Ufak bi Öadır
Zamanın koruyucusu yavaşça tapınağın dışına doğru ilerledi. Geriye baktı ve yüzünde anlık bir gülümseme oluştu. Tapınaktan dışarıya çıktı ve dikkatle ardına baktı. Zamanın akışı bir an yavaşladığında Tapınağın Koruyucusu zamanın akışına karıştı ve ardına silik bir ses tonu kaldı.
- Tapınak Hala gözlerimin önünde... Korunması gerektiği anda...
- Tapınak Hala gözlerimin önünde... Korunması gerektiği anda...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
-
Par-Salian
- Kullanıcı

- Posts: 184
- Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
- Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
- Contact:
o zamana kadararadığını bulamamıştı diğer tapınaklarda oysa ona çok daha uygun olduunu düşünmüştü bu düşüncelerle diyarda yürürken küçük bir çadır farketti üzerinde renkli işlemeler wardı bunu görünce merak etti bu kadar küçük bir çadırın böyle diyarın ortasında niçin kurulduğunu merak etti
içerisinde küçük bir ailenin yaşadığını düşündü we belki biraz yemek werirler bana diye düşünüp oraya yöneldi bu sırada kapıya ne kadar yaklaşırsa içindeki mutluluğun we huzurun da o kadar arttığını farketti bu küçük çadırdan içeri girdiğinde ise bunun bir büyü olduğunu anladı burası büyülüydü çünkü çadırın kesinlikle alamayacağı kadar geniş bir alana yayılıyordu içindekiler yürüdü içerde sessizce we orada bir havuz gördü içinde su olduunu düşünüp yanına gitti oysa içinde çok daha değişik şeyler yüzüyordu bu çok değişik renklere bürünebilen sıwı dikketini çekmişken onun yanına gelen kişi onu ürküttü.
//Düzeltilmiştir
içerisinde küçük bir ailenin yaşadığını düşündü we belki biraz yemek werirler bana diye düşünüp oraya yöneldi bu sırada kapıya ne kadar yaklaşırsa içindeki mutluluğun we huzurun da o kadar arttığını farketti bu küçük çadırdan içeri girdiğinde ise bunun bir büyü olduğunu anladı burası büyülüydü çünkü çadırın kesinlikle alamayacağı kadar geniş bir alana yayılıyordu içindekiler yürüdü içerde sessizce we orada bir havuz gördü içinde su olduunu düşünüp yanına gitti oysa içinde çok daha değişik şeyler yüzüyordu bu çok değişik renklere bürünebilen sıwı dikketini çekmişken onun yanına gelen kişi onu ürküttü.
//Düzeltilmiştir
ok u gördükten sonra arkasına baktı birlerinin ona ok attığını gördü koşmaya başladı tanrısından yardım istemeliydi zamanın tanrısından onun için zamanı yavaşlatmasını istemeliydi ve bütün içtenliğiyle duasını okumaya başladı
sensin parlayan
herşeyin üstüne
yardımını weren
yawaşlatma gücü ile;
zamanı kurtar benim hayatımı
yawaşlatarak onları
sensin parlayan
herşeyin üstüne
yardımını weren
yawaşlatma gücü ile;
zamanı kurtar benim hayatımı
yawaşlatarak onları
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
normal zamanla çok kısa ama kendi zamanına göre uzun bir zaman dilimi boyunca aramaya dewam etti fakat aradıklarından hiçbirini bulamadı tam yılıp wazgeçmişken nöbetçinin durduğu yerin yakınındaki duwarda bir kabartı farketti yanına gitti we kabartıyı kaldırmaya çalıştı fakat bu o kadar da kolay değildi ama sonunda başardı şimdi yukarı doğru eyim yapan bir koridordaydı we içindeki ses bunun baskın olursa eğer kapı muhafızının çarçabuk yukarı çıkıp üstlerine baskını haber wermesi için düşünülmüş bir kaçış koridoru olduğunu söyledi bu düşünceyle yukarı çıkmaya başladı en sonunda warmıştı ama çıkış bir şekilde halıyla örtülmüştü bunun orayı kamufle etmek için yapıldığı düşünülebilirdi...
çok zaman geçti çok şey değişti...
adamın kıyafetlerini çıkarıp adamı tapınağın dışına sürükledi ardından geri dönüp bulduğu kısayoldan içeri girip kapısını kapattıgiysilerini değiştirdi ki anlaşılmasın Halıyı gördü elini biraz halının üstünde gezdirdi sonra halıyı yavaşça çekti sonra yavaşça içeri girdi
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
artık onu düşman olarak görmüyorlardı çünkü kapı muhafızının giysisini giymişti ama unuttuğu bişey wardı giysideki kan yürüdü buranın başrahibini arıyordu ama o sırada oradan geçen bir -ki hızla yürüyordu- durdu ne oldu hanımefendi yaralanmışsınız yaranız nerede aşağıda bir olay çıktığını duymuştuk ama sizin yaranız önemli gözüküyor bakabilir miyim lütfen ama belki yardım edebilirim niye izin wermiyorsunuz peki o zaman sizi ruhbanlardan birine götüreyim o sizin yaranızı iyileştirsin bari bana izin wermiyorsunuz belki ona werirsiniz...
çok zaman geçti çok şey değişti...
onu 3 kat yukarı çıkardı we onu ruhbanın bulunduğu tedavi odasına götürdü ona burada beklemesini söyledi birkaç dakika sonra içeri yaşlı bir adam girdi uykudan uyandığı aşikardı ondan sonra ah gözlüğümü unutmuşum deyip dışarı çıktı bundan birkaç dakika sonra geri döndüğünde sordu nasıl oldu kızım ama bu öyle bir soruydu ki uykulu gözler bunu söylerken kapanmaya başlamıştı
çok zaman geçti çok şey değişti...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest