>ÖATLAK KAZAN<
Hükümlü şovalyenin hemen yanında oturuyordu İshtarin. Ağzını bıçak açmıyordu. Sakin görünüyordu ama içinde fırtınalar kopuyordu. Vampirlerle kapışmak için gün sayıyordu. Dünya üzerinde en çok nefret ettiği yaratıklardı vampirler. İsimlerinin telaffuzu bile kanındaki adrenalini artırıyordu. Devamlı düşünceler içindeydi. O anı bekliyordu ;kapışma zamanını.
Herşeyini hazırlamıştı. Kontrollerini yapmıştı eşyalarının defalarca. şimdi sadece avın başlamasını bekliyordu...
Herşeyini hazırlamıştı. Kontrollerini yapmıştı eşyalarının defalarca. şimdi sadece avın başlamasını bekliyordu...
BanKai
Thlyrotel Hrisskar'ın sözlerini dinledi, cevabı kendisininde bilmediğini belirten bir işaret yaptı, sonra ayağa kalktı, orada bulunanların dikkatini çekecek şekilde ayağa kalktı... bir süre sessizliğin sağlanmasını bekledi, sessizliğin sağlandığından emin olduktan sonra konuşmaya başladı...
"Dostlar vampirlerle savaşa başlamadan önce onlar hakkında bilgi sahibi olmalıyız.. size bildiklerimi anlatayım..
Ã?ncelikle bir vampiri öldürmek için silahlar yetersizdir, evet silahlar onlara hasar verir.. ama ölmesini asla sağlayamaz.. yeterince hasar alan bir vampir gaz formuna dönecektir.. ve sonra gündüzü geçirdiği cehennem neresi ise orada bir tür iyileşme uykusuna yatacaktır..işte vampir bu uykuda iken göğsüne çakılan bir kazık ölümüne neden olacaktır.. bunun dışında pençeleri büyülü özellikler taşır, bu sebeple kesinlikle pençelerinden uzak durun... başka bir bilgisi olan varsa lütfen paylaşsın bizimle.."
"Dostlar vampirlerle savaşa başlamadan önce onlar hakkında bilgi sahibi olmalıyız.. size bildiklerimi anlatayım..
Ã?ncelikle bir vampiri öldürmek için silahlar yetersizdir, evet silahlar onlara hasar verir.. ama ölmesini asla sağlayamaz.. yeterince hasar alan bir vampir gaz formuna dönecektir.. ve sonra gündüzü geçirdiği cehennem neresi ise orada bir tür iyileşme uykusuna yatacaktır..işte vampir bu uykuda iken göğsüne çakılan bir kazık ölümüne neden olacaktır.. bunun dışında pençeleri büyülü özellikler taşır, bu sebeple kesinlikle pençelerinden uzak durun... başka bir bilgisi olan varsa lütfen paylaşsın bizimle.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
squan hanın kalabalıklaştığını fark etti.Özellikle kalabalık bir topluluk vardı.Hiçbirini önemsemedi.Önemseyeceği daha önemli konular vardı.Hızla yemeğini yedi ve parasınıda masanın üstüne bıraktı.Kapıya doğru ilerlerken han sahibi eflayı aradı gözleri.Etrafta görememişti.
Derin bir iç çekerek handan ayrıldı...
Derin bir iç çekerek handan ayrıldı...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
-
Ereshin
- Başbüyücü
- Posts: 171
- Joined: Wed Aug 04, 2004 10:00 am
- Location: 35,5 KARŞIYAKA, İstanbul
- Contact:
Beyaz cüppeleri içinde hana girdi Ereshin, gözleri etrafı taradı ve sonunda buldu vampir avlamak için toplanan insanları. Yanlarına gitmeden önce şöyle bir süre baktı insanlara, "kaçımız geri dönebilecek acaba bu maceradan, bunların kaçı gerçek savaşçılar kaçı kendini cesur sanan aptallar merak ediyorum doğrusu neyse göreceğiz bakalım" dedi ve güruha doğru ilerledi "Selamlar ben geldim!!!....."
I break the silence now because I want the facts known. If I am to be judged let me be judged by the truth.
Etrafı dikkatle inceledi Changes ve dostlarından thyrlotel i gördü yanına yaklaştı.O sırada Thyrlotel konuşuyordu kulak misafiri oldu Changes bir süre konuşması bitince sözü aldı Changes.
-Tekrar merhaba dostlarım.Sanırım vampirler hakkında bilinenler onların halk arasında dolaşan hikayelerinden başka bir şey değil.İlk olarak bilmelisiniz ki kalbe çakılan bir kazık vampiri öldürmez sadece dondurur ve hareketsiz bırakır ta ki o kazık yerinden çıkana dek.Onları öldürmek için ya yakmalı ya da kafasını gövdesinden ayırmalı.Tabii güneş ışığıda yeterli zararı verecektir.
-Tekrar merhaba dostlarım.Sanırım vampirler hakkında bilinenler onların halk arasında dolaşan hikayelerinden başka bir şey değil.İlk olarak bilmelisiniz ki kalbe çakılan bir kazık vampiri öldürmez sadece dondurur ve hareketsiz bırakır ta ki o kazık yerinden çıkana dek.Onları öldürmek için ya yakmalı ya da kafasını gövdesinden ayırmalı.Tabii güneş ışığıda yeterli zararı verecektir.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
bir an iki büklüm oldu dev adam.İçinde büyük bir acı hissetti.şaşıran gözlere baktı.
-Ters giden bir şeyler var dedi.
Hemen dışarı çıktı ve atına bindi.Gideceği yer belliydi,Savaşçıların Mabedi.
-Ters giden bir şeyler var dedi.
Hemen dışarı çıktı ve atına bindi.Gideceği yer belliydi,Savaşçıların Mabedi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Dostunun bu ani gidişi Ranger elf'i şaşırtmıştı.. arksından gitmek için bir hamle yaptı önce.. sonra vazgeçti, "her ne yapıyorsa doğruyu yapıyordur Changes" diye geçirdi içinden.. sonra arkasını döndü, handa oturanların tek tek simalarını inceledi... yüz ifadesi hala sertti.. rahatsızlığı kesinlikle belliydi elf'in, sanki boğuluyordu.. "oturmam gerek" diye düşündü.. otursada birşey değişmeyecekti aslında.. dışarı çıkmalıydı ama beklemeliydide.. hiçbirşeyi kaçırmak istemiyordu.. nefes'i gittikçe daralıyordu.. hayır bu normal değildi, birşeyler ters gidiyordu.. gözleri handa çılgınca dönmeye başladı.. dostu Hrisskar ona yönelmişti.. ona bakıyor ağzını oynatıyordu..."Lanet" diye haykırdı, Hrisskar ağzını oynatmıyordu elf hiç birşey duymuyordu.. dışarı.. dışarı çıkmalıydı.. ayağa kalktı handakilerin şaşkın bakışları altında dışarı koşturdu, koşmak çok zordu.. koşarken her tarafı dağıtmıştı elf, farkında bile değildi ne yaptığının.
Thlyrotel dışarı çıktığında uzaklardan.. çok uzaklardan gelen bir çığlık.. hanın pencerelerini parçaladı.. o kadar iğrenç bir çığlıktı ki handakiler iki büklüm yere kapaklandılar..bu çığlık bir süre daha devam etti öyleki içi daralan duymada zorluk çeken elf bile, korkuyla yere kapaklandı.. buda yetmezmiş gibi olayı anlamlandıramayan, korkuya kapılan insanlarında çığlıkları yükselmeye başladı diyarda, her çığlık başka bir çığlığa neden oluyordu, birbirlerinin bağırdıklarını gören insanlar bağırmaya başlıyorlardı.. elf artık nefes alamıyordu.. suratı kıpkırmızı kesilmişti, elf korkuyordu, öleceğini hissediyordu.. umutsuzca buna neden olabilecek şeyleri geçiriyordu aklından.. binlerce sebep ve sonuç aklında dönüyordu.. hepside saçma sapan şeylerdi.. insan ölüme yaklaşınca böyle saçmalayabiliyordu demekki.. tam bu anda bir deprem elf'in tek desteği olan taştan zeminide sarsmaya başladı.. sesler gittikçe azalıyordu, zaman durmuştu sanki, elf kafasını taş zemine çarptı.. deprem her yanı sarsıyordu.. insanlar çığlık çığlığa kendilerini evlerinden dışarı atıyordu..Thlyrotel ise her gece yaptığı gibi sırt üstü yere uzanmış huzur içinde yıldızları seyrediyordu.. olanların farkında bile değildi sanki.. elf.. ölüyordu.. sonra deprem durdu... elf içine öyle bir nefes çektiki.. sanki bu ana rahminden çıktıktan sonra içine çektiği ilk nefes gibiydi.. kalbinde hissettiği güç içinden çekilmişti, bu hissi iyi bilirdi elf.. çünkü kazanalı çok olmamıştı.. sonra bir öksürük nöbeti bedenini sarsmaya başladı... bu aciz anında elf herşeyi anlamıştı.."Burock" diye geçirdi içinden... "yok oldu"..
Thlyrotel dışarı çıktığında uzaklardan.. çok uzaklardan gelen bir çığlık.. hanın pencerelerini parçaladı.. o kadar iğrenç bir çığlıktı ki handakiler iki büklüm yere kapaklandılar..bu çığlık bir süre daha devam etti öyleki içi daralan duymada zorluk çeken elf bile, korkuyla yere kapaklandı.. buda yetmezmiş gibi olayı anlamlandıramayan, korkuya kapılan insanlarında çığlıkları yükselmeye başladı diyarda, her çığlık başka bir çığlığa neden oluyordu, birbirlerinin bağırdıklarını gören insanlar bağırmaya başlıyorlardı.. elf artık nefes alamıyordu.. suratı kıpkırmızı kesilmişti, elf korkuyordu, öleceğini hissediyordu.. umutsuzca buna neden olabilecek şeyleri geçiriyordu aklından.. binlerce sebep ve sonuç aklında dönüyordu.. hepside saçma sapan şeylerdi.. insan ölüme yaklaşınca böyle saçmalayabiliyordu demekki.. tam bu anda bir deprem elf'in tek desteği olan taştan zeminide sarsmaya başladı.. sesler gittikçe azalıyordu, zaman durmuştu sanki, elf kafasını taş zemine çarptı.. deprem her yanı sarsıyordu.. insanlar çığlık çığlığa kendilerini evlerinden dışarı atıyordu..Thlyrotel ise her gece yaptığı gibi sırt üstü yere uzanmış huzur içinde yıldızları seyrediyordu.. olanların farkında bile değildi sanki.. elf.. ölüyordu.. sonra deprem durdu... elf içine öyle bir nefes çektiki.. sanki bu ana rahminden çıktıktan sonra içine çektiği ilk nefes gibiydi.. kalbinde hissettiği güç içinden çekilmişti, bu hissi iyi bilirdi elf.. çünkü kazanalı çok olmamıştı.. sonra bir öksürük nöbeti bedenini sarsmaya başladı... bu aciz anında elf herşeyi anlamıştı.."Burock" diye geçirdi içinden... "yok oldu"..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
-
green_eye_of_devil
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Mon Jul 12, 2004 10:00 am
- Location: Unknown
- Contact:
Dostunu kendini dışarı atışını ve sonraki çığlık kıyametini ve depremi anlamaya calıştı green daha sonra arkadışın yerde iki büklüm halini gördüğünde onu öldü zanetti bu olmazdı ve sonrasında arkadaşının öksürük nöbeti onu rahatlattın ölmemişti ancak ne olmuştu onu bukadar ölüme yaklaştıran ne idi iyimisin ne oldu bu da neyin nesi idi Thlyrotel neler oluyoru bu kahrolası yerde.
hayatın daima görmediğimiz bir yanı vardır. ve hep o yanı görmek isterken asıl kısmını kaçırırız...
"Lanet diye geçirdi içinden şövalye. Burock'un savaşçısının peşinden gitti şövalye önce Changes ardından Thlyrotel tam kapının önündeyken korkunç bir güç onu yere devirdi ve yere iki büklüm düştü. İlerdeki elfin de aynı durumda olduğunu gördü.
Kendine geldiğinde ise zar zor elfin yanına gitti...
"Neydi bu tanrılar aşkına?"
Bu olay hiçbir şekilde hayra alamet değildi...diayarda bir şeyler oluyordu....
Kendine geldiğinde ise zar zor elfin yanına gitti...
"Neydi bu tanrılar aşkına?"
Bu olay hiçbir şekilde hayra alamet değildi...diayarda bir şeyler oluyordu....
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Eru
Erumollien atını hanın girişine bağladı ve merdivenleri hızla tırmanarak hanın kapısını açtı.. Biraz geç kalmıştı kişisel bazı meseleleri vardı... Emanet teslim edilmişti.. Ayrıca Oren tapınağının yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Kapıyı yavaşça aralayarak içeriye girdi ve hancıya doğru yaklaştı... Hancıya "Hükümlü şövalye nerede ?" diye hafifçe sordu
Gnom çok yorgundu uzun bir yoldan gelmişti. Arayışı henüz bitmemişti. Ancak burada tanıdık topraklarda bir süre dinlenmek istiyordu. Ve öyküsüne devam etmek. İçerideki hiçbir şeyin neredeyse hiçbir şeyin farkına varmadan yukarı çıktı. Hancı ile konuşmayı bile unutmuştu. Ã?ıktı ve kapıyı açtı kapı açıktı. Yatağa uzandı. Ve gözlerini kapadı.
NOT: Arkadaşlar eğer kapı kapalı idiyse. Beni hanın önünde uyuyakalmış ve rüya görüyor sayabilirsiniz. )
NOT: Arkadaşlar eğer kapı kapalı idiyse. Beni hanın önünde uyuyakalmış ve rüya görüyor sayabilirsiniz. )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
LOGAN AFALAMIşTI BİRDEN ETRAF KARIşMIşTI NE OLDUNU ANLAMAMIşTI BİLE AMA BİR KÃ?TÃ?LÃ?K VARDI ETRAFTA ONU BİLİYORDU VE HİSEDİYORDU HÃ?KÃ?MLÃ?YÃ? GÃ?RDÃ? VE YANINA GİTTİ BİR KÃ?TÃ?LÃ?K VAR NE OLUYOR Bİşİ FARK ETİNİZ Mİ ??
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Thlyrotel bir süre daha yerde yattı, bu durumu atlatmak o kadarda kolay değildi.. önce kararan gözleri normale döndü, sonrada nefes alış verişi... daha sonra Hrisskar'ı gördü elf, doğruldu dostu haklı olarak ne olup bittiğini merak ediyordu....
"Tanrım Burock yok oldu Hrisskar" dedi Ranger.. sonra dostu Changes'e doğru kaydı düşünceleri.. şimdi anlıyordu hanı neden bu şekilde hızla terk ettiğini... tekrar Hrisskar'a kaydı bakışları..
"Sanırım Changes'de öldü.. ama bilemiyorum.."
Diyarda yaşayan halkın çoğu korkuyla sokaklara dökülmüştü.. çevrede ağlayan pek çok çocuk vardı... Hükümlüde oradaydı..
"Burock ölümünü böyle anlattı diyara Hükümlü.." dedi elf.. sonrada yaşadığı şok nedeniyle yere yıkıldı..
"Tanrım Burock yok oldu Hrisskar" dedi Ranger.. sonra dostu Changes'e doğru kaydı düşünceleri.. şimdi anlıyordu hanı neden bu şekilde hızla terk ettiğini... tekrar Hrisskar'a kaydı bakışları..
"Sanırım Changes'de öldü.. ama bilemiyorum.."
Diyarda yaşayan halkın çoğu korkuyla sokaklara dökülmüştü.. çevrede ağlayan pek çok çocuk vardı... Hükümlüde oradaydı..
"Burock ölümünü böyle anlattı diyara Hükümlü.." dedi elf.. sonrada yaşadığı şok nedeniyle yere yıkıldı..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
