ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
Görevlerini yapmanın verdiği huzurla yavaşça tapınağın içerisine girdi. Kapıdaki Ork ve diğerlerine girerken başı ile selam vermiş, konuşmalarına anlıkta olsa kulak misafiri olmuştu. Yavaş adımlarla ilerledi ve tapınağın gölgeli kısımlarından içeriye süzüldü.
Yeminerin Labaroturarının önünde duruyor, kapıyı inceliyordu. Kapının ne gibi korumaları olduğunu bilmiyordu, fakat emin olduğu bir konu vardı. Lordunun tapınağında güçlü olan lordunun hizmetkarlarıydı. Dikkatle konsantre oldu ve Tanrısının ona bahsettiği güçü kullanmak için odaklandı. Görüntüsü yavaşça yarı saydam bir hal aldığında artık etraftaki ruhları görebiliyordu. Bir çoğu yargılanmak için gidecekleri yere doğru seyahat etmeye hazırlanırken bir çoğu huzursuzca etrafta geziniyordu. Kapıdan yavaşça ilerlediğinde içinden geçtiği büyüyü hissetti. Fakat büyü onun gibi bir varlığı beklemiyor ve bu duzende çalışmıyordu.
İçeri girdiğinde hafif çürümüşlük kokusunun yanında baharatımsı ve alkolik kokuları hissetti. Anlık bir his ile içeride yanlız olmadığını fark etti ve hazırlıksızca büyü sözlerinin bitişini dinledi. Yarı saydam halinden geriye dönüştüğünde bedeni büyülü okların hedefi olmuştu.
Kafasını rakibine çevirdiğinde kızıl gözleri parıldadı. Yaşayan ölü bir büyü kullanıcısı, Yeminerin uşaklarından biri koruma görevi için buraydı. Bir kaç kadim sözcük döküldü Ölümün Elinin dudaklarından ve karşısındaki ölü yaratık itat etmesi gerektiğini anladı.
Ölümün Eli vücudunda patlayan büyü oklarının yaralarına baktığında akan kanını gördü. Tanrısına şifa için yakardığında eli kırmızı bir Aura yaymaya başladı ve yaralar geldikleri gibi aniden yok oldular.
Etrafı incelemeye başladığında ölümün eli küflü raflar ve kitaplar arasında vakitler geçirdi. Bir kaç koruma büyüsü ile karşılaşmıştı ama Tapınakta hüküm Tanrısındaydı. En sonunda aradığı şeye ulaştı. Bir kafayası özenle saklanmış, korunan bir kafatası.
Yeminerin odasından yarı saydam bir şekil çıktığında dışarıda elinde kafatası ile Ölümün eli belirdi.
Yeminerin Labaroturarının önünde duruyor, kapıyı inceliyordu. Kapının ne gibi korumaları olduğunu bilmiyordu, fakat emin olduğu bir konu vardı. Lordunun tapınağında güçlü olan lordunun hizmetkarlarıydı. Dikkatle konsantre oldu ve Tanrısının ona bahsettiği güçü kullanmak için odaklandı. Görüntüsü yavaşça yarı saydam bir hal aldığında artık etraftaki ruhları görebiliyordu. Bir çoğu yargılanmak için gidecekleri yere doğru seyahat etmeye hazırlanırken bir çoğu huzursuzca etrafta geziniyordu. Kapıdan yavaşça ilerlediğinde içinden geçtiği büyüyü hissetti. Fakat büyü onun gibi bir varlığı beklemiyor ve bu duzende çalışmıyordu.
İçeri girdiğinde hafif çürümüşlük kokusunun yanında baharatımsı ve alkolik kokuları hissetti. Anlık bir his ile içeride yanlız olmadığını fark etti ve hazırlıksızca büyü sözlerinin bitişini dinledi. Yarı saydam halinden geriye dönüştüğünde bedeni büyülü okların hedefi olmuştu.
Kafasını rakibine çevirdiğinde kızıl gözleri parıldadı. Yaşayan ölü bir büyü kullanıcısı, Yeminerin uşaklarından biri koruma görevi için buraydı. Bir kaç kadim sözcük döküldü Ölümün Elinin dudaklarından ve karşısındaki ölü yaratık itat etmesi gerektiğini anladı.
Ölümün Eli vücudunda patlayan büyü oklarının yaralarına baktığında akan kanını gördü. Tanrısına şifa için yakardığında eli kırmızı bir Aura yaymaya başladı ve yaralar geldikleri gibi aniden yok oldular.
Etrafı incelemeye başladığında ölümün eli küflü raflar ve kitaplar arasında vakitler geçirdi. Bir kaç koruma büyüsü ile karşılaşmıştı ama Tapınakta hüküm Tanrısındaydı. En sonunda aradığı şeye ulaştı. Bir kafayası özenle saklanmış, korunan bir kafatası.
Yeminerin odasından yarı saydam bir şekil çıktığında dışarıda elinde kafatası ile Ölümün eli belirdi.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
theodorus yine odasına dönüyordu.kapısını actı ve yatagına oturdu. derin düsüncelere dalmıstı. bir an zihninde ikide bir tekrarlanan kelime wardı. şimdide zihninde bir cıglık duydu"KAOSSSSSS". theodorus neler oluyor anlamıyordu.sanki birisi onu cagırıyordu. ayaga kalktı. asasını bıraktıgı yerden aldı. kararlı adımlarla odasından cıktı. bir kac söz mırıldandı ve kapıyı kilitledi. tapınagın çıkışına dogru yürüyordu. kimseyi görmedi. en sonunda cıkışa warmıştı. önünde up uzuuuun bir yol wardı. yolculugu günler sürücekti.hava yagıslıydı. kendini topladı. ve tapınaktan cıktı. bir kac adım atmıstıki arkasını döndü ve tapınaga baktı. sonra yoluna dewam etmeye basladı.
Kazanmak hersey degildir ama kaybetmek hicbir seydir.
Erumollien
Duvarları aştıktan sonra müthiş bir bahçeden geçerken karşısında piramite benzer kat kat yükselen dört katlı bir bina vardı... At hızla tapınağa doğru ilerliyor yada çekiliyordu. Kapıların sürgülerini çekerek açtı ve kapıyı ittirerek tapınağın içine girdi.. Ã?nünde başrahibe ait boş taht duruyordu... Geniş bir salon.. Salondan tahta kadar ilerledi..Tahtın yanında duran sandalyeye oturdu ve dinlendi.. Sanki yıllardır burda yaşıyormuş gibi hangi yol nereye çıkar biliyordu... Ancak vakti yoktu... Hemen dışarı çıktı ve kuş havuzundan bir şişe su doldurdu.. Suyu havaya güneşe kaldırdı ve "Ulu Oren adına suyu gümüş , altın ve her metalden değerli ilan ediyorum.. Oren adına suyu kutsuyorum... Oren adına sudan kaçanların lanetlenmesini diliyorum." Suya bir ışık halesi çarptı ve suyun rengi beyaza kaçacak şekilde değişti... Lord Oren'in artık bir rahibi vardı.. Artık Lordumuzun devri başlıyordu... Atına atladı ve hızla onu Dragonfire tapınağında bekleyen Hükümlü Savaşçıya doğru harekete geçti
Calis uzun zaman dan beri tapınakta değildi koşar adımlarla tapınağın ağır kapılarını açtı.Tapınaktaki odasına hızlı adımlarla gitti.Odasına geldiğinde bu kadar dağınıklığı nasıl toplayacağın bilmiyodu.Masasının üzerinde bir sürü özenle mühürlenmiş scroll,kitaplar,dökümanlar vardı.Hepsini zorda olsa toparlamayı başarabildi.Tapınağın çıkışına doğru ilerledi ve son kez tapınağa baktı ve
-üzgünüm lord oren üzgünüm dedi ve kapılar sertçe kapandı içerde sadece kapının kapanmasıyla gelen rüzgar vardı.
-üzgünüm lord oren üzgünüm dedi ve kapılar sertçe kapandı içerde sadece kapının kapanmasıyla gelen rüzgar vardı.
No one hears him cry so he turns to evil...
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan tapınagın girişine gelmişti
kapılar açılmıştı
buna hem şaşırmış hemde sevinmişti tapınagın girişinde egildi
tek dizi yerde şekilde
lor oren in huzuruna cıkmak için kendimi kobul etirmek için ve ona bağlılımı sunmak için geldim...
ve başını öne eğdi
kapılar açılmıştı
buna hem şaşırmış hemde sevinmişti tapınagın girişinde egildi
tek dizi yerde şekilde
lor oren in huzuruna cıkmak için kendimi kobul etirmek için ve ona bağlılımı sunmak için geldim...
ve başını öne eğdi
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan uzun zaman baglılını sundugu tanrısı cwp vermiyince umutsuzluga kapıldı ve aya kalktı ve başını öne eyererk tapınak cıkışına dogru yöneldi...
ve ve heykeleri gördü biri hariç hepsi aglıyordu tekrar başını öne eydi ve cıkışı daogru agır adımlarla gitmeye başladı....
ve ve heykeleri gördü biri hariç hepsi aglıyordu tekrar başını öne eydi ve cıkışı daogru agır adımlarla gitmeye başladı....
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan durudu tam kapıdan dışarı cıkmak üzere iken durudu arkasına baktıgında oreni gördü koşarak giti yanına bir önünde iken tek dizni yere koydu ve hizmetimi ve baglılımı size sunuyorum...
ihanetmi dedi logan ve asla dedi
bana yapacaklarımı ve yapmıyacaklarımı sölerseniz sevinirim tanrım...
ihanetmi dedi logan ve asla dedi
bana yapacaklarımı ve yapmıyacaklarımı sölerseniz sevinirim tanrım...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Uzun yoldan geliyordu yarıelf.. Çok uzun süredir yürüyordu amaçsız, sanki ayakları onu yönetiyordu, o kendini değil.. Geçmişi adeta bir sis perdesinin arkasında duruyordu, Vilthas'ın o perdenin arkasında görebildiği tek şey wardı, sadece tek bir isim aklındaydı geçmişi hakkında, Lord Oren.. 3 gün önce derin bir uykudan uyanmıştı ve acı gerçeği öğrenmişti: Geçmişini, kendini kaybetmişti. Aslında bu yolculuk da kendini tekrar bulmak içindi..
Sonunda tapınak belirmişti ufukta.. Biraz daha yürüdükten sonra tapınağın girişine gelmişti yarıelf. Eli istemsiz birşekilde sakalına gitti, bu ona daha da acı verdi, çünkü ailesi hakkında hatırlatığı tek şey onların elf yurdunda iyi karşılanmadığıydı..
Tapınaktan içeri girdi, aynı daha önce Lord Oren'e ağlılığını sunmak için geldiği zamanki gibi.. Ama arada bir fark vardı, o zaman Lord Oren diyardan sürülmüştü, şimdi ise eski gücünü tekrar geri kazanmak için çabalıyordu..
Oren'i ve önünde çöken şövalyeyi gördü düşünceleri arasından büyücü.. Sadece bir anlığına tereddüt etti, sonra hemen Lord Oren'i önünde diz çöküp ona yalvardı:
"Buraya adaletin tanrısı olan Lord Oren'e bağlılığımı sunmak için geldim.. Buraya adaletin bir parçası olmaya geldim.."
Ne kadar ironik bir durumdu, daha önceki gelişinde kaosa tapınyordu, oren'i seçmesinin nedeni de buydu, ama bu sefer adalet için gelmişti, diyara adaleti dağıtmak için..
Sonunda tapınak belirmişti ufukta.. Biraz daha yürüdükten sonra tapınağın girişine gelmişti yarıelf. Eli istemsiz birşekilde sakalına gitti, bu ona daha da acı verdi, çünkü ailesi hakkında hatırlatığı tek şey onların elf yurdunda iyi karşılanmadığıydı..
Tapınaktan içeri girdi, aynı daha önce Lord Oren'e ağlılığını sunmak için geldiği zamanki gibi.. Ama arada bir fark vardı, o zaman Lord Oren diyardan sürülmüştü, şimdi ise eski gücünü tekrar geri kazanmak için çabalıyordu..
Oren'i ve önünde çöken şövalyeyi gördü düşünceleri arasından büyücü.. Sadece bir anlığına tereddüt etti, sonra hemen Lord Oren'i önünde diz çöküp ona yalvardı:
"Buraya adaletin tanrısı olan Lord Oren'e bağlılığımı sunmak için geldim.. Buraya adaletin bir parçası olmaya geldim.."
Ne kadar ironik bir durumdu, daha önceki gelişinde kaosa tapınyordu, oren'i seçmesinin nedeni de buydu, ama bu sefer adalet için gelmişti, diyara adaleti dağıtmak için..
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Ã?nünde diz çöktükleri şeyin sadece bir heykel olduğunu anlamaları uzun sürmedi..çok gerçekçiydi ama sadece bir heykeldi.. cevap veren ses oren in olmasına rağmen bedenen olda bulunmuyordu ya da onlar göremiyordu...
Bağlılıklarınız kabul edilldi..
size söyleyeceklerim sadece şunlar.. bundan sonrakilere de siz ileteceksiniz....
1- ölüm bir ceza olduğu kadar bir hediyedirde
2-yaşam sizxe verilmiş birer hediyedir
3- ölüm rastgele dağıtılmamalıdır
4- bir savaşcı onurlu olmalıdır, silahsız birine kılıç çekmez ya da kılıcı haksız ve boş yere sallanmaz.
5- gereksiz savaş yapılmamalıdır....
Bağlılıklarınız kabul edilldi..
size söyleyeceklerim sadece şunlar.. bundan sonrakilere de siz ileteceksiniz....
1- ölüm bir ceza olduğu kadar bir hediyedirde
2-yaşam sizxe verilmiş birer hediyedir
3- ölüm rastgele dağıtılmamalıdır
4- bir savaşcı onurlu olmalıdır, silahsız birine kılıç çekmez ya da kılıcı haksız ve boş yere sallanmaz.
5- gereksiz savaş yapılmamalıdır....
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Vilthas zihninde bir ses duydu: "Bağlılıklarınız kabul edildi."
O zaman kafasını kaldırıp baktığında önünde diz çöktükleri şeyin sadece bir heykel olduğunu anladı.. Sonra Lord Oren'nin 5 hükmü yankılandı zihninde.. Yüzünde hafif bir gülümseme ile yanındaki şövalyeye döndü ve ekledi: "Merhaba soylu şövalye, ben Vilthas, yarı-elf, bir büyücüyüm." Daha doğrusu öyleydim diye geçirdi aklından.. Büyü konseyi hakkında birşeyler hatırlıyordu ama tam olarak.. Evet işte hatırlayamadığı nokta buydu.. Düşüncelerinden sıyrılıp paladine döndü cevap beklercesine.
O zaman kafasını kaldırıp baktığında önünde diz çöktükleri şeyin sadece bir heykel olduğunu anladı.. Sonra Lord Oren'nin 5 hükmü yankılandı zihninde.. Yüzünde hafif bir gülümseme ile yanındaki şövalyeye döndü ve ekledi: "Merhaba soylu şövalye, ben Vilthas, yarı-elf, bir büyücüyüm." Daha doğrusu öyleydim diye geçirdi aklından.. Büyü konseyi hakkında birşeyler hatırlıyordu ama tam olarak.. Evet işte hatırlayamadığı nokta buydu.. Düşüncelerinden sıyrılıp paladine döndü cevap beklercesine.
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
slm elf dostu tanışıma memnunu oldum ama gitmem gerk kusura bakma işallah başka bir zaman elf
elini elfin omuzuna koydu bişi söliyecekmiş gibi oldu kapıya dogru yöneldi
ve uzaklaştı
elini elfin omuzuna koydu bişi söliyecekmiş gibi oldu kapıya dogru yöneldi
ve uzaklaştı
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Vilthas şövalyenin sözlerini biraz üzntüyle de olsa normal karşıladı.. Ã?Ok yanlızdı ve çoğu büyü kullanıcısının aksine, o herzaman bir şövalyenin arkadaşlığından memnun olurdu.. Ama başka bir sefere diye geçirdi içinden.
Sonra şövalyenn elini omzunda hissetti, sanki birşey söyleyecekti ama sonra vazgeçip kapıya yöneldi. Vilthas da şövalyenin uzaklaştığını görünce ona yetişmek için arkasından koşmak zorunda kaldı.
"şövalye, dur ne söyleyeceksen söyle, içinde kalmasın..." diye bağırdı arkasından.
Sonra şövalyenn elini omzunda hissetti, sanki birşey söyleyecekti ama sonra vazgeçip kapıya yöneldi. Vilthas da şövalyenin uzaklaştığını görünce ona yetişmek için arkasından koşmak zorunda kaldı.
"şövalye, dur ne söyleyeceksen söyle, içinde kalmasın..." diye bağırdı arkasından.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest