum elinde bulunan madalyonu -ki bunun yüzlerinde bir kum saatinin kabartmaları bulunuyordu- ona uzattı we dedi ki: Dragonfire senin yanında olsun ulu sawaşçı eğer ki tanrımızın kutsanmış sawaşçısı olmak istiyorsan sana zamanın karargahına gitmeni öneririm. orada noobu bulacaksın onunla senin için konuşacağım seni daha özen ile hazırlamasını sağlamaya çalışacağım yolun açık olsun ulu sawaşçı...
çok zaman geçti çok şey değişti...
Palisdan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 654
Joined: Thu Mar 25, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Palisdan »

Palisdan bu tepkiyi Dragonfire rahiplerinden beklemiyordu. Fakat söyledikleri onun Yalanlar Prensi'nin öğretilerini pek anlamadığını gösteriyordu, "Size dostça niyetlerle geldim, bir savaş başlatma niyetinde değilim. Size bir anlaşmanın olduğunu ve gerekirse de yeniden yapılabileceğini söyledim, bu konuda bir çekincem yok. Fakat gene de bana mantığınızla değil, anlaşma hakkında konuşarak değil önyargılarla cevap veriyorsunuz. Bunu iyiliğin diyardaki temsilcilerinden, Dragonfire rahiplerinden beklemiyordum."

Durdu, yüzlerdeki ifadeleri takip etti, güvensizlik okunabiliyordu, "Yalanlar... Yalanlar Prensinin öğretisini çok yanlış anlıyorsunuz. İçinde bulunduğumuz evren zaten başlı başına bir yanılsamadan ibarettir ve hiçbir mutlak gerçek yoktur. Aslında siz de söylediğiniz her sözcükte yalanlar söylüyorsunuz çünkü mutlak doğru -kişiden kişiye değişmeyen bir doğru- yoktur.

Gerçek ve doğru -yani gerçek olanın ifade edilmesi- görecelidir, bir şeyin gerçek olduğunu söyleyebilmek için kime göre gerçek olduğunu da belirtmek zorundasınızdır. Mesela siz benim gözlerimin canlı bir ela renginde olduğunu söyleyebilirsiniz ve doğru söylüyorsunuzdur fakat o gözleri sadece aynada ve suyun yansımasında gören ben gözlerimin daha donuk olduğunu iddia edebilirim ve her ne kadar bu benim için doğru olsa da siz onun yalan olduğunu, yalan söylediğimi söyleyebilirsiniz. Ben sadece bunun bilincinde olan ve bunun bilincinde olunması gerektiğine inanan bir rahibim. Fakat her iki taraf için de doğru olan gerçekler vardır ve anlaşmalar bu cümlelerle düzenlenir. Size söylenen şeylerin doğru olup olmadığını anlama konusunda eğer mantığınıza güvenmiyorsanız ben size nasıl bir teminat sunabilirim? Ben de ilk anlaşmamıza sadık kaldığım üzere size güvenilirliğimi ispatladığımı düşünüyorum, hele diğer tapınakların suskunluğunu düşününce."

Yeniden durdu, bir soluk aldı, "Eğer sadece önyargılarınıza dayanarak geçmiş ve gelecek tüm anlaşmaları ve çeşitli türden ittifakları reddedecekseniz sorun değil, giderim. Ben dilenci değilim, öyle davranılmasına da katlanacak değilim. Geçmiş
anlaşma bu durumda feshedilmiştir, şu ana kadar o anlaşmadan sağladığınız yararları da karşılıksız olarak verdiğimizi düşünebilirsiniz, dilenciler arada bir şeyler de verebiliyordur belki."

"Fakat size anlaşmanın ilk metnini ve şartlarını sunma şansı veriyorum, eğer benim yalan söyleyebileceğime inanıyorsanız. Cevabınızı bekliyorum. İyiliğin rahiplerinin böyle önyargılı yaklaşımlarda bulunmasını da yadırgadığımı ayrıca belirtme gereği duyuyorum."
Taşlar unutana dek...
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

Tapınağın Koruyucus yavaşça ilerledi ve Palisdan'ın karşısında durdu. Gözlerinde garip bir ahva vardı sanki adamı değilde onun geleceğini ve geçmiş hayatını inceler gibi izledi onu.

- Başrahip Vekili Majenta ve Başrahip gelene dek bu görev kendisinin... Yeni Başrahip geldiği gün tekrar ziyaretiniz beklenir Palisdan şu an değil. Bir karar verilecek ise bu kilisedeki her Rahibin ve Tapınak şovalyesinin onayı ile olacaktır. Son söz Majenta'nında olsa...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

Post by Unholy »

Tapınağın Koruyucusu dikkatle Tapınağın ortasına doğru ilerledi. Donuk ifadesi hala yüzünde bir maske gibi duruyordu. Kukuletasını geriye attı ve donuk sesi Ã?adır'ın içinde yankılandı.

- Rahip adayları savaş eğitimi almak için hazır olsunlar...

Etraftaki Rahiplere ve eğitmenlere baktı. Yüzündeki ifade değişmemişti ve sakince ardına döndü..
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests