Ufak bi Öadır
squan çadırda çok kısa bir süre kalmıştı...
Ã?adırda elf rahibe ile biraz muhabbet etmişti.Rahibenin adı lysana'ydı.
Karargaha geri dönmek için ayaklanıp çadırın çıkışına doğru yol almıştı ki karşına tanımadığı biri daha çıkmıştı.Göz ucuyla baktıktan sonra acelece çıkarak karargaha doğru yol aldı.Komutan 2. sınavı için onu çağırabilirdi...
Ã?adırda elf rahibe ile biraz muhabbet etmişti.Rahibenin adı lysana'ydı.
Karargaha geri dönmek için ayaklanıp çadırın çıkışına doğru yol almıştı ki karşına tanımadığı biri daha çıkmıştı.Göz ucuyla baktıktan sonra acelece çıkarak karargaha doğru yol aldı.Komutan 2. sınavı için onu çağırabilirdi...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
İnsan kolcu, yolunun üzerinde bulunan çadırı gördü ve içine değişik bir çekim gücü yerleşti. Ã?adıra doğru ilerlemeye başladı, sanki ayaklarını o değilde, başkaları yürütüyor gibiydi. İçeri girdiğinde içine bir huzur doğdu. İçerisi sonsuz büyüklükte gibi idi. O anda buranın büyülü bir yer olduğunu anladı. İç huzurunu bulmuştu. Zira doğru yerde bulunuyordu...
Direk karşısında bulunan Just_wiN i görünce ona ilerlemeye başladı. Just_wiN ona hafif bir tebessüm ile bakmakta idi. Sanki onun geleceğini biliyormuş gibiydi. Levian, başrahibin önünde eğilerek reverans yaptı. Just_wiN önce davranarak; "Selamlar yabancı" dedi. "Ben Bu tapınağın başrahibi Just_wiN'im. Hoşgeldin makamımıza. Adını bana bahşedermisin?". Levian; "Ben Levian, bir kolcuyum sayın başrahip, buraya anlayamadığım bir güç tarafından getirildim. Ama geldiğimede pişman olmuş değilim. Doğrusu uzun zamandır bulamadığım huzuru hissettim."
Direk karşısında bulunan Just_wiN i görünce ona ilerlemeye başladı. Just_wiN ona hafif bir tebessüm ile bakmakta idi. Sanki onun geleceğini biliyormuş gibiydi. Levian, başrahibin önünde eğilerek reverans yaptı. Just_wiN önce davranarak; "Selamlar yabancı" dedi. "Ben Bu tapınağın başrahibi Just_wiN'im. Hoşgeldin makamımıza. Adını bana bahşedermisin?". Levian; "Ben Levian, bir kolcuyum sayın başrahip, buraya anlayamadığım bir güç tarafından getirildim. Ama geldiğimede pişman olmuş değilim. Doğrusu uzun zamandır bulamadığım huzuru hissettim."
memnun tanıştığımıza levian senin gibi bir kolcuyu çadırımızda gördüğüme memnun oldum
buraya çekilenler kalplerinde dragonfire'ı hissedenlerdir hoşgeldin eğer sen de bunu farkettiysen tanrımızın inananı olmak istiyor olmalısın hoşgeldin aramıza der we ona üzeri kumsaati figürleri ile donatılmış bir madalyon werir bu senin inancının sembolü olacak kolcu levian tapınağımıza hoşgeldin küçük bir çadır gibi görünen ama sonsuz yeri olan tapınağımıza...
buraya çekilenler kalplerinde dragonfire'ı hissedenlerdir hoşgeldin eğer sen de bunu farkettiysen tanrımızın inananı olmak istiyor olmalısın hoşgeldin aramıza der we ona üzeri kumsaati figürleri ile donatılmış bir madalyon werir bu senin inancının sembolü olacak kolcu levian tapınağımıza hoşgeldin küçük bir çadır gibi görünen ama sonsuz yeri olan tapınağımıza...
çok zaman geçti çok şey değişti...
Başrahibin karşılamasından oldukça memnun olan kolcu, madalyonu boynuna geçirir ve tekrar eğilerek reverans yapar. Artık aradığını bulmuştur. Her an her yerde tanrısının hizmetinde olacaktır. Onun yolunda düşmanlarına kılıcının tadına baktıracaktır. Ta ki dünyaya huzur gelene dek...
Birden düşüncelerini dillendirir; "Artık kılıcımı Dragonfire'ın yolunda kullanacağım, eğer kabul edersenizde seve seve Dragonfire muhafızı olma şerefini üstleneceğim."...
