ölüm...

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Locked
Unholy
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 309
Joined: Fri Mar 05, 2004 2:02 am
Contact:

ölüm...

Post by Unholy »

Lord Azalin'in son sözleri kulaklarında çınladığında, karnında yayılan ısı ile birlikte sesler yavaşça kayboldu. Dizlerinin üzerine yığılırken son hamle ile 'Darkness'in kabzasını kavradı ve hızla çekti tapınağın koruyucusu. Kılıcını düşmemek için önüne engel olarak koyduğunda kılıcın keskin ucu kalenin mermerlerini yırtarak yere saplandı. Kızıl gözü anlık bir parıldama ile parıldadığında geçmişin sislerini gördü.
Bir Drow kadın yatıyordu kollarında. Drow kadının saçlarını yavaşça okşayan adam hem o hemde o değildi. Kahverengi saçları kanla ıslanmış adam ağlıyordu. Anlık bir değişimle sisler dağıldığında yüz Galadlirimin yüzüydü. Kollarında Galadlirim yatıyordu.
Tekrar altın rengi gözü parıldadığında yer yığılmak üzere olduğunu fark etti. Bedeni onu taşıyamıyor Ruhu Tanrısına kavuşmak için çırpınıyordu. Nefesi ciğerlerinden boşalırken bir an yine Galadlirimi gördü. Altın rengi gözü parıldadığında ağlayan Drow'u gördü. Beyninde inliyordu sesi...

- Bu diyarda tek göz yaşı dökeceğim kişi...

Ya onun taş yüreği Drow'un bir damla göz yaşına dayanacak kadar kuvvetlimiydi. Bir an yüreği kasıldı savaşçının ama bıçağın yarası değildi onun kalbini acıtan ardından dökülecek gözyaşlarıydı. Son kez lanet etti Tanrısının hediyesine, parmakları kılıcının kabzasından kurtulduğunda cansız bedeni yığıldı kalenin mermer zeminine.

.....Ve böylece gelip geçti Karanlık sima diyardan...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests