Ufak bi Öadır
Firble o eski coşku dolu büyücünün gidişini izledi. Birden uyuduğu yerin o kaar da gizli olmadığını düşünd.
Sonra kendi kendin güldü. Olsundu. Bu gece hiç bir şeyin moralini bozmasına izin vermeyecekti. Bu gece tanrılardan bir hediye idi ona ve tadını çıkaracaktı. Elinden tamamen çıkıp gitmeden.
Sonra kendi kendin güldü. Olsundu. Bu gece hiç bir şeyin moralini bozmasına izin vermeyecekti. Bu gece tanrılardan bir hediye idi ona ve tadını çıkaracaktı. Elinden tamamen çıkıp gitmeden.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Sabahleyin güneş muhteşem şekilde doğdu.. Firble muhtşem manzaraya baktı sonra çadıra döndü. Her şey esksi gibi görünüyordu ama değildi.
Ufak gnom çadıra doğru ilerledi. İçeri girdiğinde birden mekan genişleyerek koskoca bir tapınğa dönüştü. Üstü açık bir mabed... Firblenin onca yıl hep hayal ettiği yer.. Ama şimdi burada... Yapması gerekenler vardı... Kendisine bakan onca gözü farketmeden sunağa doğru yürüdü yapması gerekeni biliyordu.
Gnom sunağın önünde diz çöktü zamanında burada birçok ayin yönetmişti. Sonra duayı mırıldanmaya başladı. Zamanın lordu ve büyünün efendisi.. Bana bir ölümlüye verilebilecek en büyük lütfu verdin. Ama artık ben onu taşıyamam. Onu taşıyacak gücü ve bütünlüğü kaybettim. Çok fazla çelişki var içindi. Lord Dragonfire kalbimde sonsuza kadar en büyük sevgiyi duyacağım tanrı.. Artık bu gücü benden almalısın.. Zamanın ve büyünün gücünü benden almalısın..
Gnom vucudunda mavi ışıkların parladığını seziyordu.. Bir n için o byünün kutsadığı olağnüstü bir varlığa dönüşmüş gibi idi. Bu lordunun ona son hediyesi idi. Sonra mavi ışıklar onun bedeninden ayrıldı. Ve tüm tapınağa dağıldılar. Artık o bir Dragonfire rahibi değildi. Sadece bir ozandı. Ama bir Dragonfire inanı olarak kalmaya hep devam edecekti.
Ufak gnom çadıra doğru ilerledi. İçeri girdiğinde birden mekan genişleyerek koskoca bir tapınğa dönüştü. Üstü açık bir mabed... Firblenin onca yıl hep hayal ettiği yer.. Ama şimdi burada... Yapması gerekenler vardı... Kendisine bakan onca gözü farketmeden sunağa doğru yürüdü yapması gerekeni biliyordu.
Gnom sunağın önünde diz çöktü zamanında burada birçok ayin yönetmişti. Sonra duayı mırıldanmaya başladı. Zamanın lordu ve büyünün efendisi.. Bana bir ölümlüye verilebilecek en büyük lütfu verdin. Ama artık ben onu taşıyamam. Onu taşıyacak gücü ve bütünlüğü kaybettim. Çok fazla çelişki var içindi. Lord Dragonfire kalbimde sonsuza kadar en büyük sevgiyi duyacağım tanrı.. Artık bu gücü benden almalısın.. Zamanın ve büyünün gücünü benden almalısın..
Gnom vucudunda mavi ışıkların parladığını seziyordu.. Bir n için o byünün kutsadığı olağnüstü bir varlığa dönüşmüş gibi idi. Bu lordunun ona son hediyesi idi. Sonra mavi ışıklar onun bedeninden ayrıldı. Ve tüm tapınağa dağıldılar. Artık o bir Dragonfire rahibi değildi. Sadece bir ozandı. Ama bir Dragonfire inanı olarak kalmaya hep devam edecekti.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Andero ya tam cevap vermek için hazırlanırken içeriye birinin girdiğini gördü gözlerine yabancı gelmeyen bir kişi dragonfire ın başrahibi olan gnom firble yi gördü pek tanımıyordu bu gnomu onu uzun zamandır görmemişti ve öldüğünü duymuştu şimdi karşısında capcanlı duruyordu şaşkınlığını gizleyemedi sonra yüzü sevinçle aydınlandı diğer rahipler uzun bir süredir tapınakta yoktu ve geride sadece kendisi kalmıştı başrahipi görmek onu rahatlatmıştı sonra gnomun dualarını duydu mavi bir ışık gördü ışıkta gözlerini kıstı hiçbirşey anlayamamıştı artık firble bir rahip değilmiydi gnomla konuşmak için can atıyordu gnom un kendisiyle konuşmak istediğinden pek emin değildi Andero dan müsade isteyerek firble nin yanına doğru yürümeye başladı biraz tedirgindi " sizi burada tapınakta görmek ne güzel sayın firble " gnom kendisini tanımıyordu bundan emindi firble gittiğinde kendisi daha ruhbanlık eğitimi alıyordu gnom konuşmak isterse kendisini tanıtırdı.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Gnom arkasını döndü... Az önc ki anın acısını saklamaya çalıştı.. Burası Lord Dragonfire ın tapınağı idi.. Oraya acı getiren biri olmak istemiyordu.
Gülümseyerek eğildi. Selamlar rahibe.. Siz Zamanın ve büyünün efendisinin bir rahibesi olmalısınız yanılıyor muyum?
Gülümseyerek eğildi. Selamlar rahibe.. Siz Zamanın ve büyünün efendisinin bir rahibesi olmalısınız yanılıyor muyum?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
gnom un selamına karşılık verdi "sayın firble yanılmıyorusunuz evet rahibeyim ,hernekadar sizi pek iyi tanımasamda yokluğunuzu hissettik sorduğum için bağışlayın ama artk bir rahip değilmisiniz tahminlerimin yanlış olmasını umuyorum " içindeki rahatlama gitmiş yerini tuhaf bi sıkıntıya bırakmıştı gnom artık rahip değilse üzülücekti bunu biliyordu
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Gnom tekrar gülümsedi. Çok şey yaşadım rahibe .. Çok fazla şey.. Ve her şeyin ötesinde öldüm ve yeniden hayata döndüm. Ve her ne kadar ruhum aynı olsa da bu başka bir yaşam. O nedenle artık bu görevi gerektiği gibi yerine getirebileceğime emin değilim. Üstelik gördüğüm kadarı ile tapınağımız Firan ın ihanetine rağmen iyi durumda.. Başrahip majenta da her halde buralardadır.. Yanılmıyorsam..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Karşısındaki elf kızının sustuğunu görünce gnom devam etti. Rahibe Lordumun ne zaman yardımıma ihtiyacı olursa veya ona hizmet eden sizlerin... Yardımım sonuna kadar sizindir. Ancak bunu onun verdiği bir güç ya da ünvan olmadan yapmak istiyorum. leydim.. En azından bu kadarını ona borçluyum.. Umarım beni anlayabiliyorsunuzdur.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
rp dışı: Teknik olarak ozan firble'dan önce gelmem gerektiğinden farkedilmeden geldiğimi varsayıyorum.
Büyücü çadırın arka kısımlarından çıkageldi. gece kimseyi rahatsız etmek istememişti. Sadece bir köşede biraz dua edip derin düşüncelere dalmıştı. Ozan firble'ın sabah geleceğini biliyordu. Meydana çıktı ve herkesi selamladı.
"Ben kendi adıma sizi anladığımı söyleyebilirim üstadım. Başrahip majenta birsüredir ortada yok sanırım inancı yaymak için bir yolculuğa çıktı. Umarım döner."
Büyücü çadırın arka kısımlarından çıkageldi. gece kimseyi rahatsız etmek istememişti. Sadece bir köşede biraz dua edip derin düşüncelere dalmıştı. Ozan firble'ın sabah geleceğini biliyordu. Meydana çıktı ve herkesi selamladı.
"Ben kendi adıma sizi anladığımı söyleyebilirim üstadım. Başrahip majenta birsüredir ortada yok sanırım inancı yaymak için bir yolculuğa çıktı. Umarım döner."
-
FreyaImplorer
- Kullanıcı

- Posts: 408
- Joined: Thu Apr 01, 2004 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Freya kendi kendine düşünürken tapınağa gelen gnom'u gördü..Bu kişiyi daha önceden hatırlıyordu ama...O..A tabii dedi,gnomu başka birkaç yerde görmüştü o Rahip Firble'ydi..Sanırım..Ayağa kalkmasının gerektiğini düşündü.Kalktı tapınağın etrafında dolanmaya başladı ve buz mavisi gözleriyle tapınağı süzdü...
Jacta alea est.
Başrahip majenta onu görmek isterdim. Ama sanırım tapınakta en fazla bir gün kalabileceğim. İhtiyacınız olduğunda lordum sizin beni bulmanızı sağlayacaktır.
Doğrusu tapınakta oldukça iyi bir iş başarmış..
Başrahip majenta ve başrahip Just Wine diledikleri zaman tekrar onların hizmetinde olacağımı söylersiniz değil mi büyücü Efla ve rahibe Lysana
Doğrusu tapınakta oldukça iyi bir iş başarmış..
Başrahip majenta ve başrahip Just Wine diledikleri zaman tekrar onların hizmetinde olacağımı söylersiniz değil mi büyücü Efla ve rahibe Lysana
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Gnom söylediklerinin anlaşıldığını varsayarak eşyalarını topladı... Gitmeden önce son bir hediye vermek istedi tapınağa.. Burada birçok defa çalmıştı. Ama genelde başka bir flüdü kullanırdı. Lord Dragonfire ın ediyesi olan flüd. Zamanın Fısıltısı.
Bu defa sen bir parça hediye et bakalım lordumuza dedi gnom topraktan yapılmış flüdüne. Ve çalmaya başladı. Ona eski zamanlardan verilmiş çalarken aynı zamanda söyleme yeteneğini de kullanarak şarkı da söylüyordu bir yandan.
Toprak selamlar sonsuzluğu ona öğreten bilgeyi
Zamanın yüzyılların anlamını kim bilebilir ki
Ondan daha iyi
Zamanın nasıl yavaşlandığını bir bitki büyürken ..
Ve nasıl hızlandığını kuş kanat çırparken.
Durağan durduğunu göründüğünü
Ama hareketlendiğini sadece gerektiğinde
Her şey karardığında nasıl başlattığını
Dünyayı yeni bir güne
Görmüştür ve bilir hepsini toprak
Selamlar lordunu büyünün ve zamanın
Her zaman inanacağı tek tanrının.
Hediyesidir toprağın Lorduna zamanın
Gnomun dile getirdiği bu şarkı.
şarkı bittiğinde artık tapınağı terketme zamanı gelmiştir gnom hazırlanır. Bir yanı çılgınca burada kalmak istiyordur ama gitmelidir.Gitmek zorundadır. Son bir defa rahip ve rahibeyi selamlar ve tapınağı terkeder.
Bu defa sen bir parça hediye et bakalım lordumuza dedi gnom topraktan yapılmış flüdüne. Ve çalmaya başladı. Ona eski zamanlardan verilmiş çalarken aynı zamanda söyleme yeteneğini de kullanarak şarkı da söylüyordu bir yandan.
Toprak selamlar sonsuzluğu ona öğreten bilgeyi
Zamanın yüzyılların anlamını kim bilebilir ki
Ondan daha iyi
Zamanın nasıl yavaşlandığını bir bitki büyürken ..
Ve nasıl hızlandığını kuş kanat çırparken.
Durağan durduğunu göründüğünü
Ama hareketlendiğini sadece gerektiğinde
Her şey karardığında nasıl başlattığını
Dünyayı yeni bir güne
Görmüştür ve bilir hepsini toprak
Selamlar lordunu büyünün ve zamanın
Her zaman inanacağı tek tanrının.
Hediyesidir toprağın Lorduna zamanın
Gnomun dile getirdiği bu şarkı.
şarkı bittiğinde artık tapınağı terketme zamanı gelmiştir gnom hazırlanır. Bir yanı çılgınca burada kalmak istiyordur ama gitmelidir.Gitmek zorundadır. Son bir defa rahip ve rahibeyi selamlar ve tapınağı terkeder.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Andero insanların kapıdan giren gnomun etrafında toplanmalarını izledi. Bu gnomu tanımıyordu ama insanların ona gösterdiği hürmetten önemli biri olduğu fikrine kapıldı. Bu sırada gözü gnomun arkasında yer alan birine takıldı. Bir büyücü... Sonra onu tanıdı. Dostu Efla'ydı bu. Ona bir selam verebilmek ve onunla konuşmak isterdi ama bu beklemeliydi. Cevabını alması gerekiyordu. Bu yüzden rahibeyi beklemeye devam etti.
Bu sırada gnomun şarkı söylemeye başladığını duydu ve bu şarkıyla hiç tanımadığı bu adama nereden geldiğini bilmediği bir saygı duymaya başladığını hissetti.
Bu sırada gnomun şarkı söylemeye başladığını duydu ve bu şarkıyla hiç tanımadığı bu adama nereden geldiğini bilmediği bir saygı duymaya başladığını hissetti.
Gnom şarkısını söylerken kendi derin anılarına ve düşüncelerine boğuldu gnom tapınaktan çıkarken arkasından bağırmaya çalıştı "istediğiniz zaman tapınakta kalabilirsiniz sayın firble ve o şarkılarınızı ve şiirlernizi tapınaktan eksik etmeyin" sonra uzun zamandır tapınakta görmediği büyücü Eflaya baktı gülümseyerek büyücüye selam verdi büyücünün yanında günlerdir uyuyan Freyayı gördü "günaydın freya yeterince uyudun sanırım " freyada gülümseyerek bakış attı sonra kendisini bekleyen Andero nun yanına gitti " deminki gördüğün gnom tapınağımızın başrahibiydi önceden, onun ayrılışına üzüldüm neyse senle olan konumuza gelelim az önceki söylediklerini unutmadım andero o bahsettiğin gücü çoğumuz hissetmişizdir bizler o güce yanıtverenleriz Dragonfire a bağlılığnızı sunmakmı istiyorsunuz yada bir rahip olmakmı eğer amacınız bu ise gerçekten çok yüce bir amacınız var"
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
-Leydim. Dragonfire (bu ismi söylerken içi ısınıyordu) benim için yıllardır adını bilmediğim bir baba, damarlarımda dolaşan kan oldu. Ben bir savaşçıyım leydim, çağrı almış bir savaşçı. Benim en büyük arzum bu çağrıya cevap verebilmek en iyi şekilde. Bunun için buradayım. Dragonfirea kendini adamış bir paladin olabilmek için.
Sonunda söylemişti.
Sonunda söylemişti.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