Birden düşüncelerini dillendirir; "Artık kılıcımı Dragonfire'ın yolunda kullanacağım, eğer kabul edersenizde seve seve Dragonfire muhafızı olma şerefini üstleneceğim."...
-
winterwolf
- Kullanıcı

- Posts: 268
- Joined: Fri Jan 02, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Weodner çadırın karşısından geçerken durdu. Bu diyara geldiğinden beri neredeyse hergün bu çadırın önünden geçiyor, içinde garip kıpırtılar hissediyor ve merak ediyordu. Ama şimdiye kadar pek araştırma fırsatı bulamamıştı yarım-elf. Nedense çadırın önünden ayrılır ayrılmaz düşünceleri dağılıyor ve kafasına başka sorular doluyordu. Ama bu sefer buna izin vermek niyetinde değildi.
Bu dünyada Weodner'in merakını kabartablecek çok az şey bulunurdu. Onun üzerine çöken umursamazlığı dağıtabilen çok ender şeyden biriydi bu çadır. Ve korucu bir şeyler öğrenmenin vakti geldiğini düşündü.
Yarım-elfin ilk işi yoldan geçen birilerine yöneltmek olmuştu sorusunu:
"Bilmiyor musun?"dedi hafifçe süslü giyinmiş adam, burnu büyük bir edayla "Pöh... Cehalet!"ve korucuyu zar zor duyulaak küfürler mırıldanır halde bırakıp gitti.
Eğer önceden olsa adamı buna pişman ederdi Weodner. Ama artık yabancı bir diyardaydı ve kendinin kontrol etmeyi öğrenmeliydi.
"Eğer tadını öğreneceksen..."diye kısık sesle eski yol arkadaşının düşüncelerini dile getirdi yarım-elf "...kendin yiyeceksin."
Ve çadırdan içeri girdi...
Bu dünyada Weodner'in merakını kabartablecek çok az şey bulunurdu. Onun üzerine çöken umursamazlığı dağıtabilen çok ender şeyden biriydi bu çadır. Ve korucu bir şeyler öğrenmenin vakti geldiğini düşündü.
Yarım-elfin ilk işi yoldan geçen birilerine yöneltmek olmuştu sorusunu:
"Bilmiyor musun?"dedi hafifçe süslü giyinmiş adam, burnu büyük bir edayla "Pöh... Cehalet!"ve korucuyu zar zor duyulaak küfürler mırıldanır halde bırakıp gitti.
Eğer önceden olsa adamı buna pişman ederdi Weodner. Ama artık yabancı bir diyardaydı ve kendinin kontrol etmeyi öğrenmeliydi.
"Eğer tadını öğreneceksen..."diye kısık sesle eski yol arkadaşının düşüncelerini dile getirdi yarım-elf "...kendin yiyeceksin."
Ve çadırdan içeri girdi...
�nen i-Estel Edain, ú-chebin estel anim
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
"I gave Hope to the Dúnedain, I have kept no hope for myself"
bir süre yürüdü korucu we çadırın küçücük görünümüne rağmen sonsuz alana sahip olduunu gördü o sırada karşısına birdenbir çıkan cübbeli bir adamdan ürktü bu nasıl olabilirdi nasıl onun üstün sezgilerinden hızlı bir insan olabilirdi cübbeli adam kukuletasını çıkardı we gülümsedi yabancıya we dudağından birkaç misafirperwer sözcük döküldü dedi ki: hoşgeldin yabancı burayı ruhunda hissettiğine göre sende yüksek bir potansiyel olmalı buraya inancını sunmak için mi geldin derken eliyle sarmaşıklardan bir sandalye yaratıp -onun bunda rahat edeceğini düşünerek- oturup oturmayacağını sordu ardından kendine de bir sarmaşık çıkartıp oturdu suratındaki babacan gülümseme hala orada idi
çok zaman geçti çok şey değişti...
-
FreyaImplorer
- Kullanıcı

- Posts: 408
- Joined: Thu Apr 01, 2004 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Freya günlük işlerini yapmak için dışarı çıkmıştı...Ã?ıktığıdan itibaren dışarıda değişik birşeyler olduğunu sezmişti...Birşey onu çağırıyordu..Büyülü gücü takip etti biraz uzun bir yol katetti.Hala bu büyünün nasıl bu kadar güçlü olduğunu anlamamıştı,büyünün kaynagına vardığında yüzünde bir gülümseme belirdi,çünkü bu gücün küçük,küçücük bir çadırdan çıkmasına inanamıyordu..Ã?adıra girdi..İçinden dediğini sanarak dışından söyledi"Burası neresi?"
Jacta alea est.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
