YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Her gün yavaş ama dikkatlice kazdı tünelleri Dharmon Brenne,her gün ama karanlıkta.Sessiz olmalıydı dikkat çekmemeliydi.Yavaş yavaş heryerini işledi bu tünellerin korkmuş surat figürleri,katliam ve dehşet ile.
Kan dokudu her yerine yavaş yavaş.Yıllardır gizlice yürüttüğü bu çalışmalar sonunda meyvesini veriyordu.Karanlıkta göründü beyaz gözleri adamın.Yıkım ve katliam olarak adlandırmıştı içindeki açlığı istediği korkuydu istediği sessizlikti ve istediği intikamdı.İntikam,işte o saf duygu,hiddeti doruğa çıkartan,yıkımın hazırlayıcısı ve besleyicisi.En iyisinden en gaddarına herkesin içindeki o güzel siyah çiçek.Her gün büyüyen bir ateş şimdi onu körüklemenin zamanıydı yavaş yavaş,aceleye gerek yoktu.Bunca sabır bir anda yok olmamalıydı korkuyu görmek istiyordu gözlerinde kurbanlarının o saf korkuyu ve her yer buna göre dizayn edilmişti.şimdi sıra yoldaşlar bulmaya gelmişti bu korkuyu diyara dağıtacak ve can alacak.Ama biliyordu ki bu mabed birleştirecekti hepsini önemli olan bilinmesinin yanında gizli kalmasıydı bir o kadar.Onun için gözle görülemezdi girişi bu yeraltı mabedinin,onun için bilinemezdi bu yeni kurulacak birliğin kalesi.Sadece saf duygulara sahip olanlar bulacaktı bu mabedi içlerindeki hisleri takip ederek.Saf intikam,katliam ve yıkım.O kale ki saf duygular için birleştirecekti diyardakileri yıkım,katliam,korku ve intikam ile.Çok zaman aradı içindeki bu boşluğu dolduracak bir tanrıyı ama yoktu diyarlarda işte o zaman verdi kararını gerek yoktu bir tanrıya,çünkü kişilerde büyüyordu bu duygular zamanla ve onlar herkesti her yaratılan.
Kan dokudu her yerine yavaş yavaş.Yıllardır gizlice yürüttüğü bu çalışmalar sonunda meyvesini veriyordu.Karanlıkta göründü beyaz gözleri adamın.Yıkım ve katliam olarak adlandırmıştı içindeki açlığı istediği korkuydu istediği sessizlikti ve istediği intikamdı.İntikam,işte o saf duygu,hiddeti doruğa çıkartan,yıkımın hazırlayıcısı ve besleyicisi.En iyisinden en gaddarına herkesin içindeki o güzel siyah çiçek.Her gün büyüyen bir ateş şimdi onu körüklemenin zamanıydı yavaş yavaş,aceleye gerek yoktu.Bunca sabır bir anda yok olmamalıydı korkuyu görmek istiyordu gözlerinde kurbanlarının o saf korkuyu ve her yer buna göre dizayn edilmişti.şimdi sıra yoldaşlar bulmaya gelmişti bu korkuyu diyara dağıtacak ve can alacak.Ama biliyordu ki bu mabed birleştirecekti hepsini önemli olan bilinmesinin yanında gizli kalmasıydı bir o kadar.Onun için gözle görülemezdi girişi bu yeraltı mabedinin,onun için bilinemezdi bu yeni kurulacak birliğin kalesi.Sadece saf duygulara sahip olanlar bulacaktı bu mabedi içlerindeki hisleri takip ederek.Saf intikam,katliam ve yıkım.O kale ki saf duygular için birleştirecekti diyardakileri yıkım,katliam,korku ve intikam ile.Çok zaman aradı içindeki bu boşluğu dolduracak bir tanrıyı ama yoktu diyarlarda işte o zaman verdi kararını gerek yoktu bir tanrıya,çünkü kişilerde büyüyordu bu duygular zamanla ve onlar herkesti her yaratılan.
Last edited by CHANGES on Fri Mar 11, 2005 12:04 am, edited 2 times in total.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Hissediyordu DHarron Brenne bu gücün yakında içinde bu duyguları taşıyan herkesi buraya çekeceğini önemli olan onları birleştirmekti.Böylece yıkımın gücü inanılmaz boyutlara ulaşabilecekti,böylece artacaktı katliamın tadı ve cinayetin.Böylece beslenecekti intikam ateşi yıkımın külleri ile.şimdi yavaşça oturdu tahtına ve beklemeye başladı gelecek olanları onlar ki sadece yoldaş olacaklardı asla bir köle değil,yoldaşlar ki ortak amaçta birlikte hareket edecekleri.
Siyah cübbesinin altında gözleri beyaz beyaz parladılar ölümefendisinin,görmek için ışığa ihtiyacı yoktu ve karanlık gizlilik demekti.
Siyah cübbesinin altında gözleri beyaz beyaz parladılar ölümefendisinin,görmek için ışığa ihtiyacı yoktu ve karanlık gizlilik demekti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Yukarıdaki topraklar üzerinde belli bir giriş noktası yoktu gözle görülen sadece yeterince dikkatle bakanlar anlayabilirdi o dev kayanın arkasında bir ilüzyon olduğunu.İçeri girenler ilk önce yüzlerce kuru kafanın kakıldığı iki duvar arasından yürürdü ta ki tünellere kadar.Burada onlarca koridor adeta bir labirent gibi işlenmişti ve her yer ölüm kokuyordu.Yerler topraktı ve sadece tepedeki gül işlemesini takip edenler yolunu bulabilirdi bu labirentte.Yolları ise doğruca önüne çıkardı DHarron Brenne nin.Bu büyük salona bir çok yerden bağlanan koridor vardı.Ama bu koridorlar sadece çıkış içindi diğer taraftan görülemezdi asla girişleri.Büyük salon dışında 4 tane kurban odası vardı sadece öldürme zevkini tatmak isteyenler için ve mumlarla aydınlatılmıştılar.Burası ölümün yaşadığı yerdi cinayetin intikamın ve yıkımın.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Dharron Brenne ölümün efendisiydi ve ölüm onun için bir son değildi,belki de bir başlangıç.Bu nedenle burayı terkederken kurban bulmak için içeride askerler yaratıyordu ölümden koruması için mabedi.Geri geldi Brenne yanında küçük bir kız çocuğu ile ve girdi koridorlardan içeri.Ã?ocuğun çığlıkları arttı ve bir süre sonra hıçkırıklara dönüştü,hıçkırırk nöbetlerine.Bu iyiydi korktuğunu gösteriyordu kurbanının demekki sonuçları hiç de fena değildi bu emeklerin.Bağladı çocuğu bir kurban odasına ve çağırdı bir askerini sadece korkutmak için çocuğu ta ki saldırana kadar çocuğa yaşama susamış ölüm.Sonra yoketti bu askeri ama istediğini almıştı o korkuyu koklayabiliyordu.Hançerini çıkardı yavaşça siyah metalden yapılmış hançerini ve çocuğun vücudunda yarıklar açmaya başladı öldürmeden en çok acıyı çekmesi için.Aslında bu bir intikamdı kendi ırkından alınan ve açlığını bastırıyordu ölüm efendisinin.
Son hamle için aldı orağını eline ve parladı gözleri mum alevinde son vuruş için.Kafası vücudundan ayrıldığında gözleri hala korkunun verdiği şaşkınlıkla açıktı küçük kızın.
Sonra bir büyü okudu yavaşça ölüm efendisi ve tüm derisi döküldü küçük kızın pul pul ve etleri karardı önce ve döküldüler toz olup.Kemikler ise duvardaki diğer kemiklerin yanında yerlerini aldılar.Bu kurban bu diyarda kendi intikam ve katliam duygularını beslese de Brenne nin,ölümün külleri ile beslenen karanlık diyardaki bir efendiye de güç katıyordu ve bu sunaklarda yeterince kurban verildiğinde yani efendi yeterince güçlendiğinde gelecekti bu diyara ve işte o zaman yıkımın boyutları inanılmaz derecede büyüyecekti.
Son hamle için aldı orağını eline ve parladı gözleri mum alevinde son vuruş için.Kafası vücudundan ayrıldığında gözleri hala korkunun verdiği şaşkınlıkla açıktı küçük kızın.
Sonra bir büyü okudu yavaşça ölüm efendisi ve tüm derisi döküldü küçük kızın pul pul ve etleri karardı önce ve döküldüler toz olup.Kemikler ise duvardaki diğer kemiklerin yanında yerlerini aldılar.Bu kurban bu diyarda kendi intikam ve katliam duygularını beslese de Brenne nin,ölümün külleri ile beslenen karanlık diyardaki bir efendiye de güç katıyordu ve bu sunaklarda yeterince kurban verildiğinde yani efendi yeterince güçlendiğinde gelecekti bu diyara ve işte o zaman yıkımın boyutları inanılmaz derecede büyüyecekti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
O geldiğinde her şey hazır olmalı diye geçirdi aklından Brenne.Burada bu birlikte diyara yıkım dağıtacak olan herkese ihtiyaç vardı ve bunlar değerli müttefikler olacaklardı.şimdi onlara bir çağrı yapmanın zamanı diye düşündü ve yavaşça yürüdü yerde büyük bir pentagram çizili salona.
Mumları yerleştirdi özenlice ve tüm yazıları büyük bir özenle yazdı pentagramın çevresine.Bu bir iletişim büyüsü idi ve kimle iletişim kurulacağını sadece pentagramın ortasında duran kişi bilebilirdi.Yıkım diye düşündü büyücü,intikam,nefret ve korku işte bu hisleri duyanlar alacaktı çağrıyı.
-Gelin yoldaşlarım yıkımın ve nefretin olduğu yere gelin,onlardan korkmadan korkulacak olun.Hepsiyle tek başınıza değil değerli müttefiklerle birlikte yüzleşin.Gücümüzün büyüklüğü birlikteliğimizden gelecek ve içimizdeki kin ve nefret onları boğacaktır.İçinizdeki duygular sizi olmanız gereken yere getirecektir onları takip edin.
Mumları yerleştirdi özenlice ve tüm yazıları büyük bir özenle yazdı pentagramın çevresine.Bu bir iletişim büyüsü idi ve kimle iletişim kurulacağını sadece pentagramın ortasında duran kişi bilebilirdi.Yıkım diye düşündü büyücü,intikam,nefret ve korku işte bu hisleri duyanlar alacaktı çağrıyı.
-Gelin yoldaşlarım yıkımın ve nefretin olduğu yere gelin,onlardan korkmadan korkulacak olun.Hepsiyle tek başınıza değil değerli müttefiklerle birlikte yüzleşin.Gücümüzün büyüklüğü birlikteliğimizden gelecek ve içimizdeki kin ve nefret onları boğacaktır.İçinizdeki duygular sizi olmanız gereken yere getirecektir onları takip edin.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Büyüsünü bitirdikten sonra ayağa kalktı DHarmon Brenne,yavaş yavaş bütün büyü malzemelerini topladı.Ã?ağrıyı ilk alanlar yola çıkma hazırlıklarına başlamış olmalıydılar.Yakında buraya gelecek yeni yıkım güçleri intikamın ve nefretin neferleri bir birlik olacaktı.Evet bir birlik diye düşündü peki ama kim di bu birlik ve ne için biraradaydılar.O an gözlerini kıstı yavaşça ve tavandaki gül amblemini gördü.Gül diye mırıldandı daha çok uğuldamaya benzeyen bir soğuklukla ve kararını verdi.ROSE&SKULLS olacak dedi bu oluşumun ismi.Birlikte olacaklardı çünkü ancak bir birlik içerisinde daha güçlü olabilirdi savaşçılar ve daha korumalı olurdu büyücüler.Ve tabii ki efendi,o bu diyara gelince diyar hiç görmediği bir karanlığa boğulacak diye düşündü.İşte o zaman adalet ve iyilik için adı altında sadece kendi egolarını tatmin için cana kıyanlar,tanrıları adına savaştıklarını söyleyen zavallılar güçten düşecekler ve siz çökecekler bu büyük gücün önünde.Ve ölüm,tüm fanilerin çekindiği ölüm asla bir son olmayacak ROSE&SKULLS müritleri için belki bir başlangıç.Sonsuz varlıkları için bir başlangıç.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Dharmon Brenne bu catacomba benzeyen yapıdaki son düzenlemeleri yapıyordu,yerden aldığı son kurukafayı da duvara itinayla yerleştirirken bir sarsıntı hissetti küçük pek umursamadı ama arkasından gelen tiz bir çığlık ve büyük sarsıntı bu adamı dizleri üzerine düşürecek kadar şiddetliydi.Catacombun güney tarafındaki duvar büyük bir gürültüyle yıkıldı neyse ki olan en büyük hasar buydu.Ã?ığlıklar ve sarsıntılar sona erdiğinde yavaşça kalktı Brenne etrafa bir göz gezdirdi.Acaba kendi güçlerimi zorladım mı ya da aştım mı diye düşündü?Ya da çağrısına kulak veren çok güçlü birisi olabilirdi.
Aslında bunların hiçbirisi değildi olan biten.Olanlar yarı tanrı Burock ile Azalin'in savaşının sonuçları idi.Ã?ığlıkların kalesi yıkılmış ve bu iki yarı tanrı da diyarlardan göçmüştü.Bu büyük yıkımda bu nedenle gerçekleşmişti.
Yıkılan güney uvarına doğru yürüdü Brenne,yaklaştı.Duvar tamamen göçmemişti ama Brenne oradayken ilk önce küçük bir kaya yavaş yavaş zıplayarak yuvarlandı ve onu bir diğeri takip etti ve sonunda güney duvarı tamamen göçtü.Toz ve toprak heryeri kapladı ama sonra Brenne nin gözlerine garip bir ışık geldi duvarın olduğu yerden.Yavaşça yaklaştı Brenne gözlerinin normal ışık düzenine geçmesine izin vererek.Burada oluşan bir delik vardı ve bu delik büyük bir volkanın içine doğru açılıyordu.
Yüzlerce metre aşağılardan akan lavlar ve çıkan gazla buradan net olarak görülebiliyordu.Ancak bu lavların üzerinde bir kaç yüz metre yukarıda bir çok halat köprü göze çarpıyordu.Bu köprüler bazı tünellere bağlanıyordu.Görünüşe bakılırsa iki tarafta da bazı canlılar olmalıydı.
Zamanla kimler olduklarını öğrenecekti.
Aslında bunların hiçbirisi değildi olan biten.Olanlar yarı tanrı Burock ile Azalin'in savaşının sonuçları idi.Ã?ığlıkların kalesi yıkılmış ve bu iki yarı tanrı da diyarlardan göçmüştü.Bu büyük yıkımda bu nedenle gerçekleşmişti.
Yıkılan güney uvarına doğru yürüdü Brenne,yaklaştı.Duvar tamamen göçmemişti ama Brenne oradayken ilk önce küçük bir kaya yavaş yavaş zıplayarak yuvarlandı ve onu bir diğeri takip etti ve sonunda güney duvarı tamamen göçtü.Toz ve toprak heryeri kapladı ama sonra Brenne nin gözlerine garip bir ışık geldi duvarın olduğu yerden.Yavaşça yaklaştı Brenne gözlerinin normal ışık düzenine geçmesine izin vererek.Burada oluşan bir delik vardı ve bu delik büyük bir volkanın içine doğru açılıyordu.
Yüzlerce metre aşağılardan akan lavlar ve çıkan gazla buradan net olarak görülebiliyordu.Ancak bu lavların üzerinde bir kaç yüz metre yukarıda bir çok halat köprü göze çarpıyordu.Bu köprüler bazı tünellere bağlanıyordu.Görünüşe bakılırsa iki tarafta da bazı canlılar olmalıydı.
Zamanla kimler olduklarını öğrenecekti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Eldarin
Myrthul _the Nightwielder_ uzun süredir yeraltının kuytu karanlıklarında gezinmekteydi.buraya Ansalon diye bilinen farklı bir dünyadan gelmişti.açıkçası oraya geri dönmek en büyük emeliydi,dönmek ve Ergoth taki güçlü kulesinde çalışmalarına devam etmek.ve kara Dalamar ı haketmediği konumndan düşürmek...
ancak bilmediği başka bir dünyadaydı.belki farklı bir boyut belki de başka bir kozmos........
yeraltının güvensiz ,dar yollarında üç gündür kayıptı ve çıkış yolunu belirten en ufak bir ize dahi rastlamamıştı.
İşte tam bu noktada Myrthul yıkık bir koridorla karşılaştı.yüzeye oldukça yaklaştığını sezebiliyordu.fakat buraları incelemekte bayağı cazipti ona göre.
dar merdivenlerden aşağı inmeye başladı.burada yaşam belirtileri olduğunu seziyordu.
duvarlar özenle oyulmuş üzerine çeşitli dillerde rünik semboller kazınmıştı.
evet incelemeliydi.ve öyle de yaptı.ince rünik çizgileri birer birer parşömenlerine kaydetmeye başladı.bir taraftan da bunların anlamının ne olduğunu düşünüyordu.
ancak bilmediği başka bir dünyadaydı.belki farklı bir boyut belki de başka bir kozmos........
yeraltının güvensiz ,dar yollarında üç gündür kayıptı ve çıkış yolunu belirten en ufak bir ize dahi rastlamamıştı.
İşte tam bu noktada Myrthul yıkık bir koridorla karşılaştı.yüzeye oldukça yaklaştığını sezebiliyordu.fakat buraları incelemekte bayağı cazipti ona göre.
dar merdivenlerden aşağı inmeye başladı.burada yaşam belirtileri olduğunu seziyordu.
duvarlar özenle oyulmuş üzerine çeşitli dillerde rünik semboller kazınmıştı.
evet incelemeliydi.ve öyle de yaptı.ince rünik çizgileri birer birer parşömenlerine kaydetmeye başladı.bir taraftan da bunların anlamının ne olduğunu düşünüyordu.
Bir kaç ayak sesi duydu Dharmon Brenne daha çok ayak altında ezilen küçük kemik parçalarının çıkardığı seslere benziyordu.Hızlıca büyük salona geçti.Bütün koridorlar buraya çıkıyordu ne de olsa.Ayak sesleri yaklaşıyordu ve garip bir kaç ses daha duydu daha çok kömürün parşömene sürterken çıkardığı sese benziyordu.Soldaki koridordan salona bir adam girdi.Adamı dikkatlice süzdü Brenne ses çıkartıp varlığını belli etmeden önce ve de en tehlikeli bir kaç büyüsünün sözlerini geçirdi hemen zihninden kullanmaya ihtiyaç duyabilirdi.
-Kendini tanıt yabancı ve evimde ne işin olduğunu açıkla diye tısladı bir ses karanlıktan.
Yabancı o tarafa döndüğünde karşısındakinin parlayan beyaz gözlerini seçebiliyordu.
-Kendini tanıt yabancı ve evimde ne işin olduğunu açıkla diye tısladı bir ses karanlıktan.
Yabancı o tarafa döndüğünde karşısındakinin parlayan beyaz gözlerini seçebiliyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Eldarin
Myrthul arkasını döner dönmez karşısında hiç tanımadığı birini buldu.CHANGES wrote:Bir kaç ayak sesi duydu Dharmon Brenne daha çok ayak altında ezilen küçük kemik parçalarının çıkardığı seslere benziyordu.Hızlıca büyük salona geçti.Bütün koridorlar buraya çıkıyordu ne de olsa.Ayak sesleri yaklaşıyordu ve garip bir kaç ses daha duydu daha çok kömürün parşömene sürterken çıkardığı sese benziyordu.Soldaki koridordan salona bir adam girdi.Adamı dikkatlice süzdü Brenne ses çıkartıp varlığını belli etmeden önce ve de en tehlikeli bir kaç büyüsünün sözlerini geçirdi hemen zihninden kullanmaya ihtiyaç duyabilirdi.
-Kendini tanıt yabancı ve evimde ne işin olduğunu açıkla diye tısladı bir ses karanlıktan.
Yabancı o tarafa döndüğünde karşısındakinin parlayan beyaz gözlerini seçebiliyordu.
'demek burası onun evi...' kafasından bu düşünceler geçiverdi bi an.parşömenini hafifçe kıvırdı iç ceplerinden birine koymaya yeltendi.bir taraftan da karşısındaki kişinin tehditkar bakışlarını savmak amacıyla konuşmaya başladı.
''adım Myrthul dostum.rahatsız etmek için yanlış bir zamanı mı seçtim.yoksa ziyaretçilerine hep böyle mi davranırsın...''
rahat gözükmeye çalıştı.karşı büyüsünü fırlatmak için sadece bir nefeslik süreye ihtiyacı vardı...
-Aslına bakarsan pek ziyaretçim yoktur,hatta buraya kendi isteğiyle gelen ilk kişi sensin.Genelde burayı pek ziyarete değer bulmazlar.Buraya giriş yolunu da pek kimse bilmez onu görmenin tek yolu içindeki o yüce duygunun yeterli düzeyde olmasıdır.Demek ki sen de bu duygu yeteri kadar var.
Sözlerini sürdürürken yavaş yavaş yürümeye başladı Brenne elinde orağıyla ama sadece etrafta dolaşıyordu gözlerini yeni gelenden ayırmadan.
-Bu durumda gelişin için kesinlikle doğru zamanı seçmişsin ama hala nereden geldiğini söylemedin Myrthul ve eğer ev sahibini merak ettiysen ben Dharmon Brenne.
Adamın üzerinde ki siyah cüppe ve üzerindeki bir kaç kuru kafa güney duvarının yıkıntıları arasından gelen ışıkla görünür oldu ve bu ışık kuzey taraftaki duvarda bazı iskeletleride aydınlattı.
Sözlerini sürdürürken yavaş yavaş yürümeye başladı Brenne elinde orağıyla ama sadece etrafta dolaşıyordu gözlerini yeni gelenden ayırmadan.
-Bu durumda gelişin için kesinlikle doğru zamanı seçmişsin ama hala nereden geldiğini söylemedin Myrthul ve eğer ev sahibini merak ettiysen ben Dharmon Brenne.
Adamın üzerinde ki siyah cüppe ve üzerindeki bir kaç kuru kafa güney duvarının yıkıntıları arasından gelen ışıkla görünür oldu ve bu ışık kuzey taraftaki duvarda bazı iskeletleride aydınlattı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Yürümeye devam etti Dharmon Brenne sadece yeni geleni daha iyi süzmek ve muhtemel silahını anlamak amacıyla ama görünen o ki yeni gelenin silahı kendisininki ile aynıydı ve alelacele bir parşömeni cebine sokması da bunu kanıtlıyordu.Bu yabancı da bir büyücüydü.
Etraftaki ölüm kokusunu içine çekti Dharmon Brenne havadaki bu koku ona güç veriyordu.Sakin bir şekilde sabırsızlığını belli etmemeye çalışarak sorusunun yanıtını bekliyordu.Olası bir savaş için en avantajlı konuma geldikten sonra durdu Brenne ve gözlerini gelenin gözlerine dikti.Elindeki orağı sıkıca tutmuştu ve diğer elide büyü bileşenlerinin bulunduğu keseciklerin üzerindeydi.
Etraftaki ölüm kokusunu içine çekti Dharmon Brenne havadaki bu koku ona güç veriyordu.Sakin bir şekilde sabırsızlığını belli etmemeye çalışarak sorusunun yanıtını bekliyordu.Olası bir savaş için en avantajlı konuma geldikten sonra durdu Brenne ve gözlerini gelenin gözlerine dikti.Elindeki orağı sıkıca tutmuştu ve diğer elide büyü bileşenlerinin bulunduğu keseciklerin üzerindeydi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Dharmon Brenne'nin zihni bir anda karardı. Korkunç şekiller ve karanlık beynine kazındı, cinayetler, ölümler, işkenceler zihnini yakarken, ölüm çığlıkları ve cehennem iblislerinin tüyler ürpertici çığlıkları kulaklarını sağır etti. Dharmon küçük kızı kurban ettiği odada bir şeyler olduğunu gördü ve kalbi korkuyla gümbürderken yeniden gözleri açıldı.
Hala yeni gelen büyücünün yanındaydı fakat pul pul terlemiş ve gözleri hafif kararmıştı. Korkunç vahşet manzaraları midesini bulandırıp neredeyse öğürmesine yol açarken, boğazı düğümlenmişti.
Korkunç kahkahalar bundan sonra her gece kabuslarında ona eşlik edecekti...
Hala yeni gelen büyücünün yanındaydı fakat pul pul terlemiş ve gözleri hafif kararmıştı. Korkunç vahşet manzaraları midesini bulandırıp neredeyse öğürmesine yol açarken, boğazı düğümlenmişti.
Korkunç kahkahalar bundan sonra her gece kabuslarında ona eşlik edecekti...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Bir an gözleri kararan Dharmon Brenne iç disiplinini sağladı ve bunun bir çeşit büyü olabileceğini düşündü.Ama kurban odasında birşeyler oluyordu ve o her neyse pek iyiye alamet bir şeye benzemiyordu.İlgilenilmesi gereken asıl sorunun orada olduğunu farketti ve misafirine döndü.
-Burada kal,garip bir şeyler var!
Orağını iki eliyle sıkıca kavradı bir saniyeden kısa bir süre içinde ağzını oynattı hiç ses çıkarmadan ve etrafında mavi bir aura belirdi.Bu bir koruma büyüsüydü.Doğru sunak odasına yöneldi.Küçük kızı kurban ettiği odaya geldi,merakla etrafa göz gezdirdi.
-Burada kal,garip bir şeyler var!
Orağını iki eliyle sıkıca kavradı bir saniyeden kısa bir süre içinde ağzını oynattı hiç ses çıkarmadan ve etrafında mavi bir aura belirdi.Bu bir koruma büyüsüydü.Doğru sunak odasına yöneldi.Küçük kızı kurban ettiği odaya geldi,merakla etrafa göz gezdirdi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Kurban odasındaki sunakta şimdiye kadar dökülmüş kanların izleri kara lekeler gibi duruyordu... Adeta ışığı emen kara lekeler sunakta hafifçe hareket ederken duvardaki kemikler oynamaya, kurukafalar dile gelmeye başladılar.
Ölüm çığlıkları bütün tapınağı doldurdu ve kurukafalarından gözlerinden akan kara yaşlar da diğer lekelerin arasına katıldı. Oda karanlık ayrıntılı bir pentagram işaretinin oluşmasıyla fısıltılarla doldu...
Nereden geldiği anlaşılamayan fısıltılar...
Ölüm çığlıkları bütün tapınağı doldurdu ve kurukafalarından gözlerinden akan kara yaşlar da diğer lekelerin arasına katıldı. Oda karanlık ayrıntılı bir pentagram işaretinin oluşmasıyla fısıltılarla doldu...
Nereden geldiği anlaşılamayan fısıltılar...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests